iyiköfüfilm

17
Nis
2011

Night of the Creeps (1986)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Video döneminde başlayan korku filmi sevgim en çok bu yıllarda çekilmiş filmlerle körüklendiği için seksenli yıllarda çekilmiş korku filmlerine ayrı bir sempatim var. Bunu zombi filmlerine olan sevgim ile birleştirdiğimde seksenli yıllarda çekilmiş korku filmleri hayranlığım olduğunu söyleyebilirim, bu da Night of the Creeps’e denk gelen bir tanım. Film hem bir zombi film, hem de bir gençlik komedisi. Birkaç sene önce çıkan Slither nasıl Night of the Creeps’e bir saygı duruşu niteliğindeyse, Night of the Creeps de kendinden önceki bir çok filme ve yönetmene bir saygı duruşu adeta.

Şöyle başlayayım, filmdeki karakterlerin soyadları Romero, Carpenter Hooper, Cronenberg, Raimi, Landis, Cameron ve Miner. Hatta filmin geçtiği okulun adı bile Corman University. Bunu da geçtim, yönetmen Fred Dekker bir sene sonra çekeceği filmi Monster Squad’a bile selam çakmış. Tamam, yapılmamış bir şey değil, daha sonra yazacağım The Dead Next Door’da da aynı şey vardı. Hatta Peter Jackson’ın Dead Alive filminde kullanılan çim biçme makinası ile zombi imha etme fikri bu filmi izledikten sonra ortaya çıkmış. Tabii ki bu katliam sahnesinde boynuz olan Dead Alive, kulak olan Night of the Creeps’i geçmiş. Ama Night of the Creeps atmosferi, karakterleri, konusu, efektleri… boş verin, her şeyi ile tam bir B filmi. Ne yazık ki üç buçuk ayda 5 milyon dolara çekilen film gişede bunun karşılığını alamamış. (daha&helliip;)


17
Şub
2011

Texas Chainsaw Massacre Serisi

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Christopher Lee, 100 Years of Horror belgeselinde şöyle diyor: “Birisini korkutmak için şunları söyleyin. Biliyorum, anlattıklarıma inanmayacaksın. Bunun için seni suçlamam, birisi bana aynı şeyleri anlatsaydı ben de inanmazdım. Ama bu anlatacaklarımı yaşadım.” İlki 1973 yılında çekilen Texas Chainsaw Massacre serisi de neredeyse insanlara bunu söylemişti. Alfred Hitchcock’ın Sapık filmine de ilham kaynağı olan seri katil Ed Gein’den -sözde- esinlenerek çekilmiş olan ilk film büyük yankılar uyandırdı. Günümüze kadar üç devam filmi, bir remake ve bir prequel ile gelen seriden esinlenen bir sürü film de var. Bunların hepsine sırasıyla bakacağız.

Film, Amerikalı katil Ed Gein’den serbestçe uyarlanmış. İşin aslı senarist ve yönetmen Tobe Hooper bu fikrin aklına ilk kez bir hırdavatçı dükkanında elektrikli testere bakarken geldiğini itiraf etmiş. Senaryo aşamasında ismi Leatherface olan filmin adı daha sonra yapım aşamasında Stalking Leatherface ve ardından Head Cheese olmuş. Seyirci karşısına çıktığında ise tamamen değişerek bildiğimiz halini almış. 80,000 dolar gibi küçük bir bütçeyle çekilen film başarılı bir reklam kampanyası ile sadece Amerika’da bütçesinin neredeyse 400 katı kar getirip, tüm zamanların en iyi gişe yapan bağımsız filmlerinden biri olunca bir fenomen halini almış. Başarılı reklam kampanyası ise filmdeki olayların gerçekten yaşandığını söylenmesinden ibaretmiş. Fakat işin ilginç kısmı filmin açılışında olayların 18 Ağustos 1973 tarihinde yaşandığı söylendiği halde film 15 Temmuz ve 14 Ağustos 1973 tarihleri arasında çekilmiş. Tabii film izlendikten sonra bir takım şehir efsaneleri de oluşmamış değil, bir deli filmdeki olayların gerçekten yaşandığı yerin San Antonio’daki Poth kasabası olduğu konusunda kuyuya bir taş atınca diğer akıllılar da bu taşı çıkarmaya çalışmış. (daha&helliip;)


dontdeliverbigAnne ve Lore ondört yaşlarında bir Katolik okulunda yatılı okuyan iki arkadaştır. Fakat bu iki arkadaş masum görünüşleri, iyi davranışları ve tüm tatlılıklarına rağmen kendilerini Şeytan’a adamışlardır. Satanist ritüellerini gerçekleştirmek için kıyafetler ve dini objeler çalarlar. Herkes uyuduğunda gizli gizli şeytanla ilgili kitaplar okurlar. Okulda geçirdikleri zaman onlar için bir çeşit eğlence gibidir. Etraflarındaki herkesle dalga geçmektedirler. Yaz tatili geldiğinde davranışları daha ciddi boyutlara ulaşır. Anne’in ailesi iki aylığına şehir dışına gider ve Anne koca şatoda bir bahçıvan ve kahyayla yanlız kalır. Artık şeytansı düşüncelerini eyleme dönüştürmeye başlamışlardır. İlk olarak bir çiftçiyi baştan çıkarıp, tarlasını ateşe verirler. Bahçıvanın çok sevdiği kuşlarını öldürürler. Bütün bunlar şeytana adanmak üzere yapılan davranışlardır. Ve şeytana adayacakları son şey ise kendileri olacaktır. Bir gece bisikletleriyle ormanda dolaşırken arabasının benzini biten bir adamla karşılaşırlar. En yakın yerleşim yeri beş mil uzaklıkta olduğu için adam kızlarla beraber şatoya gitmeyi kabul eder. Kızlar evde adamı baştan çıkarmaya başlarlar. Bu sırada odun almak için Anne odadan çıkar. Adam Lore’ın üzerine atlar ve ona tecavüz etmeye kalkışır. Anne içeri girdiğinde Lore’ı kurtarmak için adamın kafasına odunla vurur ve adam ölür. Cesedi bir halıya sarıp, nehre atarlar ve bu olayı kimseye anlatmamak üzere yemin ederler. Ertesi gün Anne’in ailesi geri döner ve kızlar da okula başlarlar. Okula geri dönünce özellikle Lore olan olaydan dolayı oldukça endişelidir. Bu sırada okulda tüm ailelerin, öğrenci ve öğretmenlerin katıldığı bir balo olur. Ve bu balo için kızlar oldukça enteresan bir gösteri hazırlamışlardır. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni