<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İyi &#039;Kötü Film&#039; &#187; Jess Franco</title>
	<atom:link href="http://iyikotufilm.com/etiket/jess-franco/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://iyikotufilm.com</link>
	<description>&#34;kötü&#34; filmlerin nasıl seyredilmesi gerektiğini öğrenin, onlar genelde çok &#34;iyi&#34; dir.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 20:06:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>PAULA &#8211; PAULA: Görsel ve İşitsel Bir Deneyim</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/paula-paula-gorsel-ve-isitsel-bir-deneyim/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/paula-paula-gorsel-ve-isitsel-bir-deneyim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Feb 2011 21:56:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Carmen Montes]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Gulda]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Lina Romay]]></category>
		<category><![CDATA[Paula Davis]]></category>
		<category><![CDATA[Paula-Paula]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Louis Stevenson]]></category>
		<category><![CDATA[The Strange Case of Dr.Jekyll and Mr.Hyde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=3879</guid>
		<description><![CDATA[Film, polis memuru Alma Pereira’nın (Lina Romay) Malaga’da bir kulüpte öldürülmüş egzotik dansçı Paula’nın (Paula Davis)ölümünü araştırmak üzere dansçının arkadaşı baş şüpheli Paula (Carmen Montes) ile görüşmesi ile açılıyor. Jess Franco kariyeri boyunca yaklaşık 200&#8242;ü geçik filme imza atmış bir yönetmen. Filmlerinin alternatif versiyonlarını da sayarsak bu sayı tabii ki daha da fazlalaşıyor. Bu film [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-3881" title="paula-paula(2010)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/02/paula-paula2010.jpg" alt="" width="254" height="335" />Film, polis memuru Alma Pereira’nın (Lina Romay) Malaga’da bir kulüpte öldürülmüş egzotik dansçı Paula’nın (Paula Davis)ölümünü araştırmak üzere dansçının arkadaşı baş şüpheli Paula (Carmen Montes) ile görüşmesi ile açılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Jess Franco kariyeri boyunca yaklaşık 200&#8242;ü geçik filme imza atmış bir yönetmen. Filmlerinin alternatif versiyonlarını da sayarsak bu sayı tabii ki daha da fazlalaşıyor. Bu film ya da kendi deyimiyle görsel ve işitsel deneyim için şunu söylemek mümkün ki yönetmenin en düşük bütçeli filmlerinden birisi. Film sadece üç oyuncuyla bir ya da iki odanın içinde çekilmiş. Aynı zamanda Jess Franco’nun eşi olan Lina Romay ise filmde sadece üç dakika kadar görünüyor. Eski Jess Franco filmleriyle aynı tadı vermediğini söylemek mümkün. Filmin promosyon görüntülerinde de bahsettiği gibi aslında orijinal bir çalışma. Sanat galerisinde sergilenen bir video art izliyor hissi uyandırıyor izleyicide. Robert Louis Stevenson’ın The Strange Case of Dr.Jekyll and Mr.Hyde filminin Paula-Paula’nın başlangıç noktasını oluşturduğu söylense de film çoğunlukla Friedrich Gulda’nın müzikleri etrafında dönüyor. Hatta bazen gözlerinizi kapatıp sadece müziği dinlemek istiyorsunuz. Müzik devam ederken dans sahneleri, çıplaklık, psychedelic ayna efektleri ve slow-motion görüntüler devam ediyor.<span id="more-3879"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Filmde oyunculuk hakkında söylenebilecek çok fazla bir şey yok. Çünkü çok fazla oyunculuk gerektirecek sahne yok. Film Jess Franco’nun en düşük bütçeli filmlerinden biri olduğu gibi belki de genel olarak yapılmış en az bütçeli film. Bir hikayeden çok bir durum üzerinde gelişiyor ve sadece bir apartman dairesinde geçiyor. Çok az diyalog mevcut.</p>
<p style="text-align: justify;">Paula Paula yönetmen Jess Franco’nun 209. filmi. Yönetmen 82 yaşında olmasına rağmen hala aynı mizah anlayışını, hala çılgın fikirleri ve çıplaklığı ön planda tutuyor. O yaşta birinden daha olgun bir şeyler bekleyebilirsiniz ama Jess Franco hala çok çılgın. Hatta bu sinema aşkı ve üretkenliğiyle öldükten sonra yerin yedi kat altında bile bir film çekebileceğini düşündürüyor insana.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3884" title="jessfranco" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/02/jessfranco.png" alt="" width="640" height="360" /></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3887" title="paula-paula2(2010)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/02/paula-paula22010.jpg" alt="" width="660" height="666" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/paula-paula-gorsel-ve-isitsel-bir-deneyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ajita Wilson</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/ajita-wilson/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/ajita-wilson/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Feb 2011 09:25:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Ajita Wilson]]></category>
		<category><![CDATA[Black Deep Throat]]></category>
		<category><![CDATA[Cesare Canevari]]></category>
		<category><![CDATA[Escape from Hell]]></category>
		<category><![CDATA[George Wilson]]></category>
		<category><![CDATA[Gola profonda Nera]]></category>
		<category><![CDATA[Hell Behind the Bars]]></category>
		<category><![CDATA[Hell Penitentiary]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Joe D’Amato]]></category>
		<category><![CDATA[La principessa nuda]]></category>
		<category><![CDATA[Lucio Fulci]]></category>
		<category><![CDATA[Macumba Sexual]]></category>
		<category><![CDATA[Orinoco: Prigioniere del sesso]]></category>
		<category><![CDATA[Prison Sex]]></category>
		<category><![CDATA[Sadomania]]></category>
		<category><![CDATA[The Nude Princess]]></category>
		<category><![CDATA[Transseksüel oyuncular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=3476</guid>
		<description><![CDATA[1950 yılında Amerikalı bir baba ve Brezilyalı bir annenin erkek çocuğu olarak dünyaya gelen Ajita Wilson (gerçek adı George Wilson) sinema tarihinin en renkli kişiliklerinden biriydi. 70’li ve 80’li yıllar boyunca pek çok istismar filmi ve hardcore porno filminde rol aldı. Brooklyn doğumlu olan Ajita Wilson transseksüel bir hayatı daha rahat yaşayabilmek için New York’a [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-3477" title="Ajita Wilson-78-101" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/02/Ajita-Wilson-78-101.jpg" alt="" width="209" height="383" />1950 yılında Amerikalı bir baba ve Brezilyalı bir annenin erkek çocuğu olarak dünyaya gelen Ajita Wilson (gerçek adı George Wilson) sinema tarihinin en renkli kişiliklerinden biriydi. 70’li ve 80’li yıllar boyunca pek çok istismar filmi ve hardcore porno filminde rol aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Brooklyn doğumlu olan Ajita Wilson transseksüel bir hayatı daha rahat yaşayabilmek için New York’a taşındı ve burada striptiz kulüplerinde şarkıcı ve dansçı olarak çalışmaya başladı. 70’li yılların ilk dönemlerinde yasal olmayan yeraltı projelerde, porno filmlerde oynamaya başladı ve bu dönemde bazı Avrupalı yapımcıların dikkatini çekti. Özellikle İtalya ve Yunanistan’da çalıştı. Bu dönemde o kadar çok yer altı filmlerde rol aldı ki Ajita Wilson’un tam olarak bir filmografisini çıkartmak neredeyse imkansız hale geldi. Film kariyeri IMBD’e göre 1976 yapımı Gola profonda Nera aka Black Deep Throat’la başlayan Wilson yine IMDB’ye göre yaklaşık 40 filmde rol aldı. Fakat bu listenin önemli bir bölümünün eksik olduğu da aşikâr. 1976 yılında yönetmen Cesare Canevari’nin Afrikalı bir elçinin İtalya’ya ziyaretini konu olan La principessa nuda aka The Nude Princess filminde İtalya da boy gösterdi.</p>
<p style="text-align: justify;">İlerleyen yıllarda Ajita beyazperdede kişilik sahibi bir karakter olmaya başladı. Joe D’Amato, Lucio Fulci ve Jess Franco gibi yönetmenlerle çalışma fırsatı buldu. Gariptir ki oynadığı filmlerin büyük çoğunluğunda da “Ajita” adını kullandı.<span id="more-3476"></span></p>
<p style="text-align: justify;">1980 yılına geldiğimizde Ajita, Escape from Hell adındaki Women in Prison (W.I.P) tarzında bir istismar filminde sadist bir kadın gardiyan rolündeydi. Lezbiyen ve işkence sahnelerin ağırlıkta olduğu bu filmden sonra Ajita yine bir W.I.P filmi olan İspanyol-İtalyan ortak yapımı Orinoco: Prigioniere del sesso aka Prison Sex filminde de rol aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">1981 yılında Ajita artık İstismar filmlerinin aranan yüzlerinden biriydi ve Jess Franco onun bu ilginç kişiliğini yine bir W.I.P filmi olan Sadomania filminde beyazperdeye taşıdı. Burada Ajita Wilson oyunculuk olarak da son derece başarılı bir portre çizdi. Şehvetli, arzulu bir o kadar da zalim bir lezbiyen gardiyanı canlandırıyordu. Ayrıca filmin bir diğer özelliği de Ajita ilk kez bir filmde erkek kılığında kamera karşısında görünüyordu ve yine aynı filmde filmin yönetmeni Jess Franco da gay bir genelev sahibini canlandırdı.</p>
<p style="text-align: justify;">Hiç şüphe yok ki Ajita Wilson’ın kariyeri boyunca en iyi işi yine bir Jess Franco filmi olan Macumba Sexual filmidir. Filmde Ajita Wilson voodoo büyüsüyle bir prensesin cinsel halüsinasyonlarını kullanarak ona musallat olur. Burada Ajita Wilson üstün performansıyla adeta bu rolü benden başka kimse bu kadar iyi oynayamazdı diyor. Devam eden yıllarda Ajita yine Hell Behind the Bars (1984), Hell Penitentiary (1984) gibi W.I.P filmlerinde rol aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Film kariyeri dışında İtalya’da da gece kulüplerinde şarkı söylüyor ve striptiz yapıyordu. Hatta 1982 yılında Floransa’da bir genelev baskınında fuhuş yaparken yakalandı ve polisle başı belaya girdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Ajita Wilson 1987 yılında Roma’da bir trafik kazsında ağır yaralandı ve beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti. Ajita kariyerinde gerçekten güçlü adımlar atmaya başladığı anda bu talihsiz kaza meydana geldi. Bir transseksüel olmasına karşın kusursuz vücut hatları, sıra dışı yüz ifadesiyle dönemin en büyük seks sembollerinden biri olarak hafızalarda yer etti.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Tolga DEMİRTAŞ (tolga@iyikotufilm.com)</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3483" title="Ajita Wilson-82-101" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/02/Ajita-Wilson-82-101.jpg" alt="" width="666" height="334" /></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3502" title="ajitawilson" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/02/ajitawilson.jpg" alt="" width="653" height="309" /></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3507" title="ajitawilson2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/02/ajitawilson2.jpg" alt="" width="570" height="268" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/ajita-wilson/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nunsploitation Filmleri</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/nunsploitation-filmleri/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/nunsploitation-filmleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 18:40:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Abel Ferrara]]></category>
		<category><![CDATA[Aldous Huxley]]></category>
		<category><![CDATA[Bad Lieutenant]]></category>
		<category><![CDATA[Decameron]]></category>
		<category><![CDATA[Diderot]]></category>
		<category><![CDATA[Flavia la Monaca Muslumana]]></category>
		<category><![CDATA[Gabriel De Lavergne]]></category>
		<category><![CDATA[Gianfranco Mingozzi]]></category>
		<category><![CDATA[Giovanni Boccaccio]]></category>
		<category><![CDATA[Günahkar Rahibeler]]></category>
		<category><![CDATA[Häxan]]></category>
		<category><![CDATA[Il Decameron]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Ken Russell]]></category>
		<category><![CDATA[Love Letters of a Portuguese Nun]]></category>
		<category><![CDATA[Mark Kermode]]></category>
		<category><![CDATA[Nun]]></category>
		<category><![CDATA[nunsploitation]]></category>
		<category><![CDATA[Nunsploitation movies]]></category>
		<category><![CDATA[Pier Paolo Pasolini]]></category>
		<category><![CDATA[Sergio Grieco]]></category>
		<category><![CDATA[Stendhal]]></category>
		<category><![CDATA[The Decameron]]></category>
		<category><![CDATA[The Devils]]></category>
		<category><![CDATA[The Devils of Loudun]]></category>
		<category><![CDATA[The Love Latters of a Porteguese Nun]]></category>
		<category><![CDATA[The Sinful Nuns of Saint Valentine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2594</guid>
		<description><![CDATA[Nunsploitation filmleri İstismar filmlerinin bir alt türü olup 1970’li yıllarda altın çağını yaşamıştır. Bu filmler genellikle Hıristiyan rahibelerin manastır yaşamlarını konu almış, dini ve cinsel baskı üzerine kurgulanmışlardır. Özellikle filmlerdeki konular Ortaçağ Avrupa’sının karanlık yönlerinden beslenmektedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/08/nunsploitation1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2595" title="nunsploitation1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/08/nunsploitation1.jpg" alt="" width="640" height="422" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Nunsploitation filmleri İstismar filmlerinin bir alt türü olup 1970’li yıllarda altın çağını yaşamıştır. Bu filmler genellikle Hıristiyan rahibelerin manastır yaşamlarını konu almış, dini ve cinsel baskı üzerine kurgulanmışlardır. Özellikle filmlerdeki konular Ortaçağ Avrupa’sının karanlık yönlerinden beslenmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Rahibelerle ilgili çarpık ilişkilerin konu alındığı dal sadece sinemayla da kalmıyor. Rahibelerin çarpık ilişkileriyle ilgili yazılı belgelerin tarihi 14. yy’a kadar uzanıyor. Gabriel De Lavergne’in The Love Latters of a Porteguese Nun (1669) romanı bu konuyla ilgili yazılan ilk romanlardan biri. Roman, Jess Franco tarafından 1977 yılında Love Letters of a Portuguese Nun adıyla sinemaya uyarlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Günahkâr Rahibelerle ilgili yazılı örneklerin ilki ise Giovanni Boccaccio’nun Decameron eserinde geçen bir öyküdür. Bu öykü yönetmen Pier Paolo Pasolini tarafından sinemaya 1971 yılında The Decameron aka Il Decameron adıyla uyarlanmış ve bu türün ilk örneklerinden biri  olarak karşımıza çıkmıştır. Öyküde ve filmde bir manastırda çalışan sağır ve dilsiz bir gencin bunu fırsat bilen ve başlarının belaya girmeyeceğini düşünen rahibelerin seks oyuncağı haline gelmesi anlatılır. Fakat bir gün gelir genç buna daha fazla dayanamamış olacak ki dili çözülür. The Decameron (1971) aynı zamanda İtalya’da baş gösteren seks-komedilerinin de öncü filmlerinden biridir. 1922 yapımı Häxan filmi ise bu türün habercilerinden biri olarak karşımıza çıkar. G. Boccaccio dışında Diderot, Stendhal gibi tanınmış bir çok yazar manastırda yaşanan çarpık ilişkileri ve aşk hikayelerini yazmışlar ve bu eserlerin bir çoğu günümüzde beyazperdeye uyarlanmıştır.<span id="more-2594"></span></p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/08/satanicopand.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2598" title="satanicopand" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/08/satanicopand.jpg" alt="" width="576" height="449" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Nunsploitation filmleri de kendi içinde ikiye ayrılmış durumdadır. Bir kısmı bu konuya gayet ciddi yaklaşırken bizim de ilgili alanımıza giren diğerleri de bu konuyu olabildiğince istismar etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ken Russell’ın The Devils (1971) filmi konuya bir seks komedi gözüyle bakmamış, kilisenin toplum üzerindeki otoritesini ve etkilerini işlemiş. Film Aldous Huxley’in The Devils of Loudun adlı kitabından uyarlanmış ve gerçek bir olaydan esinlenmiştir. Filmde bir rahibenin kendisine yüz vermeyen bir rahibi alt etmek için neler yaptığına şahit oluyoruz. Russell’ın filmi yukarıda da bahsettiğimiz gibi Pasolini’nin filminden ayrılmakta. Pasolini’nin filminde daha çok Seks ve Komedi unsurları ön plandayken Russell kiliseyi ve toplumu alabildiğine eleştirmiştir. Bunun yanı sıra filmde kullandığı grotesk mekanlar ve kişilerin sıra dışılığı Russell’ın başını bir hayli ağrıtmış ve Katolik kilisesi filmi yasaklamıştır. Film 90’lı yılların başına kadar sansürlenmiş olarak izlenebildi. Hatta filmin sansürlenen bazı sahneleri 2002 yılına kadar kayıptı. Fakat Mark Kermode adındaki bir sinema araştırmacısı bu görüntüleri su yüzüne çıkardı. Bu türün bir diğer farklı örneklerinden biri de sıra dışı yönetmen Abel Ferrara’ya ait Bad Lieutenant (1992) filmidir. Filmde iyi ile kötünün mücadelesi işlenmektedir. Tecavüze uğrayan bir rahibe ve uyuşturucu bağımlısı, görevini kötüye kullanan bir polis memurunun hikayesi anlatılmaktadır. Filmin başrol oyuncusu Harvey Keitel sergilediği performansla hafızalara kazınan bir iş çıkarmıştır. Bu türe ait bir diğer film de Sergio Grieco’ya ait İtalyan yapımı  The Sinful Nuns of Saint Valentine (1974)dir. Film bir tür Romeo ve Juliet hikayesinin basitçe işlenmiş bir anlatımıdır. Lucita ve sevgilisi Esteban birbirine kavuşamayan iki aşıktır. Lucita, ilişkilerine karşı çıkan ailesi tarafından bir manastıra gönderilir. Ama manastırdaki rahibeler alışkın olduğumuz rahibelerden farklıdır ve Esteban sevgilisini oradan kurtarmaya çalışır. Bu filmler arasında benim en çok dikkatimi çeken ise bir İtalyan yapımı olan Flavia, la Monaca Muslumana (1974) filmidir. Gianfranco Mingozzi’nin yönetmenliğini yaptığı film Flavia isimli bir genç kızın, ailesi tarafından ruhunun temizlenmesi için manastıra gönderilmesiyle başlar. Flavia burada bazı şeyleri sorgular. Dinsel baskıları, rahibelerin çektiği eziyeti, erkeklerin her alanda egemen olması gibi. Film 1600’lü yıllarda geçmekte. Manastıra Müslümanlar tarafından bir saldırı olur. Müslüman kumandan ile Flavia arasında bir aşk başlar. Akıncılar Flavia dışındaki bütün rahibelere tecavüz eder ve onları öldürür. Flavia ise bu sayede bir tür intikam almaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/nunsploitation-filmleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Olga&#8217;s Girls (1964)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/olgas-girls-1964/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/olgas-girls-1964/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Jun 2010 19:13:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alice Denham]]></category>
		<category><![CDATA[Audrey Campbell]]></category>
		<category><![CDATA[Cynthia Grey]]></category>
		<category><![CDATA[Dolly Simmons]]></category>
		<category><![CDATA[George Weiss]]></category>
		<category><![CDATA[Glen or Glenda]]></category>
		<category><![CDATA[Gore]]></category>
		<category><![CDATA[Ilsa]]></category>
		<category><![CDATA[Jane Hill]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Joseph P. Mawra Joseph P. Mawra]]></category>
		<category><![CDATA[Olga's Girls]]></category>
		<category><![CDATA[Olga’s House of Shame]]></category>
		<category><![CDATA[Sexploitation]]></category>
		<category><![CDATA[Sleaze]]></category>
		<category><![CDATA[Tchaikovsky]]></category>
		<category><![CDATA[White Slaves of Chinatown]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2416</guid>
		<description><![CDATA[Olga filmleri 60’lı yıllarda yapılan sexploitation türünde bir seridir. Olga’s Girls ise bu serinin ikinci filmi olarak 1964 yılında Joseph Mawra tarafından çekilir. Serinin ilk filmi White Slaves of Chinatown ve sonuncu yani üçüncüsü Olga’s House of Shame de yine aynı yönetmene aittir. Serinin üç filminin de yapımcısı 50’li yıllarda yaptığı Z filmler ve 60’lı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Olga filmleri 60’lı yıllarda yapılan <a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/olgasgirls1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2417" title="olgasgirls1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/olgasgirls1.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>sexploitation türünde bir seridir. Olga’s Girls ise bu serinin ikinci filmi olarak 1964 yılında Joseph Mawra tarafından çekilir. Serinin ilk filmi White Slaves of Chinatown ve sonuncu yani üçüncüsü Olga’s House of Shame de yine aynı yönetmene aittir. Serinin üç filminin de yapımcısı 50’li yıllarda yaptığı Z filmler ve 60’lı yıllardaki sexploitation filmleriyle tanınan George Weiss’dir. 1953 yapımı bir cinsiyet değiştirme hikayesinin anlatıldığı Glen or Glenda filmi Weiss’in en bilinen işidir.</p>
<p style="text-align: justify;">60’ların başında sinemada sleaze ve gore unsurlar yeni yeni görünmeye başlarken, bu üçleme bu unsurları içeren en dikkat çeken istismar filmlerinin başında gelir. Olga filmleri aynı zamanda Jess Franco için de Ilsa serisi açısından büyük bir ilham kaynağı olmuştur.  Beyaz kadın ticareti, uyuşturucu, kaçakçılık, işkence dolu bu seri, çoğu kişi tarafından 30 ve 40’lı yılların klasik exploitation filmlerine bir gönderme şeklinde tanımlanır. Tabii ekstra sleaze unsurlar içererek…</p>
<p style="text-align: justify;">Olga (Audrey Campbell) yerel bir mafya ile bağlantılı çalışan, etrafında kirli işleri yaptırmakta kullandığı kadınların olduğu, bir yer altı çetesinin lideridir. Oldukça zalim, en ufak bir hatayı bile kabul etmeyen Olga, yanındaki kadınları fuhuş yaptırmak ve uyuşturucu ticareti için kullanmaktadır. İstemediği ya da yanlış bir durum olursa kadınlara eziyet etmekten hiç çekinmez. İçlerinden bir kızın muhbirlik yaptığını öğrenir ve gerçekleri öğrenmenin onun için birinci yolu işkencedir. <span id="more-2416"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Olga’s Girls filminin belki de en dikkat çekici özelliği oldukça yaratıcı işkence sahneleri. Ayrıca dönemin güzel mankeni Audrey Campbell oldukça ilginç bir karakter yaratmış. Karakterin zalimliğini gayet iyi yansıtırken, bazı lezbiyen ilişki sahnelerinde kızlara dokunurken ya da öperkenki rahatsız durumu gözden kaçmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Işık ve gölge oyunlarının gayet başarılı kullanıldığı film, sinematografi açısından düşük bütçesine rağmen oldukça başarılı. Filmle ilgili önemli bir detay da filmin sessiz çekilmiş olması. Hikayesi bir anlatıcı tarafından anlatılan filme karanlık bir belgesel havası vermiş bu özellik. Kullanılan garip kamera açılarıyla farklı bir atmosfer yaratılmış. Fakat çok alakasız sahnelerde örneğin bir anda Tchaikovsky’nin aşk temalı Romeo ve Juliet müziğini duymak gülünç olmuş.</p>
<p style="text-align: justify;">Birkaç gün gibi kısa bir sürede çekilen filmden harika oyunculuklar beklemek anlamsız olur. Fakat dönemin özelliklerini yansıtan, sexploitation türünden hoşlananlar için ideal bir film. Olga serisini izlemeyip merak edenler için de iyi bir başlangıç.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/olgasgirls01.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2418" title="olgasgirls01" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/06/olgasgirls01.jpg" alt="" width="660" height="666" /></a></p>
<p><script src="http://en.sevenload.com/pl/N6ei14j/500x408" type="text/javascript"></script></p>
<p>Link: <a href="http://en.sevenload.com/videos/N6ei14j-Olgas-Girls"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" alt="Olga's Girls" width="66" height="10" /></a></p>
<p><!-- INCLUDE javascript_bottom --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/olgas-girls-1964/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soledad Miranda</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/soledad-miranda/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/soledad-miranda/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 19:20:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[100 Rifles]]></category>
		<category><![CDATA[Cancion de cuna]]></category>
		<category><![CDATA[Cervantes]]></category>
		<category><![CDATA[Currito de la Cruz]]></category>
		<category><![CDATA[Eugenie de Sade]]></category>
		<category><![CDATA[Eva 63]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Manuel da Conceiaço Simoes]]></category>
		<category><![CDATA[Kont Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[La familia y uno mas]]></category>
		<category><![CDATA[La reina del Tabarin]]></category>
		<category><![CDATA[Lina Romey]]></category>
		<category><![CDATA[Pyro]]></category>
		<category><![CDATA[She Killed in Ecstasy]]></category>
		<category><![CDATA[Soledad Miranda]]></category>
		<category><![CDATA[Soledad Rendón Bueno]]></category>
		<category><![CDATA[Sound of Horror]]></category>
		<category><![CDATA[SugarColt]]></category>
		<category><![CDATA[Susann Korda]]></category>
		<category><![CDATA[The Castillian]]></category>
		<category><![CDATA[The Devil came from Akasava]]></category>
		<category><![CDATA[Ursus]]></category>
		<category><![CDATA[Vampiros Lesbos]]></category>
		<category><![CDATA[Vampyros Lesbos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2369</guid>
		<description><![CDATA[Gerçek ismi Soledad Rendón Bueno olan güzel yıldız, 9 Temmuz 1943 yılında Portekizli bir ailenin çocuğu olarak Sevilla’da doğdu. 60lar boyunca birçok filmde rol alan bu İspanyol güzelin olağanüstü güzelliği ve genç yaşta amansız ölümü kendisini adeta bir efsane haline getirdi. Çok küçük yaşlardan itibaren oyuncu olmanın hayalini kuran Soledad Miranda, kariyerine henüz 8 yaşındayken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/04/soledad_miranda_.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2370" title="soledad_miranda_" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/04/soledad_miranda_.jpg" alt="" width="500" height="281" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Gerçek ismi Soledad Rendón Bueno olan güzel yıldız, 9 Temmuz 1943 yılında Portekizli bir ailenin çocuğu olarak Sevilla’da doğdu. 60lar boyunca birçok filmde rol alan bu İspanyol güzelin olağanüstü güzelliği ve genç yaşta amansız ölümü kendisini adeta bir efsane haline getirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Çok küçük yaşlardan itibaren oyuncu olmanın hayalini kuran Soledad Miranda, kariyerine henüz 8 yaşındayken Flamenko dansçısı ve şarkıcı olarak başladı. İlk filmini ise henüz 16 yaşındayken çeken oyuncu, bu filmde bir dansçı rolündeydi. İlerleyen yıllarda böylesi bir güzellik tabii ki yönetmenlerin ve yapımcıların da dikkatinden kaçmadı ve çoğunluğu İspanya’da olmak üzere birçok komedi, drama, B filmi ve korku filminde yer aldı. 1960 yılından öldüğü 1970 yılına kadar yaklaşık 35 filmde yer aldı güzel aktrist. Kariyerindeki en büyük olay ise efsane yönetmen Jess Franco ile tanışması oldu. Yönetmenin Kont Dracula ve Vampiros Lesbos gibi kült klasiklerinde rol alan Miranda, adeta Jess Franco’nun fetiş oyuncusu oldu. Kendisinden çoğu zaman Franco’nun harika keşfi diye bahsedilen Miranda’nın 18 Ağustos 1970 yılında eşiyle birlikte yaptığı bir araba kazası sonucu yaşamını kaybetmesi, arkadaşları, ailesi, sevenleri için olduğu kadar Jess Franco için de büyük bir yıkım oldu. Kazayı geçirmeden çok kısa bir süre önce bir Alman film yapımcısından belki de kendisine büyük bir star olmanın kapılarını aralayacak olan bir film teklifi geldi. Fakat ani ölümü buna imkan vermedi. <span id="more-2369"></span></p>
<p style="text-align: justify;">1960 yılında,16 yaşında genç bir kızken rol aldığı ilk filmi Jesus Franco’nun yönetmenliğini yaptığı La reina del Tabarin müzikalindeki küçük rolünden sonra, birçok türde filmde irili ufaklı rollerde izleyicinin karşısına çıktı. Epik maceralardan(Ursus, The Castillian, Cervantes), korku filmlerine (Pyro, Sound of Horror), dramalardan (Cancion de cuna, Currito de la Cruz), komedilere (Eva 63, La familia y uno mas) ve spaghetti westernelerde (SugarColt) boy gösterdi. Şarkıcılık ve dans yeteneğini de filmlerinde sergileyen oyuncu, 60ların ortasında bir albüm de çıkardı. Oyunculuk, dans ve şarkı söylemenin yanı sıra Miranda şiire, resme ve kitaplara olan tutkusuyla da çok yönlü bir sanatçıydı.</p>
<p style="text-align: justify;">1966 yılında araba yarışçısı ve aynı zamanda yapımcı olan Jose Manuel da Conceiaço Simoes ile evlenen Miranda’nın 1967 yılında Antonio isminde bir oğlu olur. Çocuğunun doğumundan sonra kariyerine nokta koyan oyuncunun bu kararı ancak 2 yıl sürer. Bir western olan 100 Rifles filmi için aldığı teklifle sinemaya tekrar dönüş yapar. Bu kararında İspanya dışında da tanınan bir oyuncu olabilme ümidi yatmaktadır. Adeta oyuncu için kariyerinin ikinci evresi olan bu dönüşten sonra Miranda, İspanya televizyonu için showlar ve filmler yapmaya başlar. bu sırada Jess Franco Kont Dracula filmi için İspanya’da kast arayışındadır. La reina del Tabarin filminden hatırladığı Soledad Miranda’ya bu filmi için teklif götürür ve yönetmenin as oyuncusu olur. Franco’nun yönetmenliğinde bir çok filmde yer alır güzel oyuncu ( Eugenie de Sade, Vampyros Lesbos, She Killed in Ecstasy, The Devil came from Akasava….). Bu filmlerin erotik yapısından dolayı da Soledad Miranda çoğunlukla filmlerinde Susann Korda takma adıyla afişlerdeki yerini aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Franco’ya göre Soledad Miranda kendisiyle çalışmaya başladığı andan itibaren büyük bir değişim geçirdi. Öncelerin genç, gamzeli, küçük yıldızı; makyajı, saçı, giyimi ve tabii ki performansıyla büyük bir gelişim ve değişim göstererek Jess Franco filmlerinin gizemli, donuk ve çekici ikonası haline geldi.</p>
<p style="text-align: justify;">Küçük yaşlardan itibaren oyunculuk hayali kuran, oyunculuğa adım attıktan sonra da İspanya dışında da uluslararası bir üne kavuşma isteği duyan Miranda’nın bu dileği, maalesef ki öldükten sonra gerçekleşebildi. Jess Franco filmlerinin büyük kitlelere ulaşmaya başlamasıyla birlikte, Soledad Miranda adı da efsaneler arasındaki yerini aldı.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/04/mirandasoledad1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2372" title="mirandasoledad1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/04/mirandasoledad1.jpg" alt="" width="585" height="374" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/04/soledadmiranda-10.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2373" title="soledadmiranda-10" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/04/soledadmiranda-10.jpg" alt="" width="600" height="600" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/soledad-miranda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vampiros lesbos (1971)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/vampiros-lesbos-1971/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/vampiros-lesbos-1971/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Apr 2010 17:25:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[art-house]]></category>
		<category><![CDATA[Bram Stoker]]></category>
		<category><![CDATA[Classic 1970s sexploitation horror]]></category>
		<category><![CDATA[Dennis Price]]></category>
		<category><![CDATA[Dracula’s Guest]]></category>
		<category><![CDATA[European exploitation]]></category>
		<category><![CDATA[Ewa Strömberg]]></category>
		<category><![CDATA[Heidrun Kussin]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Jaime Chávarri]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Jesus Franco]]></category>
		<category><![CDATA[José Martínez Blanco]]></category>
		<category><![CDATA[Lina Romey]]></category>
		<category><![CDATA[Manfred Hubler]]></category>
		<category><![CDATA[psychedelic exploitation]]></category>
		<category><![CDATA[Sigfried Schwab]]></category>
		<category><![CDATA[sleazy]]></category>
		<category><![CDATA[Soledad Miranda]]></category>
		<category><![CDATA[Trash]]></category>
		<category><![CDATA[Vampiros Lesbos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2366</guid>
		<description><![CDATA[Vampiros Lesbos yönetmenliğini Jesus Franco’nun yaptığı, Bram Stoker’ın kısa hikayesi “Dracula’s Guest” den esinlenmeler taşıyan, bir erotik gerilim filmi. Avrupa istismar sinemasının oldukça başarılı işlerinden olan bu film, kimilerine göre Franco’nun da ustalık eserlerinden birisi. Filmin konusu kısaca şöyle; Linda Westinghouse (Ewa Strömberg) Simpson&#38;Simpson avukatlık bürosunda çalışan bir avukattır. Rüyalarında ise sürekli kendisini çağıran bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/04/vampiroslesbos1971.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2365" title="vampiroslesbos(1971)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/04/vampiroslesbos1971.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>Vampiros Lesbos yönetmenliğini Jesus Franco’nun yaptığı, Bram Stoker’ın kısa hikayesi “Dracula’s Guest” den esinlenmeler taşıyan, bir erotik gerilim filmi. Avrupa istismar sinemasının oldukça başarılı işlerinden olan bu film, kimilerine göre Franco’nun da ustalık eserlerinden birisi.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin konusu kısaca şöyle; Linda Westinghouse (Ewa Strömberg) Simpson&amp;Simpson avukatlık bürosunda çalışan bir avukattır. Rüyalarında ise sürekli kendisini çağıran bir kadın görmektedir. Bir miras olayı ile ilgili görüşmek üzere genç ve güzel kontes Carody’nin (Soledad Miranda) adadaki evine gider. Nadine Carody’e Kont Dracula’dan miras kalmıştır. Nadine’in büyüleyici güzelliğinden etkilenmemenin imkanı yoktur ve Linda’nın rüyalarında kendisi çağıran kadın Kont Dracula tarafından vampire dönüştürülmüş Nadine’den başkası değildir. Nadine ile aralarında başlayan yakınlaşma filmin de temellerini oluşturur. Bu yakınlaşmadan rahatsız olan Linda’nın erkek arkadaşı, okültizm ile ilgilenen bir doktordan yardım alır ve Linda’yı Nadine’nin etkisinden kurtarmaya çalışır.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmi Türk izleyiciler için ilginç kılan en büyük etken ise filmin İstanbul’da geçiyor olması. İstanbul’u Jess Franco’nun gözünden hem de en önemli filmlerinden birisinde izlemek heyecan verici. Filmi daha önce DVD de seyretmiş olmama rağmen İstanbul Film Festivali kapsamında, beyazperdede izlemek ayrı bir keyifti. Bu keyfi salonu dolduran birçok kişi yaşayamamış olsa da (saçma sapan sebeplerle olur olmaz her şeye gülen bir izleyici topluluğu) benim için güzel bir deneyimdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir vampir filmi olmasına karşın filmde alışılagelmiş olan Hıristiyan imgelerine (kilise, haç vb.) rastlanmayıp bolca camii görüntüsüne yer verilmiş.<span id="more-2366"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Vampiros Lesbos, harika müzikleri, alışılmışın dışındaki kamera açıları, yarattığı rüya atmosferi ve Jess Franco’ya özgü soft seks sahneleri ile Franco’nun en usta işlerinin başında geliyor. Soledad Miranda ve Ewa Strömberg ise belki de sinema tarihindeki en ateşli lezbiyen çift olarak karşımıza çıkıyor. Vampiros Lesbos kimilerine göre ucuz, sıkıcı ve tahammül edilemez gelebilir ama bu sadece hikayeye odaklanmış bir film değil, sanat ve trash’in içiçe geçtiği harika bir karışım.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmi unutulmaz kılan etkenlerden bir tanesi de kesinlikle müzikleri. Bunda kuşkusuz Jess Franco’nun jazz altyapısı yatıyor. Belki de sinemayla tanışmasından daha da eskilere dayanan müzik tutkusu, filmlerinde de etkisini gösteriyor. Özellikle Vampiros Lesbos’da psychedelic müzik ritimleri filmin her sahnesinde izleyiciyi derinden etkiliyor. Manfred Hubler ve Sigfried Schwab’ın imzasını taşıyan filmin müziklerinin bir segmentini Tarantino’nun Jackie Brown filminde de duymak mümkün.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca film Jess Franco’ya özgü küçük dokundurmalar da içeriyor. Örneğin, Linda’nın bir psikiyatra sorunlarından bahsederken, psikiyatrın not aldığını sandığımız bir anda defterine sadece anlamsız resimler yapması ve ona sıradan birinin bile verebileceği telkinlerde bulunması, Jess Franco’nun aykırı yönünü anti-psikiyatr bir tavırla gözler önüne seriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Vampiros Lesbos’dan bahsedip Soledad Miranda’yı da es geçmek olmaz tabii ki. Miranda, Jess Franco’nun Lina Romey ile birlikte fetiş oyuncuları arasında yer alır. Soledad Miranda’nın ani ve zamansız ölümü, Franco üzerinde büyük bir etki yaratmıştır. “Soledad’ın küçük bir reenkarnasyonu” dediği Lina Romey ile bu boşluğu doldurmaya çalışmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Trash filmleri seviyorsanız, bu türün zirvesindeki filmlerden biri olan Vampiros Lesbos’u mutlaka izlemelisiniz. İzlediyseniz bile eğer fırsatınız varsa İstanbul Film Festivali kapsamında ikinci gösterimi önümüzdeki günlerde gösterilecek olan filmi, bir kere de beyazperde de izleme keyfini yaşayın.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/04/vampiroslesbos_1971.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2367" title="vampiroslesbos_(1971)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/04/vampiroslesbos_1971.jpg" alt="" width="660" height="666" /></a></p>
<p><embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=5855111408561297475&#038;hl=tr&#038;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash> </embed></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/vampiros-lesbos-1971/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emilio Vieyra (1920-2010)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/emilio-vieyra-1920-2010/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/emilio-vieyra-1920-2010/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 06:51:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Blood of the virgins]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Orloff]]></category>
		<category><![CDATA[Düşük bütçeli filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Emilio Vieyra]]></category>
		<category><![CDATA[Feast of Flesh]]></category>
		<category><![CDATA[Hombres a precio]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Rollin]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[La venganza del sexo]]></category>
		<category><![CDATA[Mondo Macabro]]></category>
		<category><![CDATA[Placer Sangriento]]></category>
		<category><![CDATA[Sangre de virgines]]></category>
		<category><![CDATA[The Curious Dr. Humpp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2284</guid>
		<description><![CDATA[İşlerin yoğunluğundan es geçtiğim üzücü bir haberi sizlerle paylaşmak istedim. Arjantin’in Roger Cornman’ı olarak adlandırılan aktör, yönetmen, senarist Emilio Vieyra geçtiğimiz günlerde hayata veda etti. Kariyerine oyunculukla başlayan Vieyra ilk oyunculuk deneyimini 1950 yılında Hombres a precio filmiyle gerçekleştirir. 1962 yılında başladığı yönetmenlik kariyeri boyunca akıllarda kalan en iyi filmi Sangre de virgines aka Blood [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/02/0319450B.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2285" title="0319450B" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/02/0319450B.jpg" alt="" width="600" height="360" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">İşlerin yoğunluğundan es geçtiğim üzücü bir haberi sizlerle paylaşmak istedim. Arjantin’in Roger Cornman’ı olarak adlandırılan aktör, yönetmen, senarist Emilio Vieyra geçtiğimiz günlerde hayata veda etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Kariyerine oyunculukla başlayan Vieyra ilk oyunculuk deneyimini 1950 yılında Hombres a precio filmiyle gerçekleştirir. 1962 yılında başladığı yönetmenlik kariyeri boyunca akıllarda kalan en iyi filmi Sangre de virgines aka Blood of the virgins (1967) filmidir.  Arjantin’de yasaklanan film aynı zamanda Arjantin’in ilk vampir filmidir. Yönetmenin diğer en bilinen filmleri ise; The Curious Dr. Humpp aka La venganza del sexo (1969) and Feast of Flesh aka Placer Sangriento (1967)’dur.  Sengre De Virgines (1967) Jean Rollin esintileri taşırken,  The Curious Dr. Humpp (1969) ise Jess Franco’nun Dr. Orloff’uyla benzerlikler gösterir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dönemin düşük bütçeli film yönetmenleri gibi birçok istismar alt türünde de örnekler veren yönetmenin keşfedilmeyi bekleyen filmleri Mondo Macabro tarafından kötü film severlerin hizmetine sunulmuştur.<span id="more-2284"></span></p>
<p>Aramızdan ayrılırken Amilio Vieyra’yı saygıyla anıyoruz.</p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #993300;"><em><strong>Feast of Flesh</strong></em></span> <span style="color: #993300;">filminden bir kaç kare.</span></p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/02/feast-of-flesh.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2288" title="feast of flesh" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/02/feast-of-flesh.jpg" alt="" width="500" height="2773" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/emilio-vieyra-1920-2010/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinemada Exorcism</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/sinemada-exorcism/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/sinemada-exorcism/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 21:47:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Anneliese Michel]]></category>
		<category><![CDATA[Exorcismo]]></category>
		<category><![CDATA[Exorcismus]]></category>
		<category><![CDATA[Exorcist]]></category>
		<category><![CDATA[Exorcist II: The Heretic]]></category>
		<category><![CDATA[Hans-Christian Schmid]]></category>
		<category><![CDATA[Jennifer Carpenter]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Linda Blair]]></category>
		<category><![CDATA[L’ossessa]]></category>
		<category><![CDATA[Michaela Klingler]]></category>
		<category><![CDATA[O Exorcismo Negro]]></category>
		<category><![CDATA[Requiem]]></category>
		<category><![CDATA[Scott Derrickson]]></category>
		<category><![CDATA[The Exorcism]]></category>
		<category><![CDATA[The Exorcism of Emily Rose]]></category>
		<category><![CDATA[The Fear of God: 25 Years of ‘The Exorcist’]]></category>
		<category><![CDATA[Un urlo nelle tenebre]]></category>
		<category><![CDATA[William Friedkin]]></category>
		<category><![CDATA[William Peter Blatty]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=1076</guid>
		<description><![CDATA[Exorcism:  Latince Exorcismus kelimesinden türemiştir. Genel anlamda bedeni kötü ruhlar ya da İblis tarafından ele geçirilen kişileri tanımlar ya da kötü ruhları kovma ritüeline denir. Bu tarz uygulamalar kilise veya günümüzde özel yetenekleri olan bazı kişilerce gerçekleştirilmektedir. Kötü ruhları dua ile defetme yöntemi çok eski olup, şamamizm kaynaklı olduğu üzerine çeşitli söylentiler vardır. Yine Hıristiyanlıkta, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1078" title="exorcist" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/05/exorcist.jpg" alt="exorcist" width="468" height="355" /></p>
<p style="text-align: justify;">Exorcism:  Latince Exorcismus kelimesinden türemiştir. Genel anlamda bedeni kötü ruhlar ya da İblis tarafından ele geçirilen kişileri tanımlar ya da kötü ruhları kovma ritüeline denir. Bu tarz uygulamalar kilise veya günümüzde özel yetenekleri olan bazı kişilerce gerçekleştirilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kötü ruhları dua ile defetme yöntemi çok eski olup, şamamizm kaynaklı olduğu üzerine çeşitli söylentiler vardır. Yine Hıristiyanlıkta, Yeni Ahit’te Hz. İsa ile ilgili mucizelerde dua ile kötü ruhları defetmeden bahsedilir.  İslam dininde de Cin çıkarma adı altında bu tarz uygulamalara rastlamak mümkündür. Yukarda bahsettiğim Yeni Ahit’te geçen Hz. İsa ile ilgili mucizeler nedeniyle de bu uygulama Katolik kilisesi, Protestanlık ve Doğu Ortodoks kiliseleri tarafından kabul görmüş olup, bu iş için özel eğitimli kişiler kilise tarafından yetiştirilmektedir.<span id="more-1076"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Aydınlanma çağından sonra bu tarz uygulamalara modern toplumda daha az rastlanmaya ve ilgi gösterilmemeye başlanmıştır.  Modern toplumun Exorcism ile belki de en dehşet verici karşılaması yönetmen William Friedkin’in çekmiş olduğu The Exorcist (1973) filmiyledir. Film William Peter Blatty’nin The Exorcist adlı kitabının uyarlamasıdır. Film vizyona girdiği dönemde büyük etki yaratmış ve günümüzde ise yapılan en iyi korku filmi olarak lanse edilmektedir. Filmi çoğu kişinin izlediğini varsayıp konusu ile ilgili çok fazla ayrıntıya girmeyeceğim. Meraklılar içinse film için hazırlanmış harika bir belgeseli öneriyorum: The Fear of God: 25 Years of ‘The Exorcist’.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignright size-full wp-image-1080" title="exorcism" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/05/exorcism.jpg" alt="exorcism" width="300" height="219" />Filmin yarattığı etki ve gişede sağladığı başarının ardından filmin ardı ardına klonları yapılmaya başlandı. Bu konuda özellikle İtalyan sinemacılar başı çekiyordu. Bu furyaya Türkiye de Şeytan (1974) filmiyle dahil oldu. O dönemde çekmiş oldukları Exorcist uyarlamaları günümüzde kötü film severler tarafından el üstünde tutulmakta. Kayda değer Exorcist klonları için şöyle bir sıralama yapabiliriz.</p>
<p>1    Şeytan (1974)<br />
2    L’ossessa (1974)<br />
3    Un urlo nelle tenebre (1975)<br />
4    Exorcist II: The Heretic (1977)<br />
5    Exorcismo (1975)<br />
6    O Exorcismo Negro (1974)</p>
<p style="text-align: justify;">Bunu yanı sıra filmin sadece ismi ile de benzerlik gösteren birçok film piyasaya sürülmüştür. (Jess Franco’nun Exorcism (1974)) 2000’li yıllara geldiğimizde ise Exorcism ile ilgili belki de en kayda değer yapımın The Exorcism of Emily Rose (2005) olduğunu görüyoruz. Yönetmenliğini Scott Derrickson’ın yaptığı film konusunu 1976’da ölen Anneliese Michel’in hayat hikâyesinden alıyor. Filmde alttan altta din, devlet ve modern tıp sorgusunun işlendiğini söyleyebiliriz. A. Michel’in yaşadığı olay karşısında modern tedavi yöntemlerini reddetmesi ve ailesi ile birlikte bir rahipten aldığı yardımın sonucunda ölmesi ile gelişen olayları bir mahkeme salonunda flashbacklerle izliyoruz.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1082" title="exorcism-of-emily-rose" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/05/exorcism-of-emily-rose.jpg" alt="exorcism-of-emily-rose" width="500" height="343" /></p>
<p style="text-align: justify;">Filmde Emily Rose’u canlandıran Jennifer Carpenter’ın harika bir oyunculuk çıkardığını söyleyebiliriz. Filmde ürkütücü olan şey olayın gerçek bir hikâyeye dayanması. Yönetmen de bunu zaten bir röportajında aslında bir korku filmi çekmekten çok insanlara exorcism’in gerçek olduğunu anlatmaya çalıştığını söylüyor. Zaten bunu yukarıda da belirttiğim gibi içten içe bazı dokundurmalarla da yapıyor. Film türünün en iyi örneği olmasa da kesinlikle en akıllıca yapılmış olanı.</p>
<p style="text-align: justify;">2006 yapımı Requiem ise bir Alman yapımı ve The Emily of Exorcism gibi konusunu gerçek bir hikaye olan Anneliese Michel’in hayat hikâyesinden alıyor.  Fakat film The Exorcism ve The Emily of Exorcism filmerinin anti tezi niteliğini taşıyor. Yönetmen Hans-Christian Schmid olaya farklı bir açıdan bakıyor. Requiem filminde günümüzde baskın olan dini hurafeler ve inançların etkisine karşın olaya daha bilimsel ve gerçekçi bir gözle yaklaşım sergilenirken, 73 yapımı The Exorcist’de o dönem etkin olan 68 kuşağının özgürlükçü ve asi duruşuna karşın muhafazakar kesimin duygularına hitab eden bir tutum söz konusu.Yine Requiem filminde  The Emily of Exorcism filmine göre korku unsurları oldukça geri planda hatta film için tamamiyle bir dram filmi demek yanlış olmaz. Belki de bunda filmin bir belgesel havasında çekilmesinin etkisi var. Film için söyleye bileceğim en olumsuz şey sonunun havada kalması ve tatmin edici olmaması. Filmi izlememiş olanlar içinse önerim bir korku filmi beklentisi içinde olmamaları.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1084" title="requiem2006" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/05/requiem2006.jpg" alt="requiem2006" width="485" height="300" /></p>
<p><a href="http://www.otekisinema.com/?p=5411">Öteki Sinema</a>&#8216;da yazdığım yazıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/sinemada-exorcism/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İtalyan Yamyam (Cannibal) Filmleri</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/italyan-yamyam-cannibal-filmleri/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/italyan-yamyam-cannibal-filmleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2009 20:45:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Amazonia: The Catherine Miles Story]]></category>
		<category><![CDATA[Antonio Climati]]></category>
		<category><![CDATA[Cannibal]]></category>
		<category><![CDATA[Cannibal Boom]]></category>
		<category><![CDATA[Cannibal Ferox]]></category>
		<category><![CDATA[Cannibal Holocaust]]></category>
		<category><![CDATA[Cannibal Terror]]></category>
		<category><![CDATA[Cannibalism]]></category>
		<category><![CDATA[Cornel Wilde]]></category>
		<category><![CDATA[Deep River Savages]]></category>
		<category><![CDATA[Eaten Alive]]></category>
		<category><![CDATA[Emanuelle and the Last Cannibals]]></category>
		<category><![CDATA[Emanuelle e gli Ultimi Cannibali]]></category>
		<category><![CDATA[Il cacciatore di uomini]]></category>
		<category><![CDATA[Il paese del sesso selvaggio]]></category>
		<category><![CDATA[Italian Cannibal Films]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Joe D'Amato]]></category>
		<category><![CDATA[Jungle Holocaust]]></category>
		<category><![CDATA[La Montagna del Dio Cannibale]]></category>
		<category><![CDATA[Last Cannibal World]]></category>
		<category><![CDATA[Love Goddess of the Cannibals]]></category>
		<category><![CDATA[Make Them Die Slowly]]></category>
		<category><![CDATA[Mangiati Vivi]]></category>
		<category><![CDATA[Massacre in Dinosaur Valley]]></category>
		<category><![CDATA[Mondo]]></category>
		<category><![CDATA[Mondo Cane]]></category>
		<category><![CDATA[Mondo cannibale]]></category>
		<category><![CDATA[Natura Contro]]></category>
		<category><![CDATA[Nudo e selvaggio]]></category>
		<category><![CDATA[Orgasmo Nero]]></category>
		<category><![CDATA[Papaya]]></category>
		<category><![CDATA[Papaya dei Caraibi]]></category>
		<category><![CDATA[Primitif]]></category>
		<category><![CDATA[Primitives]]></category>
		<category><![CDATA[Ruggero Deodato]]></category>
		<category><![CDATA[Savage Terror]]></category>
		<category><![CDATA[Schiave bianche: violenza in Amazzonia]]></category>
		<category><![CDATA[Sergio Martino]]></category>
		<category><![CDATA[The Emerald Jungle]]></category>
		<category><![CDATA[The Man from the Deep River]]></category>
		<category><![CDATA[The Man Hunter]]></category>
		<category><![CDATA[The Mountain of the Cannibal God]]></category>
		<category><![CDATA[The Naked Prey]]></category>
		<category><![CDATA[Trap Them and Kill Them]]></category>
		<category><![CDATA[Ultimo mondo cannibale]]></category>
		<category><![CDATA[Umberto Lenzi]]></category>
		<category><![CDATA[White Cannibal Queen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=881</guid>
		<description><![CDATA[Uzaklarda bir yerde ilkel, el değmemiş topraklar… işkence gören, aşağılanan, tecavüze uğrayan, öldürülen, hatta kimi zaman mideye inen uygar Avrupalılar… İzlemek istediğinize emin misiniz? Tabii ki eminsiniz yada en azından bir kısmınız mutlaka izlemek isteyecek yada izledi.  İğrenmek, korkmak ve büyülenmek için. İtalyan sinemasının yamyam temasını konu alan Cannibal türü filmleri, film sektörü içinde karanlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Uzaklarda bir yerde ilkel, el değmemiş topraklar… işkence gören, aşağılanan, tecavüze uğrayan, öldürülen, hatta kimi zaman mideye inen uygar Avrupalılar…</strong></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-882" title="cannibal-holocaust" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/04/cannibal-holocaust.jpg" alt="cannibal-holocaust" width="495" height="486" /></p>
<p style="text-align: justify;">İzlemek istediğinize emin misiniz?</p>
<p style="text-align: justify;">Tabii ki eminsiniz yada en azından bir kısmınız mutlaka izlemek isteyecek yada izledi.  İğrenmek, korkmak ve büyülenmek için.</p>
<p style="text-align: justify;">İtalyan sinemasının yamyam temasını konu alan Cannibal türü filmleri, film sektörü içinde karanlık bir köşede kendine yer bulmuştur. Bir çok kaynakta bu tarz filmler korku kategorisinde geçse de, aslında tam bir istismar türü örneğidir. Craven’ın filmlerinde olduğu gibi istismar filmlerinde, özellikle intikam temalı olanlarında, şiddet iki kere işlenir. İlk olarak katilin yada suçlunun uyguladığı, daha sonra kurbanın ailesi, sevdikleri yada kurbanın kendisi tarafından suçluya uygulanan şiddet. Yamyam filmlerinde bahsettiğimiz şiddet unsurunun yanı sıra pornografi de büyük yer tutar. Mekansal tercih genellikle Asya ve Güney Amerika’nın yağmur ormanlarından yanadır.<span id="more-881"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Şunu da belirtmekte fayda var ki bu filmler için muhteşem yada kusursuz tanımlamasını yapmak pek mümkün değildir. Zaten filmlerin amacıda mükemmel yada kusursuz olmak değil. Bu tarz filmlerin en bilineni ve en iyisi olarak kabul edileni Cannibal Holocaust’tur. Klasik yada kült tanımlamalarını hak etse de bir şaheser değildir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-full wp-image-887" title="cannibal" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/04/cannibal.jpg" alt="cannibal" width="499" height="123" /></p>
<p style="text-align: justify;">Bu tarz filmlerde bazı etkilenmelerin olduğu da aşikardır. Türün ortaya çıkmasında bahsettiğimiz gibi pornografinin büyük etkisi olmuştur. Ayrıca bu tarz filmler için “fake snuff”demek de yanlış olmaz.  Fakat şu açıktır ki mondo hareketi cannibal filmleri için güçlü bir örnek teşkil eder. Mondo, İtalya’da ortaya çıkmış bir tür olup, ilk olarak 1962 yapımı Mondo Cane ile bizlere tanıtılmıştır. Bu tür filmler belgesel tarzında çekilip, öldürücü kazaları, hayvanlara uygulanan şiddeti vs. içerir. Cannibal filmlerin atası olarak geçmektedir. Mondo filmlerinden Yamyam filmlerine ilk yumuşak geçişi yapan film Cornel Wilde’ın 1966 yapımı The Naked Prey’idir. 1970 ve 80lerde örneklerini veren yamyam filmleri, en verimli evresini 1977 ve 1981 yılları arasında yaşamıştır. Bu döneme de Cannibal Boom denmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Umberto Lenzi’nin Man from Deep River (1972) filmi yapılan ilk yamyam filmidir. Yamyamlara tutsak düşen bir araştırmacının daha sonra bu vahşi yaşama adapte olması, kendinden ve modern dünyadan bazı unsurları onlara adapte etmesi, hatta derinlerinde bir aşk hikayesinin de yattığı ( belki de diğer yamyam filmlerinden ayrılan en önemli özelliği) mantık çerçevesinden yaklaşıldığında belki de en izlenebilir yamyam filmlerinden bir tanesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Man from Deep River, Cannibal Boom döneminde çekilmiş bir çok filme de esin kaynağı olmuştur. Bunların arasında Ruggero Deodato’nun Last Cannibal World (Cannibal  Holocaust) filmi, Sergio Martino’nun The Mountain of the Cannibal God filmi ve Joe D’Amato’nun Laura Gemser’i oynattığı birkaç filmi.</p>
<p style="text-align: justify;">1980 yılı Cannibal türü filmler için en başarılı yıldır. Şubat 1980’de daha önce de belirttiğim gibi belki de en çok bilinen ve sevilen yamyam filmi Ruggero Deodato’nun yönettiği Cannibal Holocaust çekilmiştir. Filmin gişede elde ettiği büyük başarıdan sonra, Umberto Lenzi yine aynı yıl Eaten Alive ile türe katkıda bulunmuştur. Ve 1981’de de benim favori yamyam filmim Cannibal Ferox’u çekmiştir. Bu filmden sonra türün popülaritesi yavaş yavaş azalmaya başlamıştır. 1988 yılında Mondo film yönetmeni Antonio Climati’nin Natura Contro’suna kadar birkaç adını hatırlayamadığım film yapılsa da, bu filmle Cannibal furyası sona ermiştir.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter size-full wp-image-890" title="cannibal-holocaust1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/04/cannibal-holocaust1.jpg" alt="cannibal-holocaust1" width="511" height="337" /></p>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Filmler:<br />
</strong><br />
•    Il paese del sesso selvaggio (1972; The Man from the Deep River/Deep River Savages)<br />
•    Ultimo mondo cannibale (1977; Last Cannibal World/Jungle Holocaust)<br />
•    Emanuelle e gli Ultimi Cannibali (1977; Emanuelle and the Last Cannibals/Trap Them and Kill Them)<br />
•    La Montagna del Dio Cannibale (1978; The Mountain of the Cannibal God)<br />
•    Papaya dei Caraibi (1978; Papaya, Love Goddess of the Cannibals)<br />
•    Primitif (1978; Primitives/Savage Terror)<br />
•    Cannibal Holocaust (1980)<br />
•    Mangiati Vivi (1980; Eaten Alive!/The Emerald Jungle)<br />
•    Mondo cannibale (1980; White Cannibal Queen/Cannibals)<br />
•    Il cacciatore di uomini (1980; The Man Hunter/Devil Hunter)<br />
•    Orgasmo nero (1980; Black Orgasm)<br />
•    Cannibal Ferox (1981; Make Them Die Slowly!)<br />
•    Terror Caníbal (1981; Cannibal Terror)<br />
•    Schiave bianche: violenza in Amazzonia (1985; Amazonia: The Catherine Miles Story)<br />
•    Nudo e selvaggio (1985; Massacre in Dinosaur Valley/Cannibal Ferox 2)<br />
•    Natura Contro (1988; The Green Inferno/Cannibal Holocaust II)</p>
<p>Bu filmler haricinde benim gözden kaçırdığım ve bu türe girebilecek başka filmler listeye eklenebilir.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter size-full wp-image-894" title="cannibal-holocaust-posters" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/04/cannibal-holocaust-posters.jpg" alt="cannibal-holocaust-posters" width="482" height="512" /></p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.otekisinema.com/?p=4802">Öteki Sinema</a>&#8216;da yazdığım yazıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/italyan-yamyam-cannibal-filmleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erotik Sinema</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/erotik-sinema/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/erotik-sinema/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2009 22:17:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Camille 2000]]></category>
		<category><![CDATA[Erotic Cinema]]></category>
		<category><![CDATA[Erotik Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Immoral Tales]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Rollin]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Ramon Larraz]]></category>
		<category><![CDATA[Marquis de Sade's Justine]]></category>
		<category><![CDATA[The Image]]></category>
		<category><![CDATA[The Lickerish Quartet]]></category>
		<category><![CDATA[The Story of O]]></category>
		<category><![CDATA[Tinto Brass]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Erotik Sineması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=626</guid>
		<description><![CDATA[Erotizm ile ilgili tanımlamalar, bu sözcüğün kökeninin Yunan mitolojisindeki aşk tanrısı Eros’a dayandığını belirtilerek başlar. Erotizm ya da Erotizm sayılabilecek etkileri en güçlü biçimde yansıtan sanat dallarının başında sinema gelir. İnsan ilişkileri ve bu ilişkilerin maddeselleştirilmiş, görünürleştirilmiş göstergeler söz konusu olduğuna göre, her film erotik bir filmdir. Sinemada cinsellikle ilgili bütün görüntüler epey bir yolda, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-medium wp-image-627" title="marilyn-monroe" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/03/marilyn-monroe-256x300.jpg" alt="marilyn-monroe" width="230" height="270" />Erotizm ile ilgili tanımlamalar, bu sözcüğün kökeninin Yunan mitolojisindeki aşk tanrısı Eros’a dayandığını belirtilerek başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Erotizm ya da Erotizm sayılabilecek etkileri en güçlü biçimde yansıtan sanat dallarının başında sinema gelir. İnsan ilişkileri ve bu ilişkilerin maddeselleştirilmiş, görünürleştirilmiş göstergeler söz konusu olduğuna göre, her film erotik bir filmdir. Sinemada cinsellikle ilgili bütün görüntüler epey bir yolda, metaforlarla ortaya çıkarlar. Şöyle de denilebilir, popüler sinemada “erotik”, yasaklarla kurulmuş uzlaşmanın ve boyun eğişin sonucu ya da ürünü olarak anlaşılabilir. Çünkü tarihsel düzlemde “erotik”, o en geniş anlamıyla cinselliğin her türlü boyutu, baskı altına alınmaya çalışılmış; sonuçta erotik bu genel anlamıyla artık “tabuların, yasakların” kendileriyle özdeşleşmiştir. Bu durumda “erotik sinemanın tarihi de” tabuların, yasakların örttüğü, engellediği görüntüyü bize hatırlatıp duran, ama iş doğrudan göstermeye geldiğinde metaforları, başka araçları yardıma çağıran bir sinemanın tarihi olarak anlaşılabilir.<span id="more-626"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Yasaklarla özdeşleştirilmiş erotiği düşünmek demek, fantezilerimizi harekete geçirmek, bilinç dışında ya da ötesinde olanı bilinç düzeyine çıkarmaya çalışmak demektir. Çıplaklık, cinsel ilişki ve erotik serüvene (dolayısıyla sapkınlıklara vb.) ilişkin hayal gücümüzün bilincimize yükselttiği her şey, erotik sinemada kendine bir ifade biçimi bulabilmiştir. Şöyle de denilebilir. Erotik film, fantezilerimizi zorlayıp durduğumuzu bilir; bu zorlamayı gösterir. Kendisi sınırın meşru alanını koruduğu için, cinsellik fantezilerinin önünü açmak şöyle dursun, bir yandan erotiği abartıp dünyanın en önemli şeyini gösteriyor gibi yapsa da, cinsellikten duyulan korkuların ortadan kalkmasına en ufak bir katkıda bulunmaz, “arzunun zaten gizlenmesine hizmet eden sembollere yeniliklerini ekler durur; sadece yönünü değiştirir bu korkuların. Erotiğin olağan, sıradan iki insan “tamam, peki” dediğinde gerçekleştirilecek bir ilişki olduğuna inandırır seyirciyi. Ama gene de Pazar ekonomisinin gereği, erotik film, erotik eğlence sanayi gibi çirkin, korkunç, erotik duygularımızı rencide edici görüntüleri de her fırsatta sunmaya çalışır. Bu noktada artık meşruiyet sınırlarında kendine seyirci arayan erotik sinemanın alanının dışına çıkmış oluruz herhalde. Popüler erotik film erotiği, fantezilerimizle birlikte mistik, egzotik, ütopik bir uzaklığın içine yollar; arzunun rüyada ya da uyanıklık rüyasında kendini kodlaması gibi onu bir kez daha kodlar.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-630" title="erotic-cinema" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/03/erotic-cinema.jpg" alt="erotic-cinema" width="325" height="483" /></p>
<p style="text-align: justify;">Türk sinemasında erotizme gerçekten ulaşan yönetmenlere 1960’lı yıllarda rastlıyoruz. Bu dönem her şeye karşın bir açılma dönemidir ama, ağır basan daha çok erotizm deneyleridir. Cinsellik sömürüsü de aynı dönemde devam ediyordu elbette. Beceriksizce çekilen sahneler erotizm’e ulaşmak için çalışırken, bayalığa kaçan ve hatta kültürlü izleyiciyi güldüren sahneler de az değildi. İşte birde bu gibi sahnelerden ötürü kimi aydınlarımız ve kültürlü(!) izleyicilerimiz Türk Sinemasını küçümsemişlerdir. Ama yinede tüm bu yetersizliklere rağmen, 1960’lı yıllar Türk sinemasında erotizm bakımından iyi niyetli bir dönem olarak kabul edebiliriz. Öte yandan 1970’li yıllar başladığında işler bir hayli değişecekti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/erotik-sinema/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

