iyiköfüfilm

5
Ağu
2011

The Devil Came from Akasava (1971)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Der Teufel kam aus Akasava -uluslararası ismiyle The Devil Came from Akasava- başrollerinde Jesus Franco’nun Eugenie de Sade, She Killed in Ecstasy, Vampyres Lesbos ve Count Dracula gibi birçok filminde oynamış olan ve 27 yaşında trajik bir trafik kazası ile hayatını kaybeden İspanyol güzeli Soledad Miranda ve Fred Williams’ın başrollerinde oynadığı bir casus-aksiyon filmi. Filmin afişlerinde Soledad Miranda gerçek adı olan Susann Korda olarak yazılmış. Filmin farklı ülkelerdeki jeneriklerinde de Jesus Franco yine Jess Frank ismiyle anılıyor. Fred Williams’ı ise yine Dr. Mabuse – The Gambler ve Deadly Avenger of Soho gibi Franco filmlerindeki dedektif rollerinden hatırlayabilirsiniz. Filmin kadrosuna yan rollerde Horst Tappert ve yine Jesus Franco’nun diğer filmlerinde de oynamış olan, Vampyres Lesbos’dan hatırlayabileceğiniz Ewa Strömberg renk katıyor.

Akasava’da bir madeni çıkarmakla görevli bir bilim adamı olan Forrester, asistanının öldürümesiyle madenle beraber ortadan kaybolur. Söylentiye göre bu maden felsefe taşıdır ve taşı altına çevirebilip insanları zombi-köleler haline getirebilmektedir. İngiliz Gizli Servisi ve Scotland Yard aralarında anlaşma yapar ve madeni bulmak için iki ajan görevlendirilir. (daha fazla…)


19
Tem
2011

Vampyres (1975)

İstismar Filmleri Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Biraz klişe bir başlangıç olacak belki ama Jesus Franco’nun Vampyros Lesbos’u ya da Jean Rollin’in Daughters of Darkness’ı ne ise, José Ramón Larraz’ın Vampyres’i de o minvalde bir cevher. 1970’lerin “erotik lezbiyen vampir” çeşitlemeleri furyasının kanımca en nadide örneklerinden biri.

İki kadının sevişirken,  yüzünü göremediğimiz biri tarafından silahla öldürülmesi sahnesiyle açılan film, akabinde Ted (Murray Brown) adındaki bir adamın otele kayıt yaptırmasıyla devam ederek, seyirciye pek de anlamlı gelmeyen bir seyir izlemekte. Filmin yavaş yavaş açılacağının (!) sinyallerini ise jenerikte uçuşan yarasalardan almak mümkün. Bu arada karavanlarıyla kısa bir tatil için yola çıkmış bir çift, Viktoryan tarzı bir malikanenin yanına konuşlanmayı tercih eder. Çiftlerden Harriet (Sally Faulkner), henüz yolculuk halindeyken yol kenarında gördükleri iki kadını aklından bir türlü silememekte, çareyi sanatsal çalışmalar yapmakta bulmaktadır. Bu arada sevgilisi John (Brian Deacon), tam bir hödük gibi davranarak Harriet’ın korkularını ve endişelerini yok saymaktadır. Merak etmeyin kızlar, bu tip filmlerin standart kodu olarak, filmin sonunda intikamımız nasıl olsa alınacaktır. Peki ama Harriet’ın korkularının kaynağı kadınlar, aslında kimdir?

Filmin ana karakterleri, işte yol kenarında otostop yaparak kurbanlarını avlayan Fran (Marianne Morris) ve Miriam’dır (Anulka Dziubinska). (daha fazla…)


9
Nis
2010

Vampiros lesbos (1971)

İstismar Filmleri Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Vampiros Lesbos yönetmenliğini Jesus Franco’nun yaptığı, Bram Stoker’ın kısa hikayesi “Dracula’s Guest” den esinlenmeler taşıyan, bir erotik gerilim filmi. Avrupa istismar sinemasının oldukça başarılı işlerinden olan bu film, kimilerine göre Franco’nun da ustalık eserlerinden birisi.

Filmin konusu kısaca şöyle; Linda Westinghouse (Ewa Strömberg) Simpson&Simpson avukatlık bürosunda çalışan bir avukattır. Rüyalarında ise sürekli kendisini çağıran bir kadın görmektedir. Bir miras olayı ile ilgili görüşmek üzere genç ve güzel kontes Carody’nin (Soledad Miranda) adadaki evine gider. Nadine Carody’e Kont Dracula’dan miras kalmıştır. Nadine’in büyüleyici güzelliğinden etkilenmemenin imkanı yoktur ve Linda’nın rüyalarında kendisi çağıran kadın Kont Dracula tarafından vampire dönüştürülmüş Nadine’den başkası değildir. Nadine ile aralarında başlayan yakınlaşma filmin de temellerini oluşturur. Bu yakınlaşmadan rahatsız olan Linda’nın erkek arkadaşı, okültizm ile ilgilenen bir doktordan yardım alır ve Linda’yı Nadine’nin etkisinden kurtarmaya çalışır.

Filmi Türk izleyiciler için ilginç kılan en büyük etken ise filmin İstanbul’da geçiyor olması. İstanbul’u Jess Franco’nun gözünden hem de en önemli filmlerinden birisinde izlemek heyecan verici. Filmi daha önce DVD de seyretmiş olmama rağmen İstanbul Film Festivali kapsamında, beyazperdede izlemek ayrı bir keyifti. Bu keyfi salonu dolduran birçok kişi yaşayamamış olsa da (saçma sapan sebeplerle olur olmaz her şeye gülen bir izleyici topluluğu) benim için güzel bir deneyimdi.

Bir vampir filmi olmasına karşın filmde alışılagelmiş olan Hıristiyan imgelerine (kilise, haç vb.) rastlanmayıp bolca camii görüntüsüne yer verilmiş. (daha fazla…)


24
Mar
2010

“Sade”istik sayıklamalar

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Bastille isyanı sırasında çıkan kargaşa sırasında Marquies De Sade’ın el yazmaları kayboldu. Bir süre sonra el yazmaları bulundu, 14 Temmuz 1789 günü Justine’in el yazması boş bir hücrede duruyordu (Cent vingt journees de Sodome ile birlikte.).  Kısa bir süre sonra yayınlandı fakat Sade’ın asla bulunamayacağını sandığı eserleri edebiyat tarihinin ölümsüz eserleri arasındaki yerini aldı.

Justine, Sade’ın en bilinen eserlerinden biridir. Romanda bir manastırdan ayrılan Justine adındaki genç bir kızın başına gelen olaylar anlatılmaktadır. Buraya kadar her şey basit gibi görülebilir fakat Justine’in başından geçenler Sade’ın ahlak, din, toplum ve cinsellikle ilgili felsefi alt yapısını oluşturmaktadır.

Sade’ın romanlarında tanrıya meydan okuma ve kötülükten haz alma durumu vardır. Kuşkusuz Sade asi bir materyalistti ve kötülüğü seviyordu. Sevdiği kötülüğü mahkum eden ise “İyilik”ti. Sade’ın bütün eserlerinde kötülük arzu edilen ve istenilen bir şeymiş gibi görünür. Fakat anlatmak istediği şeyi anlatma yolunu kötülükte bulmuştur.

Justine beyazperdeye de birçok kez uyarlandı. İyi “Kötü Film” konseptine uyan birkaç Justine uyarlamasını da kısaca sizlerle paylaşmak istedim. (daha fazla…)


8
Haz
2009

Güzel Mahkumlar (W.I.P. Filmleri)

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

woman-in-prison-films

W.I.P. filmleri (Woman in Prison) 1950′li yılların sonunda başlayan ve günümüze kadar devam eden bir istismar alt türüdür.

Bu filmlerin öykülerinin ortak özelliği hapishanede geçmesi ve kadınların burada gardiyanlar ya da hemcinsleri olan diğer mahkumlarca cinsel istismara ya da fiziksel şiddete maruz kalmasıdır.

50′li yılların sonunda demir parmaklıklar ardında geçen bu filmler ilk ortaya çıktığında, gerçekçi bir hapis hayatı ve mutsuzluğu tasvir etme amacıyla çekilen dramatik filmlerdi. Ayrıca yasaları ihlal etmenin sonuçları hakkında sosyal mesajlar da veriyordu.

70′li yıllara geldiğimizde sosyal mesajlar yerlerini erkek izleyicinin fantezilerini canlandırmaya bıraktı. 70′li yıllardaki sansür yasalarının değişmesi ve sansürün sınırlarının daraltılmasıyla filmler erkek izleyici için daha cazip bir hal aldı. Fetişizm, röntgencilik, grup duş sahneleri, bayan dövüşü, taciz, tecavüz, işkence ve zulüm filmlerin olmazsa olmazları arasında girmekte. (daha fazla…)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja B-Film Blog Asya Sineması