iyiköfüfilm

İyi “Kötü Film” olarak uzun zamandan beri takipçilerimize bir hediye vermeyi istiyorduk. Site tasarımını ve logomuzu da yapan Korku Sitesi editörlerinden Murat Özkan‘ın da yardımıyla İyi “Kötü Film” tişörtlerini sizler için hazırladık. Karşılıksız emeği için buradan birkez daha Murat Özkan‘a teşekkür ediyoruz.

Gelelim yarışmamıza… Aşağıdaki videoda 35 filme ait görüntü izleyeceksiniz. Bu görüntülerin hangi filmlere ait olduğunu bulmanızı istiyoruz. En çok filmi bilen bir kadın ve bir erkek takipçi tişörtü kazanacak. Aşağıda vereceğimiz mail adreslerine cevaplarınızı yollarken ad-soyad ve cinsiyetinizi belirtmeyi unutmayın.

Yarışma 7 Ağustos 2011 Pazar günü, saat 00:00 itibariyle sona erecek olup kazananlar ve cevaplar Salı günü açıklanacaktır.

Cevapları yollayacağınız mail adresleri:

tolga@iyikotufilm.com, mert@iyikotufilm.com

Bol Şans!

Tişört yarışmamız sona erdi. 

Videodaki filmler alfabetik olarak listelenmiştir.

1. Audition
2. Begotten
3. Bird with crystal plummage
4. Blind beast
5. Blob
6. Brainscan
7. Bride of reanimator
8. Bruiser
9. Buio omega
10. Candyman
11. Carrie
12. Cursed
13. Dark half
14. Dead alive
15. Death wish
16. Deep red
17. Dolls
18. Driller killer
19. Eternal evil of asia
20. Flesh eating mothers
21. Guzoo
22. Hausu
23. He knows you are alone
24. Hills have eyes
25. Leyak – Mystics in bali
26. Lizard in a woman’s skin
27. Marathon man
28. Nightbreed
29. Return ofthe living dead
30. Ringu
31. Slashers
32. Slither
33. Society
34. Tourist trap
35. Tucker and dale vs evil


İtalya birçok sıradışı yönetmenin doğup büyüdüğü topraklardır. Akdeniz’in bu sıcak ülkesi aynı zamanda içimizi ısıtacak bir çok erotik filme ev sahipliği yapmıştır. Kuşkusuz bu erotizm ve cinselliği benimseyen güruhun birinci önceliği kadının cinsel dünyasına yapılan yolculuklardan çok ticari kaygılardır. Fakat bu güruh içerisinde Bernardo Bertolucci ve Marco Ferrari’nin kadının cinsel dünyasına getirdikleri sıradışı yaklaşımları özel ve farklı bir yere koymamız gerekiyor. Bu iki ustayı iki film birden sinemalarının vazgeçilmez yönetmeni Tinto Brass’la aynı kefeye tabiki koymayacağız ama Tinto Brass’ın da hakettiği değeri  görmezden gelmeyeceğiz.

Tinto Brass 1933 yılında Venedik’te dünyaya geldi. Günümüz İtalyan sinemasının en popüler isimlerinden biri olmasının en önemli nedenlerinden biri bütün filmlerinin büyük sansasyon yaratmasıdır. Kadın dernekleri ve kilisenin bütün olumsuz söylemlerine karşın İtalya’da olduğu gibi İtalya dışında da popüleritesini sürdürmekte.

Roberto Rosselini’nin asistanı olarak sinemaya başlayan Tinto Brass sanılanın aksine erotik filmler yöneterek sinemaya giriş yapmamıştır. 1960 ve 1970’li yıllar arasında avant-garde filmlerde boy göstermiştir. Ayrıca bilim kurgu, polisiye ve western parodileri de çeker fakat bu ilk dönem filmleri çok fazla ilgi görmez. Sinema çevreleri ise Tinto Brass’ı umut verici yönetmenler arasında göstermektedir. Buna karşın Tinto 1967 yılından sonra tür değiştirip seks ve erotik filmlere yönelmesiyle kariyerini bambaşka bir yöne çevirir.
(daha&helliip;)


30
May
2011

En İyi 10 İhanet Filmi

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

10. Happiness (1965)

Agnes Varda’nın yönetmenliğini yaptığı film evli bir adamın karısı ve sevgilisi arasında kalması ve mutluluğu ikisiyle birlikte araması üzerine kurulu. Fransız Yeni Dalga sinemasının öncü filmlerinden olan film 15. Uluslar arası Berlin Film Festivali dahil bir çok film festivalinden ödülle dönmüştür. Ülkemiz dahil gösterildiği bir çok ülkede ise tartışmalara neden olmuştur.

9. L’amour l’après-midi (1972)

Eric Rohmer’in Six Moral Tales serisinin altıncı ve son filmi L’amour l’après-midi (Love in the Afternoon). Genç ve başarılı avukat Frederic’in Helene ile mutlu bir evliliği vardır. Fakat evlendikten sonra Frederic diğer kadınlara düşkün biri olmuş ve Helene’den gittikçe uzaklaşmaya başlamıştır. Bernard Verley, Françoise Verley ve Daniel Ceccaldi filmin başrol oyuncuları.

(daha&helliip;)


Clive Barker, bilindiği üzere çok fonksiyonlu bir sanatçı. Kendisi yazar, ressam, sinema ve tiyatro yönetmenliğinin yanı sıra oyun sektörüne de elini atmış tuhaf bir insan. Ülkemizde sadece ilk üç tanesi Kan Kitapları ismiyle basılan Books of Blood, yazarın sekiz ayda geceleri oturup yazdığı altı kitaplık bir korku antolojisi. Kitaplardaki hikayeler kısa fakat detaylı. Clive Barker bazı yazarların yaptığı gibi uzun bir hazırlanma bölümü ardından gelen korkutucu final şablonu yerine daha basit bir yöntem izlemiş. Hikayeler sıradan (ve genellikle isminden başka bir şey bilmediğimiz) insanların başından bir anda geçen korkunç hikayelerden ibaret, hatta bazılarını okurken creepypasta sitesindeymiş gibi hissedebilirsiniz.  Bu yüzdendir ki bu seriden uyarlanan filmler genellikle uzun metraj olabilmesi için senaryoyu yazan kişiler tarafından yazarın hayal gücüne ekstra eklemeler yapıldığı için pek başarılı olamıyor. Kan Kitapları’ndan uyarlanan filmler serideki hikaye sırasına göre şöyle: Book of Blood, The Midnight Meat Train, The Yattering and Jack, Dread, Rawhead Rex, The Body Politic, The Forbidden ve The Last Illusion. (daha&helliip;)


8
May
2011

Nazisploitation Filmleri

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

Nazisploitation: Nazi exploitation (ayrıca Nazisploitation olarak bilinir), İkinci Dünya Savaşı kurgusu üzerine çekilen, kötü Nazilerin sıklıkla esir kamplarında cinsel suçlar işledikleri, exploit ve sexploit filmlerin alt kategorisi bir türdür. Çoğu “hapisteki kadınlar”  üzerine kurgulanan bu filmlerin kurgusu, yüksek sadizm, vahşet ve aşağılama içeren şekilde ölüm kamplarına, Nazi genelevlerine kaymıştır. Bu türde çekilmiş en etkili isme sahip ve en kötü şöhretli film Kanada yapımı Ilsa, She Wolf of the SS (1974) isimli filmdir (ayrıca bu türün standartlarını belirleyen film olmuştur). Filmin sürpriz başarısı ve devam filmleri, çoğu İtalyan birçok Avrupalı film yapımcısının Nazi vahşeti üzerine onlarca film yapmalarına neden oldu. Ilsa ve Salon Kitty serileri başarılı yapımlar olurken diğer filmlerin çoğu gişe başarısızlığıyla sonuçlandı ve bu janr 1980’lerin ortasında ortadan kayboldu.

İtalya’da bu filmler “il sadiconazista” olarak bilinen dönemin bir parçasıydı ve Tinto Brass’ın Salon Kitty, Liliana Cavani’nin The Night Porter ve Pier Paolo Pasolini’nin Salò isimli filminden etkilenmişlerdi. Bu janrın göze çarpan yönetmenleri Paolo Solvay (The Beast in Heat olarak bilinen La Bestia in Calore, SS Hell Camp), Cesare Canevari (Last Orgy of the Third Reich olarak bilinen L’ultima orgia del III Reich) ve Alain Payet (Hitler’s Lust Train, Love Train for The SS olarak bilinen) idi ve hepsi 1977’lerdendi. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni