iyiköfüfilm

6
Eki
2013

A Scream in the Streets (1973)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

a_scream_in_the_streetsHarry Novak’ın yapımcılığını yaptığı, Carl Monson’un da yönettiği A Scream in The Streets, bir suç filmi. Filmin başrollerinde Joshua Bryant, Sharon Kelly, Frank Bannon, Linda York ve Rosie Stone yer alıyor. Yönetmen Carl Monson, düşük bütçeli bağımsız seksploitation ve grindhouse filmleriyle bilinen bir isim. 70 ve 80’li yıllar kariyeri için en verimli dönem olan yönetmenin en bilinen filmleri ise Blood Legacy (1971), Booby Trap (1973) ve Deatyh Feud (1986). Filmin yapımcısı Harry Novak ise “seksploitation kralı” olarak isim yapmış. 60’lı yılların başlarından 70’lerin ortalarına kadar birçok istismar filminin yapımcılığını ve distribütörlüğünü yapan Novak, Mantis in Lace (1968), Kiss me Quick (1964), The Secret Sex Lives of Romeo and Juliet (1969) ve Please Don’t Eat my Mother (1974) gibi birçok filmin yapımcılığını üstlenmiş.

Filmin oyuncu kadrosunda bulunan isimlerden Sharon Kelly ise (gerçek ismi Colleen Brennan) Amerikalı bir porno yıldızı. HRCO Hall of Fame isimli, adult eğlence sektörüne ait, her yılın en iyilerinin (en iyi film, en iyi erkek oyuncu, en iyi kadın oyuncu vb.) seçildiği listede 1988 yılının kadın oyuncusu olarak listede ismi geçen bir isim.

Konusu ise genel olarak özetlenirse iki dedektifin Los Angeles’da tecavüzcü bir katilin izini sürmeleri üzerine kurgulanmış. Şehre korku salan tecavüzcü katilin peşine düşen iki dedektifin işi çok da kolay değildir. Çünkü katil kadın kılığında kurbanlarına yaklaşmaktadır ve bunda da oldukça inandırıcıdır. Kadın kıyafetleri içinde oldukça mutlu, çılgın bir katille karşı karşıyayız. Filmin video kalitesi oldukça kötü fakat oyunculuklar için çok kötü demek haksızlık olur. (daha&helliip;)


27
Eyl
2013

Prison Heat (1993)

B-Film İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Prison-Heat-(1993)Alan Parker’ın Midnight Express filmi Türkiye karşıtı propagandasıyla ülkemizde oldukça büyük tepki çekmesine karşın uluslararası arenada oldukça beğeni kazanmıştır. Prison Heat filmi de Midnight Express’in izinden giden, bir grup genç kadının Türk hapishanesinde yaşadığı cinsel istismar ve kötü muamelenin yansıtıldığı W.I.P (Women in Prison) türünün 90’lardaki örneklerinden biri.

Filmin yönetmeni İsrail’li Joel Silberg. Silberg 80’li yıllarda kariyeri açısından oldukça verimli bir dönem geçirmiş ve uluslararası arenada ilk çıkışını Breakdance (1984) filmiyle yapmıştır. En bilinen filmi ise çoğumuzun kolayca hatırlayacağı Lambada (1990)’dır.

Yunanistan’da tatil yapan dört Amerikalı genç kadın değişik bir maceraya atılmak için kiraladıkları bir minibüsle Türkiye’ye geçmeye karar verirler. Neşeli başlayan bu yolculuk sınır kapısında bir kabusa dönüşür. Türkiye sınırını geçmek üzereyken kolluk kuvvetleri tarafından durdurulurlar. Birliğin komutanı genç kızlardan hoşlanır ve emrindeki askeri yanına çağırıp bir şeyler söyler. Aldığı talimat üzerine asker aracın bagajına uyuşturucu yerleştirir ve genç kızları tutuklayıp hapse gönderirler.

Film bundan sonra klasik W.I.P. filmlerinden aşina olduğumuz lezbiyen duş sahneleri, tecavüz, çıplaklık ve şiddetle devam eder. Film Türkiye’de geçiyor olmasına rağmen çekimler İsrail’de gerçekleştirilmiş. Türk karakterlerini canlandıranlar da İsrail’li oyunculardan oluşmakta. (daha&helliip;)


8
Ağu
2013

Deadly Prey (1987)

B-Film kategorilerinde yayınlandı.

deadly_preyDeadly Prey video döneminde birçok kez kiralayıp defalarca izlediğim, B türü bir aksiyon filmi. American Film Market tarafından Mart 1987’de piyasaya sürülen filmin yönetmeni David A. Prior. Ayrıca filmin başrollerinde oynayan Ted Prior da yönetmenin kardeşi.

Deadly Prey eski bir deniz komandosunun, ölümcül bir insan safarisi için kaçırılması ve bu ölümcül oyundan kurtulma hikayesini anlatır. Film genel olarak Sylvester Stallone’nin başrolünde yer aldığı 1982 yapımı First Blood filmini anımsatmakla birlikte ona göre adrenalin ve aksiyon açısından daha tatmin edici bir film.

Hogan isimli bir albay, eğitim verdiği paralı askerlerine ormanda avlanmaları için insan kaçırıp, onlara yem olarak sunar. Bu eğitimde hedefler canlıdır, her şey yolunda giderken yanlış bir adama denk gelir ve kaçırdığı Mike Danton, eski bir Vietnam gazisidir. Fakat Mike’ın kolay lokma olmadığını anladığını anda ailesini kaçırır ve Mike da hem kendi özgürlüğü hem de ailesini kurtarmak adına amansız bir mücadele ve intikam içine girer.

Başkahraman Mike Danton bir kahramandan daha fazlası olarak karşımıza çıkıyor. Doğal şartlar altında hazırladığı daldan yapılmış hançerler, bubi tuzakları ile maharetlerini gözler önüne seriyor.

Filmin ilk yarısında kahramanımız Danton, ormanın derinliklerinde kısa Jean şortu ile Tarzan ve Predator karışımı bir şekilde sağa sola koşturuyor. İkinci yarıda ise Rambo ve Komando karışımı bir hal alıyor. Filmdeki aksiyon sahneleri her B filmde olduğu gibi ucuz, fakat rahatsız edici değil. Sürekli devam eden tempo bunları görmezden gelmenizi sağlıyor. Bir filmde görebileceğiniz en fazla adam öldürme sahnesini Deadly Prey’de izlemeniz mümkün. Fakat oyunculuklar da bir o kadar kötü.
(daha&helliip;)


erotic_night_of_the_living_deadErotik filmler ve korku filmleri arasında bir köprü kurma çabasıyla, yönetmen Joe D’Amato her iki türün de takipçilerinin ilgisini çekecek bir film yapmaya karar verince ortaya Erotic Nights of the Living Dead çıktı. Söz konusu film (“Sexy Nights of the Living Dead” olarak da bilinir) adından da anlaşıldığı gibi, erotik görüntüler ve vahşi, klasik zombi sahnelerinin karışımını bol miktarda içeriyor. Gösterildiği Grindhouse sinemalarında eminim ki izleyicilerin garip duygular içinde çığlık atmalarına neden olmuştur. Bunun yanında ilk bir saat ve 15 dakika içinde daha çok erotizme yönelilirken son 40 dakikada korku türü devreye girip dozunu arttırıyor hatta filmi tamamen ele geçiriyor demek mümkün. Enteresan bir ayrıntı ise başrol oyuncularından George Eastman’ın film boyunca pantolonunu tam olarak çıkarmıyor olması.

Konuya geldiğimizde, Karayiplerdeki terkedilmiş bir adada zenginler için ilgi çekici bir mekan yaratmayı planlayan girişimci ruhlu biriyle karşılaşıyoruz. Etrafındaki tanıdıklarından gelen bütün uyarılara rağmen “Cat Island” adını vereceği bu mekanı yaratmak konusunda ısrarlı olan girişimcimiz bu amaçla genelde tshirtsüz olarak görülen (ama daha önce de belirttiğim gibi asla tam olarak çıplak kalmayan) Larry’i (George Eastman) görevlendiriyor. Adaya geldiklerinde aslında buranın o kadar da “terkedilmiş” olmadığını ve Laura Gemser ile büyükbabasının adayı çoktan istila etmiş olduklarını görürler. Aynı zamanda onların bir tür değişim içindeki canlıların (kısaca zombiler diyelim) sona kalan örnekleri olduğunu da zamanla anlarlar. Ziyaretçilere karşı da tahmin edileceği gibi pek sıcakkanlı değiller. Ama tabi ki ziyaretçiler de geri adım atmak niyetinde değildir ve bu durumla mücadele etmeye karar verirler. Ta ki adada yaşayan ve öldü sanılan diğer insanlar zombi olarak adaya geri dönene kadar.. (daha&helliip;)


22
Mar
2013

Act of Vengeance (1974)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

act_of_vengeanceAct of Vengeance, sleaze ögeleri içinde bolca barındıran bir istismar filmi. “Rape/revenge” yani tecavüz/intikam temalı filmin yönetmen koltuğunda oturan isim Bob Kelljan. Başrollerde ise Jo Ann Harris, Peter Brown ve Jennifer Lee yer alıyor. Jo Ann Harris’i Clint Eastwood ile birlikte yer aldığı 1971 yapımı The Beguiled filminden hatırlamak mümkün.

Linda (Jo Ann Harris) hokey maskesi takmış bir adamın tecavüzüne uğrar. Yaşadığı olay sonrasında aslında kendinden başka, aynı adamın tecavüzüne uğramış kadınlar olduğunu görür. Bu kadınlarla bir araya gelerek bir grup oluşturur. Öncelikli amaçları aynı durumda aynı acıyı yaşamış kadınlara yardım etmek olan grup, bir süre sonra “tecavüz mangası”na dönüşüp, çete gibi hareket edip intikam almaya başlarlar.

Film, birçok açıdan izleyici için rahatsız edici gelebilir. Tecavüz sahnelerinin oldukça gerçekçi ve tedirgin edici olması bunun en büyük sebebi. Hatta bu sebeple birçok ülkede yasaklanmış Act of Vengeance. Tecavüzcünün kurbanlarına tecavüz ederken “Jingle Bells” şarkısını söylemesi de bir diğer işkence yöntemi. Rape Squad ismiyle de bilinen filmde oyunculuklar vasat düzeyde, diyaloglar da oldukça basit ve sıradan. Çıplaklık ise bol miktarda mevcut, hatta gereksiz denebilecek düzeyde. Çıplaklığın yanı sıra filmde sebepsiz birçok karate sahnesi de mevcut. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni