iyiköfüfilm

Os_Violentadores_de_Meninas_VirgensOs Violentadores de Meninas Virgens (1983), Brezilya’dan adi, ultra kanlı bir exploitation cinayet-gerilim filmi. Genel anlamda senaryo mantıksız ve sadece izleyiciyi heyecanlandırmak için seks ve şiddet görüntülerine eşlik etmek için oradaymış gibi duruyor. Bir kadın satıcısı sadece bakireler için ona para vermeye hazır zengin müşterilere sahip. Peki bakire kızlar bulmanın en iyi yolu ne? Aklı başında ve saf bir kızın, kadın satıcısının çirkin suratını ve her şeyi anlatan sırıtışını gördüğü zaman bu suç örgütünden kaçacağı düşünülecek olursa onları neden gündelik işlerini yaparken kaçırmasınlar? Medya ve Şerifi içeren yardımcı senaryolar düşünülmüş ve düşündürücü bir aradan sonra film, yardımcı olmaya çalışan ama kaosun içine kapılan Pedro isimli bir kuru temizlemeci, nişanlısı Suely ve Suely’nin abisi Shorty’ye odaklanıyor. Film, ilk denemelerinden sonra ne pahasına olursa olsun daha fazla bakire isteyen ve fazla şey bildikleri için Shorty, Pedro ve Suely’nin ölmesini isteyen müşteriler kadar sade.

Her ne kadar film içinde haberler olsa da ve Brezilya’nın politik karmaşa yaşadığı bir dönemde çekilmiş olsa da sosyal yorumlar ya da herhangi önemli bir şey söylenmesini bekliyorsanız yanlış filme geldiniz. Daha çok şok etkisinden faydalanan, insanın içine işleyen ve hatta “I Spit on Your Grave” gibi yeni bir bakış açısı kazandıran diğer tecavüz/intikam filmleri ile karşılaştırıldığı zaman bir kadının tecavüze uğradığı zaman izleyicinin tiksinmesinin mi yoksa erotik olarak heyecanlandırılmasının mı istenmiş olduğu belirsizliğini koruyor. Film ucuz bir prodüksiyona sahip ve oyunculuk da aynı düzeyde ucuz, diyaloglar son derece doğrudan, çekimler sıklıkla ana konuyu fazlasıyla vurguluyor ve ikisinin arasını bulamaması nedeniyle filmin seyri hem iyi hem de kötü yanlara sahip. Oyuncuların hem komik olmaya çalıştıkları hem de komik olmaya çalışmadıkları anlarda kasıtsız olarak komik olmalarına neden olan aşırı yapmacıklıklarını da unutmamak gerekiyor. (daha&helliip;)


6
Ağu
2016

555 (1988)

B-Film İstismar Filmleri Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

555555 (1980); Hippi kılığına bürünmüş bir manyağın çok sayıda genci katletmesi, bir dedektifin benzer cinayetler için kayıtları kontrol etmesine neden olur. Her beş senede bir, yılın beşinci ayında ve birbirini takip eden beş gün boyunca aynı türden cinayetlerin işlendiğini keşfeder ve şüphelinin bazı tasvirleri birbiriyle eşleşmektedir: hippi gibi giyinmektedir. Dedektif katili ararken Vietnam Savaşı’nın hatıralarının peşini bırakmadığı amirinden şüphelenmeye başlar.

1988 yılında yönetmen Wally Koz ve şirketi, 555 isimli video çekimi, küçük bir yapıma imza atmaya karar verdiler. Çok sayıda kötü korku filmi gördükten sonra Koz en az bunlar kadar iyi bir film çekebileceğine karar verip hiçbir oyunculuk geçmişi olmayan ailesi ve arkadaşlarını toplayarak yaşadığı Ukranian Village, Chicago’da filmi çekti. Bir filmin sadece türe olan sevgi nedeniyle yapıldığını bilmek ve bunu görebilmek her zaman özel bir duygu ve bunu söyledikten sonra bir başyapıt beklememeniz gerektiğini de hatırlatayım.

Hikaye plajda yürüyen bir adam ile başlar. Kamera çok geçmeden bir bahçede sevişen yarı çıplak bir çifte odaklanır. Birden bire adam öldürülür ve kanı gerçekçi olmayan bir şekilde üstsüz kız arkadaşının üzerine fışkırır. Plajdaki adam kızın çığlığını duyar. Görüntü donar, bekleneceği üzere 80’lerin müziği ve jenerik girer. Bir sonraki sahnede plajda yürüyen adamı, Col. Wayne’i (kadronun geri kalanı gibi hiçbir oyunculuk geçmişi veya gelecekte oyunculuk kariyeri olmayan Charles Fuller tarafından canlandırılmıştır) polis merkezinde üç dedektif tarafından sorguya çekilirken görürüz. Suç mahallinde bir hippi gördüğünü söyler ama dedektifler bunun deli saçması olduğunu düşünür. Başta çavuş Connor olmak üzere dedektifler adamdan şüphelenirler ama onu serbest bırakırlar. Bir gazeteci olaya müdahil olur ve hikayenin detaylarını öğrenmek ister ama bu isteği reddedilir. (daha&helliip;)


4
Ağu
2016

Hardcore (1979)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

hardcore1979Paul Schrader’ın senaryosunu yazıp yönettiği Hardcore (1979), kaybolan kızının izini süren bir babanın tehlikeli macerasına odaklanıyor. Paul Schrader çok sayıda film yönetmesine rağmen senarist yönüyle bilinir ve bu alanda övgü toplar. Özellikle Martin Scorsese ile beraber çalıştığı Taxi Driver (1976) ve Raging Bull (1980) ile ismi anılır. Yönetmenliğini yaptığı filmlerde intikam öğesini ve erotizmi sıklıkla kullanır. Hardcore filminde aşırı dindar olan ama kızı için elini kirletmekten korkmayan baba Jake VanDorn rolüyle George C. Scott başrolde yer alırken, Peter Boyle ve Season Hubley gibi isimleri filmde görmek mümkün. Kaybolan kız Kristen VanDorn’u canlandıran Ilah Davis’in ise filmografisindeki ilk ve son oyunculuğu.

Hristiyanlığın Kalvenizm mezhebine sıkı sıkıya bağlı olan Jake VanDorn, kızının kaybolmasıyla şok geçirir. Sahibi olduğu firmanın tabelasının renk tonu haricinde hiçbir sıkıntısı olmayan, inancının bütün gereklerini yerine getiren Jake, seçilmiş insanlardan olmadığının farkına varması için bu güç durumla karşılaşması gerekir. Konuyu daha iyi anlatabilmek adına biraz Kalvenizm’den bahsetmek lazım. Gayet kaderci bir anlayışa sahip olan bu mezhep, insanları ikiye ayırır; seçilmiş insanlar yani cennete gidecek olanlar ve seçilmemiş insanlar tahmin edileceği üzere cehenneme gidecek olanlar. İnsanların daha doğmadan nasıl bir hayat süreceği bellidir ve işleri rast giden, başarılı bireyler cenneti garantilerler. Ama diğerlerini ise tam tersi azap dolu bir hayat ve benzer kötülükteki öteki taraf beklemektedir. Her şeyi kuralına göre yaşayan Jake’in beklentisi tabii ki daha farklıdır. Kızının kaçırılmasıyla yıkılır ama tuttuğu özel dedektifin bulduğu ipucuyla daha büyük bir darbe alır. O masum kızı, pornocular tarafından kaçırılmıştır. Jake’in, kızını kurtarabilmesi için porno dünyasının içine girip işlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmesi gerekir. Her çaldığı kapı, onu kızına bir adım yaklaştırırken inancından da bir adım uzaklaştıracaktır. (daha&helliip;)


70'li Yılların Okült Belgeselleri

70’li Yılların Okült Belgeselleri: 1970’lerde yapılmış olan doğaüstü belgesellerin çekici bir yanı var. Belki de tarzlarıdır – renkleri ve tonları zengin ve canlı ve belki de kullanılan kostümler sevdiğim bir eskilik hissi veriyor. Ya da belki de içeriğiyle ilgili olabilir mi? Modern geleneklerin saygı duyulan kurucularıyla yapılan röportajlar ve sadece gitmeyi hayal edebileceğim yerlerde gerçekleştirilen ayinler bana artık var olmayan bir zaman ve yere erişim imkanı sağlıyor.

Bu filmlerin ruh hali ciddiyet ile gülünçlük arasında gidip geliyor; bir bölümde saygı duyulan bir kişinin samimi ve düşünceli sözlerini duyarken diğer sahne sadece basmakalıp bir hal alıyor; bir sunakta dans eden çıplak bir kadın, orta yaşlı İngiliz bir adamın bir dairede koşuşturması ve çok ama çok sayıda siyah kadife giysiler.

Bazı durumlarda bu filmler ortalama televizyon izleyicisinin ağzı açık bakması için çekilmiş ve ortaya koydukları yapaylık gerçekten insanı esir alıyor. Ama yakından baktığınız zaman bunların popüler medya ile nasıl dikkatle tartılmış yakınlaşmalar olduğunu görebilirsiniz: filme alınan, uzun süredir sürdürülen yöntemler toplumun geneline onların da var olduğunu açıklamak için ulaşıyor.

Günümüzde dijital teknoloji sayesinde bu 70’li Yılların Doğaüstü Okült Belgeselleri orijinal filmin çürümesi için yeterli bir zaman sonrasında hayat buluyor ve ilk başta amaçlanandan daha fazla seyirciyle buluşuyor (bu filmlerin tümüne günümüzde internet yoluyla erişilebiliyor). (daha&helliip;)


16
Mar
2016

Singapore Sling (1990)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Singapore Sling, tam anlamıyla geleneklere aykırı şekilde hazırlanmış bir film. Sinemada bu gibi çalışmalar sadece gece matinesinde kendilerine yer bulabilir.  İşte The Rocky Horror Picture Show ve Eraserhead gibi filmlerin doğuşu da böyle olmuştu ya da Pink Flamingos gibi açıkça şoke edici çalışmaların. Gece matinesinde gösterilen filmler çöp yapımlar olabilir ya da bunlar popüler ve eleştirel zevklere uymayan sanatçıların son kalesi olabilir. Fakat hatrı sayılır derecede bir izleyici kitlesine de sahip olduklarını unutmamak gerekir.

Hem röntgenci hem de sanatsal zevklere hitap eden Singapore Sling’in anavatanı Yunanistan’da kazandığı ödüllerin yanı sıra kusmuk, ensest ve işkenceyi dahi içeren tuhaf seks sahneleri ile Yunanca, Fransızca ve İngilizce diyaloglar filmi oldukça ilginç kılıyor.

Ancak bu filmi arthouse exploitation olarak sınıflandırmadan önce kurgusal entrikalar ve yeni

oyunculuk yöntemlerinin (harmanlanmış karakteri, seslendirme, kamera önünde anlatım ve prova) kendi başına bu filmi istisnai bir sınıfa yerleştirdiğini söylemek gerekir ve eğer filmin konusu farklı olsaydı sinematografi Oscar’a layık olurdu.

Detaylara girmeksizin filmin hikayesinin ölü bir kadına aşık olan gözü pek bir dedektif (Panagiotis Thanasoulis) ile ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Dedektifin aşık olduğu kadın Laura’dır ve Julie London’ın Laura adlı melankolik parçası lie akıldan çıkmayacak bir şekilde anlatılır. Singapore Sling, içlerinden biri Laura’ya endişe verici bir şekilde benzeyen iki kadın sosyopatın dedektife taktığı takma isimdir. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog


yeni