iyiköfüfilm

Ingrid ( Christina Lindberg), bir paket teslim etmek üzere Japonya’ya giden İsveçli bir kızdır. Japonya’da bulunduğu sırada, geldiği ülkenin sıkıcılığından bunalmış olmanın verdiği heyecanla, ülkede bir süre kalıp yeni bir şeyler deneyimlemek ister. Fakat kazara, yanlış bir arabaya binmesiyle beklenmedik olaylar gelir başına. Arabasına bindiği adam, seks delisi bir Japon’dur. İlk başta adam şaşkına dönse de, daha sonra kızı kendi istekleri için kullanabileceğinin farkına varır.

Journey to Japan, yönetmenliğini Sadao Nakajima’nın yaptığı 1973 yapımı bir Japon filmi. Filmin başrol oyuncusu ise Britt Christina Marinette Lindberg. Lindberg ( ya da Japonya’da tanındığı ismi ile Kurisuchina Rindobaagu) 1950 yılında İsveç’de doğmuş bir aktris. Oyunculuğun yanı sıra modellik ve gazetecilik kariyeri de olan Lindberg, İsveç’in en tanınmış istismar film yıldızı. Oyuncunun ilk filmi bir Amerikan yapımı olan fakat İsveç’de çekilen ve İsveçli oyunculardan oluşan Maid in Sweden. İkinci filmi ise 1970 yapımı komedi filmi Rötmånad. Lindberg bu filmle İsveç izleyicisinin dikkatini çeker. Arkasından çektiği üçüncü film Exponerad (1971) ise kendisine uluslar arası bir ün getirir. Erotik, softcore ve istismar türünde 23 filmde rol alan güzel oyuncunun, İsveç ve bazı Avrupa ülkelerindeki çalışmalarının ardından Japonya macerası başlar. Exponerad filmi ile kazandığı tanınırlık sonrası Japonya’ya yaptığı seyahat ile Japon istismar filmlerinde oynamaya başlar. (daha&helliip;)


17
Kas
2010

Mantis in Lace aka Lila (1968)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Mantis in Lace yapımcılığını Harry Novak, yönetmenliğini ise William Rotsler’in yaptığı bir sexploitation filmi. Biri daha çok seks üzerine yoğunlaşan diğeri ise şiddet ağırlıklı iki versiyonu olan film, ana karakterin ismi olan Lila adıyla da anılmaktadır.

Lila (Susan Stewart) bir gece kulübünde striptiz yapan kendi halinde bir kızdır. Güzelliği ile müşterileri büyüleyen Lila, bazı müşterileriyle de beraber olmaktadır. Fakat LSD aldığı anda halüsinasyonlar görerek psikopat bir seri katile dönüşür. Çalıştığı yerde tanıştığı adamları, gördüğü garip yanılsamalar sonucu tornavidayla ve paslı satırla, karpuz keser gibi parçalar. Kurbanların cesetleri bulunmaya başlayınca Los Angeles Polis Departmanı’ndan iki dedektif ( Steven Vincent ve M.K.Evans) bu vahşi cinayetleri araştırmaya başlar. Bütün bu olaylar olurken içinde bolca dans, softcore porno ve uyuşturucu sahnesi içeriyor film.

Filmin yönetmenliğini yapan William Rotsler, yönetmenliğin yanı sıra ödüllü bir yazar, heykeltıraş, ressam, fotoğrafçı ve 60’lı yılların ortalarından 70’li yılların başına kadar da sexploitation türünde filmlere imza atan bir yönetmen. Oldukça üretken bir yönetmen olmasına rağmen, 1968 yılında çevirdiği Mantis in Lace yönetmenin en çok hatırlanan filmi.

Mantis in Lace oldukça düşük bütçesiyle, bir sexploitation filminde olması gereken çoğu unsuru içinde barındırıyor. Seks, korku, şiddet, kan, rahatsız edici bir müzik ve kötü oyunculuk. (daha&helliip;)


7
Eki
2010

Io, Emmanuelle (1969)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Emmanuelle Arsan, Emmanuelle’i yazdığında bu kadar büyük bir sansasyon yaratacağını ve yazdığı bu romanla sinema tarihine yön verebileceğini tahmin etmiş midir acaba?  Bu sorunun cevabı büyük bir ihtimalle “Hayır” olacaktır. İnsanlar Emmanuelle’i romandan çok sinema filmleriyle tanıdı.

Çoğu kişi yapılmış ilk Emmanuelle filmini 1974 yapımı Emanuelle olduğunu düşünür. Fakat 1969 yılında yönetmenliğini Cesare Canevari’nin yaptığı Io, Emmanulle filmi bu furyanın ilk filmidir.

60’lı yıllarla birlikte Yeni Gerçekçilik akımı kendini yeni İtalyan dalgasına bırakıyor, yumuşayan sansür sistemi ve film tekniklerindeki gelişmelerle birliktede yönetmenlerin daha farklı fikirlerle ortaya çıkmasına olanak sağlıyordu. Cesare Canevari de bu dönemin yönetmenlerinden biri olmasına rağmen İtalyan sinemasında ses getiren bir yönetmen olamamış fakat ¡Mátalo! (1970),  The Gestapo’s Last Orgy (1977) gibi meraklısının ilgilenebileceği filmlere imza atmış.

Io, Emmanulle’yi 1974 yapımı filmle karşılaştırdığımızda daha az çıplaklık içerdiğini ve daha karamsar bir film olduğunu görüyoruz. Filmin ana karakteri Emmanuelle bir burjuva hedonizminin içerisinde ve davranışlarıyla da psikolojik olarak çökmüş nevrotik bir kadın portresi çiziyor. Nevrotik kramplar çeken Emmanuelle değişken bir ruh haline sahiptir ve karşı cinsle sürekli bir çatışma halindedir. Bu çatışma hali fiziksel bir çatışmadan ziyade psikolojiktir ve Emmanuelle’in  edonist yanını doyurmaya yöneliktir. (daha&helliip;)


31
Ağu
2010

Private Lessons (1981)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Private Lessons, yönetmenliğini Alan Myerson’un yaptığı Amerikan yapımı bir erotik komedi filmi. Filmin başrolünde oldukça tanıdık bir isim, 1974 yapımı Emmanuelle’den tanıdığımız Sylvia Kristel var.

Film konusu itibariyle çekildiği dönem oldukça tartışma yaratmış. 30’lu yaşlarını yaşayan Nicole ile henüz ergen bir genç çocuk arasında geçen seksüel ilişki, hem izleyicinin ilgisini çekerken bazı kesimlerce de tartışılır olmuş.

Philip Fillmore (Eric Brown) ya da kısaca Philly, henüz 15 yaşındadır ve zengin bir işadamının oğludur. Babasının seyahate çıkması sonucu, evde seksi Fransız hizmetçi Nicole Mallow (Sylvia Kristel) ile kalır. Nicole gibi çoğu erkeğin kolayca ilgisini çekebilecek bir kadın, Philly’nin de ilgisini çeker. Gizlice Nicole’u izlediği bir gün, bunu fark eden Nicole Philly’i içeri çağırır. Göğüslerine dokunmasını ister ve daha da ileri giderek üstündekileri çıkarır. Panikleyen Philly odadan çıkar fakat Nicole genç çocuğu baştan çıkarmaya devam eder. Philly artık çoğu genç erkeğin hayalini kurduğu gibi kendinden yaşça büyük bu güzel kadınla birlikte olmaya başlar. Fakat asıl problem Nicole ve evin şoförü Lester’in (Howard Hesseman) başka planlarının olmasıdır. (daha&helliip;)


30
Ağu
2010

Bad Biology (2008)

İstismar Filmleri Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Frank Henenlotter isminin birçoğumuzun hafızasında 1982 yapımı Basket Case filmini canlandırdığını söyleyebiliriz. B tarzı komedi-korku filmlerinde kült mertebesine ulaşmış yönetmenin sadece 9 filmi olmasına karşın bunlardan büyük çoğunluğu B film fanları için önemli yapımlardır.  Peki nedir bu filmler? Baket Case (1982) Brain Damage (1988), Basket Case 2 (1990), Frankenhooker (1990), Basket Case 3 (1992). Bu halkaya dahil edebileceğimiz bir diğer filmi ise son yapımı olan Bad Biology (2008)’dir.

Bad Biology, benim son zamanlarda izlerken keyif aldığım nadir yeni yapım filmlerden biri. Film genetik bozuklukları yüzünden cinsel açlık çeken bir kadın ve bir erkeğin bir noktadan sonra kesişen ortak hikayelerini anlatıyor. Sağlıksız bir cinsellik üzerine kurulu olan film günümüz gençliğinin cinselliğe bakışına eleştirel bir yaklaşım sergiliyor. Günümüz gençliğinin cinselliğini sınırsızca yaşaması ve bir doyuma ulaşamaması, yönetmenin iki ana karakteri Jannifer (Charliee Danielson) ve Batz (Anthony Sneed)’in de genetik bozuklukları yüzünden sürekli cinsel açlık çekmeleriyle anlatılmaktadır.

Jannifer’ın doğuştan yedi klitorisi vardır ve sınırsız bir cinsellik yaşamasına rağmen doyuma bir türlü ulaşamamaktadır. Beğendiği birçok erkekle birlikte olan Jannifer’ın tuhaflıkları sadece yedi klitorisi olmakla bitmiyor. İlişkiye girdikten iki saat sonra ise doğum yapmakta ve bebekleri ölüme terk etmektedir. Batz’in durumu ise daha vahimdir. Anormal boyutlardaki penisi, büyüklüğünün yanı sıra başına buyruk tavırlarıyla Batz’e rahat vermemektedir. Sürekli bir cinsel açlık çeken Batz günlük yaşamda da ereksiyon olmamak için çeşitli ilaçlar kullanmaktadır. Fakat ilaçlar artık derdine çare olmamakla birlikte Batz’ın sağlığını da tehdit etmektedir. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni