iyiköfüfilm

Film, polis memuru Alma Pereira’nın (Lina Romay) Malaga’da bir kulüpte öldürülmüş egzotik dansçı Paula’nın (Paula Davis)ölümünü araştırmak üzere dansçının arkadaşı baş şüpheli Paula (Carmen Montes) ile görüşmesi ile açılıyor.

Jess Franco kariyeri boyunca yaklaşık 200′ü geçik filme imza atmış bir yönetmen. Filmlerinin alternatif versiyonlarını da sayarsak bu sayı tabii ki daha da fazlalaşıyor. Bu film ya da kendi deyimiyle görsel ve işitsel deneyim için şunu söylemek mümkün ki yönetmenin en düşük bütçeli filmlerinden birisi. Film sadece üç oyuncuyla bir ya da iki odanın içinde çekilmiş. Aynı zamanda Jess Franco’nun eşi olan Lina Romay ise filmde sadece üç dakika kadar görünüyor. Eski Jess Franco filmleriyle aynı tadı vermediğini söylemek mümkün. Filmin promosyon görüntülerinde de bahsettiği gibi aslında orijinal bir çalışma. Sanat galerisinde sergilenen bir video art izliyor hissi uyandırıyor izleyicide. Robert Louis Stevenson’ın The Strange Case of Dr.Jekyll and Mr.Hyde filminin Paula-Paula’nın başlangıç noktasını oluşturduğu söylense de film çoğunlukla Friedrich Gulda’nın müzikleri etrafında dönüyor. Hatta bazen gözlerinizi kapatıp sadece müziği dinlemek istiyorsunuz. Müzik devam ederken dans sahneleri, çıplaklık, psychedelic ayna efektleri ve slow-motion görüntüler devam ediyor. (daha fazla…)


8
Şub
2011

Ajita Wilson

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

1950 yılında Amerikalı bir baba ve Brezilyalı bir annenin erkek çocuğu olarak dünyaya gelen Ajita Wilson (gerçek adı George Wilson) sinema tarihinin en renkli kişiliklerinden biriydi. 70’li ve 80’li yıllar boyunca pek çok istismar filmi ve hardcore porno filminde rol aldı.

Brooklyn doğumlu olan Ajita Wilson transseksüel bir hayatı daha rahat yaşayabilmek için New York’a taşındı ve burada striptiz kulüplerinde şarkıcı ve dansçı olarak çalışmaya başladı. 70’li yılların ilk dönemlerinde yasal olmayan yeraltı projelerde, porno filmlerde oynamaya başladı ve bu dönemde bazı Avrupalı yapımcıların dikkatini çekti. Özellikle İtalya ve Yunanistan’da çalıştı. Bu dönemde o kadar çok yer altı filmlerde rol aldı ki Ajita Wilson’un tam olarak bir filmografisini çıkartmak neredeyse imkansız hale geldi. Film kariyeri IMBD’e göre 1976 yapımı Gola profonda Nera aka Black Deep Throat’la başlayan Wilson yine IMDB’ye göre yaklaşık 40 filmde rol aldı. Fakat bu listenin önemli bir bölümünün eksik olduğu da aşikâr. 1976 yılında yönetmen Cesare Canevari’nin Afrikalı bir elçinin İtalya’ya ziyaretini konu olan La principessa nuda aka The Nude Princess filminde İtalya da boy gösterdi.

İlerleyen yıllarda Ajita beyazperdede kişilik sahibi bir karakter olmaya başladı. Joe D’Amato, Lucio Fulci ve Jess Franco gibi yönetmenlerle çalışma fırsatı buldu. Gariptir ki oynadığı filmlerin büyük çoğunluğunda da “Ajita” adını kullandı. (daha fazla…)


17
Ağu
2010

Nunsploitation Filmleri

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

Nunsploitation filmleri İstismar filmlerinin bir alt türü olup 1970’li yıllarda altın çağını yaşamıştır. Bu filmler genellikle Hıristiyan rahibelerin manastır yaşamlarını konu almış, dini ve cinsel baskı üzerine kurgulanmışlardır. Özellikle filmlerdeki konular Ortaçağ Avrupa’sının karanlık yönlerinden beslenmektedir.

Rahibelerle ilgili çarpık ilişkilerin konu alındığı dal sadece sinemayla da kalmıyor. Rahibelerin çarpık ilişkileriyle ilgili yazılı belgelerin tarihi 14. yy’a kadar uzanıyor. Gabriel De Lavergne’in The Love Latters of a Porteguese Nun (1669) romanı bu konuyla ilgili yazılan ilk romanlardan biri. Roman, Jess Franco tarafından 1977 yılında Love Letters of a Portuguese Nun adıyla sinemaya uyarlanmıştır.

Günahkâr Rahibelerle ilgili yazılı örneklerin ilki ise Giovanni Boccaccio’nun Decameron eserinde geçen bir öyküdür. Bu öykü yönetmen Pier Paolo Pasolini tarafından sinemaya 1971 yılında The Decameron aka Il Decameron adıyla uyarlanmış ve bu türün ilk örneklerinden biri  olarak karşımıza çıkmıştır. Öyküde ve filmde bir manastırda çalışan sağır ve dilsiz bir gencin bunu fırsat bilen ve başlarının belaya girmeyeceğini düşünen rahibelerin seks oyuncağı haline gelmesi anlatılır. Fakat bir gün gelir genç buna daha fazla dayanamamış olacak ki dili çözülür. The Decameron (1971) aynı zamanda İtalya’da baş gösteren seks-komedilerinin de öncü filmlerinden biridir. 1922 yapımı Häxan filmi ise bu türün habercilerinden biri olarak karşımıza çıkar. G. Boccaccio dışında Diderot, Stendhal gibi tanınmış bir çok yazar manastırda yaşanan çarpık ilişkileri ve aşk hikayelerini yazmışlar ve bu eserlerin bir çoğu günümüzde beyazperdeye uyarlanmıştır. (daha fazla…)


2
Haz
2010

Olga’s Girls (1964)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Olga filmleri 60’lı yıllarda yapılan sexploitation türünde bir seridir. Olga’s Girls ise bu serinin ikinci filmi olarak 1964 yılında Joseph Mawra tarafından çekilir. Serinin ilk filmi White Slaves of Chinatown ve sonuncu yani üçüncüsü Olga’s House of Shame de yine aynı yönetmene aittir. Serinin üç filminin de yapımcısı 50’li yıllarda yaptığı Z filmler ve 60’lı yıllardaki sexploitation filmleriyle tanınan George Weiss’dir. 1953 yapımı bir cinsiyet değiştirme hikayesinin anlatıldığı Glen or Glenda filmi Weiss’in en bilinen işidir.

60’ların başında sinemada sleaze ve gore unsurlar yeni yeni görünmeye başlarken, bu üçleme bu unsurları içeren en dikkat çeken istismar filmlerinin başında gelir. Olga filmleri aynı zamanda Jess Franco için de Ilsa serisi açısından büyük bir ilham kaynağı olmuştur.  Beyaz kadın ticareti, uyuşturucu, kaçakçılık, işkence dolu bu seri, çoğu kişi tarafından 30 ve 40’lı yılların klasik exploitation filmlerine bir gönderme şeklinde tanımlanır. Tabii ekstra sleaze unsurlar içererek…

Olga (Audrey Campbell) yerel bir mafya ile bağlantılı çalışan, etrafında kirli işleri yaptırmakta kullandığı kadınların olduğu, bir yer altı çetesinin lideridir. Oldukça zalim, en ufak bir hatayı bile kabul etmeyen Olga, yanındaki kadınları fuhuş yaptırmak ve uyuşturucu ticareti için kullanmaktadır. İstemediği ya da yanlış bir durum olursa kadınlara eziyet etmekten hiç çekinmez. İçlerinden bir kızın muhbirlik yaptığını öğrenir ve gerçekleri öğrenmenin onun için birinci yolu işkencedir. (daha fazla…)


12
Nis
2010

Soledad Miranda

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

Gerçek ismi Soledad Rendón Bueno olan güzel yıldız, 9 Temmuz 1943 yılında Portekizli bir ailenin çocuğu olarak Sevilla’da doğdu. 60lar boyunca birçok filmde rol alan bu İspanyol güzelin olağanüstü güzelliği ve genç yaşta amansız ölümü kendisini adeta bir efsane haline getirdi.

Çok küçük yaşlardan itibaren oyuncu olmanın hayalini kuran Soledad Miranda, kariyerine henüz 8 yaşındayken Flamenko dansçısı ve şarkıcı olarak başladı. İlk filmini ise henüz 16 yaşındayken çeken oyuncu, bu filmde bir dansçı rolündeydi. İlerleyen yıllarda böylesi bir güzellik tabii ki yönetmenlerin ve yapımcıların da dikkatinden kaçmadı ve çoğunluğu İspanya’da olmak üzere birçok komedi, drama, B filmi ve korku filminde yer aldı. 1960 yılından öldüğü 1970 yılına kadar yaklaşık 35 filmde yer aldı güzel aktrist. Kariyerindeki en büyük olay ise efsane yönetmen Jess Franco ile tanışması oldu. Yönetmenin Kont Dracula ve Vampiros Lesbos gibi kült klasiklerinde rol alan Miranda, adeta Jess Franco’nun fetiş oyuncusu oldu. Kendisinden çoğu zaman Franco’nun harika keşfi diye bahsedilen Miranda’nın 18 Ağustos 1970 yılında eşiyle birlikte yaptığı bir araba kazası sonucu yaşamını kaybetmesi, arkadaşları, ailesi, sevenleri için olduğu kadar Jess Franco için de büyük bir yıkım oldu. Kazayı geçirmeden çok kısa bir süre önce bir Alman film yapımcısından belki de kendisine büyük bir star olmanın kapılarını aralayacak olan bir film teklifi geldi. Fakat ani ölümü buna imkan vermedi. (daha fazla…)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja B-Film Blog Asya Sineması