iyiköfüfilm

 

70’li yıllar sinematik tür açısından İtalya’nın oldukça zengin olduğu dönemlerdi. Bu topraklarda izleyiciyi sinemalara çekecek formül bulunmuştu ve her zevke hitap edecek şekilde farklı türlerde filmler ortaya çıkıyordu. Büyük gişe başarısı yakalamış Hollywood yapımı filmlerin ”rip-off” larından, “spaghetti western”lere, “erotik komedi”lerden, “poliziotteschi”lere kadar…

Poliziotteschi filmler İtalya’da ortaya çıkan, polisiye ve gangster hikayelerini konu alan, istismar sinemasının bir alt türüdür. 70’lerdeki The Godfather ve The French Connecttion filmlerinden esinlenip kendi formülünü yaratmıştır. Soyguncular; kirli, aşağılık ve şiddete yatkın kişiler iken polisler de sistemin çürümüşlüğünü bizlere yansıtan kaba karakterlerdir ve Poliziotteschi filmlerinde bu kirli sanatlarını icra ederler.

Yönetmen Mike Malloy, bu kült alt türü meraklılarına özel olmaktan çıkarıp tüm dünyaya duyurmak adına önemli bir adım atarak, bu uzun metraj belgesele imza atıyor. Yönetmenin pek de kolay bir işe imza attığını söylemek mümkün değil. Popüler sinema izleyicisi açısından çok tercih edilir bir tür olmayan belgeseli ve üstüne üstlük çok kişi tarafından bilinmeyen bir türü anlatan bir belgeseli beyazperdede sunmak oldukça cesaret isteyen ve maddi beklenti içine girmeden ancak gönüllü olarak yapılacak bir iş. Bu sebeple bu cesur adımından dolayı bile övgüyü hak ediyor.

Belgeselde türü anlatan görüntüler ve kliplerin yanı sıra türün içinde yer almış birçok önemli yaşayan figürle yapılmış röportajlar da yer alıyor. Bu röportajlar arasında Franco Nero’dan tutun da, Troll 2’nin yönetmeni Claudio Fargasso’ya kadar dev isimler yer alıyor. (daha&helliip;)


15
Şub
2011

The Dragon Strikes Back (1974)

Spaghetti Western kategorilerinde yayınlandı.

Yönetmenliğini Mario Caiano’nun yaptığı, başrolünde ise Klaus Kinski ve Chen Lee’nin yer aldığı 1974 yapımı bir spaghetti western olan film birçok değişik isimle bilinir. The Fighting Fists of Shanghai Joe, To Kill or to Die ve özellikle My Name is Shanghai Joe filmin bilinen diğer isimleridir.

The Dragon Strikes Back, Çin’den Amerika’ya gelmiş bir göçmenin, Meksikalı kölelerin özgürlüğü için zalim liderlerine karşı verdiği mücadeleyi konu alıyor. Joe (Chen Lee) küçük bir Teksas kasabasına yerleşmiş bir Çinlidir. Kasabanın yerlisi kovboylar dışarıdan gelenlere karşı pek nazik değillerdir. Fakat sonradan fark ederler ki Joe sıradan bir adam değildir. Dövüşteki ustalığıyla bir anda kasabada şöhret sahibi olur. Bu şöhret ülkenin en büyük çiftliklerinden birine sahip Stanley Spencer ‘a (Pierro Lulli) kadar ulaşır ve onun yanında çalışmaya başlar. Fakat bir süre sonra aralarındaki arkadaşlık düşmanlığa dönüşür. Çünkü Joe, Spencer’ın aslında bir kaçakçı olduğunu ve Meksikalı çiftçilere yaptığı zalimliğe şahit olur ve ona karşı mücadelesi başlar.

İstismar sinemasında türlerin iç içe geçmesi yabancı bir durum değil. Fakat western ve kung-fu kombinasyonundan ilginç bir iş çıkmış. Filmde Spencer’ın adamı Scalper Jack rolündeki Klaus Kinski yalnızca 10 dakika kadar görünüyor. Fakat dönemin tanıdık isimlerinden Gordon Mitchell ve Giacomo Rossi-Stuart da filmde yer alan aşina olduğumuz isimlerden. (daha&helliip;)


10
Tem
2010

İtalyan Giallo Filmleri

Giallo Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

Bu yazıda Giallo’nun İtalyan sinemasında gösterdiği gelişimi ve döneminin popüler türünün neden yıldan yıla farklılık gösterdiğini, Giallo’yu başlı başına bir tür olarak ele alıp, işlediği konuları, sinema tarihinde gösterdiği gelişimi aşağıda anlatmaya çalışacağız.

Tür Konuları

1929’da Milanese Publishing Mondadori büyük bir promosyon kampanyasının bir parçası olarak belirgin biçimde gizemli hikayeleri konu alan sarı ciltli ve bu sebeple İtalyanca sarı anlamına gelen giallo olarak adlandırılan bir dizi kitap yayımladı. Bu eserler esasen Sherlock Holmes’un İngiliz ‘’rasyonel-sonuç’’ hikayelerinden ithal edilen çeviriler ve Edgar Allen Poe modeli üzerine kurulu yirminci yüzyıl başlarının Amerikan yarı-fantastik cinayet gizemlerinden oluşmaktadır.

1929’dan önce, dedektiflik kavramı İtalyanlarca tanınan bir şey değildi ancak bu keşif, gizem ve araştırma eserlerinin tedavülde olmadığı anlamına gelmiyor. Gialli’nin yayımı 1930 ve 1940’larda arttı ancak 1940’ların “katı” dedektif hikayelerinin Amerika’dan ithali ve çevirileri Mussolini tarafından bozucu etkileri ve suçun çekici hale gelmesinin “iradesiz” İtalyanlar üzerinde olumsuz etki yaratacağı gerekçesi ile derhal yasaklandı.

Çok geçmeden İtalyan yazarlar ilk İngiliz ve Amerikan rasyonel düşünce ve mantıksal çıkarım modelleri üzerine kurulu İngilizleştirilmiş takma isimlerle kendi giallilerini yazmaya başladı. Ancak savaştan sonra, öncelikli olarak Leonardo Sciascia’nın eserinde gerçek bir İtalyan roman modeli ortaya çıkmaya başladı. Sciascia sadece kendi önemli giallisini (Il giorno della civetta [The Day of the Crow] ve A ciascuno il suo [To Each His Own])yazmadı; aynı zamanda İtalyan giallosunun özgünlüğü ve başta Gramsci’nin tarafında olan İtalyan entellektüeller tarafından ciddiye alınmasının gerekliliği üzerine 1950’lerde iki tartışmalı makale yayımladı. Günümüzde, Umberto Eco’nun 1984’te yayımlanan Il nome della rosa (The Name of the Rose) adlı eseri İtalya dışında tanınan en ünlü ve prestijli gialli eseri olmakla birlikte, gialli halen İtalyanlar tarafından yazılmaya devam etmektedir. Bunların yanında, Thomas Harris, Patricia Conrwell gibi diğer birçok romancının sayısız İtalyanca çevirisi bulunmaktadır. (daha&helliip;)


18
Mar
2009

Spaghetti Western

Spaghetti Western kategorilerinde yayınlandı.

Spaghetti Westernleri genel olarak severim ama içlerinde en favori olanları “Gothic Western”lerdir. Bu türde klasik Amerikan Westerniyle İtalyan gothic korku filmleri ve edebiyatının bir sentezi vardır. Ayrıca dram unsurunun da filmlere yüksek derecede etki ettiğini görürüz, fakat bu etki çok ince bir şekilde filme yerleştirilir. Batının romantik görüntüsünü bizlere sunmakla beraber, o döneme ait karanlık ve ürkütücü öğeleri de bize yansıtır. Şüphe, ölüm, kan, mezarlar, tabutlar ve dinsel imgeler Spaghetti Westernler’de sürekli tekrarlanan unsurlardır. Filmlerde sessizlik ve ses aynı derecede değer taşır ve atmosfer filmin hikâyesi kadar büyük önem taşır. İyi ve kötü yerine filmlerde asıl olan humanizmdir.

spaghetti-western
Elbette İtalyan Westernler’de politik unsurlar göz ardı edilemez. Birçok yönetmen, yazar ve oyuncu Komünizm destekçisi olmakla beraber, filmdeki kötü adamlar genellikle Kapitalizm ve Emperyalizmi ifade eder. Dönemin politik ortamına bağlı olarak da Marksist söylemlerini eğlenceli bir biçimde beyazperdeye yansıtmaktan geri kalmazlar.
(daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni