iyiköfüfilm

24
Ağu
2012

The Necro Files (1997)

B-Film Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Todd Tjersland ile pek çok yapıma imza atmış ‘A Threat Theatre International’ ın prodüksiyonluğunu üstlenerek aynı zamanda Tjersland tarafından kaleme alınmış 1997 yapımı ‘The Necro Files’, yönetmen Matt Jaissle’nin düşük bütçeli filmlerinden en ilginç olanı.

Threat Theater’ın sürekli çalışmakta olduğu Todd Tjersland ile geçmişi bir hayli kabarık. Aynı zamanda -bu filmde sadece senaryo sahibi olan Todd Tjersland- bir DC Comic illüstratörü olan Tjersland ile pek çok filminde ortak çalışmaları olan bir şirket. Özellikle 1998 yıllarından beri bir hayli yoğun projeler içinde olan prodüksiyon, aynı zamanda ard arda, Matt Jaissle’nin filmleri dışında “Faces of Gore” serisini harekete geçirenlerden. Başta ve sonlarda yapılan girişlerden de filmde bundan dolayı duyulan memnuniyeti görmek mümkün.

Banyo sahnesiyle açılışı yapan film hemen ardından biraz sonra kurbanı olacak genç kızı izlemekte olan röntgenci katile odaklanır. Evde tek başına olan maktül huzursuzlanarak kapıları ve pencereleri kontrol ederken maskeli katil çoktan eve girmiştir, saklandığı yerden çıkar, kızı bayıltır, tecavüz eder, evden daha ayrılamadan eve gelen Dedektif Martin (Steven Sheppard) ve ortağı Dedektif Orville (Gary Browning); nekrofil yamyam katilin eseri olan içi dışı bir yerde olan cesede bakarken, yamyam katil saklandığı yerden çıkarak Dedektif Martin’i yere serer. Ortağı Orville ise son anda yetişerek ortağıyla nekrofil katil Logan (Isaac Cooper)’ı nihayetinde öldürür. Olaydan dokuz ay sonra satanist gençlerin ayin sırasında yaptıkları büyüyle tekrar dirilen(zombi olarak) yamyam nekrofil Logan (artık nekrofil-zombi olmuştur), Seattle’da terör estirir. Katilin infazında bizzat yer almış dedektifler de aynı şekilde tekrar güvenliği sağlamaya çalışırlar. Ayinde kurban edilen bebek için de sürpriz gelişmeler barındıran film, buraya kadar normalmiş gibi dursa da aslında öyle değil… (daha&helliip;)


1
Ağu
2012

La orca (1976)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

La Orca, yönetmenliğini Eriprando Visconti’nin yaptığı bir İtalyan dram filmi. Başrollerinde Michele Placido, Rena Niehaus, Lisa Morpurgo ve Flavio Bucci’nin yer aldığı filmin aynı yıl itibariyle çekilmiş Oedipus Orca isimli bir devam filmi de bulunuyor. Bu filmin de yönetmeni yine aynı isim.

70’li yıllar boyunca kaçırılma filmleri oldukça revaçtaydı. Bunda özellikle dönemin Amerikalı zengin bir ailesinin kızı olan Patty Hearst’ün kaçırılma olayı büyük bir etkendi. 1974 yılında henüz 19 yaşında olan Patty solcu bir örgüt tarafından kaçırılır. Örgüt, hapisteki üyelerine karşılık Patty’i takas etmeyi teklif eder fakat reddedilir. Bir süre sonra kızı serbest bırakmayı reddeden grup, hazırladıkları video ile bir duyuruda bulunur: Patty örgüte katılmıştır ve Tania adını almıştır. Bir süre sonra örgüt için banka soygunu yaparken yakalanır ve hapse atılır.

İtalyan istismar sineması yaptığı Amerikan remake filmleriyle nam salsa da, kaçırılma konusu İtalyanlar için orijinal fikirlerle doluydu. Birçok terör örgütüne, mafya grubuna sahip İtalya’da kaçırılma neredeyse sıradan bir olaydı ve bu olayın filmlere yansıması da kaçınılmazdı.

La Orca’da ise mafya bağlantılı bir grup genç bir kızı kaçırır. Şımarık kurban Alice, Rena Neihaus tarafından canlandırılıyor. Kızı kaçıran grubun içinde yer alan yakışıklı ve genç delikanlı (Michele Placido) Stokholm Sendromu’nun tam tersi durumu yaşayarak genç kıza aşık oluyor. Tabi bu aşkın trajik sonuçlarının olması kaçınılmaz oluyor.  (daha&helliip;)


22
Tem
2012

Go, Go, Second Time Virgin (1969)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Go, Go, Second Time Virgin 1969 yapımı bir Japon Pinku filmi. Yönetmenliğini türün önde gelen isimlerinden Koji Wakamatsu’nun yaptığı film, 60’lı yıllarda Japonya’yı kasıp kavuran Pinku Eiga furyasının başarılı örneklerinden birisi.

Bilindiği gibi, Japon Pembe Filmleri, 60’lı yıllarda Japonya’da ortaya çıkmış bir tür. Samuray filmlerinin artık eskisi kadar ilgi görmemesi üzerine başlayan arayışın sonunda ortaya çıkan tür, Japon softcore pornografik filmler olarak tanımlansa da, bu açıklama türü tam olarak anlatmaya yetmez. Kadına yönelik şiddetin cinsellikle yoğrulduğu Pembe Filmler kendi içinde de ikiye ayrılıyor: Pinku Eiga ve Pinku Violence.

Poppo (Mimi Kozakura), bir apartmanın çatısında 4 genç erkek tarafından tecavüze uğrayan bir genç kızdır. Tecavüzcülerine kendisini öldürmeleri için yalvarsa da onlar kendisiyle alay edip onu orada bırakırlar. Tsukio (Michio Akiyama) ise bir köşeden tecavüzü izleyen genç bir delikanlıdır. Fakat hiç bir şey yapmaz. Aralarında birbirlerine sorunlu geçmişlerini anlattıkları ve kaderleri ile ilgili felsefik konuşmalar yaptıkları bir ilişki başlar. Bu konuşmalar sırasında Poppo, daha önceki tecavüzlerini anlatır ve bunlar izleyiciye flashbacklerle gösterilir.  Başka bir konuşmada ise Tsukio, geçmişinde ailesi ve başka bir çift tarafından maruz kaldığı cinsel istismarı ve bunun sonucunda hepsini bıçaklayarak öldürdüğünü anlatır. Poppo defalarca Tsukio’dan kendisini ödürmesini ister fakat her seferinde Tsukio bunu reddeder. Poppo’ya tecavüz eden çete bir süre sonra tekrar geri döner ve Poppo’ya bir kez daha tecavüz ederler. Dram yönü de oldukça ağır basan bir film Go, Go, Second Time Virgin. (daha&helliip;)


18
Haz
2012

Megan is Missing (2011)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Megan is Missing, önceden Strangeland, Every Mother’s Worst Fear ve Hamal 18, Hard Candy, daha yakın zamanda Trust ve hatta pek sayılmasa da Julia X 3D filmlerinin izlediği yoldan giden bir mockumentary filmi. Daha doğrusu filmin son 25 dakikasına kadar bir gençlik-drama filmi izlediğinizi, hatta izlediğinizin bir film de olmadığını ve iki genç kızın yaşadıklarına bir şekilde dahil olduğunuzu düşünebilirsiniz. Aslında filmin bu yönde sıkıntıları da yok değil. Bunlardan önce filmin ekibine bir göz atalım.

Filmin yönetmeni Michael Goi, aslında görüntü yönetmeni olarak çalışan bir isim. Seksenli yılların sonundan itibaren girdiği film piyasasına ucuz video filmleri ve erotik filmlere görüntü yönetmenliği yaparak başlamış. Son beş yıl içerisinde ise televizyona geçiş yaparak My Name is Earl, The Mentalist, Glee ve American Horror Story gibi isminden söz ettiren dizilerde çalışmış. Megan is Missing yönetmenin ikinci filmi. Senaryosu da kendisine ait olan filmi evladı gibi sevdiğini IMDB mesaj panolarında izleyicilerle mesajlaşmasından anlayabiliyoruz. Kızların annelerini canlandıran Tammy Klein ve April Stewart dışındaki oyuncular pek fazla oyunculuk tecrübesi olan kişiler olmasa da göze batan bir rol görmedim. April Stewart son 8 sezondur South Park dizisinde ve envai çeşit video oyununda (mesela God of War 3’teki Afrodit) seslendirme yapmış.

Filme ismini veren Megan 14 yaşında bir kız. Filmdeki gençlerin yaşam tarzı 1995 yapımı Kids filmini anımsatabilir, hemen hemen hepsi uyuşturucu kullanıp bol bol seks yapıyor. Megan’ın yancısı Amy ise biraz daha içine kapanık, antisosyal bir kız. (daha&helliip;)


10
Haz
2012

The Burning Moon (1997)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Yönetmenliği ve senaristliğinin yanı sıra özel efekt konusundaki ustalığıyla bilinen Olaf Ittenbach oldukça sıra dışı bir işe imza atmış bu filmle. Hard core gore olarak nitelendirilebilecek bir film olan The Burning Moon’da 6 yaşındaki kız kardeşine uykudan önce hikayeler anlatan uyuşturucu bağımlısı genç başrolde. Kız kardeşine anlattığı iki korkunç hikayenin canlandırıldığı filmde ilk hikayede tanıştığı adamın aslında bir akıl hastanesi kaçkını olduğunu bilmeden onunla sevgili olan genç kızı kurban olarak izliyoruz. Haberlerden yanındaki kişinin kim olduğunu öğrenen genç kız her ne kadar adamdan kaçmaya çalışsa da bunu başaramaz. İkinci hikaye ise ruhlarını temizlemek adına kadın kurbanlarına tecavüz eden ve onları öldüren bir seri katil olan rahip etrafında geçiyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Andrea Arbter, Ellen Fischer ve Ronald Fuhrmann’ın yanı sıra yönetmen Olaf Ittenbach da yer alıyor. Olaf Ittenbach kardeşine hikayeleri anlatan junkie abi rolünde. Gore unsurların en üst seviyede olduğu The Burning Moon, kendi ülkesi Almanya’da yaklaşık 20 yıl boyunca yasaklanmış bir film. Alman gore sineması denince ilk akla gelen isimlerden biri olan Olaf Ittenbach’ın bu türe ait ilk filmlerinden birisi The Burning Moon. Aynı zamanda çok başarılı bir özel efekt ustası olan Ittenbach, bu düşük bütçeli filmde de yeteneğini konuşturmuş. Yönetmen 1989 yılında ilk filmi Black Past ile kariyerine başlangıç yapmış. 2005 yılındaki büyük bütçeli korku aksiyon filmi BloodRayne filminin de özel efektlerine imza atmış. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni