





Sinemanın parlak spotlarından uzak kalmış ama en az onlar kadar ilgiyi hak eden iyi "kötü film" lerin Tolga Demirtaş tarafından masaya yatırıldığı bu siteye hoşgeldiniz.


Çetin İnanç İstismar Filmleri B-Film Blaxploitation B Movie Dario Argento David Cronenberg Edwige Fenech Emmanuelle Erotik Yeşilçam Exploitation George Eastman Giallo Gore Hammer Film Productions I Spit On Your Grave Italian Trash Jess Franco Jesus Franco Joe D’Amato Joe D'Amato Lucio Fulci Mario Bava Nikkatsu Roger Corman Sergio Martino Sexploitation Slasher Sylvia Kristel Zerrin Doğan
Dolemite, yönetmenliğini D’Urville Martin’in yaptığı, senaryosunu Rudy Ray Moore’ın yazdığı 1975 yapımı bir blaxploitation filmi. Rudy Ray Moore filmde aynı zamanda ana karakter Dolemite rolüyle karşımıza çıkarken, filmin soundtrackinde de yine aynı ismin imzası var. Rudy Ray Moore kariyerine 1960’ların sonunda stand-up komedyeni olarak başladığında, Dolemite adında evsiz bir şehir kahramanının hikayesini duyar ve bu karakteri stand-up showlarına taşır. Hatta 1970 yılında çıkardığı Eat Out More Often albümünde de bu karaktere yer verir ve albüm listelerde top 25’in arasına girer. 1975 yılında Moore, Dolemite karakterini beyazperdeye taşımaya karar verir ve kendisinin Dolemite’i canlandırdığı, kastta da arkadaşlarının yer aldığı bu film ortaya çıkar.
Filmin başlangıcında, filme adını veren başkahramanımız Dolemite’i hapishanede görüyoruz. Bu sahnenin ardından gelen flashbackde ise dedektifler Dolemite’in arabasının bagajında çalıntı kürk ve uyuşturucu bulurlar. Bir süre sonra affedilir ve hapisten çıkar. Hapisten sonra başına türlü belalar gelir. Fakat bu belalara karşı yalnız değildir. Etrafında Charlie’nin Melekleri tarzında kung-fu bilen ve liderliğini Queen Bee’nin yaptığı bir kadın grubu vardır. The Total Experience adlı klübünü Willie Green’den geri almak için bu kung-fu bilen güzellerle beraber Willie’ye karşı savaşır. Willi Green karakterini canlandıran oyuncu aynı zamanda filmin yönetmeni D’Urville Martin.
» yazının devamı

“Siyah Sinema”nın çıkışı 60’lı yılların sonlarına rastlar. Dönemin sinema sektörü beyazların egemenliği altındayken siyahlar hep ikinci planda kalmıştır. Melvin Van Peebles sinema endüstrisinin zor bir döneminde 11 milyon dolarlık gişe başarısıyla Sweet Sweetback’s BAADASSSSS Song (1971) adlı filme imza atar. Bu filmden hemen sonra düşük bir bütçeyle kotarılmış Shaft (1971) ise bu alandaki en büyük gişe başarısını elde eder. Shaft filminden sonra Hollwood artık “siyahi” filmler içinde büyük bir pazarın olduğunu kabul edecektir. Amerika’da seyirci potansiyelinin önemli bir bölümünü oluşturan siyahi seyirci Sweet Sweetback’s BAADASSSSS Song’daki asi ve kanlı-canlı siyahi kahramanı kendisiyle özdeşleştirmiştir. İlk kez beyaz adamın gözünden farklı olarak betimlenen siyahi figür, izleyicisi tarafından benimsenmişti; beyazların gözünde ise siyahi figür kaba ve ırkçı özelliklerle tasvir ediliyordu. Genellikle iki çeşit zenci tiplemesi vardı filmlerde, zararsız itaatkar ve beyaz sözü dinleyen “iyi” zenci, vahşi, dik başlı ve tecavüzcü “kötü” zenciler.
» yazının devamı

Geçtiğimiz günlerde izlediğim bu blaxploitation (siyahi oyuncuların oynadığı filmler) korku filminden oldukça zevk aldığımı söyleyebilirim. Film 70′lerde oldukça nadir karşılaştığımız blaxploitation-korku türüne ait, Blacula, Scream Blacula Scream ve Blackenstein tarzı filmlerden bir tanesi.
Filmin oldukça basit bir senaryosu var. İntikam üzerine kurulu bir zombie filmi. Erkek arkadaşı bir grup çete elemanı tarafından öldürülen Sugar’ın (Marki Bey) sevgilisinin intikamını almak için yaşlı bir voodoo büyücüsünden yardım alması ile başlayan olaylar üzerine kurulu bir film. Voodoo büyücüsü Mama Celesete ( Zara Cully) ölülerin tanrısı Baron Samedi ( Don Pedro Colley)’nin ruhundan yardım ister. Baron da zombieleriyle birlikte Sugar’a yardımcı olur.
Düşük bütçesine rağmen Sugar Hill korkutucu bir atmosfer yaratabilmeyi başarmış. Fakat filme salt bir korku filmi diyemeyiz, filmde korku unsurunun yanı sıra komedi unsurları da bolca kullanılmış. Bunun yanı sıra filmde birkaç gore sahneye rastlamak da mümkün.
» yazının devamı
