iyiköfüfilm

1
Şub
2012

Opera (1987)

Giallo kategorilerinde yayınlandı.

Amerika’da “Terror at the Opera” ismiyle vizyona giren film, 1987 yılında Dario Argento tarafından yazılıp, yönetilmiş bir İtalyan giallo filmi. Başrolleri Cristina Marsillach, Urbano Barberini ve Ian Charleson paylaşıyor.

Film Argento’ya ticari anlamda oldukça getiri sağlamıştır. Zaten filmi de izlediğimiz zaman sinemasal değerini bir kenara bırakıp, “sex-murder” açısından bakılacak olunursa, ticari bir kaygısının olduğunu fark etmememiz mümkün değil. Filmdeki cinayet sahneleri yine filmin genelinde olduğu gibi oldukça başarılı. Filmin türüne yakışır abartılı kamera açıları ve yine abartılı dekorlardan kaçınmamıştır. Şiddet ve müziğin mükemmel uyumu da gözden kaçmıyor ve film boyunca İtalya’nın Rönesans ruhuna yakışır, bir birinden güzel klasik eserleri dinlerken, araya katilin ruhunu yansıtan ve bizi daha da bir telaşa sokan rock soundları girdiğinde tadından yenilmez bir hal alıyor. Opera salonundaki kuşların gözünden çekilmiş sahneler kamera hareketlerinin bir kuş gibi oradan oraya yalpalanması oldukça baş döndürücü, “bu gerilim bitsin de haydi artık odaklansın” diye umutla beklenilebilir. Ayrıca Argento, ilham kaynağı Hitchcock’un röntgenci sinema ruhuna saygı duruşunda bulunmaktan geri kalmamış.

Bir parça da filmin konusuna değinelim. 17 yaşındaki Betty, Verdi’nin Macbeth’indeki (İtalyan besteci Verdi’nin, Shakspeare’in Macbeth’ini temel alarak bestelediği 4 perdelik opera eseri) başrol oyuncusunun ayağını sakatlaması ile bu rolü alma şansı yakalar. (daha fazla…)


22
Kas
2011

Perversion Story (1969)

Giallo kategorilerinde yayınlandı.

Lucio Fulci’nin yönetmenliğini yaptığı 1969 yapımı filmin başrollerinde Jean Sorrel, Marisa Mell ve Elsa Martinelli yer alıyor. Yönetmenin Amerika’da çektiği film gizem ve gerilimin iç içe olduğu bazı anlarda izleyicide giallo tadı bırakan bir hikayeyi konu alıyor. Fakat gialloların tipik özelliği olan seri cinayetler üzerine yoğunlaşan bir film değil.

Film yukarıda da bahsettiğim gibi zaman zaman giallo tadı verse de ve bazı kişilerce bu sınıfın içine sokulsa da aslında Hitchcock sinemasına çok yakın. Özellikle Hitchcock’un ünlü filmi Vertigo ile benzerlikler yakalanabilir. Bunda tabi ki filmin lokasyon olarak San Francisco’da geçmesi ve ana fikrin benzerliğinin etkisi büyük. Fakat Fulci’nin kendine özgü tarzı ile birlikte.

San Francicso’lu ünlü ve çapkın doktor George Dumurrier (Jean Sorrel) evlidir fakat aynı zamanda bir sevgilisi vardır. Astım hastası olan karısı ölür ve polis kadının zehirlendiğini belirler. Doktor karısının ölümüyle sigortadan aldığı 2 milyon $ sonrasında polis tarafından karısının ölümünden sorumlu tutulur. Bir gün sevgilisiyle gittiği bir striptiz kulübünde dans eden kadın karısına ikizi kadar benzemektedir. Sadece sarı saçlısıdır. Hatta kadının evine gittiğinde onun da karısıyla aynı ilaçları kullandığını görür. Bundan sonra izleyicinin kafasında kadının gerçekten ölüp ölmediğiyle ilgili sorular oluşur. Doktor gerçekten suçlu mudur yoksa kadın yaşıyor mudur? (daha fazla…)


5
Eki
2011

Giallo ve J&B

Giallo Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

Edwige Fenech ve George Hilton ne zaman ciddi bir konuşma yapsalar, kendilerine hemen bir bardak viski doldurur.

Susan Scott ise yatağında keyif yaparken viskinin yanında bir de sigara yakar.

Zaman zaman Luc Merenda’yı da elinde viskiyle görmek mümkün.

Franco Nero’nun araba kullanırken viski içmeyi ne kadar sevdiği aşikar.

Anita Strindberg ve Florinda Bolkan’ın elinden çılgın partiler sırasında viski düşmez.

Jean Sorel’ın viski tutkusundan bahsetmeye gerek yok. (daha fazla…)


12
Tem
2011

So Sweet, So Dead (1972)

Giallo kategorilerinde yayınlandı.

So Sweet, So Dead yönetmenliğini Roberto Bianchi Montero’nun yaptığı 1972 yapımı bir giallo. Film orijinal ismi “Rivelazioni di un Manıaco Sessuale al capo della Squardra Mobile” ın yanı sıra “The Slasher is the sex Maniac” ve “Penetration” gibi isimlerle de biliniyor.

Filmde bir seri katil, İtalya’nın jet-setine mensup ailelerin kocalarını aldatan sadakatsiz eşlerini öldürmektedir. Katil, klasik giallolarda olduğu gibi kimliğini gizleyen siyah yağmurluk, siyah deri eldivenler, siyah bir fötr şapka ve başında da yüzünü kapatan siyah bir çorap giymektedir. Zina yapan eşleri sevgilileri ile beraberken fotoğraflayan katil, kadınları öldürdükten sonra cesetlerin yanına bu fotoğrafları da bırakır. Bir nevi kurbanların aslında masum olmadığını belirten bir mesajdır bu. Bu olayları soruşturan komiser Capuana (Farley Granger) ise aslında kurbanlarla aynı sınıftan bir adamdır. Karısı Barbara Capuna (Sylva Koscina) vasıtasıyla kurbanları tanımaktadır. Soruşturma devam ederken kasabanın zengin, kocalarını aldatan kadınları arasında tedirginlik had safhaya çıkar. Bu arada soruşturmada polise, cesetlere otopsi yapan doktor da yardım eder.

Film için öldürülen kadınların masum olmadığının belirtilmesi açısından ahlaki bir boyutu olduğunu veya kadın düşmanlığı yaptığını söyleyen kritikler yok değil. Fakat kadın düşmanlığı oldukça abartılı bir yorum. Ahlaki yönü ele aldığımızda ise şöyle de bir durum var, eşleri tarafından ihanete uğrayan kocalara da izleyicinin sempati duyması sağlanmamış. Kaldı ki kurban eşlerinin arasında başka kurban kadınlarla ilişki yaşayan adamlar var. (daha fazla…)


6
Nis
2011

All the Colors of the Dark (1972)

Giallo kategorilerinde yayınlandı.

İşgüzar İtalyan istismar film yönetmenlerinin, birçok iyi yapımların rip-offlarını yaptığını biliyoruz. Roman Polanski’nin 1968 yapımı filmi Rosemary’s Baby de yönetmen Sergio Martino’ya bu filminde ilham kaynağı olmuş.  Fakat All The Colors of the Dark’da olaylar bir giallo altyapısında gerçekleşiyor ve yönetmen de ustalığını konuşturarak çok başarılı bir iş çıkarıyor. Filmin saykodelik rüya sahnesi ile olan açılışı, giallonun tüm unsurlarının ustaca filme yerleştirilmesi ve tabii ki güzel oyuncu Edwige Fenech’in varlığı filmi sadece bir rip-off olarak değil özgün bir sinema filmi olarak sunuyor.

All the Colors of the Dark (Tutti i Colori del Buio) belki de yönetmen Sergio Martino’nun en ilginç filmlerinden birisi. Geleneksel anlamda bir giallo değil, nev-i şahsına münhasır bir film. Senaryo ile giallo unsurların bir araya gelmesi ile sıra dışı bir film çıkmış ortaya. Tabi bunda yönetmen Sergio Martino’nun yanı sıra senarist Ernesto Gastaldi, filmin müziklerini yapan Bruno Nicolai ve oyuncuların büyük payı var. Giallo’nun “Altın Çifti” olarak tanımlanan Edwige Fenech ve George Hilton başrollerde. Bu iki oyuncu dışında filmde Nieves Navarro (ya da bilinen bir diğer ismi ile Susan Scott) ve korku ve istismar sineması izleyicisinin Bava’nın Planet of the Vampires, Martino’nun Your Vice is a Locked Room and Only I have the Key, Umberto Lenzi’nin Man From Deep River ve bunun gibi daha birçok filmden hatırlayacağı Sırp asıllı İtalyan oyuncu Ivan Rassimov yer alıyor. (daha fazla…)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja B-Film Blog Asya Sineması