iyiköfüfilm

Apokaliptik bilimkurgu janrı bilimkurgunun bir alt türü olarak, nükleer savaş, salgın hastalık veya başka büyük bir felaket ile insanlığın sonunun geleceğine dair hikâyeler anlatır. Post apokaliptik bilimkurgu ise mekân olarak, bu tarz büyük felaketler sonrası yeniden kurulan dünyada geçer. Zaman ise ya bu felaketten hemen sonrasını anlatır ve hayatta kalanların çektiklerine veya psikolojilerine odaklanır ya da felaketin üzerinden belli bir süre geçtikten sonra, felaket öncesi medeniyetin geçmişte kalan, çoktan unutulmuş halini anlatır. Post-apokaliptik hikâyeler genelde teknolojinin olmadığı ilkel bir gelecekte ya da sadece bazı kırık dökük, eski teknolojik aygıtların kaldığı bir dünyada geçer. Bilimkurgunun bu türü ile distopik toplumlar veya kara ütopyaları ele alan türü arasında çok muğlâk bir sınır vardır.

Bu türler, ‘nükleer bir silah ile bütün dünyanın yok edilmesi’ olasılığının, toplumların bilinçlerine yerleştiği İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra popülerlik kazanmışlardır.  Öte yandan, kayda değer apokaliptik romanlar, 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Mary Shelley’nin The Last Man romanını yayınlamasına kadar geriye gider. Ayrıca, alt türler apokaliptik edebiyattan, binlerce yıllık hikâyelerden ve yorumlardan beslenir. (daha&helliip;)


26
May
2010

Hands of Steel (1986)

Bilimkurgu Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Vendetta dal Futuro, yönetmenliğini Sergio Martino’nun yaptığı, başrollerinde Daniel Greene, Luigi Montefiore, John Saxon ve Claudio Cassinelli’nin yer aldığı bilim kurgu türünde bir İtalyan trash.  Film insanlığın bir bakıma kaderini elinde tutan bir bilim adamını öldürmeye programlanmış bir cyborg’un hikayesi. Bu özet size büyük bir ihtimalle “Terminator” ü hatırlatmış olmalı, zira film bazı ülkelerde (Malezya bunlardan birisi) “Return of the Terminator” ismiyle vizyona girmiş.

Film Terminator filminin yarattığı sansasyonu da arkasına alarak dönemin video piyasası  için piyasaya sürülmüş. İş bilir İtalyan istismar filmi yönetmenleri bunu da es geçmemiş ve Sergio Martino tarafından değerlendirilmiş. 60’lı yılların sonu ve 70’li yılların başlarında kariyerinin en iyi işlerine imza atan yönetmen bu filmde tamamıyla ticari kaygıları göz önünde bulundurmuş.

Film Amerika’nın Arizona eyaletinde geçmekte. Uçsuz bucaksız çöl manzaraları,  şiddet sahneleri, anlamsızca gözümüzün içine sokulmaya çalışılan bilek güreşi sahneleriyle baştan sona sıkmadan ilerleyen meraklısı  için hazine değerinde bir fütüristik film. Helikopterli kovalama sahneleri içinse sanırım oldukça fazla para harcanmış. Bu sahnelerin birinde, filmin çekildiği sırada İtalyan oyuncu Claudio Casinelli helikopter kazasında hayatını kaybetmiş. (daha&helliip;)


3
Mar
2010

2020 Texas Gladiators (1982)

Bilimkurgu Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

İtalyan B filmlerinin unutulmaz yönetmeni Joe D’Amato’nun yönetmenliğini yaptığı, yine İtalyan istismar sinemasının tanıdık yüzlerinden ve Joe D’Amato’nun ekürisi George Eastman’ın senaryosunda katkıda bulunduğu 1982 yapımı post-apokaliptik bir film Anno 2020 – I gladiatori del futuro.

Yıl: 2020..

Yer: Teksas..

Nükleer bir savaşın ardından dünya yerle bir olmuştur ve bir kaos hüküm sürmektedir. Bu kaos ortamında ise insanlar birbirleriyle amaçsızca çatışmakta, birbirlerine zarar vermektedirler.

Filmin açılış sahnesi, bir kilisedeki katliam ile başlıyor. Saldırıya uğrayan bir rahip haça çivilenmişken, bir tarafta da rahibelere tecavüz edilmektedir. Bu olaylar olurken içeriye 5 Teksas Gladyatörü girer. Rahip ve rahibeler dışındaki herkesi öldürürler. Görünüşe göre Gladyatörlerin kendilerine göre katı ahlak kuralları ve uygulamaya çalıştıkları bir adalet sistemleri vardır. Nisus (Al Cliver), Catch Dog (Daniel Stephen), Jab (Harrison Muller), Red Wolfe (HalYamanouchi) ve Halakron (Peter Hooten) filmimizin baş karakterleri. Nisus ise grubun lideri konumundadır.Catch Dog, nükleer savaştan kurtulmuş Maida ( Sabrina Siani) isimli güzel bir genç kızı bulur ve tam kıza tecavüz edecekken diğer arkadaşları tarafından bulunur. Nisus ve Catch Dog arasındaki bıçaklı dövüşten sonra, Catch Dog grup tarafından cezalandırılır ve gruptan ayrılır. Gruptan ayrılmasıyla birlikte bir motosiklet çetesine katılır. Bu sırada Maida ve Nisus da evlenmişlerdir.   (daha&helliip;)


İngilizceye The Ship Of Monsters olarak çevrilen La Nave de los Monstruos bilim kurgunun, canavarların, müziğin, westernin, komedinin ve korkunun iç içe geçtiği bir Meksika filmi. 50’lerin sonunda Meksika, B filmler açısından oldukça fakir bir dönem yaşamaktaydı ama La Nave de los Monstruos bu tanımlama içine dahil olmayacak, nev-i şahsına münhasır bir film. Meksika B bilim kurgu filmleri içinde belki de en iyilerinden birisi. Hatta zamanının oldukça ilerisinde bir film, tabii bunda etkisinde kaldığı Amerikan yapımlarının da etkisi büyük.

İçinde iki uzaylı kadının olduğu bir uzay gemisi dünyaya gelir. Geldikleri gezegendeki erkekler bir bir ölmeye başlayınca, dünyadaki en iyi erkekleri almak ve gezegenlerine götürmek için gelmişlerdir. Karşılaştıkları kovboy Piporro’yu  (Eulalio Gonzales) kaçırmaya karar verirler. Uzay gemisinde kadınlardan başka tek gözlü bir dev, bir iskelet, bir örümcek ve kan emici, beyni dışarı fırlamış canavarlar vardır. Uzaylı kadınlardan bir tanesi bu canavarları gemiden dışarı salar. Bu arada kovboy Piporro ve diğer uzaylı birbirlerine aşık olmuştur ve canavarları durdurmaya çalışırlar.

La Nave de los Monstruos izlemesi keyifli bir film. Her ne kadar bazı küçük sahne hataları yapılmış olsa da rahatsız edecek türden değil. (örneğin uzaylı kızlardan birisi ve kovboy Piporro uzay gemisine girmek için asansöre binerler ve bu sırada kızın elbisesi gridir. Uzay gemisine girince elbisenin rengi değişmiştir. Ayrıca, uzay gemisi dünyadan ayrıldıktan sonra, uzaydan dünyayı gösterdikleri sahnede, dünyanın üzerinde kuzeyden güneye uzanan çizgileri görüyoruz. Sanki bu çekim için bir küreyi kullanmışlar.)

(daha&helliip;)


The Neanderthal Man 1953, Amerika yapımı, 78 dakikalık, siyah beyaz bir bilim kurgu filmi. Başrollerinde Robert Shayne, Richard Crane ve Joyce Terry’nin olduğu filmin yönetmeni ise E.A. DuPont. Film bazı sahneleri ve konusuyla 1931 yapımı Dr. Jekyll and Mr. Hyde filmini çağrıştırsa da, genel olarak 1980 yapımı Ken Russell’ın Altered States’i tadında bir film.

Film konusu bakımından döneminin oldukça ilerisinde. 50’li yılların tipik Amerikan bilim kurgu filmlerine baktığımızda genel olarak uzaylıların dünyayı istilası ya da istila çabaları konu edilmekteydi. The Neanderthal Man’de ise çılgın bir bilim adamı olan Prof. Clifford Groves’un ( Robert Shayne) çılgın deneyleri anlatılmakta. Prof. Groves geliştirdiği bir serum ile evrimi tersine çevirmiştir. Mağara adamları ve zeka düzeyleri üzerine çalışan bilim adamı deneyini çeşitli hayvanlar üzerinde denemektedir. Keşfini ilk kez bir insan üzerinde denemek içinse hizmetçisini seçer ve kadın bir mağara kadınına dönüşür. Bunun üzerine serum üzerinde tekrar çalışan çılgın profesör, serumu kendi üzerinde dener ve kendisini de bir mağara adamına dönüştürür. İçgüdüsel olarak etrafına zarar vermeye başlayan Profesör, modern insan gözünde bir ava dönüşmüştür. Filmde doktorun laboratuarında geçen sahneler, hareketleri ve yüz ifadeleri 1985 yapımı Stuart Gordon’ın Re-Animator filmine de ilham kaynağı olmuştur.

Filmin makyajları, bir önceki yazıma konu olan, korku ve bilim kurgu sinemasının kötü  ünlü makyaj uzmanı Harry Thomas’a ait. Dönüşüm sahneleri ve mağara adamı makyajı oldukça komik. Ayrıca oyunculuk da bir B film standartlarında. B filmlerinde genel olarak gördüğümüz zayıf oyunculuk, teknik yetersizliklere rağmen senaryo çoğu popüler filme göre başarılı ve diğer filmlere de esin kaynağı olacak türden. Zira kıyıda köşede kalmış birçok B filminin de günümüz sineması üzerindeki etkileri yadsınamaz. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni