iyiköfüfilm

9
Ağu
2011

Exorcismo (1975)

İstismar Filmleri Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

İspanyol korku sineması uyarlama filmler konusunda rakipsiz. İlk dönemlerinde Hollywood filmlerini uyarlayarak aşama kaydetmeye çalıştıktan sonra kendi meyvelerini veren ispanyol korku sineması Exorcist akımınından da nasibini fazlasıyla almış.

1975 yılına ait olan Juan Bosch imzalı Exorcismo filminde başrolde Paul Naschy gibi bir korku sembolünün yer alması  filmin ilk beyazperdeye yansıtıldığı yıllardan bu yana daha fazla izleyiciyle buluşmasındaki en büyük etken. Paul Naschy’e bu filmde Maria Perschy,Maria Kosty ve Jordi Torras eşlik etmekte.

Alışıla gelmiş olan Exorcist uyarlamalarından farklı olarak film, dönemin zirvede olan tarzı giallovari yaklaşımının yanı sıra Hammer yapımın satanik furyasıyla Exorcist mevzusunun muhteşem bir karması. Filmde kanımca en garipsediğim mevzu Paul Naschy’nın rahip rolünde yer alması. Kötü adam olarak görmeye alışık olduğumuz Naschy’ı böyle masum bir rolde görmek şaşırtıcı. Tam manasıyla Avrupa korku sinemasını yansıtan filmin belki de tek eksiği vahşet ögeleri.

Kısaca özetlediğimizde, (daha&helliip;)


21
Mar
2010

El Necrofago (1995)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

El Necrofago, Alman ekpresyonizminin varoluşsal ağrılarına sıkı sıkıya bağlanmış, gotik imgelere boğulmuş; oldukça karanlık, biçimsiz ve tuhaf bir kısa film. Alman dışavurumculuğuna uygun olarak siyah-beyaz ve sessiz olarak çekilen filmin adı İspanyolca “ghoul” (gulyabani, hortlak) anlamına geliyor.

Film, bir mezar-hırsızının (İspanyol korku filmlerinin kült oyuncusu Paul Naschy) mezarlıktaki bir tabutu açarak ölünün parmaklarındaki yüzükleri çalmasıyla başlıyor. Fakat Paul Naschy film boyunca yalnızca iki kez ve çok kısa aralıklarla görünüyor. Aynı zamanda filmdeki rolü pek etkin değil. Bu durum her ne kadar üzücü gibi görünse de, diğer iki oyuncunun -özellikle Alberto’nun- performansları cidden etkileyici. Mezar soygunculuğu sekansının ardından dolunaylı gecenin altında filmin protagonisti “ghoul”u görüyoruz. İçsel hüznünün dışavurumu olarak müthiş bir biçimde makyajlandırıldığını düşündüğüm Ghoul, mezarlıktaki tabutlardan birini açıyor. Tabutun içerisinde uyumakta olan isimsiz şehvet, Baudelaire’nin güzellik tanımına uygun olarak dehşetli bir güzelliğe sahip. Ghoul, karanlık arzularının yönlendirdiği ölçüde ölü bayanın dudaklarını kavrayarak onu öpüyor. Hüzünlü bir yazgıya sahip yaratığın, filmin tamamı boyunca ete olan düşkünlüğüne tanıklık ederken, etten aldığı zevkin derinliğini ‘yeme’ esnasında kendinden geçmesinden rahatlıkla anlayabiliyoruz. Film bu ve buna benzer görüntülerin ardından, on üç dakika boyunca hissedilen ekspresyonist hüzünle, duygusal bir autophagy sahnesiyle kapanıyor. Pek görselleşmese de filmin etkileyici yanını oluşturan düşünce olarak, cinsellik esnasında partneri yeme veya bedeninin belli bir bölümünü parçalama fikrini gösterebilirim. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni