>






Sinemanın parlak spotlarından uzak kalmış ama en az onlar kadar ilgiyi hak eden iyi "kötü film" lerin Tolga Demirtaş tarafından masaya yatırıldığı bu siteye hoşgeldiniz.



Çetin İnanç İstismar Filmleri B-Film B Movie Dario Argento David Cronenberg Edwige Fenech Erotik Yeşilçam Exploitation George Eastman Giallo Gore Hammer Film Productions I Spit On Your Grave Italian Trash Jean Rollin Jess Franco Joe D'Amato Last House on the Left Lucio Fulci Mario Bava Ninja Roger Corman Sergio Martino Sexploitation Slasher Sybil Danning Tom Savini Trash Film Zerrin Doğan
Alıcıyı neşter ya da kasap satırı sayan birtakım yönetmenlerin başlıca kaygısı, bugünlerde, bir insanı yürüyen hamburger haline getirmek ve bu işi her türlü anlatı, gerçeklik ya da mantık tasasından uzak yapmak galiba.
Önemli olan tek şey cana kıyma, özellikle de, saçılan bütün kanlar, son kertesine varmış kanlı şölenler yok olup gitmekte olan bir türün son çırpınışlarıymışçasına, bu cana kıymaların yapılış biçimidir…
Eleştirmenlerin çoğunca şiddetle ve dizgeli olarak yok sanan, tepeden bakılarak bilmezlikten gelinen ya da küçümsenen kanlı ya da mide bulandırıcı sinema bal gibi de vardır. Tıpkı bayağı cinsel sinema ve karate ya da bilmem ne filmleri gibi onunda kendine özgü seyircisi, dip ve başyapıtları var; doğrudan doğruya düşsel sinemaya girmeyen, ama içinde böyle sahneler bulunan filmlerin çoğalmasına, kum gibi kaymasına bakılırsa bir zamanlar yineleme sinemasının küçük bir serüveni ya da yan eğilimi sayılan şeyin bu gün, şimdi girişmeyi önerdiğimiz kesip parçalayıp incelemeyi hak eden gerçek bir özerk alt-tür haline geldiği söylenebilir.
» yazının devamı

Pit and the Pendulum; Roger Corman‘ın yönetmenliğini yaptığı, 1842 yılında Edgar Allan Poe tarafından yazılan aynı isimli kısa hikayeden uyarlanmış bir korku filmi. Başrollerinde Vincent Price, Barbara Steele, John Kerr ve Luana Anders’in oynadığı film 16.yy İspanyası’nda geçmekte. Hikaye kısaca şöyle; İngiliz Francis Barnard (John Kerr) kız kardeşi Elizabeth’in (Barbara Steele) ani ölüm haberi üzerine İspanya’ya gider. Kız kardeşinin eşi Nicholas Medina (Vincent Price) eşinin ilginç bir kan hastalığı yüzünden öldüğünü söyler. Bu arada Medina, İspanyol Engizisyon Mahkemesi’nin işkencecisinin oğludur. Francis kızkardeşinin ölüm sebebine inanmaz ve Medina’nın evinde ilginç olaylar olmaya başlar.
The Pit and the Pendulum, American International Pictures’un yaptığı Edgar Allan Poe uyarlamalarından ikincisi. Yönetmenliğini yine Roger Corman’ın yaptığı 1960 yapımı House of Usher’ın elde ettiği başarının ardından ikinci bir Poe uyarlaması yapmaya karar veriyor AIP. Yine aynı şekilde The Pit and the Pendulum’un da gişede oldukça büyük başarı elde etmesiyle, AIP ve yönetmen Corman Poe uyarlamalarına devam ediyor ve altı film daha yapıyorlar.Bunlar The Premature Burial (1962), Tales of Terror (1962), The Raven (1963), The Haunted Palace (1963), The Masque of the Red Death (1964) ve The Tomb of Ligeia (1965). Filmlerin beşinin başrolünde, bu filmde Nicholas Medina rolünde izlediğimiz Vincent Price var. Poe uyarlamaları serisi 1965 yılında çevrilen The Tomb of Ligeia ile son buluyor.
Filmin senaryosu Richard Matheson’a ait. Senaryonun tam olarak Poe’nun kısa hikayesine sadık bir adaptasyon olduğunu söylemek doğru olmaz. Senarist çok zekice Poe’nun diğer kısa hikayelerine de göndermeler yaparak, iyi bir iş çıkartmış. Hikaye çok güzel bir şekilde anlatılıyor ve karakterler filmin ruhunu izleyiciye oldukça iyi yansıtıyor. Matheson karakterler arasındaki bağı ve ilişkiyi çok ustaca işlemiş. Elizabeth’in gizemli ölümü, Medina’nın şatosu klasik korku filmlerine yaraşır cinsten. Ayrıca Poe’nun tarihi binalara ve Gotik dekorlara olan takıntısı da es geçilmemiş ve filme adapte edilmiş.
» yazının devamı

Ed Wood, John Cassavetes gibi Amerikan bağımsız sinemasının önde gelen isimlerindendir Roger Corman. Özellikle A. Poe uyarlamalarıyla adından söz ettirmiştir. Sinema kariyerine Monster from the Ocean Floor (1954) ile başlayan yönetmen ilk önemli başarısını Day the World Ended (1955) filmiyle gerçekleştirmiş ve bu filmin ticari başarısı yönetmenin önünü dahada açmıştır. American International Pictures adına çalışan Corman şirket için stüdyo yöntemiyle birçok atmosferik film çekmiştir. R. Corman’ın kuşkusuz en ünlü filmi ise 1960 yapımı The Little Shop of Horrors’dır. İnsan eti yiyen bir bitkinin etrafında dönen film diğer filmleri gibi düşük bir bütçe ve çok kısa bir sürede (2,5 gün) tamamlanmıştır. Filmde ünlü aktör Jack Nicholson’ın da rol aldığını belirtmekte fayda var.
1960-1964 yılları arasında sekiz Poe uyarlaması çeken yönetmen, bu sekiz filmin başrolünde Vincent Price’a yer verir. (House of Usher, Pit and the Pendulum, Premature Burial, Tales of Terror, The Raven, The Haunted Palace, The Masque of the Red Death, ve The Tomb of Ligeia.)
» yazının devamı

B filmleri genellikle popüler sinemanın türlerine dayalı filmler olarak karşımıza çıkmaktadır. Kaynakları yine popüler kültürün türlerinden, örneğin polisiye, bilim-kurgu, korku, gerilim türlerinden alınmıştır. Anlatım olarak her tür seyircinin rahatlıkla anlayabileceği bir biçime sahiptir. Öyküler belirlidir ve daha önce birçok kez denenmiş kalıplara dayanmaktadır. B filmi, bütçeyi aşmadığı sürece dilediğinde öncü olabildiği gibi gerçeküstücü de olabilmektedir. Örneğin; Alman sinemasının sessiz döneminde bir çığır açan Robert Wiene’in “Dr. Caligari’nin Muayenehanesi” dışavurumcu ve öncü bir nitelik taşımaktadır ve bu filmin B kategorisinde yer aldığı öne sürülmektedir. Dışavurumcu sinemanın klasik başyapıtı olan bu film aslında, 1919’da yönetmenin Decla şirketine sunduğu 36 prestij filminin yanında çektiği dar bütçeli bir filmdir.

Bir B filmi başarılı olduğunda devamları da çekilmiştir. Sinema tarihinde pek çok ünlü B tipi seri filmler bulunmaktadır. B filmlerin en önemli özelliklerinden biri de aynı dekorda birkaç film çekilebilmesidir. Bir film seti, oyuncu grubu oluşturulduktan sonra aynı alt yapıya benzer ya da farklı filmler bir çırpıda ortaya çıkarılabilmektedir. Bu uygulama yöntemine B filmlerinde her zaman başvurulmuştur.
» yazının devamı

Film 60lı yılların hippi gençliğine ve uyuşturucuya bir bakış içeriyor fakat bu bakış eleştirel bir yaklaşıma sahip değil. Hatta alttan alta bunu teşvik ettiğini bile söyleyebiliriz. Roger Corman 60lı yıllarda birçok Edgar Allen Poe uyarlamaları çekiyordu, bu filmde de bu uyarlamaların etkisinde kaldığını görüyoruz.
Film diğer birçok Roger Corman filminde olduğu gibi harika bir kadroya sahip. Peter Fonda, Bruce Dern, Salle Sachse, Dennis Hopper, Susan Strasberg, Dick Miller, Luana Anders, Peter Bogdanovich ve senaryoda Jack Nicholson tarafından yazılmış. Senaryoda Jack Nicholson’un o dönem yaşadığı olaylardan esinlendiğini görüyoruz. (bir dönem LSD kullanması, eşiyle yaşadığı problemler, vs.). Filmde Corman ve Nicholson da dahil, Dennis Hopper ve Peter Fonda da o dönemde LSD kullanmışlar, bu da filme bir gerçeklik katmış.
Filmin konusuna gelecek olursak, Paul (Peter Fonda) TV reklamları çeken bir yönetmendir. Eşiyle yaşadığı problemlerden ötürü depresyondadır. Hippi arkadaşlarının da etkisiyle LSD kullanmaya başlar. Filmde Paul’ü çoğunlukla LSD’nin etkisiyle düşler âleminde, farklı mekânlarda, farklı kostümlerle görüyoruz. Paul seyirciye pek de sempatik gelmeyen pasif bir karakter; fakat performansı oldukça tatmin edici. Filmdeki halüsinasyon efektleri dönemin teknik koşullarına göre oldukça iyi.
» yazının devamı
