iyiköfüfilm

6
Ara
2016

Ivan Rassimov

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

ivan_rassimov

Ivan Rassimov Yakışıklılığı ve enerjik sahne performansı ile Ivan Rassimov, birçoğu Britanya’da hem sinema hem de video olarak gösterilmiş olan 1970’lerin İtalyan filmlerinin popüler başrol oyuncularından biriydi. Western, savaş filmleri ve gerilim filmlerinde bir kahraman ve kötü adam olarak başarıya ulaşmış olsa da Rassimov’un o yıllarda adı çıkmış İtalyan yamyam filmlerindeki performansı hayran kitlesini garanti altına almıştı.

Trieste’de Hırvat bir ailenin çocuğu olarak doğan Rassimov üniversiteyi bıraktıktan sonra Vides prodüksiyon şirketi ile anlaştı ve Roma’ya taşındı. Oyunculuk çalışmaları ise kamu hizmeti yüzünden gecikti ve doğduğu şehirde Teatro Stabile ile geçirdiği bir süre sonrasında 1964’te polisiye komedi türündeki Super rapina a Milano’yu (Romalı Soygun Tarzı) çekmek üzere başkente döndü. John Huston’ın efsanevi La bibbia’sının (The Bible . . . In the Beginning, 1966) kadrosuna dahil edildiği zaman kötü şansı devam etti; sadece kendi bölümleri filmin son versiyonundan büyük ölçüde çıkarılmakla kalmamıştı aynı zamanda bu filmle yapmış olduğu sözleşmenin şartları ona Federico Fellini’nin Giulietta degli spiriti (Juliet of the Spirits, 1965) adlı filminde oynama şansına da mal olmuştu. (daha&helliip;)


Star Virgin (1979)

Bilim Kurgu – Seks Sinemasının Kısa Tarihi: Nüdist filmlerin New York sinemalarında yasal olarak gösterilme izni almasıyla beraber bu tür filmlerin sayısında yüksek bir artış oldu. Bu filmlerin çoğu şu formülü uyguluyordu: Nüdist olmayan biri bir çıplaklar kampına gider. Başlarda bir kültür şoku yaşar ama nüdistlerle konuşup onların aslında mutlu ve sağlıklı bir hayat tarzı seçmiş olduklarını anlayınca ve bu şekilde güneşlenip spor yaptıklarını görünce fikri olumlu yönde değişir.

Bu tür filmler kısa bir süre için popüler oldu ama bir süre sonra bunlar da izleyicilere sıradan gelmeye başladı. Yakın bir süre sonra efsane mertebesine geçecek olan istismar sineması yönetmeni Doris Wishman bu durumu görünce kendi nüdist filmini yapmaya karar verdi. Hideout in the Sun (1960) filminde hırsızlık yapan iki kardeş kaçarlarken çıplaklar kampında çalışan bir kadına rastlar ve kendilerini bu kampa götürmesini sağlarlar. Burada saklanırlarken kardeşlerden biri bu kadına ve onun mutlu hayat tarzına aşık olur. (daha&helliip;)


3
Ağu
2016

Viridiana (1961)

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

viridiana-poster“Viridiana” dini inançların, insani erdemlerin sınanmasını anlatan en iyi, en özgün yapımlardan birisi. Tabi bunda hiç kuşkusuz ünlü yönetmen Luis Bunuel’in anlatımı da en büyük etken…

Banuel, İspanya iç savaşından beri ayrı olduğu ülkesinden 1960 yılında film yapmak üzere ülkesine davet edilir. Fakat filmin yarattığı etkiden sonra ülkeyi tekrar terk etmek zorunda kalır. Virdiana, Bunuel’in İspanya’da çektiği ilk film olma özelliğine de sahip.

Filme genel olarak din ve faşizm karşıtı olarak bakılması filme bir bakıma zararlı olmuştur. Virdiana, faşizme ve dine karşı sayılabilir, ama filme sadece bu açıdan bakmak filmin asıl derinliğini görmemizi engeller. Bunuel burada yaşamdan korkmanın asıl diktatörlüğü desteklemek demek olduğunu gösterir. Korkunun aynı zamanda kendini yok eden bir devinim yarattığına da tanık oluruz.

Viridiana, kendini her türlü yaşantıya kapalı tuttuğu bir manastırda rahibe olmayı seçmiş bir kadındır. Bir gün ölen teyzesinin kocası tarafından bir çiftliğe davet edilir. Fakat Viridiana bu daveti kabul etmek istemez fakat diğer rahibeler Viridiana’nın tüm masraflarını karşılayan bu adama saygısızlık etmemesini söyleyip onu ikna ederler. Viridiana’nın bu teklifi kabul etmemesinin korkusunun sebebi cinsel nedenlerden ileri geldiği ahırda geçen bir sahnede açıkça görülür. Emektar yardımcılardan biri Viridiana’ya ineği sağmasını öğretir. Sinemanın en erotik bölümlerinden biri olan bu sahnede Viridiana’nın eli titreyerek ineğin sarkan memesine dokunur, sinirli bir hareketle memenin ucunu avucunun içine alır ve gülerek onu çeker. Banuel filmde Viridiana’nın inançlarının bir bir nasıl yıkıldığını anlatsa da Viridiana ve onun dini inançlarına da saygı göstermekten geri kalmaz. (daha&helliip;)


70'li Yılların Okült Belgeselleri

70’li Yılların Okült Belgeselleri: 1970’lerde yapılmış olan doğaüstü belgesellerin çekici bir yanı var. Belki de tarzlarıdır – renkleri ve tonları zengin ve canlı ve belki de kullanılan kostümler sevdiğim bir eskilik hissi veriyor. Ya da belki de içeriğiyle ilgili olabilir mi? Modern geleneklerin saygı duyulan kurucularıyla yapılan röportajlar ve sadece gitmeyi hayal edebileceğim yerlerde gerçekleştirilen ayinler bana artık var olmayan bir zaman ve yere erişim imkanı sağlıyor.

Bu filmlerin ruh hali ciddiyet ile gülünçlük arasında gidip geliyor; bir bölümde saygı duyulan bir kişinin samimi ve düşünceli sözlerini duyarken diğer sahne sadece basmakalıp bir hal alıyor; bir sunakta dans eden çıplak bir kadın, orta yaşlı İngiliz bir adamın bir dairede koşuşturması ve çok ama çok sayıda siyah kadife giysiler.

Bazı durumlarda bu filmler ortalama televizyon izleyicisinin ağzı açık bakması için çekilmiş ve ortaya koydukları yapaylık gerçekten insanı esir alıyor. Ama yakından baktığınız zaman bunların popüler medya ile nasıl dikkatle tartılmış yakınlaşmalar olduğunu görebilirsiniz: filme alınan, uzun süredir sürdürülen yöntemler toplumun geneline onların da var olduğunu açıklamak için ulaşıyor.

Günümüzde dijital teknoloji sayesinde bu 70’li Yılların Doğaüstü Okült Belgeselleri orijinal filmin çürümesi için yeterli bir zaman sonrasında hayat buluyor ve ilk başta amaçlanandan daha fazla seyirciyle buluşuyor (bu filmlerin tümüne günümüzde internet yoluyla erişilebiliyor). (daha&helliip;)


wet dream film fest 4

Wet Dream Film Festival erotik sinema alanında büyük bir etkinlikti ve 1970 ve 1971’de gerçekleştirilen iki etkinlikte birçok Danimarka yapımı film sahnelendi. İlginçtir ki festival Kopenhag’da değil Avrupa’nın karşı kültür başkenti olarak anılan Amsterdam’da gerçekleştirildi.

Wet Dream Festival kökenleri, Londra’nın yeraltı dergilerinden IT’in iki eski editörünün birşeyler içmek için 1969’da buluştukları Pazar öğleden sonrasına kadar uzanmaktadır. Tesadüfen her ikisi de yurtdışında yaşayan Amerikan vatandaşları Bill Levy ve Jim Haynes idi. Düzenli ziyaretçileri arasında Christine Keeler, James Baldwin, Dick Gregory, Ronnie (R.D.) Laing ve Mama Cass’ın olduğu ve genç David Bowie’nin rahatsız edilmeden prova yaptığı The Arts Lab on Drury Lane’in kurucularından olan Haynes bir süredir İngiliz yeraltı kültürünün yaratıcı isimlerindendi. Bundan önce ise Haynes Pink Floyd ve Sof Machine’in canlı performanslarına sahne olan UFO adlı gece kulübünü kurmuştu. IT 1966 senesinden beri devam etmekteydi ancak Haynes’in dergiyle olan tüm bağları bu noktada kesilmişti. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog


yeni