iyiköfüfilm

18
Haz
2012

Megan is Missing (2011)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Megan is Missing, önceden Strangeland, Every Mother’s Worst Fear ve Hamal 18, Hard Candy, daha yakın zamanda Trust ve hatta pek sayılmasa da Julia X 3D filmlerinin izlediği yoldan giden bir mockumentary filmi. Daha doğrusu filmin son 25 dakikasına kadar bir gençlik-drama filmi izlediğinizi, hatta izlediğinizin bir film de olmadığını ve iki genç kızın yaşadıklarına bir şekilde dahil olduğunuzu düşünebilirsiniz. Aslında filmin bu yönde sıkıntıları da yok değil. Bunlardan önce filmin ekibine bir göz atalım.

Filmin yönetmeni Michael Goi, aslında görüntü yönetmeni olarak çalışan bir isim. Seksenli yılların sonundan itibaren girdiği film piyasasına ucuz video filmleri ve erotik filmlere görüntü yönetmenliği yaparak başlamış. Son beş yıl içerisinde ise televizyona geçiş yaparak My Name is Earl, The Mentalist, Glee ve American Horror Story gibi isminden söz ettiren dizilerde çalışmış. Megan is Missing yönetmenin ikinci filmi. Senaryosu da kendisine ait olan filmi evladı gibi sevdiğini IMDB mesaj panolarında izleyicilerle mesajlaşmasından anlayabiliyoruz. Kızların annelerini canlandıran Tammy Klein ve April Stewart dışındaki oyuncular pek fazla oyunculuk tecrübesi olan kişiler olmasa da göze batan bir rol görmedim. April Stewart son 8 sezondur South Park dizisinde ve envai çeşit video oyununda (mesela God of War 3’teki Afrodit) seslendirme yapmış.

Filme ismini veren Megan 14 yaşında bir kız. Filmdeki gençlerin yaşam tarzı 1995 yapımı Kids filmini anımsatabilir, hemen hemen hepsi uyuşturucu kullanıp bol bol seks yapıyor. Megan’ın yancısı Amy ise biraz daha içine kapanık, antisosyal bir kız. (daha&helliip;)


1982 İtalya yapımı La Bimba di Satana -Satan’s Baby Doll olarak da bilinir- İyi “Kötü” Film’in konsepti için biçilmiş kaftan. Genellikle Frank Bronston, Martin White, Alan W. Cools gibi mahlaslar kullanmış olan yönetmen Mario Bianchi’nin filmografisi, spaghetti westernler ile açılırken, kısa süre içerisinde porno endüstrisine yönelmesi açısından enteresan. La Bimba si Satana ise yönetmenin porno ile korku türlerini iç içe geçirdiği  tam bir “çöp” film.

Bir tepe üzerinde konumlanmış büyük bir kalede karısı (Marina Hedman), kızı (Jacqueline Dupré), tekerlekli sandalyeye mahkum erkek kardeşi (Joe Davers), onun bakıcısı rahibe (Mariangela Giordano) ve evin uşağı (Alfonso Gaita) ile birlikte yaşayan Antonio Aguilar (Aldo Sambrell), zengin olduğu kadar hanzo görünümlü bir para babasıdır. Çok sevdiği karısının ölümüyle sarsılmış olmasına rağmen, aile dostları olan doktor Juan ile birlikte kadının cesedini, gelenek gereği kalenin kriptasına yatırırlar. Ölü annesinin çırılçıplak bedenini görmek genç ve körpe Miria’ya iyi gelmemiştir. Bu koskoca yapının içerisinde annesinin ölümü ile birlikte duyduğu korkuyu amcasının bakıcısı rahibe ile gidermeye çalışır. Oldukça dişli ve biraz sonra anlayacağımız gibi ateşli rahibe, uyumadan evvel beyaz iç gıcıklayıcı çorapları hariç her şeyini çıkaracak kadar titiz, lâkin hemen çaprazındaki oda kapısını kapatmayı düşünemeyecek kadar ilgisizdir. Açık bırakılan kapı, felçli amcanın gözetleme ve fantezi dünyasına dalma yetisini tetikleyerek, seyirciye sinema tarihinin en acayip oyunculuğunu ve buhranlı anlarını yaşatır. Ne tür bir oyunculuk eğitimi aldığını, gözlerini bir büyütüp bir küçültmesi dolayısıyla pek anlayamadığım felçli amca, rahibenin yatakta masturbasyonik hayaline dalmış havasını bulurken, kalede karanlık bazı olaylar meydana gelmektedir. (daha&helliip;)


29
Nis
2012

Pink Flamingos (1972)

B-Film İstismar Filmleri XXX kategorilerinde yayınlandı.

John Waters sinemanın,sanatın “politically correct” olma zorunluluğundan, sadece istenen, beklenen, sıradan şeyleri gösterme zorunluluğundan sıkılmış ve bunu tersine çevirmeye çalışan işler çıkarmış bir yönetmendir. “Onu bir cümlede anlatın” deseler sanırım bu şekilde anlatırdım. Diğer bir deyişle “transaggressive” sanatın mihenk taşı. Pink Flamingos da bunu en iyi şekilde başardığı filmlerinden biri.

John Waters yönetmenlik yanında filmin senaristliğini ve yapımcılığını da üstlenmiş. Başrollerde ise Edith Massey,Mink Stole gibi dönemin ünlü isimleri ve tabi ki de yönetmenin en sevdiği oyuncularından Divine yer alıyor. Gösterime girdikten sonra bazı sahneleriyle tartışmalara neden olsa da çoğu sinemasever tarafından iyi yorumlar almış ve sevilmiş.

Divine oyunculuğunun yanında yarattığı bu karakter ile döneminin sıradışı isimlerinden biriydi. Filmin senaryosu da aslında daha çok onun üzerine kurulu.  Divine’ın “filthiest person alive” olarak tanınmasını hatta bu ününün ülke çapında yayılmasını yediremeyen,kıskançlık içinde durumu izleyen Raymond ve Connie Marble çifti bu konuda Divine’ı geçebilmek adına sürekli değişik aktiviteler içine girmektedirler. Fakat Divine’ın namını geçebilmeleri kolay değildir çünkü o hiçbir özel efor sarfetmese de doğuştan “filthy” bir karakterdir. Şehir merkezine gittiğinde yol kenarını tuvalet olarak kullanmak, arkadaşlarıyla cannibalism partileri düzenlemek,evlere gizlice girip koltukları yalamak, her an her yerde yakınlık derecesini önemsemeden oral seks yapabilmek gibi hareketleriyle bunu kanıtlamaktadır. Filmin ekstrem diye adlandırabileceğimiz sahnelerinden sadece birkaçı bunlar. (daha&helliip;)


29
Mar
2012

Blood on Satan’s Claw (1971)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Altmışların sonu ve yetmişli yılların başında ingiliz korku sinemasında kısa bir süre varlık gösteren ve “Folk Horror” olarak adlandırılan alt türü, “Wicker Man” filmi çerçevesinde anlatmaya çalışmış, bu arada türün bilinen örneklerinden birkaç ismi de zikretmiştik. İngiliz folklorünün pagan inanışlarıyla hristiyanlık dini arasında bir yerde bulunan şeytanın, kelimenin gerçek anlamıyla “vücuda gelme” hikayesini anlatan önemli bir film var sırada. Filme geçmeden önce bir hatırlatma yapmam gerekiyor sanırım. Bir filmi belli bir tür içerisinde değerlendirmek, ortak unsurları analiz ederek seyircinin kavrayışına rehberlik  edebilecekse de, hiçbir zaman kusursuz kesinlikte bir yol haritası çizme yeterliliği ve iddiasına sahip olamaz. Film, anlatılan türün sınırlarından taşan özelliklere sahip olduğu kadar, bir başka yerde, bir başka tür içerisinde de değerlendirilebilir. Ya da belki, yazılanların hepsi uydurmadan ibarettir; filmi çeken, apayrı dünyaların izini sürmektedir.

1970 tarihli Blood on Satan’s Claw, başrolünde dönemin korku ve seks komedilerinin yıldızı Linda Hayden‘ın yer aldığı, yönetmenliğini o tarihe kadar korku türüne hiç bulaşmamış Piers Haggard‘ın, yapımcılığını ise meşhur Hammer Stüdyolarına rakip olmuş (ama tutunamamış) Tigon‘un üstlendiği bir film. Tigon‘un sicilinde bu filmden önce Witchfinder General‘ın bulunduğunu belirtmeden geçmeyelim.

17. yüzyılda İngiliz kırsalı. Ralph Gower, Edmonton’ların tarlasını sürerken tek gözlü tuhaf bir kafatasına rastlar. Durumu o sırada bölgeye Londra’dan ziyarete gelmiş  yargıca bildirir. Ama kafatası gizemli bir şekilde ortadan kaybolduğundan söyledikleri ciddiye alınmaz. (daha&helliip;)


9
Mar
2012

Morirai a mezzanotte (1986)

Giallo Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Lamberto Bava’nın 1986 yılında çektiği Morirai a mezzanotte ya da Midnight Killer, yönetmenin diğer filmleri gibi türe pek fazla katkısı olmayan ama izlendiği takdirde zevk alınacak bir film. Lamberto Bava denen adamın işi gerçekten zor, yaptığı bütün işler otomatik olarak babasıyla kıyaslanmış. Tabii ki Mario Bava ile kıyaslandığında vasat kalıyor (ki çok az kişi kalmaz). Bağımsız olarak ele alındığında ise Lamberto Bava gençliğinde babasıyla geçirdiği yıllardan çok şey öğrenmiş bir yönetmen olarak karşımıza çıkıyor. Atmosfer yaratma ve izleyiciyi diken üstünde tutma konusunda gayet başarılı, böylece uzun kovalamaca sahneleri bazı giallo veya slasher filmlerinde olduğu gibi uyku getiren veya izleyiciye kötü anlamda eziyet eden türden değil. Midnight Killer’ın güzelliğine etkisi olan isimlerden bir diğeri ise filmin müziklerini hazırlayan Claudio Simonetti. Simonetti’yi özellikle Dario Argento filmlerindeki müzikal katkılarından hatırlayabilirsiniz, kendisi Goblin grubunda da klavye çalıyormuş. Midnight Killer’da ise zaten müzikler gayet dikkat çekici. Filmin senaryosu ise Lamberto Bava ve Dardano Sacchetti’ye ait. Sacchetti’nin daha önce çalıştığı senaryolar arasında Zombi, Manhattan Baby ve New York Ripper gibi Lucio Fulci filmleri ile kült haline gelmiş Bronx Warriors, Blastfighter, Cut and Run gibi aksiyon filmleri var.

Yönetmenin bu filmden üç sene önce çektiği A Blade in the Dark’la kıyaslandığında üç sene içerisinde giallo tarzında büyük bir yol kat ettiğini görmek mümkün. A Blade in the Dark’ın aslında televizyona yönelik dört bölümlük bir dizi projesi olduğunu fakat barındırdığı şiddetten dolayı reddedildiğini ve boşa gitmesin diye sinemaya çok düşük bir bütçe ile uyarlandığını da göz önünde bulundurmak lazım. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni