iyiköfüfilm

20
Şub
2012

Angst (1983)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Angst, Gerald Kargl tarafından yazılıp yönetilmiş, senaryosu ise Zbigniew Rybczynski’e ait bir Avusturya filmi. Başrolde gördüğümüz psikopat karakterini Erwin Leder canlandırıyor.

Hikaye, adını bilmediğimiz bir psikopat katilin büyük ölçüde haz aldığı cinayet tutkusunu anlatıyor. Film sadece bir seri katilin hapishaneden çıktığı ilk gün işlediği cinayetleri ve yakalanıncaya kadar sürdürdüğü ertesi gününden ibaret. Hikayeyi daha doğrusu şahit olduğumuz sahnelerin anlatımını bizzat katilin ağzından dinliyoruz, aynı zamanda olup biten olaylar hakkında başka kişilerin duyguları veya yorumlarına şahit olamayıp sadece olan biteni izlediğimizle kalıyoruz.

Film bir tutuklunun hapishanede geçirdiği son saatlerinin görüntüsüyle başlıyor. Çıktıktan sonra ne yapması ve nereye gitmesi gerektiğini bilemiyor, herhangi bir taksiye biniyor ve ilk cinayet girişimini orada gerçekleştiriyor. Biz de katilin ne denli hasta olduğunu veya çok kötü bir geçmişe sahip olduğunu monoloğundan anlıyoruz. Gidecek bir yeri yok sadece çocukluk travmalarının suçlularını bulup öldürme hissi ve bunun sonsuz hazzını tüm bedeni ve ruhuyla hissetme duygusu var. Ancak psikopat çok heyecanlı, aklı fazlasıyla dağınık. Cinayet amaçlı girdiği evde yaşadığı psikolojiden anlaşıldığı gibi; Psikopat’ın cinsel tutkusu işlemek istediği cinayetlerle özdeşleşmiş, bundan dolayı işe kalkışmadan önce oldukça heyecanlanıyor ve kontrolünü bir müddet kaybediyor. Sonrasında her yer kan revan ve hazdan mutlu bir katil. Tabi bu hazzı sürekli yenilemesi gerekli. Yakalanıncaya kadar tabi. (daha&helliip;)


8
Şub
2012

Don’t Torture a Duckling (1972)

Giallo kategorilerinde yayınlandı.

Don’t Torture a Duckling, gore’un usta ismi Lucio Fulci’nin yönetmenliğini yaptığı, başrollerinde Florinda Bolkan, Barbara Bouchet, Tomas Milian gibi karakteristik yüzlerin yer aldığı 1972 yapımı bir film. Film aslında yönetmen açısından bir önem taşıyor, çünkü Fulci’nin ilk şiddet efekti içeren sahneleri bu filmle başlıyor ve devamı diğer filmleriyle geliyor.

Hikaye İtalya’nın güneyinde, insanların ritüelleriyle yaşadığı küçük bir kasabada geçiyor. Fakat kasaba çocuklarının başı derttedir. En tanınanlarından üçü seri şekilde öldürülür. Birçok şüpheli vardır; çocukların ‘Big Baby’ diye alay ettikleri röntgenci Giuseppe veya voodoo büyüsü ile haşır neşir Francesco, bir de ilk sahnede kanlı ellerle gördüğümüz kadın Maciara var. Maciara, ölü çocuk doğurmuş ve akli dengesini bu nedenle kaybetmiştir. Maciara ölen üç çocuğun kilden vodoo bebeklerini yapmıştır ve en fazla şüpheyi o çekmiştir. Aslında bir de arsız, kendini reşit olmayan bir çocuğa izleten, şehir kızı Patriza var işin içinde. Acaba hangisi katil? Hepsi sorgulanır fakat sanılanın aksine hiç biri suçlu değildir. Bu trajik ve şiddet dolu hikayenin asıl suçlusu en güvenilen adam mıdır yoksa? Bu sorunun cevabını Fulci sağ gösterip sol vurarak veriyor. Herkes aklı başı yerinde olmayan sosyal anlamda dışlanmış karakterlerden şüphelenir. Bu durum her daim güncel olan bir sorundur. Yönetmen bu durumu vurgulayarak aslında toplumsal bir mesaj da gönderiyor.

Don’t Torture a Duckling seri katil cinayetlerini barındıran bir film; fakat öldürülenler ne seksi kadınlar ne de katilin işine burnunu sokan adamlar. Bu kez çocuklar öldürülüyor ve başladığı andan itibaren bizi suçlu arama cümbüşüne ortak ediyor. Film boyunca, şüpheli birçok çılgın insan karşımıza çıkıyor. (daha&helliip;)


26
Oca
2012

Something Weird (1967)

İstismar Filmleri Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Something Weird, yönetmenliğini Herschell Gordon Lewis’in yaptığı, 1967 yapımı bir Amerikan istismar filmi. Başrollerinde Tony McCabe, Elizabeth Lee ve William Brooker’ın yer aldığı filmin yapımcılığı ve senaryosu ise James F.Hurley’e ait. İçinde uyuşturucu kullanımından, medyuma, kung-fu öğelerinden hayaletlere, psikopatlara, seksi kadınlardan federal ajanlara kadar birçok farklı unsuru bulunduran film, garip olayların iç içe geçtiği bir korku filmi.

Filmin yönetmeni Herschell Gordon Lewis, “Godfather of Gore” (Gore’un Babası) olarak biliniyor ve istismar türünde birçok filme imza atmış bir yönetmen. Üniversitede İngiliz Edebiyatı profesörü olan Lewis, bir süre sonra TV için reklam filmi çekmeye başlıyor. Daha sonra kendi yapım şirketiyle çoğunlukla istismar ağırlıklı filmler yapmaya başlayan Lewis, bolca çıplaklık içeren, soft-core sahnelerin yer aldığı filmleri ile Hollywood ana-akım sinemada örneğine çok rastlanmayan işlere imza atıyor.

Cronin Mitchell (Tony McCabe) geçirdiği korkunç bir kaza sonucu hayatta kalmayı başarır fakat yüzünde bir yara oluşur. Ayrıca bu kaza sonucu Cronin, garip psişik yetenekleri ve telekinetik güçleri olduğunun farkına varır. Yüzündeki yaradan dolayı sıkıntılı günler yaşayan Cronin, bir büyücü olan Ellen’ın (Elizabeth Lee) kendisini iyileştirebileceğini öğrenir. Fakat Ellen’ın bir şartı vardır, Cronin kendisinin sevgilisi olacaktır. (daha&helliip;)


23
Ara
2011

Alice Sweet Alice aka Communion (1976)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Alice, Sweet Alice, 1976 yılında çekilmiş, bağımsız Amerikan slasher sinemasının örneklerinden biri. Yönetmeni Alfred Sole, yönetmen olarak piyasada fazla tutulmamış bir isim. Tutulmamasının nedenlerini ise işbu filmden anlamak gayet mümkün.

Film, 12 yaşındaki Alice’in etrafında geçiyor. Annesiyle babası boşanmış olan Alice, annesinin yanında kendinden birkaç yaş küçük kız kardeşi Karen ile küçük bir apartman dairesinde yaşamaktadır. Katolik olan ailenin kilise ile bağları oldukça güçlüdür. Anne ile kilisenin rahibi arasında seviyeli bir ilişki bulunmaktadır. Dahası Karen, ilk komünyonu için hazırlanmakta iken, nazlı bir bebek edasıyla ortalıkta salınan kız kardeşine karşı sürekli olarak kıskançlık belirtileri göstermekte olan Alice ile ne annesi ne de başka biri baş edememektedir. Kimselerin uğramadığı bodrum katlarında kendine has bir dünya kuran Alice, garip davranışları ve sarı yağmurluğu ile ortalıkta dolaşmaktayken, ailenin çevresine aynı  renk ve tip yağmurluk giymiş ve maske takmış bir katil dadanır.

Nihayet komünyon günü gelir çatar. Kız çocukları masumiyetin simgesi olan beyaz elbiseler ve duvakları içinde altara inci gibi dizilir. Altara doğru giden kuyruğun son sırasında bulunmakta olan Karen ise henüz kapıdan çıkamadan sarı yağmurluklu katil tarafından öldürülerek, kilise içindeki bir  tabuta kapatılır. Henüz komünyon bitmeden ceset, cemaat tarafından fark edilir ve aile, yas sürecini başlatır. Yalnız kardeşiyle arası hiç iyi olmamış sorunlu çocuk Alice, komünyon sırasında kiliseye geç gelmesi dolayısıyla şüpheleri çoktan kendi üstüne çekmiştir. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni