iyiköfüfilm

30
Nis
2011

The Girl (1987)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Avrupa filmlerini takip ediyorsanız özellikle 60’lı ve 80’li yıllar arası dönemi, kendinden yaşça büyük olan bir adamla genç bir kızın (Lolita) aşkını konu alan birçok filme rastlamanız mümkün. Trajik temaları işleyen bu filmlerin genelinde “Lolita” olarak adlandırabileceğimiz genç kızlar birkaç istisna dışında reşit oyunculardan seçilmiştir.  (Bazen bunun tam tersi yaşlı bir kadın ve genç bir erkeğin tutkulu aşkını işleyen filmler de mevcut.) Bu filmlerin birçoğu işlediği konu gereği hem günümüz hem de çekildiği dönemlerde oldukça sıra dışı olarak kabul edilmiş ve tepki çekmiştir. Bu filmlerden en rahatsız edici olanlardan biriyse Louis Malle’nin yönetmenliğini yaptığı Pretty Baby (1978) filmidir. Filmde bir genelevde yaşayan bir kızı canlandıran 13 yaşındaki Brooke Shields’ın çıplak görüntüleri tartışmalara neden olmuştur.

Aslında bu tip filmleri de ikiye ayırmak mümkün. Yukarıda bahsettiğim Pretty Baby tarzında daha bir “sanatsal” çıplaklık içeren filmler, bir diğeri ise suçun, sağlıksız fantezilerin, pedofilinin, cinayetlerin işlendiği The Girl (1987) tarzı filmlerdir.

İngiltere-İsveç ortak yapımı The Girl’ün başrollerinde John Bart isimli evli, orta yaşlı bir avukatı canlandıran Franco Nero, genç kız Pat rolünde ise pek tanınmamış İngiliz aktris Claire Pawney yer alıyor. Franco Nero oldukça karizmatik bir oyuncu, 60’lı yılların sonu ve 70’li yıllardaki birçok spaghetti western ve kült filmlerden aşina bir isim. (daha&helliip;)


28
Nis
2011

Zuma (1985)

İstismar Filmleri Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Aynı ismi taşıyan bulmaca oyununu sevenler hemen “Acaba alakası var mı?” demiştir ama ne yazık ki değil. Zuma, seksenli yıllarda aksiyon türünün zirve yaptığı Filipinler sinemasındaki enteresan eserlerden biri. 1985 yılında izleyiciyle buluşan gerçeküstü istismar filmi Silip, tuhaf film kontenjanını yeterince doldurmamış olacak ki Zuma da aynı sene seyirci karşısına çıkmış. Zuma aslen Jim Fernandez adlı çizerin yarattığı bir çizgi romanın baş karakteri. İlk kez 1973 yılında Aztek adını verdiği çizgi romanında kullandığı Zuma karakteri okuyuculardan o kadar büyük bir ilgi görmüş ki Zuma’nın kendine özel çizgi romanının hazırlanması da çok sürmemiş. Çizerin en büyük eseri daha sonra filmin devamı olarak da çekilecek olan Anak ni Zuma (Zuma’nın Kızı) olarak biliniyor, çizgi roman Filipinler’de hala kırılamayan bir satış rekoruna imza atmış. Jim Fernandez 50’li yıllarda başladığı yazarlık kariyerini şu anda bir televizyon dizisi (ve arada film senaryoları) yazarak devam ettiriyor.

İki saati aşan süresiyle Zuma, olayların öyle hızlı geliştiği bir film ki izlerken yorulmanız mümkün. Bahsi geçen Zuma, Hulk’la alakası olmayan yeşil bir dev. Omzunda iki başlı yılanı olmadan evden çıkmayan yarı tanrı Zuma rolüyle ün kazanan aktör Max Laurel, oyuncu olmadan önce basketbolcuymuş. Zaten Zuma’dan önce oynadığı birkaç filmde de figüranlık yapıyor veya çok ufak rollerde oynuyormuş. Zuma’nın getirdiği şöhretle İtalyan klon çılgınlığı furyasından Robowar, Angel Hill ve Cop Game gibi filmlerle İtalya’ya kadar uzanmış. (daha&helliip;)


Sex&Fury, yönetmenliğini Norifumi Suzuki’nin yaptığı 1973 yapımı bir Japon Pink Violence filmi. Şiddet, intikam ve soft-core bir pornografi barındıran film, 70’li yılların Japon istismar sinemasının bir başyapıtı, Japon Pink Violence türünün de doruk noktası. Sex&Fury için birçok açıdan “eşsiz” tanımı kullanılabilir. Ocho karakterini canlandıran Reiko Ike’nin performansı, karakterlerin bir çizgi romandan çıkmış izlenimi veren halleri, görüntü ve atmosfer, dövüş sahnelerindeki koreografi ve bol kanlı ve erotik ultra şiddetli sahneler ustaca filmde kendine yer bulmuş.

Filmin hikayesine gelince, Ocho Inoshika gözü önünde babasının Yakuzalar tarafından öldürülüşüne şahit olur ve içinde babasının katillerine karşı duyduğu intikam ateşiyle büyür. Genç bir kadın olduğunda ise o masum küçük kız yerini çok iyi kılıç kullanan, kumarbaz bir hırsıza bırakmıştır. Yine bir kumarbaz olan arkadaşı öldürülürken, son isteği olarak Ocho’dan geneleve satılan kız kardeşini kurtarmasını ister. Ocho bu teklifi kabul eder ve kızı kurtarmaya karar verir. Fakat çıktığı bu yolculuk onu aynı zamanda babasının da katillerine götürür.

Sex&Fury de başrolde oynayan Reiko Ike’nin yanı sıra Thriller-A Cruel filminde de yer alan bir istismar sineması ikonu Christina Lindbergh de oynuyor. Lindbergh 1950 yılında İsveç’de doğmuş bir aktris. Oyunculuğun yanı sıra modellik ve gazetecilik kariyeri de olan Lindberg, İsveç’in en tanınmış istismar film yıldızı. (daha&helliip;)


16
Nis
2011

Z Filmler

İstismar Filmleri Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

Z movie ya da grade-Z movie (Z sınıf) terimi 1960’ların ortasında A film olmayan filmleri tanımlamak için kullanılmaya başlandı. Daha sonraları B ve C filmlerden oldukça düşük kaliteye ve özgünlüğe sahip, fakat onlar gibi düşük bütçeyle çekilmiş filmleri tanımlamak amacıyla kullanıldı.

Oldukça düşük bütçelerle çekilen, “A-list” olmayan, nispeten az tanınmış oyuncuların yer aldığı B filmler düşük bütçelerine rağmen günümüz filmlerine ilham verecek ölçüde yaratıcı olmuşlardır. Başarılı ışık kullanımı, atmosfer, yaratıcı kamera açıları ve bazı karakteristik teknik özellikler ile yapıldıkları dönemden çok sonraları değerleri anlaşılmış ve mainstream işleri etkilemişlerdir. Ayrıca B filmler, yetenekli oyuncuların da A film yıldızı olma yolunda önlerine bir şans olarak çıkmıştır. Örneğin Jack Nicholson ve John Wayne kariyerlerine B filmlerle başladılar.

Z filmlerde ise herhangi bir yetenek kırıntısı görmek mümkün değildir. B filmler gibi çok düşük hatta belki daha düşük bütçelerle çekilmiş fakat sanatsal ya da sinemasal bir değeri barındırmamaktadır. Senaryolar çoğu zaman gülünç olacak derecede kötüdür, filmin sürekliliğinde bir kopukluk vardır. Kast da genellikle profesyonel olmayan oyunculardan oluşur. (daha&helliip;)


Diğer adıyla Schiave bianche: violenza in Amazzonia, cannibal filmleri furyasının son örneklerinden biri. Film pazarlama stratejisi olarak Cannibal Holocaust filminin devamı olarak lanse edilmesine karşın birbirinden tamamen farklı filmler. Fakat şunu belirtmeden de geçemeyeceğim ki The Man from the Deep River (1972) filmiyle de bir o kadar benzer özellikler taşıyor.

Film izlemesi zor şiddet sahneleri ve bazı belgesel tarzı gerçek hayan ölümleri içeriyor fakat bu hayvanların ölüm sahneleri Cannibal Holocaust’ta olduğu gibi insanlar tarafından gerçekleştirilmiyor, kendi doğal ortamlarındaki av-avcı ilişkisi içerisinde izleciye sunuluyor. Filmin bir diğer ilginç özelliği ise aşırı gore sahnelerin yanında filmden beklenmeyecek ölçüde duygusal anlar yaşatıyor olması.

Film genç bir kızın mahkemede yargılandığı bir sahne ile açılıyor. Catherine Miles, ailesini, teyzesini ve eniştesini öldürmekle suçlanıyor. Catherine, İngiltere’de yatılı bir lisede okumaktadır. Tatilde ailesinin yanına Amazon bölgesine gider. Ailesi, teyzesi ve eniştesi onun gelişini kutlamak için tekneyle Amazon nehrinde bir gezintiye çıkarlar. Fakat birden nereden geldiği belli olmayan zehirli okların anne ve babasına isabet ettiğini görür. Kendisine gelen oku çıkartmaya çalışırken zehrin etkisiyle yere yığılır gözlerini açtığında başucunda Umukai adında bir yerli durmaktadır. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni