iyiköfüfilm

5
Ağu
2011

Yılmayan Şeytan (1973)

Yeşilçam kategorilerinde yayınlandı.

Trash sinemanın en sevdiğim alt türlerinden birisi 1970’lerin Türk filmleridir. Aşırı coşku ve ciddi bir para açığıyla, incelikten uzak ve telif hakkı yasalarını takdir edilesi bir gamsızlıkla hiçe sayarak, Dünyayı Kurtaran Adam (The Man Who Saved The World [Turkish Star Wars], Şeytan (Turkish Exorcist), Tarkan ve diğer pek çok film ile bize unutulmaz anlar yaşatmıştır. James Bond ve süper kahraman filmlerini andıran gizemli bir film niteliğindeki Yılmayan Şeytan ya da The Deathless Devil günümüz eleştirilerine maruz kalan diğer bir filmdir. Ayrıca film Amerikan yapımı Mysterious Doctor Satan (1940) adlı 15 bölümlük serinin bir uyarlamasıdır.

Yılmayan Şeytan 12 bölümlük bir Amerikan dizisini konu alıyor ve bu hikâyeye belirli bir oranda bağlı kalmaya çalışıyor. Sonuçta ortaya çıkan film sıkıcı kısımları atılmış bir TV şovu gibi yayınlanıyor. Filmin her on dakikasında yaşanacak farklı bir macera ve durdurulması gereken kötü bir karakterle karşılaşılıyor; ancak bu uğraşların hiçbiri filmin sonuna kadar başroldeki kötü karakterin gerçekten yenilmesini sağlamıyor. Bu tarz filmlerde daima harcanabilir fedailer olan kötü karakterin yandaşları bile yeniliyor, tekrar canlanıyor ve bir sonraki macerada iyi adamla dövüşmeye devam ediyorlar. Ancak Yılmayan Şeytan’ın konusu hakkında konuşmak bir noktayı tamamen kaçırmamıza neden olacaktır. (daha&helliip;)


31
Eki
2010

SS. Sunda Röportajı

Röportaj kategorilerinde yayınlandı.

SS. Sunda (Sandro Yassel Spazio) ile Metin Demirhan’ın blogu sayesinde tanıştım. Blogdaki eski yazıları okurken Metin Demirhan’ın SS. Sunda ile yapmayı planladığı bir röportaj fikri olduğunu ve bunun maalesef gerçekleşemediğini öğrendim. Bu yarım kalmış projeyi hayata geçirmek istedim ve SS. Sunda’ya bir mail attım. Kendisi uzun süre Türkiye’den bir haber alamadığından oldukça şaşırdı ve mutlu oldu. Metin Demirhan’ın ölüm haberini aldığında da bir o kadar üzgündü, ilk verdiği tepki ise “fuck!!! He was too young!” oldu. Metin Demirhan’a yollamış olduğu promo DVD’sinin bende olduğunu öğrenince ve sıkı bir Killing fanı olduğumu duyunca, belgeselinin bir kopyasını bana göndermek istediğini söyledi ve röportaj teklifimi kabul etti. İşte o röportaj…

Tolga D.: Merhabalar, öncelikle bize biraz kendinden bahseder misin?

SS. Sunda: Kendimi yarı underground karikatürist, yarı da bağımsız film yönetmeni olarak tanımlayabilirim. Çizgi romanları ve film izlemeyi çok severim, fakat ilüstrasyonlar ve belgeseller pek ilgi alanıma girmez ama arada atıştırmalık almak gerek..

T.D. Yönetmenliğe nasıl başladın?

SS. Sanırım 1999 yılıydı, arkadaşlar arasında yaptığımız bir şaka neticesinde başladım. Birkaç kısa gore porno filmi yaptım.

T.D. Peki The Diabolikal Super Kriminal belgeseli fikri nasıl ortaya çıktı?

SS. O sıralar uzun metraj bir film çekmek için gerekli paraya sahip değildim ancak yapımcılığını kendimin üstelendiği bir belgeselin altından kalkabilirdim. Bu belgesel için de “Killink/Killing/Sadistik” karakterini seçtim. İtalya’da çoğu kişi tarafından hatırlanmıyorduda. Sanırım sadece Türkiye ve Arjantin’de bu “Suçun Kralı” karakter için daha ciddi ve tarihsel anılar var. The Diabolikal Super Kriminal pahalı bir çalışma oldu aslında ama tabii ki bir kurgusal yapımı düşününce ucuz olduğunu söylemem gerek. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni