>






Sinemanın parlak spotlarından uzak kalmış ama en az onlar kadar ilgiyi hak eden iyi "kötü film" lerin Tolga Demirtaş tarafından masaya yatırıldığı bu siteye hoşgeldiniz.



Çetin İnanç İstismar Filmleri B-Film B Movie Dario Argento David Cronenberg Edwige Fenech Erotik Yeşilçam Exploitation George Eastman Giallo Gore Hammer Film Productions I Spit On Your Grave Italian Trash Jean Rollin Jess Franco Joe D'Amato Last House on the Left Lucio Fulci Mario Bava Ninja Roger Corman Sergio Martino Sexploitation Slasher Sybil Danning Tom Savini Trash Film Zerrin Doğan
Vierges et Vampires ya da kulağa daha aşina gelen İngilizce ismi Requiem for a Vampire 1971 yapımı bir Fransız korku filmi. Filmin yönetmenliğini yapan Jean Rollin aynı zamanda filmin senaristi de. Jean Rollin yaptığı fantastik türde filmlerle tanınan bir yönetmen. Kendisi aynı zamanda oyuncu ve yazar. Belki de en önemli özelliklerinden birisi de ilk Fransız vampir filmine ( Le Viol du Vampire, 1968) ve ilk Fransız gore filmine (Les Raisins de la Mort, 1978) imza atmış olması. Ayrıca Rollin Fransız X-rated sinemanın da öncülerinden birisi. 1973 yılından 1980’e kadar softcore-komedilerden hardcore-pornografiye kadar sayısız filme imza atmış.
Yönetmen geleneksel Fransız ve Alman ekspresyonist sinemadan, klasik Amerikan korku filmlerinden, mizah dergilerinden, fantastik edebiyattan ve sürreal sanattan oldukça fazla etkilenmiş, yaptığı çoğu filmde olduğu gibi Vierges et Vampires’de de bu etkileri görmek mümkün. Oldukça az diyaloglar, etkileyici fakat basit bir müzik ve şiirsel bir görsellik. Filmlerinin çoğunda düşük bir bütçeye sahipken, filmin geçtiği mekan ve atmosfer onun için hep son derece önemli. Şatolar, gotik bir havaya sahip mezarlıklar, ıssız sayfiye yerleri…
İki genç kız Marie (Marie-Pierre Castel) ve Michelle (Mireille Dargent) çok iyi arkadaştır ve beraber okuldan kaçarlar. Fakat işler istedikleri gibi gitmez ve kendilerini vampirlerin ve zincire gerilmiş çıplak kadınların yaşadığı bir şatoda bulurlar. Kızlar kaçmaya çalışır; fakat vampirlerin başı kızları ısırır. Bu arada kızlar bakiredir ve aynı anda hem bakire hem de vampir olamazlar. Kızların görevi kurbanlarını ayartarak şatoya çekmektir. Bu arada Master yaşayan son vampirdir ve vampir ırkı bitmek üzeredir.
» yazının devamı

Film 60lı yılların hippi gençliğine ve uyuşturucuya bir bakış içeriyor fakat bu bakış eleştirel bir yaklaşıma sahip değil. Hatta alttan alta bunu teşvik ettiğini bile söyleyebiliriz. Roger Corman 60lı yıllarda birçok Edgar Allen Poe uyarlamaları çekiyordu, bu filmde de bu uyarlamaların etkisinde kaldığını görüyoruz.
Film diğer birçok Roger Corman filminde olduğu gibi harika bir kadroya sahip. Peter Fonda, Bruce Dern, Salle Sachse, Dennis Hopper, Susan Strasberg, Dick Miller, Luana Anders, Peter Bogdanovich ve senaryoda Jack Nicholson tarafından yazılmış. Senaryoda Jack Nicholson’un o dönem yaşadığı olaylardan esinlendiğini görüyoruz. (bir dönem LSD kullanması, eşiyle yaşadığı problemler, vs.). Filmde Corman ve Nicholson da dahil, Dennis Hopper ve Peter Fonda da o dönemde LSD kullanmışlar, bu da filme bir gerçeklik katmış.
Filmin konusuna gelecek olursak, Paul (Peter Fonda) TV reklamları çeken bir yönetmendir. Eşiyle yaşadığı problemlerden ötürü depresyondadır. Hippi arkadaşlarının da etkisiyle LSD kullanmaya başlar. Filmde Paul’ü çoğunlukla LSD’nin etkisiyle düşler âleminde, farklı mekânlarda, farklı kostümlerle görüyoruz. Paul seyirciye pek de sempatik gelmeyen pasif bir karakter; fakat performansı oldukça tatmin edici. Filmdeki halüsinasyon efektleri dönemin teknik koşullarına göre oldukça iyi.
» yazının devamı

Was Craven in gençliğinde yazıp yönettiği son derece ilginç, etkileyici bir film. Eleştirmenler tarafından şiddet istismarı sinemanın en nefret addedilen, bazı ülkelerde yasaklanan ve ABD’de Craven’in filmlerinin piyasada en zor bulunanıdır. The Last House on The Left. Şiddetin sinemada temsili açısından ilk örneklerini veriyor…
Filmin çekimleri 1971 yılında 4 haftada tamamlanıyor. Film belirli bir gerçek olaydan esinlenmiş olmamasına karşın “tanık olacağınız olaylar, gerçektir” ibaresiyle başlıyor.Filmin konusundan bahsedicek olursak Tipik bir Amerikan ailesi olan Collingwoodların tek çocuğu olan Mari ve kız arkadaşı Phyllis ile birlikte Bloodlust adlı bir rock grubunun konserine gidecektir. Mari’nin ailesi ile birlikte aralarında kuşak çatışmasının olduğunu gösterir bazı konuşmalar geçer. Mari’nin babası bu grubun konserlerinde canlı civcivleri öldürdüğünü söyler ve kızına (Mari ) “siz aşk nesli değilmiydiniz?” diye sorar ve kızına konser dönüşü kutlayacakları doğum günü hediyesi olarak barış amblemli bir kolye armağan eder. Kızlar konsere giderken yolda radyo iki tehlikeli suçlunun hapisten kaçtığını duyurur.
Filmde daha sonra bu tehlikeli sapıkları tanıtır. İki rahip ve bir rahibeyi öldürmüş olan Krug (Freddy Krugger: Craven’in Elm Sokağı Kabusundaki Freddy’nin isim babası olsa gerek ), arkadaşı sansar, uyuşturucu bağımlısı oğlu Junior ve metresi Sadie. Sadie eşit temsili sağlamak amacıyla bir kaç kız buluncaya kadar Krug’la cinsel ilişkiyi reddeder. Bu arada Mari ve Phyllis , uyuşturucu ararken Junior’a rastlarlar ve ucuz mal vaadiyle kandırılarak sapıkların evinde tutsak alınırlar. Bu arada Mari’ nin ailesi evde mutlu bir doğum günü için parti hazırlıkları yapmaktadırlar. Ertesi gün sapıklar kızları arabanın bagajına atıp yola koyulurlar. Ama tesadüfen arabaları Mari’nin evinin yakınlarında bozulur. Grup kızları da alıp eğlenmek için ormana girer. Öte yandan kızları eve gelmeyen Colingwoodlar şerife haber verirler. Şerif ve adamları yolda sapıkların terkedilmiş arabasını görür ama duruma pek önem vermez. Daha sonra polis telsizinde arabanın kaçan sapıklara ait olduğunu öğrenirler. Bu arada sapıklar ormanda kızlara türlü eziyet ve aşağılamalara maruz bıraktıktan sonra zalimce öldürürler. Sapıklar gölde yıkanıp temizlendikte sonra bir araba tamircisi bulmak için en yakın eve (colingwoodlarınki!)giderler.
» yazının devamı
