>






Sinemanın parlak spotlarından uzak kalmış ama en az onlar kadar ilgiyi hak eden iyi "kötü film" lerin Tolga Demirtaş tarafından masaya yatırıldığı bu siteye hoşgeldiniz.



Çetin İnanç İstismar Filmleri B-Film B Movie Dario Argento David Cronenberg Edwige Fenech Erotik Yeşilçam Exploitation George Eastman Giallo Gore Hammer Film Productions I Spit On Your Grave Italian Trash Jean Rollin Jess Franco Joe D’Amato Joe D'Amato Lucio Fulci Mario Bava Ninja Roger Corman Sergio Martino Sexploitation Slasher Sybil Danning Tom Savini Trash Film Zerrin Doğan
Torso yönetmenliğini Sergio Martino’nun yaptığı, başrollerinde Suzy Kendall, Tina Aumont ve Luc Merenda’nın oynadığı 1973 yapımı bir İtalyan giallo filmi.
Filmin konusu kısaca şöyle; bir kolej kampüsünde seks cinayetleri işlenmektedir. Öğrencilerin hepsi korku içindedir. Dört yakın kız arkadaş Jane (Suzy Kendall), Daniella(Tina Aumont), Ursula(Carla Brait) ve Katia(Angela Covello) daha güvende olmak için bir villaya giderler. Fakat bir süre sonra siyah eldivenli gizemli katil kızları teker teker öldürmeye başlar.
Filmin senaryosu Ernesto Gastaldi tarafından kaleme alınmış. Senaristi bazı unutulmaz İtalyan filmlerinden hatırlamak mümkün; The Horrible Dr. Hitchcock (Freda), The Whip and The Body (Bava), I am Sartana, Your Angel of Death (Carnimeo) ve Sahara Cross (Valerii). Torso yönetmen Martino’nun 1970-1973 yılları arasında yaptığı beş giallodan sonuncusu: Lo strano vizio della Signora Wardh /The Blade of the Ripper (1971), La coda dello scorpione / The Tail of the Scorpion (1971), Tutti i Colori Del Buio / All the Colors of the Dark (1972), Il Tuo Vizio é una stanza chiusa e solo io ne ho la chiave / Your Vice Is a Locked Room and Only I Have the Key (1972). Film içerdiği grafik şiddet, kanlı cinayet sahneleriyle oldukça başarılı ayrıca seks ve şiddet çok başarılı bir şekilde harmanlanmış. Bu da filmi türünün iyilerinden biri yapıyor. Filmin müzikleri DeAngelis kardeşlere ait. Goblin müzikleri kadar olmasa da başarılı.
» yazının devamı

“Il tuo vizio è una stanza chiusa e solo io ne ho la chiave” ya da bilinen diğer isimleri “Gently Before She Dies”, “Excite Me” ve “Eye of the Black Cat” yönetmenliğini Sergio Martino’nun yaptığı, senaryosu Adriano Bolzoni ve Ernesto Gastaldi’ya ait ve konusunu Edgar Allan Poe’nun The Black Cat’inden alan 1972 yapımı bir giallo.
Sergio Martino 1970 -1973 yılları arasında beş tane giallo filmine imza attı. Bunların içinde şüphesiz en bilineni “I Corpi Presentano Tracce di Violenza Carnale” yani “Torso” dur. Bunun yanı sıra “La Code dello Scorpione” aka “The Case of the Scorpion’s Tail” da yönetmenin ve türün fanları tarafından oldukça bilinen bir diğer filmidir. 1972 yapımı bu giallo ise ne yazık ki izleyici tarafından hak ettiği değeri pek bulamamış. Edgar Allan Poe’nun belki de en çok filme konu olan Gotik hikayesi “The Black Cat” den öğeler barındıran film oldukça orijinal ve ustaca kurgulanmış bir senaryoya sahip.
Filmin konusu kısaca şöyle; Oliviero Rouvigny (Luigi Pistilli) başarısız, içi nefretle dolu, alkolik bir yazardır. Toplum içinde karısı Irina’yı (Anita Strindberg) sürekli aşağılar ve onu birçok kadınla da aldatmaktadır. Kadınlardan biri vahşi bir şekilde öldürülünce, cinayet şüphelisi olarak gözler Oliviero’nun üzerine çevrilir. Diğer kadınlar da ölmeye başlayınca ve bu olaylar Oliviero’nun evinde olunca artık kimse onun masum olduğuna inanmaz. Güzel ve etkileyici yeğen Florina’nın (Edwige Fenech) eve gelmesiyle Oliviero ve Irina arasındaki kırılgan ilişki iyice bozulur.
» yazının devamı

Sergio Martino’nun yönetmenliğini yaptığı film klasik bir giallo’dan ziyade komedi-aksiyon ve thriller’ın iç içe geçtiği bir yapım. Yönetmen bir çok türde filmler yapmış, fakat hiç şüphe yok ki içlerinde en popüler olanları gialloları. Sergio Martino aynı zamanda I corpi presentano tracce di violenza carnale (1973) aka Torso’nun da yönetmenliğini yapmış, belki de kendisini sevmemin en önemli sebebi Torso.
Filmin konusunu kısaca özetleyecek olursak, dedektif Paolo Germi (Claudio Cassinelli) ve gizemlerle dolu Marisa bir dans salonunda tanışırlar. Bir gün Germi genç kızı vahşice öldürülmüş vaziyette bulur ve kızın katillerini bulmaya karar verir. Artık karanlık ve entrikalarla dolu ve bolca kanın olduğu bir dünyanın içerisine girmiştir.
Filmde oldukça başarılı, içerisinde komedi unsuru barındıran sahneler mevcut. Daha önce de belirttiğim gibi film klasik bir giallo değil. Başlangıçta tipik bir giallo gibi başlasa da (güneş gözlüklü bir adam sessizce avına yaklaşıyor ve kadını bıçaklamaya başlıyor) cinayetten sonra film daha çok bir “poliziescho” ya ( 1970lerdeki İtalyan suç filmlerine verilen isim) dönüşüyor. Film yapım tarihi itibariyle de giallo filmlerinin altın çağının sonu, poliziescho filmlerinin başlangıç dönemlerine denk geliyor.
» yazının devamı

Uzaklarda bir yerde ilkel, el değmemiş topraklar… işkence gören, aşağılanan, tecavüze uğrayan, öldürülen, hatta kimi zaman mideye inen uygar Avrupalılar…

İzlemek istediğinize emin misiniz?
Tabii ki eminsiniz yada en azından bir kısmınız mutlaka izlemek isteyecek yada izledi. İğrenmek, korkmak ve büyülenmek için.
İtalyan sinemasının yamyam temasını konu alan Cannibal türü filmleri, film sektörü içinde karanlık bir köşede kendine yer bulmuştur. Bir çok kaynakta bu tarz filmler korku kategorisinde geçse de, aslında tam bir istismar türü örneğidir. Craven’ın filmlerinde olduğu gibi istismar filmlerinde, özellikle intikam temalı olanlarında, şiddet iki kere işlenir. İlk olarak katilin yada suçlunun uyguladığı, daha sonra kurbanın ailesi, sevdikleri yada kurbanın kendisi tarafından suçluya uygulanan şiddet. Yamyam filmlerinde bahsettiğimiz şiddet unsurunun yanı sıra pornografi de büyük yer tutar. Mekansal tercih genellikle Asya ve Güney Amerika’nın yağmur ormanlarından yanadır.
» yazının devamı


90’ların ilk dönemleri ilkokul yıllarının bittiği ve ortaokul çağıyla birlikte ilk ergen duyguların tavan yaptığı dönemlerdi. Video hala en popüler eğlence kaynağıydı benim için. Okul dönüşü yolumun üzerindeki iki video dükkânı önünde dakikalarca Edwige Fenech film afişlerine baktığımı hatırlarım. Sybil Danning ve (They’re Playing with Fire (1984) video piyasasındaki adı Ateşle Oynama) Edwige Fenech o dönemde rüyalarımı süsleyen, afişlerde görebildiğim kadınlardı. Malum o dönemlerde o tarz bir video kiralamak benim gibi utangaç biri için çok zordu. Ayrıca o dönemler günde iki-üç kez yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle arkadaşlarımın anlattığı video kasetinin videoda kalma durumu ve yakalanma korkusu beni uzun süre bu filmlere yaklaştırmadı.
Bu korkuyu kırıp izlediğim filmlerde ise Edwige Fenech benim için bir ilah halini çoktan almıştı. Artık İtalya’da yaşayan bir sevgilim vardı. Sevgili dediğinde uzakta olmalıydı.
» yazının devamı
