iyiköfüfilm

snuffpaperHayatın her alanında olduğu gibi şehir efsaneleri sinemada da varolmuştur. Snuff filmler, son zamanlarda sıkça duyduğumuz, bazı filmlere de konu olan ama varlığı kanıtlanamamış adeta bir şehir efsanesine dönüşmüş ya da dönüştürülmüştür. Aslında bakacak olursak bu filmlerin çıkış kaynağının korku filmleri olduğunu söylemek mümkün. Bazı yönetmenler filmlerinin gişede iyi iş yapması için filmlerinin gerçek bir olaydan esinlendiğini belirtmiş ve filme gerçeklik katmak istemişlerdir. Bunun ilk örneklerinden biri ise Texas Chain Saw Massacre filmidir. Bu düşük bütçeli film gerçek bir hikâyeye dayandığını ima etmiş ve büyük bir başarı elde etmiştir. Bunun yanı sıra bir çok korku filmi izleyicisi hala Le Jorobado de la Morgue, Buio Omega, ve Der Todesking gibi filmlerde gerçek cesetler kullanıldığını düşünmektedir.

Snuff filmler birçok filme direkt ya da dolaylı yoldan esin kaynağı olmuştur. Yakın tarihten iki filmi buna örnek verebiliriz; ilki Alejandro Amenábar’ın yönetmenliğini yaptığı 1996 yapımı Tesis, diğeri ise Joel Schumacher’in yönetmenliğini yaptığı ve ünlü oyuncu Nicolas Cage’in başrolünde oynadığı 1999 yapımı 8MM filmidir. İki filmde de ana karakter bir şekilde bu filmlere ulaşıp daha sonra yine bu filmlerin peşine düşmektedir.

Snuff filmleri aslında şöyle tanımlayabiliriz; Özel efekt yardımı olmadan gerçek ölüm görüntüleri içeren, tecavüze uğrayan ya da katledilen insanların yer aldığı filmlerdir. Ayrıca bu filmlerde işlenen cinayetlerin ya da tecavüzün bizzat filmin el altından satılması için yapılması/işlenmesi gerekmektedir. Bu filmler doğal olarak yasal olmamakla birlikte şuana kadar varlığı kanıtlanamamıştır.

Fakat aşağıda sayacağım 4 madde bu filmlerin olabilirliğini güçlendirmektedir.

•    Gore filmlerin yarattığı etki: Gore filmlerde izleyiciye sunulan grafik şiddet son zamanlarda o kadar sınırları zorlamaya başladı ki gerçekle kurgu birbirine girmiş durumda. Guinea Pig serisi içerdiği şiddet görüntüleriyle Fake Snuff olarak tanımlanmaktadır.

•    Çeşitli kaza, intihar, idam gibi görüntülerin toplandığı Faces of Death serisi.

•    Son zamanlarda filmlerde Snuff konusunun sıkça işlenmesi.
•    Bazı seri katillerin işledikleri cinayetleri görüntülemeleri.

snuff4

Snuff Filmlerin Sinemaya Etkisi:

Snuff filmlerin İstismar filmleri dışındaki filmlerde de yer almıştır. Mitchell Powell’in Peeping Tom (1960) filmi bunun ilk örneklerindendir. Filmde bir adamın işlediği cinayetleri kameraya kaydetmesi ve daha sonra bunları izlemesi anlatılmaktadır. 1979 yapımı Hardcore filminde ise kızı kaçırılan bir babanın kızını bulmak için verdiği mücadele ve bu mücadele sırasında gizli çekilmiş bir tecavüz görüntüsünü para vererek izlediğini görüyoruz. Yakın tarihli The Condemned filminde ise bir grup mahkumun bir adaya bırakıldığını ve hayatta kalmak için birbirlerini öldürmeleri gerektiğini görüyoruz. Bunu yapmak zorundadırlar çünkü internette bir çok kişi milyon dolarlar vererek bu vahşeti izlemekte ve mahkumlar üzerinden bahis oynamaktadırlar. Bunun gibi Snuff temalarını içinde barındıran filmleri şu şekilde listeleyebiliriz: Paul Schrader’in Hardcore (1979), Ruggero Deodato’nun Cannibal Holocaust (1980), David Cronenberg’in Videodrome (1983)-Cronenberg’in bu filmi çekmeden önce Snuff temalı bir film izlediği ve Videodrome’un böylece ortaya çıktığı söylenmektedir.- Arnold Schwarzenegger’in oynadığı The Running Man (1987), Nine Inch Nails’ın kısa filmi “The Broken Movie” (1993) Henry: Portrait of a Serial Killer (1986), Alejandro Amenabar’ın Tesis (1996), Anthony Waller’ın Mute Witness (1994), Joel Schumacher’in 8mm (1999), John Ottman’ın Urban Legends: Final Cut (2000), Fred Vogel’in  August Underground (2001), Marc Evens’ın My Little Eye (2002), Bernard Rose’un Snuff-Movie (2005), Nimrod Antal’ın Vacancy (2007), The Condemned (2007), ve Eli Roth’un Hostel serisi.

Saydığımız filmlerde Snuff efsanesinin etkisi dolaylı ya da açık şekilde hissedilmektedir. Snuff filmler, gerçek ya da değil kesin olarak bilmiyoruz ama insanoğlunun internetten para karşılığı yatak odalarını izlediği ya da BBG evlerinin arttığı bir ortamda Snuff filmlerinde ortaya çıkması oldukça olası görünüyor.

snuff-poster

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...


  • fragariac
    14 Tem 2009 00:37

    Şu an vizyonda olan ”coming soon” adlı tayland yapımı film de bir snuff filmini ve sonuçlarını konu alıyor, spoiler vermemek için çok bahsetmeyeyim. Bir de poltergeist 1′ de geçek insan kemikleri kullanıldığı ve bu nedenle filmin lanetlendiği ve oyuncuların teker teker hayatlarını kaybettiği iddia edilir hep.

  • quattromosche
    27 Tem 2009 15:09

    Snuff denilen şeyin, özellikle planlanıp çekilenlerinin öyle veya böyle el altından dağıtıldığına, özel bir yerlerde gösterildiğine eminim. Birbirimize sık sık yok savaş dehşeti, yok bilmem ne de kanlı gelenek gibi başlıklara sahip e-postaları sözde bir dehşetle izleyip tekrar birbirimize gönderiyoruz. Gerçek olmayanı da olduğunu iddia etmekten geri kalmıyoruz. Evet, hepimiz ölümden korkuyoruz, pek çoğumuzda ölüm anından. Yine pek çoğumuz bu korkuyu altetmek için kendini zorlayarak izliyor. Böylelikle ölümün dehşetini anlamış oluyoruz değil mi? Oluyor muyuz gerçekten. Hoş, bu da bir tabu, ve de birilerine göre yıkılması gereken bir tabu. Tolga’nın yazısındaki son paragraf bir fantezi gibi gelmiyor. Eninde sonunda olacak. Bundan dolayı da başımız göğe erecek. Biliyorum, bu mesele açıldığında hep aynı şeyi yazıp duruyorum. Tabii ki kimseye izlemeyin demeyeceğim. Kendime diyebiliyor muyum? Yine de, ben dahil, insan olarak sınırımızı bilememek beni rahatsız ediyor.

    Bir de yeni dönem dijital kameralı extreme markalı (Dimension Films’den bahsetmiyorum) filmler var. İşin doğrusu yapanların niye ve nasıl yaptığı değil, izleyenin nasıl izlediği, nasıl etkilendiği, kapattığında ne düşündüğü daha çok ilgilendiriyor beni. Yani 14-15 yaşındakilerin bu filmleri birbirlerine anlatmaları ile bizim aynı yaşlarda, ne bileyim, Day Of The Dead’i birbirimize anlatmamız arasında ciddi bir fark var. Ben yetmişlerin İtalyan filmlerinin etli kanlı korku filmlerinde kaldım. Her ne kadar bu duruma basamak ayılsalarda o kadar zararlı gelmiyorlar artık.

    Ya da çok mu umursuyorum ne?

    (Not: Bunları yazarken dinlediğim Sigur Rós – Bíum Bíum Bambaló parçasının bu kadar içlenmemde etkisi büyük.)

  • cbi82
    26 Ara 2011 15:21

    Flower of Flesh and Blood filmi bayağı gerçekçiymis hatta Charlie Sheen F.B.I’yı aramış zamanında

  • Yorumunuz:


    Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog


    yeni