Sinemanın parlak spotlarından uzak kalmış ama en az onlar kadar ilgiyi hak eden iyi "kötü film" lerin Tolga Demirtaş tarafından masaya yatırıldığı bu siteye hoşgeldiniz.


Fragman Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Ters Ninja B-Film Blog Asya Sineması


savagestreets-posterLinda Blair 80’lerin boyunca istismar filmlerinin en aranılan ismi olmuştu. The Exorcist ile yükselişe geçen yıldız, Tv filmi Born Innocent ve Sybil Danning ve Tamara Dobson ile birlikte oynadığı women-in-prison klasiği Chained Heat ile de ününü pekiştirdi. 1984 yılında yönetmen Danny Steinmann’ın filmi Savage Streets’de rol aldı. Danny Steinmann 70’lerin softcore klasiği High Rise’ın, ayrıca Friday the 13th Part V: A New Beginning’in de yönetmenidir. Savage Streets, Death Wish, MS. 45 ve I Spit on your Grave’den de esintiler taşımaktadır. Ayrıca filmde ertesi yıl The Return of the Living Dead filminde de rol alan Linnea Quigley rol almakta.

Feisty Brenda (Linda Blair) kızlardan oluşan bir punk çetesinin çetin lideridir. Heyecan ve macera arayarak geceleri şehri dolaşmaktadırlar. Brenda’nın Heather (Linnea Quigley) adında sağır ve dilsiz bir kız kardeşi vardır. Kız kardeşi şehrin belalı bir çete üyesi tarafından tecavüze uğrar ve F. Brenda’nın bir arkadaşı öldürülür. Bunun üzerine adaleti kendi elleriyle sağlamaya çalışır, intikamını almaya yemin eder ve çete üyeleriyle savaşır.

Savage Streets istismar sinemasının birçok özelliğini içinde barındıran bir film: gereksiz çıplaklık, grafik şiddet, bolca küfür ve anlamsız bir mizah anlayışı. Yönetmen Steinmann filmde sosyal bir mesaj kaygısı gütmemiş, tek niyeti insanların eğlenmesi ve bazı sahnelerde şoke olması. Örneğin filmin konusu ile alakası olmayan Brenda’nın bir sınıf arkadaşıyla okulun duşunda kavga ettiği ve arkasında çıplak kızların bulunduğu sahneyi sırf genç izleyicinin ağzını sulandırmak için kullanmış.
» yazının devamı

9
Mar
2009

İntikam Kadını (1979)

Türk sinemasında tecavüz ve intikam filmleri arasında belki de en dikkat çeken filmlerden birisi İntikam Kadını’dır.

intikam-kadini1

Tecavüz konusunun Türk Sinemasına hangi filmle girdiği tam olarak bilinmese de 1951 yapımı Beni Mahvettiler filmi bu konudaki ilk filmlerden biri olarak kabul ediliyor.

İntikam Kadını’nda tecavüze uğrayan ve bizzat intikamını kendisi alan bir kadını izliyoruz. Genelde Türk Sinemasında bu tarz filmlere baktığımızda intikam alan ya tecavüze uğrayan kadının sevgilisidir, ya kocasıdır ya da nişanlısıdır. Sinemamızda çıplaklık ve sevişme ile ilgili olan sahneler genelde şiddet ile sunulmuştur. Birbirini seven iki insanın seviştiği sahnelere rastlamak çok olası değildir. Bu tarz birbirini seven iki kişinin seviştiği sahneler olsa bile erkeğin kadına zorla sahip olduğunu ve kaba davrandığını görürüz. Bu da erkek egemen toplumumuzun cinselliğe bakış açısını, kadının cinsellikte sadece bir seks figürü olarak algılandığını ve filmlerimizde de bunun sinemamıza yansımalarını izliyoruz.
» yazının devamı

5
Mar
2009

MS.45 (1981)

ms45Irza tecavüz ve intikam temalı filmlerin içinde belkide en kayda değer filmlerin başında MS 45 geliyor. Bu tarz yapılan filmlere baktığımızda Straw Dogs (1971), Last House on the Left (1972), I spit on your Grave (1978) vs. tecavüze uğrayan kadının ya buna açık kapı bıraktığını ya da güzelliğiyle erkekleri baştan çıkarttığını görüyoruz.  MS 45’te ise tam tersi filmdeki kahramanımız dilsiz ve erkeklerin dikkatini çekebilecek bir tip değilken bile tecavüze uğraması cinsel şiddetin sınırları olmadığını bizlere gösteriyor.

Film aşırı feminist bir kadın yönetmenin elinden çıkmış gibi. Ama yönetmen koltuğunda ilk uzun metrajlı filmi porno ( 9 Lives of a West Pussy (1976) ) olan bir yönetmen var: Abel Ferrara. Bence filmografisinde en iyi filmi MS 45 diyebilirim.

Zoë Tamerlis bu unutulmaz Thana rolünü oynadığında henüz 17 yaşında bir genç kızdı. Olağanüstü performansında çok başarılı kullandığı mimiklerinin ve vücut dilinin etkisi büyük. Yalnızlığı, korkuyu, acıyı, üzüntüyü, öfkeyi, ihaneti ve umutsuzluğu çok iyi yansıtıyor izleyiciye. Abel Ferrara açık bir şekilde genç Catherine Deneuve’nin oynadığı(güç bela konuşan, tecavüz korkusu olan ve aklen kötüye giden bir kız) Roman Polanski’nin Repulsion(1965) filminden etkilenmiş demek yanlış olmaz. Ayrıca bazı yorumcular Ms.45’i Repulsion ve Death Wish (Michael Winner,1974)’in birleşimi olarak da tanımlamakta. 70’lerde çekilmiş tecavüz konusunu işleyen birçok exploitation filminde, Rape squad(1974) ve I Spit On Your Grave(1978) de dâhil olmak üzere, mağdur kendisine tecavüz edenden bir intikam almanın peşindedir.
» yazının devamı

spit1978 yapımı Meir Zarchi’nin (ilk filmi olduğunu belirtelim)  yönettiği kült bir film I Spit On Your Grave. Açık bir şekilde bir tecavüz ve intikam filmi. Film çekildiği 70lerde oldukça ün salmış ve tartışılmış. “Day of The Woman”, “I Hate Your Guts”, “The Rape And Revenge of Jennifer Hill” gibi isimlerle de bilinen bir film.

Genelde bu tür tecavüz ve intikam filmlerinde konu oldukça basittir. Masum bir kız bütün masumiyetini korkunç tecavüzcüler tarafından yitirir. Hayatı tamamıyla altüst olur. Suçluları ortadan kaldırmadığı sürece hayatına devam edemez. İntikamını aldıktan sonra yeni hayatına başlar. Ana tema ise erkeklerin ne kadar acımasız, kaba ve egoist olduğu üzerine kuruludur.

Bu filmde de konu ve konunun akışı gayet basit ve açık,  kısaca özetleyecek olursak, yazar olan Jennifer Hill genç, özgür ruhlu birisidir. Yazmayı planladığı yeni romanı üzerinde çalışmak için New York’da yaşadığı evinden uzun bir tatil için Connecticut’a gider. Daha sonra burada yaşayan 4 kişilik bir arkadaş grubunun dikkatini çeker. Kıza tecavüz ederler. Defalarca. Daha sonra içlerinden birisini kızı öldürmek üzere eve yollarlar fakat kızı öldüremez. Geri döndüğünde ise onu öldürdüğünü söyler. Film bundan sonra kurbanımızın kanlı intikam sahneleri ile devam eder. Bu arada şunu da belirtelim başrol oyuncusu Camille Keaton ( Buster Keaton’ın torunu olur kendisi ) filmde heyecanlandırıcı bir performans sergilemiş. Zaten oyuncu bu rolüyle  Katalonya Uluslararası Film Festivali’nde de En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmış.
» yazının devamı