<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İyi &#039;Kötü Film&#039;</title>
	<atom:link href="http://iyikotufilm.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://iyikotufilm.com</link>
	<description>&#34;kötü&#34; filmlerin nasıl seyredilmesi gerektiğini öğrenin, onlar genelde çok &#34;iyi&#34; dir.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 May 2012 06:04:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>En İyi İç Giyim Sahneleri</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/en-iyi-ic-giyim-sahneleri/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/en-iyi-ic-giyim-sahneleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 May 2012 05:57:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ipekcakir</dc:creator>
				<category><![CDATA[XXX]]></category>
		<category><![CDATA[A nightmare on elm street]]></category>
		<category><![CDATA[Alanis Morrissette]]></category>
		<category><![CDATA[Alien]]></category>
		<category><![CDATA[American Pie]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Michael Hall]]></category>
		<category><![CDATA[Black Snake Moan]]></category>
		<category><![CDATA[Christina Ricci]]></category>
		<category><![CDATA[Dogma]]></category>
		<category><![CDATA[Gloria Guida]]></category>
		<category><![CDATA[I Now Pronounce You Chuck and Larry]]></category>
		<category><![CDATA[Jamie Lee Curtis]]></category>
		<category><![CDATA[Jessica Biel]]></category>
		<category><![CDATA[Kelly LeBrock]]></category>
		<category><![CDATA[La Liceale]]></category>
		<category><![CDATA[Lost in Translation]]></category>
		<category><![CDATA[Marilyn Monroe]]></category>
		<category><![CDATA[Salma Hayek]]></category>
		<category><![CDATA[Samuel Jackson]]></category>
		<category><![CDATA[Scarlet Johansson]]></category>
		<category><![CDATA[Shannon Elizabeth]]></category>
		<category><![CDATA[Sigourney Weaver]]></category>
		<category><![CDATA[The Seven Year Itch]]></category>
		<category><![CDATA[True Lies]]></category>
		<category><![CDATA[Weird Science]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7942</guid>
		<description><![CDATA[Bazı filmler muhteşem senaryoları ve olağanüstü oyunculukları nedeniyle izlenir ve ilgi görür. Bazı filmler de canavarlar şehirleri yok edip her yeri dağıttığı için seyirciye cazip gelir. Bazen de güldürme potansiyeli çok yüksek olduğundan yakın buluruz filmleri. Ama sinema tarihinin başka dikkat çekici unsurları da vardır. Bunlardan biri de iç giyim sahneleri. Kimisinde zaten kahramanımız o [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/alien_sigourney_hi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7956" title="alien_sigourney_hi" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/alien_sigourney_hi.jpg" alt="" width="428" height="525" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bazı filmler muhteşem senaryoları ve olağanüstü oyunculukları nedeniyle izlenir ve ilgi görür. Bazı filmler de canavarlar şehirleri yok edip her yeri dağıttığı için seyirciye cazip gelir. Bazen de güldürme potansiyeli çok yüksek olduğundan yakın buluruz filmleri. Ama sinema tarihinin başka dikkat çekici unsurları da vardır. Bunlardan biri de iç giyim sahneleri. Kimisinde zaten kahramanımız o şekilde dolanmaktadır, kimisinde striptiz sonucu iç giyimini izleyenlere sergiler. Ne şekilde o noktaya gelirse gelsin ortaya içi dışı bir, samimi sahneler çıkar. Bunlar arasından en takdire değer olanlarını seçtik :<span id="more-7942"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>True Lies</strong><br />
<em>Halloween&#8217;den striptize uzanan bir yolculuk</em></p>
<p style="text-align: justify;">Jamie Lee Curtis halihazırda bir fenomendi. Ama hep biraz tutucu, kapalı bir havası var gibiydi. Evet bir filminde Travolta ile ateşli sahnelere imza atmıştı ama genel olarak bakıldığında hep ölçülü kalmaya çalışıyordu denebilir. Ama bu sahnesi ile tabularını gerçekten yıktı ve ne kadar ateşli olabileceğini kanıtladı.<br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/xO6htkK9H5o" frameborder="0" width="640" height="480"></iframe><br />
<strong>Weird Science</strong><br />
&#8220;<em>She&#8217;s alive!</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify;">Anthony Michael Hall, Kelly LeBrock gibi isimlerin yer aldığı 80lerin bu önemli filminde bazı klasikleşmiş sahneler var. Uzun deneyler ve çalışmalar sonucu çabalarının karşılığını alıyorlar ve &#8220;yarattıkları&#8221; bu kadının karşısında Chet (Bill Paxton) bir hayli etkileniyor.<br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/UNtmpk5EY84" frameborder="0" width="640" height="480"></iframe><br />
<strong>I Now Pronounce You Chuck and Larry</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Casual Striptease</em></p>
<p style="text-align: justify;">Kevin James ve Adam Sandler&#8217;in oynadığı bu filmin konusu ve genel olarak film pek anlamlı değil. Film, sigorta parası bulmak için çeşitli yollar deneyen iki genci anlatıyor ama senaryosu için pek sağlam denemez. Neyse ki filmde Jessica Biel var ve böyle erotik içerikli hoş bir sahne ile filme anlam katmış.<br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/teRb166SReY" frameborder="0" width="640" height="360"></iframe><br />
<strong>A Nightmare on Elm Street</strong><br />
<em>&#8220;Leke&#8221; bırakmaya kararlı</em></p>
<p style="text-align: justify;">Başından itibaren Freddy&#8217;nin Elm Street&#8217;te yarattığı terör durmak bilmemişti. Rüyalarda çiçek, böcek vb. şeyler görmelerine izin vermemeye kararlıydı. Kimi zaman traktör içinde kurbanlarının karşısına çıkıp trafik canavarı oldu kimi zaman da böyle devasa kolları ile onları kovaladı. Sonuç olarak görüldüğü üzere anti-kahramanımız zaman zaman iç giyimli bayanların da peşine düştü. Daha iyi ve daha çok cinayet işleme içgüdüsüydü tabi bunu yaptıran, böylece belki de yüzlerce hatta binlerce varlık doğmadan da yok olabilirdi..<br />
<iframe src="http://www.dailymotion.com/embed/video/xcpfue" frameborder="0" width="480" height="360"></iframe><br />
<a href="http://www.dailymotion.com/video/xcpfue_a-nightmare-on-elm-street-blu-ray-c_shortfilms" target="_blank">A Nightmare on Elm Street &#8211; Blu-ray Clip: Tina</a> <em>ile  <a href="http://www.dailymotion.com/dreadcentral" target="_blank">dreadcentral</a></em><br />
<strong>Alien</strong><br />
<em>Uzaydakilerin giyim tercihi konusundaki rahatlıkları takdire değer</em></p>
<p style="text-align: justify;">Sigourney Weaver da değerli bir oyuncudur. Sonuç olarak savaştığı uzaylıları makineler yardımıyla haklamayı başarsa da, bu bölümde, bu uzay canavarlarının nasıl çalıştığını farketmeye başlıyor. Çoğunluğunda da iç çamaşırlarıyla arzı endam ediyor. Rahatlık uzayda da dünyada da önemli.<br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/p1qk08shiNg" frameborder="0" width="640" height="360"></iframe><br />
<strong>La Liceale</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu ünlü İtalyan yapımında baş kahramanımız Gloria Guida yaramazlığı seven bir kadın olarak yer almaktadır. Ama görünen o ki etrafındaki kimse bu huyundan rahatsız değildir.. Ayrıca ünlü İtalyan film yıldızı Cicciolina&#8217;nın gerçek adıyla (Ilona Staller) yeralmış olduğu ilk önemli sinema deneyimi olması da filmin bir diğer özelliğidir.<br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/FiNYTiVS7Qg" frameborder="0" width="640" height="360"></iframe><br />
<strong>Dogma</strong><br />
<em>Dogmatik düşünceye ve striptize farklı bir bakış açısı</em></p>
<p style="text-align: justify;">Yönetmen Kevin Smith bu filminde de iyi iş çıkarmış. Filmin özü aslında genelgeçer kurallar, kabullenişler ve dogmalarla alakalı bir komedi. Oyunculara gelirsek Matt Damon ve Ben Affleck melekler, Snape tanrının sesi ve Alanis Morrissette tanrı rolünde karşımızda. Görüldüğü gibi casting ve rollerin dağılımı da bir hayli enteresan. Bir de tabi ki seçtiğim bu sahnede yer alan Salma Hayek, strip club eğlencesindeki rolünü başarıyla yerine getirmiş.<br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/RMcTicx-63Y" frameborder="0" width="640" height="360"></iframe><br />
<strong>American Pie</strong><br />
&#8220;<em>God Save the Internet</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify;">Shannon Elizabeth bu sahnenin kahramanı. Jim&#8217;in odasında yalnız kalmasının başından sonuna kadar başarılı bir canlı yayının başrolünü üstleniyor. Gerçekten de onunla ilgili harika bir şey var. Daha doğrusu iki şey.<br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/sKfQGRwlm9Q" frameborder="0" width="640" height="360"></iframe><br />
<strong>The Seven Year Itch</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bazı sahnelerde de tam olarak görünmez ama sahnenin ilgi çekmesine neden olan da bu olur. İzleyiciler zar zor da olsa birşeyler yakalar. Marilyn Monroe denildiğinde akla ilk gelen sahnelerden biri olan bu bölüm de böyledir.<br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/Q92zpt9QCYM" frameborder="0" width="640" height="480"></iframe><br />
<strong>Black Snake Moan</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Samuel Jackson ve Christina Ricci&#8217;nin başrollerde olduğu bu filmin üçte ikisinde Ricci&#8217;yi seksi vaziyetlerde görebilirsiniz. Bu durumda filmin konusu Jüpiter&#8217;den gelen tavuklar bile olsaydı enteresanlığını kaybetmezdi.<br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/5IdGuWbQkjI" frameborder="0" width="640" height="360"></iframe><br />
<strong>Lost in Translation</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Scarlet Johansson seksi bir kadın olmasının yanında oyunculuktaki başarsını da kanıtlamış bir isim. Lost in Translation&#8217;ın bu unutulmaz açılış sahnesinde daha çok seksiliği ile ön plandaydı ama film boyunca sergilediği muhteşem oyunculuk da takdire değerdi.<br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/g_g5wwMND0M" frameborder="0" width="640" height="360"></iframe><br />
<strong>İpek Çakır</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/en-iyi-ic-giyim-sahneleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yönetmen Joe Hollow Röportajı</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/yonetmen-joe-hollow-roportaji/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/yonetmen-joe-hollow-roportaji/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 08:06:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ipekcakir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Absentia]]></category>
		<category><![CDATA[Afraid of Sunrise]]></category>
		<category><![CDATA[Bloodstruck]]></category>
		<category><![CDATA[Cut]]></category>
		<category><![CDATA[Diary of Death]]></category>
		<category><![CDATA[Disciples]]></category>
		<category><![CDATA[In the Devil's Courthouse]]></category>
		<category><![CDATA[Joe Hollow]]></category>
		<category><![CDATA[Legend of the Red Reaper]]></category>
		<category><![CDATA[Mediatrix]]></category>
		<category><![CDATA[Song of the Shattered]]></category>
		<category><![CDATA[The Gate of Fallen Angels]]></category>
		<category><![CDATA[The Killing of Jacob Marr]]></category>
		<category><![CDATA[Zombie Babies]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7940</guid>
		<description><![CDATA[İpek Çakır : Röportaj isteğimizi kabul ettiğin için teşekkürler. Kendini ve kariyerini genel olarak nasıl tanımlarsın? Joe Hollow : Bu iyi bir soru. Aslında hiç bu perspektiften bakmamıştım. Tahmin edilemez, her zaman çok eğlenceli, ve her zaman çok iş var. Başkalarıyla çalışmak ve hayallerin hayata geçirilmesini izlemek hoşuma gidiyor. Hem gerçekten zorlukları var hem de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_89fff7e0c936986554a3276c5066e09d.jpg"><img class="alignleft  wp-image-7945" title="tn_1200_89fff7e0c936986554a3276c5066e09d" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_89fff7e0c936986554a3276c5066e09d.jpg" alt="" width="324" height="377" /></a>İpek Çakır : Röportaj isteğimizi kabul ettiğin için teşekkürler. Kendini ve kariyerini genel olarak nasıl tanımlarsın?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : Bu iyi bir soru. Aslında hiç bu perspektiften bakmamıştım. Tahmin edilemez, her zaman çok eğlenceli, ve her zaman çok iş var. Başkalarıyla çalışmak ve hayallerin hayata geçirilmesini izlemek hoşuma gidiyor. Hem gerçekten zorlukları var hem de bu ayrıcalığa sahip olduğumdan dolayı gurur duyuyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Filmin &#8220;Disciples&#8221; ile ilgili ve yapım süreciyle ilgili bize daha çok bilgi verebilir misin?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : Disciples gerçekten çok çalışmamızı gerektiren bir işti. Çok özel bir şey ortaya çıkardık. Baştan sona takım çalışmasıydı. Çok tecrübe edindik ama aynı zamanda üstesinden gelmemiz gereken de çok şey vardı. Wolfgang ve benim yapmamız gereken görevler çok ağırdı ve bu hepsiyle birden uğraşıp işi ortaya çıkarmamızı zorlaştırıyordu. Ön prodüksiyon süreci çok uzun sürdü. Linnea Quigley&#8217;nin bu noktada önemli katkısı oldu. Bana her adımda casting ile ilgili yardımcı oldu. Büyük bir aile olduk. Katkıda bulunanlar hakkında da konuşmak gerekir. Tim Hays, Chris Mills, Debra Lamb, Jesse Kozel, Stacy Hammon, Wolfgang Meyer&#8230;.Liste böyle devam eder.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Çalışmalarını yaratırken geçmişte yaşadığınız tecrübelerden ya da durumlardan ilham alıyor musun?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : İnanıyorum ki hayatımdaki tecrübeler bana ilham verdi. Hem pozitif hem de negatif yönden. Örneğin Cut filminde oynadığım karakter anılarımdan ve çok daha genç olduğum zamanlarda hissettiğim nefret ve öfkeden etkilenilerek yaratılmıştı. Bu unsurlar karakteri daha güçlü hale getirmemi sağladı. Aynı şeyi günlük olaylar, tepkiler, ve duygularda birşeyler görmek yeteneğini kullanarak da yaptım. Bunu doğru şekilde kullandığınızda karakterin başarısını yükseltir.<span id="more-7940"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Sence korku filmlerini özel yapan ve dünya çapında sevilmesini sağlayan şey nedir?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : Biraz da olsa belli kalıpların dışına çıkmanıza ve de şöyle diyebilirim ki hiç bir zaman tecrübe etmeyeceğiniz şeyleri tecrübe etmenize izin veriyorlar. Sadece korku filmlerinden alabileceğiniz bir duygu kasırgası sağlıyorlar. Korku filmlerinin bir çok değişik türü var bu nedenle de bu duygular da çeşitleniyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_Bad_Girls_Burn_in_Hell_Pictures-140.jpg.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7947" title="tn_1200_Bad_Girls_Burn_in_Hell_Pictures-140.jpg" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_Bad_Girls_Burn_in_Hell_Pictures-140.jpg.jpg" alt="" width="655" height="445" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Düşüncene ve tecrübelerine göre bağımsız bir film ya da ana akım film yapmanın avantajları ve dezavantajları neler?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : Avantajı &#8220;hiçbir kural uygulanmaz&#8221; sloganı. Filmi yaratmak için yapman gerekenleri yaparsın. Dezavantaj ise para konusu tabi ki. Bence son 2 filmde iki türden de biraz etkilendik. Bağımsız film bütçesiyle çekim yaptık ama set konusunda ve prodüksiyon konusunda çıtayı yüksek tuttuk böylece işlerin ana akım film setinde olduğu gibi yürümesini istedik. Çok sayıda zorluk var ama tekrar söylüyorum ki bağımsız filmde nerdeyse her şeyi deneyebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Filmlerinde yer almasını istediğin aktörler, aktrisler var mı?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : Şimdiye kadar Linnea Quigley, Tony Todd, Brinke Stevens, Michael Berryman, Kane Hodder, Angus Scrimm, Debbie Rochon, Bill Moseley, Debra Lamb ve daha bir çok harika oyuncuyla çalıştığım için çok mutluyum. Ama evet, hepimizin hayalleri var bu nedenle benim de beklentilerim neden olmasın, hayallerim gerçek olabilseydi şu an bulunduğum noktada belirteceğim isimler, Sean Connery, Dennis Hopper (huzur içinde yatsın), Betty White, Christopher Lambert, Morgan Freeman.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Kendini yakın hissettiğin ve izlemeyi sevdiğin türler hangileri?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : Hem yazar hem de yönetmen olarak şu ana kadar 2 tane korku filmi yaptım. Bunlardan biri yakın zamanda yaptığım Disciples ve bence o sadece bir korku filmi olmanın çok ötesinde. Cut filmi de aynı şekilde bence tam olarak bir korku filmi değil. Kane, Tony ve Michael yer aldığından dolayı insanlar öyle sanabiliyor ama daha çok korku filmleri öğelerine sahip bir gerilim dram olduğunu söyleyebilirim. Favori filmlerim The Godfather, Shawshank Redemption, Rocky, Legends of the Fall, Silence of the Lambs, The Exorcist, Highlander, Scarface, True Romance ve daha çok var. Devam ettikçe favorilerim korku türünden uzaklaşıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Avrupa ve Asya sineması hakkındaki düşüncelerin neler?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : Farklı kültürler kesinlikle hoşuma gidiyor. İlginç buluyorum. Bazen birkaç kişi toplanılıp gidilen alemlerde buluyorum kendimi. İlgimi çekiyor. Film söz konusu olduğunda da hiçbir önyargıya sahip değilimdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Oyuncu olarak da yer aldığınız filmleriniz var. Bu tecrübeler sizin için nasıldı? Aynı zamanda oynamış olmayı istediğiniz bir karakter var mı bunu da sormak istiyorum.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : Yıllardır gördüğüm karakter rollerinden<br />
imrendiklerim çok var. Rocky bunlardan biri. Çok ilham verici. Oyunculuğa gelince, evet filmlerde oyuncu olarak kısa da olsa yer aldım. Özellikle bana ait olan Cut filminde. Çok iyi bir deneyimdi. Bir sanatçı olarak tecrübe edinmek istiyorsunuz ve oynamayı seçtiğim karakterler de benim için uygundu. Kendime aktör demem ise zor. Oyunculara ve ortaya çıkardıkları işe büyük saygım var. Oynadığım filmlere katkıda bulunmuş olmaktan dolayı mutluyum ama öncelikli olarak bir yazar ve yönetmen olarak kalmayı tercih ediyorum. Bir oyuncu olarak yeteneğim en iyi ihtimalle ortalama düzeyde oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Çalışmadığın zamanlarda vaktini nasıl geçirmeyi seviyorsun?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : Her zaman çalıştığım için buna bir cevap bulmak zor olacak. Sanırım çocuklarım derim. Onlar benim hayatım. Onlar için çalışıyorum, yaşıyorum ve ölürdüm. Kısacası benim için önemli olan çalışmak ve bebeklerim diyebilirim. Ya da Wolfgang Meyer ve Stacy Hammon ile telefonda zaman geçiriyorum!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Gelecek projelerin hakkında bilgi almak isteriz. Bize onlar hakkında daha fazla şey anlatır mısın?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : Sıradaki filmim için çalışıyorum. Adı Cannibals. Fazla bir şey söyleyemem çünkü daha tamamlamamıza çok var. Henüz film resmi olarak ön prodüksiyona bile girmiş değil ama çalışmaya devam ediyorum. Senaryosunu tamamladım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Ve son olarak iyi kötü film okuyucularına ne söylemek istersin?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : Buraya kadar okumaya devam ettiğiniz için teşekkürler. Bunu kesinlikle takdir ediyorum ve iyi kötü filme de önemsedikleri için teşekkür ediyorum. Herkese sevgiler. Teşekkürler.</p>
<p style="text-align: justify;">www.joehollow.com<br />
www.facebook.com/HOLLOWBETHYNAME</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Röportaj : İpek Çakır</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_-MG_1142.jpg.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7948" title="tn_1200_-MG_1142.jpg" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_-MG_1142.jpg.jpg" alt="" width="658" height="448" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: medium;"><strong>Joe Hollow Interview</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Thanks for accepting our interview. How do you describe yourself and your career generally?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : That&#8217;s a good one. I never really looked from that perspective. It&#8217;s very unpredictable, always a lot of fun and always a lot of work. I enjoy working with others and watching the vision come to life. It&#8217;s a real challenge and honor to have this privilege.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Can you tell us more about the movie &#8220;Disciples&#8221; and the making process?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : Disciples was a real challenge. We pulled off something very special. Was a team effort all the way. A whole lot of experience but at the same time a whole of gorilla going on. The workload Wolfgang and I take on is hefty to pull off what&#8217;s been pulled off. A tremendous amount of preproduction time. Linnea Quigley was a huge part in this. She helped me with casting every step of the way. Her good works paid off big for us. It became one big family. The contributions put forth is something to speak of. People like Tim Hays, Chris Mills, Debra Lamb, Jesse Kozel, Stacy Hammon, Wolfgang Meyer..The list goes on.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Are there any special experiences or situations in your past that you got inspired when you&#8217;re creating your works?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : I do believe my life&#8217;s experiences have been an inspiration. In both a positive and negative way. The character I played in Cut for instance was driven by memories and bent up hate and anger from when I was much younger. Those elements helped me make the character stronger. I&#8217;ve done the same with talent where you see a little something in there everyday actions, reactions and emotions that when used just right can raise the bar on the character.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : What do you think makes horror movies special and makes them loved worldwide?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : They let you walk outside the box a bit or should I say experience what you will never experience. In most cases anyway. They provide a whirlwind of emotions you only get from a horror movie. Granted there are many different types of horror movies so these emotions do vary of course.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : In your opinion and according to your experiences what are the advantages and disadvantages of making an independent or mainstream film?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : Well, the advantages are the &#8220;no rules applied&#8221; slogan. You do what you have to do to get the film done. The disadvantage is &#8220;the money&#8221; of course. I think we have touched on a bit of both here with the last 2 films. Shooting with an independent budget but raising the bar on set and in production to flow more like a mainstream set. So many challenges and again with indie film you can try just about anything.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Do you have any names of actors or actresses that you wish to be included in your films?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : I&#8217;ve been so blessed thus far to work with Linnea Quigley, Tony Todd, Brinke Stevens, Michael Berryman, Kane Hodder, Angus Scrimm, Debbie Rochon, Bill Moseley, Debra Lamb and so many other who are just wonderful. But yes, we all have dreams so why not shoot for the stars right, if dreams could come true I&#8217;d say from where I&#8217;m at now, Sean Connery, Dennis Hopper (RIP), Betty White, Christopher Lambert, Morgan Freeman.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Which genres do you feel close to when you&#8217;re making or watching movies?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : So far as a writer director I&#8217;ve done two horror films. One of them being the recent Disciples and it&#8217;s much more than just a horror film. Cut on the other hand is not really a horror film at all. People assume because they see Kane and Tony and Michael of course but it&#8217;s more of a suspense drama with horror elements. My favorites are The Godfather, Shawshank Redemption, Rocky, Legends of the Fall, Silence of the Lambs, The Exorcist, Highlander, Scarface, True Romance and so on. More so my favorites steer away from horror.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : What do you think about the European and Asian cinema? Are you interested in them?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : I enjoy different culture absolutely. Very interesting. I find myself going on those binges where you gather up a few at once and go to town. I certainly do find interest there. I have no prejudice whatsoever when it comes to film.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : You&#8217;ve also got titles as an actor. How do you feel about your acting experiences? Also I&#8217;d like to ask if you&#8217;ve got a character that you wish you acted?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : I envy so many character roles that have been seen over the years. Rocky is certainly one of them. Very inspiring. As far as acting, well, I had some short works as an actor. Mostly in my own film Cut. It was a great experience. As an artist you want to experience and the characters I&#8217;ve chosen to do have been ok with me. It&#8217;s hard to call myself an actor and the work they put in. I&#8217;m glad I was able to contribute to the films I&#8217;ve acted in but I choose to primarily remain a writer and a director. My talents as an actor are average at best.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : How do you like to spend your time when you&#8217;re not working?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : Well since I&#8217;m always working it will be hard to find an answer. I guess I would say my kids. They are my life. I work for them, I live and die for them. So for me it&#8217;s work and the babies. Or I&#8217;m on the phone with Wolfgang Meyer or Stacy Hammon!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : We&#8217;d like to know more about your upcoming projects. Can you tell us more about them ?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : I am working on my next film and it&#8217;s called Cannibals. I can&#8217;t say too much because we are so far away. The film is not even officially in preproduction yet but I am working on it. The script is done.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : And finally what would you like to say to the readers of iyikotufilm.com ?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Joe Hollow</strong> : Thank you so much for getting reading this far. I certainly do appreciate it and I appreciate iyikotufilm for the consideration. Lots of love everyone. Thank you.</p>
<p style="text-align: justify;">www.joehollow.com<br />
www.facebook.com/HOLLOWBETHYNAME</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Interview : İpek Çakır</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/yonetmen-joe-hollow-roportaji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Slapstick, &#8220;Splatstick&#8221; ve Body Horror</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/slapstick-splatstick-ve-body-horror/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/slapstick-splatstick-ve-body-horror/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 18:59:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ipekcakir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[A Farewell to Arms]]></category>
		<category><![CDATA[Addams Family]]></category>
		<category><![CDATA[Army of Darkness]]></category>
		<category><![CDATA[Attack of the Helping Hand]]></category>
		<category><![CDATA[Bad Taste]]></category>
		<category><![CDATA[Basket Case]]></category>
		<category><![CDATA[Beyond Re-Animator]]></category>
		<category><![CDATA[body horror films]]></category>
		<category><![CDATA[body-horror]]></category>
		<category><![CDATA[Braindead]]></category>
		<category><![CDATA[Bride of Re-Animator]]></category>
		<category><![CDATA[Bruce Campbell]]></category>
		<category><![CDATA[Chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[Ernest Hemingway]]></category>
		<category><![CDATA[Evil Dead : Dead by Dawn]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Henenlotter]]></category>
		<category><![CDATA[Frederick Taylor]]></category>
		<category><![CDATA[Keaton]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Jackson'ın Bad Taste]]></category>
		<category><![CDATA[Re-Animator]]></category>
		<category><![CDATA[Scott Spiegel]]></category>
		<category><![CDATA[Siegfried Kracauer]]></category>
		<category><![CDATA[Sight and Sound]]></category>
		<category><![CDATA[slapstic]]></category>
		<category><![CDATA[slapstick films]]></category>
		<category><![CDATA[slapstick movies]]></category>
		<category><![CDATA[Slapstick The Illustrated Story of Knockabout Comedy]]></category>
		<category><![CDATA[splastic]]></category>
		<category><![CDATA[splastic films]]></category>
		<category><![CDATA[The Beast with Five Fingers]]></category>
		<category><![CDATA[The Evil Dead]]></category>
		<category><![CDATA[The Principles of Scientific Management]]></category>
		<category><![CDATA[The Thing]]></category>
		<category><![CDATA[The Three Stooges]]></category>
		<category><![CDATA[Tony Steveacre]]></category>
		<category><![CDATA[Video nasty]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7812</guid>
		<description><![CDATA[&#8221; Korkunç olmayan gülünç bir şey hiç görmedim. Eğer acıya neden oluyorsa komiktir; acıya neden olmuyorsa da komik değildir. &#8221; &#8211; W.C. Fields Bu konuda ilk akla gelen karakterlerden biri Ash (Bruce Campbell). Evil Dead : Dead by Dawn (1987) filminde ruhu ele geçirilmiş kız arkadaşı Linda&#8217;yı katlettikten sonra, şüphesiz ki karşılığını alması mümkündü. Ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/evil-dead-2_43571.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7930" title="evil-dead-2_43571" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/evil-dead-2_43571.jpg" alt="" width="627" height="477" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">&#8221; <em>Korkunç olmayan gülünç bir şey hiç görmedim. Eğer acıya neden oluyorsa komiktir; acıya neden olmuyorsa da komik değildir.</em> &#8221; &#8211; <strong>W.C. Fields</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu konuda ilk akla gelen karakterlerden biri Ash (Bruce Campbell). <em>Evil Dead : Dead by Dawn (1987)</em> filminde ruhu ele geçirilmiş kız arkadaşı Linda&#8217;yı katlettikten sonra, şüphesiz ki karşılığını alması mümkündü. Ama Evil Dead serilerinde &#8220;zamana karşı yarışmak&#8221; gibi bir durum sözkonusu değil. Linda&#8217;yı parçalar halinde huzura erdirdikten sadece dakikalar sonra, sağ eli onu dövmeye başlar ve kafasında mutfak alet edevatlarından oluşan bir koleksiyonu kırar. Bütün bu olanlara karşılık, tabi ki o da boş durmaz, testeresine uzanıp kendi kendini doğramaya başlamaya hazırlanmadan önce &#8220;<em>Şimdi kim gülüyor?</em>&#8221; şeklinde bağırır.</p>
<p style="text-align: justify;">İzleyicilerin güldüğü kesin. Sam Raimi&#8217;nin bu remake filmi Video Nasty ile Laurel ve Hardy birleşimi gibi. Joe LoDuca&#8217;nın 20ler tarzı soundtrack müzikleri eşliğinde, Ash&#8217;in eli fare deliklerine girip çıkıyor, etrafında dönüyor, gülüyor. Silahıyla vurduktan sonra sonunda Ash onu içinde Ernest Hemingway&#8217;in <em>A Farewell to Arms</em> kitabının bulunduğu bir kovanın altında yakalıyor.<span id="more-7812"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>The Thing, Addams Family</em>, yazar Scott Spiegel&#8217;in kısa filmi <em>Attack of the Helping Hand</em> (Hamburger Helper için yapılan bir ABD reklam filminin parodisi) ve ölümcül rakam klasiği <em>The Beast with Five Fingers (1946)</em> filmlerinden ilham alan bu komedi-korku örneği klasik slapstick komedisine de çok şey borçlu. Bu film için aynı zamanda korku sinemasında genelde göz ardı edilmiş olan ama özellikle 1970lerin sonundan 1990ların başına kadar revaçta olan bir türün &#8220;splatstick&#8221; türünün önemli örneklerinden biri de diyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Splatstick filmlerin tarihi George A.Romero&#8217;nun zombi başyapıtı <em>Dawn of the Dead (1978)</em> ile başlamıştı. Bu apokaliptik hikayenin bir bölümünde Romero zombiler, bisikletçiler ve filmin hayatta kalmayı başarmış üç protagonist karakteri arasındaki mücadeleyi sunuyordu. Bisikletçiler boş bir binaya hücum edip ağır aksak ilerleyen zombilerle karşılaşınca, Romero o ona kadar koruduğu ciddiyeti komedi unsuru uğruna bu noktada bırakıyor ve bisikletçiler zombilere kremalı kek atıyor. Bu da klasik slapstick yemek kavgasının grindhouse türüne uygulanması oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Dawn of the Dead filminden sonra, splatstick türü yaygınlaştı ve birçok düşük bütçeli korku filmini etkiledi : Evil Dead üçlemesi <em>The Evil Dead (1982), Evil Dead 2 : Dead by Dawn (1987), Army of Darkness (1993); Re-Animator serisi, Re-Animator (1985), Bride of Re-Animator (1990), Beyond Re-Animator (2003); Peter Jackson&#8217;ın Bad Taste (1987) filmi, Braindead (1992) ve Frank Henenlotter&#8217;in Basket Case filmi (1982).</em> Bu etkileyici listeye rağmen, splatstick türünün kendine has komedi anlayışı, testereler ve iç organlar eleştirmenlerden gerektiği kadar ilgi görmedi. Çoğu, bu trendin sadece splatter filmlerinin farklı yorumlanışı olduğu yanılgısına kapıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı şekilde splatstick türünün kökenini oluşturan diğer türlere de yeterli önem verilmemişti mesela Hollywood sinemasının erken dönemlerindeki slapstick komediye. Bunun akrabası olan splatstick türünde de nesnelere ve organlara şüphecilik anlayışı ile yaklaşılıyor. İkisi de vücut ve nesneler aleminin bizim olmasını istediğimiz gibi kesin ve affedici olmadığını kanıtlamak ister gibi.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Re-Animator-Musical.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7931" title="Re-Animator-Musical" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Re-Animator-Musical.jpg" alt="" width="658" height="448" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Slapstick, Vücut ve Nesnelerin Sapkınlığı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Acı ve ızdırap her zaman slapstick komedinin odak noktası olmuştur. Tür adını 16.yüzyıldaki İtalyan komedi tiyatrosundan alıyor, burda Harlequin karakteri soytarı bastonunun farklı bir varyasyonu olan &#8220;slap stick&#8221; taşıyordu. Tahta bir kılıç şeklindeydi ve ortasına kadar gelen özel bir bölümü vardı, Harlequin&#8217;in silah tercihi bu yöndeydi çünkü kurbanlarına vurduğu zaman oluşturduğu &#8220;slap&#8221; (tokat) güçlüydü. Acı vericiydi ve slapstick tokatları da işin içine girince bundan nasiplenen oyuncular için pek de hoş olmuyordu. Bazen gerçekten de fiziksel olarak yaralanıyorlardı. Tarihçi Tony Steveacre, Slapstick <em>The Illustrated Story of Knockabout Comedy</em> adlı kitabında şöyle yazmış :</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>Sıradan şekildeki &#8216;nap&#8217; ile (acı vermeyen şekilde), straight nap (acı veren şekilde) arasındaki çizgi çok incedir, izleyicinin kalbine giden yoldur ama kırık kemiklere ve zarar görmüş organlara neden olabilir&#8230;.19.yüzyılda, Gustave Frejaville bir Fransız palyaçosundan bahsediyordu ve sıkça bu duruma maruz kalması sonucu sol yanağı kurumuş ve sol gözünün retinası slapstick nedeniyle yaşadığı şoktan dolayı hasar görmüş.</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify;">Hollywood slapstick komedyenliği de bu tür komediden ve yarattığı fiziksel hasar tehdidinden ortaya çıktı. Vücudun savunmasızlığı, verimsizliği ve de karmaşıklığını ön plana çıkarmaya takıntılı şekilde, <em>Chaplin, Keaton ve Lloyd</em> gibi oyuncular izleyicilerine varolmanın kötü yönlerini hatırlatarak gülmelerini sağladılar. Komedi tarihçisi Alan Dale bu konu hakkında şöyle demiş, &#8220;Bir slapstick gösterisinin özü kahramanın itibarına fiziksel bir saldırıda bulunmaktır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Oliver Hardy&#8217;nin devamlı tekrarlanan bazı hareketlerinden bunu hatırlayabiliriz. (çivilere vurmaya çalışırken çekiçle parmaklarına vurması, merdivenlerden düşmesi, tuğlaların kafasına düşmesi) Slapstick böylece kahramanların egolarını alt üst eder böylece onlara ve izleyicilere vücutlarına güvenmemeleri gerektiğini gösterir. Bunu bir de Bruce Campbell&#8217;ın kendi eli ona orta parmağıyla hareket çekerken hissettiği büyük öfkeyle karşılaştırın. Slapstick kahramanlarının stoklarında her zaman için itibarın yıkılması sorunu var.</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında, slapstick fiziksel bir dünyada yaşamanın kötü taraflarıyla alakalı. Dale bu durumu şöyle açıklıyor :</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>Slapstick hayatın fiziksel olduğu gerçeğine karşı temel, evrensel ve sonsuz bir cevaptır. İki bileşen, vücut ve ruh, bunlardan sadece ilkinin kanıtlarına sahibiz, vücudun fiziksel güçlerle ve nesnelerle etkileşim içinde olması ve bu etkileşimin devamlı düzgün şekilde ilerlemeyişine karşı duyulan öfke&#8230;.bir hikayenin slapstick modunda anlatılması içgüdüsünü canlandırıyor.</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify;">Etrafında inşa edilen ve bu rahatsızlığın kaynağını oluşturan şey Dale&#8217;nin söylediği gibi &#8220;nesnelerin zaferi&#8221;. Slapstick evrenindeki nesneler asla <a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bride-of-re-animator.jpg"><img class="alignright  wp-image-7932" title="bride-of-re-animator" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bride-of-re-animator.jpg" alt="" width="306" height="437" /></a>olması gerektiği gibi davranmaz ya da tepki vermezler. Bunun yerine, kendilerine ait bir hayat oluştururlar. Merdivenler, kovalar, hortumlar ve kapı kollarına güven olmaz. Kahramana saldırırlar, döverler, başına düşerler ve her şekilde yoluna çıkarlar. Slapstick hiçbir zaman nesnelerin güvenli oluşuyla ilgilenmemiştir, sadece acımasızlığıyla ilgilenmiştir. Slapstick başkahramanı her zaman cansız dünyanın şamar oğlanı olmuştur. Sinema eleştirmeni <em>Siegfried Kracauer, Sight and Sound (1951)</em> kitabında sessiz film komedisiyle ilgili yazdığı bir makalede şöyle demiştir : &#8220;Kural şudur ki cansız nesneler önemli pozisyonlarda bulunmuşlar ve kendilerine ait seçimlere sahip olmuşlardır.&#8221; Şöyle de eklemiştir : &#8221; İnsan olan her şeye karşı kötülükle dolulardı.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Slapstick hiçbir zaman sosyal mesaj verme kaygısına sahip olmamıştır ama şu da açıktır ki bu nesne korkusu ve vücudun gücüyle ilgili hayalkırıklığı zamanının gerçek bir ürünüydü. İlk dönem 20.yüzyıl Amerikası endüstrisinde insanlar ve makineler arasındaki değişen ilişkiyi yakalamıştı. Bazı bakış açılarına göre, slapstick komedi insanın bu dünyadaki rolüyle ilgili hissettikleriyle ilgili bir cevaptı. Modernize, mekanik çalışma yerlerinde &#8211; örneğin Chaplin&#8217;in <em>Modern Times (1936)</em> filminde kullanılan arka planda &#8211; insan artık yaşadığı çevrenin efendisi değildi. Bunun yerine üretkenlik, verimlilik ve otomasyon için oluşturulmuş bir makinenin gözden çıkarılabilir, canlı bir parçasıydı.</p>
<p style="text-align: justify;">20.yüzyılın başlarında çalışma yerlerinden sorumlu olanlar için sıkça rağbet gören bir kaynak Frederick Taylor&#8217;ın <em>The Principles of Scientific Management (1911)</em> eseriydi. Vücudun eksikleri konusunda sağduyusu yüksekti. Endüstriyel makinelerin kolay çalışıyor olması ve insan vücudunun karmaşık yapısı ve verimsizliğinin onları korumak ve yönetmek konusunda yetersiz kalması sonucu oluşan uyumsuzluğun farkında olarak, Taylorizm&#8217;i destekleyen zaman-hareket araştırmaları tuvalet ziyaretlerinin sıklığı ve süresiyle ilgili bile sonuçlar elde etmişlerdi. (Chaplin bunu Modern Times filminde konu etmişti. Filmin kahramanı hızlıca bir sigara içmek için tuvalete girdiğinde, fabrika yöneticisi tarafından güvenlik kameralarından izlenerek takip edilmiş ve yakalanmıştı.)</p>
<p style="text-align: justify;">Slapstick komedi hem insanları düzene koymak yolundaki kurallara karşı bir anarşik tepki hem de insan vücudunun Taylorcıların da söylediği gibi verimsiz ve yetersiz olduğu yönünde sözsüz bir kabul edişti. Komediyi biraz da korku öğesiyle birleştirerek, slapstick izleyicilerin kendi benliklerinin kötü ve garip gerçeklerine gülmelerini sağladı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Slap ve &#8220;Splat&#8221; : Bir Türün Gelişimi</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Acı çekmek için yaratılmış slapstick kahramanının itibarını düşürmeye neden olan şey her ne olursa olsun, başka bir muz kabuğunun üstüne basmak için hayatta kalacağını düşünmek her zaman tutan bir tahmindir. Splatstick korku sinemasında ise bu tür kesinlikler artık geçerli değildi. Oliver Hardy&#8217;nin beyazperdede başına gelen en fena şeyler kötü bakan gözler ya da kafasına aldığı darbelerken, splatstick kahramanı parçalanma, ruhunun ele geçirilmesi, ölüm ve vücudunun özünde kontrol edemediği bir yaratık olduğunu farketmesiydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu splatstick türünün komik olmadığı anlamına gelmiyor. Raimi, Jackson ve Stuart Re-Animator Gordon gibi film yapımcılarına göre, şiddet öğelerinin anahtarı slapstick komedinin özündeki korku öğesini temel almaktı. Röportajlarında Raimi, The Evil Dead serileriyle slapstick geleneği arasındaki alakayı şöyle belirtmişti :</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>The Three Stooges (Üç Ahbap Çavuş) filmi The Evil Dead için büyük bir ilham kaynağıydı. Ampülün kanla dolması ve kanın prizlerden çıkması sahnesi örneğin. Stooges filminin &#8220;A Plumbing We Will Go&#8221; adlı bir bölümünde hortumları bağlıyorlar, su kaynağı ile elektrik sistemi arasında da bağlantı kurulması sonucu ampüller de suyla doluyor. Sonuç olarak televizyondan bile su geliyordu. Ben de bu fikri aldım ve korku sinemasına uyarladım &#8211; zaten bana çok yakın gelmişlerdi. The Stooges gerçekten vahşi bir film.</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/braindead5.jpg"><img class=" wp-image-7933 aligncenter" title="braindead5" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/braindead5.jpg" alt="" width="664" height="382" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">The Evil Dead filminde, olayların çok iyi bir şekilde adapte edilmiş komedi bazlı içerikleri var, yazar-yönetmen The Three Stooges ve The Exorcist&#8217;i aynı karanlık laboratuar bodrumunda bir araya getirmiş gibi. Ortaya çıkan bileşim, geniş alana yayılan, sağlam komedi ve Joe LoDuca&#8217;nın yüksek tempolu film müziklerinin eşlik ettiği şiddet içerikli korku sineması. Testerenin neden olduğu her parçalanma için bile bir gülünç sahne var. Patlayan her yara sonuç olarak görüşü kapatıyor. Kan ekrana yayılırken, Raimi hem slapstick hem de korku filmlerinin dilini yaratıcı şekillerde kullanmış oluyor. İrin nehirleri eski moda kanalizasyon gibi akıyor, bunun yanında kanla dolu kovalar da badananın yerini alıyor. Slapstick kahramanları genelde inatçı şekilde davranan nesnelerle uğraşmak zorunda kalırken, Ash kötü ruhlar tarafından ele geçirilmiş olan nesnelerle savaşmak zorundaydı &#8211; Evil Dead 2&#8242;nin bir sahnesinde kabindeki her ev eşyası (kitaplar, sandalyeler, geyik kafaları, lambalar) canlanıp ona gülüyorlardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Raimi&#8217;nin bakış açısına göre, Evil Dead 2 filmindeki sıradışı komedi Evil Dead sonucu aldığı eleştirilere direk olarak verdiği bir cevaptı. Düşük bütçeli filmi Büyük Britanya&#8217;da Video Nasty olarak yasaklanınca ve mahkemeye çıkınca, bu durum Raimi&#8217;yi üzmüş. Birilerinin Evil Dead filmindeki abartılmış boyundan vurulma sahneleri, dışarı fırlayan göz bebekleri ve yine aynı şekilde abartılmış parçalanma sahnelerini ciddiye almalarına şaşırmış olarak, yönetmen Evil Dead 2 filmine odaklanmış. Ona, nerdeyse aynı konu ve karakterlerle, bir devam filmi olmaktan çok Raimi&#8217;nin orjinal filmin her sahnesini tekrar yorumladığı bir remake denebilir. Bunun nedenlerinden biri de ilk filmi eleştirenlere The Evil Dead&#8217;in bir komedi filmi olarak değerlendirilmesi gerektiğini kanıtlamaktı.</p>
<p style="text-align: justify;">Raimi&#8217;nin tecrübesi diğer yönetmenlere de bir örnek oldu. Bir çoğu bu tür splatstick korkunun &#8211; Evil Dead 2&#8242;de oynandığı gibi &#8211; sansür tehlikesini azaltabildiğini gördü. Peter Jackson etkileyici splatstick filmi Braindead&#8217;in (Dead Alive olarak da bilinir) benzer taktikleri uygulayarak denetimden geçmeyi başardığını söylemişti :</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>Birisi bana İngiliz sansürünün Braindead sahnelerini kesmediğini çünkü filmi ciddiye almayı kabul etmediklerini söylemişti. Braindead gerçekten şiddet ve vahşet içerikli bir film, bazılarının dediği gibi yapılan en kanlı film olabilir de olmayabilir de, ama şunu gösteriyor ki bir filmi gülünç yapmak onun sansürsüz yayınlanmasını her zaman için kolaylaştıracaktır. Demek istiyorum ki Henry : Portrait of a Serial Killer çok küçük miktarda mizah içeriyordu ve bu da filme yardım edemedi.</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify;">Braindead diğer vahşet içerikli sahneler yanında şöyle bir sahne de içeriyordu : bir adam küçük bir zombiyi kovalıyor ve sonra yakalayıp döverek etkisiz hale getiriyor. Bu aslında İngiliz sansür kurulu tarafından onay görmeyecek bir sahne. Ama Jackson&#8217;ın da belirttiği gibi bu sahne hatırlanan bir komedi geleneğinden ilham alınarak yaratıldı : &#8220;Bu Buster Keaton tarzı slapstick komedisinden alınmış bir sahne.&#8221; Hem Raimi hem de Jackson&#8217;ın sonraki filmlerine baktığımızda &#8211; <em>Spider Man ve Lord of the Rings</em> üçlemesinin yüksek bütçeli ve etkileyici filmlerini yönettiler &#8211; ilerde ana akımda başarıyı yakalamak adına, slapstick filmler yapmanın Henry : Portrait of a Killer gibi düz korku filmleri yönetmekten daha az etkili olduğu yanılgısına karşı çıkabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bad-taste2.11.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7935" title="bad-taste2.1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bad-taste2.11.jpg" alt="" width="624" height="416" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Splatstick sadece slapstick komediye adanmış değildir tabi ki. Aynı zamanda sınırlarda gezen türde komedidir. Kültürel akrabasının vücutla ilgili tedirginliklerine dayanarak, splatstick korku slapstick&#8217;in fiziksel &#8220;slap&#8221;lerini alıp &#8220;splat&#8221;e çeviriyor &#8211; vücudu vahşet içinde gördüğümüz kanlı SFX sahneleri. Latex gore, slapstick&#8217;in sessiz komedinin sınırlarını aşmasını ve gösterişli olduğu kadar da dehşete düşüren bir evren yaratmasını sağlıyor. Burda vücut organları da nesnelere dönüşüyor ve kendilerine ait korkutucu bir hayata sahip oluyor. Buster Keaton&#8217;ın soğukkanlı tavrı bile böyle filmlerde yer alsa ve filmde birisi midesini yerinden çıkarsa değişirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Vücut organları splatstick korku sinemasında hep ayrı bir yerde tutulmuştur. Vücudun karmaşıklığı, verimsizliği ve rahatsız edici derecede kuralsız olması slapstick komedide yer almıştı ama bu korku yapımcıları için yeterli değildi. Onlar bu durumu mümkün olduğu kadar görsel bir şekilde kanıtlamak istiyorlardı. Bu nedenle de, Ash karakteri <em>Evil Dead 2 : Bad Taste</em> filminde inatçı elini kovalamak zorunda kalmıştı, aynı filmde Derek (Peter Jackson oynamıştı) kafasında oluşan bir parçalanma sonucu dışarı çıkan beyin parçacıklarının tekrar kafatasına dolmasıyla yüzleşmişti ve Re-Animator filmindeki Dr.Hill (David Gale) başı kesilmiş bir ceset şeklinde tekrar hayata dönmüştü.</p>
<p style="text-align: justify;">Splatstick karakterleri devamlı olarak izleyici pozisyonuna geçmek zorunda kalırlar, vücut organlarının ya da parçalarının kendilerine ait bir hayat edinmiş objelere dönüşmelerini izlerler. Vücudun objeye dönüşmesi ve kendine ait kötü huylu bir hayata sahip olması splatstick korkunun sürekli tekrarlanan konusudur &#8211; Braindead filminde de bu özetlenmiştir, kendilerine ait cinayetçi bir içgüdüyle etrafta gezerler ve vücut parçaları vücuttan ayrılmak için çaba göstermeye devam ederler. Bu konuda splatstick bir gerçeği ortaya çıkarmaya çalışır. Vücut parçalarımız aslında içinde tutsak olduğumuz canavarlardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/evildead2_ab_fs_us4.jpg"><img class="alignleft  wp-image-7936" title="evildead2_ab_fs_us4" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/evildead2_ab_fs_us4.jpg" alt="" width="344" height="262" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Tabi ki, her zaman için bu tür sahnelerin altında bir parça ya da daha fazla mizah unsuru yer alır. Bu bir bakıma özel efektleri hazırlayanların fiziksel yaralanmaların yer aldığı bu sahneleri yaratmak yönündeki cesaretinden kaynaklanır. Bunun yanında komedi bu tür filmlerin doğal sonucudur çünkü fiziksel varoluş bu durumların yaratılmasına müsaittir. Oliver Hardy&#8217;nin hayatın sonu gelmeyen patlamalar ya da düşüşlerle dolu olduğunu farketmesi gibi, splatstick karakteri de vücudun garip ve karmaşık olduğunu farkeder. Re-Animator filmlerinde, Dr.Hill&#8217;in kafası kesilmiş cesedi kötü bir durumdadır çünkü sabırsız kafası ona çeşitli emirler vermektedir : sonuç olarak önünü göremeyen vücudu duvarlara çarpar, eşyaların üstünden düşer ve genel olarak bilinçsiz bir şekilde davranır. Akıl ve vücut konusundaki Cartesian düşüncesi bu şekilde doğrulanmış olur, Dr.Hill slapstick komediyi sevenlerin bildiği bir şeyi kanıtlar : vücut, evrim teorisi güçlerinin bize bahşettiği ve güçlülük yönünden eksikleri bol olan birşeydir ( tabi Dawkins düşüncesine inanmıyorsanız, tanrı bu şekilde yaratmıştır da diyebiliriz ).</p>
<p style="text-align: justify;">Splatstick 80lerde ve 90larda ortaya çıkmıştır. Slapstick 20.yüzyılın başlarında dünya genelinde ve çalışma yerlerinde makineleşmenin artışına bir tepki olarak doğmuştu, splatstick ise daha farklı sosyal ve tarihsel durumlara tepkidir diyebiliriz. Bunların başında da hastalıklar geliyor. Vücutların sahiplerine karşı durmaya başlayan görüntüleri, ruhlarının ele geçirilmesi ve yaratık gibi davranmaya başlamaları ile bu filmler vücudun kontrol dışına çıkışını göstermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Vücudun içsel garipliği (bu da hastalıkların vücudun işleyişini tersine çevirmesinden ilham alınarak yaratılmış) ve vücudun karmaşık gerçekliğinin görüntüleri (kan, irin vb.), bunlara baktığımızda splatstick türünün hastalıklardan ilham aldığını görebiliyoruz. Tepkinin ne yönde olduğu ise belirsizdir. Bu asi vahşet sahneleri vücuda karşı puritan, tutucu ve eski dönemlere ait bir nefret mi duyuyor? Ya da vücutların ekstrem şekilde açılması, parçalara ayrılması ve tersine çevrilmesi bir sunum amacı mı taşıyor, vücudun &#8220;normal&#8221; ana akım filmlerinde gösterilmeyen yönlerini ve gerçekliğini göstermek amacını mı taşıyor?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sınırlarda Gezinmek</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bilinen sınırları ve tabuları yıkmak slapstick komedinin gücünü sağlayan en önemli etkendi. 1950lerde Kracauer slapstick filmlerin alışılagelen düzenini eleştirisel sözler ve sahneler ile değiştirdi. Bu belirttiğine göre özgürlükçü düşünceyle alakalıydı ve de sıradan hikaye anlatımının yaratıcı düşünceye bir katkısı yoktu bunun yerine,<br />
bir bütünden ziyade gösterişli parçalara ihtiyaç vardı. Sonuç olarak, slapstick sinemanın en modern türlerinden biri oldu, varoluşun şaşırtıcı ve tutarsız doğasını izleyicilere gösterdi.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>Yaratılan her espri küçük bir parçaydı ama aslında kendi içinde bir bütündü ve aslında her komedi esprilerden ve gülünç sahnelerin birleşiminden oluşuyordu, kendini yöneten parçalar sadece bir hikayenin sıradan bölümleri değildi. Kural olarak, bir tür hikaye mutlaka vardı ama bu birbirinden ayrı şekilde anlama sahip parçaları bir araya getirmek gibi bir fonksiyonu yoktu. Önemli olan ise, bunlar birbirinden bağımsız şekilde ve birbirlerini bölmeden başarılılardı, onların başarısı illa ki bir bütün halinde olmak zorunda değildi. Kesinlikle ve sık şekilde yarım kalan bir entrika ile alakalı oluyorlardı, aynı zamanda entrika hiçbir zaman tam olarak tanımlanmıyordu böylece onu yaratan bölümler daha ilgi çekici hale geliyordu&#8230;Filmlerin komedisini yaratan birbirini takip eden espri içerikli sahnelerdi.</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/societ8.jpg"><img class="size-full wp-image-7937 aligncenter" title="societ8" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/societ8.jpg" alt="" width="660" height="368" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kracauer&#8217;e göre, bütün bunlar hikayeye dayalı anlatımı olduğu kadar izleyicilerde de silah etkisi yarattı. Filmlerin hızı sersemletiyor, gülmelerine neden oluyor ve bazen de şaşırtıyor :</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>Filmlerdeki komedi materyal hayatı olabildiği kadar uyarıyor. Ekrandaki hayat ile hareketli hayatın eş anlamlı olduğu sabit kamera günlerinden bu yana, komedi yapımcıları tüm doğal hareketleri yakalamak için ellerinden geleni yaptılar. Tek bir kamera hilesiyle insanlığı hızlı oyunların içinde yarışırken ve eğlenirken yakaladılar..Bu sinemaydı, eğlenceliydi, mideniz ters dönmüş halde sanki bir roller coastera binmiş ve son hızda gidiyor gibiydiniz. Felaketlerin ve görünen kazaların yarattığı şok etkisi bile burda mutluluk verici bir sersemlik gibiydi.</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify;">Kracauer aslında burda <em>Keystone Cops</em>&#8216;taki yüksek hızlı kovalamalardan bahsediyor, ama bu açıklama yıllar sonraki Evil Dead filmlerinde Sam Raimi&#8217;nin yarattığı ultra kinetik kamera çalışmalarına da uygun. Kracauer slapstick&#8217;i şok ve kazaların modernist bir örneği olarak açıklamış. Steadicam ile izleyicileri kötü ruhların etksindeki mekanlarda derviş gibi bir yolculuğa çıkaran Raimi Filmleri hakkında da buna benzer şeyler söyleyebilirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı zamanda, splatstick sessiz film komedisinin anarşik düzenlemelerinden de etkileniyor, baş kesilmesi,bağırsak ya da organların dışına çıkması gibi unsurlar geleneksel anlatım diline pek saygı göstermiyor diyebiliriz. Bu filmlerde sıradışı sahneler hikayeden daha önemli. Karakterlerin vücutları gibi filmde uyumlu olma kuralı da dağıtılmış vaziyette.</p>
<p style="text-align: justify;">Kracauer slapstick filmlerin &#8220;tehlikeyle, felaketle ve zamana karşı oynamak&#8221; kavramıyla yönetilen &#8220;sonsuz aksiyon&#8221; olduğunu ve Chaplin, Keaton gibi oyuncuların izleyicileri &#8220;uçurumun sınırları&#8221;na götürdüğünü belirtmiş. Karşılaştırma yaparsak, splatstick sadece sınırlarda gezinmekten memnun değil. İzleyicilere insan vücutlarının sadece birbiriyle değil aynı zamanda kendileriyle de savaştığı uçurumun derinliklerini gösteriyor. Bizi bir gerçekle yüzleştiriyor, insan vücudunun aslında çaresiz, umutsuz kalabildiği yönleriyle ve bunu yaratan absürt evrene gülmemizi istiyor. Bu durumda boğazımıza bir cümle takılabilir : &#8220;<em>Şimdi kim gülüyor</em>?&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/slapstick-splatstick-ve-body-horror/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eight Masters (1977)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/eight-masters-1977/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/eight-masters-1977/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 20:32:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dövüş Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[18 Bronzemen]]></category>
		<category><![CDATA[18 Bronzemen 3]]></category>
		<category><![CDATA[Ba da men pai]]></category>
		<category><![CDATA[Joseph Kuo]]></category>
		<category><![CDATA[Pao-Shan Chang]]></category>
		<category><![CDATA[Ping Han Chiang]]></category>
		<category><![CDATA[Qing Hanedanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Shaolin]]></category>
		<category><![CDATA[Shu-chai Chang]]></category>
		<category><![CDATA[The Return of the 18 Bronzemen]]></category>
		<category><![CDATA[Ting Chao]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7910</guid>
		<description><![CDATA[Eight Masters ya da bilinen diğer adıyla 18 Bronzemen 3, 18 Bronzemen (1976) ve The Return of the 18 Bronzemen aka 18 Bronzemen 2 (1976) filmlerinin devamı niteliğinde bir Hong kong / Tayvan ortaklaşa yapımı bir kung fu filmi. Filmlerin yönetmenliği Joseph Kuo’ya ait. Shaolin temalı filmlerden ilki Qing Hanedanlığı’na karşı verilen mücadeleyi konu alıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Eight-Masters-1977.jpg"><img class="alignleft  wp-image-7911" title="Eight-Masters-1977" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Eight-Masters-1977-766x1024.jpg" alt="" width="314" height="419" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Eight Masters ya da bilinen diğer adıyla 18 Bronzemen 3, 18 Bronzemen (1976) ve The Return of the 18 Bronzemen aka 18 Bronzemen 2 (1976) filmlerinin devamı niteliğinde bir Hong kong / Tayvan ortaklaşa yapımı bir kung fu filmi. Filmlerin yönetmenliği Joseph Kuo’ya ait. Shaolin temalı filmlerden ilki Qing Hanedanlığı’na karşı verilen mücadeleyi konu alıyor. Qing Hanedanlığı’nın 1644 ve 1912 yılları arasında Çin’de hakimiyetini sürdüren bir hanedanlık olduğunu da belirtelim.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin başrolünde oynayan Carter Wong, Chu Sao Chieh karakteri ile karşımıza çıkıyor. Chu Sao Chieh, Eight Masters isimli bir gruba karşı savaşmış bir dövüşçünün oğludur ve babası ölmüştür. Babasının arkadaşı tarafından küçük bir çocukken Shaolin ustalarının tüm becerilerini öğrenebileceği, bunun eğitimini alabileceği Shaolin Tapınağı’na götürülür. Burada zorlu eğitimlerden geçen ve ustaların tüm dövüş tekniklerini öğrenen Chu Sao Chieh yetişkin bir delikanlı olduğunda, Shaolin okulundan Bronze Men (Bronz Erkekler) e karşı savaşarak mezun olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Okuldan mezun olduktan sonra tekrar annesiyle ve kendisini kurtaran babasının arkadaşının kızı Ming Chu ile bir araya gelir. Eight Masters peşine düşer ve onunla dövüşmek için kendisine meydan okur. Fakat Chu Sao Chieh bunu reddeder, Shaolin rahiplerinin “barışı koru, sabırlı ol ve suçu bağışla” düsturu bu kararı vermesinde etkili olmuştur. Bunun üzerine annesi ve kız arkadaşı Ming Chu ile ülkeden kaçarlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-7910"></span> Eight Masterlar kendilerini bulduktan sonra tekrar kaçarlar ve bu sefer bir mağaraya sığınırlar. Ardından kaçmaktan pes eden Sao Chieh, Eight Masters’a karşı savaşmayı kabul eder ve filmin son 20 dakikası bu muhteşem dövüş sahneleriyle geçer.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmdeki dövüş sahneleri oldukça hızlı ve şiddetli. Çok güzel Tayvan mekanları ve zaman zaman iyi dekore edilmiş setlerde geçen bu sahneler oldukça başarılı. Carter’ın dövüş sahnelerinde her ne kadar rakipleri değişik silahlarla savaşıyor olsa da, Carter onlara karşı silahsız bir şekilde sadece elleriyle çok iyi bir mücadele veriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Film, kişinin sahip olduğu aile yükümlülüklerine yaptığı vurgu (annesi ve kız arkadaşına karşı olan sorumluluğu) ve dokunaklı alt metni ile hikayeyi daha da derinleştirip güçlendiriyor. Oyunculuklar gayet başarılı ve Sao Chieh’in kız arkadaşı Ming Chu’yu canlandıran güzel oyuncu Lung Chun Erh’in Sao Chieh ile olan bazı dramatik sahneleri filme ayrı bir tat katıyor. Eight Masterslardan biri olan kadın dövüşçü Judy Lee’yi canlandıran Chia Ling ise kısa fakat önemli bir rolle filmde yer buluyor. Sao Chieh ile çok güzel bir dövüş sahnesi bulunuyor. Filmin sonu da oldukça tatmin edici ve Bronzemen serisine uygun bir finalle son buluyor. Orijinal Çin müziklerinin yer aldığı soundtrackin de çok başarılı olduğunu söylemekte fayda var.</p>
<p style="text-align: justify;">Serinin üçüncü filmi, ilk ikisine nazaran daha ilginç senaryosu, daha şiddetli dövüş sahneleri, daha etkili karakterleri ve sürükleyiciliği ile kesinlikle daha başarılı. Ayrıca bu pek duyulmamış kung fu filmi türün sevenlerinin zevklerine hitap edecek, sürprizlerle dolu, eğlenceli bir film.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Eight-Masters-19771.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7917" title="Eight-Masters-(1977)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Eight-Masters-19771.jpg" alt="" width="648" height="2074" /></a></p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/sKCroWydiT4" frameborder="0" width="640" height="480"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/eight-masters-1977/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En iyi 20 Korku Filmi Seks Sahnesi</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/en-iyi-20-korku-filmi-seks-sahnesi/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/en-iyi-20-korku-filmi-seks-sahnesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 08:12:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[A Nightmare on Elm Street 3- Dream Warriors]]></category>
		<category><![CDATA[A Nightmare on ElmStreet 2- Freddy’s Revenge]]></category>
		<category><![CDATA[Angel Heart]]></category>
		<category><![CDATA[Basket Case]]></category>
		<category><![CDATA[Basket Case 2]]></category>
		<category><![CDATA[Bay of Blood (1971) / Friday the 13th Part 2]]></category>
		<category><![CDATA[best sex scenes]]></category>
		<category><![CDATA[Brain Damage]]></category>
		<category><![CDATA[Cabin Fever]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi seks sahneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gozu]]></category>
		<category><![CDATA[horror movies sex scenes]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Goes to Hell: The Final Friday]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmi seks sahneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Lifeforce]]></category>
		<category><![CDATA[Nekromantik]]></category>
		<category><![CDATA[Re-Animator]]></category>
		<category><![CDATA[Rosemary's Baby]]></category>
		<category><![CDATA[Shinya Tsukamoto]]></category>
		<category><![CDATA[Society]]></category>
		<category><![CDATA[Species]]></category>
		<category><![CDATA[Species 2]]></category>
		<category><![CDATA[Teeth]]></category>
		<category><![CDATA[Tetsuo: The Iron Man]]></category>
		<category><![CDATA[The Evil Dead]]></category>
		<category><![CDATA[They Live]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7825</guid>
		<description><![CDATA[Seks ve şiddet… Beraber dondurma ve pasta gibi gidiyorlar, değil mi? İzlediğimiz çoğu korku filmi şiddet açısından tatmin edici olsa da peki ya seks? İkisi bir arada oldu mu ortaya gerçekten lezzetli işler çıkabiliyor.  Bu lezzetli ikilinin bir arada olduğu fakat bazı anlarda da bu ikilinin bir araya gelişiyle şiddetin boyutunun daha da arttığı, korku [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/sekssahnesi.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7826" title="sekssahnesi" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/sekssahnesi.jpg" alt="" width="674" height="302" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Seks ve şiddet… Beraber dondurma ve pasta gibi gidiyorlar, değil mi? İzlediğimiz çoğu korku filmi şiddet açısından tatmin edici olsa da peki ya seks? İkisi bir arada oldu mu ortaya gerçekten lezzetli işler çıkabiliyor.  Bu lezzetli ikilinin bir arada olduğu fakat bazı anlarda da bu ikilinin bir araya gelişiyle şiddetin boyutunun daha da arttığı, korku filmlerindeki en iyi seks sahnelerini sizler için listeledik.<span id="more-7825"></span></p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/lifor3-1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7850" title="lifor3-(1)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/lifor3-1.jpg" alt="" width="669" height="298" /></a></p>
<p><strong>20. Lifeforce (1985)</strong><br />
Tobe Hooper’ın yönetmenliğini yaptığı bu bilim kurgu filmi, Colin Wilson’ın 1976 yılında yazdığı “The Space Vampires” kitabının bir uyarlaması. Uzay vampirleri hakkındaki filmde hemen hemen tüm film boyunca çıplak bir şekilde karşımıza çıkan Mathilda May görülmeye değer. Ateşli sevişme sahneleri ile listemizde yer buluyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/nightmare2behind24.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7852" title="nightmare2behind24" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/nightmare2behind24.jpg" alt="" width="632" height="484" /></a></p>
<p><strong>19. A Nightmare on ElmStreet 2- Freddy’s Revenge (1985) / A Nightmare on Elm Street 3- Dream Warriors (1987)</strong><br />
Bu iki filmin seks sahneleri de birbiriyle bağlantılı olduğu için listemize bir arada girdi. Garip bir şekilde iki filmin de seks sahnelerinde bol bol “dil” kullanılıyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/s32.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7858" title="s3" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/s32.jpg" alt="" width="632" height="283" /></a></p>
<p><strong>18. Species (1995)</strong><br />
Roger Donaldson’un yönetmenliğini yaptığı Species bir bilim-kurgu korku filmi. Filmde Natasha Henstridge ateşli bir uzaylı insan karışımı. Filmde Alfred Molina ile beraber canlandırdığı seks sahnesi oldukça başarılı.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Bay-of-Blood-1971.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7864" title="Bay-of-Blood-(1971)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Bay-of-Blood-1971.jpg" alt="" width="530" height="309" /></a></p>
<p><strong>17. Bay of Blood (1971) / Friday the 13th Part 2 (1981)</strong><br />
Jason Voorhees’in olmadığı bir korku filmi seks sahnesi listesi tamamlanmış sayılamaz. İki filmde de yer alan mızraklı, misyoner pozisyonundaki seks sahnesi sinema tarihinde klasik oldu. İlk olarak Bay of Blood’da izlediğimiz bu seks içeren öldürme sahnesi Friday the 13th Part 2’ye de ilham oldu. Ama maalesef sansüre takılan Friday the 13th Part 2’da bazı sahneler kesilmek zorunda kaldı.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/jason-goes-to-hell-horror-movies.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7866" title="jason-goes-to-hell-horror-movies" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/jason-goes-to-hell-horror-movies.jpg" alt="" width="602" height="373" /></a></p>
<p><strong>16. Jason Goes to Hell: The Final Friday (1993)</strong><br />
Friday the 13th serisinin bu dokuzuncu filminde yer alan Jason’un ateşli Michelle Clunie ile canlandırdığı çadırdaki seks sahnesi çoğu korku fanı için tanıdık gelecektir. Bu oldukça üst seviyedeki seks sahnesinde (özellikle kesilmemiş versiyonu) çiftin beraber olmadan önce prezervatif kullanmamaya karar verdikleri sahne de ayrı bir eğlence katmış.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Rosemary’s-Baby-1968.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7868" title="Rosemary’s-Baby-(1968)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Rosemary’s-Baby-1968.jpg" alt="" width="612" height="370" /></a></p>
<p><strong>15. Rosemary’s Baby (1968)</strong><br />
Roman Polanski’nin yayınlandığı dönemde büyük ilgi uyandıran ve günümüzde korku filmlerinin mihenk taşlarından biri sayılan filmde Rosemary’e Satan’ın (Satanist kilisesi kurucusu Anton Lavey canlandırıyor)tecavüz ettiği sahne de listemize girmeyi hak ediyor.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/theyliveend.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7870" title="theyliveend" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/theyliveend.jpg" alt="" width="647" height="346" /></a></p>
<p><strong>14. They Live (1988)</strong><br />
John Carpenter’ın yönetmenliğini yaptığı bu bilim-kurgu korku filmi içeriğinde kara komediyi de barındırıyor. Belki de en iyi sonlardan birine sahip filmde uzaylıyla olan seks sahnesi, yanımızda kimin uyuduğundan emin olmamız gerektiğini bizlere hatırlatıyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Cabin-Fever-2002.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7873" title="Cabin-Fever-(2002)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Cabin-Fever-2002.jpg" alt="" width="603" height="242" /></a></p>
<p><strong>13. Cabin Fever (2002)</strong><br />
Bir grup kolej öğrencisi çevresinde gelişen, yönetmenliği, yapımcılığı ve senaryosu Eli Roth’a ait bu filmde bir sahne var ki hepinizin aklındadır eminim. Kız uyurken, genç delikanlı kıza sokulur ve elini yavaşça kızın çamaşırının içine sokar. Hayal ettiğinden farklı bir sürprizle karşılaşarak kızın regl döneminde olduğunu fark eder. Fakat büyükçe bir ped kızın ancak işini görecektir.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/evil-dead.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7876" title="evil-dead" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/evil-dead.jpg" alt="" width="617" height="420" /></a></p>
<p><strong>12. The Evil Dead (1981)</strong><br />
Başrollerinde Bruce Campbell, Ellen Sandweiss ve Betsy Baker’ın yer aldığı bu korku filmi, beş kolej öğrencisinin hafta sonu tatillerini geçirmek üzere gittikleri ormanlık bir alanda başlarından geçenleri konu alıyor. Özellikle vahşi tecavüz sahnesiyle hafızalarda yer eden film, listemizde de kendine yer buluyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Angel-Heart-1987.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7879" title="Angel-Heart-(1987)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Angel-Heart-1987.jpg" alt="" width="608" height="366" /></a></p>
<p><strong>11. Angel Heart (1987)</strong><br />
Başrollerinde Mickey Rourke, Robert De Niro ve Lisa Bonet’in oynadığı bu gizemli korku filminin yönetmeni Alan Parker. Filmde Mickey Rourke’un canlandırdığı Harry Angel ve Lisa Bonet’in canlandırdığı Epiphany Proudfoot’un New Orleans’daki otel odasındaki sevişme sahnesi resmen bir kan yağmuruyla biraz renklenir. Bu sahne de listemizde yerini alır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Species-2-1998.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7881" title="Species-2-(1998)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Species-2-1998.jpg" alt="" width="610" height="380" /></a></p>
<p><strong>10. Species 2 (1998)</strong><br />
1995 yılında çekilen ilk filmin ardından bu ikinci filmde üçlü bir seksin ardından gerçekleşen uzaylı bebeğin doğumu sahnesi filmi listemize sokmayı başarıyor.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/basket_case.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7886" title="basket_case" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/basket_case.jpg" alt="" width="485" height="363" /></a></p>
<p><strong>9. Basket Case (1982)</strong><br />
Yönetmenliği ve senaryosu Frank Henenlotter’a ait Basket Case, üç filmden oluşan bir serinin ilk filmi. Bu B tarzı korku-komedi filmi şüphesiz serinin en iyisi. Film Duane ve sepetinde taşıdığı kardeşi Belial’ın maceralarını konu alıyor. Duane’in dolgun hatlı sarışın kız arkadaşı Sharon da garip görünümlü Belial ile başka maceralar yaşıyor.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/NEKROMANTIK_5.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7888" title="NEKROMANTIK_5" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/NEKROMANTIK_5.jpg" alt="" width="434" height="352" /></a></p>
<p><strong>8.Nekromantik (1991)</strong><br />
Yönetmenliği Jörg Buttgereit’e ait bu film bir Alman yapımı ve nekrofili ile ilgili. Günümüzde kült mertebesine erişmiş filmde Monika’nın Mark ile sevişmesinin ardından kafasını gövdesinden ayırdığı sahne listemize çok uygun.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Gozu-2003.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7890" title="Gozu-(2003)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Gozu-2003.jpg" alt="" width="530" height="308" /></a></p>
<p><strong>7. Gozu (2003)</strong><br />
Takashi Miike’nin yönetmenliğini yaptığı bu komik, trajik ve bolca gore sahnenin yer aldığı filmde, seks sahnesinin sonundaki görüp görülebilecek en garip doğum sahnesi de unutulmaz sahneler arasındaki yerini alıyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/braindamagecommentary19k.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7892" title="braindamagecommentary19k" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/braindamagecommentary19k.jpg" alt="" width="593" height="308" /></a></p>
<p><strong>6. Brain Damage (1988)</strong><br />
Basket Case’in yönetmeni Frank Henenlotter’a ait Brain Damage bir korku komedi filmi. Filmde Brian kız arkadaşından kendisine blow-job yapmasını ister ve kız memnuniyetle bu teklifi kabul eder. Ama neyle karşılaşacağını ne yazık ki bilmiyordur!</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/reanimator1.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7895" title="reanimator1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/reanimator1.jpg" alt="" width="601" height="359" /></a></p>
<p><strong>5. Re-Animator (1985)</strong><br />
Stuart Gordon’un klasikleşmiş ve en iyi korku filmleri arasında gösterilen filmi, Lovecraft’ın eserine sadık kalınarak ortaya çıkarılmış. Korku, komedi, şiddet ve gore unsurların iç içe olduğu filmde Dr.Hill’in kafasını kaybetmesiyle hem kafası hem de vücudu ayrı ayrı canlanır. Bunun sonucunda biz de garip bir cinsel deneyime tanık oluruz. Vücut kıza tecavüz ederken, kafanın oral seks yapması. Garip değil mi?</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/society6.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7899" title="society6" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/society6.jpg" alt="" width="582" height="338" /></a></p>
<p><strong>4. Society (1989)</strong><br />
Bu sahne için seks sahnesi demek doğru olur mu bilmem. Brian Yuzna’nın bu filmindeki bu sahne kesinlikle sıradan bir seks sahnesi ya da tecavüz sahnesi değil. Bir çeşit orgy fakat bu bile sahneyi tanımlamak için yetersiz. En iyisi izleyin ve görün..<br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/QP-1Il4ayG8" frameborder="0" width="640" height="480"></iframe></p>
<p><strong>3. Basket Case 2 (1990)</strong><br />
Serinin ilk filmi de listemizde kendine yer bulmuştu. Bu ikinci filmdeki Belial ve sevgilisi arasındaki mutant seks sahnesi kesinlikle izlemeye değer. Eğlenceli bu sahne listemizin 3.sırasına yerleşmeyi hak ediyor.<br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/A1WvLB8P-DM" frameborder="0" width="640" height="480"></iframe></p>
<p><strong>2. Tetsuo: The Iron Man (1989)</strong><br />
Kült yönetmen Shinya Tsukamoto’nun yönetmenliğini yaptığı bu Japon cyberpunk filmde, penisinde delici bir matkap olan demir adamla sevgilisinin sıra dışı ve kanlı seks sahnesini izliyoruz.</p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/ZZPRlHC8sXk" frameborder="0" width="640" height="360"></iframe></p>
<p><strong>1.Teeth (2007)</strong><br />
2007 yapımı bu komedi korku filminde lise öğrencisi genç kız Dawn’ın bir sorunu vardır. Dişli bir vajinaya sahip olan genç kız, erkek arkadaşının kendine tecavüze yeltenmesi ve vajinasındaki dişlerin arkadaşının penisini ısırmasıyla bu sorunuyla karşılaşır. Korku filmleri içinde en garip ve en iyi seks sahnesi sayılabilecek bu sahne, listemizde de birinciliği hak ediyor.</p>
<p><strong>tolga@iyikotufilm.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/en-iyi-20-korku-filmi-seks-sahnesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bianca Barnett Röportajı</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/bianca-barnett-roportaji/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/bianca-barnett-roportaji/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 18:37:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ipekcakir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Albino Farm]]></category>
		<category><![CDATA[Bianca Barnett]]></category>
		<category><![CDATA[Cyclical Effect]]></category>
		<category><![CDATA[Dead Inside]]></category>
		<category><![CDATA[Horror Model]]></category>
		<category><![CDATA[Noirland]]></category>
		<category><![CDATA[The Fear Chamber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7816</guid>
		<description><![CDATA[İpek Çakır : Röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkürler. Kendini ve kariyerini nasıl tanımlarsın? Bianca Barnett : Tam zamanlı bir aktris, model, blogger ve öğrenciyim. İpek Çakır : Oynadığın karakterler içinde hangisi favorindi ve neden? Bianca Barnett : Hepsini oynarken zevk aldım, ama şimdiye kadar en çok The Toy Box filmindeki rolümü sevdim. Hala hayalimdeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca.jpg"><img class="alignleft  wp-image-7819" title="bianca" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca.jpg" alt="" width="302" height="383" /></a>İpek Çakır : Röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkürler. Kendini ve kariyerini nasıl tanımlarsın?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : Tam zamanlı bir aktris, model, blogger ve öğrenciyim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Oynadığın karakterler içinde hangisi favorindi ve neden?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : Hepsini oynarken zevk aldım, ama şimdiye kadar en çok <em>The Toy Box</em> filmindeki rolümü sevdim. Hala hayalimdeki rolü bulamadım ama umarım yakın zamanda bu olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Genelde korku filmlerinde rol aldın. Senin için bu tür filmlerde rol almayı çekici yapan özellikle nelerdi?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : Korku filmleri en çok sevdiğim tür, özellikle 1970lerin gizemli korku sineması ve 1980lerin slasher filmleri. Sanırım bu biraz nostaljik, ama gerçekten bu türü seviyorum. Aynı zamanda daha küçük, ilginç indie dramalarını ve tüm film festivali gösterimlerini seviyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Ana akım ve bağımsız korku filmi endüstrisi hakkındaki düşüncelerin neler? Avrupa ve Asya sinemasıyla ilgileniyor musun?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : En iyi ve en orjinal korku filmlerinin bazıları Asya ve Avrupa&#8217;dan çıkıyor. Küçük bir kızken, en yakın arkadaşım Kantonluydu, böylece Hong Kong sinemasından birçok film izledim. Dövüş sanatlarından, komedilere, korku filmlerine kadar her şey &#8211; Hepsine kafayı takmıştım. Büyüdükçe, İtalyan korku filmlerini ve giallo filmlerini keşfettim. Hammer korku sineması da favorilerimden biridir çünkü çok güzel şekilde çekilmiş filmlerdir. Son zamanlarda, Fransız ve İskandinav korku sinemasına da ilgi duymaya başladım. Bu türde yapılan yeni şeyleri görmeyi seviyorum. Hayalim bir gün Avrupa ve Asya filmlerinde yer almak.<span id="more-7816"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Filmlerde ya da herhangi bir sanat formunda erotizm ve çıplaklıkla ilgili nasıl hissediyorsun? Pozitif baktığını hissediyorum ki bence harika.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : Seks ve çıplaklık beni gerçekten rahatsız etmiyor, ama eğer <em>Albino Farm</em> filmimi izlediyseniz, biraz garip olduğumu görebilirsiniz. Dürüst olmak gerekirse, izlenmek konusunda gerçekten heyecan verici olan birşeyler var &#8211; ama kendi kurallarıma göre ve kontrollü şekilde olması gerekir, mesela bir film için. Tanımadığım rastgele bir adam beni izlese ve çalılıklara saklanıp kendiyle oynasa polisi arardım. Sanırım ben bir teşhirciyim ama zaten bu nedenle aktrisim ve modelim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Bize sevdiğin &#8220;film canavarlar&#8221;ını söyler misin? Buna ek olarak da sinema tarihindeki favori karakterlerini.<a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca2.jpg"><img class="alignright  wp-image-7820" title="bianca2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca2.jpg" alt="" width="308" height="367" /></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : Çok var. Zombiler, vampirler, hortlaklar, hayaletler, Sasquatch, kurtadamlar &#8211; baştan sona hepsi aslında. Eğer ölüyse, seviyorum. Aynı zamanda 1970lerin inançlarla ve kötü güçlerle alakalı filmlerini seviyorum. Eminim babam benle gurur duyuyordur bu yüzden haha.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Albino Farm filminde oyuncu ve özel efektler asistanı olarak yer aldın. Sence filmlerdeki özel efektler ve makyaj nasıl olmalı?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : Bence iyi olmalılar. Başarısız şekilde yapılmış özel efektler bir filme olan ilgimi büyük ölçüde azaltır. Film setinde oluşturulan gerçekçi efekleri seviyorum, ama doğru kurallara göre uygulanmış bilgisayar destekli efektler de olursa önemsemiyorum. Bazen gerçekten de çok iyi bir bileşim elde ediliyor. Sözün özü ben yaşadığım katliamın gerçekçi olmasını isterim!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Sinema dışında hangi sanat alanlarına kendini yakın hissediyorsun?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : Uzun yıllar resim yapmakla ve çizimlerle ilgilendim. Şimdilerde buna geri dönüyorum. Modayı ve giyinmeyi seviyorum. Aynı zamanda fotoğraf çekimlerimi stilize etmeyi gerçekten seviyorum. Kocam ve ben son zamanlarda ortak çalışmalar yapıyoruz ve gerçekten güzel fotoğraflar yaratıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Sinemada ve genel anlamda en büyük ilham kaynakların kimler?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : Çok var, hangisinden başlayacağımı bilmiyorum. Coen kardeşler, Quentin Tarantino, Robert Rodriguez, Rob Zombie, John Carpenter, David Fincher, Sam Fendes &#8211; Ana fikri anlamışsınızdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca3.jpg"><img class="alignleft  wp-image-7821" title="bianca3" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca3.jpg" alt="" width="283" height="348" /></a>İpek Çakır : Bize projelerinden bahseder misin? Aynı zamanda kariyerindeki en büyük hedefini sormak istiyorum.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : Şu anda üç tane filmle ilgili görüşmelerim devam ediyor. İki hafta içinde Myrtle Beach,SC bölgesinde düzenlenecek olan XCON World V &#8216;ye konuk olarak katılacağım. Aynı zamanda korku filmleriyle ilgili eleştiriler yapacağım bir video blog başlatacağım. Bütün bunlarla ilgili bilgileri websitemde bulabilirsiniz. &#8211; www.biancabarnett.com</p>
<p style="text-align: justify;">Kariyerimdeki en büyük hedefim Conan O&#8217;Brien Show&#8217;a konuk olarak katılmak. Aynı zamanda, hayatımın rolünü oynayabilmek &#8211; beni aktris olarak güçlendiren ve tüm bu çabaya ve çalışmaya değecek bir rol.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Son soru olarak iyikotufilm.com okuyucularına ne demek istersin?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : Eski ve yeni tüm hayranlarıma teşekkür ediyorum ve de hepsinin benim için ne kadar önemli olduğunu belirtmek istiyorum. Onların sevgisi ve desteği olmasaydı, hayallerime ulaşmak mümkün olmazdı. Umarım okuyucularınız websitemi ve çalışmalarımı inceler.</p>
<p style="text-align: justify;">www.biancabarnett.com<br />
www.facebook.com/Bianca.A.Barnett<br />
www.twitter.com/biancabarnett<br />
www.myspace.com/bianca-barnett</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Röportaj : İpek Çakır</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: medium; color: #ff0000;"><strong>Bianca Barnett Interview</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Thanks for accepting our interview request. How do you describe yourself and your career?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : I am a full time actress, model, blogger and student.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Which character you acted was your favorite one and why?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : I enjoyed playing all of them, but I liked my role in The Toy Box the best so far. I still have not found that dream role yet, but hopefully it will happen soon!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : You&#8217;ve acted in horror movies mostly. What made it attractive for you to act in this genre specially?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : Horror is my favorite genre of film, especially obscure horror from the 1970s and slasher flicks from the 1980s. I suppose that is nostalgia, but really, I love the genre. I also love smaller, quirky indie dramas and all the film festival fare.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : What&#8217;s your opinion about the mainstream and independent horror film industry? Are you interested in the cinema of Europe and Asia?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : Some of the best and most original horror comes from Asia and Europe. When I was a little girl, my best friend was Cantonese, so I watched a lot of Hong Kong cinema. Everything from martial arts, to comedies, to horror flicks &#8211; I was totally obsessed. As I grew older, I discovered Italian horror and giallo films. Hammer horror is a favorite of mine because it is just so beautifully shot. I recently became interested in French and Nordic horror. I love seeing a new take on the genre. A dream of mine to work in European and Asian films one day.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : How do you feel about erotism and nudity in movies or in any art form? I feel like you&#8217;re positive about that which is great.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : Sex and nudity really don&#8217;t bother me, but if you&#8217;ve seen Albino Farm, you realize that I am a little weird. Honestly, I think there is something really exciting about being watched &#8211; but it has to be on my own terms and in a controlled manner like on film, you know? If some random guy is watching me and whacking off in the bushes, I would call the cops. So, I suppose I am an exhibitionist, but hell, that is why I am an actress and a model.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Can you tell us the &#8220;monsters in movies&#8221; that you&#8217;ve got special interest in? In addition to that your favorite characters in the history of cinema?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : Oh wow, so many! I love zombies, vampires, ghouls, ghosts. Sasquatch, werewolves &#8211; the whole gamut, really! If it is dead, I love it. I am also into 1970s flicks that are about cults and worshiping satan. I am sure that makes my dad proud! Haha!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : You&#8217;ve got titles as actress and special effects assistant in the movie &#8220;Albino Farm&#8221;. How do you think the special effects and make up in movies should be?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : I think they should be good! A big turn off is poorly done special effects. I love practical effects, but I don&#8217;t mind CGI in the right instances. Sometimes they blend so well together. That being said, I want my blood splatter to be practical!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Other than cinema which forms of art do you feel close to?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : I painted and drew for many years. I am just now getting back into it. I love fashion and dressing up. I also really love styling photo shoots of mine. My husband and I have been collaborating a lot lately and creating some cool photos.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Who are your biggest inspirations in cinema and generaly?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : There are just so many, I don&#8217;t know where to start. I love the Coen Brothers, Quentin Tarantino, Robert Rodriguez, Rob Zombie, John Carpenter, David Fincher, Sam Mendes &#8211; I think you get the idea!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : Could you tell us about your upcoming projects? Also I&#8217;d like to ask your biggest goal in your career?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : I am in negotiation for three films at the moment. I will be a guest at XCON World V in Myrtle Beach, SC in two weeks. I will also be starting a video blog reviewing some horror films. You can find out all of this information at my website &#8211; www.biancabarnett.com</p>
<p style="text-align: justify;">The biggest goal in my career would be being a guest on Conan O&#8217;Brien&#8217;s show. Also, having a role of a lifetime &#8211; one that solidifies me as an actress and makes all of this struggling and hard work worth it.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır : And as the last question, what would you like to say to the readers of iyikotufilm.com ?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bianca Barnett</strong> : I want to thank all my fans, both old and new, and let them know how very much they mean to me. Without all of their love and support, I would not be able to pursue my dreams. I hope your readers will stop by my website and check out my work!</p>
<p style="text-align: justify;">www.biancabarnett.com<br />
www.facebook.com/Bianca.A.Barnett<br />
www.twitter.com/biancabarnett<br />
www.myspace.com/bianca-barnett</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Interview : İpek Çakır</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/bianca-barnett-roportaji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Blood and Roses (1960)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/blood-and-roses-1960/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/blood-and-roses-1960/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 May 2012 19:15:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ipekcakir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alberto Bonucci]]></category>
		<category><![CDATA[Ancestor]]></category>
		<category><![CDATA[Annette Vadim]]></category>
		<category><![CDATA[Aristocrat]]></category>
		<category><![CDATA[Ball]]></category>
		<category><![CDATA[Based On Novel]]></category>
		<category><![CDATA[Blood and Roses]]></category>
		<category><![CDATA[Castle]]></category>
		<category><![CDATA[Claude Brulé]]></category>
		<category><![CDATA[Cousin Cousin Relationship]]></category>
		<category><![CDATA[Cult Director]]></category>
		<category><![CDATA[Curse]]></category>
		<category><![CDATA[Dream]]></category>
		<category><![CDATA[Elsa Martinelli]]></category>
		<category><![CDATA[Et mourir de plaisir]]></category>
		<category><![CDATA[Fireworks]]></category>
		<category><![CDATA[Foreign Language Adaptation]]></category>
		<category><![CDATA[Haunting]]></category>
		<category><![CDATA[Heredity]]></category>
		<category><![CDATA[Honeymoon]]></category>
		<category><![CDATA[Identity Swap]]></category>
		<category><![CDATA[Jealousy]]></category>
		<category><![CDATA[Landmine]]></category>
		<category><![CDATA[Legend]]></category>
		<category><![CDATA[Lesbian]]></category>
		<category><![CDATA[Lesbianism]]></category>
		<category><![CDATA[Masked Ball]]></category>
		<category><![CDATA[Mel Ferrer]]></category>
		<category><![CDATA[Mine]]></category>
		<category><![CDATA[Monastery]]></category>
		<category><![CDATA[Obsession]]></category>
		<category><![CDATA[Oneiric]]></category>
		<category><![CDATA[Portrait]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Vadim]]></category>
		<category><![CDATA[Rome Italy]]></category>
		<category><![CDATA[Scar]]></category>
		<category><![CDATA[Servant]]></category>
		<category><![CDATA[Sheridan Le Fanu]]></category>
		<category><![CDATA[Surrealism]]></category>
		<category><![CDATA[Temptress]]></category>
		<category><![CDATA[Tomb]]></category>
		<category><![CDATA[Tombstone]]></category>
		<category><![CDATA[Vampire]]></category>
		<category><![CDATA[Wedding]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7783</guid>
		<description><![CDATA[Uzun yıllardır saygı duyularak bilinen ve vampir mitine farklı bir yaklaşım getiren bu Roger Vadim filmi, sinema tarihindeki önemli yerini halen korumaktadır. Geçmişe dönüp baktığımızda, bu filmde zarif ve şık bir hikaye görüyoruz, aynı zamanda Sheridan Le Fanu&#8216;nun Carmilla karakterinin erotizmini beyazperdeye en başarılı şekilde uyarlayan bir kaç filmden biridir. 1961 yılında ise durum farklıydı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bloodandroses.jpg"><img class="alignleft  wp-image-7809" title="bloodandroses" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bloodandroses.jpg" alt="" width="282" height="414" /></a>Uzun yıllardır saygı duyularak bilinen ve vampir mitine farklı bir yaklaşım getiren bu <em>Roger Vadim</em> filmi, sinema tarihindeki önemli yerini halen korumaktadır. Geçmişe dönüp baktığımızda, bu filmde zarif ve şık bir hikaye görüyoruz, aynı zamanda <em>Sheridan Le Fanu</em>&#8216;nun Carmilla karakterinin erotizmini beyazperdeye en başarılı şekilde uyarlayan bir kaç filmden biridir.</p>
<p style="text-align: justify;">1961 yılında ise durum farklıydı. O yıllarda, Hammer&#8217;ın abartılı bir yaklaşım sergilediği <em>Dracula</em> uyarlamasının yanında, Blood and Roses filminin hafif kaldığı ve biraz da sakin olduğu şeklinde yorumlar yapılmıştı. Değerli olduğu kabul ediliyordu ama korku filmi öğelerine sahip olmadığı söyleniyordu. Yönetmen Vadim&#8217;in ticari kaygılar ile sanatsal sunum arasında bir yerlerde kaldığı, eski moda tutuculuk ve Fransız New Wave akımı arasında bulunduğu söylenirken, duygusal öğeleri ön plana çıkarmak uğruna şiddet öğelerini feda etmesi eleştirilmişti.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu eleştiriler tamamıyla haksız sayılmaz, Vadim&#8217;in sanatsal içgüdüleri filmin açılışından itibaren açıkça görülüyor, Le Fanu ismine filmin belirsizliğini korumak adına yer verilmiyor. <em>Annette Stroyberg (Carmilla)</em> ve yardımcı oyuncu <em>Elsa Martinelli</em> aşk ve ölüm bahçesindeki kırılgan çiçekler gibi sunuluyor. Filmin en dikkat çeken sahnelerinden biri, serada iki kadının ani yakınlaşması, bu konsepti tam olarak somutlaştırıyor. Bu, homoerotik sinemanın önemli sahnelerinden biri &#8211; arka planda yağmurdan ıslanmış kadınlar birbirlerine bir öpücük verirken seranın camlarının nemlenmesi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kan dökmek bu tür filmlerde eşcinsel birlikteliğe göre daha kabul edilebilir olduğundan, bu sahnenin ön plana çıkışını hatırlamak biraz garip. Dramatik yaratıcılık yönü düşünülmediğinde bile aslında bu sekans ana karakterin içinde bulunduğu temayı yansıtıyor, ödüllendirilmeyen aşkın onun en büyük laneti oluşu. Bu duruma farklı bir bakış açısı getirilirse, yaygın olarak heteroseksüel romantizmin bir sembolü olarak görülen güllerin onu reddetmekten başka çareleri yok çünkü eşcinsel tutku nedeniyle yok ediliyorlar.<span id="more-7783"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Vadim&#8217;in yönetmenliğinde, Le Fanu hikayesi erotik bir hale dönüşüyor. Tenha bir İtalyan villasında, <em>Leopoldo (Mer Ferrer)</em> bir yandan beraber yaşadığı kız arkadaşı <em>Georgia (Elsa Martinelli</em> ile evlilik için hazırlanırken, diğer taraftan kuzeni <em>Carmilla</em>&#8216;nın kendisine olan aşkı ile uğraşmaktadır. Carmilla yıllar önce ölen ve mezarı evlerine yakın bir yerde gizli olan akrabası Mircalla Karnstein&#8217;in ruhu tarafından ziyaret edilmektedir. Oluşan bu aşk üçgeninde, <em>Carmilla/Mircalla</em> hem kan bağlısını hem de onun gelin adayını ele geçirmeye çalışır. Sonunda, planlı bir saldırı karşısında değil ama bir yıkım uygulaması sırasında tahta bir kazığın üstüne düşer. Bu noktada, Mircalla reenkarne ile tekrar hayata gelir, bu sefer Georgia&#8217;nın içinde. Vadim ve senaryo yazarı Roger Vailland ruhun ele geçirilmesi, beden ve ruh ilişkisi konularıyla vampirizm konusundan daha çok ilgililer. Örneğin, filmde boynun ısırılması sahnesi direk olarak hiç gösterilmiyor. Aslında filmde, vampir mitiyle ilgili bazı özellikler büyük ölçüde göz ardı edilmiş, Le Fanu&#8217;nun 1871de yazmış olduğu hikayenin birçok bölümü de aynı şekilde çıkarılmış. Havaifişek gösterisi ve maskeli balo gibi olaylar korunurken, ruhun ele geçirilmesi ve aşk hikayesi unsurları da her ikisi için önemli yere sahip.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bram Stoker&#8217;ın Dracula</em>sında olduğu gibi, Carmilla karakterinde de cinsel değişkenlik söz konusu. Aile geleneklerine ters düşen bir şekilde, bir bakıma Victorian döneminin fikirleriyle de alakalı olarak, cinsel sapkınlık içine giriyor, katledilmiş masumlardan oluşan bir liste ortaya çıkarıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin adındaki &#8220;kan&#8221; kelimesi aslında Leopoldo&#8217;nun Carmilla&#8217;ya olan takıntısına ve birbirlerine gizli olarak duydukları ensest isteğe gönderme yapıyor. Leopoldo&#8217;nun şu sözlerinden de bunu anlıyoruz :<br />
&#8220;Karnstein ailesi asla kendi başına mutlu olmayı başarabilmiş bir aile değil. Georgia ile tanışmasaydım ne yapardım bilmiyorum. O beni kendimden korudu.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Birçok yönden, Mircalla toplumda kabul görmemiş dişi isteklerinin insan bedenindeki hali. Homoseksüel,ensest isteklerin yanında nekrofili de bunlara dahil. Bu istekler sadece bir heves değil, örneğin, Mircalla Georgia&#8217;yı arzulamakla kalmıyor, eninde sonunda ruhunu da ele geçiriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Vadim&#8217;in de belirttiği gibi, <em>Blood and Roses</em> başarısını bu müstehcen sembolizme de borçlu. Filmdeki tek çıplaklık sahnesi, bir bölümü gösterilse de, önemli olaylardan biri olan siyah-beyaz bir rüya sekansında görülüyor. Bu sahne açık bir şekilde <em>Jean Cocteau</em> için saygı duruşu, özellikle <em>Orpheus (1950)</em> filmine, bu da filmin ilham kaynaklarından birine dikkat çekiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Örnek alabileceği belirgin bir Fransız korku filmi geleneği olmadığından, Vadim, Coctaeu&#8217;nun sanatsal hayalgücünden yararlanıyor. Carmilla uyuyan Georgia&#8217;nın üzerine doğru yattığında, karenin rengi değişiyor. Ardından gelen rüya/halüsinasyon, siyah beyaz görüntüleri vurgulamak amacıyla stratejik olarak yerleştirilmiş kırmızı rengini kullanıyor, bunun bir rock videosu kalıbı olmasından yaklaşık 30 yıl önce. Carmilla&#8217;nın elbisesi kurbanlarının kanıyla kırmızıya boyanmış durumdayken; Georgia kırmızı eldivenli ekibin yer aldığı bir ameliyata şahit oluyor, burda şiirsellik devreye giriyor, bir kurban Fransız tarzı kapılardan çıkıyor ve Georgia&#8217;yı önlerindeki farklı bir dünyaya götürüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Vadim&#8217;in yaklaşımını onun İngiliz muadillerinden, Dracula ile tanınan <em>Terence Fisher</em> ile karşılaştırmak ilginç. İngiliz olması nedeniyle korku edebiyatında da sinemasında da yararlanabileceği büyük bir mirasa sahipti ve Fisher 1961 yılı itibarıyla Gothics alanında pek çok eser vermişti ve de türün en kendine özgü yönetmenlerinden biri olarak saygı duyuluyordu. Çığır açan yaklaşımı sadece İngiliz film endüstrisini canlandırmakla kalmadı, aynı etkiyi tüm korku sinemasında gösterdi. Dracula&#8217;dan sonra yaptığı vampir filmi olan <em>Brides of Dracula (1960)</em>, Blood and Roses üzerinde etkisi olan filmlerden biridir denebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Örneğin iki film de bir hikaye anlatımıyla başlıyor, bu da anlatılan hikayelerin masalımsı havasına uygun. Zamanla Grimm Kardeşler hikayelerinin hassasiyetiyle devam ediyorlar. Brides, Baron Meinster&#8217;in hikayesini anlatıyor. Ailesi tarafından terk edilmiş bir şatoya zincirlenen züppe ve genç bir adamın hikayesi. Beklenmedik şekilde birisi tarafından ziyaret edilip kurtarıldıktan sonra yaptığı ilk şey annesini ısırmak oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Senaryo komitesi burda Blood and Roses&#8217;ın bazı temalarının aynısını kullanmış. Trajik ve dokunaklı bir sekansta, Stoker&#8217;ın romanından alınan karakterlerden biri olan Van Helsing tarafından cezalandırılmadan önce Baroness Meinsters, nekrofili ve ensest ilişki eğilimlisi oğlunun davranışı için duyduğu suçluluğu kabul ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu noktada iki hikaye arasındaki farklılık da başlıyor. Fisher&#8217;in dünyasında iyi ve kötü her zaman net bir şekilde tanımlanmıştır. Victorian ahlak kurallarına karşı düşen davranış biçimi, özellikle de cinsel eğilimler söz konusu olunca, cezalandırılıyor. Baroness Meinster, Van Helsing tarafından kazıkla öldürülünce kurtuluşa ulaşıyor ve suratında hoşnut bir gülümseme ifadesi ile ölüyor. Bu orjinal romandan Fisher&#8217;ın çalışmasına taşınmış bir tema, vampir mitinin kurbanı ele geçirme motifi kadar açık bir şekilde kullanılmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer taraftan Vadim, geleneklere karşı bir tavır sergiliyor. Mircalla&#8217;nın vampiri püritenliğe yakın durmuyor ve kazanma özelliğine de sahip. Brides hikayesindeki benzerlerinin aksine, kazanmayı başarıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Fisher&#8217;ın filmi nerdeyse hiç kesintiye uğramadan gösterime girerken, Blood and Roses&#8217;ın neden sansürün eline düştüğünü anlamak kolay. Vadim&#8217;in çalışması tartışmalar yaratmasının yanında, başka filmlere de ilham vermiştir. Sonraki İngiliz vampirlerinin şablonunu oluşturmuştur, özellikle de Hammer&#8217;ın Carmilla benzerlerinden yarattığı seriye.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun ötesinde vampir sinemasının tarihsel özelliklerini değiştirmiştir. Yer olarak İtalya&#8217;yı kullanarak Roger Vadim yeni bir tür gotik sinema akımı başlattı. <em>Jose Larraz&#8217;ın Vampyres (1974)</em> filminde de bunun yankıları devam etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama hiç bir yerde bu etkileşim Fransız <em>Jean Rollin</em>&#8216;in çalışmasında görüldüğü kadar açık değildir. <em>Le Viol du Vampire (1968)</em> ile başlayarak ve <em>La Fiancee de Dracula (2002)</em> gibi yakın zaman filmleriyle devam ederek ,Rollin filmlerini aynı temalarla doldurdu, cinsellik ve resim-kartpostal kompozisyonu. Ana fikrini Carmilla&#8217;dan alan dişi vampirleri, masalımsı alanları gösterişli elbiseleriyle geziyor ve homoerotizmin sınırlarını zorluyorlar.<br />
Karşılaştırma yaparsak, Blood and Roses bunu daha sınırlı şekilde yansıtıyor, aslında sadece bir filmi değil pek çok filmi bu yönüyle etkilemiştir ama biraz daha sade bir atmosferi vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Terör, katliam gibi unsurlar beklemek hayalkırıklığına neden olabilir. The Brides of Dracula&#8217;nın Van Helsing&#8217;in ortaya çıkmadığı ve Errol Flynn teatrallığine sahip ilk saatinde olduğu gibi, Blood and Roses romantizme de yakın bir yetişkin fantazisidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Blood and Roses&#8217;ı yakından incelemek şaşırtıcı derecede karmaşık bir filmle karşı karşıya olduğumuz gerçeğini gözler önüne seriyor. Gerçekten de, eğer taklit övmenin en samimi şekli olarak düşünülürse, Stroyberg&#8217;in vücudunun ve ruhunun ele geçirilmiş hali bu taklitlerin ilham kaynağını oluşturuyor. Bu dişi vampirlerin özünü oluşturdu, sadece Hammer ve Jean Rollin&#8217;in çalışmalarını değil, tüm kanemicileri, cadıları ve hortlaklar jenerasyonunu etkiledi. Bu durum aynı zamanda dişi vampirlerin Dracula&#8217;nın erkek egemen cinselliğinin gölgesinde kalmasından kurtulmalarını sağladı ve İngiliz sosyal sınıf sisteminin sorgulanmasını da sağladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Vadim&#8217;in sanatsal süreci daha öncesinden başladı, Brigitte Bardot oyunculuğundaki <em>&#8230;And God Created Woman (1956)</em> örneğin. Daha sonra da bunla ilgili otobiyografisi yayınlandı. <em>Bardot,Deneuve,Fonda : My Life With the Three Most Beautiful Women of the World (1988)</em>. Bunun Stroyberg&#8217;e adanmış olması da performansının zamanın testinden geçtiğinin bir göstergesidir. Vadim&#8217;in motivasyonu, nesneleştirmesi ve kullanımıyla ilham verici bir varoluş olarak kaldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer oyuncular da, aynı derecede ilgi çekici olmasa da, rollerini başarıyla gerçekleştirmişler. Mer Ferrer, aynı zamanda Christopher Lee ile <em>In the Hands of Oriac (1960)</em> filminde de oynadı, romantizm temasını iyi canlandırmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmde yer almış olan diğer sanatçıların da Blood and Roses&#8217;ın başarısında katkıları var. Bunların başında filmin ilham verici ve etkileyici müziğini yapmış olan <em>Jean Prodromides</em> geliyor, kemanlar ve harpın bileşimiyle. Açılışta ve kapanışındaki monologlarda kullanılan müzik ise en az görüntüler kadar etkileyici.</p>
<p style="text-align: justify;">Unutulmaması gereken diğer bir isim, efsanevi görüntü yönetmeni <em>Claude Renoir</em> görüntülerin her birine hayat katmış. Kompozisyon yaratmaktan kaçınmadan &#8211; ve bunları rahat bir şekilde yaratarak &#8211; ihtişamlı görüntüler sunmuş. Amcası için kamera operatörlüğü yaparken, Jean Renoir Claude Blood and Roses ile ünlü oldu. Vadim ile ortak çalışmaları başka film projelerinde de devam etti. <em>Histoires Extraordinaires (1967)</em> ve <em>Barbarella (1968)</em>.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu ortaklıklar, bu takımın sihrini göstermesini de sağladı. Her ikisi de bütçelerinin artışına rağmen, bu filmlerdeki sıradışı gerilimi ayrı çalıştıkları zaman yakalayamadı. Vadim&#8217;in 60lar sonrası çalışmaları kendi parodisini yaptığı filmler olmaya başlarken, Renoir kendini hayalgücü kullanımı konusunda daha az yetenekli yönetmenlerle çalışırken buldu.<br />
Blood and Roses filminde bu adamların gücünün doruk noktasında olduğu bölümler : Mircalla&#8217;nın mezarının açılışı, sisli sahneler ve Stroyberg&#8217;in taştan yapılmış bir heykeli sevmesi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kostüm partisinde bir yarasa maskesi takan Ferrer ve Martinelli arasındaki ilişki sahnesi de dikkat çekicidir. Sevgililer eğlenceli bir hava yakalamışken, kamera birden gizli bir çitin üstünden yükselir ve partinin geriye kalanını gösterir. Tilki avı sahnesinde, kızlar bir Monet nesnesi gibi ağaçların altına yerleştirilmiştir, Carmilla Georgia&#8217;nın boynuna yakınlaşmaya karşı koyamazken, adamlar etraflarında tilkileri avlamaya çalışmaya devam etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Blood and Roses kesinlikle değerli bir başyapıttır örneğin Camillla ve Leopoldo arasındaki müzikal paylaşım izleyicileri etkilemeye ve gerilimi arttırmaya yetecek sahnelerden biridir ama aynı zamanda rahatlatıcı ve kanlı sahnelerden uzaklaştıran bir yönü de vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu müdahaleleri daha önceki zamanlarda görebiliriz, Universal&#8217;in altın çağını düşündüğümüzde, şuna inanılıyordu ki izleyiciler sürekli dehşet uyandıran sahneler görmeye aralarda rahatlatıcı unsurlar olmadan dayanamıyorlardı. Kesinlikle, Hammer ve Terence Fisher çalışmalarında da buna ortak özellik olarak rastlanabilir. Filmlere alkolik bir doktor ya da rahip eklemeleri sıkça görülmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">Genel olarak baktığımızda, Blood and Roses hem vampir sineması hem de erotik sinema adına bir dönüm noktası olmayı başarmıştır.</p>
<p><strong>İpek Çakır</strong></p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/blood-roses-2-vert.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7810" title="blood-roses-2-vert" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/blood-roses-2-vert.jpg" alt="" width="628" height="2371" /></a><br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/Y-9Urv1QOLQ" frameborder="0" width="640" height="480"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/blood-and-roses-1960/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Chop (2011)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/chop-2011/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/chop-2011/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 17:52:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mert Kutay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Minarovich]]></category>
		<category><![CDATA[Chad Ferrin]]></category>
		<category><![CDATA[Dante Rota]]></category>
		<category><![CDATA[Max Haaga]]></category>
		<category><![CDATA[Tanisha]]></category>
		<category><![CDATA[Terror Firmer]]></category>
		<category><![CDATA[Timothy Muskatell]]></category>
		<category><![CDATA[Trent Haaga]]></category>
		<category><![CDATA[Troma]]></category>
		<category><![CDATA[Tromeo&Juliet]]></category>
		<category><![CDATA[Will Keenan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7785</guid>
		<description><![CDATA[Terror Firmer ve Tromeo&#38;Juliet gibi Troma klasiklerinden hatırlayacağınız Will Keenan&#8217;ın başrolde oynadığı Chop bir anda karşıma çıkan, bir anda izlediğim ve bir anda hoşuma giden bir film oldu. Filmde görev alanlardan Troma geçmişi olan tek kişi de Keenan değil, filmin yönetmeninden senaristine ve bazı oyuncularına kadar herkes bir şekilde Lloyd Kaufman&#8217;ın elinden geçmiş (gerçi bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Chop-2011.jpg"><img class="alignleft  wp-image-7795" title="Chop-(2011)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Chop-2011.jpg" alt="" width="281" height="393" /></a>Terror Firmer ve Tromeo&amp;Juliet gibi Troma klasiklerinden hatırlayacağınız Will Keenan&#8217;ın başrolde oynadığı Chop bir anda karşıma çıkan, bir anda izlediğim ve bir anda hoşuma giden bir film oldu. Filmde görev alanlardan Troma geçmişi olan tek kişi de Keenan değil, filmin yönetmeninden senaristine ve bazı oyuncularına kadar herkes bir şekilde Lloyd Kaufman&#8217;ın elinden geçmiş (gerçi bu cümle yanlış anlamalara mahal verebilir). Filmin mesaj vermek gibi bir gayesi yok, hızlı bir şekilde hikayesini anlatıyor ve bitiyor. Zaten bazı filmlerin neden mesaj verme kaygısı içinde olduğunu hiçbir zaman anlayamamışımdır, ilk Hababam Sınıfı&#8217;nda Mahmut Hoca&#8217;nın &#8220;Okul ticarethane değildir&#8221; mesajıyla sonlanması gereken bir gelenekti diye düşünüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">2008 yılına dönelim. O sene Deadgirl diye rahatsız bir film çıkmıştı. Gayet ciddi, izleyiciyi tedirgin etmeyi kafasına koymuş bir filmdi. Deadgirl&#8217;ün senaristi Trent Haaga&#8217;nın ilk yönetmenlik denemesi ise Chop. Chop, bütçesi nedeniyle gavurun gorehound dediği kanlı film seven izleyiciye pek bir şey vaad etmese de mevzubahis sahneleri  yeterli şekilde tattırmış. Tür olarak gerilim-kara komedi sınırında gezen bir film fakat ton değişimi sıkça yaşandığı için izleyenin kafasını karıştırması muhtemel.</p>
<p style="text-align: justify;">Biricik Tromeo&#8217;muzun canlandırdığı Lance adında evli, mutlu, çocuksuz bir adam filmin asıl karakteri. Filmin kötü adamı ise Lance&#8217;i bozulan arabasının başında bulup gideceği yere kadar götürmeyi teklif eden bir yabancı (ki adı da credits kısmında Stranger olarak geçiyor).<span id="more-7785"></span> Kısa zaman içerisinde anlıyoruz ki ikisinin ilk karşılaşması bu değilmiş, bir mazileri varmış. Yabancının tek istediği Lance&#8217;in kendisine yaptığı yanlışı hatırlaması ve özür dilemesi. Film ilerledikçe de cinayet ve ampütasyon paslaşmasıyla geçen bir örgüye sahip oluyor. Olaylar uzatmadan, hızlı bir şekilde geliştiği için daha fazlasını anlatmaktan imtina ediyorum. Zaman zaman kendisini tekrar ediyor hissini verse de eğlendiren Chop &#8220;intikam&#8221; ve &#8220;işkence&#8221; filmleri kategorisine rahatlıkla sokulabilir. Oyunculuklarda özellikle Lance ve kibar psikopatımız gayet hoşuma gitti. Yan rollerde de rahatsız eden, göze batan pek fazla bir karakter görmedim. Dedektifleri  bilerek klişe yaptıklarını düşünüyorum, filmi sevdiğim için olabilir. Zaten filmi yazan da o dedektiflerden biri. Asyalı olan değil, diğeri. Bir de Lance&#8217;in karısını canlandıran Hindistanlı aktrise pek anlam veremedim.</p>
<p style="text-align: justify;">En son The Devil Inside&#8217;da yaşadığım filmin doruk noktası yoksunluğunu çok çok az da olsa Chop&#8217;ta yaşadım. Belki de The Devil Inside&#8217;dan sonra bu hissiyatım körelmiştir, bilemiyorum. Yine de Chop güzel fikirleri olan insanların bir bütçe gereksinimi duymayacağını kafamıza sokan filmlerden birisi olmuş. Zaten Bloody Disgusting Selects etiketini gördüğünüzde izlemek isteyeceğiniz aşikar. Sonuç olarak Chop, &#8220;yoklukta gideri var&#8221; diyebileceğim bir film olmamış, gayet hoşuma gitti ve eğlendim.  Herkese göre bir film olmadığını da hatırlatmakta fayda var. Ama bir daha izler miyim? Hayır. Bugüne kadar izlemedim diye kafamı duvardan duvara vurdum mu? Yine hayır. Yazıyı da ikilemde bırakarak bitirdim.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Yazan: Mert Kutay (mert@iyikotufilm.com)</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Chop_2011.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7801" title="Chop_(2011)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Chop_2011.jpg" alt="" width="626" height="1045" /></a></p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/ZrgC1mSKH4o" frameborder="0" width="640" height="360"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/chop-2011/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Final Girl Klişesi</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/final-girl-klisesi/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/final-girl-klisesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 May 2012 19:23:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[A nightmare on elm street]]></category>
		<category><![CDATA[Alien]]></category>
		<category><![CDATA[and Chainsaws: Gender in the Modern Horror Film]]></category>
		<category><![CDATA[Carol J.Clover]]></category>
		<category><![CDATA[Event Horizon]]></category>
		<category><![CDATA[Final Destination]]></category>
		<category><![CDATA[Final Girl]]></category>
		<category><![CDATA[Friday the 13th]]></category>
		<category><![CDATA[Halloween]]></category>
		<category><![CDATA[Hellraiser]]></category>
		<category><![CDATA[I Know What You Did Last Summer]]></category>
		<category><![CDATA[Laurie Strode]]></category>
		<category><![CDATA[Men]]></category>
		<category><![CDATA[Resident Evil]]></category>
		<category><![CDATA[Scream]]></category>
		<category><![CDATA[Slasher]]></category>
		<category><![CDATA[Terror Train]]></category>
		<category><![CDATA[The Dorm That Dripped Blood]]></category>
		<category><![CDATA[The Grudge]]></category>
		<category><![CDATA[The Ring]]></category>
		<category><![CDATA[The Strangers]]></category>
		<category><![CDATA[The Texas Chain Saw Massacre]]></category>
		<category><![CDATA[Women!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7774</guid>
		<description><![CDATA[Laurie Strode utangaç bir kızdan Halloween’daki becerikli bir kahramana dönüştüğünden beri, slasher filmlerinde yalnız kadının hayatta kalan son ve tek kişi olması bir klişe haline gelmiştir. Tabi bazı durumlarda bu Final Girl (son kız) klişesi çok nadir de olsa yerini Final Boy karakterine de bırakmıştır. Halloween da dahil olmak üzere Friday the 13th, A Nightmare [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/final_girls_news.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7775" title="final_girls_news" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/final_girls_news.jpg" alt="" width="510" height="336" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Laurie Strode</em> utangaç bir kızdan <em>Halloween</em>’daki becerikli bir kahramana dönüştüğünden beri, slasher filmlerinde yalnız kadının hayatta kalan son ve tek kişi olması bir klişe haline gelmiştir. Tabi bazı durumlarda bu <em>Final Girl</em> (son kız) klişesi çok nadir de olsa yerini Final Boy karakterine de bırakmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Halloween</em> da dahil olmak üzere <em>Friday the 13th, A Nightmare on Elm Street, Scream, Final Destination, The Texas Chain Saw Massacre</em> (ve remake filmi), <em>I Know What You Did Last Summer, Hellraiser, Alien, The Strangers, The Ring, The Grudge, Terror Train, Event Horizon</em> ve <em>Resident Evil</em> gibi ilk akla gelen korku filmlerinde kullanılan bu klişe, terim olarak ilk defa<em> Carol J.Clover</em>’ın 1992 yılında yazdığı <strong>“Men, Women, and Chainsaws: Gender in the Modern Horror Film”</strong> adlı kitabında yer aldı.<span id="more-7774"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>The Final Girl</em> ya da kısaca FG diyebiliriz buna çoğunlukla ölüme mahkum olan arkadaşlarının aksine bakiredir. Utangaç fakat becerikli ve cesur bu kız, kapanışta hayatta kalabilmek adına girdiği mücadelede kedi-fare oyunu oynar. Genellikle bu “Final Girl” ümüz slasherlarda rolü çoğunlukla geleneksel bir karakteri olan erkek kahramandan devralır. Katil ve “Final Girl” arasındaki mücadele ise bütün erkek karakterlerin bir bir yere serilmesiyle başlar. Son kalan kız ise sıklıkla çığlık atmaktan pek hoşlanmasa da, kurtulmak için elinde ya bir elektrikli testere vardır ya da arabanın anahtarları olmadığı halde düz kontak yaparak arabayla kaçar.</p>
<p style="text-align: justify;">Slasher filmlerindeki eğilimin aksine bazı FG&#8217;ler ise (<em>The Dorm That Dripped Blood</em> filmindeki gibi) mücadelelerini tüm film boyunca verirler. Kaderin acımasız ama ironik bir oyunuyla, bitiş çizgisine vardıkları anda düşerler. Her ne kadar son ana kadar tek parça halinde kalmayı başarsa da ne yazık ki finale kadar yaşayacağına dair bir garanti yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu becerikli, sempatik ve genellikle androjen “<em>Final Girl”</em> hem erkek hem de kadın izleyiciye hitap eder.</p>
<p><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/final-girl-klisesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Porno Türleri</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/porno-turleri/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/porno-turleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 May 2012 20:52:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ipekcakir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[XXX]]></category>
		<category><![CDATA[A Lady and Her Slave]]></category>
		<category><![CDATA[Amateur]]></category>
		<category><![CDATA[American Bukkake]]></category>
		<category><![CDATA[Are You XXXperienced]]></category>
		<category><![CDATA[Ass to Mouth]]></category>
		<category><![CDATA[ATM]]></category>
		<category><![CDATA[ball-gag]]></category>
		<category><![CDATA[BDSM]]></category>
		<category><![CDATA[Bridget the Midget]]></category>
		<category><![CDATA[Bukkake]]></category>
		<category><![CDATA[Choc Full A Nut]]></category>
		<category><![CDATA[Chubby]]></category>
		<category><![CDATA[Chunky Hallow's Eve]]></category>
		<category><![CDATA[creampie]]></category>
		<category><![CDATA[Double Midgetation]]></category>
		<category><![CDATA[Double Penetration]]></category>
		<category><![CDATA[Drop Your Panties Granny]]></category>
		<category><![CDATA[Eighteen Candles]]></category>
		<category><![CDATA[FEET]]></category>
		<category><![CDATA[Feet Don't Fail Me Now]]></category>
		<category><![CDATA[female ejaculation]]></category>
		<category><![CDATA[Fetish and Magic 3]]></category>
		<category><![CDATA[foot crushing]]></category>
		<category><![CDATA[foot job]]></category>
		<category><![CDATA[foot worship]]></category>
		<category><![CDATA[For My Smoked Boy]]></category>
		<category><![CDATA[Gidget the Midget]]></category>
		<category><![CDATA[Gluteus to the Maximus]]></category>
		<category><![CDATA[GONZO]]></category>
		<category><![CDATA[Grand Theft Anal]]></category>
		<category><![CDATA[Gusher Girls]]></category>
		<category><![CDATA[hentai]]></category>
		<category><![CDATA[HOT-ROD]]></category>
		<category><![CDATA[Immoral Sisters]]></category>
		<category><![CDATA[LITTLE PEOPLE]]></category>
		<category><![CDATA[Mature]]></category>
		<category><![CDATA[One in the Pink]]></category>
		<category><![CDATA[One in the Stink]]></category>
		<category><![CDATA[PONY PLAY]]></category>
		<category><![CDATA[Porn genres]]></category>
		<category><![CDATA[porno türleri]]></category>
		<category><![CDATA[PRO-AM]]></category>
		<category><![CDATA[Ranch Hand Rumble]]></category>
		<category><![CDATA[SCAT]]></category>
		<category><![CDATA[scatogical]]></category>
		<category><![CDATA[shrimping]]></category>
		<category><![CDATA[smoking]]></category>
		<category><![CDATA[SQUIRTING]]></category>
		<category><![CDATA[Sweet Rides]]></category>
		<category><![CDATA[Teen]]></category>
		<category><![CDATA[the study of fecal excrement]]></category>
		<category><![CDATA[triple penetration]]></category>
		<category><![CDATA[Twiget the Midget]]></category>
		<category><![CDATA[Up and Cummers]]></category>
		<category><![CDATA[Wrestling]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7710</guid>
		<description><![CDATA[18 yaşına yeni girmiş ya da 80 yaşında da olsanız, öncesinde gerekli bilgiyi edinmeden yetişkin filmleriyle ilgilenmeye kalkmak sorumsuzca bir harekettir. İçeriğini bilmeden bir porno filmi izlemek, akıl sağlığınızla Rus Ruleti oynamak gibidir. İzlemeden önce kendinizden emin olmalısınız, çünkü tek bir beklenmedik görüntü bile libidonuzu yumurta kabuğu gibi dağıtmak için yeterli olabilir. Tabi ki, &#8220;Anal&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">18 yaşına yeni girmiş ya da 80 yaşında da olsanız, öncesinde gerekli bilgiyi edinmeden yetişkin filmleriyle ilgilenmeye kalkmak sorumsuzca bir harekettir. İçeriğini bilmeden bir porno filmi izlemek, akıl sağlığınızla Rus Ruleti oynamak gibidir. İzlemeden önce kendinizden emin olmalısınız, çünkü tek bir beklenmedik görüntü bile libidonuzu yumurta kabuğu gibi dağıtmak için yeterli olabilir. Tabi ki, &#8220;Anal&#8221; ya da &#8220;Interracial&#8221; gibi kategoriler zaten isimleriyle içeriklerini anlatmaktadır. Peki ya &#8220;Bukkake&#8221; ya da &#8220;Pony Play&#8221; ? Sürprizleri önlemek adına, en popüler türleri sizler için açıkladık. Unutmayın ki; güvenlik hep önce gelir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/amateur.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-7720" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/amateur-211x300.jpg" alt="" width="190" height="270" /></a>AMATEUR</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Günümüzde porno işiyle uğraşmak yaygınlaştı ve kolaylaştı. Yatak odasında çekim yapmak ile ilgili yanlış bir şey yok, tabi ki çekimin internette gezinmesini kabul ettiğiniz sürece. Bunların &#8220;amateur&#8221; adı altında yayınlananlarını diğerlerinden ayıran şey ise çekenlerin kasıtlı olarak halka açık olmasını istemeleridir. Bu videolarda gevşek göbekler, traş makinesiyle tüyleri alınmış kasıklar ya da ekranın bir köşesinde saat/tarih görebilirsiniz. Bir masraf olmadan, sıradan insanlar ev filmlerinin lisansını büyük şirketlere verebiliyor. Şirketler de bu filmleri bir araya getirip yüksek kazanç elde ediyorlar. Eğer çok ateşli şeyler bekliyorsanız, hazzı başka yerde aramanızı öneriririz. Ama net olmayan popo görüntüleri arzuluyorsanız doğru seçimi yaptınız tebrik ederiz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü :</strong> &#8220;Gerçek&#8221; insanları seks yaparken izlemenin verdiği röntgenci adrenalin ve haz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü :</strong> Oynayanlar porno yıldızı değil.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film :</strong> Are You XXXperienced (2001)<span id="more-7710"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ATM</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Eminim benim gibi siz de bunun, insanların hesaplarından para çekerek çıkabildiği bir porno özelliği olduğunu umut ettiniz. Keşke öyle olsaydı. Maalesef, yetişkin dilinde ATM &#8220;Ass to Mouth&#8221; (Kalçadan Ağıza) anlamına geliyor. Bir an için hayalgücünüzü serbest bırakın. Henüz salgılanan bir şey yok (buna daha sonra geleceğiz), ama hijyenik olarak şöyle bir sorun var. Şöyle açıklayabiliriz ki ağzınızı silmeye zaman bulamadan müzikal enstrüman çalmak gibi bir durum sözkonusu. Bu türle ilgili olarak şaşırtıcı olan şey ise popülerliği. Hemen hemen her yetişkin filmi perakendecisi piyasadaki yüzlerce ATM filminden birkaçını taşır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü :</strong> Kim taze kalçanın lezzetini sevmez ki ?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü :</strong> Bu biraz..Aradığım kelime neydi? Ah evet. &#8220;İğrenç&#8221;.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film :</strong> Grand Theft Anal (2003)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>BDSM<a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/BDSM.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-7723" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/BDSM.jpg" alt="" width="385" height="262" /></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Gerçek inananlar kölelik,hükmetme ve sadomazoşizm kavramlarını biraraya getirmiş olmamı garipseyebilir. Teknik olarak bu üçü birbirinden ayrı düşünce biçimleridir. Ancak, üçü de aslında şunları garanti eder : deri giyinmiş kadınların topuklu ayakkabılarıyla testislere basması, kırbaçlar, zincirler ve mumlar; tokatlanmak için hevesle yalvaran maskeli adamlar ve tabi ki meme ucu kelepçeleri. BDSM videolarının geneli özellikle erkekleri aşağılamak üzerine kurulmuştur (bunun yanında bazı kölelik videoları iki cins için de eşit şartlar sağlamaktadır). Eğer bir erotik shop&#8217;a girdiyseniz ve tasma kayışları,kamçılar ve ball-gag içerikli şaşırtıcı bir koleksiyon gördüyseniz, bunun piyasadaki en bilinen ve en çok satan fetişlerden biri olduğunu da biliyorsunuzdur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : Eğer acı size zevk veriyorsa, evinize hoşgeldiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : Acil servis ziyareti yapmanıza neden olabilecek birkaç fetişten biridir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : A Lady and Her Slave (2003)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>BUKKAKE</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Japonya&#8217;dan çıkan bu icat kadın yüzünü soyut sanata dönüştürmeyi amaçlıyor. Kelimenin anlamı &#8220;sıçratmak&#8221;. Kalabalık bir erkek topluluğu &#8211; genelde 100 kişi ya da daha fazla &#8211; sırayla hedefteki kadının yüzüne boşalır (pek sık görülmese de bazı durumlarda hedef erkek de olabilir). Bukkake mitine göre bu yöntem Japonya&#8217;nın feodal döneminde kadınlara bir ceza olarak başladı. Suçlu kişi bağlanırdı ve<br />
yaşadığı kasabadaki tüm erkekler sırayla bir parça katkı sağlardı. (eşinden başka erkeklerle birlikte olmanın cezası olarak görülmüş) Günümüzün bukkake kızları ise bu Jackson Pollock muamelesine hevesli hatta arzulu yaklaşıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : Bir orgazmdan diğerine geçerken ileri sarmayı seviyorsanız tam size göre.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : Bir daha hamur tatlısından eski tadı alamayabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : American Bukkake (1999)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/chubby.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-7731" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/chubby.jpg" alt="" width="347" height="236" /></a>CHUBBY</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Chubby&#8221; aslında göbekteki fazlalık manasına gelse de bu türün yıldızları bunun bir hayli fazlası. Hatta bazıları obez diye bile adlandırılabilir. Tipik bir chubby videosu çok zayıf bir erkek ile tam tersi bir kadının oransız seks ilişkilerini gösteriyor. Bu tür kadınların boks ringinde bikini giyerek dövüştükleri videolar da mevcut. Evet görüldüğü gibi pornonun açık büfesinde herkese uygun birşeyler var. (Sadece bazı yemeklerin kalorisi diğerlerinden fazla)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : &#8220;Önceki hali&#8221; fotoğraflarına bakıp tahrik oluyorsanız uygun.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : Peynir katkısı çok fazla.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : Chunky Hallow&#8217;s Eve (2003)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>CREAMPIE</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Aynı zamanda &#8220;internal&#8221; filmler olarak da bilinen bu filmlerin adı kulağa öyle gibi gelse de hamur işleriyle hiçbir alakası yoktur. Bir porno filminin &#8220;creampie&#8221; kategorisine girebilmesi için üç kritere sahip olması gerekir : öncelikle penisin belin altındaki deliğe sıkıca yerleştirilmiş olması gerekir, ikincisi erkeğin ya da erkeklerin (bazen sıra halindeki 5 kişiye kadar çıkabilir) geriye çekmek yerine partnerinin içine boşalması gerekir ve son olarak da partnerin içindekileri tüm dünyaya göstermek üzere dışarı atması gerekir. Bunu yapabilmenin birkaç metodu vardır ama açıklamaları biraz zordur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : Bazıları için, bu pornonun tipik ateşleyici alternatiflerinden biridir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : Operasyonun &#8220;dışarı atma&#8221; bölümünü izlemek zordur özellikle de ses çok açıksa.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : Choc Full A Nut (2003)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DOUBLE PENETRATION</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;DP&#8221; (bu şekilde de bilinir ve sevilir) bir kadının &#8220;iyi&#8221; ve &#8220;kötü&#8221; yerlerine aynı anda nüfuz etme hareketidir. Bu genelde iki erkek tarafından gerçekleştirilir (ya da bir erkek ve bir strap-on ile veya düşünebileceğiniz herhangi başka bir şekilde). Bundan dolayı, sevgili öğrenciler, &#8220;triple penetration&#8221; bir kadının üç deliği de aynı anda doldurulduğunda gerçekleşmiş olur. Bu noktada &#8220;double penetration&#8221; ile &#8220;double anal&#8221; kavramlarını karıştırma hatasını yapmayın. &#8220;Double anal&#8221; iki penisin aynı anüsü doldurmasını gerektirir. Aynı ayrım &#8220;triple penetration&#8221; ve &#8220;triple anal&#8221; için de geçerlidir. Ders bitti, dağılabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : Matematiksel olarak bakıldığında, &#8220;single penetration&#8221; durumunun iki katı değerlidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : Ön sevişmeyle alakalı bir şey istiyorsanız, bu katta inmeyin.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : One in the Pink, One in the Stink (2004)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>FEET</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Biliyorum bu adından içeriğini açıklıyor gibi görünüyor, ama ayak fetişinin birçok alt türü bulunmaktadır. Öncelikli olarak &#8220;shrimping&#8221; (parmak emme) videolarından bahsedebiliriz. Kız kıza, karşı cins ile ya da kendi kendine şeklinde türleri vardır. Bulması biraz daha zor olanlar ise &#8220;foot worship&#8221; (ayağa tapma) videolarıdır &#8211; bunlar hükmetme videolarının benzerleridir ve genelde erkeklerin efendilerinin topuklu ayakkabılarını yalamalarını içerir &#8211; Sırada &#8220;foot job&#8221; var, bu en popüler alt türdür &#8211; ayakla sürtünmekten onu başkasının içine yerleştirmeye kadar pek çok şeyi kapsar. Son olarak &#8220;foot crushing&#8221; (ayakla ezme) var. Bu alt türde kadınların çıplak ayaklarıyla küçük nesnelerin üstüne bastıkları yakın çekimler bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : Bir bakıma ayaklar, ellerin yürümek için kullanılan şeklidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : &#8220;Dirty sex&#8221; için ayak kiri şart değil.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : Feet Don&#8217;t Fail Me Now (2003)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>GONZO</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ne düşündüğünüzü biliyorum : o kuklayla ilgili hep garip bişeyler vardı. Hani şu penise benzeyen, keçe kaplı burnu ve tavukları kovalamak yönündeki eğilimi. Ama emin olun ki, pornonun en popüler türü adını çocukluğunuzun &#8220;the great gonzo&#8221; karakterinden almadı. Aslında, isim Hunter S. Thompson&#8217;ın kendi deyimiyle yarattığı (her ne kadar ilaçların da etkisi olsa) öznel gazetecilik stilinden geliyor. &#8220;Gonzo&#8221; porno filmlerin yapılış şeklini ifade ediyor, içeriğini değil. Çoğu konusuz, düşük bütçeli ve filmi çekenin aynı zamanda oyuncu da olabileceği filmler. Bu tür filmlerde oyuncular kameraya karşı oynamakta ya da konuşmakta özgür ve de yönetmen sık sık yapılmasını istediklerini söylerken arka planda duyulabilir. Günümüzde çekilen porno filmlerin çoğunluğu gonzo kategorisine dahil edilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : İşe koyulmadan önce boşa zaman harcamıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : Az sayıda da olsa bazıları filmin sonunu göstermiyor &#8211; bunun yerine prodüksiyon ekibinden adamları burunlarıyla oynarken gösterenler var, güle güle ereksiyon.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : Gluteus to the Maximus (2001)</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/hentai-girls3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7737" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/hentai-girls3.jpg" alt="" width="609" height="437" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>HENTAI</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İlginç ve garip icatlar yöresinden bir ihracat daha. Bunun kelime anlamı &#8220;sapıkça&#8221;, ve bunlar Japon animasyonlarının &#8220;açık saçık&#8221; tanımıyla eş anlamlı hale geldiği, yetişkinlere özel çizgi filmler. Hentai birçok porno filmin isteyip de gidemediği kadar ileriye gidiyor. (ve de bunu yapabiliyor çünkü çizimlerle ortaya çıkabilecek şeyler daha sınırsız) Bu filmlerden piyasada yüzlerce var ama size zaman ve para kazandırmak adına, şimdiye kadar yapılmış tüm hentai filmlerinin konusunu özetliyorum : büyük memeleri olan, mavi saçlı (bazen de pembe saçlı) bir kimsesiz genç kız yeni okuluna varır. Dar üniformasının altındakilere daha önce hiç dokunulmamıştır, ama en az onun kadar ateşli ve büyük gözlü oda arkadaşı tarafından duşta tahrik edilince bu durum değişir. Kısa zamanda gerisi gelir ve bir itfaiyeci ile yarışacak kadar çok direkle haşır neşir olmaya başlar, ta ki bir şekilde bir cadı (bir mumya ya da bir yaratık) onu tuzağa düşürüp ona yirmi adet farklı uzvu ile saldırana kadar. Ama durun! Bu sadece bir rüyadır. Uyanır ve her zamankinden daha bakiredir..ya da değil midir?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : Çizgi film ve grafik seks sonunda bir arada.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : 60 dakikalık bir film genelde 57 dakikalık kötü dublajlı diyalog ve 3 dakikalık garip seks sahnelerinden oluşmakta.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : Immoral Sisters (2002)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>HOT-ROD<a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/hotrod.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-7743" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/hotrod.jpg" alt="" width="389" height="296" /></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Çoğu erkek seksi sever ve çoğu erkek arabaları sever &#8211; sonunda doğal olarak birisi bu ikisini bir araya getirmenin bir yolunu buldu. &#8220;Hot rod&#8221; filmleri çiftlerin asfalttaki en ateşli arabaların içinde, üstünde ve etrafında seks yapmalarını içeriyor. Film afişleri de genelde kızlardan çok arabaları ön plana çıkarıyor. Potansiyel alıcılar &#8220;1965 model Chevy Corvette&#8221; ve &#8220;1997 model Dodge Viper&#8221; sözüyle cezbediliyor. Aynı zamanda sonsuz şekilde, arabayla alakalı slogan akımıyla karşı karşıya kalıyorlar. Örnek olarak, &#8220;bu kızlar vitesi kullanmayı iyi biliyor!&#8221; ve &#8220;bu kızlar egzoz borusunu iyi kaldırıyor!&#8221;. Otomotiv ile ilgili arka plan dışında bu türdeki seksin sıradışı bir özelliği yok. &#8211; ama &#8220;tekerlekleri ve topukları seviyorsanız, burası lastiklerin yola koyulduğu yer!&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : Seks yapılan bir araba izlemek sadece arabayı izlemekten daha iyidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : Porno izlemek için farklı bir hobiyi buna dahil etmek gerekmez.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : Sweet Rides (1999)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/oldmidgetw.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-7748" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/oldmidgetw.gif" alt="" width="338" height="247" /></a>LITTLE PEOPLE</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yerel yetişkin film dükkanında &#8220;little people&#8221; kategorisini aramaktan bıkmayın çünkü bu filmler &#8220;midget&#8221;(cüce) adı altında da yayınlanıyor. Cüce filmleri pornonun başlangıcından bu yana var ve standart ebatlı muadilleri kadar hardcore seks (ayrıca standart ebatlı muadillerinin iki katı kadar merdiven) sunuyorlar. Küçük erkekler standart boyutlardaki kadınlarla ya da küçük kadınlar standart boyutlardaki erkeklerle ve (daha az olarak) küçük insanlar birbirleriyle. Tahmin edeceğiniz gibi bu filmler porno standartlarına göre bile acayip gelebilecek özelliklere sahip. Küçük insanları Oompa Loompa kılığında görebilirsiniz, kadınların bavulla taşındıklarını, erkeklerin bebek bezi giydirildiğini ve emzik emdiklerini görmeniz de mümkün. Aynı zamanda zaten belirgin olan şeyi vurgulayan takma isimler de bulabilirsiniz. Örneğin, &#8220;Bridget the Midget&#8221;, &#8220;Gidget the Midget&#8221;, &#8220;Twiget the Midget&#8221;.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : Sıradan bir penise sahip adamlar bile izlerken John Holmes gibi hissedebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : Diğer türlerden farklı olarak, bu filmler ters tepki yaratabilir. &#8211; olayların acayipliğine odaklanmak gibi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : Double Midgetation (2000)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>MATURE</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İyi huylu porno? Hayır. Döneminin ötesinde bilgeliğe sahip porno? Tekrar deneyin. Bu durumda, &#8220;mature&#8221; kelimesi burda &#8220;yaşlı&#8221; kelimesini kamufle etmek için kullanılıyor.&#8221;Kıdemli vatandaşlar&#8221; örneğinde olduğu gibi. Tabi ki zarafetle ve tecrübeyle yaşlanmış olmak da sözkonusu. Bu filmlerde yer alan değerli antikalar neredeyse her zaman kadın. Bu görmüş geçirmiş ruhlar, torunları olabilecek kadar genç erkeklerle bir araya geliyorlar ve evet daha genç muadillerinin yapabileceği her şeyi yapıyorlar. Onlara huzurevi azgınları, sosyal güvenlik gönüllüsü ateşli kadınlar diyebilirsiniz, beklenmedik durumlarda doktor çağırınız.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : Herkes yumuşak, genç etten sıkılıp farklı şeyler arayabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : Büyükannenizin gruba katıldığını izlemenin kötü olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bir de izlemeyi deneyin.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : Drop Your Panties Granny (1999)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>PONY PLAY</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Görünen o ki bazıları için düzenli olarak kölelik ya da hükmetme ile ilgilenmek monoton. &#8220;Pony Play&#8221; atlarla alakalı değil (tanrıya şükürler olsun) ama kadınların ya da erkeklerin at olabilmelerine izin veriyor. Tabi ki bunun da özel kuralları vardır. Örneğin,yavru at rolünü kabul ettiyseniz konuşmak çok gerekli olmadığı sürece yasaktır. Saatler de sürecek olsa, bir atın yaptığı her şeyi yapmayı kabul etmeniz gerekir, havuçları kemirmek, yerde at şeklinde durmak, &#8220;sahibiniz&#8221; vücudunuzu okşadığında kişnemek. Önerilen giysiler de şu şekildedir : parlak siyah ayakkabılar (toynakları andırır), koşumlar, yapay tüyler ve de kalçaya takmak üzere at kuyrukları. Bu atlar el arabasına bağlanmış gibi koşturulabilir ayrıca &#8220;eyersiz&#8221; olarak da binilebilirler. Eğer bir binicilik klubüne girerseniz ordakilere &#8220;atları biraz rahat bırakın&#8221; deyin. Hoşlarına gidebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : Atları kim sevmez ki?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : Bu filmlerdekiler aslında at değil. At kuyruğu ve göz maskesi takan insanlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : Fetish and Magic 3 (2003)</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/ponyplay4.gif"><img class="aligncenter size-full wp-image-7758" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/ponyplay4.gif" alt="" width="637" height="491" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>PRO-AM</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İşte rol alabileceğiniz bir porno türü. &#8220;Pro-Am&#8221; filmler &#8220;Profesyonel/Amatör&#8221; şeklinde açıklanabilir ve &#8220;sıradan&#8221; insanların tecrübeli porno yıldızlarıyla beraber oynadığı filmlerdir. (aslında bu terim spor karşılaşmalarından geliyor &#8211; golf ve balıkçılık gibi bazı sporlarda pro-am şeklinde turnuvalar yapılmaktadır) Bu filmlerde genelde kameraman ya da rol alan erkek halk arasında gezer ve gördükleri kadınlardan seçtiklerine bu filmde oynamasını teklif eder. Eğer kadın kabul ederse, beraber filmin çekildiği daireye giderler ve çekim başlar. Bunun yanında çiftlerin kabul etmesi durumunda partnerini başkasıyla seks yaparken izlediği filmler de mevcuttur. 90ların ortalarından itibaren yeni bir pro-am türü ortaya çıktı ve &#8220;gang bang&#8221; kavramı da ortaya çıkmış oldu. Günümüzde, profesyonel yıldızların yüzlerce adamla tek seferde ve sırayla beraber olduğu filmler bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : Sıradan insanların birkaç dolar için ve zevk için porno sektörüne girişini izlemek.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : Sıradan insanların birkaç dolar için ve zevk için porno sektörüne girişini izlemek.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : Up and Cummers (1993)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SCAT</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu filmler cazın altın çağıyla alakalı değil. Adı &#8220;scatogical&#8221; ya da &#8220;the study of fecal excrement&#8221; (dışkıyla alakalı çalışmalar) deyimlerinden geliyor. En iyi şu şekilde açıklayabilirim ki, bu filmler bittiğinde oyuncular çok sıcak bir günde bir çikolata şelalesinin altında durmuşlar gibi görünüyorlar. Uyarmak gerekir ki bu filmlerden birini izlemek dünyanın sonu için çekilmiş bir reklam filmi izlemek gibi. Tabi ki, insanların gönüllü tuvalet olmalarını izlemek isteme hakkınıza saygı duyuyorum. Scat filmlerinde normal bir porno filmde gördüğünüz seks var ama tek farkı şu ki oyuncular dışkı ile kaplı. Güçlü sinirleri olan ve acayipliğin en üst noktasını görmek için bir merak duyanlara uygun. Ama bu filmleri bulmak da pek kolay değil.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : Hiçbir şey.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : Her şey.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : Çok hevesliyseniz arayıp bulursunuz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SMOKING</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Porno türünün giriş çıkışlar üzerinde çok durduğunu ve anfizem konusuna yeterince önem vermediğini hiç düşündünüz mü? Bu alt türün popülerliğine bakarsak açıkça görünüyor ki bazılarınız düşündünüz. &#8220;Smoking&#8221; filmlerinde genelde bir sürü çıplak kadını kendi kendilerine sigara içip dumanlarını yayarken görürsünüz. Olayın ateşlenmesi tırnaklarını kullanarak mastürbasyon yapmaya başlamalarıyla söz konusu olur, ya da bazen vajinalarıyla tüttürmeleriyle. Bazı sahnelerde kadınlar karşılıklı olarak tüttürürler. Sigara yerine dudaklarının arasında pipo ya da puro da görebilirsiniz. Özetle, bu filmlerde erkek bulunmaz, ve giriş çıkış sahnesi yoktur. Sadece duman çıkarılır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : Sigaralı bir kadında 1940ların dedektif filmlerindeki seksilik vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : Genel Uyarı &#8211; Bu fetiş sağlığa zararlıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : For My Smoked Boy (1999)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SQUIRTING</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu alt tür tartışmalara da neden olmuştur, çünkü biraz pis olduğu düşünülmektedir &#8211; bazılarına ise tahrik edici gelmektedir. Kadınlar orgazma ulaştıklarında gerçekten de boşalabilir mi? &#8220;Squirting&#8221; (başka bir deyişle &#8220;female ejaculation&#8221;) 20. yüzyılın ortalarından bu yana seksologlar tarafından tartışılmıştır. Son zamanlarda araştırmalar göstermiştir ki kadınların çoğu (yüzde 75 oranına yakını) orgazma eriştiklerinde döle benzer bir şey salgılar &#8211; ama o kadar az gelir ki gözle görülemez. Pornonun &#8220;squirt kraliçeleri&#8221; ise küvetleri salgılarıyla dolduruyorlar. Bu nasıl olmaktadır? Gerçek şu ki, bir porno yıldızını &#8220;squirt&#8221; yaparken izlediğinizde muhtelemen onu işerken izliyorsunuz. Az sayıda kadında, orgazm sonucu gelen kas hareketleri, mesane kontrolünün azalmasına neden olmaktadır. Eğer bir su fıskiyesine bakıp da &#8220;keşke göz farı sürseydi&#8221; diyen insanlardansanız, bu filmleri kolayca bulursunuz. Bu alt türe adanmış yüzlerce film ve websitesi bulunmakta, hatta &#8220;içinde tutma&#8221; özelliğine sahip olmadığı için ünlü olmuş yıldızlar da var.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : En azından sahte olmadığını biliyorsunuz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : &#8220;Kendini tutamamak&#8221; işin gerçeği.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : Gusher Girls (2002)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>TEEN</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Pornografi insanların beklentilerine yönelik farklı zevkleri sunmayı sever. İyi bir izleyici kitlesine sahip kategorilerden biri de budur. Bu nedenle de binlerce yetişkin filminin açıklamalarında &#8220;teen&#8221; kelimesi vurgulanır &#8211; bazen filmler oynayanların bu kategoriye uygun yaşlarda olmamasına rağmen.</p>
<p style="text-align: justify;">(böylece bu gerçeği öğrendiniz) Aslında &#8220;teen&#8221; kategorisine girecek yaşta çocuklara sahip olabilecek kadınlar bu kategoride yer alıyor. Bu &#8220;over-teenification&#8221; durumu bir porno yapımcısının kızlardan seks yapmadan önce ehliyetlerini kameraya göstermelerini istemelerine neden oldu. Buna benzer olarak Hustler Video&#8217;nun Barely Legal serisi de pornonun en çok satanlarından biri oldu. Genç gösteren değil de gerçekten öyle olan kadınların oynaması da bunun nedenlerinden biriydi. Çünkü her yerde olduğu gibi pornoda da yaşınızla ilgili dürüst olmalısınız.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : Kızların ve erkeklerin değişmeden önceki en saf halini izleyebilmek.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : Sahte &#8220;teen&#8221; çok var.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : Eighteen Candles (2001)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>WRESTLING</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yaygın olarak kabul edilir ki bir güreş maçı yeteri kadar uzun sürmesine izin verilirse seks ile sonuçlanır. &#8220;Wrestling&#8221; filmleri de sonuca ulaşmakta bu mantığı izliyor. Sistem basittir : kadınlar ve erkekler taraflarına geçer, yağlanır, bir süre boğuşurlar ve hızlanırlar. Genital bölgeler ortaya çıkar ve böylece &#8220;nefes kesmek&#8221; deyiminin yeni bir tanımlaması yapılır. Hulk Hogan ve Superfly Snuka hayranları bu güreşten yeterince hoşnut kalmayabilir. Güreş bölümü yarım yamalaktır &#8211; bir suplex hareketi bile göremezsiniz. Ama o kadar yarışseverim ki izlediğim porno filminde bile kazananlar ve kaybedenler olmalı diyorsanız, &#8220;izleyip mastürbasyon yapmaya hazır oluuuuun!!&#8221;.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumlu yönü</strong> : Zeyna hayranları, pornonuz sizi bekliyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Olumsuz yönü</strong> : Maça hakem katmak sıkıntı yaratabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Örnek film</strong> : Ranch Hand Rumble (2001)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Çeviren : İpek Çakır</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/porno-turleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

