iyiköfüfilm

30
Mar
2012

Porno, Korku ve Melodram Üzerine…

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

20. yüzyıl başlarında, sinemanın üzerine inşa edildiği yaklaşımlar bir çok teorisyenin söylemleriyle o güçlü ve yıkılmaz görüntüsünden yavaş yavaş sıyrılmaya başladı.  İzleyiciye oturduğu yerden sadece izleyerek yaşayabileceği başka bir hayat, gidebileceği bambaşka yerler, kendini özdeşleştirip intikam alabileceği, aşık olabileceği, zaferler kazanacağı, adamlar öldüreceği bir başrol oyuncusu vaat ederek; yaklaşık olarak iki saatliğine ruhumuzun gözlerimiz aracılığıyla bağımsız olacağı garantisi altında süregelen sinema yaklaşımı, görsel olanın gücüne dayanarak çok kuvvetli bir yer edindi kendine.

Sinemanın ortaya çıktığı yıllardaki durumu için kullanılan ‘cinema of attraction‘ dönemi;  yani izlediği şeye, ilk kez böyle bir şeyle karşılaştığı için, şimdinin ilk kez 3D film izleyen seyircisi gibi, tüm bedeniyle tepki veren izleyicilerin dönemi geçtikten sonra ortaya çıkan bu bedensizleştirilmiş seyirci türü, sinemanın görme duyusuna hizmet ederek neler yapabileceğini en iyi gösteren seyircidir. Fakat bunun yanı sıra, sinemayı sadece görsel bir etki alanına hapsettiği için de sakıncalıdır. Zira, tam da bizim bedensiz seyircilerimizin parlak çağlarında ortaya çıkması şaşırtıcı olmayan, Freud teorileri de bilinçaltına duyulan merakın artması ve onun incelenmesini popülerleştirmiş ve böylece sadece seyirciler değil, adeta sinemayla uğraşan uğraşmayan herkes  bedenini unutma sürecine girmiştir.

Bu duruma ilk itiraz Fenomenoloji’nin ortaya çıkışıyla geldi. Fenomenologlar, yakında neredeyse elinin kolunun yerini unutacak olan insanlığa, bedene geri dönüş çağrısı yaptı. (daha&helliip;)


13
Mar
2012

Varoluşçu Estetik ve Mimetik Sinema

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

Bir modern felsefe kavramı olarak “estetik”,  algı teorileri ile objektif  ya da subjektif olarak duyusal deneyimleri sanat eserleri aracılığıyla güzelliğin eleştirisini ve uygulamalarını içerir. Felsefe akımları içinde hem teorisel açıdan hem de pratikte estetiğe en çok katkıda bulunan akım varoluşçuluk olmuştur ve aslında bu felsefik katkı çoğunlukla estetik anlatımla gerçekleşmiştir. Örneğin her ne kadar Albert  Camus kendini varoluşçu olarak tanımlamasa da  en önemli felsefi sınıflandırıcılar, Camus’nün en önemli romanları olan Yabancı, Veba ve Mutlu Ölüm’ü varoluşçu eserler olarak tanımlamışlardır. Camus’nün en önemli denemesi Sisifos Söylemi, hayatın anlamsızlığı ve gereksizliğinin intiharı gerekli kılıp kılmadığını inceler. Bilindiği gibi Camus buna olumsuz yanıt vermiş ve bu farkındalığın buna karşı bir direniş olması gerektiğini ve yarattıklarımızla hem bu absürtlüğü kabul edip hem de bundan bir anlam yaratmamız gerektiğini savunmuştur.

Aynı temayı Jean Paul Sartre’nin ünlü romanı, Bulantı’da görebiliriz. Varlığa duyulan tiksinme, adaletsiz bir dünyada anlam arayışı kabullenme ve hatta anlam arayışına sorumlulukla ve özgürce kendini adayışla son bulur. Konuyu daha metafiziksel ve mitolojik bir çerçevede ele almak gerekirse, Sinekler oyunu, babasının ölümünün intikamını onun katilleri olan anneleri Clytemnestra ve onun kocasından almak isteyen Orestes ve Electra’nın hikayesini içerir. Burda Sartre, Orestes ve Electra’yı Zeus’la ve Furies’lerle karşı karşıya getirip insanlar özgür oldukları zaman Tanrılar tarafından dokunulamazlar ama özgürlükle beraber gelen sorumluluğu kabul edemeyerek kendi suçlarını kendileri yaratırlar demek istemiştir. Son olarak, özgürlük ve sorumluluk konusunun detaylarını diğer kişilerle ilişkilerinde görebiliriz ve bu konu, Sartre’nın ünlü oyunu “Çıkış Yok” da, bir grup bireyin bir arada olmayı sevmedikleri ve diğerlerinin zayıflıklarını inceden inceye gözlemleyen insanlarla dolu kaçılması mümkün olmayan bir cehennemde olduklarını farketmeleri üzerine kuruludur. (daha&helliip;)


12
Mar
2012

Marksizm ve Erken Dönem Sinema

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

Marksist ideoloji Birleşik Devletler film endüstrisi tarafından nefretle karşılanır, ancak bu bakış açısı bir şekilde bazı Amerikan filmlerinde kendini gösterir. Birleşik Devletler hükümeti ve iş dünyası sosyalizmin her biçimine katı bir şekilde karşıdır, sınıf mücadelesi düşünceleri başından beri sinemada ortaya çıkmıştır. Progresif söyleme katılan film yapımcıları genel olarak iyilik ve sosyal eşitlik konularına Marksist devrimden daha çok destek verirler.

D.W.Griffith’in (1875–1948) Hoşgörüsüzlük (1916) sosyal adalet için uzun bir bahane olarak ifade edilebilir. Epik ile ilgili en önemli noktalardan birisi Jenkins Mill’in olayıdır. Bu Rockefeller’ın mali çıkarlar için Ulusal muhafızları Kolorado eyaletinde bulunan bir kimya tesisinde dikkati çeken çalışanlara saldırmak ve onları öldürmek için kiraladığı 1914 yılı Ludlow katliamıdır; bu olay Griffith gibi muhafazakarlar dahil pek çoğunu çileden çıkarmıştır. İlk komedi filmi, özellikle Charles Chaplin çalışmaları (1889-1977), kentsel yoksulluğu Dickens tarzında betimleyen Easy Street (1917) gibi kısa Charles Chaplin güldürülerden, Modern Times (1936) gibi endüstriyel kapitalizmi alaya alan uzun metraj film çalışmalara kadar güçlü otorite-karşıtı ve sosyalist temalara sahiptir. (daha&helliip;)


6
Şub
2012

Mondo Filmleri

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

Mondo filmleri (mondo; İtalyancada dünya anlamına gelir), zaman zaman sözde-belgesellere benzerlik gösteren genellikle sansasyonel konular, sahneler ve durumları anlatan  sömürü belgeselleridir. Mondo filmlerinin ortak özellikleri ölüm ve seks gibi tabu konuları içermeleri, ırkçılıkla suçlanan yabancı kültürleri anlatmaları ve  orjinal belgesel çekimleri gibi yansıtılan kurgulanmış sekansları barındırmalarıdır. Zamanla bu filmler hem gerçek hem kurgusal olarak ölmek üzere olan ve ölülerin çekimlerine daha da yoğunlaşmaya başlamıştır. “Shockumentary” terimi de bu türü tanımlamak için kullanılmaktadır. (daha&helliip;)


3
Şub
2012

Poliziotteschi Filmleri

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

Poliziotteschi, İtalyan suç ve aksiyon sinemasının bir alt türü olarak 1960’ların sonunda ve 1980’lerin başında en popüler dönemlerini yaşadı. “Poliziotteschi” terimi, “Polizia” polis kelimesinden türemiştir. Genellikle de Italian-Crime ve Euro-Crime filmler olarak adlandırılır. “Poliziottesco” kelimesi, özellikle 1970’lerde suç ve polis aksiyonlarını temsil eder ve bu filmlerin çoğunlukla işlediği konular arabalı ve motosikletli soygunlardır. Bunun yanı sıra kötü ya da iyi polis hikayeleri, mafya savaşları, Napoli, Milano, Torino ve Roma gibi büyük şehirlerdeki siyasi yolsuzlukları işler.

1960’lı yılların ortalarında İtalyan sinemasında spaghetti western türü popülaritesinin en üst seviyesine ulaşmıştı. Ancak 70’li yılların başından itibaren giallo filmlerle birlikte polizotteschi filmler de ilgiyi üstlerine çekmeye başladı.

Aktör Thomas Milian, “Spaghetti Westernler ve Polizio filmler gerçekte aynıydı, aralarındaki tek fark birinde insanların atlara diğerinde ise arabalara biniyor olması” diyerek spaghetti westernler ve polizio filmler arasındaki benzerliklere dikkat çekiyordu. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni