<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İyi &#039;Kötü Film&#039;</title>
	<atom:link href="http://iyikotufilm.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://iyikotufilm.com</link>
	<description>&#34;kötü&#34; filmlerin nasıl seyredilmesi gerektiğini öğrenin, onlar genelde çok &#34;iyi&#34; dir.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 15:11:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
		<item>
		<title>70&#8242;li Yılların Kadın Porno Yıldızları</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/70li-yillarin-kadin-porno-yildizlari/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/70li-yillarin-kadin-porno-yildizlari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 21:01:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[XXX]]></category>
		<category><![CDATA[70lerin porno yıldızları]]></category>
		<category><![CDATA[70s porn actress]]></category>
		<category><![CDATA[70s porn star]]></category>
		<category><![CDATA[70s porn stars]]></category>
		<category><![CDATA[Annette Haven]]></category>
		<category><![CDATA[Annie Sprinkle]]></category>
		<category><![CDATA[Bambi Woods]]></category>
		<category><![CDATA[Classic Porn Stars]]></category>
		<category><![CDATA[Desiree Cousteau]]></category>
		<category><![CDATA[Juliet Anderson]]></category>
		<category><![CDATA[Kay Parker]]></category>
		<category><![CDATA[Linda Lovelace]]></category>
		<category><![CDATA[Marilyn Chambers]]></category>
		<category><![CDATA[Seka]]></category>
		<category><![CDATA[Vanessa Del Rio]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2531</guid>
		<description><![CDATA[70’li yıllar, pornonun kuşkusuz altın çağıydı. Diğer hiçbir dönem porno dünyası ve porno fanları için daha heyecan verici olmadı. Listemizdeki Top 10’u oluşturan yıldızlar ise bu altın çağın altın kızları. Porno’nun ilk ve gerçek ünlü oyuncuları. Linda Lovelace: Klasik porno yıldızlarını barındıran hiçbir liste içinde Linda Lovelace olmadan tamamlanamaz kuşkusuz. Kendisi orijinal bir blowjob kraliçesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/70s_porn_stars.gif"><img class="aligncenter size-full wp-image-2575" title="70s_porn_stars" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/70s_porn_stars.gif" alt="" width="500" height="377" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">70’li yıllar, pornonun kuşkusuz altın çağıydı. Diğer hiçbir dönem porno dünyası ve porno fanları için daha heyecan verici olmadı. Listemizdeki Top 10’u oluşturan yıldızlar ise bu altın çağın altın kızları. Porno’nun ilk ve gerçek ünlü oyuncuları. <span id="more-2531"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Linda Lovelace:</strong></span> Klasik porno yıldızlarını barındıran hiçbir liste içinde Linda Lovelace olmadan tamamlanamaz kuşkusuz. Kendisi orijinal bir blowjob kraliçesi ve pornonun ilk superstarı. Yeteneği sayesinde porno endüstrisinde oldukça ünlü olan oyuncu, Deep Throat’daki performansı ile herkesçe tanınan bir porno yıldızı oldu.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/linda_lovelace1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2536" title="linda_lovelace1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/linda_lovelace1.jpg" alt="" width="610" height="174" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Seka:</strong></span> Porno dünyasının orijinal sarışını.  Amerikalı olan oyuncu, Avrupai görüntüsüyle dönemin oldukça ilgi çeken yıldızlarından biriydi.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/seka1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2539" title="seka1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/seka1.jpg" alt="" width="636" height="276" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Kay Parker:</strong></span> Güzel oyuncu daha önce başka hiçbir porno oyuncusunun sağlayamadığı şekilde pornoya bir incelik getirdi. Taboo ve Barbara Broadcast’deki rolleri ile bir ilke imza atarak pornonun daha geniş bir alana yayılmasını sağladı.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/kay_parker-2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2543" title="kay_parker (2)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/kay_parker-2.jpg" alt="" width="610" height="198" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Desiree Cousteau:</strong></span> Porno dünyasının bu büyük göğüslü, kıvrımlı vücut hatlarına sahip yıldızı, masum ifadesi ile yüz hatları ile böyle bir listede olmazsa olmazlardan birisi.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/desiree-cousteau.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2547" title="desiree-cousteau" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/desiree-cousteau.jpg" alt="" width="652" height="403" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Bambi Woods:</strong></span> Sadece üç filmde görünmüş olmasına rağmen Bambi Woods gelmiş geçmiş en çok tanınan porno oyuncularından bir tanesi. Debbie Does Dallas neredeyse porno kelimesiyle eşanlamlı olsa da ve hala yeni nesil için de tazeliğini korurken, Bambi’nin de bir efsane olmasına sebep olmuş filmdir.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/bambi_woods.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2550" title="bambi_woods" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/bambi_woods.jpg" alt="" width="585" height="196" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #ff0000;">Annette Haven:</span></strong> Annette Haven şiddet, kölelik sahneleri içeren filmlerde oynamayı reddederek porno endüstrisinin prensipli bir feministi olarak yer etmiştir. Pinup modellerini andıran duruşuyla bu esmer oyuncu, güzel fakat soğuk havasıyla 70’li yılların unutulmaz porno oyuncuları arasındaki yerini almıştır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/annette_haven1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2553" title="annette_haven1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/annette_haven1.jpg" alt="" width="596" height="222" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Marilyn Chambers:</strong></span> Bu güzel ve zarif yıldız, porno dünyasının girl-next-door tabirini hak eden oyuncularından biri. Porno dünyasının gerçek ikonlarından biri olmayı başarmıştır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/marilyn-chambers1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2557" title="marilyn-chambers1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/marilyn-chambers1.jpg" alt="" width="574" height="237" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Annie Sprinkle:</strong></span> Bu kıvırcık saçlı porno yıldızı, canlandırdığı neşeli performansıyla ün yapmış bir oyuncu.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/AnnieSprinkle.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2562" title="AnnieSprinkle" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/AnnieSprinkle.jpg" alt="" width="581" height="267" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Juliet Anderson:</strong></span> Eğer Kay Parker porno dünyasının annesi ise, Juliet Anderson da kirli teyzesi. Efsane olmayı başarmış bu yıldız kısa sarı saçları ve kusursuz vücut hatları ile 70’li yılların hafızalara kazınan porno isimlerinden birisi. Canlandırdığı Aunt Peg rolü ile kendisini hatırlamak mümkün.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/Juliet_Anderson1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2565" title="Juliet_Anderson1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/Juliet_Anderson1.jpg" alt="" width="547" height="255" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Vanessa Del Rio:</strong></span> İlk ve hala en iyi olan, bu Latin porno kraliçesi, esmer, pürüzsüz teni ile her daim ilgi odağı olmayı başarmış bir yıldız.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/vanessa_del_rio.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2568" title="vanessa_del_rio" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/vanessa_del_rio.jpg" alt="" width="618" height="252" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/70li-yillarin-kadin-porno-yildizlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Assault! Jack the Ripper (1976)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/assault-jack-the-ripper-1976/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/assault-jack-the-ripper-1976/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jul 2010 13:51:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Asya Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Pinku]]></category>
		<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Assault! Jack the Ripper]]></category>
		<category><![CDATA[Black Tight Killers]]></category>
		<category><![CDATA[Bôkô Kirisaki Jakku]]></category>
		<category><![CDATA[Chiho Katsura]]></category>
		<category><![CDATA[Japan Academy Prize]]></category>
		<category><![CDATA[Midori Mori]]></category>
		<category><![CDATA[Naked Seven]]></category>
		<category><![CDATA[Nikkatsu]]></category>
		<category><![CDATA[Rape!]]></category>
		<category><![CDATA[Rape! 13th Hour]]></category>
		<category><![CDATA[Raping!]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Porno]]></category>
		<category><![CDATA[Seijun Suzuki]]></category>
		<category><![CDATA[Tamaki Katsura]]></category>
		<category><![CDATA[Violent Pink]]></category>
		<category><![CDATA[Violent pink eiga]]></category>
		<category><![CDATA[Yasuharu Hasebe]]></category>
		<category><![CDATA[Yôko Azusa]]></category>
		<category><![CDATA[Yutaka Hayashi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2521</guid>
		<description><![CDATA[Assault! Jack the Ripper, ünlü Japon film şirketi Nikkatsu’nun Roman Porno serisinden, “Violent Pink” türünde bir film. Yönetmenliğini Yasuharu Hasebe’nin yaptığı 1976 yapımı bu Japon filminde Tamaki Katsura ve Yutaka Hayashi başrollerde oynuyorlar. Yasuharu Hasebe, Pink filmlerin bir alt türü olan Violent Pink türünde yaptığı filmlerle tanınan bir yönetmen. Assault! Jack the Ripper’ın dışında, Rape! [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/Assault_Jack_the_Ripper_poster_1977.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2522" title="Assault!_Jack_the_Ripper_poster_(1977)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/Assault_Jack_the_Ripper_poster_1977.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>Assault! Jack the Ripper, ünlü Japon film şirketi Nikkatsu’nun Roman Porno serisinden, “Violent Pink” türünde bir film. Yönetmenliğini Yasuharu Hasebe’nin yaptığı 1976 yapımı bu Japon filminde Tamaki Katsura ve Yutaka Hayashi başrollerde oynuyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Yasuharu Hasebe, Pink filmlerin bir alt türü olan Violent Pink türünde yaptığı filmlerle tanınan bir yönetmen. Assault! Jack the Ripper’ın dışında, Rape! (1976), Rape! 13th Hour (1977) ve Raping! (1978) yönetmenin bu türde yaptığı bazı filmler. Nikkatsu ile çalışmaya başlaması ise 1958 yılına dayanıyor. İlk olarak yönetmen Seijun Suzuki’nin sekiz sene yardımcılığını yapan Hasebe, tek başına ilk olarak Black Tight Killers (1966) filmini çekiyor. 70’lerin başında televizyon için işler yapan yönetmen, 1974 yılında Naked Seven ile Nikkatsu’ya dönüş yapıyor. 1976 yılında Nikkatsu yönetmene Pink filmler için yeni bir alt tür yaratmasını teklif ediyor. Seks filmlerinde pek başarılı olmadığını düşünen yönetmen önce tereddüt etse de kabul ediyor ve Nikkatsu’yu filmlerinde bolca kan kullandığı konusunda uyarmayı da ihmal etmiyor. Nikkatsu film şirketi ise Roman Porno filmlerinin bu yeni yönetmenini yaratıcılığında özgür bırakmaya karar veriyor ve Hasebe kariyerinin belki de en başarılı filmlerini bu türde veriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Assault! Jack the Ripper Yasuharu Hasebe’nin 1976 yılında yaptığı üç Violent Pink filminden ikincisi. Kendisine göre içlerinde en başarılısı Rape!, fakat senarist Chiho Katsura içlerinde en iyisinin Assault! Jack the Ripper olduğunu düşünüyor. En iyi eleştirileri de zaten bu film toplamış. Özellikle en fazla aldığı övgü ise Hasebe’nin Assault! Jack the Ripper’da kan ve seks arasında çok iyi bir denge kurduğu yönünde.<span id="more-2521"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Filmin kadın başrol oyuncusu Tamaki Katsura yönetmen ile görüşmeye gittiğinde Hasebe, oyuncunun uzun olan saçlarını, filmdeki karakterin Afro permalı bir saç modeline sahip olmasını söylüyor. Oyuncu her ne kadar bunun kendisinin kariyerini bir süreliğine kısıtlayıcı bir etken olduğunu düşünse de yine de kabul ediyor. Genellikle oynadığı diğer filmlerde yan karakterleri canlandıran Katsura, bu filmdeki başrol performansıyla Japan Academy Prize’da En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin konusuna gelecek olursak kısaca şöyle; bir restoranda çalışan iki genç yanlışlıkla bir otostopçunun ölümüne sebep olduktan sonra, adam öldürmenin, tecavüzün ve işkencenin ortak zevkleri olduğuna karar verir ve onlar için bir çeşit alem başlar. Özellikle cinayet işledikten sonra yaptıkları seks onlara büyük zevk verir. Rastgele seçtikleri yabancılara yaptıkları işkenceler onlar için bir tür afrodizyak etkisi göstermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmdeki tecavüz ve seksüel şiddet sahneleri insanı huzursuz edecek türden. Oyuncuların performansları ise oldukça başarılı. Belki filmle ilgili tam oturmadığını düşündüğünüz şey filmin Jazz soundtracki olabilir. Fakat film kesinlikle yapılmış en iyi pinku violence filmlerinden biri.</p>
<p style="text-align: justify;">Assault! Jack the Ripper kesinlikle herkese hitap edecek bir film değil. Ama Asya korku sinemasını sevenler, şiddet ve seksin çok iyi harmanlandığı bu filmi mutlaka izlemeli. Ana amacı olan izleyiciyi şok etme ve rahatsızlık vermeyi kesinlikle çok iyi becermiş bir film.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/Assault_Jack_the_Ripper_poster_1977_.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2526" title="Assault!_Jack_the_Ripper_poster_(1977)_" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/Assault_Jack_the_Ripper_poster_1977_.jpg" alt="" width="660" height="666" /></a></p>
<p><script src="http://tr.sevenload.com/pl/KtLqQrU/500x314" type="text/javascript"></script></p>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/KtLqQrU-Assault-Jack-The-Ripper-1976-iyikotufilm-com"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" alt="Assault Jack! The Ripper (1976) iyikotufilm.com" width="66" height="10" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/assault-jack-the-ripper-1976/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Joseph W. Sarno</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/joseph-w-sarno/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/joseph-w-sarno/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 16:08:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Audrey Campbell]]></category>
		<category><![CDATA[Christina Lindberg]]></category>
		<category><![CDATA[Confessions of a Young American Housewife]]></category>
		<category><![CDATA[Daddy Darling]]></category>
		<category><![CDATA[Dyanne Thorne]]></category>
		<category><![CDATA[Eric Edwards]]></category>
		<category><![CDATA[Flesh and Lace]]></category>
		<category><![CDATA[Gloria Leonard]]></category>
		<category><![CDATA[Harry Reems]]></category>
		<category><![CDATA[Helli Louise]]></category>
		<category><![CDATA[Inga]]></category>
		<category><![CDATA[Jamie Gillis]]></category>
		<category><![CDATA[Joseph Sarno]]></category>
		<category><![CDATA[Joseph W. Sarno]]></category>
		<category><![CDATA[Marc Stevens]]></category>
		<category><![CDATA[Marie Forså]]></category>
		<category><![CDATA[Marie Liljedahl]]></category>
		<category><![CDATA[Marlene Willoughby]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Alaimo]]></category>
		<category><![CDATA[Misty]]></category>
		<category><![CDATA[Moonlighting Wives]]></category>
		<category><![CDATA[Nude in Charcoal]]></category>
		<category><![CDATA[Passion in Hot Hollows]]></category>
		<category><![CDATA[Patricia McNair]]></category>
		<category><![CDATA[Porn Actor]]></category>
		<category><![CDATA[Porn Stars]]></category>
		<category><![CDATA[Porno Aktörleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ron Jeremy]]></category>
		<category><![CDATA[Seka]]></category>
		<category><![CDATA[Sexploitation]]></category>
		<category><![CDATA[Sin in the Suburbs]]></category>
		<category><![CDATA[Sleepy Head]]></category>
		<category><![CDATA[Sonny Landham]]></category>
		<category><![CDATA[The Bed and How to Make It]]></category>
		<category><![CDATA[Tod Moore]]></category>
		<category><![CDATA[Uta Erickson]]></category>
		<category><![CDATA[Vibrations]]></category>
		<category><![CDATA[X-rated]]></category>
		<category><![CDATA[Young Playthings]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2506</guid>
		<description><![CDATA[6 Nisan 2010 tarihinde hayata gözlerini kapatan yönetmenle ilgili o günden beri bir yazı yazmak istiyordum. Biraz geç oldu ama ustaya saygı açısından bir yazı yazmamış olmak da yönetmene büyük bir haksızlık olurdu. Sexploitation filmlerinin öncülerinden olan yönetmen 60’lar boyunca bu alt türün en iyi örneklerini sergilemiş, 80’lerle birlikte ise yavaş yavaş hardcore porno filmlere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/Joseph-W.-Sarno.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2507" title="Joseph-W.-Sarno" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/Joseph-W.-Sarno.jpg" alt="" width="650" height="226" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">6 Nisan 2010 tarihinde hayata gözlerini kapatan yönetmenle ilgili o günden beri bir yazı yazmak istiyordum. Biraz geç oldu ama ustaya saygı açısından bir yazı yazmamış olmak da yönetmene büyük bir haksızlık olurdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Sexploitation filmlerinin öncülerinden olan yönetmen 60’lar boyunca bu alt türün en iyi örneklerini sergilemiş, 80’lerle birlikte ise yavaş yavaş hardcore porno filmlere de el atmaya başlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Nude in Charcoal (1961) filmiyle sinemaya başlayan Sarno, türün en iyi örnekleri olarak sayılan Sin in the Suburbs (1964), Flesh and Lace, The Bed and How to Make It, ve Moonlighting Wives (1966) gibi filmleri iki yıl gibi kısa bir sürede çekmiştir. Işık-gölge oyunları, psiko seksüel anksiyete ve cinsel kimlik gelişimi, filmlerinde sıkça baş vurduğu detaylardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu dönemde Sarno dönemin sexploitation ve İstismar filmlerinin tanınmış birçok oyuncusuyla çalışmıştır. (Uta Erickson, Dyanne Thorne, Audrey Campbell, Michael Alaimo, Patricia McNair, Tod Moore gibi.)<span id="more-2506"></span></p>
<p style="text-align: justify;">60’lı yılların sonlarına doğru yönetmen softcore filmlere kaymaya başlamıştı. O dönemlerde bu tarz filmler USA’de yasal olmadığından gizliden gizliye çekiliyordu. Fakat yönetmen gizli saklı bu işleri yapmak istemediğinden olsa gerek 1968 yılında Inga filmini İsveç’te çekti. Vibrations (1968), Passion in Hot Hollows (1969), Daddy, Darling (1970), Young Playthings (1972), Confessions of a Young American Housewife (1974) ve Misty (1975) gibi filmleri USA’de X-rated ibareli olarak vizyona girdi. Yönetmen Danimarka ve İsveç gibi bir çok Avrupa ülkesinde bu türlerde filmler çekmeye devam ederken, Marie Liljedahl, Christina Lindberg, Helli Louise, ve Marie Forså gibi Avrupalı yıldızlarla çalışma fırsatı buldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Sarno, ilk gerçek porno filmini ise 1973 yılında (Sleepy Head) çekti. 80’li yıllara kadar birkaç porno filmi daha çeken yönetmen 80’lerdeki video patlamasında kendisini Video piyasası için porno filmler çekerken buldu. Yönetmenliği boyunca Sarno, Harry Reems , Eric Edwards , Jamie Gillis, Marc Stevens, Marlene Willoughby, Gloria Leonard, Sonny Landham, Seka ve Ron Jeremy gibi tanınmış birçok porno oyuncusuyla çalışmıştır.</p>
<p><a href="http://www.otekisinema.com/joseph-w-sarno/">Öteki Sinema</a>&#8216;da yazdığım yazıdır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/warm_nights_hot_pleasures_poster_01.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2514" title="warm_nights_hot_pleasures_poster_01" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/warm_nights_hot_pleasures_poster_01.jpg" alt="" width="573" height="451" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/joseph-w-sarno/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Malabimba (1979)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/malabimba-1979/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/malabimba-1979/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 05:38:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nunsploitation]]></category>
		<category><![CDATA[XXX]]></category>
		<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Andrea Bianchi]]></category>
		<category><![CDATA[Beyond the Door]]></category>
		<category><![CDATA[Burial Ground]]></category>
		<category><![CDATA[Gabriele Crisanti]]></category>
		<category><![CDATA[Italian Rip-Off]]></category>
		<category><![CDATA[Katell Laennec]]></category>
		<category><![CDATA[La morte ha sorisso all’assassino]]></category>
		<category><![CDATA[L’ossessa]]></category>
		<category><![CDATA[Malabimba]]></category>
		<category><![CDATA[Mariangela Giordano]]></category>
		<category><![CDATA[nunsploitation]]></category>
		<category><![CDATA[Patrizia Webley]]></category>
		<category><![CDATA[Possession of a Teenager]]></category>
		<category><![CDATA[Pupita Lea]]></category>
		<category><![CDATA[Strip Nude for Your Killer]]></category>
		<category><![CDATA[The Exorcist]]></category>
		<category><![CDATA[The Malicious Whore]]></category>
		<category><![CDATA[The Sexorcist]]></category>
		<category><![CDATA[The Temptor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2496</guid>
		<description><![CDATA[“Malabimba” ya da İngilizce versiyonundaki adıyla “Possession of a Teenager”, “The Exorcist”in sayısını bilmediğimiz İtalyan rip-offlarından bir tanesi.  Daha büyük bütçelerle çekilmiş “Beyond the Door” ya da “The Temptor” dan çok daha iyi olduğunu, belki de en iyi İtalyan “The Exorcist” rip-offlarından biri olduğunu söyleyebilirim. Daniela ‘Bimba’ Karoli (Katell Laennec) ölmüş annesinin ruhu tarafından ele [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/malabimba1979.jpg"><img class="size-full wp-image-2497 alignleft" title="malabimba(1979)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/malabimba1979.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>“Malabimba” ya da İngilizce versiyonundaki adıyla “Possession of a Teenager”, “The Exorcist”in sayısını bilmediğimiz İtalyan rip-offlarından bir tanesi.  Daha büyük bütçelerle çekilmiş “Beyond the Door” ya da “The Temptor” dan çok daha iyi olduğunu, belki de en iyi İtalyan “The Exorcist” rip-offlarından biri olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p style="text-align: justify;">Daniela ‘Bimba’ Karoli (Katell Laennec) ölmüş annesinin ruhu tarafından ele geçirilir ve sonrasında resmen bir seks canavarına dönüşür. Olay babasını baştan çıkarmaya, büyükbabasına oral seks yapmaya kadar varır. Bu 16 yaşındaki masum genç kızın geçirdiği dönüşüm, seksüel açlık, şiddet, asabiyet izlenmeye değer kesinlikle.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin yönetmeni Andrea Bianchi B film severler için pek de yabancı olmayan bir isim. Yönetmenin “Strip Nude for Your Killer” giallosu, ya da eğlenceli zombie filmi “Burial Ground” tanıdık gelecektir. Eğer “Burial Ground”u izlediyseniz  “Malabimba” hakkında az çok bir fikir yürütebilirsiniz. Andrea Bianchi sınırları olmayan bir yönetmen ve Malabimba’da da bunu görmek mümkün.</p>
<p style="text-align: justify;">Malabimba oldukça çılgın bir film. Seksploitation ve nunsploitation tanımlamasını hak eden fakat gore ya da gerçek bir korku ögesi barındırmayan film, yapımcı Gabriele Crisanti’ya yeteri kadar sleazy gelmemiş olacak ki beş dakikalık hard core seks sahnesi ilave etmiş filme. <span id="more-2496"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Soft- core erotik bir filmden daha fazlasına sahip film, başarılı kamera çalışmaları ve yaratılan ideal ortamla oldukça başarılı. Karoli ailesinin yaşadığı, bir tepede yer alan kale, manastır tarzı ev filmin atmosferine uygun bir seçim olmuş. Sahneleri tamamlayan etkili seçim soundtrack ise atmosferi tamamlamış. Müziklerin bazılarının Joe D’Amato’nun ”La morte ha sorisso all’assassino” filminden alındığını bilmek yine de üzerinizde bıraktığı etkiden bir şey kaybettirmiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmdeki oyunculuklar, İtalyan bir B filminden beklenmeyecek derecede başarılı. Özellikle rahibe Sofia rolündeki Mariangela Giordano’nun performansı izlemeye değer. Bimba’nın Rahibe Sofia’yı baştan çıkarmaya çalıştığı sahnelerdeki performansı, ona karşı koymaya çalışması, bazı durumlarda da buna karşı koyamadığı sahneler oyunculuk açısından beni oldukça etkiledi. Bunun yanı sıra filmle ilgili aklımda kalan en etkili sahnelerden birisi de Bimba’nın dedesine oral seks yapıp öldürdüğü sahne. Dedesi felçli ve çok yaşlıdır. Bimba gizlice odasına girer, baştan çıkartmak için karşısında soyunmaya başlar, daha sonra oral seks yapar ve dedesi orgazma ulaştığı sırada kalp krizi geçirip ölür.</p>
<p style="text-align: justify;">Malabimba diğer İtalyan Exorcist rip-offlarından peformans ve olaya bakış açısı bakımından ayrılıyor. <a href="http://iyikotufilm.com/l%E2%80%99ossessa-aka-the-sexorcist-1974/">L’Ossessa aka The Sexorcist (1974) </a>filmiyle bakış açısı olarak benzer olsa da, atmosfer, kurgu ve oyunculuk bakımından daha başarılı. The Sexorcist’e göre daha sert seks sahneleri barındırıyor.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/malabimba_1979.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2501" title="malabimba_(1979)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/malabimba_1979.jpg" alt="" width="660" height="666" /></a></p>
<p><script src="http://tr.sevenload.com/pl/tiXj7CX/500x314" type="text/javascript"></script></p>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/tiXj7CX-Malabimba-1979-www-iyikotufilm-com"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" alt="Malabimba (1979) www.iyikotufilm.com" width="66" height="10" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/malabimba-1979/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İtalyan Giallo Filmleri</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/italyan-giallo-filmleri/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/italyan-giallo-filmleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jul 2010 21:07:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Giallo]]></category>
		<category><![CDATA[A ciascuno il suo]]></category>
		<category><![CDATA[A Dragonfly for Each Corpse]]></category>
		<category><![CDATA[Agatha Christie]]></category>
		<category><![CDATA[Al tropico del cancro]]></category>
		<category><![CDATA[Andrea Bianchi]]></category>
		<category><![CDATA[Anne McClintock]]></category>
		<category><![CDATA[Antonio Bido]]></category>
		<category><![CDATA[Antonio Francoisca]]></category>
		<category><![CDATA[Bitto Albertini]]></category>
		<category><![CDATA[Blood and Black Lace]]></category>
		<category><![CDATA[Cinque bambole per la luna d'agostso]]></category>
		<category><![CDATA[Cold Eyes of Fear]]></category>
		<category><![CDATA[Concerto per un pistola]]></category>
		<category><![CDATA[Così dolce]]></category>
		<category><![CDATA[così perversa]]></category>
		<category><![CDATA[Dario Argento]]></category>
		<category><![CDATA[Death Carries a Cane]]></category>
		<category><![CDATA[Death in Haiti]]></category>
		<category><![CDATA[Die Potloodmoorden]]></category>
		<category><![CDATA[Due occhi diabolici]]></category>
		<category><![CDATA[Edgar Allen Poe]]></category>
		<category><![CDATA[Edoardo Mulargia]]></category>
		<category><![CDATA[Edwige Fenech]]></category>
		<category><![CDATA[Emilio P Miraglia]]></category>
		<category><![CDATA[Emilio Scardimaglia]]></category>
		<category><![CDATA[Enzo Girolami Castellari]]></category>
		<category><![CDATA[erfect Blue]]></category>
		<category><![CDATA[Fernando Di Leo]]></category>
		<category><![CDATA[Five Dolls for an August Moon]]></category>
		<category><![CDATA[Gialli Movies]]></category>
		<category><![CDATA[Giallo Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Giallo movies]]></category>
		<category><![CDATA[Giornata near per l'ariete]]></category>
		<category><![CDATA[Giuseppe Vari]]></category>
		<category><![CDATA[gli occhi]]></category>
		<category><![CDATA[Gli occhi freddi della paura]]></category>
		<category><![CDATA[Gramsci]]></category>
		<category><![CDATA[Guy Lee Thys]]></category>
		<category><![CDATA[Human Cobras]]></category>
		<category><![CDATA[I gatto dagli occhi di giada]]></category>
		<category><![CDATA[Il coltello di ghiaccio]]></category>
		<category><![CDATA[Il giorno della civetta]]></category>
		<category><![CDATA[Il nome della rosa]]></category>
		<category><![CDATA[Incontro d'amore a Bali]]></category>
		<category><![CDATA[Italian Giallo Movies]]></category>
		<category><![CDATA[İtalyan Giallo Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[J&B]]></category>
		<category><![CDATA[Knife of Ice]]></category>
		<category><![CDATA[L'iguana dalla lingue di fuoco]]></category>
		<category><![CDATA[L'occhio nel labirinto]]></category>
		<category><![CDATA[L'Uccello dale piume di cristallo]]></category>
		<category><![CDATA[L'uomo piú velonosa del cobra]]></category>
		<category><![CDATA[La bestia uccide a sangue freddo]]></category>
		<category><![CDATA[La casa dale finestre che ridono]]></category>
		<category><![CDATA[La dama rosa uccide a sette volte]]></category>
		<category><![CDATA[La lama nel corpo]]></category>
		<category><![CDATA[La ragazza che sapeva troppo]]></category>
		<category><![CDATA[Leon Klimovsky]]></category>
		<category><![CDATA[Letícia Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Lizard in a Woman's Skin]]></category>
		<category><![CDATA[Lo strano vizio della Signora Wardh]]></category>
		<category><![CDATA[Luchio Visconti]]></category>
		<category><![CDATA[Lucio Fulci]]></category>
		<category><![CDATA[Luigi Bazzoni]]></category>
		<category><![CDATA[Mario Bava]]></category>
		<category><![CDATA[Mario Caiano]]></category>
		<category><![CDATA[Maurizio Pradeaux]]></category>
		<category><![CDATA[Michele Lup]]></category>
		<category><![CDATA[Milanese Publishing Mondadori]]></category>
		<category><![CDATA[Milano]]></category>
		<category><![CDATA[mise-en-abîme]]></category>
		<category><![CDATA[morte sospetta di una minorenne]]></category>
		<category><![CDATA[Next!]]></category>
		<category><![CDATA[Non ho sonno]]></category>
		<category><![CDATA[Nude per l'assassino]]></category>
		<category><![CDATA[Ossessione]]></category>
		<category><![CDATA[Passi di danza su una lama di rasoio]]></category>
		<category><![CDATA[Patricia Conrwell]]></category>
		<category><![CDATA[poliziotto]]></category>
		<category><![CDATA[Porn-Tropic]]></category>
		<category><![CDATA[Pupi Avati]]></category>
		<category><![CDATA[Rear Window]]></category>
		<category><![CDATA[Riccardo Freda]]></category>
		<category><![CDATA[Satoshi Kon]]></category>
		<category><![CDATA[Sei donne per l'assassino]]></category>
		<category><![CDATA[Sergio Martino]]></category>
		<category><![CDATA[Sergio Pastore]]></category>
		<category><![CDATA[Sette note in nero]]></category>
		<category><![CDATA[Sette scialli di seta gialla]]></category>
		<category><![CDATA[Sherlock Holmes]]></category>
		<category><![CDATA[Slaughter Hotel]]></category>
		<category><![CDATA[Sleepless]]></category>
		<category><![CDATA[So Sweet So Perverse]]></category>
		<category><![CDATA[Strip Nude for Your Killer]]></category>
		<category><![CDATA[Susan Scott]]></category>
		<category><![CDATA[sword and sandals]]></category>
		<category><![CDATA[Tenebre]]></category>
		<category><![CDATA[Terza ipotesi su un casa di perfetta strategia criminale]]></category>
		<category><![CDATA[Testimone oculare]]></category>
		<category><![CDATA[The Bird with the Crystal Plumage]]></category>
		<category><![CDATA[The Black Emanuelle]]></category>
		<category><![CDATA[The Cat O' Nine Tails]]></category>
		<category><![CDATA[The Cat's Victim]]></category>
		<category><![CDATA[The Day of the Crow]]></category>
		<category><![CDATA[The Evil Eye]]></category>
		<category><![CDATA[The Eye in the Labyrinth]]></category>
		<category><![CDATA[The Fifth Chord]]></category>
		<category><![CDATA[The Girl Who Knew Too Much]]></category>
		<category><![CDATA[The Girl Who Saw Too Much]]></category>
		<category><![CDATA[The House with the Windows that Laugh]]></category>
		<category><![CDATA[The Iguana with a Tongue of Fire]]></category>
		<category><![CDATA[The Murder Clinic]]></category>
		<category><![CDATA[The Name of the Rose]]></category>
		<category><![CDATA[The Pencil Murders]]></category>
		<category><![CDATA[The Psychic]]></category>
		<category><![CDATA[The Red Queen Kills Seven Times]]></category>
		<category><![CDATA[The Weekend Murders]]></category>
		<category><![CDATA[They're coming to get you]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Harris]]></category>
		<category><![CDATA[To Each His Own]]></category>
		<category><![CDATA[Tony Musante]]></category>
		<category><![CDATA[Tutti i Colori Del Buio]]></category>
		<category><![CDATA[Two Evil Eyes]]></category>
		<category><![CDATA[Ugo Liberatore]]></category>
		<category><![CDATA[Umberto Eco]]></category>
		<category><![CDATA[Umberto Lenzi]]></category>
		<category><![CDATA[Una libelua para cada muerto]]></category>
		<category><![CDATA[Una lucertola con la pelle di donne]]></category>
		<category><![CDATA[Unsane]]></category>
		<category><![CDATA[Who Killed the Prosecutor and Why?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2455</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıda Giallo’nun İtalyan sinemasında gösterdiği gelişimi ve döneminin popüler türünün neden yıldan yıla farklılık gösterdiğini, Giallo’yu başlı başına bir tür olarak ele alıp, işlediği konuları, sinema tarihinde gösterdiği gelişimi aşağıda anlatmaya çalışacağız. Tür Konuları 1929’da Milanese Publishing Mondadori büyük bir promosyon kampanyasının bir parçası olarak belirgin biçimde gizemli hikayeleri konu alan sarı ciltli ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/italian_giallo_movies.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2456" title="italian_giallo_movies" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/italian_giallo_movies.jpg" alt="" width="613" height="240" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bu yazıda Giallo’nun İtalyan sinemasında gösterdiği gelişimi ve döneminin popüler türünün neden yıldan yıla farklılık gösterdiğini, Giallo’yu başlı başına bir tür olarak ele alıp, işlediği konuları, sinema tarihinde gösterdiği gelişimi aşağıda anlatmaya çalışacağız.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Tür Konuları</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">1929’da Milanese Publishing Mondadori büyük bir promosyon kampanyasının bir parçası olarak belirgin biçimde gizemli hikayeleri konu alan sarı ciltli ve bu sebeple İtalyanca sarı anlamına gelen giallo olarak adlandırılan bir dizi kitap yayımladı. Bu eserler esasen Sherlock Holmes’un İngiliz ‘’rasyonel-sonuç’’ hikayelerinden ithal edilen çeviriler ve Edgar Allen Poe modeli üzerine kurulu yirminci yüzyıl başlarının Amerikan yarı-fantastik cinayet gizemlerinden oluşmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">1929’dan önce, dedektiflik kavramı İtalyanlarca tanınan bir şey değildi ancak bu keşif, gizem ve araştırma eserlerinin tedavülde olmadığı anlamına gelmiyor. Gialli’nin yayımı 1930 ve 1940’larda arttı ancak 1940’ların “katı” dedektif hikayelerinin Amerika’dan ithali ve çevirileri Mussolini tarafından bozucu etkileri ve suçun çekici hale gelmesinin “iradesiz” İtalyanlar üzerinde olumsuz etki yaratacağı gerekçesi ile derhal yasaklandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Çok geçmeden İtalyan yazarlar ilk İngiliz ve Amerikan rasyonel düşünce ve mantıksal çıkarım modelleri üzerine kurulu İngilizleştirilmiş takma isimlerle kendi giallilerini yazmaya başladı. Ancak savaştan sonra, öncelikli olarak Leonardo Sciascia’nın eserinde gerçek bir İtalyan roman modeli ortaya çıkmaya başladı. Sciascia sadece kendi önemli giallisini (Il giorno della civetta [The Day of the Crow] ve A ciascuno il suo [To Each His Own])yazmadı; aynı zamanda İtalyan giallosunun özgünlüğü ve başta Gramsci’nin tarafında olan İtalyan entellektüeller tarafından ciddiye alınmasının gerekliliği üzerine 1950’lerde iki tartışmalı makale yayımladı. Günümüzde, Umberto Eco’nun 1984’te yayımlanan Il nome della rosa (The Name of the Rose) adlı eseri İtalya dışında tanınan en ünlü ve prestijli gialli eseri olmakla birlikte, gialli halen İtalyanlar tarafından yazılmaya devam etmektedir. Bunların yanında, Thomas Harris, Patricia Conrwell gibi diğer birçok romancının sayısız İtalyanca çevirisi bulunmaktadır. <span id="more-2455"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ancak bizi burada ilgilendiren giallo’nun sinematik yönü ve bu 1960’ların başında İtalyan sinemasının “Altın Çağında” ortaya çıkıyor. Giallo’nun sinematik biçiminde göze çarpan ilginç noktalardan biri ise yazılı benzerine kıyasla bir tür olarak daha az değişmez olması. Terim kendi başına, türlerde sık sık olduğu gibi, bir nitelik ya da duygunun tanımlamasını ifade etmez. Daha olağandışı ve esnek bir biçimde yıldan yıla farklılık gösteren devingen ve geçirgen sınırları olan ‘’kavramsal’’ bir kategori olarak işlev görmektedir ve gotik korku (La lama nel corpo [The Murder Clinic, Emilio Scardimaglia, 1966]), polis prosedürleri (Milano, morte sospetta di una minorenne [Sergio Martino, 1975]), suç melodramları (Così dolce, così perversa [So Sweet So Perverse, Umberto Lenzi, 1969]) ve komplo filmlerini (Terza ipotesi su un casa di perfetta strategia criminale [Who Killed the Prosecutor and Why?, Giuseppe Vari, 1972]) içerir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sebeple, giallo’nun konvansiyonel biçimde tür olarak analiz edilenden daha farklı olduğu anlaşılmalıdır.  İtalyanlar akım ve trendle birlikte tür ve döngülere de atıfta bulunan filone sözcüğünü kullanıyorlar. Bu, esas olarak Amerikan film türleri üzerine kurulu tür teorisi sınırlandırmalarına ve ayrıca diğer popüler film yapan milletlerin nasıl anladıklarına ve prodüksiyonları ile nasıl ilişkilendirdikleri ile ilgili tekrar tanımlama gerekliliğine işaret etmektedir. Giallo’ya yapılan bu giriş, bu sebeple, edebi tarihinin belirttiği şekilde bir tür olmadığı; ancak türsel tanımlara direnen bir film şekli olduğu ön savı ile başlamaktadır. Bu bağlamda, İtalyan korku ve poliziotto (polis) türlerine benzememesine rağmen, giallo promosyonu yapılabilecek, eleştirilebilecek, üzerinde çalışılabilecek… bir kavram olarak algılanabilir.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/italian_giallo_movies2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2463" title="italian_giallo_movies2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/italian_giallo_movies2.jpg" alt="" width="616" height="383" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Doğası gereği giallo, özel bir şey oluşturmak için hem film eleştirisinde hem de film endüstrisinde türü “sabitleyen” Anglo-Amerikan sınırlandırmacı düşsel türün ötesine geçen Hollywood dışı filmlerin nasıl sınıflandırılması konusunda varsayımlarımıza karşı çıkmaktadır. Ancak yukarıda üstü kapalı bir şekilde söylendiği üzere giallo’nun açık tanımlara karşı direnmesine rağmen, belirlenebilir tematik ve biçemsel değişmeceler bulunmaktadır. Basma kalıp bir giallo vardır ve giallo fanı giallo düzenini nelerin oluşturduğuna dair kendi fikirlerine sahiptir. Bu sebeple aşağıda değinilen noktalar bu ‘düzen’in benzer bakış açılarını açığa kavuşturma ve tanımlama teşebbüsleridir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>İlk Çabalar</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">1963’te Mario Bava ilk gerçek İtalyan giallosunu çekti: La ragazza che sapeva troppo (The Girl Who Knew Too Much). İtalyan giallosunun, Bava’nın filmlerine dayandığı konusu tartışılabilir çünkü terim genellikle Luchio Visconti’nin Ossessione (1943) filmi ile ilişkilendirilmektedir. Ancak Bava’nın filminin giallo’nun  ‘gerçek’ başlama noktası olmasının sebebi onun açık ve başarılı bir biçimde izleyiciye, gerçekten, ‘’İtalyan giallosu başarıldı’’ demesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Açılış sekansında Nora Davis (Letícia Roman) uçakta giallo romanı okur. Tüm sahne tek seferde birçok elementi bir araya getiren hareketlerden oluşur (mise-en-abîme) (Dario Argento, Tenebre [Unsane, 1982]). Giallo’nun edebi kökeninin sahnelenmesi; bir yabancının İtalya’ya gelmesi/İtalya’da bulunması; sadece yeni yeni ortaya çıkan Avrupa jet-setlerinin bir işareti olarak değil (hava alanlarında kaç giallinin başlandığını ya da bittiğini düşünün), ayrıca İtalyan sinemasının turist noktaları ile ‘’İtalyan-lığı’’ nasıl pazarladığının bir gösterimi olan (ünlü meydan, çeşme ve anıtların etrafında sayısız ölümün yanı sıra Bava’nın filminde İspanyol Merdivenleri’ndeki cinayet ile başlaması) seyahat ve turizm saplantısı; ve elbette moda ve stil.</p>
<p style="text-align: justify;">Giallo katili ile ilişkilendirilen siyah yağmurluğun 1960’lardaki Avrupa modasından kaynaklandığını ve giallo’nun en belirgin görsel kinayesinin olmasının yanı sıra katilin moda seçimi sonucu yıllar içinde değiştiğini söylemek mümkün. Bava’nın Sei donne per l&#8217;assassino (Blood and Black Lace, 1964) moda evinde geçen filmi de bu gözlemi doğrulamaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/italian_giallo_movies3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2471" title="italian_giallo_movies3" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/italian_giallo_movies3.jpg" alt="" width="596" height="360" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">La ragazza che sapeva troppo’ya dönersek, filmin Amerikan adı giallo’nun görsel ve testimone oculare ya da görgü tanığı ile ilgili olan saplantısını gösteren The Evil Eye’dır. La ragazza che sapeva troppo (The Girl Who Knew Too Much) The Girl Who Saw Too Much olarak adlandırılabilirdi ancak bu başlıktaki Hitchcock imasına bir ihanet olacaktı. Nora Roma’daki İspanyol Merdivenleri’nde tanık olduğu cinayetteki durumunu sorgular. Bilinçsiz ve sayıklar bir halde kendini hastanede bulur ve hem polis hem de doktoru tarafından sorgulamaya maruz kalır.</p>
<p style="text-align: justify;">Karışık doktor-dedektif söylemi de gialloda popülerdir. Halüsinasyonlar ve hayali görüntüler Una lucertola con la pelle di donne (Lizard in a Woman&#8217;s Skin, Lucio Fulci, 1971) ve Lo strano vizio della signora Wardh (Next!, Sergio Martino, 1971)da hem baş kahraman hem de anlatı gizeminde merkezdedir ve giallo’nun kalıtsal patolojik dişiliğinin ve ‘’hasta’’ kadının büyüsünün birer parçalarıdır. Burada birçok histerik bulunmaktadır: dişilik yoluyla olmasına rağmen anlatılarını ‘hastalığın’ ve gizemin düşüşüne bağlayan Il coltello di ghiaccio (Knife of Ice, Umberto Lenzi, 1972) ve Tutti i colori del buio (They&#8217;re coming to get you, Sergio Martino, 1972) filmleri gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">1960’lar İtalyan sinemasındaki giallo için yavaş ancak kesin bir dönemdi. 1963’ün The Evil Eye’ını takip eden dönem sadece giallo için değil ayrıca İtalyan korku filmleri için de yönetmenlere yeni bir alanın açık bir haritasını çizdi. 60’ların başlarından ortalarına kadar, giallo; western, korku ve peplum (sword and sandals) gibi diğer türlerin gücünü göstermedi. Ancak zaman zaman varlığının etkisi azalsa da giallo’nun önemli noktalarından biri uzun ömürlü olmasıdır. Son Dario Argento filmi Non ho sonno (Sleepless, 2001) ile İtalyan sinemasında kırk yıldan fazla sürmüştür. Sleepless yönetmen için sadece bir biçime dönüş oluşturmaz aynı zamanda kendi ilk eserini L&#8217;Uccello dale piume di cristallo (The Bird with the Crystal Plumage, 1969) tekrar ziyaret etmesini işaret eder. Belki de, yine giallo’nun var olan gücü homejenleştirici kısıtlamaların direncine indirgenebilir. Geleneksel tür üyeliği genellikle filmleri özel tarihi ve eleştirel kategorilere sabitleyerek biçimlerini etkiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Gailloyu türsel ve tarihi terimlerle tanımlamak yerine, daha çok savaş sonrası dönemde İtalyan sinemasının metinsel ve endüstriyel özgünlüğünün çeşitli kurumlar, iletişim ağlarından biçimlenmiş bir “söylemsel” moda olarak anlamamız daha doğru olur. Giallo, cinayet, gizem, sorgulama, psikanalitik, tatil, yabancılaşma ve araştırma ekseninde döner.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/italian_giallo_movies4.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2477" title="italian_giallo_movies4" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/italian_giallo_movies4.jpg" alt="" width="608" height="261" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #ff0000;">Psiko-Analiz</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Giallo genel anlamıyla psikanalitik sorgulama gerektirir ve aynı zamanda hem ‘’analitik olay’’ hem de “klasik belirtiler” göstermektedir. Her zaman olduğu gibi, bu gösterim dişilik yoluyla gerçekleşir ancak bazı durumlarda – hemen hemen her Dario Argento filmlerinde olduğu gibi- erkeklik odak noktası haline gelir. Tipik Argento başkahramanı sıklıkla seri cinayete karşı koyamayan bir katil (psikanalitik olarak “tekrarlama güdüsü”) tarafından işlenen suçun meydana geldiği yere geri dönen kurban/travmanın tanığıdır (Freudian &#8220;nachtraglichkeit&#8221;;  hafızanın yeniden yazılması; genellikle flashback sekansları ile gösterilir).</p>
<p style="text-align: justify;">L&#8217;occhio nel labirinto (The Eye in the Labyrinth, Mario Caiano, 1972) bayan hastası tarafından sevgili, doktor ve baba olarak karıştırılan erkek bir psikanalistin cinayetini konu alır. Giallo’nun kadın kahramanlarının birçoğu terapi görmektedir, terapi görmüştür ya da kahramana tedavi görmesi gerektiği söylenmektedir. (para psikolojik tedirginliğin giallo kraliçesi, Edwige Fenech olmalıdır.)</p>
<p style="text-align: justify;">Giallo psiko-analiz savunmasında bir paradigma durumudur. Psikanalitik yorumlamayı teşvik eder ve her senaryoyu tam ve göz alıcı bir biçimde sahneler.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Testimone oculare</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Suçun görgü tanığı için kullanılan İtalyanca bir cümledir. Gialli’yi İtalyanca izleyenler bu iki kelimeyi sık sık duyacaklardır. Giallo, bazen gözlemleme ve bunun sonucunda ortaya çıkan görgü tanıklığı üzerine kurgulanır. Alfred Hitchcock’un Rear Window (1954) isimli filminin tekrarlanması olan Il gatto a nove code (The Cat O&#8217; Nine Tails, Dario Argento, 1971) filmi de bu eksen etrafında döner.</p>
<p style="text-align: justify;">Her tür görüntü/bilgi dinamikleri gialloda araştırılmıştır ancak yabancı flaneur Sam Dalmas’ın (Tony Musante) şık bir Roma sanat galerisinde bir bıçak saldırısına tanık olduğu L&#8217;Uccello dale piume di cristallo deki kadar büyük bir etki oluşturmamıştır. Galeri görünürlüğü ve belirginliği en üst seviyeye ulaştırma ile ilgilidir: alan küçüktür ve suç dışında diğer bakışlar için dikkat dağıtıcı öğeler yoktur; kapılar/facade büyük cam panellerden oluşur; hiçbir şey engellenmemektedir; tüm alan son derece aydınlıktır. Dalmas’ın görüntüsüne katkıda bulunan bu desteklere rağmen kendi bakış gerçeğini görmede (ya da psikanalitik terimleri yanlış değerlendirirmek) başarısız olur. Diğer görgü tanığı anlatısı üzerine kurulu gialliler ise  Passi di danza su una lama di rasoio (Death Carries a Cane, Maurizio Pradeaux, 1972) ve La ragazza che sapeva troppo’dur.</p>
<p style="text-align: justify;">Görgü tanıklığı ve izleyiciyi ters köşeye yatıran görüş temaları içeren filmlerin birçoğunun isminde “gli occhi” (göz) geçer. (örneğin I gatto dagli occhi di giada [The Cat's Victim, Antonio Bido, 1977] ve Gli occhi freddi della paura [Cold Eyes of Fear, Enzo Girolami Castellari 1971]).</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #ff0000;">Suçluyu Ortaya Çıkarma</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Suçluyu ortaya çıkarma işinde giallo daha az bir uzlaşım göstermektedir. Yani katil filmin sonuna kadar ortaya çıkmaz ve izleyiciyi farklı kişiler üzerine yoğunlaştırır. Ortaya çıkarma işi patolojik olandan kimlik ve sunum yoluyla nasıl ayrılabileceğine dair bir araştırmaya giriş noktasıdır. Psikoanalizle birlikte, ortaya çıkarma işi  on dokuzuncu yüzyıl epistemolojisinin büyük sorunlarından biriydi ve şu anda dedektif ve analizci arasında analoji yapmak için kullanılan bir klişedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sette scialli di seta gialla (Sergio Pastore, 1972) ve La bestia uccide a sangue freddo (Slaughter Hotel, Fernando di Leo, 1971)’nin de aralarında bulunduğu giallilerin birçoğu açıkça patolojik olanı belirler ve karakterizasyonu kullanmak bu özellikteki filmlerin tek amacıdır. Bu sebeple dedektifin işi ortaya çıkarma, adlandırma ve sosyal ve ahlaki açıdan tehdit edici unsur olarak ötekiliği barındırmaktır. Ancak birçok ilerici gialli (genellikle Argento’nunkiler ve aynı zamanda Giornata near per l&#8217;ariete [The Fifth Chord, Luigi Bazzoni, 1973]) erkeklik ve kimlik konularını araştırmak için suçu ortaya çıkarma uzlaşımları ve inceleme prosedürleri ile ilgilenir. Bu tarz giallide kilit temalar ötekileşmeyi, başarısız araştırmayı, diğeri olmayı da içinde barındırır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #ff0000;">Dikkat Çekici Giysiler</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Birçok gialli izleyicisi Susan Scott’ın bir sonraki soyunma sahnesini beklerken, birçoğu da onun bir diğer harika kıyafetini görmeyi bekler. Söz konusu giallo hem erotik öngörüyü hem de kıyafet hassasiyetini teşvik eder. Giallo 1960 ve 70’lerin bir türüdür ve bu yıllar kıyafet açısından son derece dikkat çekicidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaç gialli moda evlerinde ya da moda evlerinin çevresinde geçmektedir? Sei donne per l&#8217;assassino, Nude per l&#8217;assassino (Strip Nude for your Killer, Andrea Bianchi, 1975) ve La dama rosa uccide a sette volte (The Red Queen Kills Seven Times, Emilio P Miraglia, 1972), bunlardan sadece bir kaçı. Peki kaç gialli kurbanı modeldir?</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Edebi açıdan</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Giallo’nun 1930’lardaki kökenlerine atıfta bulunursak, İngiliz çevirileri ve ilk Amerikan cinayet gizemleri ile birlikte sinematik giallo’nun edebi türe olan borcu unutulmaz. En belirgin örnekler ise giallo kitabının bir nesne olarak La ragazza che sapeva troppo filminde sahnelenmesi ve Unsane isimli filmde giallo yazarının/okuyucusunun anlatının merkezinde olmasıdır. İkinci filmde, Peter Neal (Antonio Francoisca) Amerikalı bir gialli yazarı ve Giuliano Gemma’nın detektifi hırslı bir Sherlock Holmes okuyucusudur.</p>
<p style="text-align: justify;">Film listesinde adı geçmediği halde Agatha Christie, Concerto per un pistola (The Weekend Murders, Michele Lupo, 1970) ve Cinque bambole per la luna d&#8217;agostso (Five Dolls for an August Moon, Mario Bava, 1970) için bir ilham ve imitasyon kaynağı olmuştur. Edgar Allen Poe eserleri de gialli filmlere uyarlanmıştır, örneğin Sette note in nero (The Psychic, Lucio Fulci, 1977) ve Due occhi diabolici (Two Evil Eyes, Dario Argento ve George Romero, 1990).</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/italian_giallo_movies5.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2485" title="italian_giallo_movies5" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/italian_giallo_movies5.jpg" alt="" width="645" height="394" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Sömürge Sonrası Sorunu</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Seyahat, tatil, egzotizm, melezlik ve yabancılık giallo’nun benzer özellikleridir. 1950’lerden sonra İtalyan sinemasının metinselliği ulusal film hareketi ve ulusal kimlik kapsamında problem yaratan sorguların önünü açan birçok özelliğe de sahiptir. Giaollo nun başkahramanı genellikle İtalya’da bir yabancı ya da İtalya’da tatil yapan bir turisttir. Mekan ise “Egzotik yerler”, İskoçya (L&#8217;iguana dalla lingue di fuoco [The Iguana with a Tongue of Fire, Riccardo Freda, 1971]), Haiti (Al tropico del cancro [Death in Haiti, Edoardo Mulargia, 1972]) ve Afrika’dır(L&#8217;uomo piú velonosa del cobra [Human Cobras, Bitto Albertini, 1971]). Karakterler sabit bir şekilde evde ya da başka bir mekanda bulunmazlar; daima farklı mekanlarda bulunurlar. Bu farklılık transatlantik hava yollarının reklamlarını ve elbette J&amp;B viskisinin seyahat eden yolcuların favori içeceği olmasını doğrulamaktadır.  Bu Avrupa Sinema tarihindeki en göze çarpan ürün olmalı.</p>
<p style="text-align: justify;">Giallo İtalya’da kurgulandığında, tipik olarak üç farklı rota izler. Bazen tanınabilir turist merkezleri ile ‘’İtalyan-lığın’’ tanıtımını yapar. Diğer zamanlarda İtalya’nın belirleyici özelliklerini göz ardı ederek İtalyan-lığı başka bir Avrupa ülkesi ile silmeye çalışır. Ve yine bazen esrarın gerçekleştiği mekan olarak kırsal-tarihsel yerleri seçer, La casa dale finestre che ridono (The House with the Windows that Laugh, Pupi Avati, 1976) da olduğu gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">İtalyan popüler sineması ulusal olmayanı teşvik etme eğilimindedir ve bu farklı biçimlerde yabancı olanın seyahati ve turist bakış açısı ile abartılmış olarak karşımıza çıkabilir. Ugo Liberatore&#8217;nin Incontro d&#8217;amore a Bali (1969) ve The Black Emanuelle  (1975-83)serileri (1975-83) bir soft-porno olarak karşımıza çıkmaktadır ve bu Anne McClintock’un “porn-tropikleri” olarak adlandırdığı giallo’nun daha pan-egzotik gizem araştırması ve değişen zevklerle ve halkın ilgisini canlı tutma olarak filme yansımıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Giallo’nun popülaritesi ulusal boyuttan çıkıp uluslar arası bir boyuta da ulaşmış, hatta Japonya’da anime bir giallo bile yapılmıştır (Perfect Blue, Satoshi Kon, 1997). Ayrıca İspanyol (Una libelua para cada muerto [A Dragonfly for Each Corpse, Leon Klimovsky, 1974]), Belçikalı (Die Potloodmoorden [The Pencil Murders, Guy Lee Thys, 1982]), ve daha bir çok ülkenin giallo filmlerine rastlamak mümkündür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/italyan-giallo-filmleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edgar Wallace’ın Eserleri Üzerine Çekilen Filmler ve Alman Krimi Filmleri</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/edgar-wallace%e2%80%99in-eserleri-uzerine-cekilen-filmler-ve-alman-krimi-filmleri/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/edgar-wallace%e2%80%99in-eserleri-uzerine-cekilen-filmler-ve-alman-krimi-filmleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 15:10:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Krimi]]></category>
		<category><![CDATA[Alfred Vohrer]]></category>
		<category><![CDATA[Artur Brauner]]></category>
		<category><![CDATA[Bernard Enninghouse]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Howland]]></category>
		<category><![CDATA[Constantin-Film]]></category>
		<category><![CDATA[Das Geheimnis der gelben Narzissen]]></category>
		<category><![CDATA[Das Geheimnis der grünen Stecknadel]]></category>
		<category><![CDATA[Das Phantom Von Soho Bryan]]></category>
		<category><![CDATA[Das Rätsel der roten Orchidee]]></category>
		<category><![CDATA[Das Rätsel des silbernen Dreieck]]></category>
		<category><![CDATA[Der Bucklige von Soho]]></category>
		<category><![CDATA[Der Doppelgänger]]></category>
		<category><![CDATA[Der Fälscher von London]]></category>
		<category><![CDATA[Der Frosch mit der Maske]]></category>
		<category><![CDATA[Der große Unbekannte]]></category>
		<category><![CDATA[Der Henker von London]]></category>
		<category><![CDATA[Der Hexer]]></category>
		<category><![CDATA[Der rote Kreis]]></category>
		<category><![CDATA[Der Wixxer]]></category>
		<category><![CDATA[Der Zinker]]></category>
		<category><![CDATA[Die Tote aus der Themse]]></category>
		<category><![CDATA[Dieter Borsche]]></category>
		<category><![CDATA[E.W.Emo]]></category>
		<category><![CDATA[Eddi Arent]]></category>
		<category><![CDATA[Edgar Wallace]]></category>
		<category><![CDATA[Elisabeth Flickenschildt]]></category>
		<category><![CDATA[Ennio Morricone]]></category>
		<category><![CDATA[Father Brown]]></category>
		<category><![CDATA[Francis Chagrin]]></category>
		<category><![CDATA[Fritz Rasp]]></category>
		<category><![CDATA[Geheimnis]]></category>
		<category><![CDATA[Gert Fröbe]]></category>
		<category><![CDATA[Hallo]]></category>
		<category><![CDATA[Harald Reinl]]></category>
		<category><![CDATA[Harry Alan Towers]]></category>
		<category><![CDATA[Harry Wüstenhagen]]></category>
		<category><![CDATA[Heinz Drache]]></category>
		<category><![CDATA[hier spricht Edgar Wallace]]></category>
		<category><![CDATA[Hubert von Meyerinck]]></category>
		<category><![CDATA[Jerry Cotton]]></category>
		<category><![CDATA[Joachim Fuchsberger]]></category>
		<category><![CDATA[Keith Papworth]]></category>
		<category><![CDATA[Klaus Kinski]]></category>
		<category><![CDATA[Kommissar X]]></category>
		<category><![CDATA[Krimi Film]]></category>
		<category><![CDATA[Krimi Movies]]></category>
		<category><![CDATA[Krimis]]></category>
		<category><![CDATA[Kurt Ulrich]]></category>
		<category><![CDATA[Lil Dagover]]></category>
		<category><![CDATA[Louis Weinert-Wilton]]></category>
		<category><![CDATA[Mabuse]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Böttcher]]></category>
		<category><![CDATA[Neues vom Hexer]]></category>
		<category><![CDATA[Neues vom Wixxer]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Thomas]]></category>
		<category><![CDATA[Pinkas Braun]]></category>
		<category><![CDATA[Railto Film]]></category>
		<category><![CDATA[Rätsel]]></category>
		<category><![CDATA[Ron Goodwin]]></category>
		<category><![CDATA[Rudolf Forster]]></category>
		<category><![CDATA[Siegfried Lowitz]]></category>
		<category><![CDATA[Siegfried Schürenber]]></category>
		<category><![CDATA[The Cheater]]></category>
		<category><![CDATA[The Dead Girl in the Thames]]></category>
		<category><![CDATA[The Double]]></category>
		<category><![CDATA[The Fearhered Serpent]]></category>
		<category><![CDATA[The Forger of London]]></category>
		<category><![CDATA[The Frog with the Mask]]></category>
		<category><![CDATA[The Hunchback of Soho]]></category>
		<category><![CDATA[The Menace]]></category>
		<category><![CDATA[The Mystery of the Red Orchid]]></category>
		<category><![CDATA[The Mystery of the Silver Triangle]]></category>
		<category><![CDATA[The Ringer]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret of the Green Pin]]></category>
		<category><![CDATA[The Squeaker]]></category>
		<category><![CDATA[The Wanker]]></category>
		<category><![CDATA[The Warlock]]></category>
		<category><![CDATA[Triple Wixx]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2431</guid>
		<description><![CDATA[Edgar Wallace filmleri İngiliz romancı ve oyun yazarı Edgar Wallace’ın eserleri üzerine çekilen filmlerdir. Dünya çapında sayısız Edgar Wallace film uyarlaması olmasına rağmen, 1959 ve 1972 yılları arasında Railto Film adındaki Alman şirketi tarafından yapılan cinayet filmleri kendi alt-türünü oluşturması sebebiyle içlerinde en çok bilinenlerdendir. Benzer tarzdaki diğer Edgar Wallace uyarlamaları ise Alman Artur Brauner [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/krimi_movies.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2432" title="krimi_movies" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/krimi_movies.jpg" alt="" width="580" height="400" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Edgar Wallace filmleri İngiliz romancı ve oyun yazarı Edgar Wallace’ın eserleri üzerine çekilen filmlerdir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dünya çapında sayısız Edgar Wallace film uyarlaması olmasına rağmen, 1959 ve 1972 yılları arasında Railto Film adındaki Alman şirketi tarafından yapılan cinayet filmleri kendi alt-türünü oluşturması sebebiyle içlerinde en çok bilinenlerdendir. Benzer tarzdaki diğer Edgar Wallace uyarlamaları ise Alman Artur Brauner ve Kurt Ulrich ve İngiliz yapımcı Harry Alan Towers tarafından yapılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #ff0000;">Alman Edgar Wallace filmlerinin erken tarihi</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Henüz sessiz film çağında, Alman film yapımcıları Edgar Wallace’ın romanlarının rahatlıkla beyazperdeye uyarlanabildiğini keşfetti. İlk Alman prodüksiyonu, Edgar Wallace hikâyelerinden Der große Unbekannte ise 1927 yılında filmleştirildi. Wallace bir sonraki film Der rote Kreis’in (The Crimson Circle, 1929) prodüksiyonu Berlin’de şahsen ziyaret etti. The Crimson Circle  sound-on-film (bir tür sesli film) Mart 1929’da Londra’da Phonofilm’de sergilendi.</p>
<p style="text-align: justify;">1931’de Wallace’in en çok bilinen eserlerinden biri olan The Squeaker’ı Der Zinker adıyla bir sesli film olarak beyazperdeye uyarladı. Bunları takiben ise The Ringer (Der Hexer, 1932) Lamarc tarafından ve The Double (Der Doppelgänger, 1934) E.W.Emo tarafından uyarlandı. Amerika Birleşik Devletleri’nde The Fearhered Serpent 1932 yılında The Menace olarak beyazperdeye ulaştı. 1934’ten 1950’lerin ortalarına kadar Edgar Wallace eserleri üzerine hiç Almanca film çekilmedi. Daha sonra, 1950’lerin ortalarına gelindiğinde, Alman film dağıtımcısı Constantin-Film bir dizi film planlarına başladı. O zamanlarda cinayet filmlerinin Almanya’da rağbet görmemesi sebebiyle, bu riski alabilecek bir film yapımcısı bulunamadı.<span id="more-2431"></span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/krimi_movies2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2435" title="krimi_movies2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/krimi_movies2.jpg" alt="" width="626" height="245" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>1960’larda ‘’Krimis’’ filmlerindeki Üslup</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Altmışların özgün Krimi sineması, filmleri sadece gerçek diziler değil aynı zamanda o zamanların Alman cinayet filmlerine benzer diğer bağlamlarda da görülen bir gerçek film alt türü yapan bir takım biçemsel özellikler içermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle, Harald Reinl (5 film) ve Alfred Vohrer (14 film) isimli iki yönetmen iz bırakmışlardır. Reinl uzun kaydırmalı çekimleri/palanları ve dış çekimleri tercih ederken, Vohrer’in filmleri hafif overacting ve farklı zoom ve kurgulama biçimleri ile bilinmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Genellikle Almanca roman başlıkları olan başlıklar Edgar Wallace sinemasının özgün görüntüsünü uyandırma niyetindeydi. Der Frosch mit der Maske (&#8220;The Frog with the Mask&#8221;), Der Zinker (&#8220;The Cheater&#8221;) ve Der Hexer (&#8220;The Warlock&#8221;) gibi başlıkların birçoğu kötü adamdan bahseder. Diğerleri Der Fälscher von London (&#8220;The Forger of London&#8221;), Der Bucklige von Soho (&#8220;The Hunchback of Soho&#8221;) ve Die Tote aus der Themse (&#8220;The Dead Girl in the Thames&#8221;) örneklerinde olduğu gibi hikâyenin uzamını belirtirken, daha soyut başlıklar ise genellikle Das Rätsel der roten Orchidee (&#8220;The Mystery of the Red Orchid&#8221;) Das Rätsel des silbernen Dreieck (&#8220;The Mystery of the Silver Triangle&#8221;) ve Das Geheimnis der grünen Stecknadel (&#8220;The Secret of the Green Pin&#8221;) örneklerinde olduğu gibi Rätsel (‘’gizem’’ ya da esrar’’) ya da Geheimnis (‘’sır’’) gibi kelimelerin özelliklerini taşırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı oyuncuların benzer roller için tekrarlanan oyuncu dağılımı ise altmışların Wallace filmlerinin bir diğer tipik özelliğidir. En popüler araştırmacıların bazıları Joachim Fuchsberger, Heinz Drache ve Siegfried Lowitz’dir. Komedi dublörü Eddi Arent, Siegfried Schürenber ve daha sonraları Hubert von Meyerinck ve hatta Chris Howland tarafından sunulurken kötü karakterler ise daha çok Fritz Rasp, Pinkas Braun, Harry Wüstenhagen ve özellikle Klaus Kinski tarafından oynanmıştır. Ek olarak, Elisabeth Flickenschildt, Gert Fröbe, Dieter Borsche, Lil Dagover ve Rudolf Forster gibi tanınan sinema ve tiyatro oyuncuları da defalarca önemli misafir rollerde yer almışlardır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/krimi_movies3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2440" title="krimi_movies3" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/krimi_movies3.jpg" alt="" width="617" height="231" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Gerçek film setleri genellikle Almanya’da olmasına rağmen, hikayenin geçtiği yer genellikle karakterlerin eski kalelerde, malikanelerde ya da köy evlerinde bulunduğu Londra ve civarıdır. Pejmürde gece kulüpleri, akıl hastaneleri ve özellikle daha sonraki filmlerde kız kolejleri ve elbette Scotland Yard Edgar Wallace filmlerinin popüler ana ve yan mekânlarıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hikaye bir yandan dizi ile de oldukça benzerdir. Olay örgüsü genellikle özgün bir maskeli kötü adam etrafında gerçekleşmektedir. Gerilim filmlerinin aksine, merak uyandırmanın en önemli tekniği ‘’polisiye’’dir. Yani, filmin sonuna kadar gerçek kötü adamın kim olduğun belirsizdir. Suç sebepleri ise genellikle hırs, intikam, servet avcılığı ve özellikle daha sonraki filmlerde kölelik ve uyuşturucu tacirliğidir.</p>
<p style="text-align: justify;">İtalyan alt türü Giallo’dan farksız olarak, Wallace Krimi filmleri büyük ölçüde bir polisin ya da özel dedektifin çalışmaları üzerine kuruludur. Bir diğer tipik özellik ise Scotland Yard dedektifi tarafından kötü adamın entrika ve suçlarından korunmak zorunda olan bir kadın kahramandır. Bu tema esas itibariyle tüm Krimis filmlerinde tekrarlanır ve iki baş kahramanın hikayenin sonunda mutlu bir şekilde birbirlerine âşık olmaları alışmamış bir durum değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tipik bir tanıtımın yanında filmi daha fark edilebilir kılmak için (genellikle <a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/krimi_movies4.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2445" title="krimi_movies4" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/07/krimi_movies4.jpg" alt="" width="247" height="562" /></a>film jeneriğinden önce bir cinayet işlenir), filmin geri kalanı siyah beyaz olsa da film jeneriği 1961 itibari ile renkliydi. Sadece iki özel durum vardır. Ayrıca 1962’de film jeneriğinin başlangıcına ‘’Hallo, hier spricht Edgar Wallace’’(Merhaba, Edgar Wallace konuşuyor) seslendirmesi eklendi. Oldukça belirgin bir özellik ise Martin Böttcher ve özellikle Peter Thomas’ın film müzikleridir. Daha sonraki dört Alman-İtalyan ortak yapımından üçünün film müzikleri Ennio Morricone tarafından yapılmıştır. Mart 1922’de ölmesinin dışında Das Geheimnis der gelben Narzissen filminin müziklerini yapan bestekar Keith Papworth hakkında çok az şey bilinmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Diğer Edgar Wallace filmleri ve diğer eserleri üzerine etkileri</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Edgar Wallace filmlerinin ardından, daha az başarılı ve ömrü kuşkusuz daha az olan diğer yazarların eserleri üzerine kurgulanmış dizileri ön plana çıkaran Krimi türü Alman film yapımının esası haline geldi. En göze çarpanları ise prodüksiyonu  Artur Brauner tarafından Doktor Mabuse ve Der Henker von London ve Das Phantom Von Soho Bryan gibi Edgar Wallace (Wallace’in oğlu, ayrıca polisiye romancısı) filmleri ve bazı Louis Weinert-Wilton uyarlamalarıdır. Ayrıca, Jerry Cotton ve Kommissar X film serileri ve Father Brown serileri biçemsel açıdan Wallace filmleri ile son derece ilişkilidir ve Krimi türünde yer alır.</p>
<p style="text-align: justify;">Alman uyarlamaların yanı sıra, defalarca aynı oyuncuların ve Bernard Enninghouse, Ron Goodwin ve Francis Chagrin’inin bestekâr olarak yer aldığı, daha az bilinen ancak İngiliz sineması için Wallace filmlerinin ne kadar büyük bir etki yarattığını görebileceğimiz bir serisi vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Günümüzde bu filmler halen Almanya’da ünlüdür ve etkilerinin büyük bir kısmı gülünç olsa da sık sık televizyonda gösterilmektedir. Edgar Wallace üslubu Alman film yapımının standart bir motifi olduğu için, son zamanlarda çekilen 2004 yapımı Der Wixxer (tahminen &#8220;The Wanker&#8221;, bir Der Hexer parodisi) ve takiben 2007 yapımı Neues vom Wixxer (bir Neues vom Hexer parodisi) gibi sayısız parodi bulunmaktadır. Üçüncü film Triple Wixx ise şu anda prodüksiyon aşamasındadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/edgar-wallace%e2%80%99in-eserleri-uzerine-cekilen-filmler-ve-alman-krimi-filmleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Confessions of a Psycho Cat (1968)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/confessions-of-a-psycho-cat-1968/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/confessions-of-a-psycho-cat-1968/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 16:57:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sexploitation]]></category>
		<category><![CDATA[3 Loves of a Psycho Cat]]></category>
		<category><![CDATA[Adult Movie Poster]]></category>
		<category><![CDATA[Adult Poster]]></category>
		<category><![CDATA[Arlenne Lorrance]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Boyd]]></category>
		<category><![CDATA[Campy]]></category>
		<category><![CDATA[Campy Movies]]></category>
		<category><![CDATA[Confessions of a Psycho Cat]]></category>
		<category><![CDATA[Dick Lord]]></category>
		<category><![CDATA[Ed Garrabrandt]]></category>
		<category><![CDATA[Eileen Lord]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Geraci]]></category>
		<category><![CDATA[Herb Stanley]]></category>
		<category><![CDATA[Jake LaMotta]]></category>
		<category><![CDATA[Rita Bennett]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2426</guid>
		<description><![CDATA[“They’re going to put you in a padded cell where you belong.” Confessions of a Psycho Cat, 60’ların son dönemlerinde çekilmiş siyah-beyaz bir sexploitation filmi. Aslında filme sexploition tanımlaması üç yıl sonra eklenen seks sahneleri sebebiyle verilmiş. Zira filmin orjinali 55 dk. Sleazy ve campy unsurları içeriyor olmasına rağmen film oldukça kaliteli bir gerilim atmosferi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/Confessions-of-a-Psycho-Cat.jpg"><img class="size-full wp-image-2427 alignleft" title="Confessions-of-a-Psycho-Cat" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/Confessions-of-a-Psycho-Cat.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a><strong> </strong><span style="color: #ff0000;"><strong>“They’re going to put you in a padded cell where you belong.”</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Confessions of a Psycho Cat, 60’ların son dönemlerinde çekilmiş siyah-beyaz bir sexploitation filmi. Aslında filme sexploition tanımlaması üç yıl sonra eklenen seks sahneleri sebebiyle verilmiş. Zira filmin orjinali 55 dk. Sleazy ve campy unsurları içeriyor olmasına rağmen film oldukça kaliteli bir gerilim atmosferi yaratmayı başarıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Virginia Marcus (Eileen Lord) problemli bir çocukluk geçirmiş bir kadındır. Çocukluğunda yaşadığı travmalar etkisini hala sürdürmektedir. Filmin açılış sahnesinde Virginia elinde bir türüfekle Afrikaya safariye gidecek olan abisine eşlik edeceğini düşünürken reddedilir. Bunun üzerine Virginia New York’ta kendi safarisini yapmaya karar veriri ve bunun için üç kişi seçer; Buddy, Charles Freeman ve Rocco. Seçilen bu üç kişi rastgele seçilmemiştir. Geçmişten gelen kötü bir ortak yanları vardır. Buddy uyuşturucu bağımlısı ve satıcısı bir hippidir. Genç bir kıza aşırı doz eroin vererek ölümüne sebep olmuştur. Charles Freeman ise unutulmuş bir aktördür ve sevgilisinin kocasını vahşice öldürmüştür. Eski bir güreşçi olan Rocco ise ringde bir güreşçiyi döverek öldürmüştür. Virginia bu üç kişiyi evine çağırır ve bir safari düzenleyeceğini söyler bu safaride amaç 24 saat boyunca canlı kalabilmektir. 24 saatin hayattan kalan kişi Virginia’dan $100.000 ödül kazanacaktır. Üçlü bu öneriyi kabul eder ve safari başlar.<span id="more-2426"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Confessions of a Psycho Cat kimilerine göre “The Most Dangerous Game” filminin bir remake’i olarak görülmekte. Bunun yanı sıra filmde oldukça güzel eski New York ve Manhattan manzaraları görüntüleri içeriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmde dönemine göre alışıla geldik kamera açıları yerine oldukça farklı ve deneysel bir kamera kullanımı var. Yönetmen Herb Stenley’in ilk ve tek filmi olmasına rağmen iyi bir iş çıkarmış ve film 60’ların en iyi istismar filmleri arasındaki yerini almış. Yukarıda da bahsettiğim gibi 60’ların bir çok istismar filminden gördüğümüz campy havası filmin başından sonuna kendini hissettiriyor fakat bu hava izleyiciyi sıkmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Filme üç yıl sonra eklenen çıplaklık içeren sahnelerse izleyiciyi rahatsız edecek boyutlarda değil fakat dönemin sansür sistemini düşündüğümüzde oldukça radikal. Filmin en heyecanlı sahnesini izlerken birden sonraki sahnede konuyla alakasız bir şekilde bir biriyle sevişen bir çifti görmemiz mümkün.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/Confessions-of-a-Psycho-Cat2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2428" title="Confessions-of-a-Psycho-Cat2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/Confessions-of-a-Psycho-Cat2.jpg" alt="" width="660" height="666" /></a></p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="360" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xd8d0e" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="360" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xd8d0e" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/confessions-of-a-psycho-cat-1968/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Apokaliptik ve Post-Apokaliptik Bilimkurgu</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/apokaliptik-ve-post-apokaliptik-bilimkurgu/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/apokaliptik-ve-post-apokaliptik-bilimkurgu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 20:32:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Post Apokaliptik]]></category>
		<category><![CDATA[A Canticle for Leibowitz]]></category>
		<category><![CDATA[After London]]></category>
		<category><![CDATA[Afterworld]]></category>
		<category><![CDATA[Andre Norton]]></category>
		<category><![CDATA[Apocalyptic]]></category>
		<category><![CDATA[Apokaliptik bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Murray]]></category>
		<category><![CDATA[Billion Year Spree: The History of Science Fiction]]></category>
		<category><![CDATA[Book of Revelation]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Aldiss]]></category>
		<category><![CDATA[By the Waters of Babylon]]></category>
		<category><![CDATA[Caesar's Column]]></category>
		<category><![CDATA[Cormac McCarthy]]></category>
		<category><![CDATA[Cosy catastrophe]]></category>
		<category><![CDATA[David Graham]]></category>
		<category><![CDATA[David R. Palmer]]></category>
		<category><![CDATA[Daybreak 2250]]></category>
		<category><![CDATA[Dies the Fire]]></category>
		<category><![CDATA[Distopya]]></category>
		<category><![CDATA[Down to a Sunless Sea]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu KOCABAYLIOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[Earth Abides]]></category>
		<category><![CDATA[Edgar Allan Poe]]></category>
		<category><![CDATA[Edmund Boisgilbert]]></category>
		<category><![CDATA[Edwin Balmer]]></category>
		<category><![CDATA[Emergence]]></category>
		<category><![CDATA[eter]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Herbert]]></category>
		<category><![CDATA[Freeforall]]></category>
		<category><![CDATA[George R. Stewart]]></category>
		<category><![CDATA[Gnostic]]></category>
		<category><![CDATA[H.G. Wells]]></category>
		<category><![CDATA[I Am Legend]]></category>
		<category><![CDATA[Ignatius L. Donnelly]]></category>
		<category><![CDATA[J. T. McIntosh]]></category>
		<category><![CDATA[Jack London]]></category>
		<category><![CDATA[James]]></category>
		<category><![CDATA[James Howard Kunstler]]></category>
		<category><![CDATA[Jeanne DuPrau]]></category>
		<category><![CDATA[Jerry Pournelle]]></category>
		<category><![CDATA[John Christopher]]></category>
		<category><![CDATA[John Hillcoat]]></category>
		<category><![CDATA[John Wyndham]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Saramago]]></category>
		<category><![CDATA[Kodi Smit-McPhee]]></category>
		<category><![CDATA[Larry Niven]]></category>
		<category><![CDATA[Lucifer's Hammer]]></category>
		<category><![CDATA[Manuel de Pedrolo]]></category>
		<category><![CDATA[Margaret Atwood]]></category>
		<category><![CDATA[Mary Shelley]]></category>
		<category><![CDATA[Mecanoscrit del segon origen]]></category>
		<category><![CDATA[Mercury Theatre]]></category>
		<category><![CDATA[Mordecai Roshwald]]></category>
		<category><![CDATA[Nevil Shute]]></category>
		<category><![CDATA[Nuclear Holocausts: Atomic War in Fiction]]></category>
		<category><![CDATA[One in Three Hundred]]></category>
		<category><![CDATA[Orson Welles]]></category>
		<category><![CDATA[Oryx and Crake]]></category>
		<category><![CDATA[Pat Frank]]></category>
		<category><![CDATA[Paul]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Brians]]></category>
		<category><![CDATA[Philip Wylie]]></category>
		<category><![CDATA[Post Apocalyptic]]></category>
		<category><![CDATA[Ravage]]></category>
		<category><![CDATA[René Barjavel]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Jefferies]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Matheson]]></category>
		<category><![CDATA[S. M. Stirling]]></category>
		<category><![CDATA[Saoirse Ronan]]></category>
		<category><![CDATA[Second origin typescript]]></category>
		<category><![CDATA[Sidewall]]></category>
		<category><![CDATA[Star Man's Son]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen Vincent Benét]]></category>
		<category><![CDATA[Survivors]]></category>
		<category><![CDATA[The City of Ember]]></category>
		<category><![CDATA[The Conversation of Eiros and Charmion]]></category>
		<category><![CDATA[The Day of the Triffids]]></category>
		<category><![CDATA[The Last Man]]></category>
		<category><![CDATA[The Road]]></category>
		<category><![CDATA[The Scarlet Plague San Francisco]]></category>
		<category><![CDATA[The Stand]]></category>
		<category><![CDATA[The War of the Worlds]]></category>
		<category><![CDATA[The White Plague]]></category>
		<category><![CDATA[The World in Winter]]></category>
		<category><![CDATA[The Year of the Flood]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas]]></category>
		<category><![CDATA[Viggo Mortensen]]></category>
		<category><![CDATA[Walter M. Miller]]></category>
		<category><![CDATA[When Worlds Collide]]></category>
		<category><![CDATA[World Made By Hand]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2420</guid>
		<description><![CDATA[Apokaliptik bilimkurgu janrı bilimkurgunun bir alt türü olarak, nükleer savaş, salgın hastalık veya başka büyük bir felaket ile insanlığın sonunun geleceğine dair hikâyeler anlatır. Post apokaliptik bilimkurgu ise mekân olarak, bu tarz büyük felaketler sonrası yeniden kurulan dünyada geçer. Zaman ise ya bu felaketten hemen sonrasını anlatır ve hayatta kalanların çektiklerine veya psikolojilerine odaklanır ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/post-apocaliyptic-movie-cover.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2419" title="post-apocaliyptic-movie-cover" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/post-apocaliyptic-movie-cover.jpg" alt="" width="613" height="240" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Apokaliptik bilimkurgu janrı bilimkurgunun bir alt türü olarak, nükleer savaş, salgın hastalık veya başka büyük bir felaket ile insanlığın sonunun geleceğine dair hikâyeler anlatır. Post apokaliptik bilimkurgu ise mekân olarak, bu tarz büyük felaketler sonrası yeniden kurulan dünyada geçer. Zaman ise ya bu felaketten hemen sonrasını anlatır ve hayatta kalanların çektiklerine veya psikolojilerine odaklanır ya da felaketin üzerinden belli bir süre geçtikten sonra, felaket öncesi medeniyetin geçmişte kalan, çoktan unutulmuş halini anlatır. Post-apokaliptik hikâyeler genelde teknolojinin olmadığı ilkel bir gelecekte ya da sadece bazı kırık dökük, eski teknolojik aygıtların kaldığı bir dünyada geçer. Bilimkurgunun bu türü ile distopik toplumlar veya kara ütopyaları ele alan türü arasında çok muğlâk bir sınır vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu türler, ‘nükleer bir silah ile bütün dünyanın yok edilmesi’ olasılığının, toplumların bilinçlerine yerleştiği İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra popülerlik kazanmışlardır.  Öte yandan, kayda değer apokaliptik romanlar, 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Mary Shelley’nin The Last Man romanını yayınlamasına kadar geriye gider. Ayrıca, alt türler apokaliptik edebiyattan, binlerce yıllık hikâyelerden ve yorumlardan beslenir.<span id="more-2420"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Antik Yazıtlar</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Babil ve Yahudi gelenekleri de dâhil olmak üzere pek çok toplum, apokaliptik edebiyat ve mitoloji üretmiştir, bazıları dünyanın ve insanlığın sonunu anlatmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Peygamber Nuh’un ve gemisinin Kutsal Kitap’ta geçen hikâyesi, çürümüş bir medeniyetin sonunu ve onun yerine yeni kurulan bir dünyayı anlatır. Milattan sonraki ilk asırlar pek çok apokaliptik eserin ortaya çıkışına şahit olmuştur. Yeni Ahit’te de yeri olduğu için bunların en bilineni, yok oluşa dair kehanetlerle dolu olan Book of Revelation (Vahiler)’dir. ‘Sırların ifşası’ anlamına gelen apocalypse (kıyamet) sözcüğü de buradan gelmektedir. Dini araştırmalara göre, apokaliptik metinlerde ve hikayelerde ya cennete çıkarılan ya da geleceğin gösterildiği bir insanoğlu vardır ve bu kişi, oldukça gizli sırlar taşır. Birçoğu cennet ve gelecek hakkında olan bu vahiler, bugün yaşanan olayların nedenlerini açıklar.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeni Ahit’in Apokrifa külliyatından başka Peter, Paul, Stephen, Thomas, James ve Gnostic  Apokalips’leri vardır.  İncil’den alınan apokaliptik hikayeler de dahil olmak üzere bu dönemin inanç ve fikirleri gelişen Hıristiyan Eskatolojisini de etkilemiştir.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/post-apocaliyptic-movie-cover2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2421" title="post-apocaliyptic-movie-cover2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/post-apocaliyptic-movie-cover2.jpg" alt="" width="626" height="245" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Modern Eserler</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>1900 Öncesi </strong></span><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Modern apokaliptik bilimkurgunun ilk örneği Mary Shelley&#8217;nin 1826’da yazdığı The Last Man romanı olarak gösterilebilir. Bu romanın son bölümünde salgın sonucu insanlığın yok olduğu bir dünyada yaşayan bir adamın hikâyesi anlatılmaktadır. Bu alt türün pek çok unsurunu taşıyan roman, kimileri tarafından ilk bilim kurgu romanı olarak kabul edilmiştir; fakat bu sıfat Shelley&#8217;nin daha önce yazdığı ve daha ünlü olan Frankenstein romanına aittir.</p>
<p style="text-align: justify;">1885’te  Richard Jefferies’ının yazdığı, After London gerçek bir &#8220;post-apokaliptik bilimkurgu &#8221; olarak nitelendirilebilir;  ani ve tanımlamayan bir felaket sonrası İngiltere nüfusu neredeyse yok olmuştur; taşra kasabaları doğal haline geri bürünür ve hayatta kalan bir kaç kişi yarı ortaçağ yaşam tarzına döner. İlk birkaç bölümde sadece, İngiltere’nin dönüştüğü harika doğa tasvirleri anlatılır: tarlalar ormanlarla kaplanır, evcilleşmiş hayvanlar vahşi doğada yaşar, yollar ve kasabaların üzerini doğa ile örtülür, nefret edilen Londra bir göle ve zehirli bir bataklığa dönüşür. Hikâyenin geri kalanı onlarca yıl sonra vahşi hayat ve toplumda geçen tam bir macera, arayıştır; ama ilk bölümler sonraki bilim kurgu hikâyelerine bir temel oluşturmuştur. Benzer şekilde, Stephen Vincent Benét&#8217;in &#8220;By the Waters of Babylon&#8221; (1937) isimli kısa öyküsü belirsiz bir felaketten kaçan ve yerle bir olmuş New York’a gelen bir adamın kabul görme arayışını anlatır. 1898’de basılan H.G. Wells romanı The War of the Worlds , Mars’ta yaşayan varlıklar tarafından dünyanın ele geçirilişini anlatır. Uzaylılar, durdurulamaz araçlar üzerine yerleştirilmiş gelişmiş silahlar ile sistematik olarak Viktoryen dönem İngilteresi’ni yerle bir ederler. Orson Welles, Mercury Theatre’da (Mercury Tiyatrosu) kendi programında romanın radyo uyarlamasını yapınca, roman en çok bilinen erken dönem apokaliptik eserlerden biri olmuştur. Daha sonra pek çok kez sinemada, televizyonda yeniden çevrilmiş ve radyoya, müziğe ve bilgisayar oyunlarına da uyarlanmıştır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/roadwarrior.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2422" title="roadwarrior" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/roadwarrior.jpg" alt="" width="614" height="405" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>1900 Sonrası Eserler</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Nükleer Savaş </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Soğuk Savaş dönemi, nükleer savaşın gerçek olması ile bu alt türe olan ilgiyi arttırmıştır.  Paul Brians, 1895-1984 yılları arasındaki hikâyeler, romanlar ve filmlerde geçen atom savaşlarını incelediği  Nuclear Holocausts: Atomic War in Fiction adlı eserini yayınlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Artık bu yıkımı derecesini tahayyül etmek hayal değildir. Mordecai Roshwald&#8217;nin Level 7, Nevil Shute&#8217;nin On the Beach ve Pat Frank&#8217;in Alas, Babylon, gibi bazı yeni eserler genel bilimkurgunun özelliklerini tanımlayan hayali bilim ve teknolojiden kaçınmışlardır. Diğerleri mutantlar, işgalci uzaylılar veya geleceğin egzotik silahları gibi (örn. James Axler&#8217;s Deathlands) daha fantastik öğeler taşır. Walter M. Miller, Jr.&#8217;ın 1959 tarihli A Canticle for Leibowitz adlı yapıtı bu alttürdeki ufuk açıcı bir eserdir. Kilisenin (Katolik veya diğerleri) yeniden yükselişi, sözde ortaçağ toplumu gibi düşünceler ile soykırım öncesindeki dünyanın bilgisini yeniden keşfetme teması bu kitabın merkezini oluşturmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı teorisyenlere göre, yakın geçmişinde Hiroshima ve Nagasaki’ye atom bombası atılmış olması, pek çok apokaliptik temayı da içerecek biçimde Japonların popüler kültürünü derinden etkilemiştir. Japon&#8217;ların manga ve animeleri apokaliptik hayal ürünleriyle bezelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Andre Norton en bilinen post apokaliptik romanlardan biri olan Star Man&#8217;s Son (AKA, Daybreak 2250)’ı 1952’de yayınlanmıştır. Kitapta genç bir adam olan Fors, radyasyonun mahvettiği bir yerde mutasyona uğramış telepatik bir kedinin yardımıyla bilgiye erişmek için Arthurvari bir arayışa sürüklenir. Kahraman mutasyona geçirmiş yaratıklarla karşılaşır; “canavar yaratıklar&#8221; muhtemelen insanların genetiği bozulmuş bir formudur.</p>
<p style="text-align: justify;">Çocuk romanları yazarı Jeanne DuPrau, 2003’te, genç erişkinler için yazdığı dört kitaplık bir post-apokaliptik serisi olan romanların ilkini yayınlar. The City of Ember, adlı bu roman Bill Murray ve Saoirse Ronan’ın başrolünü paylaştıkları bir film olarak sinemaya da uyarlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Post-apokaliptik bilimkurgunun son eserlerinden olan Cormac McCarthy&#8217;nin Pulitzer Prize-ödüllü The Road (2006) adlı romanı, aynı zamanda yönetmen John Hillcoat tarafından, Viggo Mortensen ve Kodi Smit-McPhee başrollerini paylaştığı bir film ile sinemaya da uyarlanmıştır. Metinde dünyanın bir bölümünü yok eden olayın nedeni asla açıklanmaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Salgın Hastalık</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Jack London’ın 1912’de yayınlanan romanı The Scarlet Plague San Francisco’da 2072 yılında geçer; gezegenin nüfusu altmış yıl önce bir salgınla büyük ölçüde azalmıştır. George R. Stewart’ın Earth Abides (1949) adlı eseri insanlığın büyük kısmının bir salgın hastalık tarafından yok edildiğine şahit olan bir adamı anlatır. Adam bilgi ve öğreti biriktirerek, yeni bir medeniyet kurmak için çalışırken, adamın çevresinde zamanla küçük bir topluluk bir araya gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">1970’lerde BBC’de yayınlanan bir televizyon dizisi olan Survivors, yakın zamanda 2008’de yeniden çekildi. Dizide, genetik olarak geliştirilen bir virüs, dünya nüfusunun %99’unu öldürür ve sonrasında yaşanan erken etkilenme döneminde hayatta kalan bir grup İngiliz’in öyküsü anlatılır. İlk bölümler salgının hemen ertesindeki etkileri incelerken, ikinci ve üçüncü seriler hayatta kalanların yeni toplumlar kurma ve diğer topluluklarla ilişkiye girmelerini ele alır.</p>
<p style="text-align: justify;">1978’de, Stephen King The Stand’i yayınladı; roman dünyanın sonunu getiren bir grip salgınından kurtulan küçük bir grup insanın yolculuğunu anlatmaktadır. 1949’da yayınlanan Earth Abides romanından etkilendiği söylense de, King&#8217;in kitabı pek çok doğaüstü öğeyi barındırmaktadır ve korku bilimkurgu türünde değerlendirilmektedir. David R. Palmer’ın ödüllü romanı Emergence (1984) insanoğlunun çıkardığı bir salgın hastalık ile dünya nüfusunun çok büyük kısmının yok olduğu bir zamanda geçmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Nobel ödüllü Portekiz yazar Jose Saramago’nun 1995’te kaleme aldığı Körlük isimli romanı, körlüğün kitlesel bir salgın olarak yayıldığı bir şehirde ya da ülkede sosyal yapının altüst oluşunu anlatmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Margaret Atwood’un romanı Oryx and Crake, distopyan post-apokaliptik bilimkurguya bir örnektir. Hikâye genetik olarak dönüştürülmüş bir virüsün, kendileri de genetik olarak oynanmış başkarakter ve küçük bir grup insan dışında herkesi yok ettiği bir çerçeveye oturtulmuştur. Bir seri geri dönüşler ile biyo-korporasyonların idare ettiği bir dünya düzeni tasvir edilir ve kıyamete neden olan olaylar açıklığa kavuşur. Hikâyeyi daha sonra The Year of the Flood takip etmiştir. Kısa öykü &#8220;Freeforall&#8221; ise totaliter bir toplumun cinsel birleşme ile geçen bir salgın hastalığı durdurmaya çalışmasını anlatır.</p>
<p style="text-align: justify;">Richard Matheson&#8217;ın I Am Legend romanında, dünya nüfusunu vampir benzeri yaratıklara dönüştüren global bir salgından etkilenmeyen tek insan olan Robert Neville’in hayatı konu alınır.</p>
<p style="text-align: justify;">Frank Herbert  The White Plague (1982) romanı, IRA tarafından gömülen ve sonra patlayan bir bombanın, moleküler uzmanı biyolog John Roe O&#8217;Neill’in 20 Mayıs 1996 günü karısı ve çocuklarını öldürmesi ile başlar. Ailesini kaybedince çılgına dönen O&#8217;Neill, soykırımvari bir intikam planlar ve kadınları öldüren bir virüs yaratır. O&#8217;Neill daha sonra bu virüsü İrlanda’da (teröristleri desteklediği için), İngiltere’de (İrlandalıları baskı altında tutarak, onlara terör nedeni verdiği için) ve Libya’da (bahsi geçen teröristleri eğittiği için) yayar.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca bu ülkelerde vatandaşları olan hükümetlere, vatandaşlarını geri çekmelerini ve bu ülkeleri karantina altına almalarını söyler. Bu sayede salgın, kendi belirlediği alanda yayılacaktır; sonuçta onlar da O&#8217;Neill’in kaybettiklerini kaybedeceklerdir. Eğer söyledikleri yapılmazsa elinde yayacak daha çok virüs vardır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/post-apocaliyptic-movie-cover3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2423" title="post-apocaliyptic-movie-cover3" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/post-apocaliyptic-movie-cover3.jpg" alt="" width="620" height="243" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Modern Teknolojinin Çöküşü</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">René Barjavel&#8217;in 1943 tarihli romanı Ravage, Fransa&#8217;nın Almanya tarafından işgal edildiği dönemde yazılmıştır. Roman ani bir elektrik kesintisi sonucu kaosun, kıtlığın ve hastalıkların ortaya çıktığı, geleceğin mahvolmuş Fransa’sında geçmektedir ve kurtulmayı başaran bir grup insanın çaresizce hayatta kalma mücadelesini anlatır. Barjavel&#8217;den yarım yüzyıl sonra, S. M. Stirling 2004 yılında benzer temalı  Dies the Fire romanı kaleme almıştır. Romanda dünya çapında ani ve gizemli bir &#8216;Değişim&#8217; fizik kanunlarını değiştirir, sonuç olarak da elektriğin, ateşli silahların ve yüksek enerji isteyen birçok teknolojinin artık çalışmaz. Medeniyet taş taş üste kalmadan çöker ve iki farklı topluluk ortaçağ teknolojilerini, yeteneklerini ve büyülerini yeniden yaratmak için birbirleriyle mücadele ederler. Modern teknolojinin çöküşünü konu alan Afterworld ise bilgisayar animasyon teknolojisi ile geliştirilen Amerikan bilimkurgu televizyon dizisidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Uzaylı Tehditleri</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Edgar Allan Poe&#8217;nun 1839 tarihli kısa öyküsü &#8220;The Conversation of Eiros and Charmion&#8221; da öldükten sonra, dünyanın sonunu getiren kıyameti tartışan iki ruh vardır. Dünyaya çarpan bir kuyruklu yıldız gezegenin atmosferindeki nitrojeni yok etmiş ve geriye sadece oksijen kalmıştır, sonuçta bütün dünya cehenneme dönmüştür. 1933&#8242;te Philip Wylie ve Edwin Balmer&#8217;in birlikte kaleme aldıkları When Worlds Collide adlı romanda dünya sahte bir gezegen olan Bronson Alpha tarafından yok edilir. Seçilmiş bir kaç kişi bir uzay gemisi ile kaçmayı başarır. Romanın devamında kaçmayı başaran bu grup, dünyanın eski yörüngesine yerleşmiş olan Bronson Alpha gezegenin kardeşi Bronson Beta&#8217;da yeni bir hayata başlarlar.</p>
<p style="text-align: justify;">1954&#8242;te  J. T. McIntosh&#8217;ın yazdığı One in Three Hundred romanında bilim adamları, Güneş&#8217;in patlayacağı kesin gün saat ve dakikayı hesaplamayı başarırlar. Sonuçta, güneş gören yarımküreden başlayarak dünya üzerindeki denizler buharlaşacak ve yeryüzündeki hayat 24 saat içerisinde tamamen yok olacaktır. Korkunç kasırgaların ve felaketlerin kopacağı tahmin edilmektedir. Binalar havaya uçacaktır. Tahliye edilen insanları Marsa götürmek için binlerce uzay gemisi üretilir. Güneş patlamaya başladığında her şey takvime göre gerçekleşir, fakat pek çok uzay gemisi  bozulur ve  Marsa gitmeyi başaramaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Jerry Pournelle ve Larry Niven (1977) beraber kaleme aldıkları Lucifer&#8217;s Hammer adlı romanda, büyük felakete yol açan bir kuyruklu yıldızın, dünyaya çarpması ve çeşitli insan topluluklarının felaket sonrası Güney California’da hayatta kalma mücadelesi anlatılır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/post-apocaliyptic-movie-cover4.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2424" title="post-apocaliyptic-movie-cover4" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/post-apocaliyptic-movie-cover4.jpg" alt="" width="620" height="243" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Cosy Catastrophe (Cosy Felaketler)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Cosy catastrophe&#8221; post-apokaliptik bilim kurgunun özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiliz bilimkurgu yazarları arasında yayılan bir tarzına verilen isimdir. &#8220;Cosy catastrophe&#8221; tarzında yazılan bir eserde, alışılageldiği gibi bir medeniyet sonlanır ve hayatta kalmayı başararak daha sonra kendi medeniyetlerini kuracak olan bir grup insan dışında herkes ölür. Bu tanımı Brian Aldiss, “Billion Year Spree: The History of Science Fiction” adlı eserde kullanmıştır. Kavram, 1890&#8242;larda Ignatius L. Donnelly (Edmund Boisgilbert takma adıyla), tarafından yazılan Caesar&#8217;s Column isimli romana kadar geriye gider. Zenginlerin iktidarına ve oligarşiye karşı alt sınıfın kanlı isyanı, medeniyetin yıkılmasına neden olur, ama başkahraman (Uganda dağlıklarında Avrupa’nın müstahkem bir kolonisi olan ) evine geri dönmeyi başarır. Cosy mystery, gizemli bilimkurgu (mystery fiction?) türüne benzer özellikler taşır.</p>
<p style="text-align: justify;">The Day of the Triffids romanının yazarı İngiliz John Wyndham, özellikle Brian Aldiss’in eleştirilerine maruz kalmıştır. Eleştirmen L. J. Hurst, kitapta ana karakterin birçok cinayete, intihara ve şansızlıklara tanık olduğunu ve çoğu zaman kendisinin de ölüm tehlikesi ile karşılaştığını söyleyerek Aldiss&#8217;in suçlamalarını reddeder.</p>
<p style="text-align: justify;">John Christopher&#8217;ın romanı The World in Winter (1962) da bu kategori içerisinde yer alır. Ana karakter, güneşin radyasyonunda yaşanan bir düşüş sonucu Avrupa medeniyetinin çöküşüne tanıklık eder ve en aşırı uçlardan kendisini korumayı tutmayı başarır.  Yeterince şanslı olanlar Afrika’ya yerleşmek için kaçarlar, ama burada da kendilerine ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılır. Sonuçta, içinde Nijerya askerlerinin ve başkahramanın olduğu bir hoverkraft ile Londra’ya yapılan son yolculuk esnasında başkarakter görevi sabote eder; çünkü hayatta kalmayı başaran bir gruba katılan karısıyla beraber orda kalmayı tercih eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Katalan yazar Manuel de Pedrolo, 1974’te basılan post-apokaliptik roman “Mecanoscrit del segon origen” (Second origin typescript)’i kaleme almıştır. Dünyadaki bütün canlıları öldüren bir düşman soykırımı sonrası, iki çocuk kazara hayatta kalır.  İnsanlığın kültürünü sürdürmek ve dünya üzerindeki nüfusu artırmak görevi artık ikisindedir.</p>
<p style="text-align: justify;">David Graham&#8217;ın Down to a Sunless Sea (1979) adlı eseri benzer bir &#8220;cosy catastrophe&#8221; ile başlar. Dünyanın geri kalanı, her tarafa ölümcül radyoaktif maddeler saçan bir nükleer savaş sonrası yok olmuştur; fakat hayatta kalmayı başaran bir grup insan, kahraman bir jet pilotunun yönlendirmesinde Antartika’ya yerleşip insanlığı yeniden kurar.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Petrol krizi sonrası</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">James Howard Kunstler,  World Made By Hand adlı romanında New York’un şehir dışı bölgesini mekân olarak seçer. Bir petrol kaynağı Amerikan ekonomisine ve halkına büyük zarar vererek düşüşe geçmiştir ve Amerikalılar günlük hayatlarını ucuz petrol olmadan sürdürebilmeyi öğrenmek zorunda kalırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">David Graham da 1982’de Sidewall adlı kitabında benzer bir konuyu kullanmıştır. Romanda zira OPEC politik amaçlardan ötürü petrol üretimini durdurunca, dünya petrole alternatif aramak zorunda kalır. Hikaye nükleer enerji ile çalışan, yarı-süpersonik okyanus aşan bir aracın inşa edilmesini anlatır ve birçok terörist grup ve ulus dünyanın petrole bağımlı kalması için bu aracı ve girişimi durdurmaya çalışır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İyi&#8221;Kötü Film&#8221; için çeviren: Duygu KOCABAYLIOĞLU</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Apocalyptic_and_post-apocalyptic_fiction">Kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/apokaliptik-ve-post-apokaliptik-bilimkurgu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Olga&#8217;s Girls (1964)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/olgas-girls-1964/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/olgas-girls-1964/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Jun 2010 19:13:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sexploitation]]></category>
		<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alice Denham]]></category>
		<category><![CDATA[Audrey Campbell]]></category>
		<category><![CDATA[Cynthia Grey]]></category>
		<category><![CDATA[Dolly Simmons]]></category>
		<category><![CDATA[George Weiss]]></category>
		<category><![CDATA[Glen or Glenda]]></category>
		<category><![CDATA[Gore]]></category>
		<category><![CDATA[Ilsa]]></category>
		<category><![CDATA[Jane Hill]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Joseph P. Mawra Joseph P. Mawra]]></category>
		<category><![CDATA[Olga's Girls]]></category>
		<category><![CDATA[Olga’s House of Shame]]></category>
		<category><![CDATA[Sleaze]]></category>
		<category><![CDATA[Tchaikovsky]]></category>
		<category><![CDATA[White Slaves of Chinatown]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2416</guid>
		<description><![CDATA[Olga filmleri 60’lı yıllarda yapılan sexploitation türünde bir seridir. Olga’s Girls ise bu serinin ikinci filmi olarak 1964 yılında Joseph Mawra tarafından çekilir. Serinin ilk filmi White Slaves of Chinatown ve sonuncu yani üçüncüsü Olga’s House of Shame de yine aynı yönetmene aittir. Serinin üç filminin de yapımcısı 50’li yıllarda yaptığı Z filmler ve 60’lı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Olga filmleri 60’lı yıllarda yapılan <a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/olgasgirls1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2417" title="olgasgirls1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/olgasgirls1.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>sexploitation türünde bir seridir. Olga’s Girls ise bu serinin ikinci filmi olarak 1964 yılında Joseph Mawra tarafından çekilir. Serinin ilk filmi White Slaves of Chinatown ve sonuncu yani üçüncüsü Olga’s House of Shame de yine aynı yönetmene aittir. Serinin üç filminin de yapımcısı 50’li yıllarda yaptığı Z filmler ve 60’lı yıllardaki sexploitation filmleriyle tanınan George Weiss’dir. 1953 yapımı bir cinsiyet değiştirme hikayesinin anlatıldığı Glen or Glenda filmi Weiss’in en bilinen işidir.</p>
<p style="text-align: justify;">60’ların başında sinemada sleaze ve gore unsurlar yeni yeni görünmeye başlarken, bu üçleme bu unsurları içeren en dikkat çeken istismar filmlerinin başında gelir. Olga filmleri aynı zamanda Jess Franco için de Ilsa serisi açısından büyük bir ilham kaynağı olmuştur.  Beyaz kadın ticareti, uyuşturucu, kaçakçılık, işkence dolu bu seri, çoğu kişi tarafından 30 ve 40’lı yılların klasik exploitation filmlerine bir gönderme şeklinde tanımlanır. Tabii ekstra sleaze unsurlar içererek…</p>
<p style="text-align: justify;">Olga (Audrey Campbell) yerel bir mafya ile bağlantılı çalışan, etrafında kirli işleri yaptırmakta kullandığı kadınların olduğu, bir yer altı çetesinin lideridir. Oldukça zalim, en ufak bir hatayı bile kabul etmeyen Olga, yanındaki kadınları fuhuş yaptırmak ve uyuşturucu ticareti için kullanmaktadır. İstemediği ya da yanlış bir durum olursa kadınlara eziyet etmekten hiç çekinmez. İçlerinden bir kızın muhbirlik yaptığını öğrenir ve gerçekleri öğrenmenin onun için birinci yolu işkencedir. <span id="more-2416"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Olga’s Girls filminin belki de en dikkat çekici özelliği oldukça yaratıcı işkence sahneleri. Ayrıca dönemin güzel mankeni Audrey Campbell oldukça ilginç bir karakter yaratmış. Karakterin zalimliğini gayet iyi yansıtırken, bazı lezbiyen ilişki sahnelerinde kızlara dokunurken ya da öperkenki rahatsız durumu gözden kaçmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Işık ve gölge oyunlarının gayet başarılı kullanıldığı film, sinematografi açısından düşük bütçesine rağmen oldukça başarılı. Filmle ilgili önemli bir detay da filmin sessiz çekilmiş olması. Hikayesi bir anlatıcı tarafından anlatılan filme karanlık bir belgesel havası vermiş bu özellik. Kullanılan garip kamera açılarıyla farklı bir atmosfer yaratılmış. Fakat çok alakasız sahnelerde örneğin bir anda Tchaikovsky’nin aşk temalı Romeo ve Juliet müziğini duymak gülünç olmuş.</p>
<p style="text-align: justify;">Birkaç gün gibi kısa bir sürede çekilen filmden harika oyunculuklar beklemek anlamsız olur. Fakat dönemin özelliklerini yansıtan, sexploitation türünden hoşlananlar için ideal bir film. Olga serisini izlemeyip merak edenler için de iyi bir başlangıç.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/olgasgirls01.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2418" title="olgasgirls01" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/olgasgirls01.jpg" alt="" width="660" height="666" /></a></p>
<p><script src="http://en.sevenload.com/pl/N6ei14j/500x408" type="text/javascript"></script></p>
<p>Link: <a href="http://en.sevenload.com/videos/N6ei14j-Olgas-Girls"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" alt="Olga's Girls" width="66" height="10" /></a></p>
<p><!-- INCLUDE javascript_bottom --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/olgas-girls-1964/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Mini-Skirt Mob (1968)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/the-mini-skirt-mob-1968/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/the-mini-skirt-mob-1968/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 May 2010 19:40:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aksiyon Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Biker]]></category>
		<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Andy Warhol]]></category>
		<category><![CDATA[Beach Party Films]]></category>
		<category><![CDATA[Beat the Devil]]></category>
		<category><![CDATA[Biker Movies]]></category>
		<category><![CDATA[Camp Style]]></category>
		<category><![CDATA[Campy]]></category>
		<category><![CDATA[Cheesy]]></category>
		<category><![CDATA[Diane McBain]]></category>
		<category><![CDATA[Drive-in Films]]></category>
		<category><![CDATA[George Kuchar]]></category>
		<category><![CDATA[Hell’s Belles]]></category>
		<category><![CDATA[John Waters]]></category>
		<category><![CDATA[Kitch]]></category>
		<category><![CDATA[Maury Dexter]]></category>
		<category><![CDATA[MGM]]></category>
		<category><![CDATA[Mike Kuchar]]></category>
		<category><![CDATA[Patty McCormack]]></category>
		<category><![CDATA[Pink Flamingos]]></category>
		<category><![CDATA[Polyester]]></category>
		<category><![CDATA[Ross Hagen]]></category>
		<category><![CDATA[Sherry Jackson]]></category>
		<category><![CDATA[The Bad Seed]]></category>
		<category><![CDATA[The Mini-Skirt Mob]]></category>
		<category><![CDATA[Welcome to the Dollhouse]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2413</guid>
		<description><![CDATA[The Mini-Skirt Mob bir kadın motosiklet çetesini konu alan, 60’lı yılların drive-in sinemaları için yapılmış 1968 yapımı türlerin iç içe geçtiği bir film. Film 60’lı yıllarda istismar alt türlerinden  biker filmlerinin özelliklerini taşısa da yer yer western öğeleri, dönemin popüler gençlik melodramları ve campy unsurlarını da içinde barındırıyor. Filmden önce blogumda daha önce yer vermediğim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/05/miniskirtmob.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2414" title="miniskirtmob" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/05/miniskirtmob.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>The Mini-Skirt Mob bir kadın motosiklet çetesini konu alan, 60’lı yılların drive-in sinemaları için yapılmış 1968 yapımı türlerin iç içe geçtiği bir film. Film 60’lı yıllarda istismar alt türlerinden  biker filmlerinin özelliklerini taşısa da yer yer western öğeleri, dönemin popüler gençlik melodramları ve campy unsurlarını da içinde barındırıyor. Filmden önce blogumda daha önce yer vermediğim bir tür olan campy’den de kısaca bahsetmek istiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Camp genel olarak bir yaşam tarzını ifade eder. Sanatın bütün dallarında kendine yer bulan, çoğu kişi tarafından bir sanat akımı olarak adlandırılan bu tür, “campy”  yada “cheesy” olarak da bilinir. Genel olarak kitsch’e yakın olmasına rağmen, ondan ayrılan en önemli özelliği burada “abartı” ve “bayağılık” bilinçli olarak kullanılır. Sinemada da bu türün en bilinen yönetmenleri George ve Mike Kuchar, Andy Warhol ve John Waters’dır. Türün en bilinen filmleri ise Beat the Devil, Pink Flamingos, Polyester ve Welcome to the Dollhouse filmleridir.</p>
<p style="text-align: justify;">Shayne (Diane McBain) Mini-Skirt Mob ismindeki kadınlardan oluşan bir motosiklet çetesinin lideridir. Erkek arkadaşı rodeocu, kovboy Jeff Logan (Ross Hagen) tarafından aldatılır ve terk edilir. Jeff, Connie (Sherry Jackson) ile evlenir. Bunun üzerine Shayne erkek arkadaşını geri almak için çetesiyle harekete geçer. Mini-Skirt Mob biker filmlerinde görmeye alıştığımız kirli, paspal çetelere benzememektedir. Saçları, makyajları ve kıyafetleriyle farklı bir tarzları vardır. Motosikletli kızlardan çok, 60’lı yılların dergilerinden fırlamış modellere benzemekteler.<span id="more-2413"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Oyunculuklar da yukarıda bahsettiğim gibi kıyafetler gibi abartılı. Tam bir campy havasını seziyorsunuz. Ayrıca filmle ilgili dikkatimi çeken bir diğer husus da filmin yapım şirketinin MGM olması. MGM gibi büyük bir yapım şirketinin, böyle bir filme imza atmış olması, dönemin drive-in filmlerinin dönem içinde ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Film genel olarak hareketli aksiyon sahneleriyle kendini sonuna kadar izlettiriyor. Detaylara çok takılmadan, dönemin koşullarını göz önünde bulundurarak, o dönemin havasını ve trendlerini izlemek gayet keyifli. Filmin yönetmeni Maury Dexter. 50’li yılların popüler beach party filmleriyle kendisini gösteren yönetmen, dönemin trendlerine uygun The Mini-Skirt Mob ve Hell’s Belles (1970) filmleriyle biker tarzında işlere de imza atmıştır. Filmin oyuncu kadrosu diğer biker filmlere göre daha tanıdık ve popüler isimlerden oluşuyor. Diane McBain, Sherry Jackson, Ross Hagen’ın yanı sıra Patty McCormack’ı çocuk oyuncu olarak üne kavuştuğu 1956 yapımı The Bad Seed filminden hatırlamak mümkün.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/05/miniskirtmob2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2415" title="miniskirtmob2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/05/miniskirtmob2.jpg" alt="" width="660" height="666" /></a></p>
<p><script src="http://tr.sevenload.com/pl/YdRjxPD/500x366" type="text/javascript"></script></p>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/YdRjxPD-Mini-skirt-mob-1968-www-iyikotufilm-com"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" alt="Mini-skirt mob (1968) www.iyikotufilm.com" width="66" height="10" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/the-mini-skirt-mob-1968/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
