>






Sinemanın parlak spotlarından uzak kalmış ama en az onlar kadar ilgiyi hak eden iyi "kötü film" lerin Tolga Demirtaş tarafından masaya yatırıldığı bu siteye hoşgeldiniz.



Çetin İnanç İstismar Filmleri B-Film B Movie Dario Argento David Cronenberg Edwige Fenech Erotik Yeşilçam Exploitation George Eastman Giallo Gore Hammer Film Productions I Spit On Your Grave Italian Trash Jean Rollin Jess Franco Joe D'Amato Last House on the Left Lucio Fulci Mario Bava Ninja Roger Corman Sergio Martino Sexploitation Slasher Sybil Danning Tom Savini Trash Film Zerrin Doğan
60′lı yıllarda Japon sineması çıkmaza girmiş ve Samuray filmleri fazla ilgi görmemeye başlamıştı. Bu sebeple Japon film şirketleri yeni arayışlar içine girdiler. Bu şirketlerden Nikkatsu, stüdyo yöntemiyle çekilen ve Roman Porno da denilen filmlere yöneliyordu. (Daiei, ve Toei dönemin diğer ünlü film şirketlerdir.)
Japonya’daki sansür sistemi kadın ve erkeğin cinsel birleşmesini ve cinsel organlarının görünmesini yasaklamıştı. Filmlerde bu kareler flulaştırılarak gösteriliyordu. Fakat bu sansür sistemi belkide kadına karşı uygulanan en sert sadomazoşist arzuları gösteren sahnelere izin veriyordu.
Pembe filmleri kendi içlerinde ikiye ayırmak mümkün: Pinku Eiga ve Pinku Violance. Pinku Eiga’da kadına olan şiddet cinsellikle yoğrulurken Pinku Violance filmlerinde ise yine aşırı cinsellik ve kadına karşı şiddetin yanında bu şiddete maruz kalan kadınların kanlı intikam hikayeleri de anlatılmaktadır.
Sansür sistemi bu tarz filmlerin Japonya’nın dünya üzerindeki prestijini zedeleyeceği düşüncesiyle yurt dışında dağıtımına ve festivallerde gösterilmesine izin vermiyordu. Meraklıları dışında uzun bir süre sinemaseverler bu filmlerden ya haberdar olamadı ya da haberdar olduğu halde ulaşamadı. 90′lı yılların sonu ve 2000′li yılların başından itibaren bazı Amerikan video şirketlerinin bu filmleri DVD olarak piyasaya sürmesi ve internetle birlikte bilgiye ulaşılabilirliğin artmasıyla birlikte dünya pazarında Pinku filmlerine olan ilgi de çığ gibi büyümeye başlamıştır.

Japon bağımsız sinemasının kuşkusuz en önemli yönetmenlerinin başında Koji Wakamatsu gelir. Wakamatsu sinemaya başlamadan önceki hayatı sürükleniş içerisinde geçer Üniversiteyi bırakır, dönemin Japon mafyasına karışır bir süre hapiste kaldıktan sonra inşaat işlerinde çalışmaya başlar. Wakamatsu ilk filmi olan Oiroke Sakusen(1963)’i dönemin popüler erotik film şirketi Nikkatsu için çeker.

Adını 1965’te çektiği Kabe No Naka No Himegoto(Affairs Within Walls) filmiyle duyuran Wakamatsu’nun en tanınmış filmi gerçek bir olaydan esinlendiği Okasareta Byakui -Violated Angels(1967)-dir.
13 Temmuz 1966’da Chicago’nun Jeffery Manor bölgesinde öğrenci hemşirelerin kaldığı yurtta tam anlamıyla bir katliam yaşanmıştır. Richard Spack adındaki katil daha sonraki ifadesinde soygun amaçlı girdiğini belirttiği yurtta sekiz kadını öldürmüştür.(kimisine tecavüzde etmiştir). Bu katliamdan sadece bir kadın yatağın altına saklanarak kurtulmuştur. Wakamatsu bu haberi duyar duymaz yeni filmi için çalışmalara başlar fakat onun ilgilendiği konu bir yatakhane dolusu hemşirenin katledilmesi değil, içlerinden birinin kurtulmasıdır.
» yazının devamı

Japon sinema endüstrisinin stüdyo sisteminde üretilen erotik filmleri dahi Batılı normlara göre bir hayli şaşırtıcı ürünler içermektedir. Özellikle erotik filmlerin en büyük üreticisi olan Nikkatsu stüdyosunun filmleri. (Nikkatsu stüdyoları ile ilgilide bir yazımı ilerleyen günlerde paylaşağım)
1960’lı yıllarda Japon sineması bir çıkmaza girmiştir. Samuray filmlerinin gerek iç pazarda gerekse dış pazarda popüleritesini yitirmesiyle birlikte bu dönemde düşük bütçeli B tipi stüdyolar Erotik ve Soft-Porno filmler çevirmeye başlarlar. Bu filmler Pinku eiga ( pembe filmler ) olarak adlandırılıyorlardı. 1960’lı yıllarda bu filmler sansüre uğramış olsalar da 70’lere geldiğimizde bu tarz filmler artık kabul görmeye başlamışlardı. Özellikle bu dönemde çekilen tecavüz temalı filmler hem Japon piyasasında hem de uluslararası piyasada iş yapmıştır.
» yazının devamı
