<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İyi &#039;Kötü Film&#039; &#187; Jesus Franco</title>
	<atom:link href="http://iyikotufilm.com/etiket/jesus-franco/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://iyikotufilm.com</link>
	<description>&#34;kötü&#34; filmlerin nasıl seyredilmesi gerektiğini öğrenin, onlar genelde çok &#34;iyi&#34; dir.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 20:06:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>The Devil Came from Akasava (1971)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/the-devil-came-from-akasava-1971/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/the-devil-came-from-akasava-1971/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Aug 2011 19:11:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mert Kutay</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Blandine Ebinger]]></category>
		<category><![CDATA[Count Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[Der Teufel kam aus Akasava]]></category>
		<category><![CDATA[Edgar Wallace]]></category>
		<category><![CDATA[Eugenie de Sade]]></category>
		<category><![CDATA[Eurotrash]]></category>
		<category><![CDATA[Ewa Strömberg]]></category>
		<category><![CDATA[Fred Williams]]></category>
		<category><![CDATA[Horst Tappert]]></category>
		<category><![CDATA[Jesus Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Paul André]]></category>
		<category><![CDATA[She Killed in Ecstasy]]></category>
		<category><![CDATA[Siegfried Schürenberg]]></category>
		<category><![CDATA[Soledad Miranda]]></category>
		<category><![CDATA[Vampyres Lesbos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=5717</guid>
		<description><![CDATA[Der Teufel kam aus Akasava -uluslararası ismiyle The Devil Came from Akasava- başrollerinde Jesus Franco&#8217;nun Eugenie de Sade, She Killed in Ecstasy, Vampyres Lesbos ve Count Dracula gibi birçok filminde oynamış olan ve 27 yaşında trajik bir trafik kazası ile hayatını kaybeden İspanyol güzeli Soledad Miranda ve Fred Williams&#8217;ın başrollerinde oynadığı bir casus-aksiyon filmi. Filmin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/the-devil-came-from-akasava-1971/der-teufel-kam-aus-akasava/" rel="attachment wp-att-5718"><img class="alignleft size-full wp-image-5718" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/Der-Teufel-kam-aus-Akasava.jpg" alt="" width="232" height="332" /></a><em>Der Teufel kam aus Akasava</em> -uluslararası ismiyle <strong>The Devil Came from Akasava</strong>- başrollerinde Jesus Franco&#8217;nun Eugenie de Sade, She Killed in Ecstasy, Vampyres Lesbos ve Count Dracula gibi birçok filminde oynamış olan ve 27 yaşında trajik bir trafik kazası ile hayatını kaybeden İspanyol güzeli Soledad Miranda ve Fred Williams&#8217;ın başrollerinde oynadığı bir casus-aksiyon filmi. Filmin afişlerinde Soledad Miranda gerçek adı olan Susann Korda olarak yazılmış. Filmin farklı ülkelerdeki jeneriklerinde de Jesus Franco yine Jess Frank ismiyle anılıyor. Fred Williams&#8217;ı ise yine Dr. Mabuse &#8211; The Gambler ve Deadly Avenger of Soho gibi Franco filmlerindeki dedektif rollerinden hatırlayabilirsiniz. Filmin kadrosuna yan rollerde Horst Tappert ve yine Jesus Franco&#8217;nun diğer filmlerinde de oynamış olan, Vampyres Lesbos&#8217;dan hatırlayabileceğiniz Ewa Strömberg renk katıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Akasava&#8217;da bir madeni çıkarmakla görevli bir bilim adamı olan Forrester, asistanının öldürümesiyle madenle beraber ortadan kaybolur. Söylentiye göre bu maden felsefe taşıdır ve taşı altına çevirebilip insanları zombi-köleler haline getirebilmektedir. İngiliz Gizli Servisi ve Scotland Yard aralarında anlaşma yapar ve madeni bulmak için iki ajan görevlendirilir.<span id="more-5717"></span> Ajan Lambert (Alberto Dalbes) ve Ajan Jane (Soledad Miranda) Akasava&#8217;da dönen dolapları aydınlatmakla uğraşırken işin içine Scotland Yard&#8217;dan gelen Sir Phillip adında bir dedektif (Siegfried Schurenberg) ve Forrester&#8217;ın kimsenin bilmediği yeğeni (Fred Williams) da girecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ünlü &#8220;krimi&#8221; yazarı Edgar Wallace&#8217;ın bir öyküsünden uyarlanıp uyarlanmadığı tartışılan The Devil Came from Akasava, Eurotrash filmlerini sevenlere ilaç gibi gelecek bir film. Soledad Miranda&#8217;nın sürekli yarı çıplak gezip &#8220;sleaze&#8221; faktörünü arttırması, bazı sahneler, oyunculuklar ve senaryo o kadar tuhaf\tutarsız ki insan ister istemez bir parodi filmi olduğunu düşünebiliyor. Jesus Franco filmografisinde zayıf bir halka olmasına rağmen filmin bir parodi olup olmadığını düşünmeyi bıraktığınız takdirde iyi vakit geçirebilirsiniz fakat tam anlamıyla bir zombi filmi arıyorsanız izlemeyin çünkü film 60&#8242;lı yıllar öncesi &#8220;zihin kontrolü&#8221; temasını içeriyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mert Kutay (mert@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/the-devil-came-from-akasava-1971/devil-came-from-akasava-01-horz-vert/" rel="attachment wp-att-5737"><img class="aligncenter size-full wp-image-5737" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/devil-came-from-akasava-01-horz-vert.jpg" alt="" width="632" height="1215" /></a></p>
<p><iframe width="640" height="510" src="http://www.youtube.com/embed/DahYwsi2qe0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/the-devil-came-from-akasava-1971/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vampyres (1975)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/vampyres-1975/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/vampyres-1975/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jul 2011 08:32:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anulka Dziubinska]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Deacon]]></category>
		<category><![CDATA[D. Daubeney]]></category>
		<category><![CDATA[Daughters of Darkness]]></category>
		<category><![CDATA[Emma]]></category>
		<category><![CDATA[Estigma]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Rollin]]></category>
		<category><![CDATA[Jesus Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Ramon Larraz]]></category>
		<category><![CDATA[Marianne Morris]]></category>
		<category><![CDATA[Murray Brown]]></category>
		<category><![CDATA[Puertas Oscuras]]></category>
		<category><![CDATA[Scream and Die]]></category>
		<category><![CDATA[Symptoms]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Owen]]></category>
		<category><![CDATA[Vampyros Lesbos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=5453</guid>
		<description><![CDATA[Biraz klişe bir başlangıç olacak belki ama Jesus Franco’nun Vampyros Lesbos’u ya da Jean Rollin’in Daughters of Darkness’ı ne ise, José Ramón Larraz’ın Vampyres’i de o minvalde bir cevher. 1970’lerin “erotik lezbiyen vampir” çeşitlemeleri furyasının kanımca en nadide örneklerinden biri. İki kadının sevişirken,  yüzünü göremediğimiz biri tarafından silahla öldürülmesi sahnesiyle açılan film, akabinde Ted (Murray [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/las-hijas-de-dracula.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-5454" title="las-hijas-de-dracula" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/las-hijas-de-dracula.jpg" alt="" width="241" height="336" /></a>Biraz klişe bir başlangıç olacak belki ama <strong>Jesus Franco</strong>’nun <em>Vampyros Lesbos</em>’u ya da <strong>Jean Rollin</strong>’in<em> Daughters of Darkness</em>’ı ne ise, <strong>José Ramón Larraz</strong>’ın <em>Vampyres</em>’i de o minvalde bir cevher. 1970’lerin “erotik lezbiyen vampir” çeşitlemeleri furyasının kanımca en nadide örneklerinden biri.</p>
<p style="text-align: justify;">İki kadının sevişirken,  yüzünü göremediğimiz biri tarafından silahla öldürülmesi sahnesiyle açılan film, akabinde Ted (Murray Brown) adındaki bir adamın otele kayıt yaptırmasıyla devam ederek, seyirciye pek de anlamlı gelmeyen bir seyir izlemekte. Filmin yavaş yavaş açılacağının (!) sinyallerini ise jenerikte uçuşan yarasalardan almak mümkün. Bu arada karavanlarıyla kısa bir tatil için yola çıkmış bir çift, Viktoryan tarzı bir malikanenin yanına konuşlanmayı tercih eder. Çiftlerden Harriet (Sally Faulkner), henüz yolculuk halindeyken yol kenarında gördükleri iki kadını aklından bir türlü silememekte, çareyi sanatsal çalışmalar yapmakta bulmaktadır. Bu arada sevgilisi John (Brian Deacon), tam bir hödük gibi davranarak Harriet’ın korkularını ve endişelerini yok saymaktadır. Merak etmeyin kızlar, bu tip filmlerin standart kodu olarak, filmin sonunda intikamımız nasıl olsa alınacaktır. Peki ama Harriet’ın korkularının kaynağı kadınlar, aslında kimdir?</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin ana karakterleri, işte yol kenarında otostop yaparak kurbanlarını avlayan Fran (Marianne Morris) ve Miriam’dır (Anulka Dziubinska). <span id="more-5453"></span>Tek tek veya çift olarak özellikle erkeklerin kullandıkları arabalara atlayarak, şöfor koltuğunda arz-ı endam eyleyen adamı, evlerine davet eden bu iki pelerinli ve çekici kadın, Karpat’lardan gelen kısa bir şarap sefasının ardından, erotizmin dozunu arttırarak kurbanlarını yatağa düşürürler. Hemen ardından ise beklenen son, yani kan banyosu, seyirciyi tatmin edecek düzeyde vuku bulur. Fran ve Miriam için oldukça sıradan olan bu ritüel, Fran’in ağına düşürdüğü Ted’in duruma az buçuk uyanması nedeniyle bozulur. Üstelik Harriet da olaya amatör detektif olarak katılmak suretiyle, gizemi açığa çıkarmaya oldukça niyetlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Katalan yönetmen, filmin önce gerilim, ama özellikle gizem unsurunu oldukça yavaş düzeyde seyirciye geçirmeyi tercih etmiş.  İngiliz oyuncularla çekilen bu İngiltere yapımı film, yönetmenin menşeinden midir bilinmez, kurduğu atmosfer ile de oldukça başarılı. Vampir filmi klişelerinden bazılarını sonuna kadar kullanırken bazılarına da es geçmiş. Misal vampirler sadece sabah ezanı okunmadan a.k.a. sabah çanları çalmadan istirahat mekanlarına gitmek zorundalar. Ama öğleden sonra güneş henüz batmamışken, ağaç altlarında salınabiliyorlar. Öte yandan dişlemek için sivri dişlere sahip olmak zorunda değiller. Malum teknoloji ilerledi. Keskin bir bıçak da kan akıtmak için aynı işi görebilir rahatlıkla.</p>
<p style="text-align: justify;">Vikipedik bilgilere göre oyunculardan <strong>Anulka Dziubinska</strong> (kısaca Anulka olarak tanınır) Playboy’un 1973 Mayıs kapak güzeliyken, <strong>Marianne Morris</strong> ise 1976 yılında Mayfair dergisine soyunmayı başarmış. Filmde de  bol bol soyunuk görme şansını elde ettiğimiz ablalar bir yana, kendini istismar sularına bırakmış el değmemiş bir yönetmen <strong>José Ramón Larraz</strong>.  Oldukça düşük bir bütçeyle çekilmesine rağmen Vampyres, yönetmenin diğer filmlerine bakmak için yeterince malzeme veriyor seyirciye. Vampyres’e kadar tamamıyla İngiltere topraklarında geçen <em>Symptoms (1974)</em>,<em> Scream and Die (1974)</em> vb. İngiliz yapımı filmlerle karşımıza çıkan Larraz, bu tarihten sonra kendi topraklarında çektiği <em>Emma,  Puertas Oscuras (1974), Estigma (1980)</em> gibi filmlerle iç gıcıklamaya sebebiyet veriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Okuyucuya not: Filmi izlemek istemeyen okuyucu doğrudan trailer’ı izleyerek izlemiş kadar olabilir. Filmi izlemek isteyen okuyucuya ise trailer’ı seyretmemesini salık veririm. Zira filmde ne kadar aksiyon var ise hepsini göstererek büyük bir başarıya imza atmış trailer’ı hazırlayanlar.</p>
<p><strong>Tuğba Keleş (ninjatugba@gmail.com)</strong></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/las-hijas-de-dracula2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5463" title="las-hijas-de-dracula2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/las-hijas-de-dracula2.jpg" alt="" width="592" height="973" /></a></p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/F_TSpC8s8_4" frameborder="0" width="560" height="349"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/vampyres-1975/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vampiros lesbos (1971)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/vampiros-lesbos-1971/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/vampiros-lesbos-1971/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Apr 2010 17:25:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[art-house]]></category>
		<category><![CDATA[Bram Stoker]]></category>
		<category><![CDATA[Classic 1970s sexploitation horror]]></category>
		<category><![CDATA[Dennis Price]]></category>
		<category><![CDATA[Dracula’s Guest]]></category>
		<category><![CDATA[European exploitation]]></category>
		<category><![CDATA[Ewa Strömberg]]></category>
		<category><![CDATA[Heidrun Kussin]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Jaime Chávarri]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Jesus Franco]]></category>
		<category><![CDATA[José Martínez Blanco]]></category>
		<category><![CDATA[Lina Romey]]></category>
		<category><![CDATA[Manfred Hubler]]></category>
		<category><![CDATA[psychedelic exploitation]]></category>
		<category><![CDATA[Sigfried Schwab]]></category>
		<category><![CDATA[sleazy]]></category>
		<category><![CDATA[Soledad Miranda]]></category>
		<category><![CDATA[Trash]]></category>
		<category><![CDATA[Vampiros Lesbos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2366</guid>
		<description><![CDATA[Vampiros Lesbos yönetmenliğini Jesus Franco’nun yaptığı, Bram Stoker’ın kısa hikayesi “Dracula’s Guest” den esinlenmeler taşıyan, bir erotik gerilim filmi. Avrupa istismar sinemasının oldukça başarılı işlerinden olan bu film, kimilerine göre Franco’nun da ustalık eserlerinden birisi. Filmin konusu kısaca şöyle; Linda Westinghouse (Ewa Strömberg) Simpson&#38;Simpson avukatlık bürosunda çalışan bir avukattır. Rüyalarında ise sürekli kendisini çağıran bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/04/vampiroslesbos1971.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2365" title="vampiroslesbos(1971)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/04/vampiroslesbos1971.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>Vampiros Lesbos yönetmenliğini Jesus Franco’nun yaptığı, Bram Stoker’ın kısa hikayesi “Dracula’s Guest” den esinlenmeler taşıyan, bir erotik gerilim filmi. Avrupa istismar sinemasının oldukça başarılı işlerinden olan bu film, kimilerine göre Franco’nun da ustalık eserlerinden birisi.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin konusu kısaca şöyle; Linda Westinghouse (Ewa Strömberg) Simpson&amp;Simpson avukatlık bürosunda çalışan bir avukattır. Rüyalarında ise sürekli kendisini çağıran bir kadın görmektedir. Bir miras olayı ile ilgili görüşmek üzere genç ve güzel kontes Carody’nin (Soledad Miranda) adadaki evine gider. Nadine Carody’e Kont Dracula’dan miras kalmıştır. Nadine’in büyüleyici güzelliğinden etkilenmemenin imkanı yoktur ve Linda’nın rüyalarında kendisi çağıran kadın Kont Dracula tarafından vampire dönüştürülmüş Nadine’den başkası değildir. Nadine ile aralarında başlayan yakınlaşma filmin de temellerini oluşturur. Bu yakınlaşmadan rahatsız olan Linda’nın erkek arkadaşı, okültizm ile ilgilenen bir doktordan yardım alır ve Linda’yı Nadine’nin etkisinden kurtarmaya çalışır.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmi Türk izleyiciler için ilginç kılan en büyük etken ise filmin İstanbul’da geçiyor olması. İstanbul’u Jess Franco’nun gözünden hem de en önemli filmlerinden birisinde izlemek heyecan verici. Filmi daha önce DVD de seyretmiş olmama rağmen İstanbul Film Festivali kapsamında, beyazperdede izlemek ayrı bir keyifti. Bu keyfi salonu dolduran birçok kişi yaşayamamış olsa da (saçma sapan sebeplerle olur olmaz her şeye gülen bir izleyici topluluğu) benim için güzel bir deneyimdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir vampir filmi olmasına karşın filmde alışılagelmiş olan Hıristiyan imgelerine (kilise, haç vb.) rastlanmayıp bolca camii görüntüsüne yer verilmiş.<span id="more-2366"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Vampiros Lesbos, harika müzikleri, alışılmışın dışındaki kamera açıları, yarattığı rüya atmosferi ve Jess Franco’ya özgü soft seks sahneleri ile Franco’nun en usta işlerinin başında geliyor. Soledad Miranda ve Ewa Strömberg ise belki de sinema tarihindeki en ateşli lezbiyen çift olarak karşımıza çıkıyor. Vampiros Lesbos kimilerine göre ucuz, sıkıcı ve tahammül edilemez gelebilir ama bu sadece hikayeye odaklanmış bir film değil, sanat ve trash’in içiçe geçtiği harika bir karışım.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmi unutulmaz kılan etkenlerden bir tanesi de kesinlikle müzikleri. Bunda kuşkusuz Jess Franco’nun jazz altyapısı yatıyor. Belki de sinemayla tanışmasından daha da eskilere dayanan müzik tutkusu, filmlerinde de etkisini gösteriyor. Özellikle Vampiros Lesbos’da psychedelic müzik ritimleri filmin her sahnesinde izleyiciyi derinden etkiliyor. Manfred Hubler ve Sigfried Schwab’ın imzasını taşıyan filmin müziklerinin bir segmentini Tarantino’nun Jackie Brown filminde de duymak mümkün.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca film Jess Franco’ya özgü küçük dokundurmalar da içeriyor. Örneğin, Linda’nın bir psikiyatra sorunlarından bahsederken, psikiyatrın not aldığını sandığımız bir anda defterine sadece anlamsız resimler yapması ve ona sıradan birinin bile verebileceği telkinlerde bulunması, Jess Franco’nun aykırı yönünü anti-psikiyatr bir tavırla gözler önüne seriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Vampiros Lesbos’dan bahsedip Soledad Miranda’yı da es geçmek olmaz tabii ki. Miranda, Jess Franco’nun Lina Romey ile birlikte fetiş oyuncuları arasında yer alır. Soledad Miranda’nın ani ve zamansız ölümü, Franco üzerinde büyük bir etki yaratmıştır. “Soledad’ın küçük bir reenkarnasyonu” dediği Lina Romey ile bu boşluğu doldurmaya çalışmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Trash filmleri seviyorsanız, bu türün zirvesindeki filmlerden biri olan Vampiros Lesbos’u mutlaka izlemelisiniz. İzlediyseniz bile eğer fırsatınız varsa İstanbul Film Festivali kapsamında ikinci gösterimi önümüzdeki günlerde gösterilecek olan filmi, bir kere de beyazperde de izleme keyfini yaşayın.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/04/vampiroslesbos_1971.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2367" title="vampiroslesbos_(1971)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/04/vampiroslesbos_1971.jpg" alt="" width="660" height="666" /></a></p>
<p><embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=5855111408561297475&#038;hl=tr&#038;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash> </embed></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/vampiros-lesbos-1971/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sade&#8221;istik sayıklamalar</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/sadeistik-sayiklamalar/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/sadeistik-sayiklamalar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 20:56:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alice Arno]]></category>
		<category><![CDATA[Cent vingt journees de Sodome]]></category>
		<category><![CDATA[Claude Pierson]]></category>
		<category><![CDATA[Harry Alan Towers]]></category>
		<category><![CDATA[Hatsuo Yamaya]]></category>
		<category><![CDATA[Hiroko Isayama]]></category>
		<category><![CDATA[Huguette Boisvert]]></category>
		<category><![CDATA[Jesus Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Justine de Sade]]></category>
		<category><![CDATA[Klaus Kinski]]></category>
		<category><![CDATA[Maria Rohm]]></category>
		<category><![CDATA[Marquies De Sade]]></category>
		<category><![CDATA[Marquis de Sade: Justine]]></category>
		<category><![CDATA[Mercedes McCambridge]]></category>
		<category><![CDATA[Onna jigoku: mori wa nureta]]></category>
		<category><![CDATA[Rie Nakagawa]]></category>
		<category><![CDATA[Romina Power]]></category>
		<category><![CDATA[Rosemary Dexter]]></category>
		<category><![CDATA[Tatsumi Kumashiro]]></category>
		<category><![CDATA[The woman with red hair]]></category>
		<category><![CDATA[Woods Are Wet: Woman Hell]]></category>
		<category><![CDATA[Yves Arcanel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2348</guid>
		<description><![CDATA[Bastille isyanı sırasında çıkan kargaşa sırasında Marquies De Sade’ın el yazmaları kayboldu. Bir süre sonra el yazmaları bulundu, 14 Temmuz 1789 günü Justine’in el yazması boş bir hücrede duruyordu (Cent vingt journees de Sodome ile birlikte.).  Kısa bir süre sonra yayınlandı fakat Sade’ın asla bulunamayacağını sandığı eserleri edebiyat tarihinin ölümsüz eserleri arasındaki yerini aldı. Justine, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/03/sadejustine.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2347" title="sadejustine" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/03/sadejustine.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>Bastille isyanı sırasında çıkan kargaşa sırasında Marquies De Sade’ın el yazmaları kayboldu. Bir süre sonra el yazmaları bulundu, 14 Temmuz 1789 günü Justine’in el yazması boş bir hücrede duruyordu (Cent vingt journees de Sodome ile birlikte.).  Kısa bir süre sonra yayınlandı fakat Sade’ın asla bulunamayacağını sandığı eserleri edebiyat tarihinin ölümsüz eserleri arasındaki yerini aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Justine, Sade’ın en bilinen eserlerinden biridir. Romanda bir manastırdan ayrılan Justine adındaki genç bir kızın başına gelen olaylar anlatılmaktadır. Buraya kadar her şey basit gibi görülebilir fakat Justine’in başından geçenler Sade’ın ahlak, din, toplum ve cinsellikle ilgili felsefi alt yapısını oluşturmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Sade’ın romanlarında tanrıya meydan okuma ve kötülükten haz alma durumu vardır. Kuşkusuz Sade asi bir materyalistti ve kötülüğü seviyordu. Sevdiği kötülüğü mahkum eden ise “İyilik”ti. Sade’ın bütün eserlerinde kötülük arzu edilen ve istenilen bir şeymiş gibi görünür. Fakat anlatmak istediği şeyi anlatma yolunu kötülükte bulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Justine beyazperdeye de birçok kez uyarlandı. İyi “Kötü Film” konseptine uyan birkaç Justine uyarlamasını da kısaca sizlerle paylaşmak istedim. <span id="more-2348"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bunlardan ilki Jesus Franco’nun 1969 yılında yönettiği “Marquis de Sade: Justine” filmidir. Film J. Franco’nun en iyi işlerinden biri. Oyunculuk, görüntü kalitesi, sahneler arası bütünlük ve dönemi yansıtan kostümler başarılı bir şekilde izleyiciye aktarılmış. Klaus Kinski, Romina Power, Jack Palance ve Mercedes Mccambridge gibi oyuncuların performansıyla alışılagelmiş Franco filmlerinin aksine buram buram kalite kokan ve onu eleştirenlere bu filmiyle tokat gibi bir cevap vermiştir. Fakat film Franco’nun gore ve çıplaklık vadeden filmlerinden hoşlanan izleyici için biraz sıkıcı olabilir. Çıplaklık demişken filmdeki çıplaklığın alışıla gelmiş Franco filmlerindeki çıplaklığa geçiş filmlerinden biri olduğunu belirtmekte fayda var. Ayrıca yönetmen orijinal metne de sağdık kalmış, film sinematografi açısından başarılı olsa da Justine’de anlatılmak isteneni Franco pekiyi anlatamamış. Bunu Klaus Kinski’nin canlandırdığı Sade karakterine baktığımızda kolayca anlayabiliyoruz.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/03/Marquis-De-Sades-Justine-1969-.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2349" title="Marquis-De-Sades-Justine-(1969)--" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/03/Marquis-De-Sades-Justine-1969-.jpg" alt="" width="629" height="130" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bir diğer uyarlama ise uçarı yönetmen Claude Pierson’a ait Justine de Sade (1972) filmidir. Film pek fazla bilinmese de bazı çevreler tarafından en iyi Justine uyarlaması olarak gösterilmekte. Filmde cinsellik ve şiddetin sınırları sonuna kadar zorlanmış, konunun yanı sıra bu sahnelerde filmde romanda olduğu gibi işlenmiş. Bu bakımdan Franco’nun uyarlamasına göre oldukça başarılı ve gerçekçi olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/03/justine1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2350" title="justine1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/03/justine1.jpg" alt="" width="480" height="480" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Uzakdoğu sinemasına baktığımızda yukarıdaki filmlerle aynı döneme rastlayan bir başka Justine uyarlamasına daha rastlıyoruz “Onna jigoku: mori wa nureta / Woods Are Wet: Woman Hell”. Film kültürel farklılıklardan dolayı diğer iki filme göre konunun bütünlüğüne bire bir sahip olmasa değil. Filmin yönetmeni ise dönemin popüler Nikkatsu yönetmenlerinden Tatsumi Kumashiro. Japon pinku filmleri içinde önemli örneklerden biri olan film şok edici sahneleriyle de izleyiciyi etkilemeyi başarıyor. Bu üç film içinde Claude Pierson&#8217;ın filmiyle birlikte favorim.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/03/Woods-Are-Wet-Woman-Helle.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2351" title="Woods Are Wet Woman Helle" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/03/Woods-Are-Wet-Woman-Helle.jpg" alt="" width="500" height="500" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/sadeistik-sayiklamalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güzel Mahkumlar (W.I.P. Filmleri)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/guzel-mahkumlar-wip-filmleri/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/guzel-mahkumlar-wip-filmleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2009 14:26:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[99 Women]]></category>
		<category><![CDATA[Bamboo House of Dolls]]></category>
		<category><![CDATA[Bangkok Hilton]]></category>
		<category><![CDATA[Banished Behind Bars]]></category>
		<category><![CDATA[Barbed Wire Dolls]]></category>
		<category><![CDATA[Bare Behind Bars]]></category>
		<category><![CDATA[Black Mama]]></category>
		<category><![CDATA[Brigitte Neilsen]]></category>
		<category><![CDATA[Brokedown Palace]]></category>
		<category><![CDATA[Bruno Mattei]]></category>
		<category><![CDATA[Caged Heat 3000]]></category>
		<category><![CDATA[Caged in Paradise]]></category>
		<category><![CDATA[Caged Women]]></category>
		<category><![CDATA[Caged Women in Purgatory]]></category>
		<category><![CDATA[Chained Heat 2]]></category>
		<category><![CDATA[Chained Heat 3: Hell Mountain]]></category>
		<category><![CDATA[Chained Rage: Slave to Love]]></category>
		<category><![CDATA[Chinese Torture Chamber Story]]></category>
		<category><![CDATA[Comfort Women]]></category>
		<category><![CDATA[Escape from Hell]]></category>
		<category><![CDATA[Exploitation Film]]></category>
		<category><![CDATA[Female Convict 701: Scorpion]]></category>
		<category><![CDATA[Hapishanedeki kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hell Behind Bars]]></category>
		<category><![CDATA[Hell Penitentiary]]></category>
		<category><![CDATA[Hellhole]]></category>
		<category><![CDATA[Hold Your Man]]></category>
		<category><![CDATA[Human Experiments]]></category>
		<category><![CDATA[Ilsa]]></category>
		<category><![CDATA[Jail — A Women's Hell]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Harlow]]></category>
		<category><![CDATA[Jesus Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Lee Frost]]></category>
		<category><![CDATA[Linda Blair]]></category>
		<category><![CDATA[Love Camp 7]]></category>
		<category><![CDATA[Nazi Exploitation]]></category>
		<category><![CDATA[Prison Heat]]></category>
		<category><![CDATA[Prison Ship]]></category>
		<category><![CDATA[Prisoner Maria]]></category>
		<category><![CDATA[Red Heat]]></category>
		<category><![CDATA[Return to Paradise]]></category>
		<category><![CDATA[Sadomania]]></category>
		<category><![CDATA[Sasori]]></category>
		<category><![CDATA[Sergio Garrone]]></category>
		<category><![CDATA[She Devils in Chains Caged Head 2: Stripped of Freedom]]></category>
		<category><![CDATA[So Young So Bad]]></category>
		<category><![CDATA[Terminal Island]]></category>
		<category><![CDATA[The Big Bird Cage]]></category>
		<category><![CDATA[The Big Doll House]]></category>
		<category><![CDATA[The Caged]]></category>
		<category><![CDATA[The House That]]></category>
		<category><![CDATA[The Wicked Warden]]></category>
		<category><![CDATA[W.I.P. Films]]></category>
		<category><![CDATA[Werewolf in a Women's Prison]]></category>
		<category><![CDATA[White Mama]]></category>
		<category><![CDATA[Woman in Prison Films]]></category>
		<category><![CDATA[Woman in Prison Movies]]></category>
		<category><![CDATA[Women Behind Bars]]></category>
		<category><![CDATA[Women in Cages]]></category>
		<category><![CDATA[Women in Cell Block 9]]></category>
		<category><![CDATA[Women in Fury]]></category>
		<category><![CDATA[Women's Prison]]></category>
		<category><![CDATA[Women's Prison Massacre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=1217</guid>
		<description><![CDATA[W.I.P. filmleri (Woman in Prison) 1950&#8242;li yılların sonunda başlayan ve günümüze kadar devam eden bir istismar alt türüdür. Bu filmlerin öykülerinin ortak özelliği hapishanede geçmesi ve kadınların burada gardiyanlar ya da hemcinsleri olan diğer mahkumlarca cinsel istismara ya da fiziksel şiddete maruz kalmasıdır. 50&#8242;li yılların sonunda demir parmaklıklar ardında geçen bu filmler ilk ortaya çıktığında, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/06/woman-in-prison-films.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1218" title="woman-in-prison-films" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/06/woman-in-prison-films.jpg" alt="woman-in-prison-films" width="654" height="322" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;">W.I.P. filmleri (Woman in Prison) 1950&#8242;li yılların sonunda başlayan ve günümüze kadar devam eden bir istismar alt türüdür.</span></p>
<p style="text-align: justify;">Bu filmlerin öykülerinin ortak özelliği hapishanede geçmesi ve kadınların burada gardiyanlar ya da hemcinsleri olan diğer mahkumlarca cinsel istismara ya da fiziksel şiddete maruz kalmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">50&#8242;li yılların sonunda demir parmaklıklar ardında geçen bu filmler ilk ortaya çıktığında, gerçekçi bir hapis hayatı ve mutsuzluğu tasvir etme amacıyla çekilen dramatik filmlerdi. Ayrıca yasaları ihlal etmenin sonuçları hakkında sosyal mesajlar da veriyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">70&#8242;li yıllara geldiğimizde sosyal mesajlar yerlerini erkek izleyicinin fantezilerini canlandırmaya bıraktı. 70&#8242;li yıllardaki sansür yasalarının değişmesi ve sansürün sınırlarının daraltılmasıyla filmler erkek izleyici için daha cazip bir hal aldı. Fetişizm, röntgencilik, grup duş sahneleri, bayan dövüşü, taciz, tecavüz, işkence ve zulüm filmlerin olmazsa olmazları arasında girmekte.<span id="more-1217"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hollywood filmleri kadın cezaevleriyle ilgili böyle bir konuyu ilk kez 1930 yılında Jean Harlow&#8217;un Hold Your Man filmiyle işliyordu. Filmin çok kısa bir bölümü demir parmaklıklar ardında geçmekteydi. Fakat bu tarz filmler 50li yıllarda B-Filmlerle birlikle popüler oluyordu. Bu filmlere örnek; The Caged (1959),  So Young, So Bad (1950), Women&#8217;s Prison (1955) filmleridir.</p>
<p style="text-align: justify;">1969 yılında Jesus Franco&#8217;nun 99 Women filminin Amerika’da elde ettiği gişe başarısından sonra filmlerin popülaritesi ve işlediği konuların aşırılıkları inanılmaz boyutlara varacaktır. Lee Frost&#8217;un yine aynı yıl çektiği Love Camp 7 ise Nazi Exploitation filmleri ile W.I.P. filmlerinin hibriti oldu.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/06/chained-heat-wip.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1224" title="chained-heat-wip" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/06/chained-heat-wip.jpg" alt="chained-heat-wip" width="467" height="246" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Amerikan W.I.P. Filmleri</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Geleneksek W.I.P. filmlerine Amerika&#8217;daki örnekler şunlardır: Brigitte Neilsen&#8217;in oynadığı Chained Heat 2, Linda Blair&#8217;in oynadığı Red Heat ve Prison Heat. (filmin konusu Türkiye’de geçmekte)</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun yanı sıra istismar örneği olmayan birkaç W.I.P. filmine örnek verecek olursak Bangkok Hilton (1998), Brokedown Palace (1999), Return to Paradise (1998) filmleridir.</p>
<p><strong>İtalyan W.I.P. Filmleri</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İtalyan W.I.P. filmlerine baktığımızda ise grafik şiddetin Amerikan filmlerine göre daha fazla olduğunu görüyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">İtalyanların bu tarz filmlerine birkaç örnek vermek gerekirse Jesus Franco’nun 99 Women, Women in Cell Block 9, Ilsa, The Wicked Warden, Barbed Wire Dolls (1975), Women Behind Bars, and Sadomania (1980). Bruno Mattei’nin Women&#8217;s Prison Massacre (1985), Caged Women (1984), ve Jail — A Women&#8217;s Hell (2006). Sergio Garrone’nin Hell Behind Bars ve Hell Penitentiary (1983). Diğerleri ise Women in Fury (1985), Bare Behind Bars (1987), ve Caged Women in Purgatory (1991) gibi filmlerle liste uzayıp gitmekte.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/06/99-women.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1227" title="99-women" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/06/99-women.jpg" alt="99-women" width="480" height="350" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Asya W.I.P. Filmleri</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Filmlerin Asya ayağına bakacak olursak bu filmlerden ilkinin Hong-Kong yapımı Bamboo House of Dolls (1972) olduğunu görürüz. Filmde Çinli kadınların 2. Dünya Savaşı sırasında Japon askerlerince tutsak edilmesi konusu işlenmektedir. Yine Hong-Kong 1992 yapımı olan Comfort Women filmi de Çinli kadınların Japon askerleri tarafından kaçırılması ve acımasızca bilimsel deneylerde kullanılmasını konu eder. Chinese Torture Chamber Story (1994) ise fantastik kurgusunun yanı sıra hikayesinin gerçek bir olaya dayandığını iddia etmesiyle keyifli Hong-Kong yapımları arasındaki yerini almakta.</p>
<p style="text-align: justify;">Japon sinemasına geldiğimizde kadın mahkum modelinin popüler manga karakterleri üzerine oturtulduğunu görüyoruz. Bunlardan en önemlisi Prisoner Maria ve Sasori (Scorpion) ve yine manga tabanlı Female Convict 701: Scorpion filmleridir. Bu filmlerde işlenen konu genelde fuhuş, ırza tecavüz ve intikam üzerinedir.</p>
<p><strong>Tropikal Ormanlarda Geçen W.I.P. Filmleri</strong></p>
<p style="text-align: justify;">W.I.P. Filmlerinin tropikal ayağında ise Güney Amerika ülkeleri ve Güney Doğu Asya (özellikle Filipinler) ülkelerinin de bu konuya el attığını görüyoruz. Buradaki düşük bütçeli filmlere baktığımızda konu özünde aynı olsa da ülkelere göre farklılıklar göstermiştir. Demir parmaklı hapishanenin yerini bambu parmaklıklar almış ve kadınlar tarlalarda zorla çalıştırılmaya ya da fuhuş için alıp satılan bir eşyaya bürünmüştür. Filmlerin Güney Amerika ayağında ise ülkelerin siyasal yapısının bu filmlere de etki ettiğini ve bu tarz filmlerin bazılarının siyasal kimlik kazandığını da söylemek sanırım yanlış olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">The Big Doll House, The Big Bird Cage, Women in Cages, Black Mama, White Mama, She Devils in Chains Caged Head 2: Stripped of Freedom, Escape from Hell W.I.P. filmlerinin bu ayağını oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Diğer W.I.P. Filmleri</strong></p>
<p style="text-align: justify;">W.I.P. Filmlerinin diğer türler, özellikle korku ve bilim kurgu filmleriyle harmanlandığı yapımlar dönemin piyasasında oldukça iyi iş yapmıştır. Özellikle 1969 yapımı The House That bu yapımlar arasında öncü bir rol üstlenirken Argento’nun Suspiria filmine de ön ayak oluyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Human Experiments (1979), ve Hellhole (1985) filmlerini de çılgın bilim adamlarının kadın mahkumlar üzerinde yaptığı korkunç deneyler üzerine kurgulanmış diğer bilim kurgu, korku türü örnekleri olarak sıralayabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu tarz filmlere birkaç örnek daha vermek gerekirse: Werewolf in a Women&#8217;s Prison, Caged Heat 3000, Prison Ship, Chained Heat 3: Hell Mountain, Chained Rage: Slave to Love, Terminal Island, Caged in Paradise ve Banished Behind Bars filmlerini sayabiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/guzel-mahkumlar-wip-filmleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Macumba Sexual (1983)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/macumba-sexual-1983/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/macumba-sexual-1983/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 20:21:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ajita Wilson]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Jesus Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Lina Romay]]></category>
		<category><![CDATA[Macumba Sexual]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[Macumba Sexual yönetmen Franco’nun 15 yıl farklı ülkelerde çalıştıktan sonra geldiği İspanya’da Golden Production şirketiyle beraber yaptığı ilk filmlerden bir tanesidir. Golden Production Franco’ya filmlerini özgürce yapmasına olanak tanımıştır. Filmi kısaca özetleyecek olursak, Alice ( Lina romay ) erkek arkadaşıyla Kanarya Adalarına tatile gider. Bütün günlerini güneşlenerek ve aşklarını tazeleyerek geçirirler. Aynı zamanda erkek arkadaşı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-119" title="macumba-sexual" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/02/macumba-sexual.jpg" alt="macumba-sexual" width="226" height="337" />Macumba Sexual yönetmen Franco’nun 15 yıl farklı ülkelerde çalıştıktan sonra geldiği İspanya’da Golden Production şirketiyle beraber yaptığı ilk filmlerden bir tanesidir. Golden Production Franco’ya filmlerini özgürce yapmasına olanak tanımıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmi kısaca özetleyecek olursak, Alice ( Lina romay ) erkek arkadaşıyla Kanarya Adalarına tatile gider. Bütün günlerini güneşlenerek ve aşklarını tazeleyerek geçirirler. Aynı zamanda erkek arkadaşı bir roman üzerinde çalışmaktadır. Her şey çok güzeldir. Fakat Alice korkunç kabuslar görmeye başlar. Uzun boylu, koyu tenli bir kadın ve yanında iki evcil “hayvan”. Kabuslar devam eder ve bir gün Alice patronundan bir telefon alır. Emlakçı olan Alice’e patronu Prenses Obongo’yu ( filmde Obongo’yu transseksüel Ajita Wilson canlandırıyor )görmesini;  çünkü kadının evlerinden birisini almak istediğini söyler. Alice Prensesle karşılaşınca kadının kabuslarındaki kişi olduğunu görür.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmde gerçeklik ve fantezi artık bulanıklaşmaya başlar. Franco bizi öyle bir yere sürükler ki artık neyin gerçek neyin hayal ürünü olduğunu anlamak zorlaşır ve işte bu yüzden film ilginç bir güzellik kazanır. Filmde diyaloglar oldukça az tutulmuş. Şu aşikâr ki Franco’nun niyeti hikayeyi görsel olarak izleyiciye sunmak ve bunda da oldukça başarılı.</p>
<p><span id="more-118"></span></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-126" title="mucamba1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/02/mucamba1.jpg" alt="mucamba1" width="548" height="219" /></p>
<p style="text-align: justify;">Filmde gerçeklik ve fantezi artık bulanıklaşmaya başlar. Franco bizi öyle bir yere sürükler ki artık neyin gerçek neyin hayal ürünü olduğunu anlamak zorlaşır ve işte bu yüzden film ilginç bir güzellik kazanır.<br />
Filmde diyaloglar oldukça az tutulmuş. Şu aşikâr ki Franco’nun niyeti hikayeyi görsel olarak izleyiciye sunmak ve bunda da oldukça başarılı.</p>
<p style="text-align: justify;">Film aslında bir pornoyu anımsatsa da, Franco kullandığı büyü sahneleri, Afrikaya özgü heykeller ve kabilelere ait objeler ve filmin geçtiği mekanla oldukça farklı bir deneyim yaşamış ve yaşatmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Macumba Sexual Franco’nun çektiği son sanatsal erotik filmlerden birisidir. Bu filmden sonra Jess Franco filmlerindeki kalite bütçeyle doğru orantılı olarak gittikçe düşecektir.(kimileri zaten kalite var mı ? da diyebilir) Bundan sonra sert seks epikleri ve düşük bütçeli eğlencelik filmler çekecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Belkide şu kelimeler Jess Franco ve sinemasını en iyi biçimde tasvir ediyor; “Yaklaşık kırk yıl boyunca birbirinden tuhaf şeyleri filme aktarmış ve olağandışı dürtüleriniçok çeşitli biçimlerde korumayı başarmıştı. O, gerçek bir mücadele adamı sayılabilir. Aslında kendi kuşağının en iyi Avrupalı sinemacısı olma potansiyeline sahipti, ama gölgelerin arasına saklanarak çalışmayı ve küçük marjinal filmler çekmeyi tercih etti. Belirsizlikle fazla inatçı bir şekilde flört etmişti. Tıpkı Milton’ın Lucifer’ı gibi o da toplum dışına itilmiş biriydi, başkalarının söylediklerini izlemektense kendi kurduğu dünyada yaşayan biriydi.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-122" title="macumbasexual1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/02/macumbasexual1.jpg" alt="macumbasexual1" width="501" height="234" /></p>
<p><a href="http://www.otekisinema.com/?p=2556">Öteki Sinema</a>&#8216;da yazdığım kendi yazımdır.</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/macumba-sexual-1983/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

