iyiköfüfilm

                       Celso Ad. Castillo                                                               José Bénazéraf

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz José Bénazéraf ve Celso Ad. Castillo anısına Immoral Tales kitabının yazarı Pete Tombs‘un kaleme aldığı yazının çevirisini İyi “Kötü Film” takipçileriyle paylaşıyoruz. 

Bu blogu ölüm ilanları sütununa dönüştürmek istemiyoruz fakat son bir kaç hafta, “dünya sinemasını vahşi tarafından” olan iki ustanın ölümünü gördü. Onların gidişini burada belirtmek durumundayız.

Daha çok sinema eleştirmeni olan Celso Ad’in dar bir bakış açısına sahip olduğu iddia edilir. Çok tanınmayan Castillo, Filipinler’de ülkenin en yenilikçi ve kışkırtıcı yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir. 1943’te doğan Castillo, ilk zamanlar babası gibi avukat olmayı planladı fakat çok geçmeden çizgi roman yazarı olarak eğlence sektörüne yöneldi. 1960’ların ortalarında, o zamanlar hızlı gelişen sinema sektörü için bu çizgi romanları senaryolaştırmaya başladı. İlk filmini 1965’de yönetti ve asıl atılımı, bölgesel sinema endüstrisinin sevilen starlarından biri olan Fernando Poe Jr’ın başrollerinde yer aldığı filmleri ile 70’li yılların başında oldu. (daha&helliip;)


Eğer Franz Kafka ve yönetmen Luis Bunuel çapraz döllendirilseydi, sonuç Borowczyk olurdu. II. Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllarda hem animasyon hem canlı aksiyon olarak düzinelerce film yapan Borowczyk, esasında ressam ve grafik sanatçısı olarak yetişmişti. Yaptığı işler ileriki yıllarda bir kültü etkilemiş ve Terry Gillian, Jan Svankmajer ve Brothers Quay gibi çağdaş yönetmenlere etkisi olduğundan bahsedilmiştir.

İlk olarak memleketi Polonya’da sonra da Fransa’da çalışırken, Borowczyk seks ve ölümün cazibeli tuzağına çekilmişti.

Canlı aksiyon filmleri, cinsel toplantı tasvirlerinin çoğunlukla açık ve samimi olmasıyla bilinirdi ama özellikle bir insan ve diğeri arasında değil.

En çok bilinen canlı aksiyon filmleri “Goto, l’Île d’Amour” (“Goto, Island of Love,” 1968); “Blanche” (1971); “Contes Immoraux” (“Immoral Tales,” 1974); ve en çok sansasyon yaratanı “La Bête” (“The Beast,” 1975)‘dir.

Animasyon filmlerinin arasında Jan Lenica ile yaptığı “Dom” (“House,” 1958); Chris Marker ile yağtığı “Les Astronautes” (1959); “Renaissance” (1963); ve uzun metrajı “Théâtre de M. et Mme. Kabal” (“Mr. and Mrs. Kabal’s Theater,” 1967) vardır.

1950’ler ve 60’larda Borowczyk dünyanın önde gelen animatörlerinden biri olarak kabul edildi. Geometrik şekillerin kesilerek manipülasyona uğratılması ve film uzunlukları üzerine direkt boyamayı içeren teknikleri zamanına göre cesur ve göze batan tekniklerdi. (daha&helliip;)


24
Şub
2011

En İyi 10 Mastürbasyon Sahnesi

XXX kategorilerinde yayınlandı.

10. The Exorcist (1973)

Sinema tarihinin en tartışılan filmlerinden biri olan The Exorcist aynı zamanda sinema tarihinin en enteresan mastürbasyon sahnelerinden birine de sahip. Bedeni şeytan tarafından ele geçirilen Reagan’ın (Linda Blair) haç ile yaptığı mastürbasyon sahnesi insan üzerinde heyecanın aksine şaşkınlık ve korku yaratıyor.

9. Bad Biology (2008)

Frank Henenlotter’ın yönetmenliğini yaptığı bir korku-komedi filmi olan Bad Biology’de devasa boyutlarda ve kendi başına buyruk bir penise sahip olan Batz (Anthony Sneed) kendini dizginleme amaçlı yaptığı bir mastürbasyon düzeneğine sahiptir. Bu düzenekle kendini tatmin ederken kadınlara karşı olan arzularını bastırmaya çalışmaktadır. Ta ki düzenek bozulana kadar.

(daha&helliip;)


4
Ağu
2009

La bête (1975)

Korku Filmleri XXX kategorilerinde yayınlandı.

la_betePolonyalı yönetmen Walerian Borowczyk’in yönetmenliğini üstlendiği La bête / The Beast / Hayvan belki de günümüze dek yapılmış en tartışmalı ve en cesur filmlerden birisi. İnsan doğasına aykırı ve kabul edilemez çoğu şeyi cesurca sergileyen bir film.

Lucy Broadhurst (Lisabeth Hummel) Amerikalı, büyük bir mirasın varisi bir kadındır. Genç kadın teyzesi Virginia (Elizabeth Kaza) ile beraber Fransa’nın bir kasabasına evleneceği adam Mathurin’i (Pierre Benedetti) ziyerete gider. Adamın babası Pierre de l’Esperance (Guy Trejan) perişan halde bir Fransız aristokratıdır. İki tarafında aileleri ve akrabaları oldukça heyecanlıdır. Lucy ve annesi adamın evine yerleşirler. Burada ormanda yaşayan efsanevi bir hayvandan haberdar olur. Efsaneye göre evin eski hanımı bu yaratıkla ters ilişkiye girmiştir ve duyduğu bu hikayeden sonra Lucy kendisini bu olayla ilgili hayallerin içinde bulur.

Filmin açılış sahnesinde izleyici ilk olarak aristokratın oğlu Mathurin ile tanışıyor. Mathurin harasında bir atla kısrağın çiftleşmesine nezaret etmektedir. Bu olayı Lucy de görür ve makinesiyle anın fotoğraflarını çeker. Lucy gördükleri karşısında büyük heyecan duymaya başlar ve yoğun fanteziler kurmaya başlar. Kurduğu fanteziler onu Mathuri’nin Pierre’in oğlu değil ölen eşi ve ormandaki hayvanın çocuğu olduğunu düşünmeye iter. Lucy zamanının büyük bir çoğunluğunu cinsel fanteziler kurarak geçirmeye devam eder fakat bu fanteziler normalin oldukça dışındadır. Bir kadın (Mathuri’nin annesi) ve bir ayıya benzeyen bir hayvanı sürekli cinsel ilişkiye girerken görmektedir. (daha&helliip;)


31
Mar
2009

Erotik Sinema

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

marilyn-monroeErotizm ile ilgili tanımlamalar, bu sözcüğün kökeninin Yunan mitolojisindeki aşk tanrısı Eros’a dayandığını belirtilerek başlar.

Erotizm ya da Erotizm sayılabilecek etkileri en güçlü biçimde yansıtan sanat dallarının başında sinema gelir. İnsan ilişkileri ve bu ilişkilerin maddeselleştirilmiş, görünürleştirilmiş göstergeler söz konusu olduğuna göre, her film erotik bir filmdir. Sinemada cinsellikle ilgili bütün görüntüler epey bir yolda, metaforlarla ortaya çıkarlar. Şöyle de denilebilir, popüler sinemada “erotik”, yasaklarla kurulmuş uzlaşmanın ve boyun eğişin sonucu ya da ürünü olarak anlaşılabilir. Çünkü tarihsel düzlemde “erotik”, o en geniş anlamıyla cinselliğin her türlü boyutu, baskı altına alınmaya çalışılmış; sonuçta erotik bu genel anlamıyla artık “tabuların, yasakların” kendileriyle özdeşleşmiştir. Bu durumda “erotik sinemanın tarihi de” tabuların, yasakların örttüğü, engellediği görüntüyü bize hatırlatıp duran, ama iş doğrudan göstermeye geldiğinde metaforları, başka araçları yardıma çağıran bir sinemanın tarihi olarak anlaşılabilir. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni