iyiköfüfilm

el-baron-del-terror-posterEl barón del terror ya da bilinen diğer adıyla The Brainiac oldukça ilginç bir Meksika yapımı korku filmi. Chano Urueta’nın 1962 yapımı bu filmi, her ne kadar Misterios De Ultratumba (1959) ya da La Maldicion De La Llorona (1963) gibi geleneksel Meksika korku filmlerinin özelliklerini pek fazla barındırmasa da izlemesi keyifli, birçok açıdan eşsiz, orijinal bir film.

Film 1661 yılında Meksika’da geçmekte. Baron Vitelius D’Estera (Abel Salazar) Meksika Engizisyon Mahkemesi tarafından büyücülük yaptığı gerekçesiyle ceza alır ve canlı olarak yakılır. Cezası gerçekleşmeden önce Baron, bir kuyrukluyıldız görür ve o an kendisine yapılanların intikamını alacağına yemin eder. 300 yıl sonra, aynı kuyrukluyıldız tekrar geçer ve bu sefer Baron’u beyin yiyen, korkunç bir canavar olarak intikam alması için geri getirir.

El barón del terror’ü orijinal kılan en önemli özellik, başka bir korku filminde örneğine rastlamanın güç olduğu ilginç canavar karakteri. Bunu yanı sıra filmde Baron’un inanılmaz bir cinsel çekiciliği vardır. Kurbanı olan kadınların hepsinde bir cinsel istek uyardıktan sonra çatallı diliyle kurbanlarını öldürür. Erkek kurbanlarını ise hipnotize ederek etkisiz hale getirir. Hipnotize ederken Baron’nun gözlerinde çakan şimşek görülmeye değer. Karşısında birinin Baron’un yüzüne fener tuttuğu açıkça belli oluyor. (daha&helliip;)


sexycommedia

60’lı yıllara bakış ve İtalyan sineması ile Yeşilçam arasındaki benzerlikler:

Dünya sineması 1960’lı yıllardan itibaren değişmeye başlamış ve beyazperdeyi alışılmamış derecede açık erotik filmler doldurmuştu.  1950’li yıllarda Hollywood öyle bir duruma gelmişti ki, filmcilerden oluşan özel sansür anlayışına göre Amerikan filmlerinde bir kadınla bir erkeğin aynı yatağı paylaştıklarını göstermek bile (evli bir çift olsa bile) yasaktı. İşte bu dönemde New York’a sanat açısından büyük  önem taşıyan bir İsveç filmi geldi. Bu filmin öyküsü iki genç arasındaki tatlı bir aşkı içeriyordu. Ama filmin 6 dakika süren bir deniz kıyısı sahnesinde her iki genç çıplak olarak göle giriyor, mutluluk içinde yüzüyorlar ve sonra da kıyıda çırılçıplak sevişiyorlardı. Sevişmeye başlamadan önce genç çocuk bakire olan kıza şöyle bir soru soruyordu: “Bunun ne demek olduğunu biliyor musun?”. Bu soruya genç kız “Evet” diye yanıt veriyordu. Times dergisi bu filme yer verdiği bir yazıda şunları yazdı: “Genç kızın bu sorunun anlamını bilip bilmediğini bilmiyoruz. Ama filmi Amerika’ya getiren şirket söz konusu sorunun yanıtının yaklaşık 10 milyon dolar olduğunu herhalde biliyordur.” Gerçekten de İsveç filmi bu sahnesiyle Amerika’daki gösterimleri sonucunda cinsellik sömürüsüne bir daha engellenemeyecek biçimde adım atılmasını sağladı. Artık piyasaya sırayla çıplaklar kampında çekilmiş filmler, cinselliği ve şiddeti içeren filmler ve gerçek sanat değeri bulunmasına karşın son derece açık sahneleri ve konuşmaları içeren filmler çıkacaktı. 1960’lı yıllara gelmiştik. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni