





Sinemanın parlak spotlarından uzak kalmış ama en az onlar kadar ilgiyi hak eden iyi "kötü film" lerin Tolga Demirtaş tarafından masaya yatırıldığı bu siteye hoşgeldiniz.


Çetin İnanç İstismar Filmleri B-Film Blaxploitation B Movie Dario Argento David Cronenberg Edwige Fenech Emmanuelle Erotik Yeşilçam Exploitation George Eastman Giallo Gore Hammer Film Productions I Spit On Your Grave Italian Trash Jess Franco Jesus Franco Joe D’Amato Joe D'Amato Lucio Fulci Mario Bava Nikkatsu Roger Corman Sergio Martino Sexploitation Slasher Sylvia Kristel Zerrin Doğan
Assault! Jack the Ripper, ünlü Japon film şirketi Nikkatsu’nun Roman Porno serisinden, “Violent Pink” türünde bir film. Yönetmenliğini Yasuharu Hasebe’nin yaptığı 1976 yapımı bu Japon filminde Tamaki Katsura ve Yutaka Hayashi başrollerde oynuyorlar.
Yasuharu Hasebe, Pink filmlerin bir alt türü olan Violent Pink türünde yaptığı filmlerle tanınan bir yönetmen. Assault! Jack the Ripper’ın dışında, Rape! (1976), Rape! 13th Hour (1977) ve Raping! (1978) yönetmenin bu türde yaptığı bazı filmler. Nikkatsu ile çalışmaya başlaması ise 1958 yılına dayanıyor. İlk olarak yönetmen Seijun Suzuki’nin sekiz sene yardımcılığını yapan Hasebe, tek başına ilk olarak Black Tight Killers (1966) filmini çekiyor. 70’lerin başında televizyon için işler yapan yönetmen, 1974 yılında Naked Seven ile Nikkatsu’ya dönüş yapıyor. 1976 yılında Nikkatsu yönetmene Pink filmler için yeni bir alt tür yaratmasını teklif ediyor. Seks filmlerinde pek başarılı olmadığını düşünen yönetmen önce tereddüt etse de kabul ediyor ve Nikkatsu’yu filmlerinde bolca kan kullandığı konusunda uyarmayı da ihmal etmiyor. Nikkatsu film şirketi ise Roman Porno filmlerinin bu yeni yönetmenini yaratıcılığında özgür bırakmaya karar veriyor ve Hasebe kariyerinin belki de en başarılı filmlerini bu türde veriyor.
Assault! Jack the Ripper Yasuharu Hasebe’nin 1976 yılında yaptığı üç Violent Pink filminden ikincisi. Kendisine göre içlerinde en başarılısı Rape!, fakat senarist Chiho Katsura içlerinde en iyisinin Assault! Jack the Ripper olduğunu düşünüyor. En iyi eleştirileri de zaten bu film toplamış. Özellikle en fazla aldığı övgü ise Hasebe’nin Assault! Jack the Ripper’da kan ve seks arasında çok iyi bir denge kurduğu yönünde.
» yazının devamı

Naked Killer, yönetmenliğini Clarence Fok Yiu-leung’un yaptığı, yapımcılığı ve senaryosu Wong Jing’e ait 1992 yapımı bir Hong Kong filmi. Kanlı şiddet sahneleri ve hız kesmeyen aksiyonuyla tipik Hong Kong aksiyon sinemasının iyi bir örneği. Çoğu eleştirmen ve izleyici için kült mertebesinde olan film, bazı enerjik dövüş sahneleriyle Hong Kong sinemasının tanıdık ismi John Woo’nun işlerini anımsatıyor. Her ne kadar Hong Kong sinemasındaki en başarılı işlere Woo imza atmış olsa da bu film de en seksilerden bir tanesi. Filmdeki kadın oyuncular çok iyi seçilmiş.
Uzak doğu sineması, özellikle Japon sinemasında gördüğümüz Pinku Violence karakterleri Japon sinemasında farklı zamanlarda kendine yer bulmuştur. B filmleri yakından incelediğimizde güçlü kadın karakterler, popüler mainstream Japon sinemasında yer bulan sakin, ev kadını karakterlerine karşı bir savaş içindedir. Naked Killer’da da filmin izleyiciye sunduğu bazen feminizmin uç noktalarına kadar ulaşabilen ve ihlal edilebilen kadınıllığın ve baskın cinsiyet kimliğinin mücadelesi gibi.
Naked Killer tam anlamıyla bir CAT III filmi. Özellikle 80’lerin ortalarından sonra ve 90’ların sonralına kadar Hong-Kong sineması için can simidi olan bu +18 ibareli filmler için kullanılan bir kategori tanımlamasıdır.
Filmimiz oldukça iyi stilize edilmiş bir şiddet sahnesiyle açılıyor. Genç ve güzel bir kadın sisli, kimsenin olmadığı bir caddede evine doğru yürümektedir. Takip edildiğinin farkındadır. Evine kendini zar zor atar. Fakat hiçbir şey olmamış gibi soyunur, müziği açar ve duşa girer. Tam bu sırada kadını takip eden adam da içeri girer ve kadının duş aldığı banyoya yönelir. Perdeyi açar ve aralarında bir mücadele başlar. Oldukça hareketli bir aksiyon sahnesiyle açılan film ilerleyen dakikalarda yaşanacakların müjdecisi gibi.
» yazının devamı

Hong Kong aksiyon sineması, Hong Kong film endüstrisinin dünya çapındaki ününün temel kaynağıdır. Hollywood, Çin öykülemesi ve estetik birtakım geleneksel akımları harmanlayarak kültürlerarası yüksek albenisi olan bambaşka bir kültürel farklılık yaratır. Son yıllarda, Amerikan ve Avrupa yapımı aksiyon filmlerinin Hong Kong film türlerinden büyük ölçüde etkilenmesiyle birlikte bu akım bir bakıma tersine dönmüştür de denilebilir.
İlk Hong Kong aksiyon filmleri, mistisizm ve eskrime ağırlık veren wuxia türünü benimsemişlerdi. Ancak bu eğilim 1930’larda politik nedenlerden ötürü durmuştur. Yerini, halk kahramanı Wong Fei Hung ile özleşmiş ve izleyenlere dünyadan gerçekçi kesitler sunan silahsız Kung fu’ ya bırakmıştır. Shaw Brothers film stüdyosunun herkesçe bilinir kılan daha cesur Kung fu filmlerinin doğuşunun hemen ardından, savaş sonrası kültürel çalkantılar fazlaca akrobatik şiddet içeren ikinci bir Wuxia dalgasının yaşanmasına neden olmuştur. 1970’ler ise uluslar arası star Bruce Lee’nin yükselişi ve ani ölümüne tanıklık etmiştir. Aynı başarıyı, 1980’lerde Jackie Chan yakalamıştır. Komedi, tehlikeli sıçrayışlar ve aksiyon filmlerinde modern kent yaşamının konu edilmesi onun sayesinde popülerlik kazanmıştır. Ve tabi bir de kendine özgü Wushu yetenekleriyle tüm Batı ve Doğu’yu kendine hayran bırakan Jet Li’den bahsetmeden olmaz. Tsui Hark ve John Woo gibi yaratıcı yönetmenler ve yapımcıların da farklı türleri (örneğin; silahların kullanıldığı filmler, üçlemeler ve doğaüstü temaları) sinemaya kazandırdıklarını vurgulamak gerekir. 1990’larda Hollywood’un önde gelen karakterlerinin çıkışı ile film endüstrisinin ani çöküşü aynı zamana denk gelmektedir.
» yazının devamı

Bastille isyanı sırasında çıkan kargaşa sırasında Marquies De Sade’ın el yazmaları kayboldu. Bir süre sonra el yazmaları bulundu, 14 Temmuz 1789 günü Justine’in el yazması boş bir hücrede duruyordu (Cent vingt journees de Sodome ile birlikte.). Kısa bir süre sonra yayınlandı fakat Sade’ın asla bulunamayacağını sandığı eserleri edebiyat tarihinin ölümsüz eserleri arasındaki yerini aldı.
Justine, Sade’ın en bilinen eserlerinden biridir. Romanda bir manastırdan ayrılan Justine adındaki genç bir kızın başına gelen olaylar anlatılmaktadır. Buraya kadar her şey basit gibi görülebilir fakat Justine’in başından geçenler Sade’ın ahlak, din, toplum ve cinsellikle ilgili felsefi alt yapısını oluşturmaktadır.
Sade’ın romanlarında tanrıya meydan okuma ve kötülükten haz alma durumu vardır. Kuşkusuz Sade asi bir materyalistti ve kötülüğü seviyordu. Sevdiği kötülüğü mahkum eden ise “İyilik”ti. Sade’ın bütün eserlerinde kötülük arzu edilen ve istenilen bir şeymiş gibi görünür. Fakat anlatmak istediği şeyi anlatma yolunu kötülükte bulmuştur.
Justine beyazperdeye de birçok kez uyarlandı. İyi “Kötü Film” konseptine uyan birkaç Justine uyarlamasını da kısaca sizlerle paylaşmak istedim.
» yazının devamı

Five Element Ninjas, yönetmenliğini Chang Cheh’in yaptığı 1982 yapımı bir Shaw Brothers kung fu filmi. Shaw Brothers tarafından yapılmış en iyi işlerden biri olduğunu söylemek mümkün. Film çok sayıda düello sahnesi içermekle beraber, sahnelerin hepsi de inanılmaz bir enerji ile dolu. Koreografinin olduğu kadar oyuncuların da kondisyonlarının etkisiyle çok başarılı bir görsellik sunuyor film. Filmin tamamında kendini gösteren yaratıcılık, şaşırtıcı derecede kanlı sahneler ve bir o kadar eğlenceli olması filmi kopmadan izlemeyi sağlıyor.
Çektiği dövüş filmleriyle tanınan ve bu konuda oldukça başarılı olan yönetmen Chang Cheh, o sıralar yeni keşfettiği, dövüşteki inanılmaz yeteneği ve çevikliği ile göz dolduran yeni yıldız Cheng Tien-chi’ye bu filminde başrol verir. Yönetmen Chang Cheh Shaw Studio’nun başarılı ve renkli bir kariyere sahip yönetmenlerinden biriyken 1983 yılında Shaw Studios’dan ayrılır ve düşük bütçeli Tayvan filmlerine imza atar fakat geçmişteki başarısını yakalayamaz. Five Element Niinja, yönetmenin Shaw’da yaptığı son başarılı iştir. Oyuncularının da katkısıyla film uluslararası bir üne kavuşur ve oldukça popüler olur.
Five Element Ninjas, intikam, ihanet ve hırsı içinde barındıran bir film. Konusu ise kısaca şöyle: Cheng Yun ve beş element Ninjaları, bir kung fu okulundaki tüm öğrencileri katlederler. Bu olaydan kurtulan Tsiau Chin Hau kendisine bir öğretmen bulur ve dört arkadaşıyla birlikte Ninjalığın tüm sırlarını öğrenerek, Cheng Yun ve beş element Ninjalardan intikam almaya karar verir. Aldığı eğitimden sonra içindeki intikam ateşi ve hırsla kötü Ninjalara meydan okur. Filme adını veren beş element ise altın, ağaç, su, ateş ve topraktır.
» yazının devamı
