iyiköfüfilm

11
Tem
2012

Death Curse of Tartu (1966)

B-Film Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Filmimiz Florida’nın güneyinde Everglades’de geçiyor. Ed Tison (Fred Pinero) ve karısı Julie Tison (Babette Sherrill) arkeoloji hocalarıdır ve bir grup öğrencileriyle birlikte çalışma yapmak üzere Everglades Milli Park’ına gelirler. Burada Ed’in arkadaşı Sam (Frank Weed) de onlara katılacaktır. Fakat Sam gelmez ve tipik bir kadın endişelenmesiyle hiçbir sebep yokken Julie Sam’in başına mutlaka kötü bir şey geldiğini düşünmeye başlar. Bir süre sonra aslında endişelerinin yersiz olmadığı ve Sam’in gerçekten başına bir şey gelmiş olabileceği düşüncesini tüm gruptakiler kabullenmeye başlar. Bunun sebebi ise buldukları bir kaya tableti ve üzerinde yaklaşık 400 yıl önce yazılmış bir yazıdır. Tabletin üzerinde 400 yıl önce ölmüş doktor Tartu’dan (Doug Hobart) ve Tartu’nun lanetinden bahseder. Kim Tartu’nun mezarını ihlal ederse,  o kişi Tartu’nun lanetiyle bir hayvanın elinden korkunç bir şekilde öldürülür. Tartu’nun ruhu bir hayvanın bedeninde tekrar canlanır. Ed, ilk başta bunun çok saçma olduğunu düşünse de, bir süre sonra iki öğrencisi Tommy ve Joann bir köpek balığı saldırısıyla ölünce bir kez daha bu konuda düşünmeye başlar.

Senaristliği ve yönetmenliği William Grefe’ye ait oldukça düşük bütçeli tipik bir B filmi. Kötü oyunculuklar, vasat senaryosu ve zayıf görsel efektlerinin yanı sıra hayvanlar tarafından öldürülen kurbanların sahneleri beklenenin aksine çok fazla şiddet ve gore unsur içermiyor. Ayrıca film boyunca arka fondan işiteceğiniz sürekli tekrarlayan davul sesi bir süre sonra sinir bozucu olmaya başlıyor. (daha&helliip;)


7
May
2012

Blood and Roses (1960)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Uzun yıllardır saygı duyularak bilinen ve vampir mitine farklı bir yaklaşım getiren bu Roger Vadim filmi, sinema tarihindeki önemli yerini halen korumaktadır. Geçmişe dönüp baktığımızda, bu filmde zarif ve şık bir hikaye görüyoruz, aynı zamanda Sheridan Le Fanu‘nun Carmilla karakterinin erotizmini beyazperdeye en başarılı şekilde uyarlayan bir kaç filmden biridir.

1961 yılında ise durum farklıydı. O yıllarda, Hammer’ın abartılı bir yaklaşım sergilediği Dracula uyarlamasının yanında, Blood and Roses filminin hafif kaldığı ve biraz da sakin olduğu şeklinde yorumlar yapılmıştı. Değerli olduğu kabul ediliyordu ama korku filmi öğelerine sahip olmadığı söyleniyordu. Yönetmen Vadim’in ticari kaygılar ile sanatsal sunum arasında bir yerlerde kaldığı, eski moda tutuculuk ve Fransız New Wave akımı arasında bulunduğu söylenirken, duygusal öğeleri ön plana çıkarmak uğruna şiddet öğelerini feda etmesi eleştirilmişti.

Bu eleştiriler tamamıyla haksız sayılmaz, Vadim’in sanatsal içgüdüleri filmin açılışından itibaren açıkça görülüyor, Le Fanu ismine filmin belirsizliğini korumak adına yer verilmiyor. Annette Stroyberg (Carmilla) ve yardımcı oyuncu Elsa Martinelli aşk ve ölüm bahçesindeki kırılgan çiçekler gibi sunuluyor. Filmin en dikkat çeken sahnelerinden biri, serada iki kadının ani yakınlaşması, bu konsepti tam olarak somutlaştırıyor. Bu, homoerotik sinemanın önemli sahnelerinden biri – arka planda yağmurdan ıslanmış kadınlar birbirlerine bir öpücük verirken seranın camlarının nemlenmesi.

Kan dökmek bu tür filmlerde eşcinsel birlikteliğe göre daha kabul edilebilir olduğundan, bu sahnenin ön plana çıkışını hatırlamak biraz garip. Dramatik yaratıcılık yönü düşünülmediğinde bile aslında bu sekans ana karakterin içinde bulunduğu temayı yansıtıyor, ödüllendirilmeyen aşkın onun en büyük laneti oluşu. Bu duruma farklı bir bakış açısı getirilirse, yaygın olarak heteroseksüel romantizmin bir sembolü olarak görülen güllerin onu reddetmekten başka çareleri yok çünkü eşcinsel tutku nedeniyle yok ediliyorlar. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni