iyiköfüfilm

1
Eyl
2012

Emanuelle Around The World (1977)

XXX kategorilerinde yayınlandı.

Emmanuelle (Laura Gemser) erotik sahneler vaad etme özelliğinin yanında dünyada geziye çıkmayı seven karakterlerden biriydi. Bu filmde ise öncelikli misyonu Hindistan’a giderek bir seks gurusundan (George Eastman) yeni şeyler öğrenmek. Laura Gemser‘ın oyuncu olduğu ve Joe D’Amato tarafından yönetilen bir Emmanuelle filmi olmasından dolayı hardcore seks sahneleri ya da hikayede enteresan geçişler görmek filmi izlemeden önce de tahmin edilebilen bir şey. Bu tahmin doğru çıkıyor ve filmde her ikisi de görülebiliyor.

Tekrar filmin konusuna gelirsem, Hindistandaki gezi sırasında Emmanuelle, Mary adında bir kadın ile (Brigitte Petronio) tanışıyor ve bu kadın kendisine Roma’da bazı kızların zorla Hong Kong’a gönderilmek üzere kaçırıldıklarını söylüyor. Bunun üzerine macerasever Emmanuelle duruma karşı duyarlı davranıyor ve kızları kurtarmaya karar veriyor. Bu kızlardan biri olan Cora (Karin Schubert) diğer kızları kurtarmak amacıyla Emmanuelle ile ortaklık kuruyor ve beraber bir maceraya atılıyorlar.

Bu filmde diğer Emmanuelle filmleri ile karşılaştırıldığında gelişen özellikler bulunduğu söylenebilir. Senaryo kurgusunun işleyişi daha akıcı hale getirilmiş örneğin. Belirgin olarak görülen bu gelişme dışında diğer şeylerin hemen hemen aynı olduğunu da söylemek gerek. Seks,erotizm,hardcore sahneleri (tabi sansürsüz versiyonu izliyorsanız) ve vahşilik. (daha&helliip;)


24
Ağu
2012

The Necro Files (1997)

B-Film Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Todd Tjersland ile pek çok yapıma imza atmış ‘A Threat Theatre International’ ın prodüksiyonluğunu üstlenerek aynı zamanda Tjersland tarafından kaleme alınmış 1997 yapımı ‘The Necro Files’, yönetmen Matt Jaissle’nin düşük bütçeli filmlerinden en ilginç olanı.

Threat Theater’ın sürekli çalışmakta olduğu Todd Tjersland ile geçmişi bir hayli kabarık. Aynı zamanda -bu filmde sadece senaryo sahibi olan Todd Tjersland- bir DC Comic illüstratörü olan Tjersland ile pek çok filminde ortak çalışmaları olan bir şirket. Özellikle 1998 yıllarından beri bir hayli yoğun projeler içinde olan prodüksiyon, aynı zamanda ard arda, Matt Jaissle’nin filmleri dışında “Faces of Gore” serisini harekete geçirenlerden. Başta ve sonlarda yapılan girişlerden de filmde bundan dolayı duyulan memnuniyeti görmek mümkün.

Banyo sahnesiyle açılışı yapan film hemen ardından biraz sonra kurbanı olacak genç kızı izlemekte olan röntgenci katile odaklanır. Evde tek başına olan maktül huzursuzlanarak kapıları ve pencereleri kontrol ederken maskeli katil çoktan eve girmiştir, saklandığı yerden çıkar, kızı bayıltır, tecavüz eder, evden daha ayrılamadan eve gelen Dedektif Martin (Steven Sheppard) ve ortağı Dedektif Orville (Gary Browning); nekrofil yamyam katilin eseri olan içi dışı bir yerde olan cesede bakarken, yamyam katil saklandığı yerden çıkarak Dedektif Martin’i yere serer. Ortağı Orville ise son anda yetişerek ortağıyla nekrofil katil Logan (Isaac Cooper)’ı nihayetinde öldürür. Olaydan dokuz ay sonra satanist gençlerin ayin sırasında yaptıkları büyüyle tekrar dirilen(zombi olarak) yamyam nekrofil Logan (artık nekrofil-zombi olmuştur), Seattle’da terör estirir. Katilin infazında bizzat yer almış dedektifler de aynı şekilde tekrar güvenliği sağlamaya çalışırlar. Ayinde kurban edilen bebek için de sürpriz gelişmeler barındıran film, buraya kadar normalmiş gibi dursa da aslında öyle değil… (daha&helliip;)


2
Ağu
2012

Hellraiser (1987)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

80li yılların korku filmlerini sevenler için ve dolayısıyla benim için de çoktan klasik mertebesine ulaştığını belirterek başlamak istiyorum bu yazıya. Filmin yönetmeni Clive Barker‘ın ilk filmi ve bence sinema tarihindeki tüm ilk filmler arasında ilk 20 içine girmeyi hakeder.

Clive Barker, altı bölümden oluşan “The Books of Blood” hikayeleriyle korku türüne verdiği eserlerle usta yazar Stephen King tarafından da başarılı bulunmuş bir isim.

Filmi izlememiş olanlar bile baş “kötü” karakter olan Pinhead (Doug Bradley)’e mutlaka popüler kültürün bir yerlerinde rastlamışlardır ve aşinadırlar. Filmde uzun süre hiç görünmemesine rağmen, arada sırada ortaya çıkmasına rağmen film bittiğinde en çok akılda kalan karakter olması da etkileyiciliğinden ve akılda kalıcı bir kötü adam karakteri yaratılmış olmasından kaynaklanıyor.

Açılış Frank Cotton (Sean Chapman)’ın bulmaca içeren gizemli bir kutu almasıyla yapılıyor. Frank zevk arayışı içinde olan, kendisiyle takıntılı hedonist bir karakterdir ve hep daha fazla zevkin mümkün olduğu düşüncesiyle sonunda bu kutunun sırlarını çözmeye karar verir ama bu onun kendi evinin içinde başka bir dünyaya, karanlık bir dünyaya doğru yolculuğa çıkmasına neden olur.

Birkaç yıl sonra Julia ve Larry yeni bir evlilikten sonra yeni evlerine (Frank’in cehennemin kapılarını açtığı eve) taşınmışlardır. Bu evlilik Larry açısından aşk dolu olsa da Julia tarafında durum aynı şekilde değildir. Aslında onun tutku ile yaklaştığı kişi Larry’nin kardeşi Frank’tir ve bu evde bir çok paylaşımları da olmuştur. (daha&helliip;)


19
Haz
2012

Rambling Rose (1991)

Kavram-Kuram-Fenomen Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Yaşça küçük bir erkeğin yetişkin bir kadınla birlikte olması düşüncesi ergenlik dönemimde benim için ilgi çekici konulardan birisiydi. Video döneminde kiraladığım ve geçtiğimiz günlerde arşivimden çıkarıp tekrar izlediğim film, beni o günlere götürdü ve küçük bir nostalji yaşamamı sağladı.

Martha Coolidge’in yönetmenliğini yaptığı film yönetmenin genelde ele aldığı kadın odaklı filmlerden biri. Yönetmenlik kariyerine belgesel filmlerle giriş yapan M. Coolidge, Tecavüze uğrayan bir liseli genç kızın hikayesini anlattığı Not a Pretty Picture (1976) filmiyle yönetmenliğe sağlam bir adım atmış ve kadınların cinsel istismarına kadar uzanan bir yelpazede filmler çekmiştir.
 
1935 yılında Amerika’nın Güneyinde geçen film o dönemde yalnız ve genç bir kızın hayatına odaklanmış. Genç kızımız ise yönetmenliğini David Lycnh’in Wild at Heart (1990) filmiyle o dönemde çıkış yapmış Laura Dern.
 
Sıcak bir yaz günü  elinde valiziyle Rose (Laura Dern), Hilyer ailesinin yanına ev işleriyle ve çocuklarıyla ilgilenmek için gelir. Hilyer ailesi kısa sürede bu güzel kızı benimser. Özellikle evin erkekleri, baba ve üç erkek kardeş Rose’a hayran olmuşlardır.  Baba ve evin diğer büyük erkeği 13 yaşındaki Buddy genç kızla farklı şekilde ilgilenmektedir. Rose’da kendisine karşı gösterilen bu ilgiden memnun karmaşık bir ruh hali içindedir. Buddy’nin Rose’a olan ilgisi sonunda meyvesini verir genç kızla küçük ergenimiz birlikte olur. Rose sadece ailenin hayatını değiştirmekle kalmaz geldiği kasabada da uçarı tavırlarıyla kasabalıların ilgisini çeker. (daha&helliip;)

1982 İtalya yapımı La Bimba di Satana -Satan’s Baby Doll olarak da bilinir- İyi “Kötü” Film’in konsepti için biçilmiş kaftan. Genellikle Frank Bronston, Martin White, Alan W. Cools gibi mahlaslar kullanmış olan yönetmen Mario Bianchi’nin filmografisi, spaghetti westernler ile açılırken, kısa süre içerisinde porno endüstrisine yönelmesi açısından enteresan. La Bimba si Satana ise yönetmenin porno ile korku türlerini iç içe geçirdiği  tam bir “çöp” film.

Bir tepe üzerinde konumlanmış büyük bir kalede karısı (Marina Hedman), kızı (Jacqueline Dupré), tekerlekli sandalyeye mahkum erkek kardeşi (Joe Davers), onun bakıcısı rahibe (Mariangela Giordano) ve evin uşağı (Alfonso Gaita) ile birlikte yaşayan Antonio Aguilar (Aldo Sambrell), zengin olduğu kadar hanzo görünümlü bir para babasıdır. Çok sevdiği karısının ölümüyle sarsılmış olmasına rağmen, aile dostları olan doktor Juan ile birlikte kadının cesedini, gelenek gereği kalenin kriptasına yatırırlar. Ölü annesinin çırılçıplak bedenini görmek genç ve körpe Miria’ya iyi gelmemiştir. Bu koskoca yapının içerisinde annesinin ölümü ile birlikte duyduğu korkuyu amcasının bakıcısı rahibe ile gidermeye çalışır. Oldukça dişli ve biraz sonra anlayacağımız gibi ateşli rahibe, uyumadan evvel beyaz iç gıcıklayıcı çorapları hariç her şeyini çıkaracak kadar titiz, lâkin hemen çaprazındaki oda kapısını kapatmayı düşünemeyecek kadar ilgisizdir. Açık bırakılan kapı, felçli amcanın gözetleme ve fantezi dünyasına dalma yetisini tetikleyerek, seyirciye sinema tarihinin en acayip oyunculuğunu ve buhranlı anlarını yaşatır. Ne tür bir oyunculuk eğitimi aldığını, gözlerini bir büyütüp bir küçültmesi dolayısıyla pek anlayamadığım felçli amca, rahibenin yatakta masturbasyonik hayaline dalmış havasını bulurken, kalede karanlık bazı olaylar meydana gelmektedir. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni