iyiköfüfilm

 

70’li yıllar sinematik tür açısından İtalya’nın oldukça zengin olduğu dönemlerdi. Bu topraklarda izleyiciyi sinemalara çekecek formül bulunmuştu ve her zevke hitap edecek şekilde farklı türlerde filmler ortaya çıkıyordu. Büyük gişe başarısı yakalamış Hollywood yapımı filmlerin ”rip-off” larından, “spaghetti western”lere, “erotik komedi”lerden, “poliziotteschi”lere kadar…

Poliziotteschi filmler İtalya’da ortaya çıkan, polisiye ve gangster hikayelerini konu alan, istismar sinemasının bir alt türüdür. 70’lerdeki The Godfather ve The French Connecttion filmlerinden esinlenip kendi formülünü yaratmıştır. Soyguncular; kirli, aşağılık ve şiddete yatkın kişiler iken polisler de sistemin çürümüşlüğünü bizlere yansıtan kaba karakterlerdir ve Poliziotteschi filmlerinde bu kirli sanatlarını icra ederler.

Yönetmen Mike Malloy, bu kült alt türü meraklılarına özel olmaktan çıkarıp tüm dünyaya duyurmak adına önemli bir adım atarak, bu uzun metraj belgesele imza atıyor. Yönetmenin pek de kolay bir işe imza attığını söylemek mümkün değil. Popüler sinema izleyicisi açısından çok tercih edilir bir tür olmayan belgeseli ve üstüne üstlük çok kişi tarafından bilinmeyen bir türü anlatan bir belgeseli beyazperdede sunmak oldukça cesaret isteyen ve maddi beklenti içine girmeden ancak gönüllü olarak yapılacak bir iş. Bu sebeple bu cesur adımından dolayı bile övgüyü hak ediyor.

Belgeselde türü anlatan görüntüler ve kliplerin yanı sıra türün içinde yer almış birçok önemli yaşayan figürle yapılmış röportajlar da yer alıyor. Bu röportajlar arasında Franco Nero’dan tutun da, Troll 2’nin yönetmeni Claudio Fargasso’ya kadar dev isimler yer alıyor. (daha&helliip;)


31
Ağu
2012

Harlequin (1980)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Simon Wincer’ın yönetmenliğini yaptığı Harlequin Avustralya yapımı bir film. Amerika’da Dark Forces adıyla gösterilen filmin başrollerinde Robert Powell, Carmen Duncan, David Hemmings ve Broderick Crawford yer alıyor. Sydney doğumlu yönetmen Simon Wincer 1993 yapımı Free Willy ile uluslarası arenada başarı kazanmış bir yönetmen.

Harlequin konusu itibariyle izleyiciye modern zamanlara ait bir Rasputin hikayesi sunuyor. Rasputin, 1869 ve 1916 yılları arasında Rusya’da yaşamış, doğaüstü yeteneklere sahip bir nevi üfürükçü. Filmin konusuna gelince, vali yardımcısı Eli Steele (Jack Ferrari) denizde dalış yaparken kaybolur, anında bir kurtarma ekibi gönderilmesine rağmen kendisine ulaşılamaz. Nick Rast (David Hemmings)  ise Vali Yardımcısı Eli’nin görevini almaya aday çalışkan bir senatördür ve 4 yaşındaki oğlu Alex (Mark Spain) lösemi hastalığıyla mücadele etmektedir ve artık tedaviye yanıt vermiyordur. Bir gece Rast’ların evi Gregory Wolfe (Robert Powell) isimli doğaüstü güçleri oldukça fazla olan ve bu yeteneğiyle hastaları iyileştiren bir üfürükçü tarafından ziyaret edilir. Wolfe çocuğu iyileştirebileceğini iddia eder ve Alex ile geçirdiği bir iki dakika sonunda çocukta gözle görülür bir iyileşme olur. Çocuğu tedavi etmek için Rast ailesinin içine giren Wolfe’a bir süre sonra Nick Rast’ın eşi Sandy (Carmen Duncan) aşık olur.

Harlequin, kategorize etmesi biraz zor olan garip bir film. Senaryosu Everett De Roche’ye ait olan film, orta şiddette korku, fantastik unsurlar, gerilim, dram ve politik hiciv içerikli bir senaryoya sahip. (daha&helliip;)


20
Ağu
2012

Cannibal Girls (1973)

İstismar Filmleri Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Cannibal Girls, 1973 Kanada yapımı bir korku filmi. Filmin yönetmeni Ivan Reitman ve başrollerinde Eugene Levy, Andrea Martin ve Ronald Ulrich yer alıyor. Yönetmen Ivan Reitman, özellikle 80 ve 90’lı yıllar boyunca yaptığı komedi filmleriyle tanınan bir yönetmen. Aynı zamanda yapımcı da olan Reitman, 2000 yılında kurulan The Montecito Picture Company film şirketinin de sahibi. Filmin başrol oyuncusu Eugene Levy ise popüler sinema izleyicisi için oldukça tanıdık bir isim. American Pie filmlerinde başkarakter Jim’in babası olarak hatırlanabilir kendisi.

Cannibal Girls, hikayesi itibariyle şehir efsanesi hissi yaratan ve geleneksel korku filmlerinin bir parodisi olarak nitelendirilebilecek, kült mertebesine erişmiş bir film. Filmde yamyamlık üzerine vaazlar veren bir rahip tarafından yönlendirilen üç genç kızın hikayesi anlatılıyor. Clifford (Eugene Levy) ve Gloria (Andrea Martin) genç bir çifttir. Hafta sonu tatillerini geçirmek için arabalarıyla yola çıkarlar. Küçük bir kasabaya geldiklerinde arabaları arıza yapar ve orada kalmak zorunda kalırlar. Burada eski bir şehir efsanesinden haberdar olurlar: üç yamyam kız ve işledikleri korkunç cinayetler. Bir süre sonra duyduklarının aslında bir şehir efsanesi değil gerçeğin ta kendisi olduğunu görürler.

Film iki başrol oyuncusu olan Eugene Levy ve Andrea Martin’in performanslarına ekledikleri mizahi dokunuşları içeren sahnelere de sahip. Hemen hemen herkesin bildiği Ghostbusters gibi filmlere imza atmış yönetmen Reitman ise özellikle kasaba sahnelerinde kasvetli atmosferi çok güzel bir şekilde yansıtmış. Kullanılan bütçe göz önüne alındığında Cannibal Girls iyi bir ucuz gerilim filmi. Filmin atmosferine büyük katkısı olan gore ve bol miktarda kanlı sahneler yer alıyor. (daha&helliip;)


1
Ağu
2012

La orca (1976)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

La Orca, yönetmenliğini Eriprando Visconti’nin yaptığı bir İtalyan dram filmi. Başrollerinde Michele Placido, Rena Niehaus, Lisa Morpurgo ve Flavio Bucci’nin yer aldığı filmin aynı yıl itibariyle çekilmiş Oedipus Orca isimli bir devam filmi de bulunuyor. Bu filmin de yönetmeni yine aynı isim.

70’li yıllar boyunca kaçırılma filmleri oldukça revaçtaydı. Bunda özellikle dönemin Amerikalı zengin bir ailesinin kızı olan Patty Hearst’ün kaçırılma olayı büyük bir etkendi. 1974 yılında henüz 19 yaşında olan Patty solcu bir örgüt tarafından kaçırılır. Örgüt, hapisteki üyelerine karşılık Patty’i takas etmeyi teklif eder fakat reddedilir. Bir süre sonra kızı serbest bırakmayı reddeden grup, hazırladıkları video ile bir duyuruda bulunur: Patty örgüte katılmıştır ve Tania adını almıştır. Bir süre sonra örgüt için banka soygunu yaparken yakalanır ve hapse atılır.

İtalyan istismar sineması yaptığı Amerikan remake filmleriyle nam salsa da, kaçırılma konusu İtalyanlar için orijinal fikirlerle doluydu. Birçok terör örgütüne, mafya grubuna sahip İtalya’da kaçırılma neredeyse sıradan bir olaydı ve bu olayın filmlere yansıması da kaçınılmazdı.

La Orca’da ise mafya bağlantılı bir grup genç bir kızı kaçırır. Şımarık kurban Alice, Rena Neihaus tarafından canlandırılıyor. Kızı kaçıran grubun içinde yer alan yakışıklı ve genç delikanlı (Michele Placido) Stokholm Sendromu’nun tam tersi durumu yaşayarak genç kıza aşık oluyor. Tabi bu aşkın trajik sonuçlarının olması kaçınılmaz oluyor.  (daha&helliip;)


30
Tem
2012

The Bunny Game (2010)

İstismar Filmleri Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Adam Rehmeir’ın yönetmen koltuğuna oturduğu 2010 yapımı “The Bunny Game” içinde kan barındırmayan bir istismar filmi. Gerçi hoş kan kullanılsa bile filmin tamamının siyah beyaz olmasının seyircide yarattığı etkiyi test etmek bakımından grindhouse denemelerinden “Kill Bill” örneklemesindeki gibi kanlı sahnelerde tamamen siyah beyaza geçmesi de başka bir deneysel durum. Ya da Haneke’nin bize film sahnelerindeki tam ölüm anını göstermeyip sesle etkilemeye çalışarak hayal gücümüze bırakmasıyla daha korkunç hale gelebileceğini destekleyici nitelikte de olabilirdi. Death Mountain Prodüksiyon ekranda belirdikten sonra direk verilen işkence sahnesinin ardından “blowjob” sahneli açılışın hemen sonrasında ekranda gördüğümüz tip bizim başroldeki karakterimiz aslında. Uzun tutulan çekimlerin ardından Rodleen Getsic’in canlandırdığı Bunny, hayatını sokaklarda, sırtına çantasını yükleyip göçebe hayatı yaşamaktadır. Fahişelik yaparak kazandığı para Bunny’ye uzun süre yetmez. Aldığı uyuşturucuyla uzun süre baygın halde kalan Bunny kendisine tecavüz eden adam tarafından üstüne bir de soyulur. Daha sonra dalgın bir şekilde sigarasını içerken arkadan yaklaşan tırın kornasıyla irkilip tıra yönelen Bunny başına geleceklerden habersizdir. Burada tır şoförü Hog rolünde devreye giren Jeff Renfro, sadist adam rolünde arz-ı endam etmekle beraber role cuk diye de oturmuş. Daha çok Anthony Hopkins ürkütücülüğünü bize fazlasıyla yansıtan Renfro, film boyunca aşama aşama ilerliyor. Şöyle ki; izlediği işkence tekniklerini her  sahnede biraz daha artıran Hog, filmde aslında Bunny’nin onun için ilk olmadığını, uzun süre baygın kalışını da izlerken bağladığı zincirlerden bir an bile ayrı tutmuyor.

Filmin şiddet derecesi çok yüksek olmakla beraber rahatsız edici boyutta. İstismar filmi olmasına karşın film yine bir derece katlanılabilir. Aslında burada cinsel kimlik üzerinden sömürü olayına da girilebilir ama gerek yok. 2011 PollyGrind Film Festivali’nden ödülle dönen film aynı zamanda Rodleen Getsic’e bireysel ödül kazandırıyor. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni