iyiköfüfilm

7
Oca
2016

Baise-Moi (2000)

İstismar Filmleri XXX kategorilerinde yayınlandı.

baise-moi-posterKadın intikam filmleri, özellikle de exploitation filmleri arasında sıklıkla işlenen bir konu. Pam Grier 1970lerin başında bu türün süper starlarından biriydi; Coffy ve Foxy Brown gibi filmlerde adi kadın satıcılarının, politikacıların ve torbacıların soğukkanlılıkla icabına bakmıştır. O zamanlar Hong Kong da sıkı kadınlardan payına düşeni almıştı ve bunlardan en ünlüsü Deadly China Doll ve Deep Thrust gibi filmlerde bir erkek ordusunu tekmeleyerek, yumruklayarak ve yere çarparak alt eden Angela Mao Ying’dir. 70’lerde cinsiyet politikasının daha da hararetli tartışmalara sahne olmasıyla bunun daha felaket örneklerine rastlanmaya başlanmıştır. 1978 yapımı I Spit on Your Grave bu türün zirvesi (ya da bakış açısına göre türün en düşük noktası) olarak kabul edilmektedir. Bu filmde bir toplu tecavüz kurbanı metodik olarak kendisine saldıranları öldürür. Kararsız Abel Ferrara da, kadın kahramanın kurbanları arasında erkek köpeklerin de olduğu Ms. 45 (1981) ile bu türe katkıda bulunmuştur.

Ataerkil toplumun sapık yönünü altüst eden kadın fantezisi günümüzde de devam etmektedir ancak bunun daha sonraki örnekleri, gösterişli yıldızlar, lüks prodüksiyon ve kaçamaklı son ile kontrolden çıkmış kadın imajının içini boşaltan Thelma and Louise’e öykünmüştür. Virginie Despentes ve Coralie Trinh Thi, Fransa’da bütün sinemalarda yasaklanmış bir hardcore Fransız sanat filmi olan Baise-Moi ile türe hak ettiğini geri kazandırmıştır.

Baise-Moi‘nin referansları ise kusursuzdur. Yardımcı yönetmen Coralie Trinh Thi, tıpkı iki başrol aktris gibi eski bir porno yıldızıdır. Film Danimarka’nın Dogme ekolünün görünümü ve hissiyatına sahiptir; filme alınmak yerine videoya çekilmiştir ve tanınmış yıldızlar yerine “normal insanları” kullanır. Son derece cüretkar olan bu film çok sayıda yakın çekim seks sahnesi ve özellikle de dünya çapında sansüre kurban giden vahşi bir tecavüz sahnesine sahiptir. Filmleri makaslamaktan her zaman kaçınan Kanada filmi porno kategorisinde değerlendirmiş ve Toronto Uluslararası Film Festivalinde istekli bir resepsiyon ile karşılanmasına ve Aton Egoyan gibi bilgelerin yorumlarına rağmen Ontario’nun popüler sinema salonlarında gösterimini reddetmiştir. Bu durumda Amerika piyasasına girmiş olması dahi şaşırtıcıdır. (daha&helliip;)


3
Oca
2016

Alice in Acidland (1969)

B-Film İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

alice_in_acidland_1969_posterSiyah-beyaz yarı belgesel tadındaki Alice in Acidland, softcore seks, yasadışı uyuşturucular ile dolu ve tam anlamıyla tuhaf bir film. Filmde oyuncu kadrosu ya da bir film ekibi bulunmuyor.

Alice ve Kathy, Fransızca öğretmeni Frida tarafından bir havuz başı partisine davet edilen tipik Los Angeles’lı lise öğrencileri. Partide Alice, Frida ile havuzda zaman geçirirken erkek öğretmenler Kathy’den istifade eder. Alice başka bir partiye onunla gelmesi için bakire Betsy’yi ikna eder ve Betsy bu partide “Hayvan” olarak bilinen bir adam tarafından tecavüze uğrar. Bu sırada Frida, Alice’e LSD’ye batırılmış bir küp şeker verir ve Alice tribe girer. Bu sırada Alice’in en iyi arkadaşı Janice’in asit aldığını ve kendisini astığını öğreniriz. Bu uyuşturucu, Sheila adında bir lezbiyen tarafından verilmiştir ve Alice’in tribinde kadınlar, bol miktarda ışık ve ucuz film efektlerine şahit oluruz. Her yerde karşımıza çıkan naratör bize Alice’in artık zihinsel olarak bir bitkiden farkı olmadığını ve sonsuza kadar aşk yazında yaşayacağını söyler.

Alice in Acidland oldukça kısa bir film, 60 dakikadan ibaret. Filmdeki iki parti sahnesindeki seks sahnelerinin en az 10 dakika olduğunu da düşünürsek ve buna Alice’in ilk 15 dakikalık tribini de eklersek nasıl bir filmle karşı karşıya olduğumuzu anlamışsınızdır.

Lise öğrencilerinin hepsi yirmi yaşın üstünde görünüyor. Hepsi implantların kullanılmaya başlanmadığı bir dönem için çok hoş ve çekici kıvrımlara sahip. Erkek öğretmenlerin hepsi açık bağırlarıyla eğlence sunucularını andırıyor. Film başladığı kadar hızlı bir şekilde sona eriyor. (daha&helliip;)


14
Eyl
2015

Eurosleaze Sinemasında BDSM

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Fifty Shades of Grey (2015)

Sosyal medya ve geleneksel medyadaki mevcut trendler/güncellemelere ve karşınıza çıkabilecek herhangi popüler kültür ya da kitlesel ticaret unsuruna dayanarak BDSM’nin yepyeni bir şey olduğunu varsayabilirsiniz. Ya da en azından sinema ve popüler sanattaki etkisinin sonunda hissedildiğini düşünebilirsiniz. Bunlardan ilkinin doğru olmadığını biliyoruz, insanlar tarihin başlangıcından beri birbirlerine keyifle teslimiyet ve hakimiyet gösteriyorlar. Ve ister inanın ister inanmayın ikincisi de doğru değil. BDSM birçok ülkede, türde ve yapımda yıllardan beri sinemanın bir unsuru olmuştur. Porno filmlerden animasyona, türe özgü sinema tuhaflıklarına ve popüler kültür erotik gerilim filmlerine BDSM sinemaya seyircinin kabul edeceğinden daha fazla işlemiştir.

Cruising, Secretary ya da yakın zamanda gösterime giren The Duke of Burgundy gibi filmlerin bir hayranı olarak BDSM’nin popüler sinemadaki kabulüne işaret eden önemli ve tanımlayıcı bir alana odaklanmak istiyorum: Eurosleaze. Bu terim sıklıkla kullanılıyor ama her zaman doğru anlamda değil, ve burada exploitation alt türleri ile kategorize edilen ve ağırlıklı olarak cinsel içeriğe odaklanan Avrupa menşeli filmleri ele alıyoruz. Bu kapsamlı bir liste olmasa da BDSM bakımından daha ezoterik ve tatmin edici bir içeriğe açılan bir kapı olması amaçlanmıştır. (daha&helliip;)


4
Ağu
2015

Emanuelle e Françoise (1975)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

emanuelleefrancoiselesoYönetmen D’Amato’nun Laura Gemser ile birlikteliği öncesinde çekilen ve gerçekten bir Emanuelle filmi olmayan bu tuhaf erotik intikam gerilim filmi D’Amato’nun tutarlı ve hayalperest anlatımlarından biridir. Hikaye oldukça sade – genç model Francoise, aşağılık sevgilisi Carlos tarafından istismar edilmiş ve ihanete uğramıştır ve nihayetinde çektiği acı dayanılmaz hale gelerek kendisini bir trenin altına atar.  Francoise’in ablası Emanuelle bu acı hikayenin tamamını kardeşinin ardında bıraktığı bazı mektuplardan öğrenir ve bu aşağılık adam ile ödeşmek için işe koyulur. Onu baştan çıkarır, onu uyutur ve oturma odasında bulunan ve solo erotik şovlar, lezbiyen ilişkiler ve eğlence düşkünlerinin de katıldığı halüsinojenlerin etkisi altında kurgulanmış bir yamyam şöleninde grup seks alemlerini izlemesine izin verdiği çift taraflı aynanın ardında zincirlenmiş bir şekilde onu hapseder.

Bu çift yönlü ayna olağanüstü bir imgedir ve filmin anlamı bakımından merkezi öneme sahiptir. Carlos’un Francoise’e karşı tutumu düşüncesiz ataerkil istismardır; Emanuelle –feminist bir gazeteci- daha önce “kadınların kadınlıklarını kaybetmemeleri” temalı bir kadın hareketine katılmıştır –ondan intikamını almak için bütün feminen araçlara başvurur. Carlos’un aynalı ekranın ardındaki izole mahkumiyetinde, tıpkı pornografide olduğu gibi kadınların her türlü cinsel faaliyette bulunmasını izleyebildiği ama onlara katılamadığı ve dahası kaçış çabalarını bu faaliyetleri izleme dürtüsü ile ertelediği yalnız ve tatmin olamamış bir erkeğin durumunu işaret eden bir şey vardır. Yamyam şöleninin korkunç görüntüsü –D’Amato’nun eserleri için merkezi bir görüntü- insanların hayatta kalabilmek için insan eti yediği ve kan içtiği bir dünyayı, modern toplumumuzun rekabet dolu dünyasını resmetmektedir. Karanlık dünyasında güçsüz kalmış Carlos çıplak Emanuelle’i bir satır ile öldürmenin hayalini kurmaktadır ve (birçok güçsüz erkeğin kadın hareketlerinin onları içine düşüreceğini düşündüğü hadım edilme durumundan kıl payı kurtularak) özgür kaldığında gerçekten de Emanuelle’in ölümüne neden olur. Ancak polisten saklanmak için aynanın arkasına geçen Carlos kendisini ölüme terkedilmiş bir şekilde hapsolmuş olarak bulur –şiddete başvurarak planladığı kaçışı yeniden hapsolmasına neden olmuştur ve Edgar Allen Poe tarzı bir son ile açlık ve susuzluktan ölecektir. (daha&helliip;)


directors_jeanrollin

Phil Hardy’nin The Overlook Film Encyclopedia:  Horror adlı eseri gibi başucu kitapları Rollin’in filmlerinden etkileyici şekilde bahsetmiştir. Hardy, Lips of Blood’u “hoş ve ürkütücü” ve Requiem For a Vampire’yi de “delicesine coşkulu sadist bir şiir” şeklinde tanımlamıştır. Bunun yanı sıra Cathal Tohill ve Pete Tombs’un Immoral Tales adlı unutulmaz eserinde Rollin’in kariyerine yaklaşık 60 sayfa ayrılmış ve onu “rüyaların yaratıcısı” olarak tanımlayarak Rollin’in filmlerine en büyük övgüde bulunmuştur.

Rollin’in filmlerinin isimlerine baktığımız zaman bu filmler içerisindeki tuhaf görüntüler hakkında ipucu edinebilmek mümkün. Filmlerin içinde ise bizleri bol miktarda egzotik, sadist sapkınlık beklemektedir: denizin açıklarına sürüklenen bir tabutun içine hapsedilmiş aşıklar, bir vampir çiftin evlilik seremonisi, kendi kolunu ikiye ayırarak kendi kanını deliye dönmüş bir şekilde içen bir dişi vampir, kadın kurbanlarını bir zindanın duvarlarına zincirleyen bir grup vampir, bir gemi enkazından sağ kurtulanlara işkence yapan korsan mürettebat, sosyetik kadınların kan içme ritüeli için bir şatoda toplaması gibi. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog