<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İyi &#039;Kötü Film&#039; &#187; Roger Corman</title>
	<atom:link href="http://iyikotufilm.com/etiket/roger-corman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://iyikotufilm.com</link>
	<description>&#34;kötü&#34; filmlerin nasıl seyredilmesi gerektiğini öğrenin, onlar genelde çok &#34;iyi&#34; dir.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 10:13:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>En İyi 10 Doggy Style Sahnesi</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/en-iyi-10-doggy-style-sahnesi/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/en-iyi-10-doggy-style-sahnesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Sep 2011 18:09:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[3-Way]]></category>
		<category><![CDATA[Adrift in Manhattan]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Larter]]></category>
		<category><![CDATA[Angie Dickinson]]></category>
		<category><![CDATA[Anna Nicole Smith]]></category>
		<category><![CDATA[Asia Argento]]></category>
		<category><![CDATA[Before the Devil Knows You're Dead]]></category>
		<category><![CDATA[Big Bad Mama]]></category>
		<category><![CDATA[Doggy Style]]></category>
		<category><![CDATA[doggy style film]]></category>
		<category><![CDATA[doggy style movie]]></category>
		<category><![CDATA[Doggy Style Sex]]></category>
		<category><![CDATA[doggy style video]]></category>
		<category><![CDATA[Fire on the Amazon]]></category>
		<category><![CDATA[Halle Berry]]></category>
		<category><![CDATA[Heather Graham]]></category>
		<category><![CDATA[Incendiary]]></category>
		<category><![CDATA[Lara Flynn Boyle]]></category>
		<category><![CDATA[Luis Llosa]]></category>
		<category><![CDATA[Marisa Tomei]]></category>
		<category><![CDATA[Michelle Williams]]></category>
		<category><![CDATA[Monster's Ball]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Corman]]></category>
		<category><![CDATA[Sandra Bullock]]></category>
		<category><![CDATA[Scarlet Diva]]></category>
		<category><![CDATA[Skyscraper]]></category>
		<category><![CDATA[Steve Carver]]></category>
		<category><![CDATA[Susan's Plan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=6184</guid>
		<description><![CDATA[Big Bad Mama (1974) Düşük bütçeli filmlerin büyük ustası Roger Corman’ın prodüktörlüğünü üstlendiği ve Steve Carver tarafından yönetilen kült “trash” klasiklerinden biri Big Bad Mama. Drive-In sinemalar için çekilen film, türünün tüm klişeleri olan şiddet ve çıplaklığı sonuna kadar kullanıyor. Amerika’nın buhran dönemindeki sıkıntıları ve bu sıkıntıları kolay yoldan büyük bir soygun yaparak atlatmaya çalışan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: medium;"><strong>Big Bad Mama (1974)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Düşük bütçeli filmlerin büyük ustası Roger Corman’ın prodüktörlüğünü üstlendiği ve Steve Carver tarafından yönetilen kült “trash” klasiklerinden biri Big Bad Mama. Drive-In sinemalar için çekilen film, türünün tüm klişeleri olan şiddet ve çıplaklığı sonuna kadar kullanıyor. Amerika’nın buhran dönemindeki sıkıntıları ve bu sıkıntıları kolay yoldan büyük bir soygun yaparak atlatmaya çalışan Wilma (Angie Dickinson) ve arkadaşlarının hikayesini anlatan filmde Angie Dickinson’ın müthiş güzelliği ve listemize de adını veren sevişme sahnesiyle sıralamamızda boy göstermeyi sonuna kadar hak ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/big-bad-mama.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-6186" title="big-bad-mama" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/big-bad-mama.jpg" alt="" width="432" height="329" /><span id="more-6184"></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: medium;"><strong>Skyscraper (1997)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Skyscraper, Die Hard (1988) ve Barb Wire (1996) filmlerinin harmanlandığı, dönemin video piyasası için yapılmış olan düşük bütçeli bir aksiyon filmi. Filmin yıldızı geçtiğimiz senelerde aramızdan zamansız olarak ayrılan Anna Nicole Smith. Film ülkemizde de Gökdelende Dehşet ismiyle defalarca TV’de gösterildi. Bir grup teröristin bir gökdelene yaptığı baskını konu alan filmde Anna Nicole Smith’i teröristlere karşı verdiği mücadele ile izliyoruz. Mücadelesindeki en büyük silahı ise kusursuz vücudu.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/Skyscraper.1996.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-6188" title="Skyscraper.1996" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/Skyscraper.1996.jpg" alt="" width="498" height="378" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: medium;"><strong>Susan&#8217;s Plan (1998)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kocasını öldürüp onun hayat sigortasından yüklü miktarda para almanın planlarını yapan bir kadının hikayesini anlatan Susan’s Plan tipik bir kara komedi filmi. Lara Flynn Boyle’un ateşli sevişme sahnesiyle hareketlendirdiği film listemizdeki yerini alıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/susan.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-6192" title="susan" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/susan.jpg" alt="" width="475" height="327" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: medium;"><strong>3-Way (2004)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">3-Way nereden bakarsam bakayım elde tutulmayacak bir film. Film-Noir kalıplarını zorlayan filmde benim için Hollywood’un en güzel sarışınlarından biri olan Ali Larter’ın olması filmi belki de izlenebilir kılan tek şey. Muhteşem doggy sahnesiyle de listemizde ve hafızalarda uzun süre yer edecek 3-Way.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/ali-larter.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-6195" title="ali-larter" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/ali-larter.jpg" alt="" width="489" height="362" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: medium;"><strong>Fire on the Amazon (1993)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Yönetmenliğini Luis Llosa’nın yaptığı filmin prodüktörlüğü Roger Corman’a ait. Filmde benim için Hollywood’un en antipatik kadınlarından biri olan Sandra Bullock yer alıyor. S. Bullock’u antipatik bulmam listemizde yer vermeyeceğim anlamına gelmiyor. Çünkü kendisi en iyi doggy performanslarından birini sergilemiş.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/sandra_bullock_fire_on_the_amazon.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-6199" title="sandra_bullock_fire_on_the_amazon" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/sandra_bullock_fire_on_the_amazon.jpg" alt="" width="329" height="273" /></a><span style="font-size: medium;"><strong>Scarlet Diva (2000)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Asia Argento, ünlü İtalyan korku efsanesi Dario Argento’nun, filmlerinden sonra bize bahşettiği en güzel şeylerden biri. Scarlet Diva filminde Asia Argento hem yönetmenlik hem de oyunculuk yeteneğini konuşturmuş. Yönetmenliği için çok fazla bir şey söyleyemesem de oyunculuk performansıyla geçer bir not alıyor. Ateşli sevişme sahnesiyle de listemize iyi bir giriş yapıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/Scarlet4.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-6201" title="Scarlet4" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/Scarlet4.jpg" alt="" width="368" height="251" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: medium;"><strong>Incendiary (2008)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bir terör saldırısında kocasını ve çocuğunu kaybeden bir kadının hikayesinin anlatıldığı film sıkıcı olmaktan öteye gidemiyor. Michelle Williams’ın varlığı ve kanepe üzerindeki doggy sahnesi dışında ele avuca gelmeyen film bu sahne yüzünden eminim Google’ın en çok arananlarından biri olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/michelle_williams_incendiary-005.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-6203" title="michelle_williams_incendiary-005" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/michelle_williams_incendiary-005.jpg" alt="" width="496" height="294" /></a><br />
<span style="font-size: medium;"><strong>Adrift in Manhattan (2007)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">İyi oyunculuk, iyi bir sinematografi… Adrift in Manhattan ünlü doggy sahnesi dışında da listenin elle tutulur filmlerinden biri. Birbirine geçmiş üç hikayeyi anlatan filmde Heather Graham otuzlu yaşlarının sonlarında olmasına rağmen muhteşem vücudu ve tutkulu sevişme sahnesiyle listenin tepe başlarından biri olmayı başarıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/heathergraham.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-6205" title="heathergraham" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/heathergraham.jpg" alt="" width="472" height="345" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: medium;"><strong>Before the Devil Knows You&#8217;re Dead (2007)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ne olursa olsun bir film ateşli bir sevişme sahnesiyle ve özellikle de bir doggy sahnesiyle açılıyorsa o film benim için iyi bir filmdir önermesini çürüten bir yapım Before the Devil Knows You’re Dead. Film sıkıcılığına rağmen Marisa Tomei’nin yıllara meydan okuyan güzelliği ve uzun süre akıllardan çıkmayan doggy sahnesiyle listemizde zirveye en yakın film.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/Before.The_.Devil_.Knows_.Youre_.Dead_..jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-6208" title="Before.The.Devil.Knows.Youre.Dead." src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/Before.The_.Devil_.Knows_.Youre_.Dead_..jpg" alt="" width="533" height="294" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: medium;"><strong>Monster&#8217;s Ball (2001)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Monster’s Ball video paylaşım sitelerinin en çok aranan ve izlenen sahnelerinden birine sahip. Vahşi sevişme sahnesiyle güzel oyuncu Halle Berry ise bu en çok tıklananlardan biri olan sahnenin başrolünde. Monster’s Ball filminde özellikle bu sevişme sahnesiyle dikkatleri üzerine çeken yıldız bu filmle birlikte Oscar’a uzanan bir zirve tırmanışı sergiliyor.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/Halle-Berry-_Monstersball.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-6210" title="Halle-Berry-_Monstersball" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/Halle-Berry-_Monstersball.jpg" alt="" width="402" height="232" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/en-iyi-10-doggy-style-sahnesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Retroactive (1997)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/retroactive-1997/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/retroactive-1997/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Apr 2011 10:37:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mert Kutay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilimkurgu Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[According to Jim]]></category>
		<category><![CDATA[Back to the Future]]></category>
		<category><![CDATA[Bats]]></category>
		<category><![CDATA[Carnosaur 2]]></category>
		<category><![CDATA[Groundhog Day]]></category>
		<category><![CDATA[James Belushi]]></category>
		<category><![CDATA[Joy Ride 2]]></category>
		<category><![CDATA[Jurassic Park]]></category>
		<category><![CDATA[K-9]]></category>
		<category><![CDATA[Kylie Travis]]></category>
		<category><![CDATA[Los Cronocrímenes]]></category>
		<category><![CDATA[Lou Diamond Phillips]]></category>
		<category><![CDATA[Louis Morneau]]></category>
		<category><![CDATA[M. Emmet Walsh]]></category>
		<category><![CDATA[Mangler 2]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Hamilton-Wright]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Corman]]></category>
		<category><![CDATA[Shannon Whirry]]></category>
		<category><![CDATA[The Butterfly Effect]]></category>
		<category><![CDATA[The Hitcher 2]]></category>
		<category><![CDATA[The Triangle]]></category>
		<category><![CDATA[Timecrimes]]></category>
		<category><![CDATA[To Die Standing]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=4596</guid>
		<description><![CDATA[Zaman yolculuğu temalı filmlere her zaman hayranlıkla yaklaşmışımdır. En sevdiğim seri Back to the Future, son yıllarda izlerken en zevk aldığım]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/retroactive-1997/retroafis/" rel="attachment wp-att-4599"><img class="alignleft size-full wp-image-4599" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/retroafis.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>Zaman yolculuğu temalı filmlere her zaman hayranlıkla yaklaşmışımdır. En sevdiğim seri Back to the Future, son yıllarda izlerken en zevk aldığım film ise orijinal adı Los Cronocrímenes yani uluslararası ismiyle Timecrimes&#8217;tır. 7-8 yıl önce izlediğim Retroactive&#8217;i yakın zamanlarda tekrar izlediğim için bari boş durmayayım da bunun bir yazısını yazayım, hem benim gibi zaman şeysi içeren filmleri seven kişilerle tanışmış ve görüşmüş olma fırsatını elde ederim, hem de bilmeyenlere tavsiye etmiş olurum diye düşündüm. Fakat baştan söyleyeyim, filmden bir Timecrimes beklemeyin. Geçenlerde The Triangle diye bir film izlemiştim, onu da beklemeyin. Konusu itibariyle biraz Groundhog Day&#8217;i de andırıyor olabilir, bırakın andırsın. İzleyecekseniz bir şey beklemeden izleyin, sonrasında mesuliyet kabul etmiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Retroactive, Teksas çöllerinde geçen bilimkurgu soslu bir aksiyon filmi. Ucuz bir film olduğu her halinden belli. Güney aksanıyla konuşan James Belushi&#8217;yi According to Jim dizisinden takip etmiş ve hatta K-9 filmini (ve gereksiz devam filmini) izlediyseniz ciddiye almamanız pek olası. Tarafsız bir gözle izlemeye çalışın diyeceğim ama ben yapamadım bunu. Sürekli K-9 geldi aklıma. Zengin bir kocayla evlendikten sonra oyunculuğa veda edip hayır işleriyle uğraşan Kylie Travis filmin başrolünde oynuyor.<span id="more-4596"></span> Travis&#8217;in canlandırdığı karakter Karen, California&#8217;da rehine uzlaşmacılığı yaparken işlerin yanlış gitmesi sonucu rehinelerin ölmesiyle işinden ayrılmış bir polis psikoloğu. Arabasıyla bir tabelaya çarpınca çöl yollarında mahsur kalan Karen&#8217;ın karşısına tuhaf bir çift olan Frank ve Rayanne çıkar. Frank&#8217;i James Belushi, Rayanne&#8217;i ise Shannon Whirry canlandırıyor. Çekici bulma amacıyla Karen, çiftin arabasına biner. Yolda Frank&#8217;in seksist ve iğrenç esprileri ile fevri tavırlarına maruz kalır. Arabadan inmek için an kollarken karısının kendisini aldattığını öğrenen Frank, Rayanne&#8217;i öldürür. Karen deli dana gibi çöllerde koştuktan sonra etrafı tellerle çevrili bir yere gelir. Tellerden atlar ve binaya girer. Binada hala test aşamasında olan bir makina sayesinde yirmi dakika öncesine döner ve olayın şokunu atlattıktan sonra olacakları değiştirmeye çalışır.</p>
<p style="text-align: justify;">Film, en çok bilinen örneklerinden biri olan Kelebek Etkisi&#8217;nde de olduğu gibi bir şeyleri düzeltmeye çalışmanın nafile olduğu fikri üzerinde durmuş. Çünkü her &#8220;geri dönüş&#8221;te Karen daha fazla zarara yol açıyor, daha çok kişinin canı yanıyor. Filmde bolca bulunan mantık hataları -ki bunlar bilimkurgu soslu bir film olduğu için kuantum fiziği ayarında değil, altıpatlar tabancayla 30 atış yapılması gibi hatalardan bahsediyorum- eğer bu temaya ilgi duyuyorsanız görmezden gelinebilecek türden. Filmin yönetmeni Louis Morneau, gerilim türüne aşina olan bir yönetmen fakat genel anlamda başarılı bir yönetmen olduğunu söylemek pek mümkün değil. Son yıllarda video için Joy Ride 2 ve The Hitcher 2 filmlerini çeken yönetmen, iki kez MTV Video Klip ödülü aldıktan sonra Roger Corman&#8217;ın dikkatinden kaçmamış ve Corman&#8217;ın desteğiyle To Die Standing adlı ilk filmini çekmiş. Sonrasında gelen Jurassic Park çakması B-film klasiğinin devamı olan Carnosaur 2 ile Lou Diamond Phillips&#8217;in başrolünde oynadığı katil yarasalar içerikli filmi Bats, adeta yönetmenin video filmlerinden başka gidecek yeri olmadığının canlı kanıtları gibi. Retroactive ise Louis Morneau&#8217;nun filmografisine baktığımızda yıldız gibi parlayan bir film. Filmin senaristlerinden biri ise bir önceki yazımda bahsettiğim Mangler 2 filminin yönetmeni Michael Hamilton-Wright.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha önce de söylediğim gibi Dooley&#8217;i aklınıza getirmediğiniz takdirde James Belushi&#8217;yi başarılı bir kötü adam portresi çizerken görebileceğiniz bu filmde, Amerikan sinemasının Nubar Terziyan&#8217;ı M. Emmet Walsh&#8217;u da yan rollerden birinde izleyebilirsiniz. Diğer bahsettiğim filmler hoşunuza gittiyse Retroactive&#8217;e de bir göz atmanızda fayda var.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ffff00;"><strong>Yazan: Mert Kutay (mert@iyikotufilm.com)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/retroactive-1997/ret6/" rel="attachment wp-att-4598"><img class="aligncenter size-full wp-image-4598" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/Ret6.jpg" alt="" width="660" height="666" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/retroactive-1997/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hammer Film Productions</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/hammer-film-productions/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/hammer-film-productions/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2011 13:59:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Alan Gibson]]></category>
		<category><![CDATA[Alexander Korda]]></category>
		<category><![CDATA[Amicios]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Read]]></category>
		<category><![CDATA[Antti Jokinen]]></category>
		<category><![CDATA[Associated Artist Productions]]></category>
		<category><![CDATA[Association of Cinematograph Techinician]]></category>
		<category><![CDATA[Bela Lugosi]]></category>
		<category><![CDATA[Bette Davis]]></category>
		<category><![CDATA[Beyond the Rave]]></category>
		<category><![CDATA[Blood from the Mummy's Tomb]]></category>
		<category><![CDATA[Bram Stoker]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Clemens]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Donlevy]]></category>
		<category><![CDATA[Captain Kronos]]></category>
		<category><![CDATA[Carry On Up the Jungle]]></category>
		<category><![CDATA[Cave Girls]]></category>
		<category><![CDATA[Charles Saatchi]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Borelli]]></category>
		<category><![CDATA[Christopher Lee]]></category>
		<category><![CDATA[Cloudburst]]></category>
		<category><![CDATA[Count Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[Creatures the World Forgot]]></category>
		<category><![CDATA[Crescendo]]></category>
		<category><![CDATA[Crime Reporter]]></category>
		<category><![CDATA[Curse of Frenkenstein]]></category>
		<category><![CDATA[Cyrte Investments]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Radcliffe]]></category>
		<category><![CDATA[Death in High Heels]]></category>
		<category><![CDATA[Dennis Whetley]]></category>
		<category><![CDATA[Dick Barton]]></category>
		<category><![CDATA[Dick Barton Special Agent]]></category>
		<category><![CDATA[Dick Barton Strikes Back]]></category>
		<category><![CDATA[Don’t Panic Champs]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Morelle – The Case of the Missing Heiress]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Jekyll and Sister Hyde]]></category>
		<category><![CDATA[Dracula AD 1972]]></category>
		<category><![CDATA[Dracula Has Risen from the Grave]]></category>
		<category><![CDATA[Dracula: Prince of Darkness]]></category>
		<category><![CDATA[Eliot Hyman]]></category>
		<category><![CDATA[Eric Porter]]></category>
		<category><![CDATA[Eros Films]]></category>
		<category><![CDATA[Fanatic]]></category>
		<category><![CDATA[Felix Aylmer]]></category>
		<category><![CDATA[Five Million Years to Earth]]></category>
		<category><![CDATA[Four Sided Triangle]]></category>
		<category><![CDATA[Frankenstein]]></category>
		<category><![CDATA[Frankenstein and the Monster]]></category>
		<category><![CDATA[Frankenstein and the Monster from Hell]]></category>
		<category><![CDATA[Frankenstein Created Woman]]></category>
		<category><![CDATA[Frankenstein Must Be Destroyed]]></category>
		<category><![CDATA[Freddie Francis]]></category>
		<category><![CDATA[Gilston Park]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Film Productions]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Horror]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer House]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer House of Horror]]></category>
		<category><![CDATA[Herbert Lom]]></category>
		<category><![CDATA[Hilary Swank]]></category>
		<category><![CDATA[Holiday on the Buses]]></category>
		<category><![CDATA[Horror of Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[Hysteria]]></category>
		<category><![CDATA[Ingrid Pitt]]></category>
		<category><![CDATA[J. Sheridan Le Fanu]]></category>
		<category><![CDATA[James Carreras]]></category>
		<category><![CDATA[Jane Goldman]]></category>
		<category><![CDATA[Jeffrey Dean Morgan]]></category>
		<category><![CDATA[Jekyll and Hyde]]></category>
		<category><![CDATA[Jimmy Sangster]]></category>
		<category><![CDATA[John De Mol]]></category>
		<category><![CDATA[Karnstein Trilogy]]></category>
		<category><![CDATA[Kasper Barfoed]]></category>
		<category><![CDATA[Les Diaboliques]]></category>
		<category><![CDATA[Let Me In]]></category>
		<category><![CDATA[Let the Right One In]]></category>
		<category><![CDATA[Lust for a Vampire]]></category>
		<category><![CDATA[Maniac]]></category>
		<category><![CDATA[Martine Beswick]]></category>
		<category><![CDATA[mini-Hitchcock]]></category>
		<category><![CDATA[Mutiny on the Buses]]></category>
		<category><![CDATA[Never Take Sweets from a Stranger]]></category>
		<category><![CDATA[Nightmare]]></category>
		<category><![CDATA[Oliver Reed]]></category>
		<category><![CDATA[On the Buses]]></category>
		<category><![CDATA[One Million Years B. C.]]></category>
		<category><![CDATA[Paranoiac]]></category>
		<category><![CDATA[Patrick Allen]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Robeson]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Cushing]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Sasdy]]></category>
		<category><![CDATA[Prehistoric Women]]></category>
		<category><![CDATA[Quartermass and the Pit]]></category>
		<category><![CDATA[Ralph Bates]]></category>
		<category><![CDATA[Raquel Welch]]></category>
		<category><![CDATA[Rider Haggard]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Lipperet]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Lippert]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Louis Stevenson]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Corman]]></category>
		<category><![CDATA[Room to Let]]></category>
		<category><![CDATA[Scars of Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[Seth Holt]]></category>
		<category><![CDATA[She]]></category>
		<category><![CDATA[Slave Girls]]></category>
		<category><![CDATA[Someone at the Door]]></category>
		<category><![CDATA[Son of Frenkenstein]]></category>
		<category><![CDATA[Song of Freedom]]></category>
		<category><![CDATA[Spaceways]]></category>
		<category><![CDATA[Sporting Love]]></category>
		<category><![CDATA[Straight on Till Morning]]></category>
		<category><![CDATA[Tales of Frankenstein]]></category>
		<category><![CDATA[Taste of Fear]]></category>
		<category><![CDATA[Taste the Blood of Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[Terence Fisher]]></category>
		<category><![CDATA[The Abominable Snowman of the Himalayas]]></category>
		<category><![CDATA[The Anniversary]]></category>
		<category><![CDATA[The Bank Messenger Mystery]]></category>
		<category><![CDATA[The Black Widow]]></category>
		<category><![CDATA[The Brides of Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[The Camp on Blood Island]]></category>
		<category><![CDATA[The Curse of Frankenstein]]></category>
		<category><![CDATA[The Curse of the Mummy's Tomb]]></category>
		<category><![CDATA[The Curse of the Werewolf]]></category>
		<category><![CDATA[The Dark Road]]></category>
		<category><![CDATA[The Evil of Frankenstein]]></category>
		<category><![CDATA[The Gorgon]]></category>
		<category><![CDATA[The Horror of Frankenstein]]></category>
		<category><![CDATA[The Hound of the Baskervilles]]></category>
		<category><![CDATA[The Invisible Man]]></category>
		<category><![CDATA[The Jewel of Seven Stars]]></category>
		<category><![CDATA[The Kiss of the Vampire]]></category>
		<category><![CDATA[The Lady Craved Excitement]]></category>
		<category><![CDATA[The Lady Vanishes]]></category>
		<category><![CDATA[The Last Page]]></category>
		<category><![CDATA[The Legend of the 7 Golden Vampires]]></category>
		<category><![CDATA[The Lost Continent]]></category>
		<category><![CDATA[The Man in Black]]></category>
		<category><![CDATA[The Mummy]]></category>
		<category><![CDATA[The Mummy's Shroud]]></category>
		<category><![CDATA[The Mummy's Tomb]]></category>
		<category><![CDATA[The Mummy’s Hand]]></category>
		<category><![CDATA[The Mummy’s Shroud]]></category>
		<category><![CDATA[The Mystery of the Marie Celeste]]></category>
		<category><![CDATA[The Nanny]]></category>
		<category><![CDATA[The Old Dark House]]></category>
		<category><![CDATA[The Phantom of the Opera]]></category>
		<category><![CDATA[The Phantom Ship]]></category>
		<category><![CDATA[The Private Life of Henry VIII]]></category>
		<category><![CDATA[The Public Life of Henry the Ninth Work]]></category>
		<category><![CDATA[The Quartermass Experiment]]></category>
		<category><![CDATA[The Quartermass Xperiment]]></category>
		<category><![CDATA[The Resident]]></category>
		<category><![CDATA[The Revenge of Frankenstein]]></category>
		<category><![CDATA[The Rossiter Case]]></category>
		<category><![CDATA[The Satanic Rites of Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[The Snorkel]]></category>
		<category><![CDATA[The Two Faces of Dr. Jekyll]]></category>
		<category><![CDATA[The Vampire Lovers]]></category>
		<category><![CDATA[The Wild Bunch]]></category>
		<category><![CDATA[The Witches]]></category>
		<category><![CDATA[The Woman in Black]]></category>
		<category><![CDATA[Tigon]]></category>
		<category><![CDATA[To Have and to To Hold]]></category>
		<category><![CDATA[To the Devil a Daughter]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Clegg]]></category>
		<category><![CDATA[Twins of Evil]]></category>
		<category><![CDATA[Val Guest]]></category>
		<category><![CDATA[Vampire Circus]]></category>
		<category><![CDATA[Vampire Hunter]]></category>
		<category><![CDATA[Van Helsing]]></category>
		<category><![CDATA[ve The Dark Light]]></category>
		<category><![CDATA[Wake Wood]]></category>
		<category><![CDATA[What The Butler Saw]]></category>
		<category><![CDATA[When Dinosaurs Ruled the Earth]]></category>
		<category><![CDATA[Will Hammer]]></category>
		<category><![CDATA[William Hinds]]></category>
		<category><![CDATA[Women Without Man]]></category>
		<category><![CDATA[X the Unknown]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=4426</guid>
		<description><![CDATA[Hammer Film Productions Birleşik Krallık merkezli bir film prodüksiyon şirketidir. 1934’te kurulan şirket 1950’lerin ortalarından 1970’lere kadar ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4427" title="hammer-films" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/hammer-films.jpg" alt="" width="601" height="428" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hammer Film Productions</strong> Birleşik Krallık merkezli bir film prodüksiyon şirketidir. 1934’te kurulan şirket 1950’lerin ortalarından 1970’lere kadar çekilen Gothic “Hammer Horror” filmleri ile tanınıyor. Hammer Film ayrıca bilimkurgu filmleri, gerilim filmleri, kara film de çekti ve sonraki yıllarda televizyon dizilerine de yöneldi. Hammer filmleri düşük bütçeliydi fakat buna rağmen savurgan bir şirket görüntüsü çiziyorlardı, kaliteli İngiliz oyuncuları kullanıp, stüdyoları akıllıca tasarlamışlardı. En başarılı yıllarında Hammer, korku filmi pazarını ele geçirmişti, dünya çapında dağıtım yaparak oldukça büyük miktarlarda finansal başarı sağlamıştı. Bu başarı bir bakıma Amerika Birleşik Devletlerinin büyük stüdyosu Warner Bros ile olan ortaklığın bir getirisiydi.</p>
<p style="text-align: justify;">1960 ve 1970’lerin sonlarında rakiplerin katılımıyla canlanan korku filmi pazarı ve Amerikan finansmanının kaybı, savurgan Hammer’da değişiklikleri zorunlu kıldı ve bu değişikliklerin bir kısmı başarılıydı. Şirket nihayetinde 1980’lerin sonunda film üretimine son verdi ve o zamandan beri kış uykusunda yatıyor. 2000 yılında Hammer, Charles Saatchi isminde bir sanat koleksiyoncusu ve reklam müdürünün de bulunduğu bir ortaklık tarafından satın alındı. Bu olaydan sonra şirket yeniden film yapmaya başlayacağını açıkladı ancak hiç bir film yapılmadı. Mayıs 2007’de film şirketi, korku filmlerine 50 Milyon dolar (£25m) harcayacağını belirten bir Hollanda konsorsiyumu olan Cyrte Investments tarafından yeniden satın alındı. Şirketin yeni sahipleri ayrıca Hammer grubunun film kitaplığını (arşivini) de elde etmişti. <span id="more-4426"></span></p>
<p style="text-align: justify;">“Hammer Horror” terimi, Eros Films, Amicios ve Tigon gibi başka şirketler tarafından yapılan dönemin benzer korku filmleri için de kullanıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Kasım 1934’te William Hinds isimli işadamı ve komedyen, Londra, Regent Sokağı, Imperial House’ta bulunan üç odalı bir ofisten oluşan Hammer Productions Ltd. isimli film şirketini kayıt ettirdi. Şirketin ismi Hinds’in sahne ismi olan Will Hammer’dan alınmıştı. William bu sahne ismini de Londra’nın yaşadığı bir bölgesi olan Hammersmith’ten uyarlamıştı.</p>
<p style="text-align: justify;"><!--more--></p>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4435" title="wallpaperhammer800x600[1]" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/wallpaperhammer800x6001.jpg" alt="" width="640" height="480" /></p>
<p style="text-align: justify;">2 Ocak 1935’te Hammer şirketinin ilk filmi olan ve MGM/ATP stüdyolarında çekilen The Public Life of Henry the Ninth Work filmi neredeyse tamamlanmıştı. Film, işsiz bir sokak müzisyeni olan Londralı Henry’nin hikayesini anlatır. Filmin ismi, İngiltere’nin ilk akademi ödüllü filmi olan Alexander Korda yapımı The Private Life of Henry VIII filmine hürmet amaçlı yapılmış ufak bir kelime oyunudur. Bu dönemlerde William Hind, İspanyol göçmen ve eski sinema sahibi Enrique Carreras ile tanışmıştır ve ardından 10 Mayıs 1935’te Wardour Sokağında merkezini oluşturdukları Exclusive Films isimli dağıtım şirketini kurmuşlardır. Exclusive’in dağıtımını yaptığı sonraki dört Hammer filmi şunlardır:</p>
<p style="text-align: justify;">•    The Mystery of the Marie Celeste (US: The Phantom Ship) (1936), başrolde Bela Lugosi<br />
•    Song of Freedom (1936), başrolde Paul Robeson<br />
•    Sporting Love (1937)<br />
•    The Bank Messenger Mystery (1936)</p>
<p style="text-align: justify;">İngiliz film endüstrisindeki ani düşüş Hammer’ı iflasa zorlamıştır ve 1937’de şirket tasfiye edilmiştir. Exclusive ise aksine bu krizden sağ kurtulmuştur ve 20 Temmuz 1937’de Wardour Sokağı 113-117’de yeni bir ofis kiralayarak başka şirketler tarafından yapılan filmlerin dağıtımına devam etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: medium; color: #ff0000;"><strong>Hammer Film Prodüksiyon, Diriliş Dönemi (1938 ile 1955 arası)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Enrique’nin oğlu James Carreras, William Hinds’in oğlu Anthony&#8217;nin ardından 1938 yılında Exclusive’e katıldı. İkinci Dünya Savaşının patlak vermesiyle James ve Anthony silahlı kuvvetlere katılmak için Exclusive’den ayrıldılar ve Exclusive sınırlı kapasite ile çalışmaya devam etti. 1946’da seferberliğin sona ermesiyle James Carreras şirkete yeniden katıldı. Sinemalarda film programlarındaki boşlukları doldurmak için yapılan çırpıştırma filmler ile Hammer Films’i, Exclusive’in prodüksiyon kolu olarak yeniden canlandırdı ve daha pahalı ürünlere de destek verdi. Anthony Hinds’i şirkete yeniden katılması konusunda ikna etti ve canlanan Hammer Films Production, Death in High Heels, The Dark Road, Crime Reporter ve Dick Barton Special Agent (başarılı Dick Barton radyo şovunun bir yeniden uyarlaması) isimli yapımlara çalışmaya başladı. Hepsi 1947’de Marylebone Stüdyolarında çekildi. Dick Barton Strikes Back (1948) filminin çekimleri sırasında profesyonel stüdyolar yerine gerçek köy evleri kullanmanın şirkete büyük oranlarda para tasarruf sağlayacağı anlaşılmıştı. Bir sonraki yapımları, Dr Morelle – The Case of the Missing Heiress (bir başka radyo uyarlamasıdır) filmi için Hammer Films, Miadenhead’de Thames Nehri kıyısında Dial Close adında 23 yatak odalı bir köşk kiraladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonunda 12 Şubat 1949’da Exclusive, Enrique ve James Carreras ile William ve Tony Hinds’i şirket yöneticisi olarak belirleyip Hammer Film Productions’ı kayıt ettirdi. Hammer Film, 113-117 Wardour Sokağında bulunan Exclusive ofislerine taşındı ve bina “Hammer House” olarak yeniden adlandırıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ağustos 1949’da yerel halkın gece çekimlerindeki gürültüden rahatsız oldukları şikayetleri üzerine Hammer, Dial Close isimli köşkü terk edip yine Thames Nehri kıyısındaki bir başka köşk olan Oakley Court’a taşındı. Beş film burada çekildi: The Man in Black (1949), Room to Let (1949), Someone at the Door (1949), What The Butler Saw (1950), The Lady Craved Excitement (1950). 1950’de Hammer yine taşındı ve bu seferki yeri The Black Widow, The Rossiter Case, To Have and to To Hold ve The Dark Light(hepsi 1950 yapımıdır) isimli filmlere ev sahipliği yapan Gilston Park isimli golf kulübüydü.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4440" title="frankensteinmonsterhell" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/frankensteinmonsterhell.gif" alt="" width="655" height="491" /></p>
<p style="text-align: justify;">1951 yılında Hammer Film, yine Thames Nehri kıyısında bulunan en meşhur evi Down Place’de çekim yapmaya başlamıştı. Şirket burayı bir yıllığına kiralamış ve Cloudburst isimli yapım ile burada işe koyulmuştu. Down Place’i sağlam ve geleneksel görünümüne uygun olacak şekilde bir stüdyoya dönüştürme kararı alındı. Down Place’in geniş arazisi, Hammer şirketinin sonraki filmlerine de ev sahipliği yaptı ve “Hammer look” için büyük öneme sahipti.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca 1951&#8242;de Hammer ve Exclusive, Amerikalı film yapımcısı Robert Lipperet ile dört yıllık bir prodüksiyon ve dağıtım anlaşması yaptı. Kontrata göre Lippert ve Exclusive Atlantik’teki kişisel bağlantıları ile dağıtım için film takas edecekti. Buna 1951 yılında The Last Page isimli filmle başladılar ve 1955’te Women Without Man ile sonlandırdılar.</p>
<p style="text-align: justify;">1951’in sonlarına doğru Down Place ile olan kira anlaşması sona ermişti ve Down Place’in artan başarısı ile Hammer Film burada geçmişteki stüdyo bazlı çekimlere yönelmeyi düşünüyordu. Association of Cinematograph Techinician ile olan bir anlaşmazlık sonrasında bu teklif reddedildi. Bunun üzerine Hammer Film, Down Place’in mülkiyetini satın aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Köşkün ismi yakındaki Bray isminde bir köyün adını alarak Bray Stüdyoları olarak değiştirildi ve burası 1966 yılına dek Hammer’in ilk merkez üssü oldu. 1953’te Hammer’ın ilk bilimkurgu filmleri Four Sided Triangle ve Spaceways piyasaya sürüldü.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong><span style="font-size: medium;">Hammer Horror’un Doğuşu (1955 ile 1959 arası)</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hammer’ın ilk korku deneyimi, Nigel Kneale’nin BBC Televizyonlarında yayınlanan bilim kurgu serisi The Quartermass Experiment&#8217;in Val Guest tarafından yönetilen bir uyarlamasıydı. Robert Lippert ile yapılan anlaşmanın bir sonucu olarak Amerikan aktör Brian Donlevy başrol için getirildi ve filmin ismi The Quartermass Xperiment olarak değiştirildi böylece film, korku filmleri için yeni çıkan bir adlandırma olan X tür film olduğunu gösteriyordu. Film beklenmeyen bir başarı yakaladı ve neredeyse aynı derece başarılı olan devam filmi Quartermass 2&#8242;nin çekimine neden oldu. Bu sefer film Kneale&#8217;in televizyon serisinin orjinal senaryolarından yararlanılarak çekildi ve orijinal serinin bütçesinin iki katı olan 92.000£ bütçe ile Kneale tarafından yönetildi.  O sırada Hammer bir başka Quartermass tarzı korku filmi olan X the Unknown&#8217;u çekmişti ve Kneale haklarını filmden alana dek tv serisinin tamamı olarak tasarlanmıştı. Aynı tarihlerde Hammer, gönüllü olarak senaryolarını İngiliz Film Denetçileri Komisyonu’na (BBFC) denetlenmesi için sunuyordu. 24 Kasım tarihinde X the Unknown&#8217;un senaryosuna göre bir denetçinin (Audrey Field) yorumu şu şekilde olmuştur:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hiç kimse izleyicilerin verdikleri paranın karşılığını alacağını söyleyemez. Aslında bu filmi izleyen biri kesinlikle hasta olur. Çok daha fazla kısıtlama yapmamız gerekiyor hatta seyircilerin titreten iğrençliğe, korkunç yaralara, korkunç suratlara verdiği tepkiye göre daha da fazla kısıtlama yapılması gerekir. Bu sınır tanımazlık devam ediyor ve aynı kişi daha da zalim senaryolar yazmaya devam ediyor. Bu kısıtlamalar yapılmadan bence BBFC başkanı bu senaryoyu okumalı. Çoğu insandan saha sağlam bir mideye sahibim ve sanırım daha şiddetli bir şekilde tepki vermeliyim.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4445" title="hammer_Posters" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/hammer_Posters.jpg" alt="" width="653" height="226" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Curse of Frenkenstein</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Quartermass 2’nin çekimi başladığında, Hammer, bu yeni yapıma yatırım yapmaya istekli ve Amerika’da reklamını sağlayacak bir başka Amerikan ortak aramaya başlamıştı. Nihayetinde Associated Artist Productions (A.A.P) ve buranın yer altı dünyası ile bağlantılı patronu Elliot Hyman ile görüşmelere başlamışlardı. Bu süre esnasında iki genç film yapımcısı Max J. Rosenberg ve Milton Subotsky (daha sonra Hammer’a rakip Amicus isimli şirketi kuracaklardır) Frankenstein romanından uyarlama bir senaryo sundular. Senaryoya ilgi duymasına rağmen A.A.P henüz bir filmleri olan Rosenberg ve Subotsky’nin çekeceği bir filme destek çıkmaya hazır değildi. Ancak Eliot Hyman senaryoyu Hammer’daki bağlantılarına gönderdi. Rosenberg sürekli &#8220;Curse of Frankenstein”’in kendisine ait olduğunu iddia edecekti.</p>
<p style="text-align: justify;">Mary Shelley’in romanı halk arasında yaygın da olsa Anthony Hinds senaryo hakkında emin olamıyordu çünkü Subotsky’nin senaryosu 1939 Universal yapımı Son of Frenkenstein filminin konusu ile çok benzerdi. Bu, projeyi telif hakkı konusunda riske sokuyordu ve Universal tarafından bir hak ihlali olarak algılanabilirdi. Bunun yanında filmin kısa senaryosu üzerinde çok fazla çalışma yapılması, düzeltilmesi gerekiyordu ve ayrıca eklemeler gerekecekti çünkü filmin tahmini süresi 55 dakikayı bulacaktı, İngiltere’de dağıtımı yapılması için ise bir filmin en az 90 dakika olması gerekiyordu. Hammer şirketinden Michael Carreras’a göre senaryo şu şekilde yorumlanmıştı:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Senaryo kötü bir şekilde sunulmuş. Çekimler gündüz mü gece mi yapılacak onlar bile senaryo başlarında belirtilmemiş. Bazı sahneler senaryonun uzunluğuna yetmeyecek şekilde ve bizce bazı yerlerde yeniden düzenlemeler hatta yeniden yazılmalar gerekiyor.”</p>
<p style="text-align: justify;">Senaryoda daha fazla değişiklik yapıldı ve daha iyi olacağı düşünülen Frankenstein and the Monster ismi film adı olarak tercih edildi. Eastmancolor’da filmin çekilmesi üzerine planlamalar yapıldı ve bu karar BBFC’de endişelere yol açtı. Senaryo sadece korku ve vahşet öğeleri içermiyor aynı zamanda canlı renklerle sunulması planlanıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Proje, senaryodan Michael Carreras’a oranla daha etkilenen ve filmin 3 haftada bitirilebilecek siyah beyaz bir çırpıştırma filmi olduğunu düşünen Tony Hinds’e verildi. Subotsky ve Rosenberg’in senaryolarının hala eski Universal filmiyle benzerlikleri olduğunu düşünen Hinds, Jimmy Sangster&#8217;i filmi The Curse of Frankenstein olarak yeniden yazması için görevlendirdi. Sangster’in çabası filmi kurtarmıştı ve bir çırpıştırma filmi olmaktan kurtarıp renkli bir film olmasını sağlamıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Sangster senaryosunu incelemeleri için BBFC’ye göndermişti. Audrey Field film hakkındaki 10 Ekim 1956 tarihli raporunda:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Biz bu senaryonun tarzı ile ilgileniyoruz ki X kategoride bir filmde izin verilen korku ve dehşetten daha öte bir senaryo bu. Korkarım böyle bir filmi onaylayabileceğimiz konusunda garanti veremem. Yeniden gözden geçirilmiş bir senaryonun bize gönderilmesi gerekir böylece bütün nahoşluklar yumuşatılmalıdır.”</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignright size-full wp-image-4456" title="hammer1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/hammer1.jpg" alt="" width="285" height="271" />BBFC’nin sert uyarılarına rağmen, Hinds orijinal değişmemiş senaryonun çekilmesine önderlik etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Film Terence Fisher tarafından yönetildi ve düşük bir bütçeyle çekilmişe benziyordu. Peter Cushing&#8217;in Baron Victor Frankenstein performansı ve Christopher Lee’nin uzun, korkunç canavarı filme cila etkisi yapan etkenlerdi. £65.000 bütçesi ve daha sonra şirketin omurga casti haline gelecek oyuncuları ile Hammer Film’in ilk Gothic korkusu çekilmişti. Renk kullanımı ile daha önce görülmemiş bir vahşet seviyesine ulaşılmıştı. The Curse of Frankenstein&#8217;a kadar korku filmleri kanı ayrıntılı olarak göstermiyordu ve gösterdiklerinde ise kan monokrom fotografi ile gizleniyordu. Bu filmde ise parlak kırmızı renkteydi kan ve kamera sürekli ona odaklanıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Film sadece İngiltere’de değil Amerika Birleşik Devletleri’nde de inanılmaz bir başarıya ulaşmıştı ve kendisinden sonra Roger Corman ve American International Pictures’in yapımları da dahil birçok taklide ilham kaynağı oldu.  Ayrıca Avrupa kıtasında da başarıyı bulan film İtalyan yönetmenler ve izleyiciler tarafından yenilikçi olarak görüldü.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Dracula</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">The Curse of Frankenstein’ın büyük gişe başarısı, The Revenge of Frankenstein gibi bir devam filmi çekme arzusunu ve Hammer’ın yeni bir korku ikonu bulma arzusunu teşvik etti. Dracula, Universal tarafından geçmişte kullanılmış başarılı bir karakterdi ve telif olayı Frankenstein karakterinden daha karmaşıktı. 31 Mart 1958’e kadar Hammer ve Universal arasında tamamen yasal bir anlaşmaya varılamamıştı, film tamamlandıktan sonra ise anlaşma 80 sayfa uzunluğundaydı.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı tarihlerde A.A.P ve Hammer arasındaki finansal anlaşma, A.A.P tarafından söz verdiği para miktarını gönderilmeyince bozuldu. Hammer başka alternatiflere yöneldi ve The Curse of Frankenstein filminin başarısı sayesinde Columbia Pictures ile bir anlaşma imzaladı ve Columbia, devam filmi The Revenge of Frankenstein ve The Camp on Blood Island ile The Snorkel filmlerinin dağıtımını yapacaktı. Hammer’in finansal başarısı, ana film dağıtım şirketi Exclusive’in kapanmasına ve Hammer Film’i yalnızca film yapımı konusuna yönlendirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Dracula senaryosu üzerindeki çalışma sürüyordu ve ikinci taslak gönüllü olarak BBFC’ye gönderildi. Audrey Field 8 Ekim 1957’de film senaryosunu şu şekilde yorumlamıştı:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bay Jimmy Sangster’in yontulmamış, eğitimsiz, iğrenç ve hoyrat stili iyi bir korku hikayesini anlaşılması güç hale getiremez. Kesinlikle kan sahnelerinde etkili önlemler alınmalıdır. Ayrıca bazı şeyler tamamen engellenmelidir.”</p>
<p style="text-align: justify;">Curse of Frankenstein’in başarısına rağmen Dracula konusunda finansman sağlıklı bir şekilde sağlanamamıştı. Universal finansman ile ilgilenmiyordu ve para arayışı Hammer’ı A.A.P’nin patronu Eliot Hyman’in bir başka şirketi Seven Arts (sonra Warner Bros ile birleşmiştir) ile iş yapmak durumunda bırakmıştı. Anlaşma detayları belirlendiği halde hiç bir anlaşma sağlanamadı ve Dracula’nın finansmanı Ulusal Film Finansmanı Konseyi’nce (£32.000) sağlandı ve geri kalan para dünya çapında dağıtımını yapması koşuluyla Universal tarafından verildi.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-4460" title="hammer2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/hammer2.jpg" alt="" width="240" height="317" />Sonunda sağlanan £81.412 bütçe ile 11 Kasım 1957’de çekimlere başlandı. Peter Cushing Van Helsing rolünde ve Christopher Lee ise Count Dracula rolündeydi, yönetmenliğini Terence Fisher’in yaptığı filmin Bernard Robinson tarafından yapılan set tasarımı orijinal Universal yapımı Dracula ile tamamen farklıydı ve o kadar farklıydı ki Hammer yöneticileri Robinson’un parasını ödeyip işine son verdikten sonra yeni bir tasarımcı aramaya başladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Dracula muazzam bir başarıya ulaşmıştı, Birleşik Krallıkta, Amerika Birleşik Devletlerinde (Horror of Dracula adıyla sinemalarda gösterildi), Kanada’da ve dünyada büyük gişe geliri elde etmişti. 20 Ağustos 1958’de Daily Cinema filmi böyle yorumluyordu:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hammer’ın Technicolor Dracula versiyonunun dünya çapındaki inanılmaz başarısı ile, dağıtımcıları Universal-International, Jimmy Carreras’ın şirketinin mülkiyetini tüm klasik filmleri yeniden çekme hakkı vermek için devretmek istiyor.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>The Mummy</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bir anlaşma ile Hammer, Universal International’ın birkaç korku ikonunu seçti ve The Invisible Man, The Phantom of the Opera ve The Mummy’s Hand filmlerini yeniden çekti. Bu filmlerin hepsi Dracula, Curse of Frankenstein ve Revenge of Frankenstein filmlerinin çekildiği Bray Stüdyolarında çekilecekti. The Mummy (The Mummy&#8217;s Hand filminin yeniden çekimi olan ve The Mummy&#8217;s Tomb&#8217;un devamı niteliğindeki filmin ismi) 1959’da çekildi, The Phantom of the Opera 1962’de çekildi ve Hammer The Old Dark House filminin yeniden çekiminde William Castle ile işbirliği yaptı. The Invisible Man hiçbir zaman çekilmedi.</p>
<p style="text-align: justify;">The Mummy için çekimler 23 Şubat 1959’da başladı ve 16 Nisan 1959’a dek sürdü. Yine Peter Cushing (John Banning rolünde) ve Christopher Lee (Mumya Kharis rolünde) başrollerde oynamıştı ve film yine bir Jimmy Sangster senaryosuyla Terence Fisher tarafından yönetilmişti. The Mummy 23 Ekim 1959’de piyasaya sürüldü ve bir önceki yıl Dracula filminin Birleşik Krallık ve Amerika’da kırdığı gişe rekorunu egale etti.</p>
<p style="text-align: justify;">1955 – 1959 yılları arasındaki dönemde Hammer, Peter Cushing’in Sherlock Holmes rolünü oynadığı The Hound of the Baskervilles ve Don’t Panic Champs isimli komedi filmi gibi korku dışı, farklı türlerde filmler çekti. Ancak şirketin birçok filmle ilham kaynağı olan, en ünlü üç filmi The Curse of Frankenstein, Dracula ve The Mummy oldu.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000; font-size: medium;"><strong>Devam Filmleri (1959 &#8211; 1974)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hammer üç başarılı korku filmine seriler halinde devam filmleri çekerek bu başarıyı pekiştirmek istedi. 1959 ve 1974 yılları arasında The Curse of Frankenstein filmine altı adet devam filmi çekildi:</p>
<p style="text-align: justify;">•    The Revenge of Frankenstein (1959)<br />
•    The Evil of Frankenstein (1964)<br />
•    Frankenstein Created Woman (1967)<br />
•    Frankenstein Must Be Destroyed (1969)<br />
•    The Horror of Frankenstein (1970)<br />
•    Frankenstein and the Monster from Hell (1974)</p>
<p style="text-align: justify;">The Horror of Frankenstein (bir devam filmi değildir, The Curse of Frankenstein’ın yeniden çekimidir) hariç tüm filmlerde Peter Cushing, Baron Frankenstein rolünde başroldeydi. The Horror of Frankenstein filminde ise Ralph Bates başrolde oynamıştır. Cushing’in başrolünde olduğu The Evil of Frankenstein filmi flashbackler halinde Baron’un hikayesini anlatan bir yapımdı ve bu filmde Baron tamamıyla farklı bir kişilikteydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Hammer ayrıca prömiyeri bir Amerikan televizyonunda yapılması planlanan yarım saatlik, Tales of Frankenstein(1958) isminde bir film çekti. Filmin prömiyeri yapılmadı lakin şimdi DVD olarak temin edilebilir. Anton Diffring bu filmde Baron Frankenstein rolündedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Dracula</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hammer ayrıca 1960-1974 yılları arasında sekiz farklı Dracula filmi çekti:</p>
<p style="text-align: justify;">•    The Brides of Dracula (1960)<br />
•    Dracula: Prince of Darkness (1966)<br />
•    Dracula Has Risen from the Grave (1968)<br />
•    Taste the Blood of Dracula (1969)<br />
•    Scars of Dracula (1970)<br />
•    Dracula AD 1972 (1972)<br />
•    The Satanic Rites of Dracula (1973)<br />
•    The Legend of the 7 Golden Vampires (1974)</p>
<p style="text-align: justify;">İlk beş film direkt olarak orijinal Dracula filminin devamı filmlerdi. Brides of Dracula filminde Dracula yoktu ancak Peter Cushing Van Helsing rolünde oynamış ve vampir Baron Meinster(David Peel) ile savaşmıştır. The Kiss of the Vampire filminde ise Van Helsing ve Dracula’ya yer verilmemiştir fakat Brides of Dracula’nın konusundan devam etmiştir ve Vampirism’i sunmuştur. Christopher Lee, takip eden altı filmde Count’u hayata döndürmek için pratik zekasını kullanan Dracula rolü ile yer almıştır. Karakteri genç nesil için yeniden şekillendiren Scars of Dracula filmi ile Hammer Film, şiddetin ayrıntı oranını ve vahşeti daha yukarı taşımıştır. Bu filmdeki pazarlama başarısızlığı sonraki filmlerde bir takım değişiklikler yapmayı zorunlu kılmıştır. Peter Cushing bu iki filmde Van Helsing’in soyundan birini oynamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Şunu da belirtmek gerekir ki Victorian – Edwardian çağ filmleri ile uyumsuzlukları nedeniyle Lee ve Cushing’in oynadığı çağdaş Dracula filmleri aynı seriler değildir. Hammer’ın Dracula serisinde ilk film 1880’lerde geçmektedir ancak Van Helsing ve Dracula arasındaki son savaşın flashback bölümü 1872’de Van Helsing ve Dracula henüz tanışmamışken gerçekleşmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Karakterin ele alınış şekli ve kendisi katkıda bulunup orijinal kitaptan diyalogları senaryoya dahil ettiği halde, sonraki senaryolardaki kalitesizlik Christopher Lee’yi hayal kırıklığına uğratıyordu. (Count’un çok konuşmadığı Princess of Darkness hariç Lee yer aldığı her Dracula filminde Bram Stroker’dan bir alıntıyı filmde söylerdi) Ayrıca verilen rollerle de kişisel olarak ilgilenmişti. Satanic Rites sonrasında bu serilerden ayrıldı.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-4468" title="hammer4" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/hammer4.jpg" alt="" width="166" height="341" /><span style="color: #ff0000;"><strong>The Mummy</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Sonraki “mumya” filmleri 1959 yapımı ile alakasızdı ve sadece The Mummy’s Shroud ikinci film pozisyonundaydı. Çekilen filmler The Curse of the Mummy&#8217;s Tomb (1964), The Mummy&#8217;s Shroud (1966) ve Blood from the Mummy&#8217;s Tomb (1971)idi. Son film Bram Stoker’ın The Jewel of Seven Stars romanının modern versiyonuydu ve Valerie Leon bir mumya yerine reenkarne olan bir Mısır prensini oynuyordu. Aynı roman Charlton Heston’un 1980 yapımı The Awakening filmine de ilham kaynağı olmuştu. Daha sonraki ev sineması versiyonu Lou Gosett Jr’ın oynadığı Bram Stroker’s The Mummy olmuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">1960’ların ortalarına dek Mumya serileri ve Hammer’ın başka korku türleri şirkete iki misli paraya mal oluyordu. İki film aynı set ve kostümlerle peş peşe çekilecek ve böylece paradan tasarruf edilecekti.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Cave Girls</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hammer aynı zamanda Michael Carreras tarafından yönetilen mağara kadını konulu filmler çekti:</p>
<p style="text-align: justify;">•    One Million Years B.C. (1966), Raquel Welch.<br />
•    Slave Girls (1968), Amerika Birleşik Devletleri’nde Prehistoric Women adıyla çıktı.<br />
•    When Dinosaurs Ruled the Earth (1970)<br />
•    Creatures the World Forgot (1971)</p>
<p style="text-align: justify;">Bu filmler Carry On Up the Jungle (1970)’da parodi halinde sunuldu.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000; font-size: medium;"><strong>Psikolojik Gerilim Filmleri</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Gothic korku filmlerinin yanında Hammer, çoğunun senaryosu Jimmy Sangster tarafından yazılan ve Freddie Francis ile Seth Holt tarafından yönetilen “mini-Hitchcock” adıyla bilinen filmler çektiler. Çoğu siyah beyaz olan bu düşük bütçeli gerilimlere Les Diaboliques şekil verdi ve sık sık Psycho ile karşılaştırıldılar. Bu şaşırtmacalı sonlara sahip gerilim serileri Taste of Fear(1961) ile başladı ve Maniac(1963), Paranoiac(1963), Nightmare(1964), Hysteria(1965), Fanatic(1965), The Nanny(1965), Crescendo(1970), Straight on Till Morning(1972) ile devam etti.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: medium; color: #ff0000;"><strong>Diğerleri</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Diğer filmler aşağıdaki gibidirler:</p>
<p style="text-align: justify;">•    The Abominable Snowman of the Himalayas (1957)<br />
•    The Two Faces of Dr. Jekyll (1960),  Robert Louis Stevenson&#8217;ın Jekyll and Hyde’ının farklı versiyonudur<br />
•    Never Take Sweets from a Stranger (1960), başrollerde Patrick Allen ve Felix Aylmer<br />
•    The Curse of the Werewolf (1961), Oliver Reed&#8217;in ilk başrolü<br />
•    The Phantom of the Opera (1962), başrolde Herbert Lom<br />
•    The Gorgon (1964) ,<br />
•    She (1965), Rider Haggard tarafından yazılan aynı isimdeki romandan çekilmiştir<br />
•    The Witches (1966)<br />
•    Quartermass and the Pit (1967); Amerika’daki ismi &#8220;Five Million Years to Earth&#8221; (1968)<br />
•    The Anniversary (1968), Bette Davis<br />
•    The Lost Continent (1968) başrolde Eric Porter</p>
<p style="text-align: justify;">29 Mayıs 1968’te, Hammer İngiliz ekonomisine yaptığı katkılardan dolayı, Kraliçe Endüstri Ödülü’ne layık görüldü. Ödül seremonisi, Pinewood Stüdyosu, Dracula Kalesi setinde Dracula Has Risen from the Grave filmi çekilirken gerçekleştirildi.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000; font-size: medium;"><strong>Pazar Değişimleri (1970lerin Başları)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">İzleyiciler 1960’ların sonunda daha bilgili, daha seçici konuma geldikçe, Roman Polanski’nin Rosemary’s Baby (1968) filmi gibi korkunç yapımlar pazarda yerini aldıkça, film stüdyosu pazardaki yerini korumaya çalıştı. Oluşan bu duruma yeni senaristler ve aktörler getirip, yeni karakterler deneyerek karşılık vermeye çalışan şirket vampir ve Frankenstein filmlerini yeni yaklaşımlar ve benzer materyaller kullanarak yenilemeye çalıştı. Stüdyo, 1972 yapımı Vampire Circus filminde dönemi yansıtan dekora sadık kaldı, Dracula AD 1972 ve The Satanic Rites of Dracula yapımlarında ise modern dekora geçme amacıyla dönemsel dekorlar terk edildi. Bu filmler başarılı olmadı ve sadece eleştirmenler tarafından değil aynı zamanda bu filmler sonrasında bu projelerde yer almayı reddeden Christopher Lee tarafından da ağır bir şekilde eleştirildi. 1973’te The Satanic Rites of Dracula ile ilgili bir basın toplantısında Lee şunları söyledi:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bunu gönülsüz bir şekilde yapıyorum. Bu tamamıyla budalaca. Bunu niteleyecek yirmi adet sıfat sıralayabilirim, ahmakça, amaçsızca, absürd! Bu bir komedi değil ancak komik bir ismi var. Bu konuyu anlayamıyorum.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Film ismi yüzünden bir self-parodi olmuştu ve senaryoda içerdiği fazla oranda komiklik ile herhangi bir korku hissini azaltıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Hammer filmleri vahşet ve cinsel içeriği nedeniyle satılıyorlardı. Bonnie and Clyde(1967) ve The Wild Bunch(1969) gibi filmlerin piyasaya çıkması ile izleyiciler daha fazla vahşeti ustaca sunulmuş bir şekilde elde ettiler. Night of the Living Dead (1968) korku filmlerine yeni bir ayrıntılı şiddet tarzı getirdi. Hammer elinden geldiğince bu durum ile mücadele etmeye çalıştı, örneğin Frankenstein and the Monster from Hell filminde Baron çıkarılmış bir insan beynini tekmeliyordu. Ancak daha sonra anladılar ki Amerikan yapımlarındaki gibi vahşet içermezlerse bile zamanının Avrupa filmlerindeki gibi filmlerinde cinsel içeriğe yer verebilirlerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu dönemde Hammer Films karlı başarılar da elde etti. ITV sit com serilerinin film versiyonu On the Buses (1971) bunlardan biriydi. Bu film Holiday on the Buses (1972) and Mutiny on the Buses (1973) adında iki devam filmi çekecek kadar başarılıydı.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: medium; color: #ff0000;"><strong>The Karnstein Üçlemesi</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">J. Sheridan Le Fanu’nun vampir romanı Carmilla’dan uyarlanan Karnstein üçlmesi ile Hammer, popüler İngiliz filmleri arasında en açık lezbiyenlik sahnelerine yer verdi. Diğer geleneksel Hammer fikirleri ve yönetmenliklerine rağmen bu dönemde filmlerde çıplaklık oranında büyük bir artış olmuştu. Karnstein Trilogy filmleri şunlardır:</p>
<p style="text-align: justify;">•    The Vampire Lovers (1970), başrolde Polonyalı aktris Ingrid Pitt<br />
•    Lust for a Vampire (1971)<br />
•    Twins of Evil (1972)</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4477" title="hammer5" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/hammer5.jpg" alt="" width="627" height="293" /></p>
<p style="text-align: justify;">Bu üç film Brian Clemens (The Avengers’in yaratıcısı) ile aynı zamanda şirkete katılan Hammer’ın yeni senaristlerinden Tudor Gates tarafından yazılmıştı. Clemens Hammer için iki alışılmamış film yazmıştı. Clemens’in yönetmenliğini yaptığı, Ralph Bates ve Martine Beswick’in başrollerde olduğu Dr. Jekyll and Sister Hyde (1971) ile Captain Kronos, Vampire Hunter (1974) yapımları başarılı olamamıştı ancak gavori kült filmler arasında yerlerini almışlardı. Deneysel filmler eski hikayeler üzerine yeni bakış açıları getirmeye çalışmıştı fakat izleyiciler bunlarla pek fazla ilgilenmemişti.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000; font-size: medium;"><strong>Film Yapımının Son Yılları (1970’lerin sonları)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">1970’lerin sonlarına doğru Hammer daha az film yapmaya başladı ve onlara ün kazandıran Gothic horror filmlerinden uzaklaşmaya çalıştılar. Ne Hong Kong’un Shaw Brothers şirketi ile ortak yaptıkları, Gothic horror ile uzak doğu dövüş tarzını karıştırdıkları The Legend of the 7 Golden Vampires (1974) filmi ne de Dennis Whetley’in romanından uyarlanan To the Devil a Daughter (1976) filmi başarılı olmuştu. Hammer’ın son yapımı Hitchcock’un 1938 yapımı gerilimi, Elliot Gould ve Cybill Shephard’ın başrollerini oynadığı The Lady Vanishes filminin yeniden çekimi oldu. Film gişede tam bir fiyasko ile karşılaştı ve stüdyoyu iflas ettirdi.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Eleştirel Tepki</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hammer korku filmleri çok fazla ciddiye alınmasalar da eleştirmenler tarafından görsel stili ile övgüye aldı. 1958 yılında bir eleştirmen The Times’da Dracula ile ilgili şunları söylüyor: &#8220;Genel olarak bakıldığında korkunç ve yavan bir film fakat hiçbir şekilde etkisiz bir melodram anlatımı değil.” Kim Newman gibi kült filmler konusunda uzman eleştirmenler genelde Hammer horror’u atmosferini tattıran bir sanatçılık olarak övüyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000; font-size: medium;"><strong>Televizyon Serileri (1980ler)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Hammer House of Horror</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">1980’lerin başlarında Hammer Films, İngiliz televizyonları için, Hammer House of Horror adında, her biri 51 dakika süren, 13 bölümlü bir televizyon serisi hazırladı. Şok edici, anında değişen durumlar ve asıl kahramanın her bölümde inanılmaz korkunçlukta olayların içine düştüğünü gösteren bu yapımlar sinema formatından koptuklarının göstergesiydi.  Bu korkunçluklar sadist dükkancılardan, satanist törenleri olan cadılara kadar değişiyordu. Bu seriler kara ironisi, etkileyici müziği ve kullandığı korku öğeleri ile tanındı.</p>
<p style="text-align: justify;">En göze batan bölümler şunlardı:</p>
<p style="text-align: justify;">•    &#8220;The House That Bled To Death&#8221; bölümünde genç bir çift ve kızları yeni bir eve taşınır ve önceki kiracının eşini o evde öldürdüğünden habersizdirler.  Çocuklarının doğum günü partisinde başüstü borularından fışkıran kan sahnesiyle ünlenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">•    &#8220;The Silent Scream&#8221; bölümünde Peter Cushing, duvarsız hapisane konsepti üzerinde çalışan ve karanlık bir sırra sahip olan bir evcil haycan dükkanı sahibini oynamıştır. Michael Mann’ın Manhunter filminde Hannibal Lecter karakterini oynayan Brian Cox, bu bölümde bir denekti.</p>
<p style="text-align: justify;">•    &#8220;The Two Faces Of Evil&#8221; isimli gerçeküstü bölümde zor kamera açıları, özenle hazırlanmış setler, tuhaf perspektiflerden çekimler ile birbirinin kılığına giren kötü ruhlu ikizlerin olduğu bir konu sunulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">•    &#8220;Charlie Boy&#8221; bölümündeki Afrika fetişi ölümcül etkiler oluşturup birçok ölüme yol açıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">•    &#8220;Carpathian Eagle&#8221;  bölümünde bir detektif polisi oynayan Anthony Valentine, Suzanne Danielle’in üstlendiği korkunç, vahşi ve törensel cinayetleri çözmeye çalışıyor. Siân Phillips’in yardımcı başrol oyuncusu olarak katıldığı bu bölümde genç Pierce Brosnan “son kurban” rolünde gayet başarılıdır.<br />
•    &#8220;Rude Awakening&#8221; bölümünde Denholm Elliott,  gerçekle doğruyu ayıramamasına neden olan gerçekçi rüyalar gören bir emlakçı rolünde oynamıştır.<br />
•    &#8220;The Children of the Full Moon&#8221; bölümünde Diana Dors geniş bir aileye sahip olan fakat kocası olmayan bir taşralıyı oynamıştır.  Yeni evlenen bir çift bu tuhaf durumu keşfettiğinde gerçekler yavaş yavaş gün yüzüne çıkacaktır.<br />
•    &#8220;Witching Time&#8221; bölümünde Patricia Quinn, Jon Finch’in enerjisini ve yaşamını emen biri rolünde oynamıştır.<br />
•    &#8220;Visitor from the Grave&#8221; bölümünde Dark Shadows ile ünlü Kathryn Leigh Scott, intikam peşindeki bir hayaletin ziyaret ettiği genç bir mirasçıyı oynamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bölümler Alan Gibson, Peter Sasdy ve Tom Clegg tarafından yönetildi, senaryo üzerinde oynamalar ise Anthony Read tarafından yapıldı.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4489" title="hammer6" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/hammer6.jpg" alt="" width="645" height="208" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000; font-size: medium;"><strong>2000&#8242;ler</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">2000li yıllarda, şirket kış uykusuna yatmış gibi görünse de sık sık yeni projelerin duyuruları yapıldı. Örneğin 2003 yılında Hammer, Avustralyalı Pictures in Paradise şirketi ile sinema ve DVD pazarı için yeni korku filmleri çekme planları olduğunu açıkladı.</p>
<p style="text-align: justify;">10 Mayıs 2007’de Hollandalı prodüktör John De Mol’ün kendi özel sermayesi ile kurduğu Cyrte Investments aracılığı ile Hammer Film’in haklarını satın aldığı açıklandı. 300’den fazla Hammer filminin haklarını elinde tutmasının yanında De Mol stüdyoyu yeniden yaşama geçirmeyi planlamaktadır. Variety’de yer alan bir makaleye göre yeni Hammer Films şirketi, Simon Oakes ve Marc Shipper tarafından yönetilen Liberty Global tarafından yönetilecekti. Bunun yanında Spitfire Pictures’dan Guy East ve Nigel Sinclair iki – üç korku filmi ya da gerilim projesinin başına geçeceklerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeni sahiplerinden sonra şirketin ilk ürünü Beyond the Rave isimli, 2008’de myspace üzerinden piyasaya sürüler 20&#215;4 dakikalık vampir serisidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Şirket 2008 yılında Donegal’de, Irish Film Board tarafından desteklenen bir film çekmeye başlamıştır. Wake Wood adındaki bu filmin 2009 sonbaharında İngiltere&#8217;de piyasaya sürüleceği söylenmiştir.  Amerika’da 2009’da yapımına başlanan The Resident isimli gerilim filmini Finlandiyalı film yapımcısı Antti Jokinen yönetmiştir ve başrollerde Hilary Swank, Jeffrey Dean Morgan ile Christopher Lee yer almıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">2010 yılında, Overture Films ve Relativity Media ile ortaklık içinde bulunan Hammer, İsveç yapımı vampir filmi Let the Right One In&#8217;in yeni versionu Let Me In filmini çekti.</p>
<p style="text-align: justify;">Haziran 2010’da Hammer, senaryosu Chris Borelli tarafından yazılan ve yönetmenliğini Danimarkalı film yapımcısı Kasper Barfoed’un yapacağı Wake’i satın aldı.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000; font-size: medium;"><strong>2010&#8242;lu yıllar</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">2009 yılında Hammer Films ve Alliance Films’in The Woman in Black filminin yeniden çekimine hazırladıkları açıklandı ve bu filmin 2011’de piyasaya çıkacağı söylendi. Daniel Radcliffe avukat Arthur Kipps rolünde oynayacaktır. Filmin senaryosu Jane Goldman tarafından hazırlanacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Hammer_Film_Productions">Tolga Demirtaş</a> (tolga@iyikotufilm.com)</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/hammer-film-productions/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tales of Terror (1962)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/tales-of-terror-1962/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/tales-of-terror-1962/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Dec 2010 16:57:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[American International Pictures]]></category>
		<category><![CDATA[Basil Rathbone]]></category>
		<category><![CDATA[Edgar Allan Poe]]></category>
		<category><![CDATA[Joyce Jameson]]></category>
		<category><![CDATA[Leona Gage]]></category>
		<category><![CDATA[Maggie Pierce]]></category>
		<category><![CDATA[Morella]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Lorre]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Matheson]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Corman]]></category>
		<category><![CDATA[Tales of Terror]]></category>
		<category><![CDATA[The Black Cat]]></category>
		<category><![CDATA[The Facts in the Case of M. Valdemar]]></category>
		<category><![CDATA[Vincent Price]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2955</guid>
		<description><![CDATA[Yönetmenliğini Roger Corman’ın yaptığı 1962 yılı yapımı film Edgar Allan Poe’nın üç hikayesinin bir adaptasyonu. Film yönetmenin Edgar Allan Poe hikayeleri adaptasyonlarından dördüncüsü. American International Pictures film şirketi tarafından yapılan filmde oyuncu olarak Vincent Price, Peter Lorre ve Basil Rathbone yer alıyor. Adaptasyonu yapılan üç hikaye ise: Morella, The Black Cat ve The Facts in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-2956" title="talesterror1962" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/12/talesterror1962.jpg" alt="" width="254" height="335" />Yönetmenliğini Roger Corman’ın yaptığı 1962 yılı yapımı film Edgar Allan Poe’nın üç hikayesinin bir adaptasyonu. Film yönetmenin Edgar Allan Poe hikayeleri adaptasyonlarından dördüncüsü. American International Pictures film şirketi tarafından yapılan filmde oyuncu olarak Vincent Price, Peter Lorre ve Basil Rathbone yer alıyor. Adaptasyonu yapılan üç hikaye ise: Morella, The Black Cat ve The Facts in the Case of M. Valdemar.</p>
<p style="text-align: justify;">Tales of Terror filmini ciddi bir korku filmi olarak ele almak yanlış olur. İlk hikaye Morella içlerinde en kasvetli olanı. Kısa ve oldukça da dramatik. İkinci hikaye The Black Cat için ise eğlenceli bile denebilir. Son hikaye The Facts in the Case of M. Valdemar ise Poe’nun tarzına ve fikirlerine en uygun olanı olmuş.</p>
<p style="text-align: justify;">Üç hikayede de Vincent Price yer alıyor, The Black Cat’de Price haricinde Peter Lorre, The Facts in the Case of M. Valdemar’da ise Basil Rathbone oynuyor. Hikayeleri senaryolaştıran ise Richard Matheson.</p>
<p style="text-align: justify;">Morella: Morella (Leona Gage) kızı Lenora’yı (Maggie Pierce) dünyaya getirdikten sonra ölür. Baba (Vincent Price) ise karısının ölümünden kızını sorumlu tutar ve onu suçlar. Kız 26 yıl sonra evine döner. Babası annesinin cesedini mumyalatmıştır. Bir gece Morella’nın ruhu ortaya çıkar ve Lenora’yı öldürür. Morella’nın cesedi ise canlanır. <span id="more-2955"></span></p>
<p style="text-align: justify;">The Black Cat: Montresor Herringbone (Peter Lorre) karısı Annabelle’den (Joyce Jameson) ve onun siyah kedisinden nefret etmektedir. Bir gece bir şarap tadımı için bir yarışmaya katılır ve burada Fortunato Luchresi (Vincent Price) ile kapışır. Herringbone sarhoş olur ve bunun üzerine Luchresi kendisini evine bırakır. Evde Herringbone’un karısıyla tanışır ve beraber olmaya başlarlar.  Bunu öğrenen Herringbone intikam almak ister.</p>
<p style="text-align: justify;">The Facts in the Case of M. Valdemar: Yaşlı bir adam çaresi olmayan bir hastalıktan dolayı ölmek üzeredir. Acılarının geçeceğini düşünerek kendisinin bir hipnozcu (Basil Rathbone) tarafından hipnotize edilmesine izin verir.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmi genel olarak iyi bir korku hikayesi antolojisi olarak tanımlamak mümkün. her ne kadar iyi bir senaryo, iyi oyunculuklar, iyi bir prodüksiyon olsa da  tam olarak Poe hikayelerinin tadını yakalamak mümkün değil. Eğer Corman’ın diğer Poe uyarlamalarından hoşlandıysanız bunu da kaçırmayın derim.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2959" title="talesterror_1962" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/12/talesterror_1962.jpg" alt="" width="660" height="666" /></p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="640" height="385" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/WsbjZfZ6r9Q?fs=1&amp;hl=en_US" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="640" height="385" src="http://www.youtube.com/v/WsbjZfZ6r9Q?fs=1&amp;hl=en_US" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/tales-of-terror-1962/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanlı Sinema</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/kanli-sinema/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/kanli-sinema/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 07:37:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[2000 Maniacs]]></category>
		<category><![CDATA[A Taste of Blood]]></category>
		<category><![CDATA[Amicus]]></category>
		<category><![CDATA[Andy Warhol]]></category>
		<category><![CDATA[Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[Blood Feast]]></category>
		<category><![CDATA[Blood Orgy]]></category>
		<category><![CDATA[Bonnie and Clyde]]></category>
		<category><![CDATA[Carrie]]></category>
		<category><![CDATA[Catholic Legion of Decency]]></category>
		<category><![CDATA[Çılgın Berber]]></category>
		<category><![CDATA[Cine Fantastique]]></category>
		<category><![CDATA[Cine Fex]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Color me blood red]]></category>
		<category><![CDATA[Dario Argento]]></category>
		<category><![CDATA[David Cronenberg]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Jeckyll]]></category>
		<category><![CDATA[Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[Drive-In]]></category>
		<category><![CDATA[E.C. Comics]]></category>
		<category><![CDATA[Ed Gein]]></category>
		<category><![CDATA[Edgar A. Poe]]></category>
		<category><![CDATA[Exorcist]]></category>
		<category><![CDATA[Fangoria]]></category>
		<category><![CDATA[Federal Council of Churches]]></category>
		<category><![CDATA[Feuillade]]></category>
		<category><![CDATA[Frankenstein]]></category>
		<category><![CDATA[Friday 13th]]></category>
		<category><![CDATA[Gore]]></category>
		<category><![CDATA[Gore Gore Girls]]></category>
		<category><![CDATA[Gore Movie]]></category>
		<category><![CDATA[Grand Guignol]]></category>
		<category><![CDATA[Griffith]]></category>
		<category><![CDATA[Halloween]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Film Productions]]></category>
		<category><![CDATA[Herschell Gordon Lewis]]></category>
		<category><![CDATA[Hitchcock]]></category>
		<category><![CDATA[I am a Legend]]></category>
		<category><![CDATA[Intolerance]]></category>
		<category><![CDATA[Italian Horror]]></category>
		<category><![CDATA[John Carpenter]]></category>
		<category><![CDATA[Jungfrukallen]]></category>
		<category><![CDATA[KAnlı Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Kuyu ve Sarkaç]]></category>
		<category><![CDATA[Last House on the Left]]></category>
		<category><![CDATA[Lucio Fulci]]></category>
		<category><![CDATA[L’Ecran Fantastique]]></category>
		<category><![CDATA[Mad Movies]]></category>
		<category><![CDATA[Mario Bava]]></category>
		<category><![CDATA[Mark of Devil]]></category>
		<category><![CDATA[Martin]]></category>
		<category><![CDATA[Max Maury]]></category>
		<category><![CDATA[Monster a Go Go]]></category>
		<category><![CDATA[Morgue Sokağı]]></category>
		<category><![CDATA[Paramount]]></category>
		<category><![CDATA[Phantasm (1979)]]></category>
		<category><![CDATA[Psycho]]></category>
		<category><![CDATA[Rage (1977)]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Matheson]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Corman]]></category>
		<category><![CDATA[She Devils on Whels]]></category>
		<category><![CDATA[Shivers]]></category>
		<category><![CDATA[Star Cine Zone]]></category>
		<category><![CDATA[Starlog]]></category>
		<category><![CDATA[Terence Fisher]]></category>
		<category><![CDATA[Texas Chainsaw Massacre]]></category>
		<category><![CDATA[The Crezies]]></category>
		<category><![CDATA[The Curse of the Werewolf]]></category>
		<category><![CDATA[The Hills Have Eyes]]></category>
		<category><![CDATA[The Omen]]></category>
		<category><![CDATA[The Wild Bunch]]></category>
		<category><![CDATA[Tobe Hooper]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Savini]]></category>
		<category><![CDATA[W.H. Hayys]]></category>
		<category><![CDATA[Wes Craven]]></category>
		<category><![CDATA[Wizard of Gore]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=1648</guid>
		<description><![CDATA[Alıcıyı neşter ya da kasap satırı sayan birtakım yönetmenlerin başlıca kaygısı, bugünlerde, bir insanı yürüyen hamburger haline getirmek ve bu işi her türlü anlatı, gerçeklik ya da mantık tasasından uzak yapmak galiba. Önemli olan tek şey cana kıyma, özellikle de, saçılan bütün kanlar, son kertesine varmış kanlı şölenler yok olup gitmekte olan bir türün son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/atasteofblood.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1649" title="atasteofblood" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/atasteofblood.jpg" alt="atasteofblood" width="237" height="341" /></a>Alıcıyı neşter ya da kasap satırı sayan birtakım yönetmenlerin başlıca kaygısı, bugünlerde, bir insanı yürüyen hamburger haline getirmek ve bu işi her türlü anlatı, gerçeklik ya da mantık tasasından uzak yapmak galiba.</p>
<p style="text-align: justify;">Önemli olan tek şey cana kıyma, özellikle de, saçılan bütün kanlar, son kertesine varmış kanlı şölenler yok olup gitmekte olan bir türün son çırpınışlarıymışçasına, bu cana kıymaların yapılış biçimidir…</p>
<p style="text-align: justify;">Eleştirmenlerin çoğunca şiddetle ve dizgeli olarak yok sanan, tepeden bakılarak bilmezlikten gelinen ya da küçümsenen kanlı ya da mide bulandırıcı sinema bal gibi de vardır. Tıpkı bayağı cinsel sinema ve karate ya da bilmem ne filmleri gibi onunda kendine özgü seyircisi, dip ve başyapıtları var; doğrudan doğruya düşsel sinemaya girmeyen, ama içinde böyle sahneler bulunan filmlerin çoğalmasına, kum gibi kaymasına bakılırsa bir zamanlar yineleme sinemasının küçük bir serüveni ya da yan eğilimi sayılan şeyin bu gün, şimdi girişmeyi önerdiğimiz kesip parçalayıp incelemeyi hak eden gerçek bir özerk alt-tür haline geldiği söylenebilir.<span id="more-1648"></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong>KANLI SİNEMA TARİHİ NEDİR? BİR ALT TÜR’ÜN TANIMI</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kökbilim açısından ele alındığında “gore” sözcüğü İngilizce’de akıtılan ya da saçılan kan demek. Bu dar anlamda alındığında, şöyle bir görünüp yitse de, söz konusu tanım kanın gözüktüğü bir sürü filme uygulanabilirdi ve yedinci sanatın kökenlerine dek uzanmak gerekirdi şiddet sahnelerinin görüntülenip yapılmasının son yıllara özgü olmadığını saptayabilmek için. Gerçekte, aradaki ayrım niyetler ve sonuçlar alanındadır; kanlı sinema seyirciyi korkutmak ya da kararsızlık içinde bırakmak değil sarsmak, midesini bulandırmak, tiksindirmek istiyor. Ya hiç bulunmayan ya da birbirinden tıpatıp kopya çekilen olay düğümleri kanlı bir olaydan öbürüne kolayca geçişi sağlayan birer araçtan başka bir şey değil. Kol, bacak kesme ve cana kıyma, çoğu kez seyirciye iletilen tek şeydir.  Mantık ya da doğrulukla kimsenin pek derdi olmadığından, ilk erek kesip biçmelerin etkilerindeki yetkinlikle bizi olumsuz yönde şaşırtmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun en ilginç örneği, kanlı filmin ilk örneği olan, bu alt-türün bütün niteliklerini taşıyan <strong>Friday 13th (1981)</strong>’tür. Kendiside uzaktan uzağa Hitchcock’un <strong>Psycho (1960)</strong>’sunu anımsatan John Carpenter’ın Halloween’inden esinlenmiş Friday 13th bir dinlenme kampındaki öç alma öyküsünden yola çıkarak bize oralarda bulunma talihsizliğine uğrayan yarım düzine gencin nasıl doğrandığını göstermektedir. Öğreti açısından yüzde yüz gerici (kurbanların çoğu tensel bir günah işlemiştir, çiftlerden biri tam sevişirken katledilmiştir), tam anlamıyla şoke edici görüntüleriyle tek amacı sarsıcı etkileriyle bizi pestile çevirmektir; ağı ören ipler öylesine kalındır ki, bu ereğine bile her zaman ulaşamamaktadır. Az parayla, çok şeye özenmeden çevrilen bu film ABD’de büyük başarı kazanmıştır; orada, sözüm ona özgürleşmiş gençliğin belli bir kesiminin aşırı kalıplaşmış, aşırı çoğalmış türden kişilerle kendini özdeşleştirme eğiliminin hiç kuşkusuz bunda büyük etkisi olmuş, nitekim filmin Avrupa’daki başarısı ortayı geçememiştir. Her şeye karşın, Friday 13th büyük bir şirket (Paramount) tarafından dağıtılan ilk kanlı film olmuştur; elde edilen karların bilincinde olan kurum, sonradan aynı örnekten yola çıkarak bir dizi film, o arada birincinin yavan yinelenmesinden öteye geçemeyen bir ikinci bölüm yaptırdı.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/psycho-1960-alfred-hitchcock-janet-leigh-pic-2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1655" title="psycho-1960-alfred-hitchcock-janet-leigh-pic-2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/psycho-1960-alfred-hitchcock-janet-leigh-pic-2.jpg" alt="psycho-1960-alfred-hitchcock-janet-leigh-pic-2" width="500" height="273" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Büyük Kukla Tiyatrosu ya da Tiyatrodaki Kanlı Oyun (Grand-Guignol)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">1899’da Max Maury’in kurduğu bu tiyatro, Lyon’daki ünlü, geleneksel kukla tiyatrosunun kalıtçısı sayılabilir; Lyon tiyatrosunun başlıca niteliği, dizginsiz şiddettir ve öç alma burada eylemin başlıca itici güçlerinden biridir. Başlangıçta ucuz ürpermeler arayan, halkla düşüp kalkmak istemeyen kentsoylu seyircilere seslenen büyük kukla tiyatrosu sonradan, altmış yılı aşkın bir süre, halk tarafından müthiş tutulacak, ağızları bir karış açık seyirciler bütün o tiksinç şeylerin gözleri önünde nasıl yapıldığını merak edeceklerdir. Çağın okumuş aydın kesimince küçümsenen büyük kukla tiyatrosu çok anlamlı adlar taşıyan gürültülü oyunlar sahneliyordu. “Çılgın Berber”, “Korkunç Deneyim” gibi; o arada, adı sanı bilinmeyen bir oyun yazarı Oscar Metenier, Edgar A. Poe’nun en korkunç yapıtlarını kendine göre uyarlıyordu: “Morgue Sokağı’ndaki Cinayetler”, “Kuyu ve Sarkaç” kanlı sahneler uğruna ruhsal inceliği gözden çıkaran büyük kukla tiyatrosu bir yanılsama ve şaşırtma tiyatrosuydu.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/headstab.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1659" title="headstab" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/headstab.jpg" alt="headstab" width="187" height="237" /></a>Feuillade ya da Lang gibi ustalarda izlerini gördüğümüz büyük kukla tiyatrosunun kimi yanlarıyla kanlı sinemaya kaynaklık etmesi son derece doğal ve mantıklıydı. Ancak, bu yılgı tiyatrosunun anlayışı en güncel kanlı sinema örneklerinde ortaya çıkmaktadır ve kanlı sinemanın, büyü bir üstünlükle yerini aldığı büyük kukla tiyatrosunun kalıtçısı olduğu rahatça söylenebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">1909’da büyük kukla tiyatrosu İngiltere’de boy gösterir, ama Fransa’da elde ettiği başarıya hiçbir zaman erişemez. İngiltere’de büyük kukla tiyatrosu kılık değiştirir, seyirciye mantıksal uzantılarına Hammer filmlerinde kavuşan birtakım Dr. Jeckyll ve Dracula uyarlamaları sunarak Anglo-Saksonlara özgü Goth’um su bir havaya bürünür. Sıkı denetimin diktiği gittikçe gevşeyen duvarları aşan, beyaz perdeyle ilgili son yasakları da ortadan kaldıran kanlı sinema sonunda kesin işleviyle yerine kavuşur.</p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Sıkı Denetimin Kötülükleri Yada Kavgacı Kanlı Sinema</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kanlı sinemanın tarihçesini çizmek hem Yedinci Sanatın hem de sıkı denetimin kökenlerine inmek olurdu. Çünkü, elimizdeki çözümleme boyunca göreceğimiz gibi, bu iki terim öteden beri sıkı sıkıya bir birine bağlı olagelmiştir. Bununla birlikte, bu yüzyılın başlarında, henüz emekleme döneminde olan sinema sanatı, elleri makaslılar bu yeni anlatım biçiminin etkisiyle toplumsal ve ruhsal işlevinin bilincine varamamışlarcasına, şiddetin canlandırılması konusunda olağan dışı bir özgürlüğe sahipti. Nitekim, Griffith, o ünlü <strong>Hoşgörüsüzlük</strong>’ünde (Intolerance, 1916) bize uçurulan bir kelle, oklarla delik deşik edilen askerler, özellikle de çıplak bir göğse ağır ağır giren bir mızrak gösterir; bu türlü kanlı sahnelere alışmamış o günlerin seyircisi için bunlar sert ve çarpıcı görüntülerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">O arada cinselliğin yüzde yüz kapı dışında tutulduğunu, perdede görünüşünün anıştırma ve simgelerden öteye geçmediğini belirtelim. Bu katı ilkeci gelenekle WASP öğretisi bir bakıma, Amerikan ulusunun ilk söylencelerine damgasını vuran şiddet düşkünlüğünün dengelediği yumuşamaz cinsellik karşıtlığını açıklamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bununla birlikte, 30’lu yılların sonu ürkünç, W.H. Hayys’ın yönettiği MPPDAA’nın (Sinema Yapımcı ve Dağıtımcıları Birliği’nin) kurulması sertleşme yönünde bir evrime yol açacaktı.</p>
<p style="text-align: justify;">O dönemdeki aşırı şiddeti gangster filmlerinin birbirini izleyişi akıllı uslu yetkililerin tepkisine neden olacak, “Catholic Legion of Decency” (Edep için Katolik Birlik) ve “Federal Council of Churches” (Federal Kiliseler Birliği) gibi yobaz ve gerici örgütlerin baskısıyla sinema alanındaki üretimi “aktöre sınırları içine almak” üzere ünlü sınıflandırma dizgesi doğacaktı. Ondan sonra, sınıflandırma işaretini almayan film dağıtılmayacaktı. Cinsellikle şiddet, elbette ilk hedeflerdi ve bundan böyle yerleşen “iyi beğeni” kurallarına göre, öldürme uygulamaları, asmalar, elektrik vermeler ya da daha başka kesip biçme işlemleri artık beyaz perdede  yer almayacak, yalnız bunların köpeksi anıştırılmalarına izin verilecekti. Hayes’in sınıflandırması iç karartıcı işlevini 60’lı yılların ortalarına dek sürdürecek; törelerdeki özgürleşmenin ve cinsel özgürlüğün sınırlarını genişletmenin sürekli saldırıları sonucu yerini bugünkü harf dizgesine bırakacaktı (G: Herkese açık, P.G.: Ebeveyn yanında, R: Sınırlı, X: Küçüklere yasak); bu dizge aşağı yukarı bizim o yıllardaki sınırlandırmalarımıza denkti. (13, 16 ve 18 yaş).</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/dracula_1958_poster_06.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-1666" title="dracula_1958_poster_06" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/dracula_1958_poster_06-1023x724.jpg" alt="dracula_1958_poster_06" width="630" height="447" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bonnie and Clyde (1967) ya da The Wild Bunch (1969) gibi o dönemde çevrilmiş kimi yapıtlar sıkıdenetimin özgürleşmesine büyük ölçüde katkıda bulunmuşsa, kanlı sinema denen alt-tür sinema sektörü tarafından benimsenip geliştirilmesine yardım etmişse de bugünkü kanlı sinema filmlerinin gerçek kökenini bulabilmek için Hammer filmleriyle birlikte 60’lı yılların başlarına uzanmak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">50’li yılların sonlarındaki gençlerin dünyası büyük ölçüde, rock and roll’le çizgi romanlardan oluşuyordu; bu ürkünç çizgi romanlar da filmler gibi, sıkı denetimle epey uğraştı. O günkü gençlerin zihinsel eğitimindeki bu iki temel öğeye kısa bir süre sonra İngiltere’den gelen Hammer film şirketi’nin çevirttiği bir dizi küçük korku filmi eklenecekti.</p>
<p style="text-align: justify;">Sözün gerçek anlamında kanlı film çevirtmemiş olsa da bu ünlü İngiliz şirketi sinemada açıkça dile getirilen yeni bir korku ve şiddet dalgasının öncüsü olacaktı. İşin içine rengin katılması gerçekçiliğin sınırlarını daha az öteye götürdüğünden, kan artık iyice kırmızılaşmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Dracula (1958) ya da The Curse of the Werewolf (1961) gibi filmler bugünkü gördüklerimizin yanında biraz çağını doldurmuş gözükse de, o çağın bağlamı içinde son derece yenilikçi durduklarını, Hammer filmlerinde sık sık rastlanan kimi izleklerin günümüz kanlı sinemasında da kullandıklarını belirtmek gerekir (örneğin, eylemin başlıca sürükleyicisi olarak öç alma). İçerdikleri şiddet ve aşırılıkla büyük kukla tiyatrosunun dolaysız kalıtçıları olan Hammer filmleri tam anlamıyla Anglo-Saksonlara özgü bir havaya sahiptirler; bunlarda kanlı sahneler kişilerin ve güdülenmelerinin derinlemesine incelenmesiyle dengelenmektedir. Bütün bunlara tartışılmaz bir cinsel yanı da eklemek gerekir. Burada, şimdi aramızda bulunmayan, kuruluş hesabına bir sürü film çekerek yapımevinin kendine özgü havasının gelişmesine katkıda bulunan ve ruhbilmle çarpıcı bir şiirsellik taşıyan apasnız kanlı şiddet sahnelerinin el ele verdiği yep yeni bir korku türünün yaratıcısı Terence Fisher’ı anmak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hammer yapımevinin etkisini Roger Corman’ın yapıtlarında, Amicus yapımevinin filmlerinde, giderek Andy Warhol’un Frankenstein’ında (1972) görürüz; işin içine üçüncu boyutun katılması kanlı sinemaya dayanılmaz bir etki kazandırmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunula birlikte, seyirci yavaş yavaş sisli şatolardan ve allı pullu giysilerden bıkıp daha gerçekçi, daha günlük ve bugünkü kent bezemine oturtulmuş bir yılgıya yönelmeye başlamıştır. Bu koşullarda yeni kanlı sinema dalgası bütün beyaz perdeleri saracaktır…</p>
<p style="text-align: center;"><strong>HERSCHELL “GORE”DON LEWIS YADA KAN DÖKMEK İÇİN KANLI SİNEMA</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Her ne kadar kanlı sinema tam olgunluğa 80’li yıllarda ulaşacaksa da, gerçek anlamda kanlı sinema olarak beyaz perdede boy göstermesi Herschell Gordon Lewis’in çevirdiği bir düzineye yakın filmle 60’lı yıllara rastlar. H.G. Lewis’in çevirdiği bu bir düzineye yakın film 60’lı yıllara rastlar. Herschell Gordon Lewis ilk yapıtlarında bize çıplak genç kızlar gösterdikten ve gönülden bağlı bulunduğu konunun büyük yapım evlerinin eline geçtiğini gördükten sonra, daha başka amaçlarla, yine sevimli genç kızlar kullanarak, yeni bölgelerde dolaşmayı kararlaştırmıştır. Film Sınıflandırma Dizgesi daha önce adını andığımız gözü pek filmlerin birbiri ardına indirdikleri eski vuruşlarıyla epey sarsılmış olsa da, Gordon Lewis, farkına varmaksızın sürüp gitmekte olan son tabuyu da ortadan kaldıracaktır: Kan dökme.</p>
<p style="text-align: justify;">1963’te haklı olarak ilk kanlı sinema örneği sayılan Blood Feast ortaya çıkacaktır. Mezbahalarıyla ünlü Chicago’da dokuz günde çekilen, yüzbin dolardan az paraya mal olan, Frankenstein’ınkine yakın bir konuyu işleyen film kusursuz bir varlık yaratmak üzere canlı kurbanlarının kollarını, bacaklarını, dillerini kesen iblis gülüşlü kaçık bir bilgin göstermektedir bize.</p>
<p style="text-align: justify;">Eleştirmenlerin yerden yere vurdukları Blood Feast Amerika’nın güney eyaletlerinde Drive-In (açık hava) sinemalarında büyük bir başarı kazanacaktır ve Gordon Lewis’i başka bir film 2000 Maniacs (1964) çekmeye itecektir; daha geniş bir bütçeyle çevrilen film, güneyde geçen çılgınca bir öç alma öyküsünü kullanarak bize bir kan dökme şöleni gösteriyordu. Bunu daha başka bir sürü film izleyecekti; 1964’te Color me blood red (resimlerini boyamak için kurbanlarının kanını kullanan çılgın bir ressam) , 1965’te Monster a Go Go (kana susamış bir uzay canavarının hikayesi) 1967’de A Taste of Blood (Hammer filmlerinden esinlenmiş bir Vampir öyküsü), özellikle de 1968’de, gittikçe güncelleşen kadın hakları savunucularının da yardımıyla çevrilmiş, yönetmenin yapıtında belli bir evrimi dile getiriyor gibi duran She Devils on Whels bunlar arasında sayılabilir: İlk filmlerinde dövülen, işkence yapılan, sakat bırakılan suçsuz kadın kurbanlar hoşlarına gitmeme yanlışlığına düşen erkekleri işkenceye maruz bırakacaklardır. 1971’de, Herschell Gordon Lewis bize allı pullu adlar taşıyan son üç filmini sunacaktır: Gore Gore Girls, Blood Orgy ve Wizard of Gore…</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/harschellgordonlewis.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1673" title="harschellgordonlewis" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/harschellgordonlewis.jpg" alt="harschellgordonlewis" width="614" height="272" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Sıradan görüntülerle alelacele çekilmiş, kurgusu, düğümü bulunmayan, isimsiz oyuncuların kullanıldığı H. G. Lewis filmleri ancak kan dökmek için vardırlar ve kanlı sinema adını taşımayı hak eden ilk filmlerdendir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sıradan tekniklerine karşın, yine de eğlencelidirler, çünkü içlerinde bir tür alay geçme vardır; genellikle çok kötü kotarılmış, ender gerçek kanlı sahnelerde öyle bir beceriksizlik göze çarpar ki, ister istemez gülünçleşirler; buysa, yineleme sinemasına vurgun en güç beğenir kişilerin bile yüreğini yumuşatır, gönüllerini çeler.</p>
<p style="text-align: justify;">Sözün kısası, Herschell Gordon Lewis’in flimleri hiçliklerini bütünüyle üstleniyor, böylece seyirciye tiksinç içinde gülünç bir büyüklük sunuyor gibidirler. O arada, değeri bilinmemiş bu üstün yeteneğin bir bakıma gerçek kanlı sinemanın öncüsü olduğunu, ondan sonra alt-türün sinemada bize Romero, Hooper, Craven gibi 60’la 80 arasındaki yeni korku dalgasının yeni yeteneklerini tanıtacak yeni bir anlatım biçimi haline gelecektir.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>GEORGE A. ROMERO: ALAYCI KANLI SİNEMA</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Belli bir üne kavuşan ilk kanlı film hiç kuşkusuz 1968’de çekilen Night of the Living Dead oldu. Pittsburg yakınlarında siyah-beyaz çekilen Gece öyküsünün bir bölümünü ünlü Richard Matheson’ın I am a Legend’inden almıştır; filmdeki kana susamış zombiler, kitaptaki vampirlerin yerini almıştır…</p>
<p style="text-align: justify;">Herschell Gordon Lewis’in filmlerinin tersine, burada kanlı sahnelerin çoğu <a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/crazies.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1678" title="crazies" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/crazies.jpg" alt="crazies" width="222" height="320" /></a>pek de özgün olmayan olay düğümüne katılmıştır. Yapıtın başarısı E.C. Comics’i andıran çizgi roman yanından gelmektedir; bu bölümler sinemada ender görülen bir acımasızlığa ve iç karartıcı alaya sahiptirler; Romero’nun tartışıcı imgelem gücü filmin simgesel sonucunda kendini gösterir: Canlı kalan siyahi polis tarafından zombi sanılır ve öldürülür. ABD’de gerçek bir tapınma filmi sayılan Night of the Living Dead “gece yarısı gösterileri”nin suç ortaklığına yandaş seyircilerini çekmiş, yatırılan paranın on iki katını kazandırmış, öbür kanlı filmlerin başarıları kendisinin de ikinci kez gösterime çıkarılmasını sağlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">The Crezies (1973) ve Martin (1976) filmlerinin birbirini izleyen başarısızlıklarından sonra, Romero seyircisine Night of the Living Dead filminin devamı niteliğinde bir başka kanlı filmini sunacaktır: <a href="http://iyikotufilm.com/dawn-of-the-dead-1978/">Dawn of the Dead (1979) </a>Uzunluğuna ve kişilerin ruhsal zayıflıklarına karşın Dawn of the Dead yalın eylem sahnelerindeki çizgi film tadıyla, yüzlerin boyanmasında ve aşırı şiddetli özel olayların yetkinliğiyle, bu konunun büyük ustası Tom Savini’nin çeşitli hünerleriyle, hele yönetmenin son kertesine vardırılmış tüketim toplumuna çevrilmiş o arıtıcı bakışa sürekli katmayı başardığı acı alayla sıra dışına çıkmayı becermektedir.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>WES CRAVEN İLE TOBE HOOPER: AİLEYİ KONU ALAN KANLI SİNEMA</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Romero her nekadar toplumsal eğilimli çağcıl kanlı sinemanın öncüsü olmuşsa da, bu tür en dolu anlatımına Wes Craven’le Tobe Hooper’ın yapıtlarında kavuşacaktır; söz konusu yönetmenler, gözü peklikleriyle, bütün yerleşik kuralları sarsacak, beyaz perdeye yansıtılan şiddetin sınırlarını biraz daha öteye götüreceklerdir. Wes Craven’in garip bir biçimde Bergman’ın Jungfrukallen (1959)etkilenmiş <a href="http://iyikotufilm.com/the-last-house-on-the-left-1972/">Last House On The Left (1972)</a> sıkı denetimle epey uğraşmıştır ve şimdiye dek çevrilmiş en sağlıksız filmlerden biridir kuşkusuz. 16’lık kamerayla çekilmiş, bu da filme çok daha gerçekçi bir röportaj havası vermektedir. Son Ev, öç alma konusunu işlemekte bunu bütünüyle aile ortamında yapmaktadır. Son Ev bize hemen hemen dayanılmaz sahneler ve öykü sunar. Ancak filmin bazı yanları oldukça zayıftır. Hiç kuşkusuz işi biraz fazla ileri götürdüğünü fark eden Craven şimdi ilk yapıtlarını yadsımaktadır; bununla birlikte Ortaçağ’dan kalma bir anlatının özgür uyarlaması olan ikinci filmi The Hills Have Eyes (1977) benzer bir konuyu işleyecektir. Örnek sayılabilecek orta sınıf Amerikan  ailesine saldıran yozlaşmış, kan dökücü bir ailenin öyküsünü dile getiren filmde yönetmenin pek sevdiği izlekler karşımıza çıkmaktadır; bunlardan biri, saldırıya uğrayanlar saldırganlardan daha korkunç olduğu için bir bakıma anlamına yitiren yasal öz savunmanın göklere çıkarılmasıdır. Birkaç alaylı bölümün yavanlığa düştüğü Soldaki Son Ev’in tersine, Craven burada yozlaşmış aileyi betimlerken yaratıcı bir alay ortaya koymaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/posters.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1680" title="posters" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/posters.jpg" alt="posters" width="614" height="272" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bu ailenin yozlaşması konusu kuşkusuz Tobe Hooper’ın ünlü Texas Chainsaw Massacre (1975) filminde de işlenmiştir. Pek çok eleştirmence bu türün yerleşik yapıtı sayılan Kıyım, adına karşın, tam anlamıyla kanlı bir film değildi, çünkü korkutucu sahneler göstermekten çok izleyiciyi geriyordu. Wisconsin’li kana susamış katil Ed Gein’in başından geçenlere dayanan Kıyım, öncelikle filme egemen olan çılgın ve isterik hava ile gözde mezbahalarının kapanmasıyla işsiz güçsüz kalmış o kaçık kasap ailenin acı alaylı anlatımından ötürü değer kazanmaktadır. Bu arada, The Hills Have Eyes’daki gibi, yozlaşma nedenlerinin öncelikle toplumsal ve siyasal olduğunu belirtelim (atom bombası denemeleri ve işsizlik), bu da yapıtlarının gittikçe gençleşen, çağın sorunlarıyla ilgili seyircileri üzerindeki etkisinin bilincine varmış bulunan yeni korku dalgası yönetmenlerinin başlıca kaygılarını ve niyetlerini açıkça ortaya koymaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>DAVID CRONENBERG: CİNSEL KANLI SİNEMA</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kanadalı David Cronenberg’in en çarpıcı üç kanlı filmi (Shivers (1976), Rage (1977), Chromosome 3 (1979)) ortak bir paydada birleşir: Cinsel düşlerle bunların doğurduğu ruhsal bozukluklara bir bakıma saplantıyla bağlanma: Shivers filmindeki erkeklik organını andıran kan emici, Montreal’in bir varlıklı kişiler mahallesinde insanlara ağız yoluyla bulaşan, hepsini cinsel çılgınlıklara iten sülükler; Rage’daki bayağı cinsel filmlerin ünlü oyuncusu Marilyn Chambers’in kolunda biten kamış biçimindeki kocaman, kan emici ur; Chromosome 3’teki Samantha Eggar’ın kasığında gelişen ürkütücü cenin.</p>
<p style="text-align: justify;">Böylece David Cronenberg’in filmleri benzerliklerinden konularının özgünlüğü, çekimlerindeki özen ve özellikle de çoğu kez saçma ve çılgınca gözüken bir izleğin ortasına yerleştirilmiş kudurgan bir gerçekçiliğin yarattığı yarı öğretici havayla ayrılırlar; söz konusu izlek, kurbanların üzerinde ya da içlerinde birdenbire gelişen o canavarımsı uzantıların simgelediği gizli katı ilkeciliği pek gizleyememektedir doğrusu; bu uzantılarsa, besbelli ki, yönetmenin gözünde aşırı izin verici sayılan bizim Batı uygarlıklarının değerlerinin yoldan sapışını ve çürüyüşünü dile getirmektedir.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/david.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1684" title="david" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/david.jpg" alt="david" width="448" height="252" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>“Exorcist”, The Omen ve daha başkaları ya da dinsel kanlı sinema</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">1974’te Mark of Devil’ın gösterime çıkışı özgün bir tanıtım dalgasıyla oldu; seyirciler salona gelirken mide bulantısına yol açacağı öne sürülen filme karşı ellerine birer kağıt torba tutuşturuluyordu. Mide bulandırıcı filmler benimsenmişti ve bağımsız yönetmenlerin gerçekleştirdikleri bu filmlerin başarıları karşısında, o güne dek bu alt-türe küçümseyici gözlerle bakan büyük kuruluşlar da bu alana el atıyor; böylece hem yaygınlaşmasını hem de öğretisel ereklerle kullanılmasını sağlıyorlar; dolayısıyla, hepsi birbirinden değersiz film bolluğundan ötürü, kanlı sinemanın yozlaşması başlıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Her ne kadar allı pullu bir yanı varsa da, Exorcist (1973) yine de kanlı bir filmdir; gerçi ölçülüdür, ama çok sayıda seyirciye seslenerek The Omen (1976) ve benzeri filmlere giden yolu açacaktır; söz konusu filmlerin her birinde, bir öncekini aşmaya çalışan, en azından bir tane aşırı kanlı sahne vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">İyiyle kötüyü simgeleyen güçlerin doruktaki bu çatışması hiç kuşkusuz ABD’nin 1970’li yılların ikinci yarısında Vietnam Savaşı’nda, siyasal rezaletlerden ya da yılgı sinemasının ister istemez “sindirip” kendine göre yansıtacağı sorunlardan ötürü düşeceği tinsel bilinç bunalımının simgesel anlatımı sayılabilir.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/the-exorcist.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1688" title="the exorcist" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/the-exorcist.jpg" alt="the exorcist" width="452" height="339" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Bava, D. Argento, Fulci vb. ya da Spaghetti Kanlı Sinema</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">İtalyanlar, birbiri ardından Eskiçağ tarihine, Westerne ya da polis filmlerine el attıktan sonra, hem iyi hem kötü yanlarıyla kanlı sinemaya göz diktiler. İyi yanı Mario Bava ve tinsel kalıtçısı Dario Argento gerçekleştirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı örnekleri de Lucio Fulci vermektedir. Onun filmleri kanlı sinema nitelemesini bütünüyle hak etmektedir; bu filmler alabildiğine bol ayrıntılı, yakın çekim, kaydırma çekim gibi yöntemlerle birbirinden vahşi  cana kıyma sahnelerini arka arkaya gelmesiyle oluşmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Birkaç ender örneğin dışında, kanlı İtalyan sineması son derece tek düze ve trash olarak nitelendirilen filmlerden oluşmaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Yeni kuşak ya da gülünç kanlı sinema</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Stephen King’in (Carrie, Shining) öyküsüne dayanarak, Tom Savini’nin film hilesiyle gerçekleştirilmiş, Romero’nun iştah çekici Creepshow’unu göreceğimiz söylenirken, ABD’de kanlı sinemanın yenilenişine, her şeyden önce içindeki acı alay ve güldürüyle göze çarpan yeni bir korku kuşağının doğuşuna tanık olmaktayız; burada kan dökme işlevi olan yıldırmayı bir kenara bırakıp başka bir ereğe yönelmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimileri şu ya da bu yönetmeni, şu ya da bu filmi anmadığımız için bizi kınayacaklardır. Bütün sorun , bir filme ne zaman kanlı diyebileceğimizi kestirebilmektedir. Zombie ya da 2000 Maniacs gibi filmler konusunda kuşkuya yer olmasa da Halloween, Carrie vb. filmleri bu alt türe sokmak zordur; bunların kimi sahnelerinde kan dökme varsa bile, eylemin temel itici gücü değildir; burada kaygı ve geciktirim korkunç öğeyi bastırmaktadır. Şimdiye dek gerçekleştirilmiş en sıra dışı kanlı sahnelerin birini önümüze getiren Phantasm (1979) gibi bir film bile doğrudan doğruya yılgıya değil, düşsel olağan dışı öğelere dayanmaktadır. Bunun örneği çoktur ve kesin, şaşmaz bir sınıflandırma yapmaya kalkmak boşa kürek sallamak olur. Bu da bir tarih, western ya da polis filminin kıvrıntısında ansızın karşımıza çıkabilen, aslında epey bulanık kanlı sinema’nın özelliğinden gelmektedir. Kan dökmenin kökten  ve ayrılmaz bir biçimde yineleme sinemasına bağlandığını söyleyelim aslında bu sinemanın  en uç, en aşırı çeşitlemesinden başka bir şey değildir. Kanlı filmler çoğunlukla bir birlerine öykünerek, benzer biçimde çekilip oynayarak, genellikle özgünlük ve acı alaydan yoksun bırakılarak karşımıza çıkarlar, yalnız etkileyici öğeleriyle, seyirci üzerinde yaptıkları etkiyle vardırlar. Dolayısıyla, beyaz perdenin yeni büyücüleri olan film hilesi yaratıcılarının önünde saygıyla eğilmenin vakti gelmiştir.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>ÖZEL ETKİLER VE UZMANLAŞMIŞ DERGİLER, BİR ALT TÜRÜN MASALLIKTAN KURTARILMASI </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Düşsel sinema, özellikle de kanlı sinema yanılsama hileye bütün öbür türlerden daha çok yaslanır; burada da yönetmen, öykücü ya da görüntü yönetmeni belirleyici bir yer tutsa bile, bir yapıtın başarısında özel etkileri yaratan kişinin payı gittikçe artmaktadır. Hele kanlı filmler bize gösterilen ürkünç sahnelerin doğruluk ve gerçekliğine dayandıklarından, kanlı etkileri yaratan ustanın bir filmi tek başına kanlı ya da gülünç kılabileceği açıktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeni uygulamaların kullanılması insanı şaşırtacak kadar gerçek film hilelerinin <a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/friday-the-fangoria.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1695" title="friday-the-fangoria" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/friday-the-fangoria.jpg" alt="friday-the-fangoria" width="228" height="313" /></a>kotarılmasına izin vermiştir; ve bu alandaki kimi ustalar, çalıştıkları filmlerin yönetmenlerinden daha çok değilse bile onlar kadar ünlüdürler. Bunlar arasında gelişigüzel adlar verelim Dick Smith, Rick Baker, Rob Bottin ve kuşkusuz hepsinden ünlü Tom Savini öncelikle kanlı sinema hilelerinde uzmanlaşmıştır. Bu eski Vietnam savaşı fotoğrafçısı epeyce tiksindirici öğren bilimsel gerçekliğe sahip film hileleri konusunda ustalaşmıştır. Bu arada Savini’nin kendini de tehlikeye atmaktan çekinmediğini, çalıştığı filmlerin çoğuna katıldığını belirtelim.</p>
<p style="text-align: justify;">Beyaz perdenin bu yeni büyücülerinin ve kandırıcı hilelerinin yarattıkları hayranlık o kerteye varmıştır ki şimdi artık yarı kutsanmış durumdadırlar, bu konuda daha çok şey öğrenmek isteyen Fransız okur “L’Ecran Fantastique”, “Mad Movies” ya da “Star Cine Zone” gibi dergilerde, İngilizce bile okurlarsa allı pullu Amerikan dergileri “Cine Fantastique”, “Cine Fex” , “Starlog” ve “Fangoria” ile kanlı sinema etkinliklerini arttırabilir, bunlarda film hilelerini, yönetmenlerle konuşmaları, film çekimlerini bulabilirler; adının da gösterdiği gibi, “Fangoria” sırf kanlı sinemaya adanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimi yayın araçlarının giriştiği film hilelerinin ortaya vurulması kuşkusuz bir alt türün masallıktan çıkarılmasına yardım edecek, böylece kimilerinin zararlı ve tehlikeli buldukları etkilerini yok edecektir; yalnız, küçük bir seyirci kalabalığının yeni bir film gösterilmeye başlandığında hilelerin bir öncekini aşıp aşmadığını görmeye koşmasına karşılık, büyük seyirci çoğunluğunu bir tür gösterilere iten nedenler daha bulanık ve iki anlamlı kalacaktır.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>KANLI SİNEMA VE SEYİRCİSİ BİR ALT TÜRÜN İŞLEVİ VE ETKİSİ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Seyirciyi, ilk amacı korkutmak ve tiksindirmek olan bir gösteriye seve seve gitmeye iten nedenleri gerçek etkileri çözümlemek pek kolay olmasa bile, kanlı sinemanın neden böyle büyük bir hayranlık yarattığını araştırmanın zamanı gelmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimileri burada başkasının çektiği acının, başkasının ölümünün insanlar üzerinde yaptığı en azından sapık ve sağlıksız çekim gücünü göstermektedir; bu Pazar sürücülerini bir kaza sırasında “olup biteni daha iyi görebilmek” için arabalarını yavaşlatmaya iten hastalıklı çekime benzemektedir. Kurmaca görüntülerle yasıtılmaları ve özel hilelerle kimseye zarar vermeksizin yeniden canlandırılmaları bu işkence ve öldürme gösterilerine suçluluk ve pişmanlık duygusuna kapılmaksızın tanık oluşumuzu bir bakıma haklı gösterse bile, kanlı sinema filmlerindeki hoşnut bırakıcı dikizcilik yadsınamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Öte yandan, kanlı filmlerin, gerçekçi ve dayanılmaz olanı, sıradan seyircinin güçlükle özdeşebildiği yüzde yüz çılgınca ve saçma bir gerçekdışılığa kaydıran aşırı ve ölçüsüz bir yanları bulunduğunu belirtmek gerekir; dayanılması en güç, en sağlıksız kanlı filmlerin şiddetle tiksintinin seyirciyi uzakta tutan hiçbir abartma katılmaksızın, günlük sıradanlıklarıyla sunuldukları filmler olması da rastlantı değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu düzeyde, kanlı sinema doğruluğun sınırlarını kıran, hergün duyumsanan kaygı ve yılgılar yaratan, ama yayın araçlarının tecimsel amaçlarla göklere çıkarıp kötüye kullandıkları gerçek kent şiddetini kat kat aşan bir aşırı gerçekliğe sahip aşırı ve çarpıtılmış bir görüş haline gelmektedir. Yayın araçları, tıpkı sözlerinin boşluğunu günlük yaşamdan alınmış çoğunlukla hoşa gidecek kadar şiddetli görüntülerin çarpıcılığıyla doldurmaya, halkın en sapık güdülerini alçakça popohlayan yüksek basımlı dergi gibi, kanlı sinemayı özümsemekte, sonunda da ayağa düşürmektedirler. Bu türlü belgelerin okura sunulmasını haklı gösteren nesnellik kanıtıyla haber verme kaygısı düperdüz birer eğlence ürünü olan kanlı filmler için geçerli değildir elbet.</p>
<p style="text-align: justify;">Hiç kuşkusuz çok tartışılmış incelemeler şiddet gösterilerinin seyirciye sunulmasının bir bakıma yadsınamaz bir bilinçüstüne çıkarma işlevi gördüğünü söylemektedir; kimi ruh bilimcilerse, tersine bu kanlı sahnelerin sergilenmesinin şiddet karşısındaki ket vurmalarımızı ortadan kaldırdığını, dolayısıyla yüzde yüz kınanmaları gerektiğini öne sürmektedir. Ancak filmlerin insanların davranışlarına örnek olduğunun kanıtlanması gerekir; insan, Zombi’yi gördükten sonra komşusunu yutmaya, Kıyım’ı seyrettikten sonra da elektrikli testereyle koşan seyirci düşünemiyor doğrusu…</p>
<p style="text-align: justify;">Geriye kanlı sinemanın gerçek ruhsal işlevi ve seyircinin bu filmleri izlerken, bilinçsizce, en derinde yatan kaygı ve korkularını etkisiz hale getirip getirmediğinin bilinmesi kalıyor; beyaz perdeye yansıtılan bu korkular kişiliğimizdeki çelişkili yanı ortaya çıkarıyor olabilir. Bu iki yanlı çekim/itim duygusu kanlı sinemanın simgesel yanını oluşturmaktadır; toplumsal sözleşmelerle bilincimizin en derin köşelerine itilmiş, bu iğretilemeli, yüceltilmiş anlatım da beklenmedik bir çıkış yolu bulan doğuştan gelme bir ilkelliğe, barbarlığa, yırtıcılığa itiraf edilmeyen bir dönüş de sayabiliriz söz konusu filmleri.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>KANLI SİNEMANIN GELECEĞİ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Şuna kuşku yok ki, kanlı sinema şu anda açık bir gerileme dönemindedir ve kan dökmenin başköşeyi tuttuğu filmler tam anlamıyla sıfır değilseler bile, alabildiğine sıradandırlar. Bayağı cinsel filmlerin tersine kanlı sinemanın kendisi bir tür eyyamcılığa düşmüş gibidir; bu kendinden hoşnut, uyutucu eyyamcılığa bir alt tür olarak yakın bir gelecekte tükenip gitmesini değilse bile, yüzde yüz yozlaşmasını dile getirmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kanlı sinemanın bir geleceği olacaksa, bu ancak sağlam yapılı bir olay düğümü içinde ya da alışılmış kalıplarını kıracak bir gülmece çılgınlığı içinde yer almasıyla olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Şöyle ya da böyle, kanlı sinema tam anlamıyla tuhaf, çelişik bir sinemadır ve öyle kalacaktır; isteyerek ya da istemeyerek, öğretisel açıdan gericidir; çoğunlukla cinsel ve aktöresel açıdan özgür kişilerin uğradıkları aşırı cezaların günahtan arıtıcı ya da cezalandırıcı yanı geleneksel Amerikan değerleriyle tam bir uyum içinde olan katı ilkeci, cinsel öğeye ağırlık veren bir aktöre anlayışını yansıtmaktadır; buna karşılık, kanlı sinemanın toplumsal işlevi alabildiğine özgürlük getiricidir. Beyaz perdeye şiddet ve gerçeklik sorununu dolaylı olarak getirmekle, sıkı denetimi en son sakınımlarında zorlamış, son yasakları ortadan kaldırmış, böylece denetimi özgürleşmiştir. İster bir alt tür, ister yineleme sinemasının giriştiği bir serüven ya da sıradan bir uzantı olsun, kanlı sinemanın çağdaş sinema üzerinden silinmez etkileri olmuştur ve bu etki sonunda yedinci sanata yarar sağlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">PHILIPPE ROSS</p>
<p style="text-align: justify;">iyi&#8221;kötü film&#8221; için çeviren: Anıl DEMİRTAŞ</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/kanli-sinema/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pit and the Pendulum (1961)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/pit-and-the-pendulum-1961/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/pit-and-the-pendulum-1961/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 18:51:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[American International Pictures]]></category>
		<category><![CDATA[Barbara Steele]]></category>
		<category><![CDATA[Dario Argento]]></category>
		<category><![CDATA[Deep Red]]></category>
		<category><![CDATA[Edgar Allen Poe]]></category>
		<category><![CDATA[House of Usher]]></category>
		<category><![CDATA[John Kerr]]></category>
		<category><![CDATA[Kuyu ve Sarkaç]]></category>
		<category><![CDATA[Luana Anders]]></category>
		<category><![CDATA[Mario Bava]]></category>
		<category><![CDATA[Pit and the Pendulum]]></category>
		<category><![CDATA[Premature Burial]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Matheson]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Corman]]></category>
		<category><![CDATA[Tales of Terror]]></category>
		<category><![CDATA[The Haunted Palace]]></category>
		<category><![CDATA[The Masque of the Red Death]]></category>
		<category><![CDATA[The Raven]]></category>
		<category><![CDATA[The Tomb of Ligeia]]></category>
		<category><![CDATA[The Whip and the Body]]></category>
		<category><![CDATA[Vincent Price]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=1597</guid>
		<description><![CDATA[Pit and the Pendulum; Roger Corman&#8216;ın yönetmenliğini yaptığı, 1842 yılında Edgar Allan Poe tarafından yazılan aynı isimli kısa hikayeden uyarlanmış bir korku filmi. Başrollerinde Vincent Price, Barbara Steele, John Kerr ve Luana Anders&#8217;in oynadığı film 16.yy İspanyası&#8217;nda geçmekte. Hikaye kısaca şöyle; İngiliz Francis Barnard (John Kerr) kız kardeşi Elizabeth&#8217;in (Barbara Steele) ani ölüm haberi üzerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/pitandthependulum1961poster.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1600" title="pitandthependulum1961poster" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/pitandthependulum1961poster.jpg" alt="pitandthependulum1961poster" width="640" height="538" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Pit and the Pendulum; <a href="http://iyikotufilm.com/roger-corman/">Roger Corman</a>&#8216;ın yönetmenliğini yaptığı, 1842 yılında Edgar Allan Poe tarafından yazılan aynı isimli kısa hikayeden uyarlanmış bir korku filmi. Başrollerinde Vincent Price, Barbara Steele, John Kerr ve Luana Anders&#8217;in oynadığı film 16.yy İspanyası&#8217;nda geçmekte. Hikaye kısaca şöyle; İngiliz Francis Barnard (John Kerr) kız kardeşi Elizabeth&#8217;in (Barbara Steele) ani ölüm haberi üzerine İspanya&#8217;ya gider. Kız kardeşinin eşi Nicholas Medina (Vincent Price) eşinin ilginç bir kan hastalığı yüzünden öldüğünü söyler. Bu arada Medina, İspanyol Engizisyon Mahkemesi&#8217;nin işkencecisinin oğludur. Francis kızkardeşinin ölüm sebebine inanmaz ve Medina&#8217;nın evinde ilginç olaylar olmaya başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">The Pit and the Pendulum, American International Pictures&#8217;un yaptığı Edgar Allan Poe uyarlamalarından ikincisi. Yönetmenliğini yine Roger Corman&#8217;ın yaptığı 1960 yapımı House of Usher&#8217;ın elde ettiği başarının ardından ikinci bir Poe uyarlaması yapmaya karar veriyor AIP. Yine aynı şekilde The Pit and the Pendulum&#8217;un da gişede oldukça büyük başarı elde etmesiyle, AIP ve yönetmen Corman Poe uyarlamalarına devam ediyor ve altı film daha yapıyorlar.Bunlar The Premature Burial (1962), Tales of Terror (1962), The Raven (1963), The Haunted Palace (1963), The Masque of the Red Death (1964) ve The Tomb of Ligeia (1965). Filmlerin beşinin başrolünde, bu filmde Nicholas Medina rolünde izlediğimiz Vincent Price var. Poe uyarlamaları serisi 1965 yılında çevrilen The Tomb of Ligeia ile son buluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin senaryosu Richard Matheson&#8217;a ait. Senaryonun tam olarak Poe&#8217;nun kısa hikayesine sadık bir adaptasyon olduğunu söylemek doğru olmaz. Senarist çok zekice Poe&#8217;nun diğer kısa hikayelerine de göndermeler yaparak, iyi bir iş çıkartmış. Hikaye çok güzel bir şekilde anlatılıyor ve karakterler filmin ruhunu izleyiciye oldukça iyi yansıtıyor. Matheson karakterler arasındaki bağı ve ilişkiyi çok ustaca işlemiş. Elizabeth&#8217;in gizemli ölümü, Medina&#8217;nın şatosu klasik korku filmlerine yaraşır cinsten. Ayrıca Poe&#8217;nun tarihi binalara ve Gotik dekorlara olan takıntısı da es geçilmemiş ve filme adapte edilmiş.<span id="more-1597"></span></p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/pit-and-the-pandelum3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1607" title="pit-and-the-pandelum3" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/pit-and-the-pandelum3.jpg" alt="pit-and-the-pandelum3" width="660" height="666" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Yönetmen Corman ilk uyarlaması House of Usher&#8217;ın yakaladığı başarıdan sonra, filmin düşük bütçesine rağmen her küçük detaya özen göstermesiyle, kullanılan dekorlarla, filmin mükemmel sinematografisi ile hiç şüphe yok ki ustalık eserlerinden birini ortaya koymuş ve The Pit and the Pendulum&#8217;un başarısı House of Usher&#8217;ın başarısını gölgede bırakmış.</p>
<p style="text-align: justify;">The Pit and the Pendulum birçok filme ve yönetmene esin kaynağı olmuş bir film. Çoğu film eleştirmenine göre özellikle İtalyan thrillerları üzerinde güçlü bir etki bırakmış ve bu etkiyi Mario Bava&#8217;nın The Whip and the Body(1963) filminde ve Dario Argento&#8217;nun Deep Red (1975) inde görmek mümkün.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin oyuncu kadrosundan ve oyuncuların performanslarından bahsetmemek büyük haksızlık olur. Başrolde oynayan Vincent Price&#8217;ın sergilediği muhteşem oyunculuk ve güçlü duruşu izlemeye değer. Duygusal bir adam portresi çizerken aniden korkutucu bir adama dönüştüğü sahneler harika. Ayrıca John Kerr&#8217;in canlandırdığı Francis karakteri de oldukça inandırıcı. Karakteriyle filmde bir denge unsuru adeta. Filmin diğer oyuncuları Barbara Steele ve Luana Ander de sadece güzelliklerini değil yeteneklerini de ortaya koymuşlar. Steele&#8217;in gizemli aurası filmin korku atmosferine çok iyi oturmuş ve Anders de melodramdaki yeteneğini çok iyi sergilemiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Film kesinlikle izlemesi çok keyifli, hiç bir anıyla sıkıcı olmayan bir film. The Pit and the Pendulum düşük bütçeli filmler içinde bir başyapıt. Çoğu büyük film şirketlerinin yaptığı büyük bütçeli işlerden çok çok iyi olduğu ise su götürmez bir gerçek.</p>
<div id="_mcePaste" style="overflow: hidden; position: absolute; left: -10000px; top: 1275px; width: 1px; height: 1px;"><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:TrackMoves /> <w:TrackFormatting /> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:DoNotPromoteQF /> <w:LidThemeOther>TR</w:LidThemeOther> <w:LidThemeAsian>X-NONE</w:LidThemeAsian> <w:LidThemeComplexScript>X-NONE</w:LidThemeComplexScript> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> <w:SplitPgBreakAndParaMark /> <w:DontVertAlignCellWithSp /> <w:DontBreakConstrainedForcedTables /> <w:DontVertAlignInTxbx /> <w:Word11KerningPairs /> <w:CachedColBalance /> <w:UseFELayout /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> <m:mathPr> <m:mathFont m:val="Cambria Math" /> <m:brkBin m:val="before" /> <m:brkBinSub m:val="&#45;-" /> <m:smallFrac m:val="off" /> <m:dispDef /> <m:lMargin m:val="0" /> <m:rMargin m:val="0" /> <m:defJc m:val="centerGroup" /> <m:wrapIndent m:val="1440" /> <m:intLim m:val="subSup" /> <m:naryLim m:val="undOvr" /> </m:mathPr></w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true"   DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99"   LatentStyleCount="267"> <w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading" /> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--><!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:"Cambria Math"; 	panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:roman; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:-1610611985 1107304683 0 0 159 0;} @font-face 	{font-family:Calibri; 	panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:-1610611985 1073750139 0 0 159 0;} @font-face 	{font-family:"Arial TUR"; 	panose-1:2 11 6 4 2 2 2 2 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:536881799 -2147483648 8 0 511 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-unhide:no; 	mso-style-qformat:yes; 	mso-style-parent:""; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:10.0pt; 	margin-left:0cm; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:"Calibri","sans-serif"; 	mso-ascii-font-family:Calibri; 	mso-ascii-theme-font:minor-latin; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-theme-font:minor-fareast; 	mso-hansi-font-family:Calibri; 	mso-hansi-theme-font:minor-latin; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;} .MsoChpDefault 	{mso-style-type:export-only; 	mso-default-props:yes; 	mso-ascii-font-family:Calibri; 	mso-ascii-theme-font:minor-latin; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-theme-font:minor-fareast; 	mso-hansi-font-family:Calibri; 	mso-hansi-theme-font:minor-latin; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;} .MsoPapDefault 	{mso-style-type:export-only; 	margin-bottom:10.0pt; 	line-height:115%;} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --><!--[if gte mso 10]> <mce:style><!   /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-priority:99; 	mso-style-qformat:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin-top:0cm; 	mso-para-margin-right:0cm; 	mso-para-margin-bottom:10.0pt; 	mso-para-margin-left:0cm; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:"Calibri","sans-serif"; 	mso-ascii-font-family:Calibri; 	mso-ascii-theme-font:minor-latin; 	mso-hansi-font-family:Calibri; 	mso-hansi-theme-font:minor-latin;} --> <!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal;"><span style="font-family: &quot;Arial TUR&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Filmin senaryosu Richard Matheson&#8217;a ait. Senaryonun tam olarak Poe&#8217;nun kısa hikayesine sadık bir adaptasyon olduğunu söylemek doğru olmaz. Senarist çok zekice Poe&#8217;nun diğer kısa hikayelerine de göndermeler yaparak, iyi bir iş çıkartmış. Hikaye çok güzel bir şekilde anlatılıyor ve karakterler filmin ruhunu izleyiciye oldukça iyi yansıtıyor. Matheson karakterler arasındaki bağı ve ilişkiyi çok ustaca işlemiş. Elizabeth&#8217;in gizemli ölümü, Medina&#8217;nın şatosu klasik korku filmlerine yaraşır cinsten. Ayrıca Poe&#8217;nun tarihi binalara ve Gotik dekorlara olan takıntısı da es geçilmemiş ve filme adapte edilmiş. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal;"><span style="font-family: &quot;Arial TUR&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal;"><span style="font-family: &quot;Arial TUR&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Yönetmen Corman ilk uyarlaması House of Usher&#8217;ın yakaladığı başarıdan sonra, filmin düşük bütçesine rağmen her küçük detaya özen göstermesiyle, kullanılan dekorlarla, filmin mükemmel sinematografisi ile hiç şüphe yok ki ustalık eserlerinden birini ortaya koymuş ve The Pit and the Pendulum&#8217;un başarısı House of Usher&#8217;ın başarısını gölgede bırakmış. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal;"><span style="font-family: &quot;Arial TUR&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal;"><span style="font-family: &quot;Arial TUR&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">The Pit and the Pendulum birçok filme ve yönetmene esin kaynağı olmuş bir film. Çoğu film eleştirmenine göre özellikle İtalyan thrillerları üzerinde güçlü bir etki bırakmış ve bu etkiyi Mario Bava&#8217;nın The Whip and the Body(1963) filminde ve Dario Argento&#8217;nun Deep Red (1975) inde görmek mümkün.<span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal;"><span style="font-family: &quot;Arial TUR&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal;"><span style="font-family: &quot;Arial TUR&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Filmin oyuncu kadrosundan ve oyuncuların performanslarından bahsetmemek büyük haksızlık olur. Başrolde oynayan Vincent Price&#8217;ın sergilediği muhteşem oyunculuk ve güçlü duruşu izlemeye değer. Duygusal bir adam portresi çizerken aniden korkutucu bir adama dönüştüğü sahneler harika. Ayrıca John Kerr&#8217;in canlandırdığı Francis karakteri de oldukça inandırıcı. Karakteriyle filmde bir denge unsuru adeta. Filmin diğer oyuncuları Barbara Steele ve Luana Ander de sadece güzelliklerini değil yeteneklerini de ortaya koymuşlar. Steele&#8217;in gizemli aurası filmin korku atmosferine çok iyi oturmuş ve Anders de melodramdaki yeteneğini çok iyi sergilemiş. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal;"><span style="font-family: &quot;Arial TUR&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal;"><span style="font-family: &quot;Arial TUR&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Film kesinlikle izlemesi çok keyifli, hiç bir anıyla sıkıcı olmayan bir film. The Pit and the Pendulum düşük bütçeli filmler içinde bir başyapıt. Çoğu büyük film şirketlerinin yaptığı büyük bütçeli işlerden çok çok iyi olduğu ise su götürmez bir gerçek. </span></p>
</div>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="345" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="name" value="Metacafe_2508532" /><param name="src" value="http://www.metacafe.com/fplayer/2508532/the_pit_and_the_pendulum_1961_trailer.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="345" src="http://www.metacafe.com/fplayer/2508532/the_pit_and_the_pendulum_1961_trailer.swf" allowfullscreen="true" wmode="transparent" name="Metacafe_2508532"></embed></object><br />
<span style="font-size: xx-small;"><a href="http://www.metacafe.com/watch/2508532/the_pit_and_the_pendulum_1961_trailer/"></a> &#8211; <a href="http://www.metacafe.com/">The most amazing bloopers are here</a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/pit-and-the-pendulum-1961/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Roger Corman</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/roger-corman/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/roger-corman/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 11:26:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[American International Pictures]]></category>
		<category><![CDATA[Carl Colpaert]]></category>
		<category><![CDATA[Day the World Ended]]></category>
		<category><![CDATA[Devil's Angels]]></category>
		<category><![CDATA[Donald G. Jackson]]></category>
		<category><![CDATA[Ed Wood]]></category>
		<category><![CDATA[Edgar Allan Poe]]></category>
		<category><![CDATA[Francis Ford Coppola]]></category>
		<category><![CDATA[Frankenstein Unbound]]></category>
		<category><![CDATA[Gale Anne Hurd]]></category>
		<category><![CDATA[George Armitage]]></category>
		<category><![CDATA[Hippi]]></category>
		<category><![CDATA[Hippi Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[House of Usher]]></category>
		<category><![CDATA[Jack Hill]]></category>
		<category><![CDATA[Jack Nicholson]]></category>
		<category><![CDATA[James Cameron]]></category>
		<category><![CDATA[Joe Dante]]></category>
		<category><![CDATA[John Cassavetes]]></category>
		<category><![CDATA[John Sayles]]></category>
		<category><![CDATA[Jonathan Demme]]></category>
		<category><![CDATA[Jonathan Kaplan]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Scorsese]]></category>
		<category><![CDATA[Monster from the Ocean Floor]]></category>
		<category><![CDATA[Monte Hellman]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Bartel]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Bogdanovich]]></category>
		<category><![CDATA[Pit and the Pendulum]]></category>
		<category><![CDATA[Premature Burial]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Corman]]></category>
		<category><![CDATA[Ron Howard]]></category>
		<category><![CDATA[Tales of Terror]]></category>
		<category><![CDATA[The Haunted Palace]]></category>
		<category><![CDATA[The Little Shop of Horrors]]></category>
		<category><![CDATA[The Masque of the Red Death]]></category>
		<category><![CDATA[The Raven]]></category>
		<category><![CDATA[The Tomb of Ligeia]]></category>
		<category><![CDATA[The Trip]]></category>
		<category><![CDATA[The Wild Angels]]></category>
		<category><![CDATA[Tobe Hooper]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Savini]]></category>
		<category><![CDATA[Vincent Price]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=1204</guid>
		<description><![CDATA[Ed Wood, John Cassavetes gibi Amerikan bağımsız sinemasının önde gelen isimlerindendir Roger Corman. Özellikle A. Poe uyarlamalarıyla adından söz ettirmiştir. Sinema kariyerine Monster from the Ocean Floor (1954) ile başlayan yönetmen ilk önemli başarısını Day the World Ended (1955) filmiyle gerçekleştirmiş ve bu filmin ticari başarısı yönetmenin önünü dahada açmıştır. American International Pictures adına çalışan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/06/roger-corman.jpg"><img class="size-full wp-image-1205 alignleft" title="roger-corman" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/06/roger-corman.jpg" alt="roger-corman" width="202" height="302" /></a>Ed Wood, John Cassavetes gibi Amerikan bağımsız sinemasının önde gelen isimlerindendir Roger Corman. Özellikle A. Poe uyarlamalarıyla adından söz ettirmiştir. Sinema kariyerine Monster from the Ocean Floor (1954) ile başlayan yönetmen ilk önemli başarısını Day the World Ended (1955) filmiyle gerçekleştirmiş ve bu filmin ticari başarısı yönetmenin önünü dahada açmıştır. American International Pictures adına çalışan Corman şirket için stüdyo yöntemiyle birçok atmosferik film çekmiştir. R. Corman&#8217;ın kuşkusuz en ünlü filmi ise 1960 yapımı The Little Shop of Horrors&#8217;dır. İnsan eti yiyen bir bitkinin etrafında dönen film diğer filmleri gibi düşük bir bütçe ve çok kısa bir sürede (2,5 gün) tamamlanmıştır. Filmde ünlü aktör Jack Nicholson&#8217;ın da rol aldığını belirtmekte fayda var.</p>
<p style="text-align: justify;">1960-1964 yılları arasında sekiz Poe uyarlaması çeken yönetmen, bu sekiz filmin başrolünde Vincent Price&#8217;a yer verir. (House of Usher, Pit and the Pendulum, Premature Burial, Tales of Terror, The Raven, The Haunted Palace, The Masque of the Red Death, ve The Tomb of Ligeia.)<span id="more-1204"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Corman&#8217;ın Poe uyarlamaları arasında en iyisi olarak gösterilen film Pit and the Pendulum (1961) filmidir. Film günümüzde gotik-korku filmlerinin en güzel ve en iyi örnekleri arasında gösterilmektedir. 1966 yılına geldiğimizde Corman The Wild Angels filmiyle başka ufuklara yelken açıyordu bir motorsiklet çetesinin hikayesini resmeden yönetmen bunu belgesel tadında seyirciye aktarır ve bir yıl sonra yine bir biker filmi olan Devil&#8217;s Angels ile bu tarzın öncü filmlerine imza atmış olur. Aynı yıl yönetmen bence en ilginç filmlerinden biri olan ve senaryosunu Jack Nickholson&#8217;ın yazdığı The Trip (1967) adlı filmi çeker. Film dönemin tarzını çok iyi yansıtan, Hippi kültürü ve uyuşturucu ekseni etrafında dönen ilginç bir yapımdır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/06/little_shop_horror.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1208" title="little_shop_horror" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/06/little_shop_horror.jpg" alt="little_shop_horror" width="594" height="276" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Roger Corman 70ler den itibaren yönetmenliğin yanı sıra prodüksiyon işinede el atar. 50 den fazla filmin yönetmenliğini ve 300&#8242;den fazla filminde prodüktörlüğüne imza atan Corman&#8217;ın sinema tarihi üzerindeki yeri tartışılmaz. Yönetmen en son 1990 yılında Frankenstein Unbound filmiyle izleyicisiyle buluşur.</p>
<p style="text-align: justify;">Francis Ford Coppola, Martin Scorsese, Ron Howard, Peter Bogdanovich, Jonathan Demme, Donald G. Jackson, Gale Anne Hurd, Carl Colpaert, Joe Dante, James Cameron, John Sayles, Monte Hellman, Paul Bartel, George Armitage, Jonathan Kaplan ve Jack Hill gibi birçok önemli yönetmen Corman ile çalıştı. Bazıları bu tecrübeleri sayesinde film çekiminin inceliklerini öğrendiklerini açıkladı. Örneğin James Cameron, Terminatör filminin DVD&#8217;sinde yer alan bir röportajında &#8220;Roger Corman Film Okulu&#8217;nda öğrenim gördüğünü&#8221; söyledi. Jack Nicholson, Peter Fonda, Bruce Dern, Michael McDonald, Dennis Hopper, Talia Shire ve Robert De Niro gibi aktörler ise ilk önemli çıkışlarını Corman ile yaptıkları çalışmalarda yakaladılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Corman&#8217;ın yardımcı olduğu yönetmenlerin bazıları, filmlerinde Corman&#8217;a cameo rolleri vererek yönetmeni onurlandırdılar. Böylece Corman, Baba II, Kuzuların Sessizliği, Apollo 13 gibi filmlerde rol almış oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">2005&#8242;te New York City Korku Filmleri Festivali&#8217;nde ömür boyu başarı ödülü alan Corman, George A. Romero, Tom Savini ve Tobe Hooper&#8217;ın ardından bu ödülü alan dördüncü kişi oldu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Roger Corman&#8217;ın Poe Uyarlamaları :</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/06/roger-cormans-poe.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1211" title="roger-cormans-poe" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/06/roger-cormans-poe.jpg" alt="roger-cormans-poe" width="682" height="482" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/roger-corman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>B-Filmler</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/b-filmler/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/b-filmler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2009 14:12:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[99 Mujeres]]></category>
		<category><![CDATA[B Movies]]></category>
		<category><![CDATA[B-Film]]></category>
		<category><![CDATA[Diabolik]]></category>
		<category><![CDATA[Ecologia del Delitto]]></category>
		<category><![CDATA[Ed Wood]]></category>
		<category><![CDATA[Edward D. Wood Jr]]></category>
		<category><![CDATA[Glen or Glenda]]></category>
		<category><![CDATA[I saw what you did]]></category>
		<category><![CDATA[Jailbait]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Rollin]]></category>
		<category><![CDATA[Jungle of Fear]]></category>
		<category><![CDATA[La famme Dengereuse]]></category>
		<category><![CDATA[La frusta e il Corpo]]></category>
		<category><![CDATA[La morte vivente]]></category>
		<category><![CDATA[La rose defer]]></category>
		<category><![CDATA[Mario Bava]]></category>
		<category><![CDATA[Project X]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Corman]]></category>
		<category><![CDATA[Slaus of Babylon]]></category>
		<category><![CDATA[Take it out in Trade]]></category>
		<category><![CDATA[Tenemos 18 Anos]]></category>
		<category><![CDATA[William Castle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=604</guid>
		<description><![CDATA[B filmleri genellikle popüler sinemanın türlerine dayalı filmler olarak karşımıza çıkmaktadır. Kaynakları yine popüler kültürün türlerinden, örneğin polisiye, bilim-kurgu, korku, gerilim türlerinden alınmıştır. Anlatım olarak her tür seyircinin rahatlıkla anlayabileceği bir biçime sahiptir. Öyküler belirlidir ve daha önce birçok kez denenmiş kalıplara dayanmaktadır. B filmi, bütçeyi aşmadığı sürece dilediğinde öncü olabildiği gibi gerçeküstücü de olabilmektedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">B filmleri genellikle popüler sinemanın türlerine dayalı filmler olarak karşımıza çıkmaktadır. Kaynakları yine popüler kültürün türlerinden, örneğin polisiye, bilim-kurgu, korku, gerilim türlerinden alınmıştır. Anlatım olarak her tür seyircinin rahatlıkla anlayabileceği bir biçime sahiptir. Öyküler belirlidir ve daha önce birçok kez denenmiş kalıplara dayanmaktadır. B filmi, bütçeyi aşmadığı sürece dilediğinde öncü olabildiği gibi gerçeküstücü de olabilmektedir. Örneğin; Alman sinemasının sessiz döneminde bir çığır açan Robert Wiene’in “Dr. Caligari’nin Muayenehanesi” dışavurumcu ve öncü bir nitelik taşımaktadır ve bu filmin B kategorisinde yer aldığı öne sürülmektedir. Dışavurumcu sinemanın klasik başyapıtı olan bu film aslında, 1919’da yönetmenin Decla şirketine sunduğu 36 prestij filminin yanında çektiği dar bütçeli bir filmdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-full wp-image-605" title="b-movies" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/03/b-movies.jpg" alt="b-movies" width="546" height="196" /><br />
Bir B filmi başarılı olduğunda devamları da çekilmiştir. Sinema tarihinde pek çok ünlü B tipi seri filmler bulunmaktadır. B filmlerin en önemli özelliklerinden biri de aynı dekorda birkaç film çekilebilmesidir. Bir film seti, oyuncu grubu oluşturulduktan sonra aynı alt yapıya benzer ya da farklı filmler bir çırpıda ortaya çıkarılabilmektedir. Bu uygulama yöntemine B filmlerinde her zaman başvurulmuştur.<span id="more-604"></span></p>
<p style="text-align: justify;">B filmlerinin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz;</p>
<p>a.    Star oyuncular yoktur.<br />
b.    Yapım masrafları kısıtlıdır.<br />
c.    Senaryo bütçeye göre yazılır.<br />
d.    Mekânlar azdır.<br />
e.    Oyuncular ve figüranlar azdır.<br />
f.    Çekim süresi kısadır.<br />
g.    Özel efekt gerekiyorsa, çok az ve ucuz türdendir.<br />
h.    Önceden hazırlanan dekorlar birkaç film için kullanılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yüzeysel bakıldığında B filmlerinin politik çizgisi olmayan yapımlar olduğu sanılır. Oysa geri plandaki görüntüler ve bunların verdiği iletiler dikkatle incelendiğinde politikanın dışında değil, alabildiğine içinde oldukları ortaya çıkar. Cesareti, dostluğu, dürüstlüğü yüceltirken, bireyciliğe dayanan yerleşik burjuva değer yargılarını sorgulamaksızın savundukları görülür. Bu filmlerde birey, insanüstü güçlerle donatılmış gibidir. Giderek toplumu bile değiştirmeye soyunur. Sonunda bunu başarabileceği bile sezdirilir, yeter ki, böylesine güçlü bir kişi ortaya çıksın. Tüm bu aldatmacalara karşı geride tutuculuklarını ödün vermeksizin sürdürürler. Değişimi isteyenler kötülerdir ve bunlarla savaşılması, çabalarının durdurulması, yenilgiye uğratılması gerekir. Bu yapılmazsa toplumun içinden çıkılmaz bir kaosa düşeceği anlatılır. İyilerle kötüler kesinlikle ayrılmışlardır ve birbirlerine karşı dururlar. Kötüler en az sayıda olsalar bile iyi örgütlenmişlerdir, en yıkıcı, yıkıcı silahları ele geçirmişlerdir. İyiler, o güçlü kişinin önderliğinde bir araya gelirler ve sonuçta kötüleri yok ederler.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-medium wp-image-608" title="b-film2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/03/b-film2-240x300.jpg" alt="b-film2" width="240" height="300" />Bu kişilerin ortadan kaldırılmasıyla kötülükler de sona erer. Ne var ki, para yine ortada kalmıştır ve başkalarını da kötülüğe itebileceği üzerinde pek durulmaz. Çünkü mülkiyet hakkı kutsaldır ve bu paraya olsa dokunulamaz. B filmleri, dış politikada aşırı bir milliyetçi bir tutum sergiler. Beyazlar-sömürgeciler genellikle, uygar, insancıl ve romantiktirler. En sıcak, en yoğun aşkları yaşarlar. Geri kalmış toplum insanları ise kötü, çıkarcı, saldırgan ikiyüzlü, rüşvet düşkünü kişiler olarak gösterilir. Sömürgecilere başkaldırmaları, devrimci girişimleri ise hiç bağışlanamaz ve kesinlikle durdurulmaları, baş eğdirilmeleri gerekir. Beyazların üstün ırk niteliği geri ülke insanlarından başka, örneğin uzayın bilinmeyen gizemli yaratıkları karşısında özgürlüğü, insancıllığı, aşkı ve sevgiyi yine bu beyazlar yani Amerikalılar savunacaklar, her türlü güçlüğü, engeli yiğitçe aşarak onların hakkından gelmeyi başaracaklardır. Dünyayı, yani var olan düzeni yıkmaya çalışan bu yaratık yine o düzenin gözüpek temsilcisidir. O bir önderdir, yürekli, yiğit, yılmaz, bir er kişidir, aynı zamanda onun tarafından yenilgiye uğratılır ve geldikleri yere, uzayın bilinmezliklerine kovulur. Böylece hem dünyayı, hem de o iğrenç yaratıkların göz koyduğu güzel sevgilisini kurtarır. Mumyalar, kurt adamlar, ya da vampirler ise bu dünyada var olan kötülükleri simgeler ve hiçbir zaman yok olmazlar. Westernlerin kötü adamları çoktan yitip gitmişlerdir, ancak efsanelerde halen yaşamaktadırlar. Ya da kimlik ve giysi değiştirmiş olarak kentlerde karşımıza çıkmaktadırlar. B filmlerinin içerdiği politik iletilerin yaslandığı değer yargılarının burjuva ve lümpen kesim değer yargıları ile denk düştüğü, yer yer ötüştüğü de görmezlikten gelinemez.</p>
<p style="text-align: justify;">Onun içindir ki bu filmler, o kesimlerin özellikle çocuk ve genç kuşakları tarafından emilircesine izlenmektedir. İstenen, amaçlanan da budur. Arz ve talep yasası bu alanda da yıllar boyu sarsılmaz bir biçimde işleyip durmaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-610" title="b-movies2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/03/b-movies2.jpg" alt="b-movies2" width="598" height="258" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/b-filmler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Trip (1967)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/the-trip-1967/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/the-trip-1967/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 19:59:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[68 Kuşağı]]></category>
		<category><![CDATA[Acid House]]></category>
		<category><![CDATA[Bruce Dern]]></category>
		<category><![CDATA[Dennis Hopper]]></category>
		<category><![CDATA[Dick Miller]]></category>
		<category><![CDATA[Easy Rider]]></category>
		<category><![CDATA[Edgar Allen Poe]]></category>
		<category><![CDATA[Exploitation]]></category>
		<category><![CDATA[Hippi]]></category>
		<category><![CDATA[Jack Nicholson]]></category>
		<category><![CDATA[LSD]]></category>
		<category><![CDATA[Luana Anders]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Bogdanovich]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Fonda]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Corman]]></category>
		<category><![CDATA[Salle Sachse]]></category>
		<category><![CDATA[Susan Strasberg]]></category>
		<category><![CDATA[The Trip]]></category>
		<category><![CDATA[Trainspotting]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=411</guid>
		<description><![CDATA[Film 60lı yılların hippi gençliğine ve uyuşturucuya bir bakış içeriyor fakat bu bakış eleştirel bir yaklaşıma sahip değil. Hatta alttan alta bunu teşvik ettiğini bile söyleyebiliriz. Roger Corman 60lı yıllarda birçok Edgar Allen Poe uyarlamaları çekiyordu, bu filmde de bu uyarlamaların etkisinde kaldığını görüyoruz. Film diğer birçok Roger Corman filminde olduğu gibi harika bir kadroya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-medium wp-image-412" title="thetrip1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/03/thetrip1-201x300.jpg" alt="thetrip1" width="201" height="300" />Film 60lı yılların hippi gençliğine ve uyuşturucuya bir bakış içeriyor fakat bu bakış eleştirel bir yaklaşıma sahip değil. Hatta alttan alta bunu teşvik ettiğini bile söyleyebiliriz. Roger Corman 60lı yıllarda birçok Edgar Allen Poe uyarlamaları çekiyordu, bu filmde de bu uyarlamaların etkisinde kaldığını görüyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Film diğer birçok Roger Corman filminde olduğu gibi harika bir kadroya sahip. Peter Fonda, Bruce Dern, Salle Sachse, Dennis Hopper, Susan Strasberg, Dick Miller, Luana Anders, Peter Bogdanovich ve senaryoda Jack Nicholson tarafından yazılmış. Senaryoda Jack Nicholson’un o dönem yaşadığı olaylardan esinlendiğini görüyoruz. (bir dönem LSD kullanması, eşiyle yaşadığı problemler, vs.). Filmde Corman ve Nicholson da dahil, Dennis Hopper ve Peter Fonda da o dönemde LSD kullanmışlar, bu da filme bir gerçeklik katmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin konusuna gelecek olursak, Paul (Peter Fonda) TV reklamları çeken bir yönetmendir. Eşiyle yaşadığı problemlerden ötürü depresyondadır. Hippi arkadaşlarının da etkisiyle LSD kullanmaya başlar. Filmde Paul’ü çoğunlukla LSD’nin etkisiyle düşler âleminde, farklı mekânlarda, farklı kostümlerle görüyoruz.  Paul seyirciye pek de sempatik gelmeyen pasif bir karakter; fakat performansı oldukça tatmin edici. Filmdeki halüsinasyon efektleri dönemin teknik koşullarına göre oldukça iyi. <span id="more-411"></span><img class="aligncenter size-medium wp-image-413" title="thetrip2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/03/thetrip2-300x224.jpg" alt="thetrip2" width="300" height="224" />Filmi izlemeye karar vermemdeki en büyük etkenlerden ilki senaryonun Jack Nicholson tarafından yazılması, diğeri de Dennis Hooper’ın oynuyor olmasıydı. Belki sizin için de bu iki unsur filmi izlemeniz için etkili olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Filmin afişinde kullanılan yazı karakterini The Trip adındaki bir Rock grubu da albümlerinde kullanınca filmin yapımcılarıyla uzun süre mahkemelik olmuşlar. Neyse ki grup 90’lı yıllarda dağılınca bu sorunda ortadan kalmış oldu.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-414" title="thetrip3" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/03/thetrip3-300x165.jpg" alt="thetrip3" width="300" height="165" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/the-trip-1967/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

