iyiköfüfilm

24
Mar
2010

“Sade”istik sayıklamalar

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Bastille isyanı sırasında çıkan kargaşa sırasında Marquies De Sade’ın el yazmaları kayboldu. Bir süre sonra el yazmaları bulundu, 14 Temmuz 1789 günü Justine’in el yazması boş bir hücrede duruyordu (Cent vingt journees de Sodome ile birlikte.).  Kısa bir süre sonra yayınlandı fakat Sade’ın asla bulunamayacağını sandığı eserleri edebiyat tarihinin ölümsüz eserleri arasındaki yerini aldı.

Justine, Sade’ın en bilinen eserlerinden biridir. Romanda bir manastırdan ayrılan Justine adındaki genç bir kızın başına gelen olaylar anlatılmaktadır. Buraya kadar her şey basit gibi görülebilir fakat Justine’in başından geçenler Sade’ın ahlak, din, toplum ve cinsellikle ilgili felsefi alt yapısını oluşturmaktadır.

Sade’ın romanlarında tanrıya meydan okuma ve kötülükten haz alma durumu vardır. Kuşkusuz Sade asi bir materyalistti ve kötülüğü seviyordu. Sevdiği kötülüğü mahkum eden ise “İyilik”ti. Sade’ın bütün eserlerinde kötülük arzu edilen ve istenilen bir şeymiş gibi görünür. Fakat anlatmak istediği şeyi anlatma yolunu kötülükte bulmuştur.

Justine beyazperdeye de birçok kez uyarlandı. İyi “Kötü Film” konseptine uyan birkaç Justine uyarlamasını da kısaca sizlerle paylaşmak istedim. (daha&helliip;)


13
Mar
2010

11 Days, 11 Nights (1986)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Joe D’Amato ismi birçok kişi için tanıdık olmasa da “11 Days 11 Nights” filmi birçok kişiye tanıdık gelecektir. İtalyan istismar sinemasının en yaratıcı isimlerinden olan Joe D’Amato’nun filmi, Kim Basinger ve Mickey Rourke’un başrolünü oynadığı 9 ½ Weeks (1986) filminin bir taklidi.

Film 1986 yapımı olmasına rağmen ülkemizde gösterime 1991 yılında girmiş ve o dönemde 22 hafta gibi uzunca bir süre vizyonda kalmış. 90’lı yılların sonlarına kadar Beyoğlu’nda iki film birdenli sinemaların önünde afişlerini gördüğüm film belki de ülkemizde vizyonda en uzun kalmış filmdir.

Filmin ülkemizde gösterime girme süreci biraz sancılı olmuş; sansür kurulu ilk başlarda filmin gösterimine izin vermemiş ama Danıştay kararıyla film vizyondaki yerini alabilmiş.

Filmimiz bir mühendis olan Michael Terenzi (Joshua McDonal)’nin evliliğine 11 gün kala tanıştığı Sarah Asproon (Jessica Moore) adındaki genç ve güzel bir kadınla yaşadığı tutku dolu 11 günü anlatmaktadır. Film oldukça ağır ilerlemesine karşın izleyiciye vaat ettiği çıplaklığı sunmakta oldukça bonkör davranıyor. Bir erotik filmden beklenmeyecek cesur sahneler Joe D’Amato estetiğiyle harmanlanınca izlemesi keyifli bir film ortaya çıkmış. Filmin  “9 ½ Weeks”in bir taklidi olduğunu söylemiştik ama birebir kopyası olmadığını da belirtelim. 11 Days 11 Nights’daki Sarah’ın Michael’i bir direğe bağlayıp üzerine bir kavanoz balı boca edip seviştikleri sahnenin 9 ½ Weeks’ın hangi sahnesinden esinlendiğini söylememe sanırım gerek yok. Film bunun gibi birkaç esinlenme(!) sahnesinin dışında kendine münhasır bir D’Amato filmi. (daha&helliip;)


7
Mar
2010

Emmanuelle (1974)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

80’lerin video furyası döneminde çok dikkat etmesem de, 90’larla birlikte özel televizyon kanallarının ortaya çıkması ve günümüzden daha cesur filmlere yer vermesiyle tanıştım Emmanuelle ile. Ergenliğe geçişin ilk dönemlerinde film benim için sadece soft core bir film olarak gözükse de sinema tarihi açısından çığır açan filmlerden birisi olduğu gerçek.

Seks filmlerinin başlangıcının 1900’lü yıllara kadar uzandığını söylemek mümkün. 60’lı yıllarla birlikte başlayan özgürlükçü söylem sinemada da kendine yer buldu. İsveç, İsviçre ve Danimarka gibi ülkelerle başlayan bu hareket daha sonra Amerika ve Avrupa sinemasının önemli kalelerinden  İngiltere’ye kadar uzandı. Fakat filmlerin ortak bir sorunu vardı; filmler tamamen çıplaklık üzerine kurulu ve sadece çıplaklık-seks tabusunu yıkmaya yönelik, bir şey anlatmayan filmlerdi.

1974 yılına geldiğimizde Emmanuelle bu tarz filmler içerisinde bir çığır açacaktır. Aslında film 1959’da yayınlanan aynı isimdeki bir romandan uyarlama. Tayland’da bulunan Fransız büyükelçisinin eşi Emmanuelle Arsan tarafından yazılan roman o dönemde film kadar ses getirmiştir. (E. Arsan’ın kendi yaşadıklarından yola çıkarak yazdığı düşünülmektedir.)

Filmin konusu kısaca şöyle: Emmanuelle genç ve güzel bir mankendir. İşi yüzünden Fransız büyükelçiliğinde çalışan eşinin yanında çok sık bulunamamaktadır. Kocasını ziyarete gittiği Tayland’da cinselliği yeniden keşfedecektir. Birbirleriyle oldukça farklı bir ilişkisi olan çift, cinsel isteklerini sınırsız ve özgürce başkalarıyla da yaşayabilmektedirler. Eşinin başkalarıyla birlikte olmasından haz duyan Jean, onun bir gün başkasına aşık olabileceğini düşünmemektedir. Düşünmediği şey başına gelir ve Emmanuelle bir gün başka birine aşık olur. Bunu öğrenen Jean ilişkililerini tekrardan yoluna koymak için eşine, bir nevi bir “sex coach” tutar. Bundan sonrası ise Emmanuelle için bazen acı, bazen de arzu dolu dakikaların başlangıcı olacaktır. (daha&helliip;)


7
Şub
2010

Fotografando Patrizia (1985)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Fotografando Patrizia yasaklanmış, düşüncesi bile insanı rahatsız eden bir duygunun, tutkunun işlendiği bir film. Açıklanamayacak, ifşa edilemeyecek bir aşkın erotik hikayesi… İki kardeşin erotik hikayesi…

70’li yıllar İtalyan erotik filmlerine baktığımızda komedi unsurunun erotizmden daha etkili olduğunu görüyoruz. İtalya’da bizdeki gibi kayıp yıllar olarak nitelendirilen 70’li yıllardan sonra İtalyan sineması yeni arayışlara giriyor. Fotografando Patrizia da bu arayışların belki de en iyi örneklerinden biri.

Filmimiz çok alışık olmadığımız, duyduğumuzda ise insanın tüylerini diken diken eden bir konuya sahip.

Patrizia (Monica Guerritore) başarılı bir moda tasarımcısıdır. Erkek kardeşi Emilio (Lorenzo Lena) ise içine kapanık, hastalık hastası, gününü TV karşısında geçiren bir gençtir. İki kardeşin yolları annelerinin ölümüyle tekrar kesişir. Kardeşinin sorumluluğunu üstlenen Patrizia aynı zamanda onun bu içine kapanık halinden uzaklaştırmaya gayret gösterir. Emilio hemen hemen bütün gününü televizyon karşısında oyun oynayarak ya da porno filmler izleyerek geçirmektedir. Sokakta çocukların bisiklete bindiğini gördüğü sahne ise oldukça ilginçtir. Zira Emilio dışarıdaki çocuklara acınası bir yüz ifadesiyle bakar ve hemen içerideki spor salonlarındakine benzer bir bisiklete biner. Emilio, ablası Patrizia’nın özel hayatını da dikkatli bir biçimde izlemektedir. Erkek arkadaşlarıyla ilişkilerini gizli gizli takip eder. İki kardeş artık birbirlerinin özel dünyasıyla o kadar iç içedirler ki duygusal anlamda da bir birlerine yaklaşırlar. Patrizia duştan çıktığı bir sahnede kardeşine bir anne gibi sarılır. İki kardeşin sevgi dolu bu kucaklaşması Patrizia’nın kardeşinin ereksiyon halindeki penisini fark etmesiyle sonra erer. İki kardeş arasında bir süre sonra seksüel bir ilişki başlar. (daha&helliip;)


7
Şub
2010

Angels Hard as They Come (1971)

B-Film İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Biker filmler, 50’lerin başından itibaren sinemada yer almaya başlamış, istismar sinemasının bir alt türünü oluşturmuştur. Karakterlerini anlaşılacağı üzere motosiklet kullanan asi gençler oluşturur. Bu gençler çoğunlukla illegal biçimde toplanan bir motosiklet kulübünün üyeleridir. Bu türden kulüpler 40’lı yılların sonunda, 2. Dünya Savaşı’nın sonrasında Amerika’nın batı kıyılarında açılmaya başlamış.  Bu kültürün sinemaya ilk yansıması ise, 1953 yapımı Marlon Brando’nun oynadığı The Wild One filmiyle olmuş. 65 yılında Russ  Meyer’in Motorpsycho filminin ardından, 66 yılında The Wild Angels ve 67 yılında Devil’s Angels filmleri gelmiş. Fakat tür asıl başarıyı ve ünü 60’ların ortasında Hells Angels on Wheels ile yakalamıştır. Birçok bağımsız film yapımcısı 70’lerin başlarına kadar, düşük bütçeli biker filmleri yapmışlar. 70’lerin başından itibaren de biker film trendi yavaş yavaş geçmeye başlamıştır. Ayrıca birçok ünlü aktör, ilk oyunculuk denemelerini bu türe ait filmlerde gerçekleştirmiştir. Jack Nicholson, Bruce Dern, Harry Dean, Dennis Hopper bu aktörlerden bazıları.

Yönetmenliğini Joe Viola’nın yaptığı Angels Hard as They Come, biker filmler içerisinde önemli bir yere sahip filmlerden. Yapımcılığı ve senaristliğini Jonathan Demme’nin üstlendiği film, 60’lar ve 70’ler istismar sineması severler için biçilmiş kaftan adeta. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni