<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İyi &#039;Kötü Film&#039; &#187; Jean Rollin</title>
	<atom:link href="http://iyikotufilm.com/etiket/jean-rollin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://iyikotufilm.com</link>
	<description>&#34;kötü&#34; filmlerin nasıl seyredilmesi gerektiğini öğrenin, onlar genelde çok &#34;iyi&#34; dir.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 10:13:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Vampyres (1975)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/vampyres-1975/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/vampyres-1975/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jul 2011 08:32:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anulka Dziubinska]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Deacon]]></category>
		<category><![CDATA[D. Daubeney]]></category>
		<category><![CDATA[Daughters of Darkness]]></category>
		<category><![CDATA[Emma]]></category>
		<category><![CDATA[Estigma]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Rollin]]></category>
		<category><![CDATA[Jesus Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Ramon Larraz]]></category>
		<category><![CDATA[Marianne Morris]]></category>
		<category><![CDATA[Murray Brown]]></category>
		<category><![CDATA[Puertas Oscuras]]></category>
		<category><![CDATA[Scream and Die]]></category>
		<category><![CDATA[Symptoms]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Owen]]></category>
		<category><![CDATA[Vampyros Lesbos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=5453</guid>
		<description><![CDATA[Biraz klişe bir başlangıç olacak belki ama Jesus Franco’nun Vampyros Lesbos’u ya da Jean Rollin’in Daughters of Darkness’ı ne ise, José Ramón Larraz’ın Vampyres’i de o minvalde bir cevher. 1970’lerin “erotik lezbiyen vampir” çeşitlemeleri furyasının kanımca en nadide örneklerinden biri. İki kadının sevişirken,  yüzünü göremediğimiz biri tarafından silahla öldürülmesi sahnesiyle açılan film, akabinde Ted (Murray [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/las-hijas-de-dracula.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-5454" title="las-hijas-de-dracula" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/las-hijas-de-dracula.jpg" alt="" width="241" height="336" /></a>Biraz klişe bir başlangıç olacak belki ama <strong>Jesus Franco</strong>’nun <em>Vampyros Lesbos</em>’u ya da <strong>Jean Rollin</strong>’in<em> Daughters of Darkness</em>’ı ne ise, <strong>José Ramón Larraz</strong>’ın <em>Vampyres</em>’i de o minvalde bir cevher. 1970’lerin “erotik lezbiyen vampir” çeşitlemeleri furyasının kanımca en nadide örneklerinden biri.</p>
<p style="text-align: justify;">İki kadının sevişirken,  yüzünü göremediğimiz biri tarafından silahla öldürülmesi sahnesiyle açılan film, akabinde Ted (Murray Brown) adındaki bir adamın otele kayıt yaptırmasıyla devam ederek, seyirciye pek de anlamlı gelmeyen bir seyir izlemekte. Filmin yavaş yavaş açılacağının (!) sinyallerini ise jenerikte uçuşan yarasalardan almak mümkün. Bu arada karavanlarıyla kısa bir tatil için yola çıkmış bir çift, Viktoryan tarzı bir malikanenin yanına konuşlanmayı tercih eder. Çiftlerden Harriet (Sally Faulkner), henüz yolculuk halindeyken yol kenarında gördükleri iki kadını aklından bir türlü silememekte, çareyi sanatsal çalışmalar yapmakta bulmaktadır. Bu arada sevgilisi John (Brian Deacon), tam bir hödük gibi davranarak Harriet’ın korkularını ve endişelerini yok saymaktadır. Merak etmeyin kızlar, bu tip filmlerin standart kodu olarak, filmin sonunda intikamımız nasıl olsa alınacaktır. Peki ama Harriet’ın korkularının kaynağı kadınlar, aslında kimdir?</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin ana karakterleri, işte yol kenarında otostop yaparak kurbanlarını avlayan Fran (Marianne Morris) ve Miriam’dır (Anulka Dziubinska). <span id="more-5453"></span>Tek tek veya çift olarak özellikle erkeklerin kullandıkları arabalara atlayarak, şöfor koltuğunda arz-ı endam eyleyen adamı, evlerine davet eden bu iki pelerinli ve çekici kadın, Karpat’lardan gelen kısa bir şarap sefasının ardından, erotizmin dozunu arttırarak kurbanlarını yatağa düşürürler. Hemen ardından ise beklenen son, yani kan banyosu, seyirciyi tatmin edecek düzeyde vuku bulur. Fran ve Miriam için oldukça sıradan olan bu ritüel, Fran’in ağına düşürdüğü Ted’in duruma az buçuk uyanması nedeniyle bozulur. Üstelik Harriet da olaya amatör detektif olarak katılmak suretiyle, gizemi açığa çıkarmaya oldukça niyetlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Katalan yönetmen, filmin önce gerilim, ama özellikle gizem unsurunu oldukça yavaş düzeyde seyirciye geçirmeyi tercih etmiş.  İngiliz oyuncularla çekilen bu İngiltere yapımı film, yönetmenin menşeinden midir bilinmez, kurduğu atmosfer ile de oldukça başarılı. Vampir filmi klişelerinden bazılarını sonuna kadar kullanırken bazılarına da es geçmiş. Misal vampirler sadece sabah ezanı okunmadan a.k.a. sabah çanları çalmadan istirahat mekanlarına gitmek zorundalar. Ama öğleden sonra güneş henüz batmamışken, ağaç altlarında salınabiliyorlar. Öte yandan dişlemek için sivri dişlere sahip olmak zorunda değiller. Malum teknoloji ilerledi. Keskin bir bıçak da kan akıtmak için aynı işi görebilir rahatlıkla.</p>
<p style="text-align: justify;">Vikipedik bilgilere göre oyunculardan <strong>Anulka Dziubinska</strong> (kısaca Anulka olarak tanınır) Playboy’un 1973 Mayıs kapak güzeliyken, <strong>Marianne Morris</strong> ise 1976 yılında Mayfair dergisine soyunmayı başarmış. Filmde de  bol bol soyunuk görme şansını elde ettiğimiz ablalar bir yana, kendini istismar sularına bırakmış el değmemiş bir yönetmen <strong>José Ramón Larraz</strong>.  Oldukça düşük bir bütçeyle çekilmesine rağmen Vampyres, yönetmenin diğer filmlerine bakmak için yeterince malzeme veriyor seyirciye. Vampyres’e kadar tamamıyla İngiltere topraklarında geçen <em>Symptoms (1974)</em>,<em> Scream and Die (1974)</em> vb. İngiliz yapımı filmlerle karşımıza çıkan Larraz, bu tarihten sonra kendi topraklarında çektiği <em>Emma,  Puertas Oscuras (1974), Estigma (1980)</em> gibi filmlerle iç gıcıklamaya sebebiyet veriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Okuyucuya not: Filmi izlemek istemeyen okuyucu doğrudan trailer’ı izleyerek izlemiş kadar olabilir. Filmi izlemek isteyen okuyucuya ise trailer’ı seyretmemesini salık veririm. Zira filmde ne kadar aksiyon var ise hepsini göstererek büyük bir başarıya imza atmış trailer’ı hazırlayanlar.</p>
<p><strong>Tuğba Keleş (ninjatugba@gmail.com)</strong></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/las-hijas-de-dracula2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5463" title="las-hijas-de-dracula2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/las-hijas-de-dracula2.jpg" alt="" width="592" height="973" /></a></p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/F_TSpC8s8_4" frameborder="0" width="560" height="349"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/vampyres-1975/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Blood Spattered Bride (1972)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/the-blood-spattered-bride-1972/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/the-blood-spattered-bride-1972/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Mar 2011 05:45:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alexandra Bastedo]]></category>
		<category><![CDATA[Ángel Lombarte]]></category>
		<category><![CDATA[Carmen]]></category>
		<category><![CDATA[Dean Selmier]]></category>
		<category><![CDATA[I Dismember Mama]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Rollin]]></category>
		<category><![CDATA[La Novia Ensangrentada]]></category>
		<category><![CDATA[La Pasion Turca]]></category>
		<category><![CDATA[Libertarias]]></category>
		<category><![CDATA[Maria-Rosa Rodriguez]]></category>
		<category><![CDATA[Maribel Martín]]></category>
		<category><![CDATA[Montserrat Julió]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Leder]]></category>
		<category><![CDATA[Sheridan Le Fanu]]></category>
		<category><![CDATA[Simón Andreu]]></category>
		<category><![CDATA[The Blood Spattered Bride]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğba Keleş]]></category>
		<category><![CDATA[Vicente Aranda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=4284</guid>
		<description><![CDATA[The Blood Spattered Bride, özgün dildeki ismiyle La Novia Ensangrentada, 1972 tarihli bir İspanyol korku filmi. Carmen (2003), Libertarias (1996), La Pasion Turca (1996) gibi filmlerle “ilgili” Türk seyircisinin yakından tanıdığı bir isim olan  Vicente Aranda tarafından yönetilmiş olan film, aslen Sheridan La Fanu’nun Carmilla adlı kitabından uyarlanmış. Söz konusu eser Carmilla ise, genel çerçevede [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-4285" title="The-Blood-Spattered-Bride1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/03/The-Blood-Spattered-Bride1.jpg" alt="" width="254" height="335" />The Blood Spattered Bride, özgün dildeki ismiyle La Novia Ensangrentada, 1972 tarihli bir İspanyol korku filmi. Carmen (2003), Libertarias (1996), La Pasion Turca (1996) gibi filmlerle “ilgili” Türk seyircisinin yakından tanıdığı bir isim olan  Vicente Aranda tarafından yönetilmiş olan film, aslen Sheridan La Fanu’nun Carmilla adlı kitabından uyarlanmış. Söz konusu eser Carmilla ise, genel çerçevede korku türü içerisinde yer alan filmin özel olarak bir lezbiyen vampir hikâyesi anlatması kaçınılmaz değil de nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">Henüz evlenmiş, özel otomobilleriyle, erkek tarafının babadan kalma malikânesine doğru yola çıkmış Susan ve kocası, Susan’ın üzerini değiştirmesi için yol üzerinde uğradıkları otelde, hem Susan’a hem de seyirciye ilk şoku yaşatır. Daha otele adımını atar atmaz izlendiği duygusuna kapılan ve gerçekten de gelinlik benzeri bir elbise içinde kendisini seyreden bir kadınla göz göze gelen, odasına çıktığında açtığı dolabın içinden bir adamın kendisini boğduğu halüsinasyonunu gören Susan’ı, yeni evinde daha fena olaylar beklemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Zifaf gecesinde, kocasının az buçuk tuhaf sayılabilecek cinsel istismarına maruz kalan Susan, yaşadığı şiddetli aşkın etkisinde olan bitene alışmaya çalışırken, malikanede asılı aile büyüklerine ait antika  tablolardan da kocasının ailesi hakkında kasabada dedikoduya bile sebep olmuş bazı gerçekleri öğrenir. Bu gerçeklerden özellikle biri, kocasını öldürmüş bir kadın olan Mircalla, Susan’ının ilgisini çeker. Zira bu kadınla, ilk defa otelde gördüğü ve ara sıra rüyalarında ziyarete gelen kadın arasında özdeşlik kurmaya başlar.<span id="more-4284"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kısa zaman içerisinde rüyalarındaki kadının Susan’dan ne istediği ortaya çıkar; Susan’a yaptıkları için, yani cinsel istismarda bulunduğu için intikam almasını, kısaca kocasını öldürmesini. Rüyasında kocasını, tablodakinin aynısı bir hançerle defalarca öldüren Susan, kendine geldiğinde “yanında” değil, elbette karşısında bir sinir doktoru bulacaktır. Tüm bu süre boyunca Susan’a inanmayan, yaşının küçüklüğü sebebiyle evlilik gibi bir kurumu kaldıramadığına yoran kocayı ise bir sürpriz beklemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Evin yakınındaki sahilde kuma gömülü halde bulduğu çıplak kadını eve getiren koca, bu kadının Susan’ın rüyalarındaki kadın olduğuna, yeterli delili elde ettiğinde inanmaya başlayacaktır başlamasına ama bir kilise mezarlığındaki mezarına çektiği Susan’ın çoktan kafasına girmiş ve onlara kendini Carmilla olarak tanıtmış kadın tarafından alt edilmiştir bile. Her gece, yatağından hipnotize olmuş bir biçimde kalkarak mezarlığa giden ve Carmilla ile kan emme ayinleri yapan Susan’ı gerçek hayatta da kocasına saldırmak için pek bir şey tutamaz artık. Arkasında büyük vampir Carmilla, elinde ise “fallusu” hançeri ile önüne gelene kan banyosu yaptırması an meselesidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="size-full wp-image-4289 alignright" title="The-Blood-Spattered-Bride2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/03/The-Blood-Spattered-Bride2.jpg" alt="" width="303" height="236" />Lezbiyen vampir denilince istismar sineması içerisinde ilk akla gelen kişi Jean Rollin’dir elbet. Bu filmiyle Vicente Aranda, tür içinde harika bir işe imza atmış. Malikâne (özellikle dış cephede), kilise kalıntısındaki mezarlık, etrafı kayalıklarla çevrili kumsal gibi mekanlarla, mükemmel gotik atmosfer kuran yönetmen, gizemi oldukça yavaş açığa çıkarmasına rağmen hiç de sıkmayan bir performans göstermiş. 1975 yılında Amerika’da gösterime giren versiyonu 13 dakika kadar kısaltılan film aslında 122 dakika. Maalesef benim izlediğim versiyon da yaklaşık 100 dakika süreli olandı ama içerdiği çıplaklık, şiddet ve kan banyosu sahneleri gayet yerli yerindeydi. İnsan yine de kesilen bölümleri merak etmiyor değil.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin tanıtım videosu da evlere şenlik. 1974 tarihli Paul Leder tarafından yönetilmiş olan I Dismember Mama adlı filmle birlikte gösterildiği sinemada deliren bir adam olduğunun haberini yapan bir gazeteci, olaya tüm heyecanıyla yaklaşırken, ekran başındaki seyircileri de galeyana getirmeye çalışıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin oyuncu kadrosunda Susan rolünde Maribel Martín, Carmilla rolünde Alexandra Bastedo ve koca rolünde Simón Andreu bulunuyor. Her biri gerçekten kayda değer oyunculuklarını sergilerken seyirciyi filmin içine çekmeyi başarıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak erkeğin yok edilmesi için güçlü bir kadın dayanışması (!) gerektiğine vurgu yapan film (sallıyorum kulak asmayın), “make love not war” diyenelere nispet yaparcasına, istismar sularında yüzdüğünü unutturmayarak kanlı bir tablo çizerek nihayete eriyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Yazan: Tuğba Keleş</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-4295" title="The-Blood-Spattered-Bride3" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/03/The-Blood-Spattered-Bride3.jpg" alt="" width="660" height="666" /><br />
 </strong></span></p>
<p><iframe title="YouTube video player" width="480" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/7Gp4CAFjNGI" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/the-blood-spattered-bride-1972/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emilio Vieyra (1920-2010)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/emilio-vieyra-1920-2010/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/emilio-vieyra-1920-2010/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 06:51:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Blood of the virgins]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Orloff]]></category>
		<category><![CDATA[Düşük bütçeli filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Emilio Vieyra]]></category>
		<category><![CDATA[Feast of Flesh]]></category>
		<category><![CDATA[Hombres a precio]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Rollin]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[La venganza del sexo]]></category>
		<category><![CDATA[Mondo Macabro]]></category>
		<category><![CDATA[Placer Sangriento]]></category>
		<category><![CDATA[Sangre de virgines]]></category>
		<category><![CDATA[The Curious Dr. Humpp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2284</guid>
		<description><![CDATA[İşlerin yoğunluğundan es geçtiğim üzücü bir haberi sizlerle paylaşmak istedim. Arjantin’in Roger Cornman’ı olarak adlandırılan aktör, yönetmen, senarist Emilio Vieyra geçtiğimiz günlerde hayata veda etti. Kariyerine oyunculukla başlayan Vieyra ilk oyunculuk deneyimini 1950 yılında Hombres a precio filmiyle gerçekleştirir. 1962 yılında başladığı yönetmenlik kariyeri boyunca akıllarda kalan en iyi filmi Sangre de virgines aka Blood [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/02/0319450B.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2285" title="0319450B" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/02/0319450B.jpg" alt="" width="600" height="360" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">İşlerin yoğunluğundan es geçtiğim üzücü bir haberi sizlerle paylaşmak istedim. Arjantin’in Roger Cornman’ı olarak adlandırılan aktör, yönetmen, senarist Emilio Vieyra geçtiğimiz günlerde hayata veda etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Kariyerine oyunculukla başlayan Vieyra ilk oyunculuk deneyimini 1950 yılında Hombres a precio filmiyle gerçekleştirir. 1962 yılında başladığı yönetmenlik kariyeri boyunca akıllarda kalan en iyi filmi Sangre de virgines aka Blood of the virgins (1967) filmidir.  Arjantin’de yasaklanan film aynı zamanda Arjantin’in ilk vampir filmidir. Yönetmenin diğer en bilinen filmleri ise; The Curious Dr. Humpp aka La venganza del sexo (1969) and Feast of Flesh aka Placer Sangriento (1967)’dur.  Sengre De Virgines (1967) Jean Rollin esintileri taşırken,  The Curious Dr. Humpp (1969) ise Jess Franco’nun Dr. Orloff’uyla benzerlikler gösterir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dönemin düşük bütçeli film yönetmenleri gibi birçok istismar alt türünde de örnekler veren yönetmenin keşfedilmeyi bekleyen filmleri Mondo Macabro tarafından kötü film severlerin hizmetine sunulmuştur.<span id="more-2284"></span></p>
<p>Aramızdan ayrılırken Amilio Vieyra’yı saygıyla anıyoruz.</p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #993300;"><em><strong>Feast of Flesh</strong></em></span> <span style="color: #993300;">filminden bir kaç kare.</span></p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/02/feast-of-flesh.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2288" title="feast of flesh" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/02/feast-of-flesh.jpg" alt="" width="500" height="2773" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/emilio-vieyra-1920-2010/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vierges et vampires (1971)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/vierges-et-vampires-1971/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/vierges-et-vampires-1971/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 17:28:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alman ekspresyonist sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Erotika]]></category>
		<category><![CDATA[Erotizm]]></category>
		<category><![CDATA[Exploitation Film]]></category>
		<category><![CDATA[Gotik Korku Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Rollin]]></category>
		<category><![CDATA[Le Viol du Vampire]]></category>
		<category><![CDATA[Les Raisins de la Mort]]></category>
		<category><![CDATA[Marie-Pierre Castel]]></category>
		<category><![CDATA[Mireille Dargent]]></category>
		<category><![CDATA[Requiem for a Vampire]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Vierges et Vampires]]></category>
		<category><![CDATA[X-rated]]></category>
		<category><![CDATA[X-rated Cinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=1627</guid>
		<description><![CDATA[Vierges et Vampires ya da kulağa daha aşina gelen İngilizce ismi Requiem for a Vampire 1971 yapımı bir Fransız korku filmi. Filmin yönetmenliğini yapan Jean Rollin aynı zamanda filmin senaristi de. Jean Rollin yaptığı fantastik türde filmlerle tanınan bir yönetmen. Kendisi aynı zamanda oyuncu ve yazar. Belki de en önemli özelliklerinden birisi de ilk Fransız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/requiem-for-vampire-poster1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1628" title="requiem-for-vampire-poster1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/requiem-for-vampire-poster1.jpg" alt="requiem-for-vampire-poster1" width="254" height="335" /></a>Vierges et Vampires ya da kulağa daha aşina gelen İngilizce ismi Requiem for a Vampire 1971 yapımı bir Fransız korku filmi. Filmin yönetmenliğini yapan Jean Rollin aynı zamanda filmin senaristi de. Jean Rollin yaptığı fantastik türde filmlerle tanınan bir yönetmen. Kendisi aynı zamanda oyuncu ve yazar. Belki de en önemli özelliklerinden birisi de ilk Fransız vampir filmine ( Le Viol du Vampire, 1968) ve ilk Fransız gore filmine (Les Raisins de la Mort, 1978) imza atmış olması. Ayrıca Rollin Fransız X-rated sinemanın da öncülerinden birisi. 1973 yılından 1980’e kadar softcore-komedilerden hardcore-pornografiye kadar sayısız filme imza atmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Yönetmen geleneksel Fransız ve Alman ekspresyonist sinemadan, klasik Amerikan korku filmlerinden, mizah dergilerinden, fantastik edebiyattan ve sürreal sanattan oldukça fazla etkilenmiş, yaptığı çoğu filmde olduğu gibi Vierges et Vampires’de de bu etkileri görmek mümkün. Oldukça az diyaloglar, etkileyici fakat basit bir müzik ve şiirsel bir görsellik. Filmlerinin çoğunda düşük bir bütçeye sahipken, filmin geçtiği mekan ve atmosfer onun için hep son derece önemli. Şatolar, gotik bir havaya sahip mezarlıklar, ıssız sayfiye yerleri…</p>
<p style="text-align: justify;">İki genç kız  Marie (Marie-Pierre Castel) ve Michelle (Mireille Dargent) çok iyi arkadaştır ve beraber okuldan kaçarlar. Fakat işler istedikleri gibi gitmez ve kendilerini vampirlerin ve zincire gerilmiş çıplak kadınların yaşadığı bir şatoda bulurlar. Kızlar kaçmaya çalışır; fakat vampirlerin başı kızları ısırır. Bu arada kızlar bakiredir ve aynı anda hem bakire hem de vampir olamazlar. Kızların görevi kurbanlarını ayartarak şatoya çekmektir.  Bu arada Master yaşayan son vampirdir ve vampir ırkı bitmek üzeredir.<span id="more-1627"></span></p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/requiem-for-a-vampire2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1630" title="requiem-for-a-vampire2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/requiem-for-a-vampire2.jpg" alt="requiem-for-a-vampire2" width="660" height="666" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Film oldukça düşük bütçesine rağmen, hikâyeyle bütünleşen etkileyici bir atmosfer yaratmayı başarmış. Diğer çoğu Rollin filminde olduğu gibi diyaloglar yok denecek kadar az. Kızların isimlerini bile film boyunca yalnızca bir ya da iki kere duyabiliyoruz. Ayrıca Jean Rollin’in filmlerinde sıkça yer verdiği erotizm bu filmde de var, fakat film kesinlikle içinde vampirlerin olduğu bir seks filmi değil, seks sahnelerini barındıran bir vampir filmi. Filmin bir diğer özelliğide diğer Rollin filmlerindeki sessizlik yerine hemen her sahnede o sahneyle bütünleşen ve sahneyi destekleyen piyano ağırlıklı gotik bir müziğin olması.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin oyuncu kadrosuna baktığımızda filmde genç bakireleri oynayan Marie-Pierre Castel ve Mireille Dargent’i Jean Rollin’in birçok filminde boy göstermişlerdir. Exploitation severlerin kaçırmaması gereken bir film.</p>
<p><script src="http://tr.sevenload.com/pl/Wfdp87g/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/Wfdp87g-Vierges-et-vampires-1971-http-iyikotufilm-com"><img src="http://static.sevenload.com/img/sevenload.png" alt="Vierges et vampires (1971) http://iyikotufilm.com/" width="66" height="10" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/vierges-et-vampires-1971/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erotik Sinema</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/erotik-sinema/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/erotik-sinema/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2009 22:17:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Camille 2000]]></category>
		<category><![CDATA[Erotic Cinema]]></category>
		<category><![CDATA[Erotik Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Immoral Tales]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Rollin]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Ramon Larraz]]></category>
		<category><![CDATA[Marquis de Sade's Justine]]></category>
		<category><![CDATA[The Image]]></category>
		<category><![CDATA[The Lickerish Quartet]]></category>
		<category><![CDATA[The Story of O]]></category>
		<category><![CDATA[Tinto Brass]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Erotik Sineması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=626</guid>
		<description><![CDATA[Erotizm ile ilgili tanımlamalar, bu sözcüğün kökeninin Yunan mitolojisindeki aşk tanrısı Eros’a dayandığını belirtilerek başlar. Erotizm ya da Erotizm sayılabilecek etkileri en güçlü biçimde yansıtan sanat dallarının başında sinema gelir. İnsan ilişkileri ve bu ilişkilerin maddeselleştirilmiş, görünürleştirilmiş göstergeler söz konusu olduğuna göre, her film erotik bir filmdir. Sinemada cinsellikle ilgili bütün görüntüler epey bir yolda, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-medium wp-image-627" title="marilyn-monroe" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/03/marilyn-monroe-256x300.jpg" alt="marilyn-monroe" width="230" height="270" />Erotizm ile ilgili tanımlamalar, bu sözcüğün kökeninin Yunan mitolojisindeki aşk tanrısı Eros’a dayandığını belirtilerek başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Erotizm ya da Erotizm sayılabilecek etkileri en güçlü biçimde yansıtan sanat dallarının başında sinema gelir. İnsan ilişkileri ve bu ilişkilerin maddeselleştirilmiş, görünürleştirilmiş göstergeler söz konusu olduğuna göre, her film erotik bir filmdir. Sinemada cinsellikle ilgili bütün görüntüler epey bir yolda, metaforlarla ortaya çıkarlar. Şöyle de denilebilir, popüler sinemada “erotik”, yasaklarla kurulmuş uzlaşmanın ve boyun eğişin sonucu ya da ürünü olarak anlaşılabilir. Çünkü tarihsel düzlemde “erotik”, o en geniş anlamıyla cinselliğin her türlü boyutu, baskı altına alınmaya çalışılmış; sonuçta erotik bu genel anlamıyla artık “tabuların, yasakların” kendileriyle özdeşleşmiştir. Bu durumda “erotik sinemanın tarihi de” tabuların, yasakların örttüğü, engellediği görüntüyü bize hatırlatıp duran, ama iş doğrudan göstermeye geldiğinde metaforları, başka araçları yardıma çağıran bir sinemanın tarihi olarak anlaşılabilir.<span id="more-626"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Yasaklarla özdeşleştirilmiş erotiği düşünmek demek, fantezilerimizi harekete geçirmek, bilinç dışında ya da ötesinde olanı bilinç düzeyine çıkarmaya çalışmak demektir. Çıplaklık, cinsel ilişki ve erotik serüvene (dolayısıyla sapkınlıklara vb.) ilişkin hayal gücümüzün bilincimize yükselttiği her şey, erotik sinemada kendine bir ifade biçimi bulabilmiştir. Şöyle de denilebilir. Erotik film, fantezilerimizi zorlayıp durduğumuzu bilir; bu zorlamayı gösterir. Kendisi sınırın meşru alanını koruduğu için, cinsellik fantezilerinin önünü açmak şöyle dursun, bir yandan erotiği abartıp dünyanın en önemli şeyini gösteriyor gibi yapsa da, cinsellikten duyulan korkuların ortadan kalkmasına en ufak bir katkıda bulunmaz, “arzunun zaten gizlenmesine hizmet eden sembollere yeniliklerini ekler durur; sadece yönünü değiştirir bu korkuların. Erotiğin olağan, sıradan iki insan “tamam, peki” dediğinde gerçekleştirilecek bir ilişki olduğuna inandırır seyirciyi. Ama gene de Pazar ekonomisinin gereği, erotik film, erotik eğlence sanayi gibi çirkin, korkunç, erotik duygularımızı rencide edici görüntüleri de her fırsatta sunmaya çalışır. Bu noktada artık meşruiyet sınırlarında kendine seyirci arayan erotik sinemanın alanının dışına çıkmış oluruz herhalde. Popüler erotik film erotiği, fantezilerimizle birlikte mistik, egzotik, ütopik bir uzaklığın içine yollar; arzunun rüyada ya da uyanıklık rüyasında kendini kodlaması gibi onu bir kez daha kodlar.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-630" title="erotic-cinema" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/03/erotic-cinema.jpg" alt="erotic-cinema" width="325" height="483" /></p>
<p style="text-align: justify;">Türk sinemasında erotizme gerçekten ulaşan yönetmenlere 1960’lı yıllarda rastlıyoruz. Bu dönem her şeye karşın bir açılma dönemidir ama, ağır basan daha çok erotizm deneyleridir. Cinsellik sömürüsü de aynı dönemde devam ediyordu elbette. Beceriksizce çekilen sahneler erotizm’e ulaşmak için çalışırken, bayalığa kaçan ve hatta kültürlü izleyiciyi güldüren sahneler de az değildi. İşte birde bu gibi sahnelerden ötürü kimi aydınlarımız ve kültürlü(!) izleyicilerimiz Türk Sinemasını küçümsemişlerdir. Ama yinede tüm bu yetersizliklere rağmen, 1960’lı yıllar Türk sinemasında erotizm bakımından iyi niyetli bir dönem olarak kabul edebiliriz. Öte yandan 1970’li yıllar başladığında işler bir hayli değişecekti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/erotik-sinema/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>B-Filmler</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/b-filmler/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/b-filmler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2009 14:12:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[99 Mujeres]]></category>
		<category><![CDATA[B Movies]]></category>
		<category><![CDATA[B-Film]]></category>
		<category><![CDATA[Diabolik]]></category>
		<category><![CDATA[Ecologia del Delitto]]></category>
		<category><![CDATA[Ed Wood]]></category>
		<category><![CDATA[Edward D. Wood Jr]]></category>
		<category><![CDATA[Glen or Glenda]]></category>
		<category><![CDATA[I saw what you did]]></category>
		<category><![CDATA[Jailbait]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Rollin]]></category>
		<category><![CDATA[Jungle of Fear]]></category>
		<category><![CDATA[La famme Dengereuse]]></category>
		<category><![CDATA[La frusta e il Corpo]]></category>
		<category><![CDATA[La morte vivente]]></category>
		<category><![CDATA[La rose defer]]></category>
		<category><![CDATA[Mario Bava]]></category>
		<category><![CDATA[Project X]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Corman]]></category>
		<category><![CDATA[Slaus of Babylon]]></category>
		<category><![CDATA[Take it out in Trade]]></category>
		<category><![CDATA[Tenemos 18 Anos]]></category>
		<category><![CDATA[William Castle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=604</guid>
		<description><![CDATA[B filmleri genellikle popüler sinemanın türlerine dayalı filmler olarak karşımıza çıkmaktadır. Kaynakları yine popüler kültürün türlerinden, örneğin polisiye, bilim-kurgu, korku, gerilim türlerinden alınmıştır. Anlatım olarak her tür seyircinin rahatlıkla anlayabileceği bir biçime sahiptir. Öyküler belirlidir ve daha önce birçok kez denenmiş kalıplara dayanmaktadır. B filmi, bütçeyi aşmadığı sürece dilediğinde öncü olabildiği gibi gerçeküstücü de olabilmektedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">B filmleri genellikle popüler sinemanın türlerine dayalı filmler olarak karşımıza çıkmaktadır. Kaynakları yine popüler kültürün türlerinden, örneğin polisiye, bilim-kurgu, korku, gerilim türlerinden alınmıştır. Anlatım olarak her tür seyircinin rahatlıkla anlayabileceği bir biçime sahiptir. Öyküler belirlidir ve daha önce birçok kez denenmiş kalıplara dayanmaktadır. B filmi, bütçeyi aşmadığı sürece dilediğinde öncü olabildiği gibi gerçeküstücü de olabilmektedir. Örneğin; Alman sinemasının sessiz döneminde bir çığır açan Robert Wiene’in “Dr. Caligari’nin Muayenehanesi” dışavurumcu ve öncü bir nitelik taşımaktadır ve bu filmin B kategorisinde yer aldığı öne sürülmektedir. Dışavurumcu sinemanın klasik başyapıtı olan bu film aslında, 1919’da yönetmenin Decla şirketine sunduğu 36 prestij filminin yanında çektiği dar bütçeli bir filmdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-full wp-image-605" title="b-movies" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/03/b-movies.jpg" alt="b-movies" width="546" height="196" /><br />
Bir B filmi başarılı olduğunda devamları da çekilmiştir. Sinema tarihinde pek çok ünlü B tipi seri filmler bulunmaktadır. B filmlerin en önemli özelliklerinden biri de aynı dekorda birkaç film çekilebilmesidir. Bir film seti, oyuncu grubu oluşturulduktan sonra aynı alt yapıya benzer ya da farklı filmler bir çırpıda ortaya çıkarılabilmektedir. Bu uygulama yöntemine B filmlerinde her zaman başvurulmuştur.<span id="more-604"></span></p>
<p style="text-align: justify;">B filmlerinin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz;</p>
<p>a.    Star oyuncular yoktur.<br />
b.    Yapım masrafları kısıtlıdır.<br />
c.    Senaryo bütçeye göre yazılır.<br />
d.    Mekânlar azdır.<br />
e.    Oyuncular ve figüranlar azdır.<br />
f.    Çekim süresi kısadır.<br />
g.    Özel efekt gerekiyorsa, çok az ve ucuz türdendir.<br />
h.    Önceden hazırlanan dekorlar birkaç film için kullanılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yüzeysel bakıldığında B filmlerinin politik çizgisi olmayan yapımlar olduğu sanılır. Oysa geri plandaki görüntüler ve bunların verdiği iletiler dikkatle incelendiğinde politikanın dışında değil, alabildiğine içinde oldukları ortaya çıkar. Cesareti, dostluğu, dürüstlüğü yüceltirken, bireyciliğe dayanan yerleşik burjuva değer yargılarını sorgulamaksızın savundukları görülür. Bu filmlerde birey, insanüstü güçlerle donatılmış gibidir. Giderek toplumu bile değiştirmeye soyunur. Sonunda bunu başarabileceği bile sezdirilir, yeter ki, böylesine güçlü bir kişi ortaya çıksın. Tüm bu aldatmacalara karşı geride tutuculuklarını ödün vermeksizin sürdürürler. Değişimi isteyenler kötülerdir ve bunlarla savaşılması, çabalarının durdurulması, yenilgiye uğratılması gerekir. Bu yapılmazsa toplumun içinden çıkılmaz bir kaosa düşeceği anlatılır. İyilerle kötüler kesinlikle ayrılmışlardır ve birbirlerine karşı dururlar. Kötüler en az sayıda olsalar bile iyi örgütlenmişlerdir, en yıkıcı, yıkıcı silahları ele geçirmişlerdir. İyiler, o güçlü kişinin önderliğinde bir araya gelirler ve sonuçta kötüleri yok ederler.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-medium wp-image-608" title="b-film2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/03/b-film2-240x300.jpg" alt="b-film2" width="240" height="300" />Bu kişilerin ortadan kaldırılmasıyla kötülükler de sona erer. Ne var ki, para yine ortada kalmıştır ve başkalarını da kötülüğe itebileceği üzerinde pek durulmaz. Çünkü mülkiyet hakkı kutsaldır ve bu paraya olsa dokunulamaz. B filmleri, dış politikada aşırı bir milliyetçi bir tutum sergiler. Beyazlar-sömürgeciler genellikle, uygar, insancıl ve romantiktirler. En sıcak, en yoğun aşkları yaşarlar. Geri kalmış toplum insanları ise kötü, çıkarcı, saldırgan ikiyüzlü, rüşvet düşkünü kişiler olarak gösterilir. Sömürgecilere başkaldırmaları, devrimci girişimleri ise hiç bağışlanamaz ve kesinlikle durdurulmaları, baş eğdirilmeleri gerekir. Beyazların üstün ırk niteliği geri ülke insanlarından başka, örneğin uzayın bilinmeyen gizemli yaratıkları karşısında özgürlüğü, insancıllığı, aşkı ve sevgiyi yine bu beyazlar yani Amerikalılar savunacaklar, her türlü güçlüğü, engeli yiğitçe aşarak onların hakkından gelmeyi başaracaklardır. Dünyayı, yani var olan düzeni yıkmaya çalışan bu yaratık yine o düzenin gözüpek temsilcisidir. O bir önderdir, yürekli, yiğit, yılmaz, bir er kişidir, aynı zamanda onun tarafından yenilgiye uğratılır ve geldikleri yere, uzayın bilinmezliklerine kovulur. Böylece hem dünyayı, hem de o iğrenç yaratıkların göz koyduğu güzel sevgilisini kurtarır. Mumyalar, kurt adamlar, ya da vampirler ise bu dünyada var olan kötülükleri simgeler ve hiçbir zaman yok olmazlar. Westernlerin kötü adamları çoktan yitip gitmişlerdir, ancak efsanelerde halen yaşamaktadırlar. Ya da kimlik ve giysi değiştirmiş olarak kentlerde karşımıza çıkmaktadırlar. B filmlerinin içerdiği politik iletilerin yaslandığı değer yargılarının burjuva ve lümpen kesim değer yargıları ile denk düştüğü, yer yer ötüştüğü de görmezlikten gelinemez.</p>
<p style="text-align: justify;">Onun içindir ki bu filmler, o kesimlerin özellikle çocuk ve genç kuşakları tarafından emilircesine izlenmektedir. İstenen, amaçlanan da budur. Arz ve talep yasası bu alanda da yıllar boyu sarsılmaz bir biçimde işleyip durmaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-610" title="b-movies2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/03/b-movies2.jpg" alt="b-movies2" width="598" height="258" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/b-filmler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

