iyiköfüfilm

2
Mar
2013

Splatter Farm (1987)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

monster-channel-splatter-farmİkiz kardeşler Alan ve Joseph, yaz tatillerini geçirmek için teyzeleri Lacey’nin yaşadığı ıssız çiftliği ziyarete giderler. Yalnız yaşayan teyzeleri ölen kocasının cesedini evde saklamaktadır. Bu garip evde bir diğer garip kişi de teyzenin çiftlikteki yardımcısı Jeremy’dir. Jeremy kana susamış bir canavar gibi öldürdüğü insanların organlarını ayırarak bunları ahırda saklar ve parçalara ayırdığı vücut parçalarını değişik amaçlar uğruna kullanır. Bütün bunlar olurken Alan ve Joseph de bir süre sonra bu korkunç olayların içinde kendilerini bulurlar.

Shockumentary tarzında çekilen filmin yönetmenleri Polonia kardeşler olarak bilinen John Polonia, Mark Polonia ve kardeşlere ek olarak Todd Smith. Ayrıca bu üç isim filmin senaryosuna da imza atmış, başrollerde de oynamışlar. Jeremy rolünde Todd Smith yer alırken ikiz kardeşler Alan ve Joseph’i Polonia kardeşler canlandırıyor. Lacey teyze rolünde yer alan isim ise Marion Costly.

Filmi tek tek yani oyunculuk, kamera, görüntü, ışık açısından ele aldığımızda her birinin oldukça kötü olduğunu söyleyebiliriz. Bunlara ek olarak gore sahneler de oldukça amatörce. Ama hepsi bir araya gelince ortaya daha iyi bir iş çıkmış.

1968 doğumlu Polonia kardeşler filmi yaptıkları 1987 yılında henüz 19 yaşındaydılar. Yapımcılığı, senaristliği ve yönetmenliğini kendilerinin yaptığı yaklaşık 30 kadar işe imza atan kardeşler genellikle korku ve bilim kurgu türünde filmler yaptılar. 2008 yılında kardeşlerden John’un ani ölümüyle Mark çocukluk arkadaşı Matt Satterly ile film yapmaya devam ediyor. (daha&helliip;)


28
Oca
2013

The Flesh and The Fiends (1960)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

flesh-and-the-fiends-dvd-1960-peter-cushing-horror-dvd-7dfb6The Flesh and the Fiends, başrolünde tıp doktoru Robert Knox rolü ile Peter Cushing’in yer aldığı bir İngiliz korku filmi. Peter Cushing oldukça tanınmış bir İngiliz aktör. Özellikle Hammer Film’in işlerinde çokça yer alan oyuncuyu Terence Fisher’ın filmi The Curse of Frankenstein (1957)da Baron Frankenstein ve Dracula (1958) filminde Dr. Van Helsing rolleriyle hatırlamak mümkün. Kariyer kararını vermesi üzerine yapılan bir röportajda rolleri neye göre seçtiği sorulunca “kim beni Hamlet olarak görmek ister ki? Çok az insan. Ama milyonlar beni Frankenstein olarak görmek ister, işte o yüzden bunu seçtim” şeklinde bir açıklama yapmış. Hammer Film productions’ın işleri dışında Sherlock Holmes, Star Wars, Dr.Who and the Daleks ve Daleks-Invasion Earth:2150 A.D. filmleri ünlü aktörün yer aldığı filmlerden sadece birkaçı.  

50’li yılların sonu korku sineması, özellikle İngiliz korku sinemasının gelişimi açısından önemli periyotlardan birisidir. Dracula, The Curse of Frankenstein, The Mummy gibi filmlerin de içinde bulunduğu yeni, radikal bir dalga korku sinemasına farklı bir yön vermeye başlamıştı. Peter cushing ve Christopher Lee ise bu filmleri şereflendiren, korku sinemasının efsane isimleriydi.

The Flesh and the Fiends, yada bilinen diğer ismi ile Mania siyah beyaz formatta çekilmiş. Bu özelliği ile 30’lu ve 40’lı yılların korku filmlerini andırsa da hikaye olarak oldukça rahatsız edici, kanlı sahneleri ile de döneminin özelliklerini yansıtan bir film. (daha&helliip;)


20
Şub
2012

Angst (1983)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Angst, Gerald Kargl tarafından yazılıp yönetilmiş, senaryosu ise Zbigniew Rybczynski’e ait bir Avusturya filmi. Başrolde gördüğümüz psikopat karakterini Erwin Leder canlandırıyor.

Hikaye, adını bilmediğimiz bir psikopat katilin büyük ölçüde haz aldığı cinayet tutkusunu anlatıyor. Film sadece bir seri katilin hapishaneden çıktığı ilk gün işlediği cinayetleri ve yakalanıncaya kadar sürdürdüğü ertesi gününden ibaret. Hikayeyi daha doğrusu şahit olduğumuz sahnelerin anlatımını bizzat katilin ağzından dinliyoruz, aynı zamanda olup biten olaylar hakkında başka kişilerin duyguları veya yorumlarına şahit olamayıp sadece olan biteni izlediğimizle kalıyoruz.

Film bir tutuklunun hapishanede geçirdiği son saatlerinin görüntüsüyle başlıyor. Çıktıktan sonra ne yapması ve nereye gitmesi gerektiğini bilemiyor, herhangi bir taksiye biniyor ve ilk cinayet girişimini orada gerçekleştiriyor. Biz de katilin ne denli hasta olduğunu veya çok kötü bir geçmişe sahip olduğunu monoloğundan anlıyoruz. Gidecek bir yeri yok sadece çocukluk travmalarının suçlularını bulup öldürme hissi ve bunun sonsuz hazzını tüm bedeni ve ruhuyla hissetme duygusu var. Ancak psikopat çok heyecanlı, aklı fazlasıyla dağınık. Cinayet amaçlı girdiği evde yaşadığı psikolojiden anlaşıldığı gibi; Psikopat’ın cinsel tutkusu işlemek istediği cinayetlerle özdeşleşmiş, bundan dolayı işe kalkışmadan önce oldukça heyecanlanıyor ve kontrolünü bir müddet kaybediyor. Sonrasında her yer kan revan ve hazdan mutlu bir katil. Tabi bu hazzı sürekli yenilemesi gerekli. Yakalanıncaya kadar tabi. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni