iyiköfüfilm

Exploitation film genellikle dehşet verici konular ‘istismar edilerek’ geliştirilen bir film türüdür. “Exploitation” terimi film piyasasında oldukça yaygındır; promosyon ve reklam anlamında her türden film için kullanılır. Bu filmler büyük bir star, özel efektler, seks, şiddet, romantizm gibi bir anlamda sömürecek konulara ihtiyaç duyarlar.  Buna rağmen bir exploitation filmi ağırlıklı olarak sansasyonel reklamcılığa ve filmin gerçek kalitesinden ziyade tasvir edilen konunun geniş ve dehşet verici bir şekilde abartılı aktarımına dayanır. Exploitation filmleri genellikle her bakımdan düşük kalitede filmlerdir. Ancak durum her zaman böyle değildir. Exploitation filmleri bazen ciddi anlamda ilgi toplar ve popüler olurlar.

Tarihçe

Exploitation filmlerde, müstehcen ya da açık seçik seks sahneleri, sansasyonel şiddet, hap kullanımı, çıplaklık, tuhaf ve korkutucu şeyler, kan, gariplik, yıkım, isyan ve kargaşa en önemli özelliklerdendir. Bu tür filmler sinemacılığın ilk günlerinden beri çekilse de ABD ve Avrupa’da genel anlamdan sansürün ve sinema kurallarının yumuşaması ile birlikte, 1960 ve 70’lerde popülerleşmişlerdir. Ayrıca yapımcılar televizyon nedeniyle kaybettikleri izleyicinin ilgisini çekmek için sansasyonel öğeler kullanmıştır. Çoğu tiyatrolarda oynanamayacak ve ABD’de NC-17 derecesi alamayacak denli düşük bütçeli filmlerdir. 1990’lardan beri exploitation filmler, türü para-sinema olarak adlandıran akademik çevrelerin de dikkatini çekmektedir.

Exploitation” sözcüğü çok geniş anlamda tanımlanır ve filmin asıl içeriğinden ziyade seyircinin filmi algılaması ile ilgilenir. Hays Code’u geçemeyen sanat filmleri ve exploitation filmler genelde aynı salonlarda gösterildiği için ilgi çekici malzeme ve sanatsal içerik genelde bir aradadır. Explioitation filmler, filmlerinde saldırganlık öğesi baskın olan ve “saygın olmayan” malzemeyi cesurca işleyen ünlü Avrupalı yönetmenler Derek Jarman, Luis Buñuel, ve  Jean-Luc Godard sayesinde gelişmiştir. Stanley Kubrick‘in A Clockwork Orange, Tod Browning‘in Freaks ve Roman Polanski‘nin Repulsion filmi dâhil olmak üzere klasik olarak adlandırılan pek çok filmde seks, şiddet ve exploitation filmleri ile bağdaştırılan şok vardır. Buñuel’in Un chien andalou filmi modern splatter filmine özgü öğeler içermektedir.  Eğer Carnival of Souls Avrupa’da çekilmiş olsaydı sanat filmi olarak, öte yandan Eyes Without a Face Amerika’da çekilseydi düşük bütçeli bir korku filmi diye sınıflandırılacağı iddia edilmektedir. Sanat filmlerinin ve exploitation filmlerinin seyircisi Hollywood’un sunduklarını genelde reddeder.

Exploitation filmler, haberlerde çıkan ve halkın kısa süreli belleğinde yer eden olaylardan yararlanmıştır ancak büyük film stüdyoları büyük bir film çekmek için gerekli zamanın uzun olması dolayısıyla bu projelere pek sıcak bakmaz. Mesela Child Bride (1938), Ozarks’ta yaşça büyük adamların küçük yaştaki kızlarla evlenmesine dikkat çekmektedir.   Reefer Madness (1936)’da olduğu gibi filmlerde hap kullanımı gibi diğer meseleler büyük film stüdyolarının kendi ortalama seyircilerini ve saygınlıklarını kaybetmemek adına yanaşmayacakları kadar seyirci toplamıştır. Sex Madness (1938) evlilik öncesi cinsel ilişkilerden bulaşan zührevi hastalıkları ele almıştır. Hamilelik ve doğum hakkındaki Mom and Dad (1945) zor şartlarda tanıtılmıştır. She Shoulda Said No (1949) hap kullanımı ve karmaşık seks hayatı konularını birleştirmiştir.

Büyük stüdyolardan çok daha önce Finlandiya Kış Savaşı, Kore Savaşı ve Vietnam Savaşı hakkında birtakım savaş filmleri çekilmiştir. Orson Welles‘ın Mercury Theatre Halloween 1938 radyo yapımı The War of the Worlds’u pek çok Amerikalı’yı şok ettiğinden ve haberlere konu olduğundan Universal Pictures, Flash Gordon’s Trip to Mars adlı dizisini kısalttı ve o yıl Kasım ayında gösterime girmek üzere  Mars Attacks the World filmini çekti.

Kimi Poverty Row düşük bütçeli  B film daha çok büyük stüdyo projelerinden faydalanmıştır. Filmi çekim hızları büyük stüdyo filmlerinin seyircisini çekmek açısından avantaj sağlayabilir. Mesela Edward L. Alperson, Paramount Pictures’ın yönetmeni George Pal’ın saygın filmi The War of the Worlds’u sinemada ezmek için William Cameron Menzies’in  Invaders from Mars filmini çekmiştir. Pal’ın  The Time Machine filmi de  Robert Clarke‘in bir Edgar G. Ulmer filmi olan Beyond the Time Barrier (1960) tarafından hezimete uğratılmıştır. Bu yüzden, büyük film stüdyoları, yapımcılar ve yıldızlar projelerini gizli tutmaktadır.

Açık Sinemalar, otomobille girilen sinemalar (Grindhouse, Drive-in Cinema)

Açık tiyatro (grindhouse), genelde exploitation filmleri gösteren tiyatrolar için kullanılan bir Amerikan terimidir. New York’ta 42. Cadde’deki  “bump n’ and grind’ dancing ” ve striptiz afişleri olan burlesque tiyatrolarının batmasından sonra bu adı almıştır. 1960’larda bu tiyatrolar exploitation filmlerinin buluşma yeri olarak kullanılmaya başlamıştır.

Sinema sahipleri, drive-in movie theater (otomobille girip arabadan film seyredilen açık sinemalar) 1960’larda ve 1970’lerde düşüşe geçtiğinde, sinema patronları müşterilerini geri kazanmak için yeni arayışlara başladı. Çözümlerden birisi de exploitation film göstermekti. Aslında, 1970’li yıllardaki bazı yapımcılar doğrudan “drive-in” pazarı için filmler yapacaktı. Bunların çoğu, içlerinden bazıları “drive-in” filmlere göndermeler yapan şiddet içerikli aksiyon filmleridir.

Alt türler

Exploitation filmler, diğer türlerdeki filmlere özgü tarzları ve konuları, özellikle de korku filmlerini ve belgesel filmlerini benimseyebilir. Exploitation film alt türleri, kullandıkları özelliklere göre sınıflandırılır. Konu olarak, exploitation filmi ucuz dergiler gibi sözde sömürücü medyadan da etkilenebilir.  Bunun dışında exploitation filmleri, iki ya da daha fazla türü aynı anda kullanarak, hem slasher film hem de splatter film olarak nitelendirilen Maniac (1980) filminde olduğu gibi bazen türleri belirsizleştirmektedir.  Wishman’ın  Let Me Die A Woman filmi hem shock documentary hem de  sex exploitation filmi alt türlerine özgü öğeler içermektedir.

1930 ve 1940’ların Cautionary filmleri

1930’lu ve 1940’lı yıllarda çekilen exploitation filmleri, aslında ders verici olmalarına rağmen dönemin  oldukça  katı sansür ve incelemelerinden geçen filmlerdir. Genel olarak, evlilik öncesi cinsel ilişkiye ve hap kullanımına ilişkin olası tehlikeler hakkındaki ikaz edici hikâyeler (cautionary stories)’dir. Örnekler arasında Marihuana, Mom and Dad, Reefer Madness, Sex Madness ve  She Shoulda Said No! yer alır.

Biker filmleri

Marlon Brando’nun başrolde oynadığı 1953 yapımı The Wild One, motosiklet çeteleri hakkında çekilen ilk film olma özelliğini taşır. 1950’lerden sonra parçaları toplama otomobiller ve motosikletleri konu alan bir dizi düşük bütçeli asi gençlik filmleri çekilmiştir. American International Pictures’ ın  The Wild Angels filminin 1966 daki başarısı 1970’li yıllara değin sürecek bir trendi başlattı. Diğer “biker filmleri” arasında Motorpsycho (1965), Hells Angels on Wheels (1967), The Born Losers (1967), Satan’s Sadists (1969), Nam’s Angels (1970) ve C.C. and Company (1970) yer alır.

Blaxploitation

Black exploitation ya da “blaxploitation” filmler, siyahi oyuncular ile, görünürde siyahi seyirci için çekilen ve Afro-Amerikan kent çevresi klişesi etrafında dönen filmlerdir.  En önemli temalardan biri Afro-Amerikanların “Beyazları” hile ve şiddet yoluyla alt edebilecekleridir. Bu alt türün ilk örneği Melvin Van Peebles’in Sweet Sweetback’s Baadasssss Song filmidir.  Diğer örnekler arasında Black Caesar, Blacula, Black Shampoo, Boss Nigger, Coffy, Coonskin, Cotton Comes to Harlem, Dolemite, Foxy Brown, Hell Up in Harlem, Live and Let Die, The Mack, Shaft, Sugar HillSuper Fly, The Thing With Two Heads ve Truck Turner yer alır.  Quentin Tarantino’nun Jackie Brown filmi bu türün modern örneklerinden birisidir.

Cannibal filmler

Cannibal filmler, ya da diğer adıyla cannibal türü, 1970’li yılların başlarından 1980’li yılların sonları arasında, daha çok İtalyan sinemacılar tarafından çekilen, vahşi ve şiddet ve kan içerikli filmlerin toplamıdır.  Bu filmler genelde Güney Afrika’nın derinliklerindeki ya da Asya yağmur ormanlarındaki kabilelerde geçen ve bu kabilelere karşı bir suç işleyen Batılıların esir alındığı yamyamlık( cannibalism) konusu üzerinde yoğunlaşan filmlerdir. Mondo filmde olduğu gibi, cannibal filmerin de ana teması egzotik yerler ve hayvan olsun insan olsun tüm canlılara karşı gösterilen zalim şiddettir. Bu türün en meşhur filmi, altı hayvanın öldürüldüğü çok tartışmalı Cannibal Holocaust (1980)’dir. Diğerleri ise:  Cannibal Ferox, Eaten Alive!, The Mountain of the Cannibal God, Last Cannibal World, ve ilk cannibal filmi The Man From Deep River dır.  Bu türün en ünlü yönetmenleri ise Umberto Lenzi, Ruggero Deodato, Jesús Franco ve  Joe D’Amato’dur.

Chambara filmleri

1970’lerd, Japonya’da, eserleri sonraki bir çok filme kaynaklık eden Kazuo Koike’nun “samurai manga”’sının başarısının ardından revizyonist ve geleneksellikten uzak duran samuray filmi türü popülerlik kazandı.  Hanzo the Razor, Lady Snow blood, Lone Wolf and Cub, (ayrıca sexploitation film de sayılan)  Sex and Fury ve Shogun Assassin gibi filmler önceki Akira Kurosawa filmlerindeki gibi  jidaigeki filmlerin stoacı, katı hassasiyetlerini pek önemsemez; bunun yerine intikam hırsı ile hareket eden anti-kahramanlar , gereksiz çıplaklık, şehvetli seks sahneleri, ürkütücü kılıç oyunları, genelde yaralardan fışkıran bir dolu kan yeni chambara filmin öne çıkan özellikleridir.  .Quentin Tarantino’nun “Kill Bill” volume 1ve volume 2 filmleri modern zamanlar versiyonudur.  Tokyo Shock Films’e ait  “The Machine Girl” ve  “Tokyo Gore Police” gibi daha yeni filmler de bu başlık altında toplanabilir.

Carsploitation filmleri

Carsploitation filmler, o dönem popüler olan, araba yarışı ve spor arabaları ile daha büyük arabaların çarpışması sahneleriyle dolu olma özelliğini taşır. Bu türün en olmazsa olmaz filmi Vanishing Point’dir. Diğerleri arasında The Blues Brothers, Cannonball, The Hitcher, Death Race 2000, Dirty Mary Crazy Larry, Gone in 60 Seconds, Mad Max, Race with the Devil ve  Two-Lane Blacktop yer alır.  Quentin Tarantino’nun Death Proof filmi Russ Meyer ve slasher filmlerin yanı sıra bu türün modern modern bir örneğidir. The Cars ve The Fast and the Furious de bu alt türe girmektedir.

Eco-terror filmler

“Cinnet- geçiren-doğa”, “doğal terör”  ya da “eko-terör” olarak da bilinen eco-terror filmler, tütüne göre daha büyük ya da daha kızgın tek ya da bir grup hayvanın bir grup insan onları avlamaya çalışırken belli bir bölgede yaşayan insanları korkutması konusunu işler. Bu trend, 1950’lerde atom denemelerine olan merakın dev canavarlı filmlerin popülerliğini artırması ile başlamıştır. Bunlar atom bombalarının uyandırdığı eski çağlardan kalma dev yaratıklar ya da radyasyon sonucu mutasyon geçirmiş sıradan hayvanlardır.  Godzilla, Them! ve Tarantula bu türüm örneklerindendir.  1970’li yıllarda doğayı alt üst etmekle suçlanan kirliliğe, toplu açgözlülüğe, askeri sorumsuzluğa karşı bilincin artmasıyla bu trend yeniden canlanmıştır.  Night of the Lepus, Frogs ve Godzilla vs. the Smog Monster bu filmlerin örneklerindendir. Steven Spielberg’in 1975 Jaws filminin büyük başarısı, bu başarıdan kâr elde etmek isteyenlerin filmin  ( bazen tamamı çalıntı denilen) birebir benzerlerini çekmelerine neden olmuştur. Bu filmler arasında Alligator, Cujo, Day of the Animals, Great White, Grizzly, Humanoids from the Deep, Monster Shark, Orca, The Pack, Piranha, Prophecy, Razorback, Tentacles ve Tintorera yer alır.  Bu tür filmlerin en önemli yapımcısı Roger Corman’dır.

Giallo filmleri

Giallo filmler, hem katilin işlediği vahşi cinayetler hem de cinayetlerin ardından dedektiflerin şüphelileri araştırması etrafında dönen İtalyan yapımı slasher filmlerdir. Bu türün adı İtalyancada sarı anlamına gelen “Giallo” sözcüğünden gelir. Sarı, bu filmlerin uyarlandığı ucuz romanların zemin rengidir.  Bu tütün ilk örneği, La ragazza che sapeva troppo (The Girl Who Knew Too Much) filmidir. Diğer Giallo filmer arasında 4 mosche di velluto grigio (Four Flies on Grey Velvet), Il gatto a nove code (The Cat o’ Nine Tails), L’uccello dalle piume di cristallo (The Bird with the Crystal Plumage), La coda dello scorpione (The Case of the Scorpion’s Tail), La tarantola dal ventre nero (Black Belly of the Tarantula), Lo strano vizio della Signora Wardh (The Strange Vice of Mrs. Wardh/Blade of the Ripper), Sei donne per l’assassino (Blood and Black Lace) ve Tenebrae yer alır. Dario Argento, Lucio Fulci ve Mario Bava bu tütün en önemli yönetmenlerindendir.

Mondo filmleri

Mondo filmler, “shockumentaries” olarak da bilinen ve dünyadaki egzotik gelenekler ya da ürkütücü ölüm görüntüleri gibi sansansyonel konuları ele alan documentary film benzeri filmleridir. Mando filmin amacı da tıpkı shock exploition filmlerde oluğu gibi izleyicinin sadece tabu haline getirdikleri konu ile ilgilerini, çekmek değil onları şok etmektedir. En meşhur ilk mando film Mondo Cane (A Dog’s World) filmidir. Bunun dışında Shocking Asia ve Faces of Death serisi de bu türün örneklerindendir.

Nazisploitation

Nazisploitation ya da “Hasta Sadiconazia” olarak da adlandırılan Nazi exploitation filmleri, II. Dünya Savaşı’nda Nazilerin ölüm kamplarındaki ve genelevlerdeki mahkûmlara yaptığı işkencelere ağırlık verir. İşkenceler daha çok cinsel anlamdadır; mahkûmlar genelde kadındır ve çıplaktırlar. Bu alt tütün ilk örneği Love Camp 7 (1969) idi.  Türün tüm özelliklerini bünyesinde barındırarak popülerleşmesini ve tipik özellikler kazanmasını sağlayan film, iri göğüslü, nimfomanik dominant Ilsa’nin bir Stalag’da mahkûmlara işkence ettiği Ilsa, She Wolf of the SS (1974) filmiydi. Diğerleri ise; Fräulein Devil (Captive Women 4/Elsa: Fraulein SS/Fraulein Kitty),  La Bestia in Calore (SS Hell Camp/SS Experiment Part 2/The Beast in Heat/Horrifying Experiments of the S.S. Last Days),  L’ultima orgia del III Reich (Gestapo’s Last Orgy/Last Orgy of The Third Reich/Caligula Reincarnated as Hitler), Salon Kitty ve SS Experiment Camp’dır. Nazisploitation filmlerinin birçoğu Pier Paolo Pasolini’nin kötü şöhretli Salò o le 120 giornate di Sodoma (Salo or The 120 Days of Sodom) ve  Liliana Cavani’nin Il portiere di notte (The Night Porter) filmleri gibi sanat filmlerinden etkilenmiştir.

Ozploitation

Ozploitation ya da Avusturalya alt türü filmleri, 1970 ve 1980’lerin korku, erotik ve suç filmlerini kapsar. 1971 yılında Avusturalya’da filmleri sınıflandırması konusunda yapılan yenilik, oldukça düşük bütçeli ve özel olarak finanse edilen, vergiden muaf kişilerin desteklediği ve ihracat pazarını hedefleyen filmlerin türemesine neden olmuştur. Başrolde daha çok uluslararası üne sahip (fakat gittikçe çaptan düşen) aktörler yer alır. Ozlpoitation filmlerinin çoğunda kısa ve öz karakterler ve çöl sahneleri önemli rol oynasa da, bu terim o dönemde çekilen izleyiciyi şoke etme ya da izleyicinin içini gıcıklama amacı güden pek çok Avusturalya filmi için kullanılmaktadır.  En çok bilinen Ozploitation filmerinden birkaçı şunlardır: Mad Max, Alvin Purple, Patrick ve Turkey Shoot. Bunun yanında türü kapsayan bir de belgesel vardır:  Not Quite Hollywood: The Wild, Untold Story of Ozploitation!

Tecavüz/ İntikam Filmleri (Rape and Revenge)

Bu filmlerde tecavüz edilip ölüme terk edilen kadın kendini toparlar ve sonra kendisinden beklendiği üzere ona tecavüz eden kişi ya da kişiler için kanlı bir intikam planı hazırlar. Bu türün en bilindik örneği I Spit on Your Grave (diğer adıyla Day of the Woman)’dir. Diğerleri Ms. 45 ve Thriller – en grym film (Thriller: A Cruel Picture)’dir. Bunların dışında filmde kadın tecavüzcü tarafından intikam alamayacak hale getirilmiş ve intikamı kadının ailesi almış olsa da The Last House on the Left de tecavüz/intikam filmlerine özgü öğeler içermektedir. Quentin Tarantino,  ana kahramanın filmin başında ölüme terk edildiği ve sonra arayışına girdiği  Kill Bill’de bu türe gönderme yapmıştır.

Sexploitation

Sex exploitation, ya da “sexploitation” filmleri,  çıplak ya da yarı çıplak kadınların olduğu sahnenelerin gösterilmesinde araç olarak hizmet etmesi bakımından softcore pornography türüne benzer. Çoğu film canlı sevişme sahneleri içerse de, sexploitation filmleri, bölümleri uzatarak ya da oyuncuyu çırılçıplak göstererek bu sahneleri daha şema halinde gösterir. Belki de buna en güzel örnek, en meşhurları Faster, Pussycat! Kill! Kill! ve  Supervixens olan  Russ Meyer filmleridir. Diğer ünlü sexploitation filmleri ise Emmanuelle serisi, Showgirls ve  Caligula’dır. Caligula’nın yüksek bütçeye sahip olması ve (Malcolm McDowell, John Gielgud, Peter O’Toole ve Helen Mirren gibi)  önemli aktörlerin rol alması bakımından sexploitation ve genel anlamda exploitation filmleri arasında bir örneği daha yoktur.

Shocksploitation

Shock  exploitation filmler, “shock filmler” ya da “shocksploitation filmleri”, aşırı gerçekçi ve tüm ayrıntılarıyla verilen şiddet içeren sahneler, gene ayrıntılı tecavüz tasvirleri ve uyarılmış hayvanlarla ilişkiye girme ve ensest tasvirleri gibi seyircide şok etkisi yaratan pek çok öğe içerir. Bu türe verilebilecek örnekler şulardır; Antichrist, August Underground’s Mordum, Baise-moi, Blood Sucking Freaks, Combat Shock, I Drink Your Blood, Fight for Your Life, Hostel, House Of 1000 Corpses, I Spit on Your Grave, Ilsa, She Wolf of the SS ve devamı, Irréversible, Last House on Dead End Street, The Last House on the Left, Men Behind the Sun, Nekromantik, Pink Flamingos, Salò o le 120 giornate di Sodoma (Salo or The 120 Days of Sodom), SICK: The Life & Death of Bob Flanagan, Supermasochist, Snuff, Ta Paidia tou Diavolou (Island of Death), Thriller – en grym film.

Slasher filmleri

Slasher filmler, kurbanlarına sezdirmeden yaklaşıp onları sırayla acımasızca öldüren psikopat katilleri konu alır. Genelde kurbanlar yeni yetmeler ya da genç yetişkinlerdir. Alfred Hitchcock’un Psycho’sunun türün ana hatlarını oluşturduğu kabul edilmektedir. Tam manasıyla bir tür olarak 1970’lerde ortaya çıkmıştır ve 1980’lerde ise altın çağını yaşamıştır. En meşhur slasher filmleri şunlardır: A Nightmare on Elm Street, The Anthropophagus Beast, Black Christmas, Child’s Play, The Driller Killer, Friday the 13th, (1978’de türü başlattığı kabul edilir) Halloween, My Bloody Valentine, Prom Night, Silent Night, Deadly Night, Sleepaway Camp, The Texas Chain Saw Massacre ve The Toolbox Murders. Bu tür, yerleşik slasher film türü geleneğiyle hem dalga geçip hem de onu yücelten Scream’ın başarısı ile 1990’larda yeniden canlanıp popülerleşmiştir. Slasher filmlerin fenomen olacak kadar popüler ve pek çok devam filminin, ön bölümleri,  ya da günümüzde devam eden yeniden çekimleri de beraberinde getirdiği görülmüştür.

Spaghetti Western

Spaghetti Western, ilk 1960’ların ortalarında çekilen İtalyan yapımı Western filmlerin takma adıdır. Bunlar tipik (bazılarında 200ün üstünde ölüm sahnesi vardır.) Hollywood filmlerine nazaran daha vahşi ve ahlâksızdır ve genelde ilk Western filmlere özgü öğelere yer verilmemiştir (bu filmler “atılmıştır” iddiası da mevcuttur). Bu türün örnekleri şunlardır: Death Rides a Horse, Django, The Good, the Bad, and the Ugly, The Grand Duel, The Great Silence, For a Few Dollars More, The Big Gundown, ve A Fistful of Dollars.

Splatter filmleri

Splatter film ya da kanlı filmler korku filmlerinin bir türüdür ve kan ve şiddet özelikle tüm açıklı ile gözler önüne serilir. En meşhur filmleri Blood Feast (1963), Two Thousand Maniacs! (1964), Color Me Blood Red (1965), The Gruesome Twosome (1967) ve The Wizard of Gore (1970) olan  Herschell Gordon Lewis ve David F. Friedman sayesinde splatter filmler 1960’lı yıllarda ayrı bir tür olarak tanınmaya başlamıştır. Peter Jackson’un Bad Taste ve Dead Alive (ya da Braindead)’inin yanı sıra Sam Raimi’nin  Evil Dead serisi gibi  sonra çekilen bazı splatter filmler abartılı, gerçekdışı, haddinden fazla kanlı olma özelliği gösterdiğinden korku filminden komediye geçiş yapmıştır.

Mahkûm kadın filmleri

Mahkûm kadın filmleri (Women in Prison) yetmişli yılların başında ortaya çıkmıştır ve günümüze kadar popülerliğini korumuştur.   Bu filmler daha çok mahkum kadınlar arasında  yaşanan büyük oranda çıplaklığa, lezbiyenliğe, tecavüze, aşağılamaya, sadizme ve isyana dayanan  mahkumiyet hayatına  ilişkin röntgenci cinsel fantezilerdir. Filmlerden bazıları: Roger Corman’ınWomen in Cages, Jesus Franco’nun  The Big Doll House, Bamboo House of Dolls, Barbed Wire Dolls filmleri,  Bruno Mattei’nin Women’s Prison Massacre filmi , Tom DeSimone’un  Reform School Girls filmi ve Jonathan Demme’nin Caged Heat filmi.

Küçük alt türler

Britsploitation filmleri: Büyük Britanya’ya da kurulmuş, bazıları  Hammer Horror filmlerine saygı göstermek için çekilen exploitation filmlerdir.  Örnekleri arasında 1974 yılında çekilen İtalyan filmi The Living Dead at Manchester Morgue ve 1981 Akademi Ödülü kazanan Amerikan filmi  An American Werewolf in London yer alır.

Bruceploitation filmleri: Bruce Lee’nin ölümünden kâr elde eden ve onun tıpa tıp benzeri aktörleri kullanan filmlerdir.

Cat III filmleri: 80’li yılların ortaları ile 90’lı yılların ortaları boyunca popüler olan ve genelde seri katilleri, tecavüzcüleri ve polisin bunları aramasını konu alan ve sıklıkla şiddet biçimlerini olanca çıplaklığı ile gözler önüne seren Çin filmleridir. Hong Kong’da alacakları yaş sertifikaları (+18)’nın belirlenmesinden sonra bu ismi almıştır. Örnekler arasında  Ebola Syndrome, Men Behind the Sun, Naked Killer, Sex and Zen ve  The Untold Story filmleri yer alır.

Eschploitation filmleri: Hıristiyanlığa göre kıyamet günü haber veren konuları işleyen gerlilim filmleridir.

Hixploitation filmleri: Karikatürize edilmiş çifçileri ile ön plana çıkan Güney Amerika hakkındaki filmlerdir. Örnekleri arasında Eaten Alive, Hillbillies in a Haunted House, Moonshine Mountain, Poor White Trash 2 ve Two Thousand Maniacs! yer alır.

Dövüş sporu filmleri: Çeşitli dövüş sporlarının kullanıldığı yoğun dövüş sahneleri ile ön plana çıkan aksiyon filmleridir. Örnekler arasında The Street Fighter ve Sister Street Fighter serileri ve Bruce Lee’nin oynadığı filmler (The Big Boss, Fist of Fury, Way of the Dragon ve Enter the Dragon) yer alır.

Mexploitation filmler: Meksika kültürü hakkındaki ve /veya daha çok suç, hap trafiği, para ve seks içeren Meksika’daki yaşam ile ilgili portlerin sunulduğu filmleridir.

Ninja filmleri: Dövüş sporu filmlerinin alt türlerinden biridir; bu filmlerde tipik, gerçek tarihte yer almayan ninjanın görüntüsü, kostümü ve daha çok ninja sihri gibi fantastik öğeler içeren silah deposu odak noktasında yer alır.  Bu filmlerin çoğu stokta bulunan ninja dövüşü videolarının birbirinden bağımsız film projelerine ait videolarla birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Nunsploitation filmleri: Rahibeleri tehlikeli ya da erotik durumlarda betimleyen filmlerdir. Örnekler arasında  The Devils, Killer Nun, School of the Holy Beast and Sinful Nuns of Saint Valentines yer alır.

Pinku eiga (Pink filmler): 70’li yıllar boyunca popüler olan ve daha çok seks, tecavüz, işkence, BDSM ve diğer alışılmışın dışındaki erotik bulunan seks subjeleri ile ön plana çıkan Japon sexploitation  filmleridir.

Pornochanchada filmleri: Daha çok 1970’li yıllarda çekilen, Brazilya naif softcore porno filmleridir.

Stoner filmler: Marihuana kullanımı etrafında dönen filmlerin alt türlerinden biridir. Bu filmlerin tipik özelliği marihuana kullanımını komik ve olumlu bir şekilde göstermesidir. Marihuana kullanımı ana temalardan birdir ve olay örgüsünün neredeyse tamamına yön verir.

Teensploitation filmleri: ilk gençlik çağındakiler için çekilen ve  oaly örgüsü hap, seks, alkol ve suç üstüne kurulu filmlerin  yapımcıların yeni yetmeleri sömürdüğü filmlerdir. Teensploitation sözcüğü ilk 1982 yılında gösteri dünyası yayınlarından birinde geçti ve ilk kez 2004 yılında Merriam Webster’s Collegiate Dictionary’  de yer aldı. Muhtemelen en meşhur teensploitation filmleri  Larry Clark, Bully, Ken Park ve Kids’in ilk filmleridir.

Vigilante filmleri: Adalet elde etmek için bir kişinin kanunlara aykırı davrandığı filmlerdir. Bu filmler hükümetin yolsuzlukları, Vietnam Savaşı’ndaki başarısızlıkları ve suç oranının gittikçe artmasıyla meydana gelen 1970’li yıllardaki huzursuzluğu temel alır. Yükselişteki politik eğilim olan neoconservatism’e işaret ederler. Death Wish ve serinin diğer filmleri bu filmlere verilecek klasik örmektir. Bu filmler daha çok Amerikan Yerlisi başkahraman Billy Jack , Coffy gibi blaxploitation filmlerindeki karakterler, kaçak akrabalarını bulmak için küçük kasabalardan büyük şehirlere giden kişiler (örn. 1979’in Hardcore’u ve 1976’un Trackdown’u) gibi düzenin içinde sorunlarına çözüm yolu bulamamış bireyleri konu alır. Bu filmlerdeki yasadışı davranan kişinin kendisinin Walking Talls’un original üçlemesinde ve yeniden çekiminde, Mad Max’da ve Clint Eastwood filmlerinin Dirty Harry serilerinde olduğu gibi  hukuk düzenini tarafından köşeye kıstırılmış bir polis olması pek de az  rastlanan bir durum değildir. Diğer örnekler arasında  Martin Scorsese’in Taxi Driver filmi, Sam Peckinpah’ın Straw Dogs filmi, Clint Eastwood’un The Outlaw Josey Wales filmi, Joel Schumacher’ın Falling Down filmi, Thomas Jane’in başrolünü oynadığı The Punisher ve pek çok Charles Bronson filmi yer alır.

Çeviren: Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)

Kaynak: Wikipedia

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...


  • gorcun
    24 May 2010 13:10

    Mükemmel bir çeviri ve yazı olmuş. Çok beğendim. Elinize sağlık.

  • yataruno
    20 Haz 2010 04:08

    gördüğüm en iyi, detaylı, bilgilendirici B-movie makalesi diyebilirim. teşekkürler.

  • Yorumunuz:


    Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog


    yeni