>






Sinemanın parlak spotlarından uzak kalmış ama en az onlar kadar ilgiyi hak eden iyi "kötü film" lerin Tolga Demirtaş tarafından masaya yatırıldığı bu siteye hoşgeldiniz.



Çetin İnanç İstismar Filmleri B-Film B Movie Dario Argento David Cronenberg Edwige Fenech Erotik Yeşilçam Exploitation George Eastman Giallo Gore Hammer Film Productions I Spit On Your Grave Italian Trash Jess Franco Joe D'Amato Last House on the Left Lucio Fulci Mario Bava Nikkatsu Ninja Roger Corman Sergio Martino Sexploitation Slasher Sybil Danning Tom Savini Trash Film Zerrin Doğan
Uzun zamandır böyle bir liste yapmak istiyordum. Filmlerle ilgili çok fazla ayrıntıya girmeden B filmlerde boy gösteren akıllara zarar yaratıkları sizlerle paylaşmak için kolları sıvadım. (Filmlerle ilgili ayrıntılı yazıları ilerleyen günlerde okuyabilirsiniz.) Listeyi oluştururken belli bir sayı sınırlamasında kalmadım. Fakat kronolojik olarak 1910’lardan 1960’lı yılların B filmlerden yaratıkları seçtim.
Hollywood’un milyon dolarlık canavarlarına karşın, oldukça ucuza kotarılmış bu canavarlar, günümüz izleyicisine komik gelse de yaratıcılıkta sınır tanımadıkları ortada.
Peki, bu canavarlar nasıl ortaya çıkıyor? B filmler içindeki oluşum süreçleri neler? Bunları birkaç madde altında sıralamakta fayda var;
» yazının devamı

Sadistik ve maceraları gerçek olmayan bir grafik şiddet üzerine kuruludur. İskelet kostümlü bir seri katilin bir dizi maceralarını içerir. Karakterimizin maceralarının günümüz film standartlarına göre daha uysal olduğunu söyleyebiliriz. Sadistik’in hikayelerin de korku filmlerini aratmayacak sertlikte sahneler görmek mümkün. 50 yıl geçmesine karşın Sadistik’in maceraları hala heyecan ve korku verici.
Karşılaştığımız çoğu Sadistik hikayeleri 1960’lı yılların İtalyan sinemasına hakim olan suç, korku, ve casusluk öykülerine dayanır. Sadistik’te 007 James Bond’daki gibi güzel kadınlar ve çıplaklık olmazsa olmazlardan biridir.
Serinin tutmadığı ülkelerin başında Amerika gelmektedir. Amerikan halkının küçük bir azınlığı tarafından takip edilen seri özellikle Avrupa’yı kasıp kavurmuştur. Seriye Amerikalıların ilgi göstermemesinin en önemli sebebi Meksikalıların Santo, Blue Demon serilerinin Amerikalılara daha cazip gelmesi ayrıca Spider-Man, Hulk ve Fantastic 4 gibi kendi kahramanlarını yaratmasıydı.

Sinemada, özelikle korku sinemasında makyaj sanatçılarının önemi oldukça büyüktür. Birçok korku fanın ise makyaj uzmanı deyince aklına gelen iki isim; Universal Studios adına uzun yıllar çalışan ve birçok canavar makyajına imza atan Jack Pierce ve gore makyajlar konusunda uzman olan Tom Savini’dir. Fazla tanınmasa da Harry Thomas da korku sinemasında makyaj konusunda mihenk taşlarından birisidir.
IMDb’de kariyeri Camille (1936) filmi ile başladığı gözükmesine karşın Dr. Jekyll and Mr. Hyde (1932), The Mummy (1932) ve The Bride of Frankenstein (1935) filmlerinde de asistan olarak çalışmıştır. Harry Thomas birçok filmde başarı ile görev yapmıştır. Fakat ustanın utanç duyacağı bazı filmleri olmuştur ki bunlardan ilk akla gelen kült mertebesine ulaşmış Frankenstein’s Daughter (1958) filmidir. Filmde canavar bir kadın olmasına karşın tıpkı bir erkeğe benzemektedir. Fakat ertesi yıl bence en iyi işini çıkarttığı, yönetmenliğini Edward D. Wood Jr.’ın yaptığı bir başka kült film Plan 9 from Outer Space (1958) filminde harikalar yaratmıştır. Bunun yanı sıra Roger Corman’ın Little Shop of Horrors (1960)’ı ve kitsch klasik Killer From Space (1954) filmlerinde de makyaj uzmanı olarak çalışmıştır. Ayrıca birçok TV projesinde de görev alan H. Thomas korku ve bilim kurgu sinemasının unutulmazları arasındaki yerini almıştır.
» yazının devamı

Hammer korku filmleri özellikle 60 ve 70’li yıllarda fırtına gibi esmekteydi. Hammer filmlerinin en güzel yanlarından biri sinema endüstrisine sunmuş olduğu güzel kadınlardır. Bu bayanlar izleyiciyi güzellikleriyle büyülediği kadar canlandırdıkları kana susamış vampir ya da vahşi katil rolleriyle de şoke ediyorlardı. Hammer Glamour bu kadınlara uzun zamandır hak ettiği değeri vermek ve Hammer fanları için de arşivlik eşsiz bir eser sunmak adına oluşturulmuş muhteşem bir kitap.
Kitap sadece dönemin Hammer kadın yıldızlarına odaklanmış. 150 sayfadan oluşan kitap oyuncuların özellikleri, profilleri, resimleri ve röportajlarını içermekte. Kitabın yazarı Marcus Hearn, The Hammer Story adında Hammer Film Productions’ı tanıtan büyüleyici bir kitabın da yazarı.
» yazının devamı

Beyazperde’nin en güzel yanı birçok fantastik öğeye yer vermesidir. Yaratıklar, çılgın doktorlar ya da bilim adamları… Bunun yanı sıra telepatiyle ya da hipnozla insanları etki altına alan kötü güçler de beyaz perdede sıkça boy göstermiştir.
Edebiyatta gördüğümüz ilk hipnozcu karakter Svengali karakteridir. George du Maurier’in 1894 yılında yazdığı gotik korku romanı Trilby’de adı geçen Svengali, kuşkusuz romanın en çarpıcı karakteridir. Daha sonra beyazperdeye taşınan roman 1931 yılında izleyici karşısına çıkar. Svengali (1931) adındaki filmin yönetmeni Archie Mayo’ydu ve Svengali’yi canlandıran da dönemin popüler oyuncularından John Barrymore’du. Filmde Svengali adındaki adamın karşısındaki insanları hipnotize ederek etrafına saçtığı dehşet konu alınır. Hatta günümüz popüler kültüründe de bu isim özellikle siyasal alanda rakip politikacıların da birbirleri hakkında kullandıkları kötü bir tabir olmuştur.
Beyazperdenin bir diğer kötü hipnozcusu ise I was a Teenage Werewolf (1957) filminde karşımıza çıkan kötü Dr. Alfred Brandon (Whit Bissell)’dir. Liseli gençler arasında dehşet saçan doktor karşısında Tony Rivers-Teenage Werewolf (Michael London)’u bulur.
» yazının devamı
