iyiköfüfilm

Hammer Film Productions Birleşik Krallık merkezli bir film prodüksiyon şirketidir. 1934’te kurulan şirket 1950’lerin ortalarından 1970’lere kadar çekilen Gothic “Hammer Horror” filmleri ile tanınıyor. Hammer Film ayrıca bilimkurgu filmleri, gerilim filmleri, kara film de çekti ve sonraki yıllarda televizyon dizilerine de yöneldi. Hammer filmleri düşük bütçeliydi fakat buna rağmen savurgan bir şirket görüntüsü çiziyorlardı, kaliteli İngiliz oyuncuları kullanıp, stüdyoları akıllıca tasarlamışlardı. En başarılı yıllarında Hammer, korku filmi pazarını ele geçirmişti, dünya çapında dağıtım yaparak oldukça büyük miktarlarda finansal başarı sağlamıştı. Bu başarı bir bakıma Amerika Birleşik Devletlerinin büyük stüdyosu Warner Bros ile olan ortaklığın bir getirisiydi.

1960 ve 1970’lerin sonlarında rakiplerin katılımıyla canlanan korku filmi pazarı ve Amerikan finansmanının kaybı, savurgan Hammer’da değişiklikleri zorunlu kıldı ve bu değişikliklerin bir kısmı başarılıydı. Şirket nihayetinde 1980’lerin sonunda film üretimine son verdi ve o zamandan beri kış uykusunda yatıyor. 2000 yılında Hammer, Charles Saatchi isminde bir sanat koleksiyoncusu ve reklam müdürünün de bulunduğu bir ortaklık tarafından satın alındı. Bu olaydan sonra şirket yeniden film yapmaya başlayacağını açıkladı ancak hiç bir film yapılmadı. Mayıs 2007’de film şirketi, korku filmlerine 50 Milyon dolar (£25m) harcayacağını belirten bir Hollanda konsorsiyumu olan Cyrte Investments tarafından yeniden satın alındı. Şirketin yeni sahipleri ayrıca Hammer grubunun film kitaplığını (arşivini) de elde etmişti.

“Hammer Horror” terimi, Eros Films, Amicios ve Tigon gibi başka şirketler tarafından yapılan dönemin benzer korku filmleri için de kullanıldı.

Kasım 1934’te William Hinds isimli işadamı ve komedyen, Londra, Regent Sokağı, Imperial House’ta bulunan üç odalı bir ofisten oluşan Hammer Productions Ltd. isimli film şirketini kayıt ettirdi. Şirketin ismi Hinds’in sahne ismi olan Will Hammer’dan alınmıştı. William bu sahne ismini de Londra’nın yaşadığı bir bölgesi olan Hammersmith’ten uyarlamıştı.

2 Ocak 1935’te Hammer şirketinin ilk filmi olan ve MGM/ATP stüdyolarında çekilen The Public Life of Henry the Ninth Work filmi neredeyse tamamlanmıştı. Film, işsiz bir sokak müzisyeni olan Londralı Henry’nin hikayesini anlatır. Filmin ismi, İngiltere’nin ilk akademi ödüllü filmi olan Alexander Korda yapımı The Private Life of Henry VIII filmine hürmet amaçlı yapılmış ufak bir kelime oyunudur. Bu dönemlerde William Hind, İspanyol göçmen ve eski sinema sahibi Enrique Carreras ile tanışmıştır ve ardından 10 Mayıs 1935’te Wardour Sokağında merkezini oluşturdukları Exclusive Films isimli dağıtım şirketini kurmuşlardır. Exclusive’in dağıtımını yaptığı sonraki dört Hammer filmi şunlardır:

•    The Mystery of the Marie Celeste (US: The Phantom Ship) (1936), başrolde Bela Lugosi
•    Song of Freedom (1936), başrolde Paul Robeson
•    Sporting Love (1937)
•    The Bank Messenger Mystery (1936)

İngiliz film endüstrisindeki ani düşüş Hammer’ı iflasa zorlamıştır ve 1937’de şirket tasfiye edilmiştir. Exclusive ise aksine bu krizden sağ kurtulmuştur ve 20 Temmuz 1937’de Wardour Sokağı 113-117’de yeni bir ofis kiralayarak başka şirketler tarafından yapılan filmlerin dağıtımına devam etmiştir.

Hammer Film Prodüksiyon, Diriliş Dönemi (1938 ile 1955 arası)

Enrique’nin oğlu James Carreras, William Hinds’in oğlu Anthony’nin ardından 1938 yılında Exclusive’e katıldı. İkinci Dünya Savaşının patlak vermesiyle James ve Anthony silahlı kuvvetlere katılmak için Exclusive’den ayrıldılar ve Exclusive sınırlı kapasite ile çalışmaya devam etti. 1946’da seferberliğin sona ermesiyle James Carreras şirkete yeniden katıldı. Sinemalarda film programlarındaki boşlukları doldurmak için yapılan çırpıştırma filmler ile Hammer Films’i, Exclusive’in prodüksiyon kolu olarak yeniden canlandırdı ve daha pahalı ürünlere de destek verdi. Anthony Hinds’i şirkete yeniden katılması konusunda ikna etti ve canlanan Hammer Films Production, Death in High Heels, The Dark Road, Crime Reporter ve Dick Barton Special Agent (başarılı Dick Barton radyo şovunun bir yeniden uyarlaması) isimli yapımlara çalışmaya başladı. Hepsi 1947’de Marylebone Stüdyolarında çekildi. Dick Barton Strikes Back (1948) filminin çekimleri sırasında profesyonel stüdyolar yerine gerçek köy evleri kullanmanın şirkete büyük oranlarda para tasarruf sağlayacağı anlaşılmıştı. Bir sonraki yapımları, Dr Morelle – The Case of the Missing Heiress (bir başka radyo uyarlamasıdır) filmi için Hammer Films, Miadenhead’de Thames Nehri kıyısında Dial Close adında 23 yatak odalı bir köşk kiraladı.

Sonunda 12 Şubat 1949’da Exclusive, Enrique ve James Carreras ile William ve Tony Hinds’i şirket yöneticisi olarak belirleyip Hammer Film Productions’ı kayıt ettirdi. Hammer Film, 113-117 Wardour Sokağında bulunan Exclusive ofislerine taşındı ve bina “Hammer House” olarak yeniden adlandırıldı.

Ağustos 1949’da yerel halkın gece çekimlerindeki gürültüden rahatsız oldukları şikayetleri üzerine Hammer, Dial Close isimli köşkü terk edip yine Thames Nehri kıyısındaki bir başka köşk olan Oakley Court’a taşındı. Beş film burada çekildi: The Man in Black (1949), Room to Let (1949), Someone at the Door (1949), What The Butler Saw (1950), The Lady Craved Excitement (1950). 1950’de Hammer yine taşındı ve bu seferki yeri The Black Widow, The Rossiter Case, To Have and to To Hold ve The Dark Light(hepsi 1950 yapımıdır) isimli filmlere ev sahipliği yapan Gilston Park isimli golf kulübüydü.

1951 yılında Hammer Film, yine Thames Nehri kıyısında bulunan en meşhur evi Down Place’de çekim yapmaya başlamıştı. Şirket burayı bir yıllığına kiralamış ve Cloudburst isimli yapım ile burada işe koyulmuştu. Down Place’i sağlam ve geleneksel görünümüne uygun olacak şekilde bir stüdyoya dönüştürme kararı alındı. Down Place’in geniş arazisi, Hammer şirketinin sonraki filmlerine de ev sahipliği yaptı ve “Hammer look” için büyük öneme sahipti.

Ayrıca 1951’de Hammer ve Exclusive, Amerikalı film yapımcısı Robert Lipperet ile dört yıllık bir prodüksiyon ve dağıtım anlaşması yaptı. Kontrata göre Lippert ve Exclusive Atlantik’teki kişisel bağlantıları ile dağıtım için film takas edecekti. Buna 1951 yılında The Last Page isimli filmle başladılar ve 1955’te Women Without Man ile sonlandırdılar.

1951’in sonlarına doğru Down Place ile olan kira anlaşması sona ermişti ve Down Place’in artan başarısı ile Hammer Film burada geçmişteki stüdyo bazlı çekimlere yönelmeyi düşünüyordu. Association of Cinematograph Techinician ile olan bir anlaşmazlık sonrasında bu teklif reddedildi. Bunun üzerine Hammer Film, Down Place’in mülkiyetini satın aldı.

Köşkün ismi yakındaki Bray isminde bir köyün adını alarak Bray Stüdyoları olarak değiştirildi ve burası 1966 yılına dek Hammer’in ilk merkez üssü oldu. 1953’te Hammer’ın ilk bilimkurgu filmleri Four Sided Triangle ve Spaceways piyasaya sürüldü.

Hammer Horror’un Doğuşu (1955 ile 1959 arası)

Hammer’ın ilk korku deneyimi, Nigel Kneale’nin BBC Televizyonlarında yayınlanan bilim kurgu serisi The Quartermass Experiment’in Val Guest tarafından yönetilen bir uyarlamasıydı. Robert Lippert ile yapılan anlaşmanın bir sonucu olarak Amerikan aktör Brian Donlevy başrol için getirildi ve filmin ismi The Quartermass Xperiment olarak değiştirildi böylece film, korku filmleri için yeni çıkan bir adlandırma olan X tür film olduğunu gösteriyordu. Film beklenmeyen bir başarı yakaladı ve neredeyse aynı derece başarılı olan devam filmi Quartermass 2’nin çekimine neden oldu. Bu sefer film Kneale’in televizyon serisinin orjinal senaryolarından yararlanılarak çekildi ve orijinal serinin bütçesinin iki katı olan 92.000£ bütçe ile Kneale tarafından yönetildi.  O sırada Hammer bir başka Quartermass tarzı korku filmi olan X the Unknown’u çekmişti ve Kneale haklarını filmden alana dek tv serisinin tamamı olarak tasarlanmıştı. Aynı tarihlerde Hammer, gönüllü olarak senaryolarını İngiliz Film Denetçileri Komisyonu’na (BBFC) denetlenmesi için sunuyordu. 24 Kasım tarihinde X the Unknown’un senaryosuna göre bir denetçinin (Audrey Field) yorumu şu şekilde olmuştur:

“Hiç kimse izleyicilerin verdikleri paranın karşılığını alacağını söyleyemez. Aslında bu filmi izleyen biri kesinlikle hasta olur. Çok daha fazla kısıtlama yapmamız gerekiyor hatta seyircilerin titreten iğrençliğe, korkunç yaralara, korkunç suratlara verdiği tepkiye göre daha da fazla kısıtlama yapılması gerekir. Bu sınır tanımazlık devam ediyor ve aynı kişi daha da zalim senaryolar yazmaya devam ediyor. Bu kısıtlamalar yapılmadan bence BBFC başkanı bu senaryoyu okumalı. Çoğu insandan saha sağlam bir mideye sahibim ve sanırım daha şiddetli bir şekilde tepki vermeliyim.”

Curse of Frenkenstein

Quartermass 2’nin çekimi başladığında, Hammer, bu yeni yapıma yatırım yapmaya istekli ve Amerika’da reklamını sağlayacak bir başka Amerikan ortak aramaya başlamıştı. Nihayetinde Associated Artist Productions (A.A.P) ve buranın yer altı dünyası ile bağlantılı patronu Elliot Hyman ile görüşmelere başlamışlardı. Bu süre esnasında iki genç film yapımcısı Max J. Rosenberg ve Milton Subotsky (daha sonra Hammer’a rakip Amicus isimli şirketi kuracaklardır) Frankenstein romanından uyarlama bir senaryo sundular. Senaryoya ilgi duymasına rağmen A.A.P henüz bir filmleri olan Rosenberg ve Subotsky’nin çekeceği bir filme destek çıkmaya hazır değildi. Ancak Eliot Hyman senaryoyu Hammer’daki bağlantılarına gönderdi. Rosenberg sürekli “Curse of Frankenstein”’in kendisine ait olduğunu iddia edecekti.

Mary Shelley’in romanı halk arasında yaygın da olsa Anthony Hinds senaryo hakkında emin olamıyordu çünkü Subotsky’nin senaryosu 1939 Universal yapımı Son of Frenkenstein filminin konusu ile çok benzerdi. Bu, projeyi telif hakkı konusunda riske sokuyordu ve Universal tarafından bir hak ihlali olarak algılanabilirdi. Bunun yanında filmin kısa senaryosu üzerinde çok fazla çalışma yapılması, düzeltilmesi gerekiyordu ve ayrıca eklemeler gerekecekti çünkü filmin tahmini süresi 55 dakikayı bulacaktı, İngiltere’de dağıtımı yapılması için ise bir filmin en az 90 dakika olması gerekiyordu. Hammer şirketinden Michael Carreras’a göre senaryo şu şekilde yorumlanmıştı:

“Senaryo kötü bir şekilde sunulmuş. Çekimler gündüz mü gece mi yapılacak onlar bile senaryo başlarında belirtilmemiş. Bazı sahneler senaryonun uzunluğuna yetmeyecek şekilde ve bizce bazı yerlerde yeniden düzenlemeler hatta yeniden yazılmalar gerekiyor.”

Senaryoda daha fazla değişiklik yapıldı ve daha iyi olacağı düşünülen Frankenstein and the Monster ismi film adı olarak tercih edildi. Eastmancolor’da filmin çekilmesi üzerine planlamalar yapıldı ve bu karar BBFC’de endişelere yol açtı. Senaryo sadece korku ve vahşet öğeleri içermiyor aynı zamanda canlı renklerle sunulması planlanıyordu.

Proje, senaryodan Michael Carreras’a oranla daha etkilenen ve filmin 3 haftada bitirilebilecek siyah beyaz bir çırpıştırma filmi olduğunu düşünen Tony Hinds’e verildi. Subotsky ve Rosenberg’in senaryolarının hala eski Universal filmiyle benzerlikleri olduğunu düşünen Hinds, Jimmy Sangster’i filmi The Curse of Frankenstein olarak yeniden yazması için görevlendirdi. Sangster’in çabası filmi kurtarmıştı ve bir çırpıştırma filmi olmaktan kurtarıp renkli bir film olmasını sağlamıştı.

Sangster senaryosunu incelemeleri için BBFC’ye göndermişti. Audrey Field film hakkındaki 10 Ekim 1956 tarihli raporunda:

“Biz bu senaryonun tarzı ile ilgileniyoruz ki X kategoride bir filmde izin verilen korku ve dehşetten daha öte bir senaryo bu. Korkarım böyle bir filmi onaylayabileceğimiz konusunda garanti veremem. Yeniden gözden geçirilmiş bir senaryonun bize gönderilmesi gerekir böylece bütün nahoşluklar yumuşatılmalıdır.”

BBFC’nin sert uyarılarına rağmen, Hinds orijinal değişmemiş senaryonun çekilmesine önderlik etti.

Film Terence Fisher tarafından yönetildi ve düşük bir bütçeyle çekilmişe benziyordu. Peter Cushing’in Baron Victor Frankenstein performansı ve Christopher Lee’nin uzun, korkunç canavarı filme cila etkisi yapan etkenlerdi. £65.000 bütçesi ve daha sonra şirketin omurga casti haline gelecek oyuncuları ile Hammer Film’in ilk Gothic korkusu çekilmişti. Renk kullanımı ile daha önce görülmemiş bir vahşet seviyesine ulaşılmıştı. The Curse of Frankenstein’a kadar korku filmleri kanı ayrıntılı olarak göstermiyordu ve gösterdiklerinde ise kan monokrom fotografi ile gizleniyordu. Bu filmde ise parlak kırmızı renkteydi kan ve kamera sürekli ona odaklanıyordu.

Film sadece İngiltere’de değil Amerika Birleşik Devletleri’nde de inanılmaz bir başarıya ulaşmıştı ve kendisinden sonra Roger Corman ve American International Pictures’in yapımları da dahil birçok taklide ilham kaynağı oldu.  Ayrıca Avrupa kıtasında da başarıyı bulan film İtalyan yönetmenler ve izleyiciler tarafından yenilikçi olarak görüldü.

Dracula

The Curse of Frankenstein’ın büyük gişe başarısı, The Revenge of Frankenstein gibi bir devam filmi çekme arzusunu ve Hammer’ın yeni bir korku ikonu bulma arzusunu teşvik etti. Dracula, Universal tarafından geçmişte kullanılmış başarılı bir karakterdi ve telif olayı Frankenstein karakterinden daha karmaşıktı. 31 Mart 1958’e kadar Hammer ve Universal arasında tamamen yasal bir anlaşmaya varılamamıştı, film tamamlandıktan sonra ise anlaşma 80 sayfa uzunluğundaydı.

Aynı tarihlerde A.A.P ve Hammer arasındaki finansal anlaşma, A.A.P tarafından söz verdiği para miktarını gönderilmeyince bozuldu. Hammer başka alternatiflere yöneldi ve The Curse of Frankenstein filminin başarısı sayesinde Columbia Pictures ile bir anlaşma imzaladı ve Columbia, devam filmi The Revenge of Frankenstein ve The Camp on Blood Island ile The Snorkel filmlerinin dağıtımını yapacaktı. Hammer’in finansal başarısı, ana film dağıtım şirketi Exclusive’in kapanmasına ve Hammer Film’i yalnızca film yapımı konusuna yönlendirdi.

Dracula senaryosu üzerindeki çalışma sürüyordu ve ikinci taslak gönüllü olarak BBFC’ye gönderildi. Audrey Field 8 Ekim 1957’de film senaryosunu şu şekilde yorumlamıştı:

“Bay Jimmy Sangster’in yontulmamış, eğitimsiz, iğrenç ve hoyrat stili iyi bir korku hikayesini anlaşılması güç hale getiremez. Kesinlikle kan sahnelerinde etkili önlemler alınmalıdır. Ayrıca bazı şeyler tamamen engellenmelidir.”

Curse of Frankenstein’in başarısına rağmen Dracula konusunda finansman sağlıklı bir şekilde sağlanamamıştı. Universal finansman ile ilgilenmiyordu ve para arayışı Hammer’ı A.A.P’nin patronu Eliot Hyman’in bir başka şirketi Seven Arts (sonra Warner Bros ile birleşmiştir) ile iş yapmak durumunda bırakmıştı. Anlaşma detayları belirlendiği halde hiç bir anlaşma sağlanamadı ve Dracula’nın finansmanı Ulusal Film Finansmanı Konseyi’nce (£32.000) sağlandı ve geri kalan para dünya çapında dağıtımını yapması koşuluyla Universal tarafından verildi.

Sonunda sağlanan £81.412 bütçe ile 11 Kasım 1957’de çekimlere başlandı. Peter Cushing Van Helsing rolünde ve Christopher Lee ise Count Dracula rolündeydi, yönetmenliğini Terence Fisher’in yaptığı filmin Bernard Robinson tarafından yapılan set tasarımı orijinal Universal yapımı Dracula ile tamamen farklıydı ve o kadar farklıydı ki Hammer yöneticileri Robinson’un parasını ödeyip işine son verdikten sonra yeni bir tasarımcı aramaya başladı.

Dracula muazzam bir başarıya ulaşmıştı, Birleşik Krallıkta, Amerika Birleşik Devletlerinde (Horror of Dracula adıyla sinemalarda gösterildi), Kanada’da ve dünyada büyük gişe geliri elde etmişti. 20 Ağustos 1958’de Daily Cinema filmi böyle yorumluyordu:

“Hammer’ın Technicolor Dracula versiyonunun dünya çapındaki inanılmaz başarısı ile, dağıtımcıları Universal-International, Jimmy Carreras’ın şirketinin mülkiyetini tüm klasik filmleri yeniden çekme hakkı vermek için devretmek istiyor.”

The Mummy

Bir anlaşma ile Hammer, Universal International’ın birkaç korku ikonunu seçti ve The Invisible Man, The Phantom of the Opera ve The Mummy’s Hand filmlerini yeniden çekti. Bu filmlerin hepsi Dracula, Curse of Frankenstein ve Revenge of Frankenstein filmlerinin çekildiği Bray Stüdyolarında çekilecekti. The Mummy (The Mummy’s Hand filminin yeniden çekimi olan ve The Mummy’s Tomb’un devamı niteliğindeki filmin ismi) 1959’da çekildi, The Phantom of the Opera 1962’de çekildi ve Hammer The Old Dark House filminin yeniden çekiminde William Castle ile işbirliği yaptı. The Invisible Man hiçbir zaman çekilmedi.

The Mummy için çekimler 23 Şubat 1959’da başladı ve 16 Nisan 1959’a dek sürdü. Yine Peter Cushing (John Banning rolünde) ve Christopher Lee (Mumya Kharis rolünde) başrollerde oynamıştı ve film yine bir Jimmy Sangster senaryosuyla Terence Fisher tarafından yönetilmişti. The Mummy 23 Ekim 1959’de piyasaya sürüldü ve bir önceki yıl Dracula filminin Birleşik Krallık ve Amerika’da kırdığı gişe rekorunu egale etti.

1955 – 1959 yılları arasındaki dönemde Hammer, Peter Cushing’in Sherlock Holmes rolünü oynadığı The Hound of the Baskervilles ve Don’t Panic Champs isimli komedi filmi gibi korku dışı, farklı türlerde filmler çekti. Ancak şirketin birçok filmle ilham kaynağı olan, en ünlü üç filmi The Curse of Frankenstein, Dracula ve The Mummy oldu.

Devam Filmleri (1959 – 1974)

Hammer üç başarılı korku filmine seriler halinde devam filmleri çekerek bu başarıyı pekiştirmek istedi. 1959 ve 1974 yılları arasında The Curse of Frankenstein filmine altı adet devam filmi çekildi:

•    The Revenge of Frankenstein (1959)
•    The Evil of Frankenstein (1964)
•    Frankenstein Created Woman (1967)
•    Frankenstein Must Be Destroyed (1969)
•    The Horror of Frankenstein (1970)
•    Frankenstein and the Monster from Hell (1974)

The Horror of Frankenstein (bir devam filmi değildir, The Curse of Frankenstein’ın yeniden çekimidir) hariç tüm filmlerde Peter Cushing, Baron Frankenstein rolünde başroldeydi. The Horror of Frankenstein filminde ise Ralph Bates başrolde oynamıştır. Cushing’in başrolünde olduğu The Evil of Frankenstein filmi flashbackler halinde Baron’un hikayesini anlatan bir yapımdı ve bu filmde Baron tamamıyla farklı bir kişilikteydi.

Hammer ayrıca prömiyeri bir Amerikan televizyonunda yapılması planlanan yarım saatlik, Tales of Frankenstein(1958) isminde bir film çekti. Filmin prömiyeri yapılmadı lakin şimdi DVD olarak temin edilebilir. Anton Diffring bu filmde Baron Frankenstein rolündedir.

Dracula

Hammer ayrıca 1960-1974 yılları arasında sekiz farklı Dracula filmi çekti:

•    The Brides of Dracula (1960)
•    Dracula: Prince of Darkness (1966)
•    Dracula Has Risen from the Grave (1968)
•    Taste the Blood of Dracula (1969)
•    Scars of Dracula (1970)
•    Dracula AD 1972 (1972)
•    The Satanic Rites of Dracula (1973)
•    The Legend of the 7 Golden Vampires (1974)

İlk beş film direkt olarak orijinal Dracula filminin devamı filmlerdi. Brides of Dracula filminde Dracula yoktu ancak Peter Cushing Van Helsing rolünde oynamış ve vampir Baron Meinster(David Peel) ile savaşmıştır. The Kiss of the Vampire filminde ise Van Helsing ve Dracula’ya yer verilmemiştir fakat Brides of Dracula’nın konusundan devam etmiştir ve Vampirism’i sunmuştur. Christopher Lee, takip eden altı filmde Count’u hayata döndürmek için pratik zekasını kullanan Dracula rolü ile yer almıştır. Karakteri genç nesil için yeniden şekillendiren Scars of Dracula filmi ile Hammer Film, şiddetin ayrıntı oranını ve vahşeti daha yukarı taşımıştır. Bu filmdeki pazarlama başarısızlığı sonraki filmlerde bir takım değişiklikler yapmayı zorunlu kılmıştır. Peter Cushing bu iki filmde Van Helsing’in soyundan birini oynamıştır.

Şunu da belirtmek gerekir ki Victorian – Edwardian çağ filmleri ile uyumsuzlukları nedeniyle Lee ve Cushing’in oynadığı çağdaş Dracula filmleri aynı seriler değildir. Hammer’ın Dracula serisinde ilk film 1880’lerde geçmektedir ancak Van Helsing ve Dracula arasındaki son savaşın flashback bölümü 1872’de Van Helsing ve Dracula henüz tanışmamışken gerçekleşmiştir.

Karakterin ele alınış şekli ve kendisi katkıda bulunup orijinal kitaptan diyalogları senaryoya dahil ettiği halde, sonraki senaryolardaki kalitesizlik Christopher Lee’yi hayal kırıklığına uğratıyordu. (Count’un çok konuşmadığı Princess of Darkness hariç Lee yer aldığı her Dracula filminde Bram Stroker’dan bir alıntıyı filmde söylerdi) Ayrıca verilen rollerle de kişisel olarak ilgilenmişti. Satanic Rites sonrasında bu serilerden ayrıldı.

The Mummy

Sonraki “mumya” filmleri 1959 yapımı ile alakasızdı ve sadece The Mummy’s Shroud ikinci film pozisyonundaydı. Çekilen filmler The Curse of the Mummy’s Tomb (1964), The Mummy’s Shroud (1966) ve Blood from the Mummy’s Tomb (1971)idi. Son film Bram Stoker’ın The Jewel of Seven Stars romanının modern versiyonuydu ve Valerie Leon bir mumya yerine reenkarne olan bir Mısır prensini oynuyordu. Aynı roman Charlton Heston’un 1980 yapımı The Awakening filmine de ilham kaynağı olmuştu. Daha sonraki ev sineması versiyonu Lou Gosett Jr’ın oynadığı Bram Stroker’s The Mummy olmuştu.

1960’ların ortalarına dek Mumya serileri ve Hammer’ın başka korku türleri şirkete iki misli paraya mal oluyordu. İki film aynı set ve kostümlerle peş peşe çekilecek ve böylece paradan tasarruf edilecekti.

Cave Girls

Hammer aynı zamanda Michael Carreras tarafından yönetilen mağara kadını konulu filmler çekti:

•    One Million Years B.C. (1966), Raquel Welch.
•    Slave Girls (1968), Amerika Birleşik Devletleri’nde Prehistoric Women adıyla çıktı.
•    When Dinosaurs Ruled the Earth (1970)
•    Creatures the World Forgot (1971)

Bu filmler Carry On Up the Jungle (1970)’da parodi halinde sunuldu.

Psikolojik Gerilim Filmleri

Gothic korku filmlerinin yanında Hammer, çoğunun senaryosu Jimmy Sangster tarafından yazılan ve Freddie Francis ile Seth Holt tarafından yönetilen “mini-Hitchcock” adıyla bilinen filmler çektiler. Çoğu siyah beyaz olan bu düşük bütçeli gerilimlere Les Diaboliques şekil verdi ve sık sık Psycho ile karşılaştırıldılar. Bu şaşırtmacalı sonlara sahip gerilim serileri Taste of Fear(1961) ile başladı ve Maniac(1963), Paranoiac(1963), Nightmare(1964), Hysteria(1965), Fanatic(1965), The Nanny(1965), Crescendo(1970), Straight on Till Morning(1972) ile devam etti.

Diğerleri

Diğer filmler aşağıdaki gibidirler:

•    The Abominable Snowman of the Himalayas (1957)
•    The Two Faces of Dr. Jekyll (1960),  Robert Louis Stevenson’ın Jekyll and Hyde’ının farklı versiyonudur
•    Never Take Sweets from a Stranger (1960), başrollerde Patrick Allen ve Felix Aylmer
•    The Curse of the Werewolf (1961), Oliver Reed’in ilk başrolü
•    The Phantom of the Opera (1962), başrolde Herbert Lom
•    The Gorgon (1964) ,
•    She (1965), Rider Haggard tarafından yazılan aynı isimdeki romandan çekilmiştir
•    The Witches (1966)
•    Quartermass and the Pit (1967); Amerika’daki ismi “Five Million Years to Earth” (1968)
•    The Anniversary (1968), Bette Davis
•    The Lost Continent (1968) başrolde Eric Porter

29 Mayıs 1968’te, Hammer İngiliz ekonomisine yaptığı katkılardan dolayı, Kraliçe Endüstri Ödülü’ne layık görüldü. Ödül seremonisi, Pinewood Stüdyosu, Dracula Kalesi setinde Dracula Has Risen from the Grave filmi çekilirken gerçekleştirildi.

Pazar Değişimleri (1970lerin Başları)

İzleyiciler 1960’ların sonunda daha bilgili, daha seçici konuma geldikçe, Roman Polanski’nin Rosemary’s Baby (1968) filmi gibi korkunç yapımlar pazarda yerini aldıkça, film stüdyosu pazardaki yerini korumaya çalıştı. Oluşan bu duruma yeni senaristler ve aktörler getirip, yeni karakterler deneyerek karşılık vermeye çalışan şirket vampir ve Frankenstein filmlerini yeni yaklaşımlar ve benzer materyaller kullanarak yenilemeye çalıştı. Stüdyo, 1972 yapımı Vampire Circus filminde dönemi yansıtan dekora sadık kaldı, Dracula AD 1972 ve The Satanic Rites of Dracula yapımlarında ise modern dekora geçme amacıyla dönemsel dekorlar terk edildi. Bu filmler başarılı olmadı ve sadece eleştirmenler tarafından değil aynı zamanda bu filmler sonrasında bu projelerde yer almayı reddeden Christopher Lee tarafından da ağır bir şekilde eleştirildi. 1973’te The Satanic Rites of Dracula ile ilgili bir basın toplantısında Lee şunları söyledi:

“Bunu gönülsüz bir şekilde yapıyorum. Bu tamamıyla budalaca. Bunu niteleyecek yirmi adet sıfat sıralayabilirim, ahmakça, amaçsızca, absürd! Bu bir komedi değil ancak komik bir ismi var. Bu konuyu anlayamıyorum.”

Film ismi yüzünden bir self-parodi olmuştu ve senaryoda içerdiği fazla oranda komiklik ile herhangi bir korku hissini azaltıyordu.

Hammer filmleri vahşet ve cinsel içeriği nedeniyle satılıyorlardı. Bonnie and Clyde(1967) ve The Wild Bunch(1969) gibi filmlerin piyasaya çıkması ile izleyiciler daha fazla vahşeti ustaca sunulmuş bir şekilde elde ettiler. Night of the Living Dead (1968) korku filmlerine yeni bir ayrıntılı şiddet tarzı getirdi. Hammer elinden geldiğince bu durum ile mücadele etmeye çalıştı, örneğin Frankenstein and the Monster from Hell filminde Baron çıkarılmış bir insan beynini tekmeliyordu. Ancak daha sonra anladılar ki Amerikan yapımlarındaki gibi vahşet içermezlerse bile zamanının Avrupa filmlerindeki gibi filmlerinde cinsel içeriğe yer verebilirlerdi.

Bu dönemde Hammer Films karlı başarılar da elde etti. ITV sit com serilerinin film versiyonu On the Buses (1971) bunlardan biriydi. Bu film Holiday on the Buses (1972) and Mutiny on the Buses (1973) adında iki devam filmi çekecek kadar başarılıydı.

The Karnstein Üçlemesi

J. Sheridan Le Fanu’nun vampir romanı Carmilla’dan uyarlanan Karnstein üçlmesi ile Hammer, popüler İngiliz filmleri arasında en açık lezbiyenlik sahnelerine yer verdi. Diğer geleneksel Hammer fikirleri ve yönetmenliklerine rağmen bu dönemde filmlerde çıplaklık oranında büyük bir artış olmuştu. Karnstein Trilogy filmleri şunlardır:

•    The Vampire Lovers (1970), başrolde Polonyalı aktris Ingrid Pitt
•    Lust for a Vampire (1971)
•    Twins of Evil (1972)

Bu üç film Brian Clemens (The Avengers’in yaratıcısı) ile aynı zamanda şirkete katılan Hammer’ın yeni senaristlerinden Tudor Gates tarafından yazılmıştı. Clemens Hammer için iki alışılmamış film yazmıştı. Clemens’in yönetmenliğini yaptığı, Ralph Bates ve Martine Beswick’in başrollerde olduğu Dr. Jekyll and Sister Hyde (1971) ile Captain Kronos, Vampire Hunter (1974) yapımları başarılı olamamıştı ancak gavori kült filmler arasında yerlerini almışlardı. Deneysel filmler eski hikayeler üzerine yeni bakış açıları getirmeye çalışmıştı fakat izleyiciler bunlarla pek fazla ilgilenmemişti.

Film Yapımının Son Yılları (1970’lerin sonları)

1970’lerin sonlarına doğru Hammer daha az film yapmaya başladı ve onlara ün kazandıran Gothic horror filmlerinden uzaklaşmaya çalıştılar. Ne Hong Kong’un Shaw Brothers şirketi ile ortak yaptıkları, Gothic horror ile uzak doğu dövüş tarzını karıştırdıkları The Legend of the 7 Golden Vampires (1974) filmi ne de Dennis Whetley’in romanından uyarlanan To the Devil a Daughter (1976) filmi başarılı olmuştu. Hammer’ın son yapımı Hitchcock’un 1938 yapımı gerilimi, Elliot Gould ve Cybill Shephard’ın başrollerini oynadığı The Lady Vanishes filminin yeniden çekimi oldu. Film gişede tam bir fiyasko ile karşılaştı ve stüdyoyu iflas ettirdi.

Eleştirel Tepki

Hammer korku filmleri çok fazla ciddiye alınmasalar da eleştirmenler tarafından görsel stili ile övgüye aldı. 1958 yılında bir eleştirmen The Times’da Dracula ile ilgili şunları söylüyor: “Genel olarak bakıldığında korkunç ve yavan bir film fakat hiçbir şekilde etkisiz bir melodram anlatımı değil.” Kim Newman gibi kült filmler konusunda uzman eleştirmenler genelde Hammer horror’u atmosferini tattıran bir sanatçılık olarak övüyor.

Televizyon Serileri (1980ler)

Hammer House of Horror

1980’lerin başlarında Hammer Films, İngiliz televizyonları için, Hammer House of Horror adında, her biri 51 dakika süren, 13 bölümlü bir televizyon serisi hazırladı. Şok edici, anında değişen durumlar ve asıl kahramanın her bölümde inanılmaz korkunçlukta olayların içine düştüğünü gösteren bu yapımlar sinema formatından koptuklarının göstergesiydi.  Bu korkunçluklar sadist dükkancılardan, satanist törenleri olan cadılara kadar değişiyordu. Bu seriler kara ironisi, etkileyici müziği ve kullandığı korku öğeleri ile tanındı.

En göze batan bölümler şunlardı:

•    “The House That Bled To Death” bölümünde genç bir çift ve kızları yeni bir eve taşınır ve önceki kiracının eşini o evde öldürdüğünden habersizdirler.  Çocuklarının doğum günü partisinde başüstü borularından fışkıran kan sahnesiyle ünlenmiştir.

•    “The Silent Scream” bölümünde Peter Cushing, duvarsız hapisane konsepti üzerinde çalışan ve karanlık bir sırra sahip olan bir evcil haycan dükkanı sahibini oynamıştır. Michael Mann’ın Manhunter filminde Hannibal Lecter karakterini oynayan Brian Cox, bu bölümde bir denekti.

•    “The Two Faces Of Evil” isimli gerçeküstü bölümde zor kamera açıları, özenle hazırlanmış setler, tuhaf perspektiflerden çekimler ile birbirinin kılığına giren kötü ruhlu ikizlerin olduğu bir konu sunulmuştur.

•    “Charlie Boy” bölümündeki Afrika fetişi ölümcül etkiler oluşturup birçok ölüme yol açıyor.

•    “Carpathian Eagle”  bölümünde bir detektif polisi oynayan Anthony Valentine, Suzanne Danielle’in üstlendiği korkunç, vahşi ve törensel cinayetleri çözmeye çalışıyor. Siân Phillips’in yardımcı başrol oyuncusu olarak katıldığı bu bölümde genç Pierce Brosnan “son kurban” rolünde gayet başarılıdır.
•    “Rude Awakening” bölümünde Denholm Elliott,  gerçekle doğruyu ayıramamasına neden olan gerçekçi rüyalar gören bir emlakçı rolünde oynamıştır.
•    “The Children of the Full Moon” bölümünde Diana Dors geniş bir aileye sahip olan fakat kocası olmayan bir taşralıyı oynamıştır.  Yeni evlenen bir çift bu tuhaf durumu keşfettiğinde gerçekler yavaş yavaş gün yüzüne çıkacaktır.
•    “Witching Time” bölümünde Patricia Quinn, Jon Finch’in enerjisini ve yaşamını emen biri rolünde oynamıştır.
•    “Visitor from the Grave” bölümünde Dark Shadows ile ünlü Kathryn Leigh Scott, intikam peşindeki bir hayaletin ziyaret ettiği genç bir mirasçıyı oynamıştır.

Bölümler Alan Gibson, Peter Sasdy ve Tom Clegg tarafından yönetildi, senaryo üzerinde oynamalar ise Anthony Read tarafından yapıldı.

2000’ler

2000li yıllarda, şirket kış uykusuna yatmış gibi görünse de sık sık yeni projelerin duyuruları yapıldı. Örneğin 2003 yılında Hammer, Avustralyalı Pictures in Paradise şirketi ile sinema ve DVD pazarı için yeni korku filmleri çekme planları olduğunu açıkladı.

10 Mayıs 2007’de Hollandalı prodüktör John De Mol’ün kendi özel sermayesi ile kurduğu Cyrte Investments aracılığı ile Hammer Film’in haklarını satın aldığı açıklandı. 300’den fazla Hammer filminin haklarını elinde tutmasının yanında De Mol stüdyoyu yeniden yaşama geçirmeyi planlamaktadır. Variety’de yer alan bir makaleye göre yeni Hammer Films şirketi, Simon Oakes ve Marc Shipper tarafından yönetilen Liberty Global tarafından yönetilecekti. Bunun yanında Spitfire Pictures’dan Guy East ve Nigel Sinclair iki – üç korku filmi ya da gerilim projesinin başına geçeceklerdi.

Yeni sahiplerinden sonra şirketin ilk ürünü Beyond the Rave isimli, 2008’de myspace üzerinden piyasaya sürüler 20×4 dakikalık vampir serisidir.

Şirket 2008 yılında Donegal’de, Irish Film Board tarafından desteklenen bir film çekmeye başlamıştır. Wake Wood adındaki bu filmin 2009 sonbaharında İngiltere’de piyasaya sürüleceği söylenmiştir.  Amerika’da 2009’da yapımına başlanan The Resident isimli gerilim filmini Finlandiyalı film yapımcısı Antti Jokinen yönetmiştir ve başrollerde Hilary Swank, Jeffrey Dean Morgan ile Christopher Lee yer almıştır.

2010 yılında, Overture Films ve Relativity Media ile ortaklık içinde bulunan Hammer, İsveç yapımı vampir filmi Let the Right One In’in yeni versionu Let Me In filmini çekti.

Haziran 2010’da Hammer, senaryosu Chris Borelli tarafından yazılan ve yönetmenliğini Danimarkalı film yapımcısı Kasper Barfoed’un yapacağı Wake’i satın aldı.

2010’lu yıllar

2009 yılında Hammer Films ve Alliance Films’in The Woman in Black filminin yeniden çekimine hazırladıkları açıklandı ve bu filmin 2011’de piyasaya çıkacağı söylendi. Daniel Radcliffe avukat Arthur Kipps rolünde oynayacaktır. Filmin senaryosu Jane Goldman tarafından hazırlanacaktır.

Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...


  • hakan
    4 May 2011 04:39

    teşekkürler. güzel araştırmaydı.

  • Yorumunuz:


    Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog


    yeni