iyiköfüfilm

11
May
2011

Tucker & Dale vs. Evil

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

1960’lı yıllarda gore filmlerin babası Herschell Gordon Lewis tarafından çekilen 2000 Maniacs filmi ile başlayan redneck/hillbilly alt türündeki korku filmlerinin izinden gitmesine rağmen hiçbirine benzemeyen Tucker & Dale vs. Evil son zamanlarda izlediğim en eğlenceli filmlerden biri. Öncelikle redneck diye sınıflandırılan insanlara göz atalım. Bu tarz insanlar güneylidir, cahildir, kabadır ve vahşidir. Yabancıları sevmezler, zencileri sevmezler. Ku Klux Klan’ı destekleyenleri dahi vardır. Ten renginden dolayı ırkçı bir militarizasyon oluşturmuş bu insanların pek mantıklı ve dost canlısı olduğunu söylemek zor. Amerikan İç Savaşı’nı da ağır bir şekilde kaybetmeleri bu toplumu yabancılara karşı iyice düşman haline getirmiş.  Tabii bu insanları sınıflandırmak için tüm güneylilere Redneck yaftasının yapıştırılması da değişik bir ironi oluyor. Filmlerde ise Redneck’ler genelde tatil yapan yani oralı olmayan insanlara musallat olan karakterlerdir. Kendi içlerinde gayet iyi geçindiklerini görmek mümkündür. Yabancı bir bölgede yerli psikopatlarla karşılaşma temalı filmler özellikle Amerika’da ilgi görmüştür (hatta hala görmektedir) çünkü gerçek hayatta da ürkütücü tiplerdir.

Tucker & Dale vs. Evil’a geldiğimizde, filme adını veren Tucker ve Dale isimli kankalar da bu Redneck denen insanlardan. Fakat öyle sempatik ve öyle şirinler ki başta çok tuhaf geliyor. Galiba Beverly Hillbillies’ten beri Redneck’leri sevimlileştirilmiş halde görmemiştim. (daha&helliip;)


17
Şub
2011

Texas Chainsaw Massacre Serisi

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Christopher Lee, 100 Years of Horror belgeselinde şöyle diyor: “Birisini korkutmak için şunları söyleyin. Biliyorum, anlattıklarıma inanmayacaksın. Bunun için seni suçlamam, birisi bana aynı şeyleri anlatsaydı ben de inanmazdım. Ama bu anlatacaklarımı yaşadım.” İlki 1973 yılında çekilen Texas Chainsaw Massacre serisi de neredeyse insanlara bunu söylemişti. Alfred Hitchcock’ın Sapık filmine de ilham kaynağı olan seri katil Ed Gein’den -sözde- esinlenerek çekilmiş olan ilk film büyük yankılar uyandırdı. Günümüze kadar üç devam filmi, bir remake ve bir prequel ile gelen seriden esinlenen bir sürü film de var. Bunların hepsine sırasıyla bakacağız.

Film, Amerikalı katil Ed Gein’den serbestçe uyarlanmış. İşin aslı senarist ve yönetmen Tobe Hooper bu fikrin aklına ilk kez bir hırdavatçı dükkanında elektrikli testere bakarken geldiğini itiraf etmiş. Senaryo aşamasında ismi Leatherface olan filmin adı daha sonra yapım aşamasında Stalking Leatherface ve ardından Head Cheese olmuş. Seyirci karşısına çıktığında ise tamamen değişerek bildiğimiz halini almış. 80,000 dolar gibi küçük bir bütçeyle çekilen film başarılı bir reklam kampanyası ile sadece Amerika’da bütçesinin neredeyse 400 katı kar getirip, tüm zamanların en iyi gişe yapan bağımsız filmlerinden biri olunca bir fenomen halini almış. Başarılı reklam kampanyası ise filmdeki olayların gerçekten yaşandığını söylenmesinden ibaretmiş. Fakat işin ilginç kısmı filmin açılışında olayların 18 Ağustos 1973 tarihinde yaşandığı söylendiği halde film 15 Temmuz ve 14 Ağustos 1973 tarihleri arasında çekilmiş. Tabii film izlendikten sonra bir takım şehir efsaneleri de oluşmamış değil, bir deli filmdeki olayların gerçekten yaşandığı yerin San Antonio’daki Poth kasabası olduğu konusunda kuyuya bir taş atınca diğer akıllılar da bu taşı çıkarmaya çalışmış. (daha&helliip;)


31
Oca
2011

The Hills Run Red (2009)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Seksenli yıllar slasher alt türünün doruk noktasıydı. Birçok klasiğin ve serinin ilk temellerinin atıldığı seksenli yıllardan sonra ne yazık ki doksanlı yıllarda slasher türü birkaç örnek dışında verimli bir on yıl olamadı. İkibinli yıllara gelindiğinde ise slasher bana göre tekrar dönüşünü yaptı ve seksenler kadar parlak olmasa da başarılı örneklere imza atıldı. Her ne kadar piyasa yeniden çevrimler ve eski serilerin bilmem kaçıncı devam filmleriyle kirletilse de arada Hatchet, The Tripper ve Behind the Mask: The Rise of Leslie Vernon gibi kalburüstü yapımlar da azımsanamayacak sayıdaydı. The Hills Run Red de bu kalburüstü yapımlardan biri.

Filmin ismi hesapta seksenli yıllarda çekilmiş, çok az süre sinemalarda gösterilmiş ve sonrasında hem gösterimden kaldırılmış, hem de filmin yönetmeni Concannon’ın ortadan yok olduğu aynı isimli filmden geliyor. Bir slasher filmi olan orijinal The Hills Run Red’de Babyface isimli -ki ismini yüzüne geçirmiş olduğu bir bebek maskesinden alıyor- biraz Leatherface, biraz da Jason Voorhees’i andıran bir katil ormanda gençleri doğramaktadır.   Sinefil bir birey olan Tyler, filmin yönetmenin kızını bulur. Amacı arkadaşı Lalo ve sevgilisi Serina ile film hakkında bir belgesel hazırlamak olan Tyler, bir yandan da belki şansa filmi bulur da izlerim diye düşünmektedir. Fakat bilmediği Babyface’in gerçek olduğu ve ormana gelenlere kan işettiğidir.

Filmi izlemeden önce her ne kadar hem video için çekilmiş düşük bütçeli bir yapım olması, hem de daha önceden bahsettiğim son yıllardaki başarısız örneklerin bolca varlığı sebebiyle ön yargı ile yaklaştım. Piyasada yeterince kötü “kötü film” varken neden bir yenisiyle zaman kaybedeyim diye düşünürken zaten sürekli yaptığımın bu olduğunu farkettim ve izlemeye karar verdim. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni