iyiköfüfilm

8
Oca
2013

Lucifer Rising (1972)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Lucifer Rising yönetmenliğini Kenneth Anger’ın yaptığı bir kısa film. Film 1972 yılında tamamlanmasına rağmen dağıtımı ise ancak 1980 yılında yapılabilmiş. Yönetmen Anger 1966 yılında filmin müziklerini yapmak ve filmde oynaması üzerine Bobby Beausoleil ile anlaşıyor. Fakat 1967 yılında Anger, filminin çalındığını duyuruyor. Çalanın da Bobby Beausoleil olduğu, filmin müzikleri için anlaştığı parayı az bulduğu için filmin kopyalarını çaldığı ortaya çıkıyor. Bunun üzerine 2 yıl sonra Kenneth Anger filmi tekrar çekiyor. Ayrıca ilk filmin elde kalan bazı sahnelerini de Invocation of My Demon Brother isimli kısa filminde kullanıyor.

Bobby Beausoleil, Charles Manson’un kurduğu “aile”nin müritlerinden biri. Hatta filmin kopyasını Charles Manson’a verdiği söyleniyor. Tam bu sırada Manson’un yönlendirmesiyle bir cinayet işliyor ve hapse giriyor.

Filmde İngiliz şarkıcı Marianne Faithfull yer alıyor. Ayrıca Mick Jagger’ın kardeşi Chris Jagger, Led Zeppelin gitaristi Jimmy Page de filmde yer alan diğer isimler. Bobby Beausoleil ise hapishanedeyken filmin müziklerini yazıp besteliyor.

Filmle ilgili bir ayrıntı ise Thelema felsefesini ya da öğretisini ortaya atan Aleister Crowley’in filmin bir bölümünde görülmesi. Yönetmen Kenneth Anger’ın bir Thelemit olmasının bunda büyük bir payı var tabii.

Lucifer Rising, Kenneth Anger’in tüm filmleri içinde belki de en iddialısı. Eşsiz ve büyüleyici bir sonuç ortaya çıkarken farklı mitolojilerden gelen unsurları, karmaşık sembol ve alegorileri bir arada çok başarılı bir şekilde kullanmış yönetmen. (daha&helliip;)


14
Kas
2012

Repulsion (1965)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Polanski sınırları zorluyor.

Paris doğumlu Polonyalı yönetmen Roman Polanski’nin Gérard Brach ile senaryosunu geliştirdiği 65 yapımı Repulsion, apartman üçlemesinin (Repulsion, Rosemary’s Baby, Le locataire) ilk filmi olmakla beraber Polanski’nin sanatsal gelişim yolunda ve kariyerinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Ayrıca psikotik sahneleri ve sürrealist geleneği ile sinema tarihinde önem kazanmış, ilk İngilizce filmi olarak kayıtlara geçmiştir. Ama öncelikle Polanski’nin Repulsion’de Psiko-Freud bir deney yarattığını ve hemen bağlamında Alfred Hitchcock’un 60 yapımı Psycho ile arasında Freudyen psikolojik çalışma türünün karşılaştırılabileceğini ve aynı çerçeve içerisinde değerlendirilebileceğini söyleyeyim. Dahası, Repulsion, Polanski’nin ilk -sürrealist- başyapıtı olma niteliğini taşıyor. Eh, hak etmiyor da değil. En nihayetinde, Polonyalı yönetmenin zihnimizi parçalamakta ve psikolojik gerilim yaratmakta oldukça kararlı olduğunu rahatsızlık boyutunun içinde rahatlıkla görebiliyoruz. Anlayacağınız, Repulsion’de Polanski’nin büyüleyici siyah-beyaz gerçeküstü çekimine ve Catherine Deneuve’ün canlandırdığı Carol karakterinin yıkıcı tavrına ve çetrefilli zihnine tanık oluyoruz. Diyeceğim şu ki; Polanski’nin yaptığı gibi gerçeği bir kenara bırakalım -ki yapmadığımız bir şey değil- ve yüz iki dakika boyunca hümanizmin içinde kaybolalım.

Ayrıca Repulsion’in, Polanski’nin diğer filmlerine nazaran daha baskın bir temaya sahip olduğunu görürsünüz. Peki bunun nedeni ne olabilir? Tabii ki toplumdan başka bir şey olamaz. Meselâ kısa filmi Usmiech Zebiczny’yi hatırlayın. 1957’den bu yana Polanski’nin yarattığı karakterler, toplum tarafından değişik formlarda dayatılan bazı sınırları çeşitli şekillerde ihlal ediyor. (daha&helliip;)


10
Eki
2012

Mystics in Bali (1981)

B-Film Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Pete Tombs’un kurucularından biri olduğu Mondo Macabro tarafından piyasaya sürülen DVD’siyle tekrar gün yüzüne çıkan Mystics in Bali (1981) Endonezya istismar sinemasının en bilinir ve en uçuk kaçık filmlerinden biri.

Filmin yönetmeni Endonezya istismar filmlerinin tanınmış yönetmenlerinden H. Tjut Djalil. 1932 doğumlu yönetmen sinemaya başlamadan önce öykü yazarlığı ve tiyatro yönetmenliği yapmış. Sinema sektöründe 15 filmin yönetmenliğini yapan H. Tjut Djalil, Endonezya istismar filmleri dendiğinde akla gelen birçok ilk filmin yönetmeni.

Film, Bali’ye araştırma yapmak için gelen Amerikalı bir antropolog olan Cathy’nin başından geçen fantastik olayları işliyor. “Leyak” adındaki çok tehlikeli bir Bali büyüsünü araştırmak isteyen Cathy, orada tanıştığı ve yakın arkadaşlık kurduğu Mahendra’yı ikna ederek gecenin bir vakti ormana giderler. Leyak rahibesini bekleyen ikili tuhaf görünümlü rahibe ortaya çıkınca yanına gider ve rahibe Cathy’i öğrencisi olarak kabul eder. Rahibe ile Cathy tokalaşarak ayrılmak üzereyken rahibenin eli Cathy’nin elinde kalır. Çığlık atarak eli fırlatan Cathy rahibeyi takip eden elin ardından baka kalır. Bu ilerleyen dakikalarda neler izleyeceğimizin adeta bir habercisidir.

Filmin en tuhaf sahnesi cadının ellerini çarpmasıyla Cathy’nin kafasının vücudundan ayrıldığı sahnedir. İç organlarıyla birlikte vücudundan ayrılan Cathy’nin kafasının beslenmek için kana ihtiyacı vardır ve taze çocuk kanı favorisidir. (daha&helliip;)


28
Ağu
2012

The Beyond (1981)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

1996 yılında vefat eden Fulci, gore sinemasının en önemli yönetmenlerindendir. Peki, Fulci’yi nasıl bilirdik; “Zombie” serisi, “Demonia”, ” City Of Living Dead”,” The Eroticist”,  “The House by the Cemetery”,” Don’t Torture Duckling”  ve tabii unutulmaz “The Beyond”. Başrollerini Catriona MacColl ( Liza Merril) ve David Warbeck’in ( Dr John McCabe) paylaştığı The Beyond (E tu vivrai nel terrore! L’aldilà), İtalyan korku sinemasının en önemli örneklerindendir.

“The Beyond”, Amerika’nın Louisiana eyaletinde ismi ile müsemma Seven Doors Hotel’de geçmektedir. Film,  1927’de Schweick adında bir ressamın otelde katledilmesiyle başlar. “Bu günahsızı neden çiviliyorlar” denilmesine gerek kalmadan kendisinin cadı ilan edilerek katliamını izleriz. Bundan yıllar sonra oteli yeniden işletmek için alan New York’lu Liza Merril (Catriona MacColl) cehennemin yedi katına açılan geçit üzerinde at koşturduğundan bihaberdir. Böylece cehennem kapısı aralanmaya başlar.

Filmde korku türünün her türlü öğesini görmek mümkün. Cehenneme açılan kapı, önüne geleni harcayan geçit öğesi, hayaletler, korkunç küçük kız, zombiler, bütün uyarılara rağmen lanetli mekandan çıkmayan yeni ev sahibesi, başrolde anlamsız bakışlar atan bu kızımıza tutulmuş bir doktor… Zombi, kapısı ve aşığı olarak gelişen “The Beyond”,  her ne kadar Dario Argento filmleri (özellikle atıl kurt sahnesiyle/ Suspiria) ile karşılaştırılsa da kendine özgüdür. Kütüphaneci örümcek fantezisiyle beyinlerimize kazınan bu kült yapım, sürekli akılda dönen müziğiyle de unutulmamaktadır. (daha&helliip;)


5
Ağu
2012

Hausu (1977)

B-Film Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Deneysel filmlerle başlayıp, deneysel kavramında yer almayan, aslında yine deneysel bir iş gerçekleştirdiği filmi “Hausu”, Nobuhiko Obayashi’nin bilinen işlerinden. Bunun yanında, 1988 yapımı “Ijin-tachi to no natsu/The Discarnates/Summer Among The Zombies” in de yönetmeni aynı zamanda. Ustanın “The Discarnates” ile benzer tatta olan soft kalan işleri, pink olabilecekken o türe yanaşmaktan itinayla kaçan ustanın aynı zamanda 1983 yılında yaptığı sci-fi işi olan “Toki o kakeru shôjo/The Little Girl Who Conquered Time” ile de benzerlik gösteriyor. “Huzursuz ruh sendromu” ve bunun Japon düşünce tarzı ile ilişkisi dehşetengiz biçimde yer tutarken, usta yönetmen Nobuhiko Obayashi’nin deneysel filmleriyle sinema dünyasına girişinin tarihi 1960 zamanları. 

Annesi öleli sekiz yıl olan Angel(Kimiko Ikegami), tatilini babasıyla birlikte geçirme planları -son anda ortaya çıkan,babasının artık mutlu bir yuva kurup hayatına devam etme endişesiyle- cici anne potansiyeline sahip Bayan Ema ile tanıştırılmasıyla suya düşer. Bunun üzerine büyük hayal kırıklığı yaşatan babasıyla(Saho Sasazawa) üvey annesini(Haruko Wanibuchi) yalnız bırakarak Karuizawa’ya gelmeyi reddeden Angel; uzun zamandır görmediği teyzesine(Yoko Minamida) haber vererek(eski filmlerin yankılı mektuplarıyla) gelmek istediğini belirtir. Bu arada okuldaki arkadaşları, Angel’ın kendileriyle gelememesine üzülürken; öğretmenleri Bay Togo(Kiyohiko Ozaki) rehberliğinde gitmeyi planladıkları kamp gezisinin iptal olmasıyla birlikte Angel’ın da davetiyle teyzesinin köşküne gitme kararı alırlar. Tatillerini hep birlikte çoşkuyla geçirme hayali kuran yedi kız ve yolculuk boyunca yanlarında olamayacak ancak daha sonra onlara katılabilecek olan Bay Togo ile teyzenin evine varmadan, Angel ile teyzesinin en son on yıl önce görüştüğünü öğrendikten sonra araya sıkıştırılan “yaşlı bir kedi ön patisiyle bir kapıyı açabilir; ama onu sadece bir cadının kedisi kapatabilir…” şeklinde verilen alt metinle olaylar gelişir. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni