<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İyi &#039;Kötü Film&#039; &#187; Hammer Film Productions</title>
	<atom:link href="http://iyikotufilm.com/etiket/hammer-film-productions/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://iyikotufilm.com</link>
	<description>&#34;kötü&#34; filmlerin nasıl seyredilmesi gerektiğini öğrenin, onlar genelde çok &#34;iyi&#34; dir.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 May 2012 08:06:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Amicus Antolojileri</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/amicus-antolojileri/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/amicus-antolojileri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jul 2011 15:04:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mert Kutay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[1 A.M]]></category>
		<category><![CDATA[2 A.M.]]></category>
		<category><![CDATA[Alfred Hitchcock Hour]]></category>
		<category><![CDATA[Alfred Hitchcok Presents]]></category>
		<category><![CDATA[Alfred Hithcock]]></category>
		<category><![CDATA[Amicus Productions]]></category>
		<category><![CDATA[Barbara Ewing]]></category>
		<category><![CDATA[Bernard Lee]]></category>
		<category><![CDATA[Burgess Meredith]]></category>
		<category><![CDATA[Christopher Lee]]></category>
		<category><![CDATA[David Warner]]></category>
		<category><![CDATA[Dawn Addams]]></category>
		<category><![CDATA[Denholm Elliott]]></category>
		<category><![CDATA[Diana Dors]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Pleasence]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Jekyll and Sister Hyde]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Terror's House of Horrors]]></category>
		<category><![CDATA[Dracula Has Risen from the Grave]]></category>
		<category><![CDATA[EC Comics]]></category>
		<category><![CDATA[Freddie Francis]]></category>
		<category><![CDATA[Glynis Johns]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Film Productions]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer House of Horrors]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer House of Mystery and Suspense]]></category>
		<category><![CDATA[Ian Bannen]]></category>
		<category><![CDATA[Ingrid Pitt]]></category>
		<category><![CDATA[Jack Palance]]></category>
		<category><![CDATA[Joan Collins]]></category>
		<category><![CDATA[John Carradine]]></category>
		<category><![CDATA[Joss Ackland]]></category>
		<category><![CDATA[Kevin Connor]]></category>
		<category><![CDATA[Legend of the Werewolf]]></category>
		<category><![CDATA[Leland Gaunt]]></category>
		<category><![CDATA[Max Adrian]]></category>
		<category><![CDATA[Max Rosenberg]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Caine]]></category>
		<category><![CDATA[Milton Subotsky]]></category>
		<category><![CDATA[Motel Hell]]></category>
		<category><![CDATA[Night Gallery]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Cushing]]></category>
		<category><![CDATA[Quatermass and the Pit]]></category>
		<category><![CDATA[R. Chetwynd-Hayes]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Bloch]]></category>
		<category><![CDATA[Rocky]]></category>
		<category><![CDATA[Roy Ward Baker]]></category>
		<category><![CDATA[Russ Jones]]></category>
		<category><![CDATA[Scars of Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[Son of Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen King]]></category>
		<category><![CDATA[Stuart Whitman]]></category>
		<category><![CDATA[Tales from the Crypt]]></category>
		<category><![CDATA[Tales of Terror from Tokyo and All Over Japan]]></category>
		<category><![CDATA[Tales of the Unexpected]]></category>
		<category><![CDATA[The Creeping Flesh]]></category>
		<category><![CDATA[The Ghoul]]></category>
		<category><![CDATA[The Hand]]></category>
		<category><![CDATA[The House That Dripped Blood]]></category>
		<category><![CDATA[The Legend of 7 Golden Vampires]]></category>
		<category><![CDATA[The Monster Club]]></category>
		<category><![CDATA[The Vampire Lovers]]></category>
		<category><![CDATA[Thriller]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Baker]]></category>
		<category><![CDATA[Torture Garden]]></category>
		<category><![CDATA[Trick'r Treat]]></category>
		<category><![CDATA[Vault of Horror]]></category>
		<category><![CDATA[Vincent Price]]></category>
		<category><![CDATA[W.W. Jacobs]]></category>
		<category><![CDATA[Zoo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=5491</guid>
		<description><![CDATA[1964 yılında İngiltere&#8217;de kurulan Amicus Prodüksiyon Şirketi, Hammer Stüdyoları ile beraber korku türünde dönemin önemli örneklerine imza atmıştır. Amicus, İngiltere&#8217;de kurulmasına rağmen kurucusu olan iki yapımcı Max Rosenberg ve Milton Subotsky Amerikalıdır. Stüdyonun ilk iki işi Subotsky&#8217;nin yazdığı müzikal gençlik komedileriydi fakat asıl ses getiren ilk filmleri 1965 yılında çektikleri Dr. Terror&#8217;s House of Horrors [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><a href="http://iyikotufilm.com/amicus-antolojileri/alogo/" rel="attachment wp-att-5514"><img class="aligncenter size-full wp-image-5514" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/alogo.jpg" alt="" width="382" height="165" /></a></p>
<p style="text-align: justify">1964 yılında İngiltere&#8217;de kurulan Amicus Prodüksiyon Şirketi, Hammer Stüdyoları ile beraber korku türünde dönemin önemli örneklerine imza atmıştır. Amicus, İngiltere&#8217;de kurulmasına rağmen kurucusu olan iki yapımcı Max Rosenberg ve Milton Subotsky Amerikalıdır. Stüdyonun ilk iki işi Subotsky&#8217;nin yazdığı müzikal gençlik komedileriydi fakat asıl ses getiren ilk filmleri 1965 yılında çektikleri Dr. Terror&#8217;s House of Horrors adlı filmdi.</p>
<p style="text-align: justify">Burada bir noktaya dikkat çekmek istiyorum, Hammer Stüdyoları ile Amicus sık sık karıştırılır. Bunun genel sebepleri ise Christopher Lee ve Peter Cushing gibi aktörlerin iki stüdyonun filmlerinde rol alması, filmlerin birbirine benzeyen tonları ve tabii ki iki stüdyonun da İngiltere çıkışlı olmasıdır. Aslında Hammer filmleri daha gotik bir kurulumla izleyici karşısına çıkarken Amicus mahsulü filmler genelde modern zamanlarda geçer. Ve Amicus, bu yazımıza konu olacak olan antoloji korku filmleri ile ünlenirken Hammer Stüdyoları&#8217;nın o taraklarda bezi -en azından seksenli yıllara kadar- çok yoktur. Seksenli yıllarda televizyon için iki dizi yapan Hammer Stüdyoları, Hammer House of Horrors ve Hammer House of Mystery and Suspense adlı bu dizilerle türe göz kırpsa da seriler pek uzun ömürlü olamayıp ikisi de 13&#8242;er bölümde sonlandırılmışlardır.<span id="more-5491"></span></p>
<p style="text-align: justify">Yazımıza konu olan antoloji kavramı, bilmeyenler için anlatırsak üç beş kısa hikayeden oluşan filmlere verilen ad. Stüdyonun yaptığı filmlerde 50&#8242;li yıllarda gayet revaçta olan EC Comics tarafından çıkartılan Vault of Horror, Tales from the Crypt ve daha bir çok çizgi romandaki hikayelerle olan benzerliğini görmek mümkün. Bu çizgi romanlar korku-gerilim teması altında aslında ahlak üzerine söylemlerde bulunmaktadır, kötülük yapanların başına korkunç şeyler gelir.  Kulağa Samanyolu TV dizisi gibi gelse de gayet eğlenceli seriler bunlar. Zaten stüdyonun 1972 yılında uyarladığı Tales from the Crypt filminde bu çizgi romanlardan hikayeler kullanılmış. Tales from the Crypt aynı zamanda yıllar sonra HBO tarafından hazırlanan ve yedi sezon süren enfes bir dizi olarak izleyiciyle buluştu. Amicus Prodüksiyon imzası taşıyan yedi korku antolojisine tarih sırasıyla göz atalım.</p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><strong><a href="http://iyikotufilm.com/amicus-antolojileri/adrterror/" rel="attachment wp-att-5518"><br />
</a><br />
</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><strong><a href="http://iyikotufilm.com/amicus-antolojileri/adrterror/" rel="attachment wp-att-5518"><img class="alignleft size-full wp-image-5518" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/adrterror.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>Dr. Terror&#8217;s House of Horrors (1965) : </strong><span style="color: #000000">Stüdyonun ilk antolojisi olmasının yanı sıra ilk korku filmi olma özelliğini de taşıyan Dr Terror&#8217;s House of Horrors, haleflerinin üzerinde de bolca etkisi görülecek olan bir film. Yönetmen koltuğunda daha sonradan Torture Garden ve Tales from the Crypt gibi Amicus filmlerinin yanı sıra Dracula Has Risen from the Grave, The Creeping Flesh, Son of Dracula, The Ghoul ve Legend of the Werewolf gibi filmlerin yönetmenliğini yapan Freddie Francis oturuyor. Filmin hikayelerinde Christopher Lee, Bernard Lee ve Max Adrian gibi oyuncular var. Filme ismini veren Dr Terror ise Peter Cushing tarafından canlandırılıyor. Filmi yazan ise yine Milton Subotsky. 105 bin dolarlık bütçesiyle 7 ayda çekilen film, bir trende karşılaşan beş kişinin hikayelerini anlatıyor. Karşılarına çıkan Dr. Schreck ismindeki gizemli yabancı, teker teker bu kişilere bir tarot kartı seçtirip bu kartlara göre geleceklerini anlatıyor. Filmdeki hikayeler de bunlar zaten; kurt adam, dev katil sarmaşık (üstüne üstlük zekası da bir hayli gelişmiş), voodoo, Michael Caine&#8217;in The Hand filmindeki gibi kopmuş olmasına rağmen canlı olan bir el, ve vampir bir kadınla evlenen bir doktorun öyküsü. İzlerken biraz daha modernleştirilmiş bir Universal canavar filmi izliyor gibi hissedebileceğiniz Dr. Terror&#8217;s House of Horrors, izleyiciler tarafından büyük bir ilgiyle karşılaşınca yapımcılar kolları yeni bir antoloji için sıvamış ve iki sene sonra ortaya Torture Garden çıkmış.</span></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><strong><br />
</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><strong><a href="http://iyikotufilm.com/amicus-antolojileri/atorture/" rel="attachment wp-att-5519"><img class="alignleft size-full wp-image-5519" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/atorture.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>Torture Garden (1967) : </strong><span style="color: #000000">Freddie Francis ismini sıkça duymaya hazır olun. Yine Freddie Francis tarafından Torture Garden&#8217;ın senaristi Robert Bloch. Bloch, Hitchcock&#8217;un Sapık filminin uyarlandığı kitabın yazarı. Aynı zamanda Thriller, Tales of the Unexpected ve Night Gallery ile Alfred Hitchcock imzalı Alfred Hitchcok Presents ve Alfred Hitchcock Hour gibi korku\gerilim dizilerine hikayeleriyle katkıda bulunmuş. Yine tuhaf bir karakterin bir mekanda farklı kişilere geleceklerini anlattığı Torture Garden&#8217;da Jack Palance, Burgess Meredith ve Peter Cushing gibi oyuncular yer alıyor. Aynı zamanda 1944 doğumlu aktris Barbara Ewing&#8217;in göründüğü ilk film. Film, bir karnavalda &#8220;İşkence Bahçesi&#8221; adlı atraksiyona ev sahipliği yapan Doktor Diabolo bahçedeki gösterisi bitince katılımcılara 5 sterlin karşısında asıl korkuyu görebilecekleri ikinci bir gösteriyi vaad etmesiyle başlıyor. Zamanına göre büyük para olan 5 sterlini ödeyenler arkadaki odada Atropos adlı eski bir tanrıçanın balmumu heykeliyle karşılaşırlar. Heykelin karşısına geçip elindeki makasa bakanlar hipnotize olarak geleceklerinde olanları görürler. Spoiler vermeden bu hikayelerden bahsetmek mümkün olmadığı için özet geçmiyorum fakat hepsi yine EC Comics tarzı &#8220;iyilik yaparsan iyilik bulursun, yapmazsan ayvayı yersin&#8221; temasına sadık kalan türden. Doktor Diabolo&#8217;yu canlandıran Burgess Meredith&#8217;i Rocky filmlerinde Rocky&#8217;yi çalıştıran antrenör Mickey rolünden de hatırlayabilirsiniz.</span></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><span style="color: #000000"> </span></span></p>
<p style="text-align: justify"><span class="Apple-style-span" style="color: #ff0000"><strong><a href="http://iyikotufilm.com/amicus-antolojileri/ahousethat/" rel="attachment wp-att-5521"><img class="alignleft size-full wp-image-5521" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/ahousethat.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>The House That Dripped Blood (1971) :  </strong><span style="color: #000000">Amicus bu filmde Dr. Terror&#8217;s House of Horrors&#8217;ta olduğu gibi canavar türüne meylediyor. Scotland Yard&#8217;da görev yapan dedektif Holloway, bir eve taşınan insanların başına gelen korkutucu olayları araştırdığı filmde -yine- Peter Cushing var, yetmezse yanında Christopher Lee de var. Joss Ackland ve The Vampire Lovers filminden hatırlayacağınız Ingrid Pitt de cabası. Bir hikaye hariç diğerleri yine Sapık kitabının yazarı Robert Bloch tarafından kaleme alınmış, Waxworks adlı hikaye ise Russ Jones adlı bir kişi tarafından yazılmış ki House That Dripped Blood haricinde fazla bir işe girişmediğinden kendisi hakkında pek bilgi sahibi olmak mümkün değil. Hikayelere bakacak olursak; kendi yazdığı katilin canlanması sonucu hayatı kedi fare oyununa dönüşen bir yazar (Dark Half?), balmumundan bir heykelle kafayı bozan Peter Cushing, cadılıkla ilgilenen bir kızın babası olan Christopher Lee ve bir pelerin sayesinde vampire dönüşen bir korku filmi oyuncusu. İlginizi çeker mi? Benim görüşüm, The House That Dripped Blood en eğlenceli Amicus filmlerinden biri.</span></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><strong><br />
</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><strong><a href="http://iyikotufilm.com/amicus-antolojileri/atales/" rel="attachment wp-att-5522"><img class="alignleft size-full wp-image-5522" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/atales.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>Tales from the Crypt (1972) : </strong><span style="color: #000000">Yeraltı tünellerinde bir tura katılan 5 yabancı turdaki diğer insanlardan ayrılıp (daha doğrusu kaybolup) tuhaf bir adamın bulunduğu bir odaya gelirler. Adam hepsinin oradan çıkınca ne yapacağını ve sonlarının ne kadar korkutucu olduğunu bilmektedir. Önceden de bahsettiğim gibi bu film EC Comics&#8217;in daha sonradan TV dizisine dönüşecek olan çizgi romanlarından uyarlanmış. Hatta Joan Collins&#8217;in oynadığı ilk hikaye All Through the House, Tales from the Crypt dizisinin ikinci bölümünde karşımıza biraz daha değişik şekilde çıkıyor. Dizi versiyonunun çizgi romandakine daha sadık olduğunu da belirteyim. Filmin yönetmeni yine Freddie Francis, Peter Cushing ise yine bu filmde de var fakat kendisi görebileceğiniz en sevimli rollerden birisinde. Özellikle Saw ve belki de biraz Shinya Tsukamato&#8217;nun Haze adlı kısa filmini andıran son hikaye Blind Alleys filmde en çok hoşuma giden hikaye. W.W. Jacobs&#8217;ın 1902 yılında yazdığı Lanetli Maymun Pençesi hikayesinden esinlenerek yazılmış olan Wish You Were Here ise kısa ama eğlenceli bir hikaye. Özellikle bunları söylediğime bakmayın, filmdeki öykülerin hepsi gerçekten güzel. Filmde adı geçiyor muydu hatırlamıyorum ama Vault Keeper adlı hikaye anlatıcısı da çizgi romanlardakine gayet benziyor. Amicus, antoloji filmlerine gelen ilgiden gayet memnun olmuş olacak ki aynı sene içerisinde iki filmi izleyiciyle buluşturmuş. Diğer film ise&#8230;</span></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><strong><br />
</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><strong><a href="http://iyikotufilm.com/amicus-antolojileri/aasylum/" rel="attachment wp-att-5520"><img class="alignleft size-full wp-image-5520" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/aasylum.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>Asylum (1972) : </strong><span style="color: #000000">Şaşırmayacağınıza eminim, yine Peter Cushing&#8217;in oynadığı ve hikayelerini Robert Bloch&#8217;un yazdığı bir filmle karşı karşıyayız. Bir tek yönetmen koltuğunda Freddie Francis eksik. Francis&#8217;in boşluğunu 2010 yılında kaybettiğimiz Roy Ward Baker dolduruyor ki kendisi bir sonraki sene yine bir Amicus filmi olan The Vault of Horror&#8217;u da yönetmiş, stüdyonun son antoloji filmi The Monster Club&#8217;ın da yönetmeni ta kendisi. Aynı zamanda Baker, Hammer Stüdyoları ile de çalışmış, Dr Jekyll and Sister Hyde, Scars of Dracula, The Legend of 7 Golden Vampires ve Quatermass and the Pit gibi Hammer klasiklerine imzasını atmış. Film, bir akıl hastanesinde çalışmaya başlayacak olan genç bir psikiyatristin, Doktor Martin&#8217;in etrafında dönüyor. Hastalardan birinin saldırması sonucu sakatlanan Dr. Rutherford ile karşılaşan Martin&#8217;e ilginç bir görev verilir. Kendisinden önce görevde bulunan Doktor Starr akli dengesini yitirdiği için hastahanede hasta olarak kalmaktadır. Martin&#8217;e dört hasta verilir, bunlarla görüşme yapması istenir ve eğer hangisinin Doktor Starr olduğunu anlarsa işi alacağı söylenir. Doğal olarak bu hastaların anlattıkları da filmin hikayesini oluşturuyor. Hikayelerde aynı yıl çıkan Tales from the Crypt tarzı gerilim tonunda sabit kalınmış, Asylum Dr Terror veya The House That Dripped Blood tarzı bir canavar antolojisi değil.</span></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><strong><br />
</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><strong><a href="http://iyikotufilm.com/amicus-antolojileri/avault/" rel="attachment wp-att-5513"><img class="alignleft size-full wp-image-5513" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/avault.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>The Vault of Horror (1973) :</strong></span> Roy Ward Baker&#8217;ın yönettiği The Vault of Horror&#8217;daki oyuncuların arasında 1974-1981 yılları arasında televizyonda Doctor Who&#8217;yu canlandırmış olan Tom Baker, 61 yıl boyunca filmlerde oynayan Glynis Johns, İngiltere&#8217;nin yanı sıra Almanya ve Fransa yapımı filmlerde boy gösteren Dawn Addams  ve Hammer filmleri de olmak üzere bir çok İngiltere yapımı korku filminde rol alan Denholm Elliott var. Ve şaşıracaksınız ama Peter Cushing yok. Tales from the Crypt&#8217;ın devamı niteliğinde olan filme ismini veren yine EC Comics&#8217;in çıkardığı aynı isimli çizgi roman serisi. Fakat ilginçtir ki filmdeki hiçbir hikaye Vault of Horror çizgi romanından uyarlanmamış. Hikayelerin tarzını da az çok tahmin edebiliyorsunuzdur. Bu sefer hikayelerin geçtiği yer bir binanın bodrumu. Asansörle bodruma inen beş kişi tekrar geri çıkamayıp orada kalırlar. Orada bulundukları süre içerisinde ise birbirlerine sürekli gördükleri kabuslarını anlatırlar. Bu sefer hikaye temaları konusunda karma bir iş çıkaran yapım şirketi, bir filmden daha alnının akıyla çıkmış.</p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><strong><br />
</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><strong><a href="http://iyikotufilm.com/amicus-antolojileri/afrombeyond/" rel="attachment wp-att-5517"><img class="alignleft size-full wp-image-5517" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/afrombeyond.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>From Beyond the Grave (1974) :  </strong><span style="color: #000000">Amicus bu filmde alıştığımız yönetmenlerden, senaristlerden vazgeçmiş ama Peter Cushing&#8217;ten vazgeçememiş. Bu sefer yönetmen koltuğunda 1937 doğumlu olan ve hala film çeken Kevin Connor oturuyor. Motel Hell filmini de yönetmiş olan Kevin Connor gayet iyi bir iş çıkartmış.  From Beyond the Grave&#8217;in hikayeleri The Monster Club&#8217;ın da hikayelerini yazan R. Chetwynd-Hayes&#8217;e ait. Filmin oyuncu kadrosu ise gayet sağlam; Peter Cushing&#8217;in yanı sıra Donald Pleasence, David Warner, Diana Dors ve Ian Bannen gibi isimlerden başka bir çok tanıdık oyuncuyu görebileceğiniz From Beyond the Grave, The Monster Club&#8217;ı saymazsak son Amicus antolojisi olarak yerini alıyor. Cushing&#8217;in sahibi olduğu bir antika dükkanına gelen müşterilerin hikayelerinin konusunu oluşturduğu From Beyond the Grave, Amicus&#8217;un bu işi ince eleyip sık dokuyarak yaptığının bir göstergesi adeta. Hammer Stüdyolarının da düşüşe geçtiği yıllarda &#8220;nasılsa ismimiz sayesinde satarız&#8221; şeklinde bir yaklaşım sergilememeleri gayet takdir edilesi bir davranış. Bazıları tarafından stüdyonun filmleri arasında en iyisi olarak gösterilen From Beyond the Grave, &#8220;Reddedemeyeceğiniz Teklifler&#8221; sloganına sahip olan Temptations Ltd. dükkanından alışveriş yaparken dükkanın sahibini kandıran kişilerin hayatının tek tek kayışını anlatıyor. Lanetli eşyaları satan Cushing (ki filmde adı yok, dükkan sahibi olarak geçiyor) ve dükkanıyla biraz Leland Gaunt ve Gerekli Şeyler bağlantısı kurmanız muhtemel.</span></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><strong><span style="text-decoration: underline"><br />
</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><strong><span style="text-decoration: underline"><a href="http://iyikotufilm.com/amicus-antolojileri/amonster/" rel="attachment wp-att-5516"><img class="alignleft size-full wp-image-5516" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/07/amonster.jpg" alt="" width="254" height="335" /></a>BONUS:</span> The Monster Club (1980) : </strong><span style="color: #000000">Bitti mi sandınız? Stüdyonun altı yıl aradan sonra diğer filmlerin arasında sözü pek geçmese de son bir antoloji filmi daha var. The Monster Club aynı zamanda Amicus Prodüksiyon Şirketi&#8217;nin son filmi. Diğerlerinden çok farklı olan bu film için müzikal bir korku-komedi filmi dememiz uygun olacaktır. Yönetmen yine şirketin gediklilerinden Roy Ward Baker. Oyuncu kadrosunda ise bu sefer ne Christopher Lee, ne de Peter Cushing görülüyor fakat onların yerine Vincent Price var. Yanında Stuart Whitman, John Carradine, Donald Pleasence ve Richard Johnson da yer alıyor.  From Beyond the Grave filmini yazan Robert Chetwynd-Hayes&#8217;in kitabından uyarlanan filmde John Carradine tarafından canlandırılan kurgusal bir Robert Chetwynd-Hayes karakteriyle karşılaşıyoruz. Eramus adında biri (Vincent Price) tarafından davet edildiği gizemli kulüpte yeni kitabı için ilham bulabileceği hikayeler dinler. Filmdeki üç hikayeden ilk ikisi gayet eğlenceli. Üçüncü hikaye diğerlerine göre daha karanlık. Filmin seksenlerin girişinde çekilmesinin etkisiyle filmin müzikal bir yanı da var, hikayeler arasında şarkılar giriyor. Kelime oyunlarıyla bezenmiş bu şarkılar da gayet hoş, mesela bir vampirin söylediği &#8220;I&#8217;m a Sucker for Your Love&#8221; gibi. Fakat Monster Club&#8217;ın tonu daha çok çocuklara hitap ediyormuş havasında olduğu için diğer filmleri çok sevseniz bile sevmeyebilirsiniz. Ben seviyorum, Monsters Rule OKKAAAY?</span></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><span style="color: #000000">Yazının sonuna geldik. Bir döneme damgasını vurmuş Amicus Prodüksiyon&#8217;un ünlendiği ve korku sinemasına güzel bir miras olarak bıraktığı derleme filmler bunlar. Günümüzde bu tarz antoloji filmlere rastlamak pek kolay değil. Amerikan topraklarından çıkan filmlere rastlasak da fazla güzel olmuyor, son yıllarda izlediklerim arasında Trick&#8217;r Treat&#8217;i önerebilirim. Asyalılar ise hala antoloji filmler çekiyor, bunlardan Tales of Terror from Tokyo and All Over Japan&#8217;ları -özellikle de the Movie olanı- ve Zoo ilk aklıma gelenler. 1 A.M. ve 2 A.M. filmleri de fena değildi. Ayrıca yazıda ismi geçen filmleri sevdiyseniz, daha önce de bahsettiğim Tales from the Crypt adlı televizyon dizisini izlemediyseniz muhakkak izleyin</span></span></p>
<p style="text-align: justify"><strong><span style="color: #ffff00">Yazan: Mert Kutay (mert@iyikotufilm.com) </span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/amicus-antolojileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hammer Film Productions</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/hammer-film-productions/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/hammer-film-productions/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2011 13:59:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Alan Gibson]]></category>
		<category><![CDATA[Alexander Korda]]></category>
		<category><![CDATA[Amicios]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Read]]></category>
		<category><![CDATA[Antti Jokinen]]></category>
		<category><![CDATA[Associated Artist Productions]]></category>
		<category><![CDATA[Association of Cinematograph Techinician]]></category>
		<category><![CDATA[Bela Lugosi]]></category>
		<category><![CDATA[Bette Davis]]></category>
		<category><![CDATA[Beyond the Rave]]></category>
		<category><![CDATA[Blood from the Mummy's Tomb]]></category>
		<category><![CDATA[Bram Stoker]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Clemens]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Donlevy]]></category>
		<category><![CDATA[Captain Kronos]]></category>
		<category><![CDATA[Carry On Up the Jungle]]></category>
		<category><![CDATA[Cave Girls]]></category>
		<category><![CDATA[Charles Saatchi]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Borelli]]></category>
		<category><![CDATA[Christopher Lee]]></category>
		<category><![CDATA[Cloudburst]]></category>
		<category><![CDATA[Count Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[Creatures the World Forgot]]></category>
		<category><![CDATA[Crescendo]]></category>
		<category><![CDATA[Crime Reporter]]></category>
		<category><![CDATA[Curse of Frenkenstein]]></category>
		<category><![CDATA[Cyrte Investments]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Radcliffe]]></category>
		<category><![CDATA[Death in High Heels]]></category>
		<category><![CDATA[Dennis Whetley]]></category>
		<category><![CDATA[Dick Barton]]></category>
		<category><![CDATA[Dick Barton Special Agent]]></category>
		<category><![CDATA[Dick Barton Strikes Back]]></category>
		<category><![CDATA[Don’t Panic Champs]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Morelle – The Case of the Missing Heiress]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Jekyll and Sister Hyde]]></category>
		<category><![CDATA[Dracula AD 1972]]></category>
		<category><![CDATA[Dracula Has Risen from the Grave]]></category>
		<category><![CDATA[Dracula: Prince of Darkness]]></category>
		<category><![CDATA[Eliot Hyman]]></category>
		<category><![CDATA[Eric Porter]]></category>
		<category><![CDATA[Eros Films]]></category>
		<category><![CDATA[Fanatic]]></category>
		<category><![CDATA[Felix Aylmer]]></category>
		<category><![CDATA[Five Million Years to Earth]]></category>
		<category><![CDATA[Four Sided Triangle]]></category>
		<category><![CDATA[Frankenstein]]></category>
		<category><![CDATA[Frankenstein and the Monster]]></category>
		<category><![CDATA[Frankenstein and the Monster from Hell]]></category>
		<category><![CDATA[Frankenstein Created Woman]]></category>
		<category><![CDATA[Frankenstein Must Be Destroyed]]></category>
		<category><![CDATA[Freddie Francis]]></category>
		<category><![CDATA[Gilston Park]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Film Productions]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Horror]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer House]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer House of Horror]]></category>
		<category><![CDATA[Herbert Lom]]></category>
		<category><![CDATA[Hilary Swank]]></category>
		<category><![CDATA[Holiday on the Buses]]></category>
		<category><![CDATA[Horror of Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[Hysteria]]></category>
		<category><![CDATA[Ingrid Pitt]]></category>
		<category><![CDATA[J. Sheridan Le Fanu]]></category>
		<category><![CDATA[James Carreras]]></category>
		<category><![CDATA[Jane Goldman]]></category>
		<category><![CDATA[Jeffrey Dean Morgan]]></category>
		<category><![CDATA[Jekyll and Hyde]]></category>
		<category><![CDATA[Jimmy Sangster]]></category>
		<category><![CDATA[John De Mol]]></category>
		<category><![CDATA[Karnstein Trilogy]]></category>
		<category><![CDATA[Kasper Barfoed]]></category>
		<category><![CDATA[Les Diaboliques]]></category>
		<category><![CDATA[Let Me In]]></category>
		<category><![CDATA[Let the Right One In]]></category>
		<category><![CDATA[Lust for a Vampire]]></category>
		<category><![CDATA[Maniac]]></category>
		<category><![CDATA[Martine Beswick]]></category>
		<category><![CDATA[mini-Hitchcock]]></category>
		<category><![CDATA[Mutiny on the Buses]]></category>
		<category><![CDATA[Never Take Sweets from a Stranger]]></category>
		<category><![CDATA[Nightmare]]></category>
		<category><![CDATA[Oliver Reed]]></category>
		<category><![CDATA[On the Buses]]></category>
		<category><![CDATA[One Million Years B. C.]]></category>
		<category><![CDATA[Paranoiac]]></category>
		<category><![CDATA[Patrick Allen]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Robeson]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Cushing]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Sasdy]]></category>
		<category><![CDATA[Prehistoric Women]]></category>
		<category><![CDATA[Quartermass and the Pit]]></category>
		<category><![CDATA[Ralph Bates]]></category>
		<category><![CDATA[Raquel Welch]]></category>
		<category><![CDATA[Rider Haggard]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Lipperet]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Lippert]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Louis Stevenson]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Corman]]></category>
		<category><![CDATA[Room to Let]]></category>
		<category><![CDATA[Scars of Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[Seth Holt]]></category>
		<category><![CDATA[She]]></category>
		<category><![CDATA[Slave Girls]]></category>
		<category><![CDATA[Someone at the Door]]></category>
		<category><![CDATA[Son of Frenkenstein]]></category>
		<category><![CDATA[Song of Freedom]]></category>
		<category><![CDATA[Spaceways]]></category>
		<category><![CDATA[Sporting Love]]></category>
		<category><![CDATA[Straight on Till Morning]]></category>
		<category><![CDATA[Tales of Frankenstein]]></category>
		<category><![CDATA[Taste of Fear]]></category>
		<category><![CDATA[Taste the Blood of Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[Terence Fisher]]></category>
		<category><![CDATA[The Abominable Snowman of the Himalayas]]></category>
		<category><![CDATA[The Anniversary]]></category>
		<category><![CDATA[The Bank Messenger Mystery]]></category>
		<category><![CDATA[The Black Widow]]></category>
		<category><![CDATA[The Brides of Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[The Camp on Blood Island]]></category>
		<category><![CDATA[The Curse of Frankenstein]]></category>
		<category><![CDATA[The Curse of the Mummy's Tomb]]></category>
		<category><![CDATA[The Curse of the Werewolf]]></category>
		<category><![CDATA[The Dark Road]]></category>
		<category><![CDATA[The Evil of Frankenstein]]></category>
		<category><![CDATA[The Gorgon]]></category>
		<category><![CDATA[The Horror of Frankenstein]]></category>
		<category><![CDATA[The Hound of the Baskervilles]]></category>
		<category><![CDATA[The Invisible Man]]></category>
		<category><![CDATA[The Jewel of Seven Stars]]></category>
		<category><![CDATA[The Kiss of the Vampire]]></category>
		<category><![CDATA[The Lady Craved Excitement]]></category>
		<category><![CDATA[The Lady Vanishes]]></category>
		<category><![CDATA[The Last Page]]></category>
		<category><![CDATA[The Legend of the 7 Golden Vampires]]></category>
		<category><![CDATA[The Lost Continent]]></category>
		<category><![CDATA[The Man in Black]]></category>
		<category><![CDATA[The Mummy]]></category>
		<category><![CDATA[The Mummy's Shroud]]></category>
		<category><![CDATA[The Mummy's Tomb]]></category>
		<category><![CDATA[The Mummy’s Hand]]></category>
		<category><![CDATA[The Mummy’s Shroud]]></category>
		<category><![CDATA[The Mystery of the Marie Celeste]]></category>
		<category><![CDATA[The Nanny]]></category>
		<category><![CDATA[The Old Dark House]]></category>
		<category><![CDATA[The Phantom of the Opera]]></category>
		<category><![CDATA[The Phantom Ship]]></category>
		<category><![CDATA[The Private Life of Henry VIII]]></category>
		<category><![CDATA[The Public Life of Henry the Ninth Work]]></category>
		<category><![CDATA[The Quartermass Experiment]]></category>
		<category><![CDATA[The Quartermass Xperiment]]></category>
		<category><![CDATA[The Resident]]></category>
		<category><![CDATA[The Revenge of Frankenstein]]></category>
		<category><![CDATA[The Rossiter Case]]></category>
		<category><![CDATA[The Satanic Rites of Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[The Snorkel]]></category>
		<category><![CDATA[The Two Faces of Dr. Jekyll]]></category>
		<category><![CDATA[The Vampire Lovers]]></category>
		<category><![CDATA[The Wild Bunch]]></category>
		<category><![CDATA[The Witches]]></category>
		<category><![CDATA[The Woman in Black]]></category>
		<category><![CDATA[Tigon]]></category>
		<category><![CDATA[To Have and to To Hold]]></category>
		<category><![CDATA[To the Devil a Daughter]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Clegg]]></category>
		<category><![CDATA[Twins of Evil]]></category>
		<category><![CDATA[Val Guest]]></category>
		<category><![CDATA[Vampire Circus]]></category>
		<category><![CDATA[Vampire Hunter]]></category>
		<category><![CDATA[Van Helsing]]></category>
		<category><![CDATA[ve The Dark Light]]></category>
		<category><![CDATA[Wake Wood]]></category>
		<category><![CDATA[What The Butler Saw]]></category>
		<category><![CDATA[When Dinosaurs Ruled the Earth]]></category>
		<category><![CDATA[Will Hammer]]></category>
		<category><![CDATA[William Hinds]]></category>
		<category><![CDATA[Women Without Man]]></category>
		<category><![CDATA[X the Unknown]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=4426</guid>
		<description><![CDATA[Hammer Film Productions Birleşik Krallık merkezli bir film prodüksiyon şirketidir. 1934’te kurulan şirket 1950’lerin ortalarından 1970’lere kadar ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4427" title="hammer-films" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/hammer-films.jpg" alt="" width="601" height="428" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hammer Film Productions</strong> Birleşik Krallık merkezli bir film prodüksiyon şirketidir. 1934’te kurulan şirket 1950’lerin ortalarından 1970’lere kadar çekilen Gothic “Hammer Horror” filmleri ile tanınıyor. Hammer Film ayrıca bilimkurgu filmleri, gerilim filmleri, kara film de çekti ve sonraki yıllarda televizyon dizilerine de yöneldi. Hammer filmleri düşük bütçeliydi fakat buna rağmen savurgan bir şirket görüntüsü çiziyorlardı, kaliteli İngiliz oyuncuları kullanıp, stüdyoları akıllıca tasarlamışlardı. En başarılı yıllarında Hammer, korku filmi pazarını ele geçirmişti, dünya çapında dağıtım yaparak oldukça büyük miktarlarda finansal başarı sağlamıştı. Bu başarı bir bakıma Amerika Birleşik Devletlerinin büyük stüdyosu Warner Bros ile olan ortaklığın bir getirisiydi.</p>
<p style="text-align: justify;">1960 ve 1970’lerin sonlarında rakiplerin katılımıyla canlanan korku filmi pazarı ve Amerikan finansmanının kaybı, savurgan Hammer’da değişiklikleri zorunlu kıldı ve bu değişikliklerin bir kısmı başarılıydı. Şirket nihayetinde 1980’lerin sonunda film üretimine son verdi ve o zamandan beri kış uykusunda yatıyor. 2000 yılında Hammer, Charles Saatchi isminde bir sanat koleksiyoncusu ve reklam müdürünün de bulunduğu bir ortaklık tarafından satın alındı. Bu olaydan sonra şirket yeniden film yapmaya başlayacağını açıkladı ancak hiç bir film yapılmadı. Mayıs 2007’de film şirketi, korku filmlerine 50 Milyon dolar (£25m) harcayacağını belirten bir Hollanda konsorsiyumu olan Cyrte Investments tarafından yeniden satın alındı. Şirketin yeni sahipleri ayrıca Hammer grubunun film kitaplığını (arşivini) de elde etmişti. <span id="more-4426"></span></p>
<p style="text-align: justify;">“Hammer Horror” terimi, Eros Films, Amicios ve Tigon gibi başka şirketler tarafından yapılan dönemin benzer korku filmleri için de kullanıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Kasım 1934’te William Hinds isimli işadamı ve komedyen, Londra, Regent Sokağı, Imperial House’ta bulunan üç odalı bir ofisten oluşan Hammer Productions Ltd. isimli film şirketini kayıt ettirdi. Şirketin ismi Hinds’in sahne ismi olan Will Hammer’dan alınmıştı. William bu sahne ismini de Londra’nın yaşadığı bir bölgesi olan Hammersmith’ten uyarlamıştı.</p>
<p style="text-align: justify;"><!--more--></p>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4435" title="wallpaperhammer800x600[1]" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/wallpaperhammer800x6001.jpg" alt="" width="640" height="480" /></p>
<p style="text-align: justify;">2 Ocak 1935’te Hammer şirketinin ilk filmi olan ve MGM/ATP stüdyolarında çekilen The Public Life of Henry the Ninth Work filmi neredeyse tamamlanmıştı. Film, işsiz bir sokak müzisyeni olan Londralı Henry’nin hikayesini anlatır. Filmin ismi, İngiltere’nin ilk akademi ödüllü filmi olan Alexander Korda yapımı The Private Life of Henry VIII filmine hürmet amaçlı yapılmış ufak bir kelime oyunudur. Bu dönemlerde William Hind, İspanyol göçmen ve eski sinema sahibi Enrique Carreras ile tanışmıştır ve ardından 10 Mayıs 1935’te Wardour Sokağında merkezini oluşturdukları Exclusive Films isimli dağıtım şirketini kurmuşlardır. Exclusive’in dağıtımını yaptığı sonraki dört Hammer filmi şunlardır:</p>
<p style="text-align: justify;">•    The Mystery of the Marie Celeste (US: The Phantom Ship) (1936), başrolde Bela Lugosi<br />
•    Song of Freedom (1936), başrolde Paul Robeson<br />
•    Sporting Love (1937)<br />
•    The Bank Messenger Mystery (1936)</p>
<p style="text-align: justify;">İngiliz film endüstrisindeki ani düşüş Hammer’ı iflasa zorlamıştır ve 1937’de şirket tasfiye edilmiştir. Exclusive ise aksine bu krizden sağ kurtulmuştur ve 20 Temmuz 1937’de Wardour Sokağı 113-117’de yeni bir ofis kiralayarak başka şirketler tarafından yapılan filmlerin dağıtımına devam etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: medium; color: #ff0000;"><strong>Hammer Film Prodüksiyon, Diriliş Dönemi (1938 ile 1955 arası)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Enrique’nin oğlu James Carreras, William Hinds’in oğlu Anthony&#8217;nin ardından 1938 yılında Exclusive’e katıldı. İkinci Dünya Savaşının patlak vermesiyle James ve Anthony silahlı kuvvetlere katılmak için Exclusive’den ayrıldılar ve Exclusive sınırlı kapasite ile çalışmaya devam etti. 1946’da seferberliğin sona ermesiyle James Carreras şirkete yeniden katıldı. Sinemalarda film programlarındaki boşlukları doldurmak için yapılan çırpıştırma filmler ile Hammer Films’i, Exclusive’in prodüksiyon kolu olarak yeniden canlandırdı ve daha pahalı ürünlere de destek verdi. Anthony Hinds’i şirkete yeniden katılması konusunda ikna etti ve canlanan Hammer Films Production, Death in High Heels, The Dark Road, Crime Reporter ve Dick Barton Special Agent (başarılı Dick Barton radyo şovunun bir yeniden uyarlaması) isimli yapımlara çalışmaya başladı. Hepsi 1947’de Marylebone Stüdyolarında çekildi. Dick Barton Strikes Back (1948) filminin çekimleri sırasında profesyonel stüdyolar yerine gerçek köy evleri kullanmanın şirkete büyük oranlarda para tasarruf sağlayacağı anlaşılmıştı. Bir sonraki yapımları, Dr Morelle – The Case of the Missing Heiress (bir başka radyo uyarlamasıdır) filmi için Hammer Films, Miadenhead’de Thames Nehri kıyısında Dial Close adında 23 yatak odalı bir köşk kiraladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonunda 12 Şubat 1949’da Exclusive, Enrique ve James Carreras ile William ve Tony Hinds’i şirket yöneticisi olarak belirleyip Hammer Film Productions’ı kayıt ettirdi. Hammer Film, 113-117 Wardour Sokağında bulunan Exclusive ofislerine taşındı ve bina “Hammer House” olarak yeniden adlandırıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ağustos 1949’da yerel halkın gece çekimlerindeki gürültüden rahatsız oldukları şikayetleri üzerine Hammer, Dial Close isimli köşkü terk edip yine Thames Nehri kıyısındaki bir başka köşk olan Oakley Court’a taşındı. Beş film burada çekildi: The Man in Black (1949), Room to Let (1949), Someone at the Door (1949), What The Butler Saw (1950), The Lady Craved Excitement (1950). 1950’de Hammer yine taşındı ve bu seferki yeri The Black Widow, The Rossiter Case, To Have and to To Hold ve The Dark Light(hepsi 1950 yapımıdır) isimli filmlere ev sahipliği yapan Gilston Park isimli golf kulübüydü.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4440" title="frankensteinmonsterhell" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/frankensteinmonsterhell.gif" alt="" width="655" height="491" /></p>
<p style="text-align: justify;">1951 yılında Hammer Film, yine Thames Nehri kıyısında bulunan en meşhur evi Down Place’de çekim yapmaya başlamıştı. Şirket burayı bir yıllığına kiralamış ve Cloudburst isimli yapım ile burada işe koyulmuştu. Down Place’i sağlam ve geleneksel görünümüne uygun olacak şekilde bir stüdyoya dönüştürme kararı alındı. Down Place’in geniş arazisi, Hammer şirketinin sonraki filmlerine de ev sahipliği yaptı ve “Hammer look” için büyük öneme sahipti.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca 1951&#8242;de Hammer ve Exclusive, Amerikalı film yapımcısı Robert Lipperet ile dört yıllık bir prodüksiyon ve dağıtım anlaşması yaptı. Kontrata göre Lippert ve Exclusive Atlantik’teki kişisel bağlantıları ile dağıtım için film takas edecekti. Buna 1951 yılında The Last Page isimli filmle başladılar ve 1955’te Women Without Man ile sonlandırdılar.</p>
<p style="text-align: justify;">1951’in sonlarına doğru Down Place ile olan kira anlaşması sona ermişti ve Down Place’in artan başarısı ile Hammer Film burada geçmişteki stüdyo bazlı çekimlere yönelmeyi düşünüyordu. Association of Cinematograph Techinician ile olan bir anlaşmazlık sonrasında bu teklif reddedildi. Bunun üzerine Hammer Film, Down Place’in mülkiyetini satın aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Köşkün ismi yakındaki Bray isminde bir köyün adını alarak Bray Stüdyoları olarak değiştirildi ve burası 1966 yılına dek Hammer’in ilk merkez üssü oldu. 1953’te Hammer’ın ilk bilimkurgu filmleri Four Sided Triangle ve Spaceways piyasaya sürüldü.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong><span style="font-size: medium;">Hammer Horror’un Doğuşu (1955 ile 1959 arası)</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hammer’ın ilk korku deneyimi, Nigel Kneale’nin BBC Televizyonlarında yayınlanan bilim kurgu serisi The Quartermass Experiment&#8217;in Val Guest tarafından yönetilen bir uyarlamasıydı. Robert Lippert ile yapılan anlaşmanın bir sonucu olarak Amerikan aktör Brian Donlevy başrol için getirildi ve filmin ismi The Quartermass Xperiment olarak değiştirildi böylece film, korku filmleri için yeni çıkan bir adlandırma olan X tür film olduğunu gösteriyordu. Film beklenmeyen bir başarı yakaladı ve neredeyse aynı derece başarılı olan devam filmi Quartermass 2&#8242;nin çekimine neden oldu. Bu sefer film Kneale&#8217;in televizyon serisinin orjinal senaryolarından yararlanılarak çekildi ve orijinal serinin bütçesinin iki katı olan 92.000£ bütçe ile Kneale tarafından yönetildi.  O sırada Hammer bir başka Quartermass tarzı korku filmi olan X the Unknown&#8217;u çekmişti ve Kneale haklarını filmden alana dek tv serisinin tamamı olarak tasarlanmıştı. Aynı tarihlerde Hammer, gönüllü olarak senaryolarını İngiliz Film Denetçileri Komisyonu’na (BBFC) denetlenmesi için sunuyordu. 24 Kasım tarihinde X the Unknown&#8217;un senaryosuna göre bir denetçinin (Audrey Field) yorumu şu şekilde olmuştur:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hiç kimse izleyicilerin verdikleri paranın karşılığını alacağını söyleyemez. Aslında bu filmi izleyen biri kesinlikle hasta olur. Çok daha fazla kısıtlama yapmamız gerekiyor hatta seyircilerin titreten iğrençliğe, korkunç yaralara, korkunç suratlara verdiği tepkiye göre daha da fazla kısıtlama yapılması gerekir. Bu sınır tanımazlık devam ediyor ve aynı kişi daha da zalim senaryolar yazmaya devam ediyor. Bu kısıtlamalar yapılmadan bence BBFC başkanı bu senaryoyu okumalı. Çoğu insandan saha sağlam bir mideye sahibim ve sanırım daha şiddetli bir şekilde tepki vermeliyim.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4445" title="hammer_Posters" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/hammer_Posters.jpg" alt="" width="653" height="226" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Curse of Frenkenstein</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Quartermass 2’nin çekimi başladığında, Hammer, bu yeni yapıma yatırım yapmaya istekli ve Amerika’da reklamını sağlayacak bir başka Amerikan ortak aramaya başlamıştı. Nihayetinde Associated Artist Productions (A.A.P) ve buranın yer altı dünyası ile bağlantılı patronu Elliot Hyman ile görüşmelere başlamışlardı. Bu süre esnasında iki genç film yapımcısı Max J. Rosenberg ve Milton Subotsky (daha sonra Hammer’a rakip Amicus isimli şirketi kuracaklardır) Frankenstein romanından uyarlama bir senaryo sundular. Senaryoya ilgi duymasına rağmen A.A.P henüz bir filmleri olan Rosenberg ve Subotsky’nin çekeceği bir filme destek çıkmaya hazır değildi. Ancak Eliot Hyman senaryoyu Hammer’daki bağlantılarına gönderdi. Rosenberg sürekli &#8220;Curse of Frankenstein”’in kendisine ait olduğunu iddia edecekti.</p>
<p style="text-align: justify;">Mary Shelley’in romanı halk arasında yaygın da olsa Anthony Hinds senaryo hakkında emin olamıyordu çünkü Subotsky’nin senaryosu 1939 Universal yapımı Son of Frenkenstein filminin konusu ile çok benzerdi. Bu, projeyi telif hakkı konusunda riske sokuyordu ve Universal tarafından bir hak ihlali olarak algılanabilirdi. Bunun yanında filmin kısa senaryosu üzerinde çok fazla çalışma yapılması, düzeltilmesi gerekiyordu ve ayrıca eklemeler gerekecekti çünkü filmin tahmini süresi 55 dakikayı bulacaktı, İngiltere’de dağıtımı yapılması için ise bir filmin en az 90 dakika olması gerekiyordu. Hammer şirketinden Michael Carreras’a göre senaryo şu şekilde yorumlanmıştı:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Senaryo kötü bir şekilde sunulmuş. Çekimler gündüz mü gece mi yapılacak onlar bile senaryo başlarında belirtilmemiş. Bazı sahneler senaryonun uzunluğuna yetmeyecek şekilde ve bizce bazı yerlerde yeniden düzenlemeler hatta yeniden yazılmalar gerekiyor.”</p>
<p style="text-align: justify;">Senaryoda daha fazla değişiklik yapıldı ve daha iyi olacağı düşünülen Frankenstein and the Monster ismi film adı olarak tercih edildi. Eastmancolor’da filmin çekilmesi üzerine planlamalar yapıldı ve bu karar BBFC’de endişelere yol açtı. Senaryo sadece korku ve vahşet öğeleri içermiyor aynı zamanda canlı renklerle sunulması planlanıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Proje, senaryodan Michael Carreras’a oranla daha etkilenen ve filmin 3 haftada bitirilebilecek siyah beyaz bir çırpıştırma filmi olduğunu düşünen Tony Hinds’e verildi. Subotsky ve Rosenberg’in senaryolarının hala eski Universal filmiyle benzerlikleri olduğunu düşünen Hinds, Jimmy Sangster&#8217;i filmi The Curse of Frankenstein olarak yeniden yazması için görevlendirdi. Sangster’in çabası filmi kurtarmıştı ve bir çırpıştırma filmi olmaktan kurtarıp renkli bir film olmasını sağlamıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Sangster senaryosunu incelemeleri için BBFC’ye göndermişti. Audrey Field film hakkındaki 10 Ekim 1956 tarihli raporunda:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Biz bu senaryonun tarzı ile ilgileniyoruz ki X kategoride bir filmde izin verilen korku ve dehşetten daha öte bir senaryo bu. Korkarım böyle bir filmi onaylayabileceğimiz konusunda garanti veremem. Yeniden gözden geçirilmiş bir senaryonun bize gönderilmesi gerekir böylece bütün nahoşluklar yumuşatılmalıdır.”</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignright size-full wp-image-4456" title="hammer1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/hammer1.jpg" alt="" width="285" height="271" />BBFC’nin sert uyarılarına rağmen, Hinds orijinal değişmemiş senaryonun çekilmesine önderlik etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Film Terence Fisher tarafından yönetildi ve düşük bir bütçeyle çekilmişe benziyordu. Peter Cushing&#8217;in Baron Victor Frankenstein performansı ve Christopher Lee’nin uzun, korkunç canavarı filme cila etkisi yapan etkenlerdi. £65.000 bütçesi ve daha sonra şirketin omurga casti haline gelecek oyuncuları ile Hammer Film’in ilk Gothic korkusu çekilmişti. Renk kullanımı ile daha önce görülmemiş bir vahşet seviyesine ulaşılmıştı. The Curse of Frankenstein&#8217;a kadar korku filmleri kanı ayrıntılı olarak göstermiyordu ve gösterdiklerinde ise kan monokrom fotografi ile gizleniyordu. Bu filmde ise parlak kırmızı renkteydi kan ve kamera sürekli ona odaklanıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Film sadece İngiltere’de değil Amerika Birleşik Devletleri’nde de inanılmaz bir başarıya ulaşmıştı ve kendisinden sonra Roger Corman ve American International Pictures’in yapımları da dahil birçok taklide ilham kaynağı oldu.  Ayrıca Avrupa kıtasında da başarıyı bulan film İtalyan yönetmenler ve izleyiciler tarafından yenilikçi olarak görüldü.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Dracula</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">The Curse of Frankenstein’ın büyük gişe başarısı, The Revenge of Frankenstein gibi bir devam filmi çekme arzusunu ve Hammer’ın yeni bir korku ikonu bulma arzusunu teşvik etti. Dracula, Universal tarafından geçmişte kullanılmış başarılı bir karakterdi ve telif olayı Frankenstein karakterinden daha karmaşıktı. 31 Mart 1958’e kadar Hammer ve Universal arasında tamamen yasal bir anlaşmaya varılamamıştı, film tamamlandıktan sonra ise anlaşma 80 sayfa uzunluğundaydı.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı tarihlerde A.A.P ve Hammer arasındaki finansal anlaşma, A.A.P tarafından söz verdiği para miktarını gönderilmeyince bozuldu. Hammer başka alternatiflere yöneldi ve The Curse of Frankenstein filminin başarısı sayesinde Columbia Pictures ile bir anlaşma imzaladı ve Columbia, devam filmi The Revenge of Frankenstein ve The Camp on Blood Island ile The Snorkel filmlerinin dağıtımını yapacaktı. Hammer’in finansal başarısı, ana film dağıtım şirketi Exclusive’in kapanmasına ve Hammer Film’i yalnızca film yapımı konusuna yönlendirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Dracula senaryosu üzerindeki çalışma sürüyordu ve ikinci taslak gönüllü olarak BBFC’ye gönderildi. Audrey Field 8 Ekim 1957’de film senaryosunu şu şekilde yorumlamıştı:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bay Jimmy Sangster’in yontulmamış, eğitimsiz, iğrenç ve hoyrat stili iyi bir korku hikayesini anlaşılması güç hale getiremez. Kesinlikle kan sahnelerinde etkili önlemler alınmalıdır. Ayrıca bazı şeyler tamamen engellenmelidir.”</p>
<p style="text-align: justify;">Curse of Frankenstein’in başarısına rağmen Dracula konusunda finansman sağlıklı bir şekilde sağlanamamıştı. Universal finansman ile ilgilenmiyordu ve para arayışı Hammer’ı A.A.P’nin patronu Eliot Hyman’in bir başka şirketi Seven Arts (sonra Warner Bros ile birleşmiştir) ile iş yapmak durumunda bırakmıştı. Anlaşma detayları belirlendiği halde hiç bir anlaşma sağlanamadı ve Dracula’nın finansmanı Ulusal Film Finansmanı Konseyi’nce (£32.000) sağlandı ve geri kalan para dünya çapında dağıtımını yapması koşuluyla Universal tarafından verildi.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-4460" title="hammer2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/hammer2.jpg" alt="" width="240" height="317" />Sonunda sağlanan £81.412 bütçe ile 11 Kasım 1957’de çekimlere başlandı. Peter Cushing Van Helsing rolünde ve Christopher Lee ise Count Dracula rolündeydi, yönetmenliğini Terence Fisher’in yaptığı filmin Bernard Robinson tarafından yapılan set tasarımı orijinal Universal yapımı Dracula ile tamamen farklıydı ve o kadar farklıydı ki Hammer yöneticileri Robinson’un parasını ödeyip işine son verdikten sonra yeni bir tasarımcı aramaya başladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Dracula muazzam bir başarıya ulaşmıştı, Birleşik Krallıkta, Amerika Birleşik Devletlerinde (Horror of Dracula adıyla sinemalarda gösterildi), Kanada’da ve dünyada büyük gişe geliri elde etmişti. 20 Ağustos 1958’de Daily Cinema filmi böyle yorumluyordu:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hammer’ın Technicolor Dracula versiyonunun dünya çapındaki inanılmaz başarısı ile, dağıtımcıları Universal-International, Jimmy Carreras’ın şirketinin mülkiyetini tüm klasik filmleri yeniden çekme hakkı vermek için devretmek istiyor.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>The Mummy</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bir anlaşma ile Hammer, Universal International’ın birkaç korku ikonunu seçti ve The Invisible Man, The Phantom of the Opera ve The Mummy’s Hand filmlerini yeniden çekti. Bu filmlerin hepsi Dracula, Curse of Frankenstein ve Revenge of Frankenstein filmlerinin çekildiği Bray Stüdyolarında çekilecekti. The Mummy (The Mummy&#8217;s Hand filminin yeniden çekimi olan ve The Mummy&#8217;s Tomb&#8217;un devamı niteliğindeki filmin ismi) 1959’da çekildi, The Phantom of the Opera 1962’de çekildi ve Hammer The Old Dark House filminin yeniden çekiminde William Castle ile işbirliği yaptı. The Invisible Man hiçbir zaman çekilmedi.</p>
<p style="text-align: justify;">The Mummy için çekimler 23 Şubat 1959’da başladı ve 16 Nisan 1959’a dek sürdü. Yine Peter Cushing (John Banning rolünde) ve Christopher Lee (Mumya Kharis rolünde) başrollerde oynamıştı ve film yine bir Jimmy Sangster senaryosuyla Terence Fisher tarafından yönetilmişti. The Mummy 23 Ekim 1959’de piyasaya sürüldü ve bir önceki yıl Dracula filminin Birleşik Krallık ve Amerika’da kırdığı gişe rekorunu egale etti.</p>
<p style="text-align: justify;">1955 – 1959 yılları arasındaki dönemde Hammer, Peter Cushing’in Sherlock Holmes rolünü oynadığı The Hound of the Baskervilles ve Don’t Panic Champs isimli komedi filmi gibi korku dışı, farklı türlerde filmler çekti. Ancak şirketin birçok filmle ilham kaynağı olan, en ünlü üç filmi The Curse of Frankenstein, Dracula ve The Mummy oldu.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000; font-size: medium;"><strong>Devam Filmleri (1959 &#8211; 1974)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hammer üç başarılı korku filmine seriler halinde devam filmleri çekerek bu başarıyı pekiştirmek istedi. 1959 ve 1974 yılları arasında The Curse of Frankenstein filmine altı adet devam filmi çekildi:</p>
<p style="text-align: justify;">•    The Revenge of Frankenstein (1959)<br />
•    The Evil of Frankenstein (1964)<br />
•    Frankenstein Created Woman (1967)<br />
•    Frankenstein Must Be Destroyed (1969)<br />
•    The Horror of Frankenstein (1970)<br />
•    Frankenstein and the Monster from Hell (1974)</p>
<p style="text-align: justify;">The Horror of Frankenstein (bir devam filmi değildir, The Curse of Frankenstein’ın yeniden çekimidir) hariç tüm filmlerde Peter Cushing, Baron Frankenstein rolünde başroldeydi. The Horror of Frankenstein filminde ise Ralph Bates başrolde oynamıştır. Cushing’in başrolünde olduğu The Evil of Frankenstein filmi flashbackler halinde Baron’un hikayesini anlatan bir yapımdı ve bu filmde Baron tamamıyla farklı bir kişilikteydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Hammer ayrıca prömiyeri bir Amerikan televizyonunda yapılması planlanan yarım saatlik, Tales of Frankenstein(1958) isminde bir film çekti. Filmin prömiyeri yapılmadı lakin şimdi DVD olarak temin edilebilir. Anton Diffring bu filmde Baron Frankenstein rolündedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Dracula</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hammer ayrıca 1960-1974 yılları arasında sekiz farklı Dracula filmi çekti:</p>
<p style="text-align: justify;">•    The Brides of Dracula (1960)<br />
•    Dracula: Prince of Darkness (1966)<br />
•    Dracula Has Risen from the Grave (1968)<br />
•    Taste the Blood of Dracula (1969)<br />
•    Scars of Dracula (1970)<br />
•    Dracula AD 1972 (1972)<br />
•    The Satanic Rites of Dracula (1973)<br />
•    The Legend of the 7 Golden Vampires (1974)</p>
<p style="text-align: justify;">İlk beş film direkt olarak orijinal Dracula filminin devamı filmlerdi. Brides of Dracula filminde Dracula yoktu ancak Peter Cushing Van Helsing rolünde oynamış ve vampir Baron Meinster(David Peel) ile savaşmıştır. The Kiss of the Vampire filminde ise Van Helsing ve Dracula’ya yer verilmemiştir fakat Brides of Dracula’nın konusundan devam etmiştir ve Vampirism’i sunmuştur. Christopher Lee, takip eden altı filmde Count’u hayata döndürmek için pratik zekasını kullanan Dracula rolü ile yer almıştır. Karakteri genç nesil için yeniden şekillendiren Scars of Dracula filmi ile Hammer Film, şiddetin ayrıntı oranını ve vahşeti daha yukarı taşımıştır. Bu filmdeki pazarlama başarısızlığı sonraki filmlerde bir takım değişiklikler yapmayı zorunlu kılmıştır. Peter Cushing bu iki filmde Van Helsing’in soyundan birini oynamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Şunu da belirtmek gerekir ki Victorian – Edwardian çağ filmleri ile uyumsuzlukları nedeniyle Lee ve Cushing’in oynadığı çağdaş Dracula filmleri aynı seriler değildir. Hammer’ın Dracula serisinde ilk film 1880’lerde geçmektedir ancak Van Helsing ve Dracula arasındaki son savaşın flashback bölümü 1872’de Van Helsing ve Dracula henüz tanışmamışken gerçekleşmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Karakterin ele alınış şekli ve kendisi katkıda bulunup orijinal kitaptan diyalogları senaryoya dahil ettiği halde, sonraki senaryolardaki kalitesizlik Christopher Lee’yi hayal kırıklığına uğratıyordu. (Count’un çok konuşmadığı Princess of Darkness hariç Lee yer aldığı her Dracula filminde Bram Stroker’dan bir alıntıyı filmde söylerdi) Ayrıca verilen rollerle de kişisel olarak ilgilenmişti. Satanic Rites sonrasında bu serilerden ayrıldı.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-4468" title="hammer4" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/hammer4.jpg" alt="" width="166" height="341" /><span style="color: #ff0000;"><strong>The Mummy</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Sonraki “mumya” filmleri 1959 yapımı ile alakasızdı ve sadece The Mummy’s Shroud ikinci film pozisyonundaydı. Çekilen filmler The Curse of the Mummy&#8217;s Tomb (1964), The Mummy&#8217;s Shroud (1966) ve Blood from the Mummy&#8217;s Tomb (1971)idi. Son film Bram Stoker’ın The Jewel of Seven Stars romanının modern versiyonuydu ve Valerie Leon bir mumya yerine reenkarne olan bir Mısır prensini oynuyordu. Aynı roman Charlton Heston’un 1980 yapımı The Awakening filmine de ilham kaynağı olmuştu. Daha sonraki ev sineması versiyonu Lou Gosett Jr’ın oynadığı Bram Stroker’s The Mummy olmuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">1960’ların ortalarına dek Mumya serileri ve Hammer’ın başka korku türleri şirkete iki misli paraya mal oluyordu. İki film aynı set ve kostümlerle peş peşe çekilecek ve böylece paradan tasarruf edilecekti.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Cave Girls</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hammer aynı zamanda Michael Carreras tarafından yönetilen mağara kadını konulu filmler çekti:</p>
<p style="text-align: justify;">•    One Million Years B.C. (1966), Raquel Welch.<br />
•    Slave Girls (1968), Amerika Birleşik Devletleri’nde Prehistoric Women adıyla çıktı.<br />
•    When Dinosaurs Ruled the Earth (1970)<br />
•    Creatures the World Forgot (1971)</p>
<p style="text-align: justify;">Bu filmler Carry On Up the Jungle (1970)’da parodi halinde sunuldu.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000; font-size: medium;"><strong>Psikolojik Gerilim Filmleri</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Gothic korku filmlerinin yanında Hammer, çoğunun senaryosu Jimmy Sangster tarafından yazılan ve Freddie Francis ile Seth Holt tarafından yönetilen “mini-Hitchcock” adıyla bilinen filmler çektiler. Çoğu siyah beyaz olan bu düşük bütçeli gerilimlere Les Diaboliques şekil verdi ve sık sık Psycho ile karşılaştırıldılar. Bu şaşırtmacalı sonlara sahip gerilim serileri Taste of Fear(1961) ile başladı ve Maniac(1963), Paranoiac(1963), Nightmare(1964), Hysteria(1965), Fanatic(1965), The Nanny(1965), Crescendo(1970), Straight on Till Morning(1972) ile devam etti.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: medium; color: #ff0000;"><strong>Diğerleri</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Diğer filmler aşağıdaki gibidirler:</p>
<p style="text-align: justify;">•    The Abominable Snowman of the Himalayas (1957)<br />
•    The Two Faces of Dr. Jekyll (1960),  Robert Louis Stevenson&#8217;ın Jekyll and Hyde’ının farklı versiyonudur<br />
•    Never Take Sweets from a Stranger (1960), başrollerde Patrick Allen ve Felix Aylmer<br />
•    The Curse of the Werewolf (1961), Oliver Reed&#8217;in ilk başrolü<br />
•    The Phantom of the Opera (1962), başrolde Herbert Lom<br />
•    The Gorgon (1964) ,<br />
•    She (1965), Rider Haggard tarafından yazılan aynı isimdeki romandan çekilmiştir<br />
•    The Witches (1966)<br />
•    Quartermass and the Pit (1967); Amerika’daki ismi &#8220;Five Million Years to Earth&#8221; (1968)<br />
•    The Anniversary (1968), Bette Davis<br />
•    The Lost Continent (1968) başrolde Eric Porter</p>
<p style="text-align: justify;">29 Mayıs 1968’te, Hammer İngiliz ekonomisine yaptığı katkılardan dolayı, Kraliçe Endüstri Ödülü’ne layık görüldü. Ödül seremonisi, Pinewood Stüdyosu, Dracula Kalesi setinde Dracula Has Risen from the Grave filmi çekilirken gerçekleştirildi.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000; font-size: medium;"><strong>Pazar Değişimleri (1970lerin Başları)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">İzleyiciler 1960’ların sonunda daha bilgili, daha seçici konuma geldikçe, Roman Polanski’nin Rosemary’s Baby (1968) filmi gibi korkunç yapımlar pazarda yerini aldıkça, film stüdyosu pazardaki yerini korumaya çalıştı. Oluşan bu duruma yeni senaristler ve aktörler getirip, yeni karakterler deneyerek karşılık vermeye çalışan şirket vampir ve Frankenstein filmlerini yeni yaklaşımlar ve benzer materyaller kullanarak yenilemeye çalıştı. Stüdyo, 1972 yapımı Vampire Circus filminde dönemi yansıtan dekora sadık kaldı, Dracula AD 1972 ve The Satanic Rites of Dracula yapımlarında ise modern dekora geçme amacıyla dönemsel dekorlar terk edildi. Bu filmler başarılı olmadı ve sadece eleştirmenler tarafından değil aynı zamanda bu filmler sonrasında bu projelerde yer almayı reddeden Christopher Lee tarafından da ağır bir şekilde eleştirildi. 1973’te The Satanic Rites of Dracula ile ilgili bir basın toplantısında Lee şunları söyledi:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bunu gönülsüz bir şekilde yapıyorum. Bu tamamıyla budalaca. Bunu niteleyecek yirmi adet sıfat sıralayabilirim, ahmakça, amaçsızca, absürd! Bu bir komedi değil ancak komik bir ismi var. Bu konuyu anlayamıyorum.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Film ismi yüzünden bir self-parodi olmuştu ve senaryoda içerdiği fazla oranda komiklik ile herhangi bir korku hissini azaltıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Hammer filmleri vahşet ve cinsel içeriği nedeniyle satılıyorlardı. Bonnie and Clyde(1967) ve The Wild Bunch(1969) gibi filmlerin piyasaya çıkması ile izleyiciler daha fazla vahşeti ustaca sunulmuş bir şekilde elde ettiler. Night of the Living Dead (1968) korku filmlerine yeni bir ayrıntılı şiddet tarzı getirdi. Hammer elinden geldiğince bu durum ile mücadele etmeye çalıştı, örneğin Frankenstein and the Monster from Hell filminde Baron çıkarılmış bir insan beynini tekmeliyordu. Ancak daha sonra anladılar ki Amerikan yapımlarındaki gibi vahşet içermezlerse bile zamanının Avrupa filmlerindeki gibi filmlerinde cinsel içeriğe yer verebilirlerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu dönemde Hammer Films karlı başarılar da elde etti. ITV sit com serilerinin film versiyonu On the Buses (1971) bunlardan biriydi. Bu film Holiday on the Buses (1972) and Mutiny on the Buses (1973) adında iki devam filmi çekecek kadar başarılıydı.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: medium; color: #ff0000;"><strong>The Karnstein Üçlemesi</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">J. Sheridan Le Fanu’nun vampir romanı Carmilla’dan uyarlanan Karnstein üçlmesi ile Hammer, popüler İngiliz filmleri arasında en açık lezbiyenlik sahnelerine yer verdi. Diğer geleneksel Hammer fikirleri ve yönetmenliklerine rağmen bu dönemde filmlerde çıplaklık oranında büyük bir artış olmuştu. Karnstein Trilogy filmleri şunlardır:</p>
<p style="text-align: justify;">•    The Vampire Lovers (1970), başrolde Polonyalı aktris Ingrid Pitt<br />
•    Lust for a Vampire (1971)<br />
•    Twins of Evil (1972)</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4477" title="hammer5" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/hammer5.jpg" alt="" width="627" height="293" /></p>
<p style="text-align: justify;">Bu üç film Brian Clemens (The Avengers’in yaratıcısı) ile aynı zamanda şirkete katılan Hammer’ın yeni senaristlerinden Tudor Gates tarafından yazılmıştı. Clemens Hammer için iki alışılmamış film yazmıştı. Clemens’in yönetmenliğini yaptığı, Ralph Bates ve Martine Beswick’in başrollerde olduğu Dr. Jekyll and Sister Hyde (1971) ile Captain Kronos, Vampire Hunter (1974) yapımları başarılı olamamıştı ancak gavori kült filmler arasında yerlerini almışlardı. Deneysel filmler eski hikayeler üzerine yeni bakış açıları getirmeye çalışmıştı fakat izleyiciler bunlarla pek fazla ilgilenmemişti.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000; font-size: medium;"><strong>Film Yapımının Son Yılları (1970’lerin sonları)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">1970’lerin sonlarına doğru Hammer daha az film yapmaya başladı ve onlara ün kazandıran Gothic horror filmlerinden uzaklaşmaya çalıştılar. Ne Hong Kong’un Shaw Brothers şirketi ile ortak yaptıkları, Gothic horror ile uzak doğu dövüş tarzını karıştırdıkları The Legend of the 7 Golden Vampires (1974) filmi ne de Dennis Whetley’in romanından uyarlanan To the Devil a Daughter (1976) filmi başarılı olmuştu. Hammer’ın son yapımı Hitchcock’un 1938 yapımı gerilimi, Elliot Gould ve Cybill Shephard’ın başrollerini oynadığı The Lady Vanishes filminin yeniden çekimi oldu. Film gişede tam bir fiyasko ile karşılaştı ve stüdyoyu iflas ettirdi.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Eleştirel Tepki</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hammer korku filmleri çok fazla ciddiye alınmasalar da eleştirmenler tarafından görsel stili ile övgüye aldı. 1958 yılında bir eleştirmen The Times’da Dracula ile ilgili şunları söylüyor: &#8220;Genel olarak bakıldığında korkunç ve yavan bir film fakat hiçbir şekilde etkisiz bir melodram anlatımı değil.” Kim Newman gibi kült filmler konusunda uzman eleştirmenler genelde Hammer horror’u atmosferini tattıran bir sanatçılık olarak övüyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000; font-size: medium;"><strong>Televizyon Serileri (1980ler)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Hammer House of Horror</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">1980’lerin başlarında Hammer Films, İngiliz televizyonları için, Hammer House of Horror adında, her biri 51 dakika süren, 13 bölümlü bir televizyon serisi hazırladı. Şok edici, anında değişen durumlar ve asıl kahramanın her bölümde inanılmaz korkunçlukta olayların içine düştüğünü gösteren bu yapımlar sinema formatından koptuklarının göstergesiydi.  Bu korkunçluklar sadist dükkancılardan, satanist törenleri olan cadılara kadar değişiyordu. Bu seriler kara ironisi, etkileyici müziği ve kullandığı korku öğeleri ile tanındı.</p>
<p style="text-align: justify;">En göze batan bölümler şunlardı:</p>
<p style="text-align: justify;">•    &#8220;The House That Bled To Death&#8221; bölümünde genç bir çift ve kızları yeni bir eve taşınır ve önceki kiracının eşini o evde öldürdüğünden habersizdirler.  Çocuklarının doğum günü partisinde başüstü borularından fışkıran kan sahnesiyle ünlenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">•    &#8220;The Silent Scream&#8221; bölümünde Peter Cushing, duvarsız hapisane konsepti üzerinde çalışan ve karanlık bir sırra sahip olan bir evcil haycan dükkanı sahibini oynamıştır. Michael Mann’ın Manhunter filminde Hannibal Lecter karakterini oynayan Brian Cox, bu bölümde bir denekti.</p>
<p style="text-align: justify;">•    &#8220;The Two Faces Of Evil&#8221; isimli gerçeküstü bölümde zor kamera açıları, özenle hazırlanmış setler, tuhaf perspektiflerden çekimler ile birbirinin kılığına giren kötü ruhlu ikizlerin olduğu bir konu sunulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">•    &#8220;Charlie Boy&#8221; bölümündeki Afrika fetişi ölümcül etkiler oluşturup birçok ölüme yol açıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">•    &#8220;Carpathian Eagle&#8221;  bölümünde bir detektif polisi oynayan Anthony Valentine, Suzanne Danielle’in üstlendiği korkunç, vahşi ve törensel cinayetleri çözmeye çalışıyor. Siân Phillips’in yardımcı başrol oyuncusu olarak katıldığı bu bölümde genç Pierce Brosnan “son kurban” rolünde gayet başarılıdır.<br />
•    &#8220;Rude Awakening&#8221; bölümünde Denholm Elliott,  gerçekle doğruyu ayıramamasına neden olan gerçekçi rüyalar gören bir emlakçı rolünde oynamıştır.<br />
•    &#8220;The Children of the Full Moon&#8221; bölümünde Diana Dors geniş bir aileye sahip olan fakat kocası olmayan bir taşralıyı oynamıştır.  Yeni evlenen bir çift bu tuhaf durumu keşfettiğinde gerçekler yavaş yavaş gün yüzüne çıkacaktır.<br />
•    &#8220;Witching Time&#8221; bölümünde Patricia Quinn, Jon Finch’in enerjisini ve yaşamını emen biri rolünde oynamıştır.<br />
•    &#8220;Visitor from the Grave&#8221; bölümünde Dark Shadows ile ünlü Kathryn Leigh Scott, intikam peşindeki bir hayaletin ziyaret ettiği genç bir mirasçıyı oynamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bölümler Alan Gibson, Peter Sasdy ve Tom Clegg tarafından yönetildi, senaryo üzerinde oynamalar ise Anthony Read tarafından yapıldı.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4489" title="hammer6" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/04/hammer6.jpg" alt="" width="645" height="208" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000; font-size: medium;"><strong>2000&#8242;ler</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">2000li yıllarda, şirket kış uykusuna yatmış gibi görünse de sık sık yeni projelerin duyuruları yapıldı. Örneğin 2003 yılında Hammer, Avustralyalı Pictures in Paradise şirketi ile sinema ve DVD pazarı için yeni korku filmleri çekme planları olduğunu açıkladı.</p>
<p style="text-align: justify;">10 Mayıs 2007’de Hollandalı prodüktör John De Mol’ün kendi özel sermayesi ile kurduğu Cyrte Investments aracılığı ile Hammer Film’in haklarını satın aldığı açıklandı. 300’den fazla Hammer filminin haklarını elinde tutmasının yanında De Mol stüdyoyu yeniden yaşama geçirmeyi planlamaktadır. Variety’de yer alan bir makaleye göre yeni Hammer Films şirketi, Simon Oakes ve Marc Shipper tarafından yönetilen Liberty Global tarafından yönetilecekti. Bunun yanında Spitfire Pictures’dan Guy East ve Nigel Sinclair iki – üç korku filmi ya da gerilim projesinin başına geçeceklerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeni sahiplerinden sonra şirketin ilk ürünü Beyond the Rave isimli, 2008’de myspace üzerinden piyasaya sürüler 20&#215;4 dakikalık vampir serisidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Şirket 2008 yılında Donegal’de, Irish Film Board tarafından desteklenen bir film çekmeye başlamıştır. Wake Wood adındaki bu filmin 2009 sonbaharında İngiltere&#8217;de piyasaya sürüleceği söylenmiştir.  Amerika’da 2009’da yapımına başlanan The Resident isimli gerilim filmini Finlandiyalı film yapımcısı Antti Jokinen yönetmiştir ve başrollerde Hilary Swank, Jeffrey Dean Morgan ile Christopher Lee yer almıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">2010 yılında, Overture Films ve Relativity Media ile ortaklık içinde bulunan Hammer, İsveç yapımı vampir filmi Let the Right One In&#8217;in yeni versionu Let Me In filmini çekti.</p>
<p style="text-align: justify;">Haziran 2010’da Hammer, senaryosu Chris Borelli tarafından yazılan ve yönetmenliğini Danimarkalı film yapımcısı Kasper Barfoed’un yapacağı Wake’i satın aldı.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000; font-size: medium;"><strong>2010&#8242;lu yıllar</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">2009 yılında Hammer Films ve Alliance Films’in The Woman in Black filminin yeniden çekimine hazırladıkları açıklandı ve bu filmin 2011’de piyasaya çıkacağı söylendi. Daniel Radcliffe avukat Arthur Kipps rolünde oynayacaktır. Filmin senaryosu Jane Goldman tarafından hazırlanacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Hammer_Film_Productions">Tolga Demirtaş</a> (tolga@iyikotufilm.com)</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/hammer-film-productions/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>One Million Years B.C. (1966)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/one-million-years-b-c-1966/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/one-million-years-b-c-1966/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Oct 2010 19:27:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-Film]]></category>
		<category><![CDATA[cave girl]]></category>
		<category><![CDATA[Creatures the World Forgot]]></category>
		<category><![CDATA[Don Chaffey]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Film Productions]]></category>
		<category><![CDATA[John Richardson]]></category>
		<category><![CDATA[One Million Years B. C.]]></category>
		<category><![CDATA[Percy Herbert]]></category>
		<category><![CDATA[Raquel Welch]]></category>
		<category><![CDATA[Ray Harryhausen]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Brown]]></category>
		<category><![CDATA[Slave Girls]]></category>
		<category><![CDATA[When Dinosaurs Ruled the Earth]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=2720</guid>
		<description><![CDATA[One Million Years B.C., Hammer Film Productions tarafından yapılmış macera dolu fantastik bir İngiliz filmi. Başrolünde dönemin kadın yıldızı Raquel Welch’in oynadığı film, 1940 Hollywood yapımı One Million B.C.’nin “remake”i. 1940 yapımı filme ait birçok sahneyi aynen tekrarlayan filmin afişlerindeki tanıtımında izleyicilerin insanlığın başlangıcına bir zaman ve mekan yolculuğu yapacağı belirtiliyor. Filmi izlerken bazı tarihsel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-2721" title="One-Million-Years-BC" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/10/One-Million-Years-BC.jpg" alt="" width="254" height="335" />One Million Years B.C., Hammer Film Productions tarafından yapılmış macera dolu fantastik bir İngiliz filmi. Başrolünde dönemin kadın yıldızı Raquel Welch’in oynadığı film, 1940 Hollywood yapımı One Million B.C.’nin “remake”i. 1940 yapımı filme ait birçok sahneyi aynen tekrarlayan filmin afişlerindeki tanıtımında izleyicilerin insanlığın başlangıcına bir zaman ve mekan yolculuğu yapacağı belirtiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmi izlerken bazı tarihsel hataları göz ardı etmek gerekiyor. Dinozorlar ve insanların filmin geçtiği dönemde bir arada yaşayamayacağı gibi. Dinozorların yaklaşık 65 milyon yıl önce neslinin tükendiğini, homo sapiens’in yani modern insanın da kabaca 200 bin yıl önce var olduğunu düşünürsek bu büyük hatayı görmezden gelmekten başka seçenek yok.</p>
<p style="text-align: justify;">Yönetmenliğini Don Chaffey’in yaptığı film, görsel efektlere imzasını atan Ray Harryhausen’in de en başarılı filmlerinden. Harryhausen’in yarattığı dinozorlar görülmeye değer ve belki de yapılmış en başarılı dinozor filmlerinden birisi One Million Years B.C. Filmin akıllara yer etmesinde en etkili olan isim ise kuşkusuz güzelliğiyle büyüleyen Raquel Welch.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin konusuna gelirsek, bir milyon yıl önce taş devrinde insanlar ve dinozorlar arasındaki mücadele anlatılıyor. Mağara adamı Tumak (John Richardson) üyesi olduğu kabilenin (Rock kabilesi) lideri babası Akhoba (Robert Brown) ile yaptığı bir kavga sonucu kabileden uzaklaştırılır. Tek başına üstesinden geldiği tehlikelerin ardından uzak bir sahilde yaşayan Shell kabilesine sığınır. Shell kabilesi diğer vahşi Rock kabilesine göre daha gelişmiş, daha medenidir.<span id="more-2720"></span>Mağaralarında duvar resimleri, müzik, deniz kabuklarından yaptıkları takılar ve kullandıkları bir dil vardır. Bütün bunlar Tumak’ın daha önce karşılaşmadığı şeylerdir. Kabilenin güzel kadın üyesi Loana (Raquel Welch) ile dinozorlara ve diğer kabilelere karşı büyük bir mücadele vermeye başlarlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Film izleyiciye gerçekçi bir atmosfer sağlaması için, arazi koşulları ve bitki örtüsünün uygunluğu sebebiyle Kanarya Adaları’nda çekilmiş. Yine gerçekçi bir etki yaratmak için filmde Yeşil İguana ve Tarantula canlı olarak kullanılmış. Bir röportajında da filmin görsel efktlerini yapan Ray Harryhausen de bunu doğrulayarak, kendi fikri olduğunu belirtmiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmle ilgili diğer bir ayrıntı ise 1940 yapımı One Mllion B.C. filminde Akhoba rolünü oynayan Lon Chaney Jr. ile bu filmde aynı rolü canlandıran Robert Brown’ın birebir aynı makyaja sahip olmaları. Ayrıca Raquel Welch’in filmin posterindeki pozu belki de filmin bile önüne geçerek oldukça popüler bir hal almış. Filmle alakası olmayan birisi bile bu postere ve bu poza muhakkak bir yerlerde denk gelmiştir. Bu poster en çok satan film posterleri arasındaki yerini güzel oyuncu Raquel Welch sayesinde almıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hammer Film Productions bu filmin popülaritesinden sonra cave girl (mağara kızı) temalı şu filmlere de imza atmıştır: Slave Girls (1968), When Dinosaurs Ruled the Earth (1970) ve Creatures the World Forgot (1971).</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2724" title="One-Million-Years-BC2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2010/10/One-Million-Years-BC2.jpg" alt="" width="660" height="666" /></p>
<p><strong><span style="color: #ffff00;">Tolga DEMİRTAŞ (tolga@iyikotufilm.com)</span></strong></p>
<p><script src="http://tr.sevenload.com/pl/5eWRERh/500x408" type="text/javascript"></script></p>
<p>Link: <a href="http://tr.sevenload.com/videolar/5eWRERh-One-Million-Years-B-C-trailer"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" alt="One Million Years B C  trailer" width="66" height="10" /></a></p>
<p><!-- INCLUDE javascript_bottom --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/one-million-years-b-c-1966/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hammer Glamour</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/hammer-glamour/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/hammer-glamour/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2009 18:58:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[amazon.com]]></category>
		<category><![CDATA[Barbara Shelley]]></category>
		<category><![CDATA[Caroline Munro]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Film Productions]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Films]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Glamour]]></category>
		<category><![CDATA[Ingrid Pitt]]></category>
		<category><![CDATA[Joanna Lumley]]></category>
		<category><![CDATA[Madeline Smith]]></category>
		<category><![CDATA[Marcus Hearn]]></category>
		<category><![CDATA[Martine Beswick]]></category>
		<category><![CDATA[Nastassja Kinski]]></category>
		<category><![CDATA[One Million Years B. C.]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Cushing]]></category>
		<category><![CDATA[Raquel Welch]]></category>
		<category><![CDATA[The Hammer Story]]></category>
		<category><![CDATA[World of Hammer Glamour]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=1975</guid>
		<description><![CDATA[Madeline Smith Hammer korku filmleri özellikle 60 ve 70’li yıllarda fırtına gibi esmekteydi. Hammer filmlerinin en güzel yanlarından biri sinema endüstrisine sunmuş olduğu güzel kadınlardır. Bu bayanlar izleyiciyi güzellikleriyle büyülediği kadar canlandırdıkları kana susamış vampir ya da vahşi katil rolleriyle de şoke ediyorlardı. Hammer Glamour bu kadınlara uzun zamandır hak ettiği değeri vermek ve Hammer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/12/hammerglamour.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1976" title="hammerglamour" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/12/hammerglamour.jpg" alt="hammerglamour" width="422" height="500" /></a> <em> <span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Madeline Smith</span></span></em></p>
<p style="text-align: justify;">Hammer korku filmleri özellikle 60 ve 70’li yıllarda fırtına gibi esmekteydi. Hammer filmlerinin en güzel yanlarından biri sinema endüstrisine sunmuş olduğu güzel kadınlardır. Bu bayanlar izleyiciyi güzellikleriyle büyülediği kadar canlandırdıkları kana susamış vampir ya da vahşi katil rolleriyle de şoke ediyorlardı. Hammer Glamour bu kadınlara uzun zamandır hak ettiği değeri vermek ve Hammer fanları için de arşivlik eşsiz bir eser sunmak adına oluşturulmuş muhteşem bir kitap.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitap sadece dönemin Hammer kadın yıldızlarına odaklanmış. 150 sayfadan oluşan kitap oyuncuların özellikleri, profilleri, resimleri ve röportajlarını içermekte. Kitabın yazarı Marcus Hearn, The Hammer Story adında Hammer Film Productions’ı tanıtan büyüleyici bir kitabın da yazarı.<span id="more-1975"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hammer Glamour’un en güzel yanlarından biri de kadın oyuncularının geçmiş deneyimlerini ve başlarından geçen ilginç hikayelerini ince bir mizah duygusuyla okuyucuyla paylaşmaları. Birçoğunun ünlü Hammer aktörü Peter Cushing’le çalışmış olmaları ve onunla ilgili anılarını da kitapta okuyucuyla paylaşmaları Cushing fanlarını memnun edecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Marcus Hearn kitap için gerçekten büyük bir çaba harcamış. Birçok yıldızla röportaj yapmış ve gün yüzüne çıkmamış birçok resmi de okuyucuyla paylaşmış. Hammer fanları Hammer Glomour’da birçok sürprize tanık olacak. Kitabın tek eksik yönü sayfa sayısının 150’yle sınırlandırılmış olması. Kitaba bir o kadar sayfa daha eklenebilirmiş. Kitap güzellere görsel olarak yer vermenin yanı sıra dönemin İngiliz sineması üzerine içerdiği notlarla da okumaya değer.</p>
<p>Kitabı internet üzerinden <a href="http://www.amazon.com/gp/product/1848562292?ie=UTF8&amp;tag=jellyroll&amp;linkCode=as2&amp;camp=1789&amp;creative=390957&amp;creativeASIN=1848562292">amazon.com</a>&#8216;dan alabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://images.titanpublishing.com/promotions/hammer-glamour/">Official Site</a></p>
<p><a href="http://www.hammerglamourstars.com/">World of Hammer Glamour</a></p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/12/hammer-glamour.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1983" title="hammer-glamour" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/12/hammer-glamour.jpg" alt="hammer-glamour" width="502" height="606" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/12/glamourcollage.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1985" title="glamourcollage" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/12/glamourcollage.jpg" alt="glamourcollage" width="656" height="365" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/12/glamourcollage1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1990" title="glamourcollage1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/12/glamourcollage1.jpg" alt="glamourcollage1" width="648" height="360" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/12/glamourcollage3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1992" title="glamourcollage3" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/12/glamourcollage3.jpg" alt="glamourcollage3" width="648" height="360" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/hammer-glamour/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanlı Sinema</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/kanli-sinema/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/kanli-sinema/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 07:37:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[2000 Maniacs]]></category>
		<category><![CDATA[A Taste of Blood]]></category>
		<category><![CDATA[Amicus]]></category>
		<category><![CDATA[Andy Warhol]]></category>
		<category><![CDATA[Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[Blood Feast]]></category>
		<category><![CDATA[Blood Orgy]]></category>
		<category><![CDATA[Bonnie and Clyde]]></category>
		<category><![CDATA[Carrie]]></category>
		<category><![CDATA[Catholic Legion of Decency]]></category>
		<category><![CDATA[Çılgın Berber]]></category>
		<category><![CDATA[Cine Fantastique]]></category>
		<category><![CDATA[Cine Fex]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Color me blood red]]></category>
		<category><![CDATA[Dario Argento]]></category>
		<category><![CDATA[David Cronenberg]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Jeckyll]]></category>
		<category><![CDATA[Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[Drive-In]]></category>
		<category><![CDATA[E.C. Comics]]></category>
		<category><![CDATA[Ed Gein]]></category>
		<category><![CDATA[Edgar A. Poe]]></category>
		<category><![CDATA[Exorcist]]></category>
		<category><![CDATA[Fangoria]]></category>
		<category><![CDATA[Federal Council of Churches]]></category>
		<category><![CDATA[Feuillade]]></category>
		<category><![CDATA[Frankenstein]]></category>
		<category><![CDATA[Friday 13th]]></category>
		<category><![CDATA[Gore]]></category>
		<category><![CDATA[Gore Gore Girls]]></category>
		<category><![CDATA[Gore Movie]]></category>
		<category><![CDATA[Grand Guignol]]></category>
		<category><![CDATA[Griffith]]></category>
		<category><![CDATA[Halloween]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Film Productions]]></category>
		<category><![CDATA[Herschell Gordon Lewis]]></category>
		<category><![CDATA[Hitchcock]]></category>
		<category><![CDATA[I am a Legend]]></category>
		<category><![CDATA[Intolerance]]></category>
		<category><![CDATA[Italian Horror]]></category>
		<category><![CDATA[John Carpenter]]></category>
		<category><![CDATA[Jungfrukallen]]></category>
		<category><![CDATA[KAnlı Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Kuyu ve Sarkaç]]></category>
		<category><![CDATA[Last House on the Left]]></category>
		<category><![CDATA[Lucio Fulci]]></category>
		<category><![CDATA[L’Ecran Fantastique]]></category>
		<category><![CDATA[Mad Movies]]></category>
		<category><![CDATA[Mario Bava]]></category>
		<category><![CDATA[Mark of Devil]]></category>
		<category><![CDATA[Martin]]></category>
		<category><![CDATA[Max Maury]]></category>
		<category><![CDATA[Monster a Go Go]]></category>
		<category><![CDATA[Morgue Sokağı]]></category>
		<category><![CDATA[Paramount]]></category>
		<category><![CDATA[Phantasm (1979)]]></category>
		<category><![CDATA[Psycho]]></category>
		<category><![CDATA[Rage (1977)]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Matheson]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Corman]]></category>
		<category><![CDATA[She Devils on Whels]]></category>
		<category><![CDATA[Shivers]]></category>
		<category><![CDATA[Star Cine Zone]]></category>
		<category><![CDATA[Starlog]]></category>
		<category><![CDATA[Terence Fisher]]></category>
		<category><![CDATA[Texas Chainsaw Massacre]]></category>
		<category><![CDATA[The Crezies]]></category>
		<category><![CDATA[The Curse of the Werewolf]]></category>
		<category><![CDATA[The Hills Have Eyes]]></category>
		<category><![CDATA[The Omen]]></category>
		<category><![CDATA[The Wild Bunch]]></category>
		<category><![CDATA[Tobe Hooper]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Savini]]></category>
		<category><![CDATA[W.H. Hayys]]></category>
		<category><![CDATA[Wes Craven]]></category>
		<category><![CDATA[Wizard of Gore]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=1648</guid>
		<description><![CDATA[Alıcıyı neşter ya da kasap satırı sayan birtakım yönetmenlerin başlıca kaygısı, bugünlerde, bir insanı yürüyen hamburger haline getirmek ve bu işi her türlü anlatı, gerçeklik ya da mantık tasasından uzak yapmak galiba. Önemli olan tek şey cana kıyma, özellikle de, saçılan bütün kanlar, son kertesine varmış kanlı şölenler yok olup gitmekte olan bir türün son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/atasteofblood.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1649" title="atasteofblood" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/atasteofblood.jpg" alt="atasteofblood" width="237" height="341" /></a>Alıcıyı neşter ya da kasap satırı sayan birtakım yönetmenlerin başlıca kaygısı, bugünlerde, bir insanı yürüyen hamburger haline getirmek ve bu işi her türlü anlatı, gerçeklik ya da mantık tasasından uzak yapmak galiba.</p>
<p style="text-align: justify;">Önemli olan tek şey cana kıyma, özellikle de, saçılan bütün kanlar, son kertesine varmış kanlı şölenler yok olup gitmekte olan bir türün son çırpınışlarıymışçasına, bu cana kıymaların yapılış biçimidir…</p>
<p style="text-align: justify;">Eleştirmenlerin çoğunca şiddetle ve dizgeli olarak yok sanan, tepeden bakılarak bilmezlikten gelinen ya da küçümsenen kanlı ya da mide bulandırıcı sinema bal gibi de vardır. Tıpkı bayağı cinsel sinema ve karate ya da bilmem ne filmleri gibi onunda kendine özgü seyircisi, dip ve başyapıtları var; doğrudan doğruya düşsel sinemaya girmeyen, ama içinde böyle sahneler bulunan filmlerin çoğalmasına, kum gibi kaymasına bakılırsa bir zamanlar yineleme sinemasının küçük bir serüveni ya da yan eğilimi sayılan şeyin bu gün, şimdi girişmeyi önerdiğimiz kesip parçalayıp incelemeyi hak eden gerçek bir özerk alt-tür haline geldiği söylenebilir.<span id="more-1648"></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong>KANLI SİNEMA TARİHİ NEDİR? BİR ALT TÜR’ÜN TANIMI</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kökbilim açısından ele alındığında “gore” sözcüğü İngilizce’de akıtılan ya da saçılan kan demek. Bu dar anlamda alındığında, şöyle bir görünüp yitse de, söz konusu tanım kanın gözüktüğü bir sürü filme uygulanabilirdi ve yedinci sanatın kökenlerine dek uzanmak gerekirdi şiddet sahnelerinin görüntülenip yapılmasının son yıllara özgü olmadığını saptayabilmek için. Gerçekte, aradaki ayrım niyetler ve sonuçlar alanındadır; kanlı sinema seyirciyi korkutmak ya da kararsızlık içinde bırakmak değil sarsmak, midesini bulandırmak, tiksindirmek istiyor. Ya hiç bulunmayan ya da birbirinden tıpatıp kopya çekilen olay düğümleri kanlı bir olaydan öbürüne kolayca geçişi sağlayan birer araçtan başka bir şey değil. Kol, bacak kesme ve cana kıyma, çoğu kez seyirciye iletilen tek şeydir.  Mantık ya da doğrulukla kimsenin pek derdi olmadığından, ilk erek kesip biçmelerin etkilerindeki yetkinlikle bizi olumsuz yönde şaşırtmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun en ilginç örneği, kanlı filmin ilk örneği olan, bu alt-türün bütün niteliklerini taşıyan <strong>Friday 13th (1981)</strong>’tür. Kendiside uzaktan uzağa Hitchcock’un <strong>Psycho (1960)</strong>’sunu anımsatan John Carpenter’ın Halloween’inden esinlenmiş Friday 13th bir dinlenme kampındaki öç alma öyküsünden yola çıkarak bize oralarda bulunma talihsizliğine uğrayan yarım düzine gencin nasıl doğrandığını göstermektedir. Öğreti açısından yüzde yüz gerici (kurbanların çoğu tensel bir günah işlemiştir, çiftlerden biri tam sevişirken katledilmiştir), tam anlamıyla şoke edici görüntüleriyle tek amacı sarsıcı etkileriyle bizi pestile çevirmektir; ağı ören ipler öylesine kalındır ki, bu ereğine bile her zaman ulaşamamaktadır. Az parayla, çok şeye özenmeden çevrilen bu film ABD’de büyük başarı kazanmıştır; orada, sözüm ona özgürleşmiş gençliğin belli bir kesiminin aşırı kalıplaşmış, aşırı çoğalmış türden kişilerle kendini özdeşleştirme eğiliminin hiç kuşkusuz bunda büyük etkisi olmuş, nitekim filmin Avrupa’daki başarısı ortayı geçememiştir. Her şeye karşın, Friday 13th büyük bir şirket (Paramount) tarafından dağıtılan ilk kanlı film olmuştur; elde edilen karların bilincinde olan kurum, sonradan aynı örnekten yola çıkarak bir dizi film, o arada birincinin yavan yinelenmesinden öteye geçemeyen bir ikinci bölüm yaptırdı.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/psycho-1960-alfred-hitchcock-janet-leigh-pic-2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1655" title="psycho-1960-alfred-hitchcock-janet-leigh-pic-2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/psycho-1960-alfred-hitchcock-janet-leigh-pic-2.jpg" alt="psycho-1960-alfred-hitchcock-janet-leigh-pic-2" width="500" height="273" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Büyük Kukla Tiyatrosu ya da Tiyatrodaki Kanlı Oyun (Grand-Guignol)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">1899’da Max Maury’in kurduğu bu tiyatro, Lyon’daki ünlü, geleneksel kukla tiyatrosunun kalıtçısı sayılabilir; Lyon tiyatrosunun başlıca niteliği, dizginsiz şiddettir ve öç alma burada eylemin başlıca itici güçlerinden biridir. Başlangıçta ucuz ürpermeler arayan, halkla düşüp kalkmak istemeyen kentsoylu seyircilere seslenen büyük kukla tiyatrosu sonradan, altmış yılı aşkın bir süre, halk tarafından müthiş tutulacak, ağızları bir karış açık seyirciler bütün o tiksinç şeylerin gözleri önünde nasıl yapıldığını merak edeceklerdir. Çağın okumuş aydın kesimince küçümsenen büyük kukla tiyatrosu çok anlamlı adlar taşıyan gürültülü oyunlar sahneliyordu. “Çılgın Berber”, “Korkunç Deneyim” gibi; o arada, adı sanı bilinmeyen bir oyun yazarı Oscar Metenier, Edgar A. Poe’nun en korkunç yapıtlarını kendine göre uyarlıyordu: “Morgue Sokağı’ndaki Cinayetler”, “Kuyu ve Sarkaç” kanlı sahneler uğruna ruhsal inceliği gözden çıkaran büyük kukla tiyatrosu bir yanılsama ve şaşırtma tiyatrosuydu.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/headstab.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1659" title="headstab" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/headstab.jpg" alt="headstab" width="187" height="237" /></a>Feuillade ya da Lang gibi ustalarda izlerini gördüğümüz büyük kukla tiyatrosunun kimi yanlarıyla kanlı sinemaya kaynaklık etmesi son derece doğal ve mantıklıydı. Ancak, bu yılgı tiyatrosunun anlayışı en güncel kanlı sinema örneklerinde ortaya çıkmaktadır ve kanlı sinemanın, büyü bir üstünlükle yerini aldığı büyük kukla tiyatrosunun kalıtçısı olduğu rahatça söylenebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">1909’da büyük kukla tiyatrosu İngiltere’de boy gösterir, ama Fransa’da elde ettiği başarıya hiçbir zaman erişemez. İngiltere’de büyük kukla tiyatrosu kılık değiştirir, seyirciye mantıksal uzantılarına Hammer filmlerinde kavuşan birtakım Dr. Jeckyll ve Dracula uyarlamaları sunarak Anglo-Saksonlara özgü Goth’um su bir havaya bürünür. Sıkı denetimin diktiği gittikçe gevşeyen duvarları aşan, beyaz perdeyle ilgili son yasakları da ortadan kaldıran kanlı sinema sonunda kesin işleviyle yerine kavuşur.</p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Sıkı Denetimin Kötülükleri Yada Kavgacı Kanlı Sinema</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kanlı sinemanın tarihçesini çizmek hem Yedinci Sanatın hem de sıkı denetimin kökenlerine inmek olurdu. Çünkü, elimizdeki çözümleme boyunca göreceğimiz gibi, bu iki terim öteden beri sıkı sıkıya bir birine bağlı olagelmiştir. Bununla birlikte, bu yüzyılın başlarında, henüz emekleme döneminde olan sinema sanatı, elleri makaslılar bu yeni anlatım biçiminin etkisiyle toplumsal ve ruhsal işlevinin bilincine varamamışlarcasına, şiddetin canlandırılması konusunda olağan dışı bir özgürlüğe sahipti. Nitekim, Griffith, o ünlü <strong>Hoşgörüsüzlük</strong>’ünde (Intolerance, 1916) bize uçurulan bir kelle, oklarla delik deşik edilen askerler, özellikle de çıplak bir göğse ağır ağır giren bir mızrak gösterir; bu türlü kanlı sahnelere alışmamış o günlerin seyircisi için bunlar sert ve çarpıcı görüntülerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">O arada cinselliğin yüzde yüz kapı dışında tutulduğunu, perdede görünüşünün anıştırma ve simgelerden öteye geçmediğini belirtelim. Bu katı ilkeci gelenekle WASP öğretisi bir bakıma, Amerikan ulusunun ilk söylencelerine damgasını vuran şiddet düşkünlüğünün dengelediği yumuşamaz cinsellik karşıtlığını açıklamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bununla birlikte, 30’lu yılların sonu ürkünç, W.H. Hayys’ın yönettiği MPPDAA’nın (Sinema Yapımcı ve Dağıtımcıları Birliği’nin) kurulması sertleşme yönünde bir evrime yol açacaktı.</p>
<p style="text-align: justify;">O dönemdeki aşırı şiddeti gangster filmlerinin birbirini izleyişi akıllı uslu yetkililerin tepkisine neden olacak, “Catholic Legion of Decency” (Edep için Katolik Birlik) ve “Federal Council of Churches” (Federal Kiliseler Birliği) gibi yobaz ve gerici örgütlerin baskısıyla sinema alanındaki üretimi “aktöre sınırları içine almak” üzere ünlü sınıflandırma dizgesi doğacaktı. Ondan sonra, sınıflandırma işaretini almayan film dağıtılmayacaktı. Cinsellikle şiddet, elbette ilk hedeflerdi ve bundan böyle yerleşen “iyi beğeni” kurallarına göre, öldürme uygulamaları, asmalar, elektrik vermeler ya da daha başka kesip biçme işlemleri artık beyaz perdede  yer almayacak, yalnız bunların köpeksi anıştırılmalarına izin verilecekti. Hayes’in sınıflandırması iç karartıcı işlevini 60’lı yılların ortalarına dek sürdürecek; törelerdeki özgürleşmenin ve cinsel özgürlüğün sınırlarını genişletmenin sürekli saldırıları sonucu yerini bugünkü harf dizgesine bırakacaktı (G: Herkese açık, P.G.: Ebeveyn yanında, R: Sınırlı, X: Küçüklere yasak); bu dizge aşağı yukarı bizim o yıllardaki sınırlandırmalarımıza denkti. (13, 16 ve 18 yaş).</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/dracula_1958_poster_06.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-1666" title="dracula_1958_poster_06" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/dracula_1958_poster_06-1023x724.jpg" alt="dracula_1958_poster_06" width="630" height="447" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bonnie and Clyde (1967) ya da The Wild Bunch (1969) gibi o dönemde çevrilmiş kimi yapıtlar sıkıdenetimin özgürleşmesine büyük ölçüde katkıda bulunmuşsa, kanlı sinema denen alt-tür sinema sektörü tarafından benimsenip geliştirilmesine yardım etmişse de bugünkü kanlı sinema filmlerinin gerçek kökenini bulabilmek için Hammer filmleriyle birlikte 60’lı yılların başlarına uzanmak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">50’li yılların sonlarındaki gençlerin dünyası büyük ölçüde, rock and roll’le çizgi romanlardan oluşuyordu; bu ürkünç çizgi romanlar da filmler gibi, sıkı denetimle epey uğraştı. O günkü gençlerin zihinsel eğitimindeki bu iki temel öğeye kısa bir süre sonra İngiltere’den gelen Hammer film şirketi’nin çevirttiği bir dizi küçük korku filmi eklenecekti.</p>
<p style="text-align: justify;">Sözün gerçek anlamında kanlı film çevirtmemiş olsa da bu ünlü İngiliz şirketi sinemada açıkça dile getirilen yeni bir korku ve şiddet dalgasının öncüsü olacaktı. İşin içine rengin katılması gerçekçiliğin sınırlarını daha az öteye götürdüğünden, kan artık iyice kırmızılaşmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Dracula (1958) ya da The Curse of the Werewolf (1961) gibi filmler bugünkü gördüklerimizin yanında biraz çağını doldurmuş gözükse de, o çağın bağlamı içinde son derece yenilikçi durduklarını, Hammer filmlerinde sık sık rastlanan kimi izleklerin günümüz kanlı sinemasında da kullandıklarını belirtmek gerekir (örneğin, eylemin başlıca sürükleyicisi olarak öç alma). İçerdikleri şiddet ve aşırılıkla büyük kukla tiyatrosunun dolaysız kalıtçıları olan Hammer filmleri tam anlamıyla Anglo-Saksonlara özgü bir havaya sahiptirler; bunlarda kanlı sahneler kişilerin ve güdülenmelerinin derinlemesine incelenmesiyle dengelenmektedir. Bütün bunlara tartışılmaz bir cinsel yanı da eklemek gerekir. Burada, şimdi aramızda bulunmayan, kuruluş hesabına bir sürü film çekerek yapımevinin kendine özgü havasının gelişmesine katkıda bulunan ve ruhbilmle çarpıcı bir şiirsellik taşıyan apasnız kanlı şiddet sahnelerinin el ele verdiği yep yeni bir korku türünün yaratıcısı Terence Fisher’ı anmak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hammer yapımevinin etkisini Roger Corman’ın yapıtlarında, Amicus yapımevinin filmlerinde, giderek Andy Warhol’un Frankenstein’ında (1972) görürüz; işin içine üçüncu boyutun katılması kanlı sinemaya dayanılmaz bir etki kazandırmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunula birlikte, seyirci yavaş yavaş sisli şatolardan ve allı pullu giysilerden bıkıp daha gerçekçi, daha günlük ve bugünkü kent bezemine oturtulmuş bir yılgıya yönelmeye başlamıştır. Bu koşullarda yeni kanlı sinema dalgası bütün beyaz perdeleri saracaktır…</p>
<p style="text-align: center;"><strong>HERSCHELL “GORE”DON LEWIS YADA KAN DÖKMEK İÇİN KANLI SİNEMA</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Her ne kadar kanlı sinema tam olgunluğa 80’li yıllarda ulaşacaksa da, gerçek anlamda kanlı sinema olarak beyaz perdede boy göstermesi Herschell Gordon Lewis’in çevirdiği bir düzineye yakın filmle 60’lı yıllara rastlar. H.G. Lewis’in çevirdiği bu bir düzineye yakın film 60’lı yıllara rastlar. Herschell Gordon Lewis ilk yapıtlarında bize çıplak genç kızlar gösterdikten ve gönülden bağlı bulunduğu konunun büyük yapım evlerinin eline geçtiğini gördükten sonra, daha başka amaçlarla, yine sevimli genç kızlar kullanarak, yeni bölgelerde dolaşmayı kararlaştırmıştır. Film Sınıflandırma Dizgesi daha önce adını andığımız gözü pek filmlerin birbiri ardına indirdikleri eski vuruşlarıyla epey sarsılmış olsa da, Gordon Lewis, farkına varmaksızın sürüp gitmekte olan son tabuyu da ortadan kaldıracaktır: Kan dökme.</p>
<p style="text-align: justify;">1963’te haklı olarak ilk kanlı sinema örneği sayılan Blood Feast ortaya çıkacaktır. Mezbahalarıyla ünlü Chicago’da dokuz günde çekilen, yüzbin dolardan az paraya mal olan, Frankenstein’ınkine yakın bir konuyu işleyen film kusursuz bir varlık yaratmak üzere canlı kurbanlarının kollarını, bacaklarını, dillerini kesen iblis gülüşlü kaçık bir bilgin göstermektedir bize.</p>
<p style="text-align: justify;">Eleştirmenlerin yerden yere vurdukları Blood Feast Amerika’nın güney eyaletlerinde Drive-In (açık hava) sinemalarında büyük bir başarı kazanacaktır ve Gordon Lewis’i başka bir film 2000 Maniacs (1964) çekmeye itecektir; daha geniş bir bütçeyle çevrilen film, güneyde geçen çılgınca bir öç alma öyküsünü kullanarak bize bir kan dökme şöleni gösteriyordu. Bunu daha başka bir sürü film izleyecekti; 1964’te Color me blood red (resimlerini boyamak için kurbanlarının kanını kullanan çılgın bir ressam) , 1965’te Monster a Go Go (kana susamış bir uzay canavarının hikayesi) 1967’de A Taste of Blood (Hammer filmlerinden esinlenmiş bir Vampir öyküsü), özellikle de 1968’de, gittikçe güncelleşen kadın hakları savunucularının da yardımıyla çevrilmiş, yönetmenin yapıtında belli bir evrimi dile getiriyor gibi duran She Devils on Whels bunlar arasında sayılabilir: İlk filmlerinde dövülen, işkence yapılan, sakat bırakılan suçsuz kadın kurbanlar hoşlarına gitmeme yanlışlığına düşen erkekleri işkenceye maruz bırakacaklardır. 1971’de, Herschell Gordon Lewis bize allı pullu adlar taşıyan son üç filmini sunacaktır: Gore Gore Girls, Blood Orgy ve Wizard of Gore…</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/harschellgordonlewis.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1673" title="harschellgordonlewis" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/harschellgordonlewis.jpg" alt="harschellgordonlewis" width="614" height="272" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Sıradan görüntülerle alelacele çekilmiş, kurgusu, düğümü bulunmayan, isimsiz oyuncuların kullanıldığı H. G. Lewis filmleri ancak kan dökmek için vardırlar ve kanlı sinema adını taşımayı hak eden ilk filmlerdendir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sıradan tekniklerine karşın, yine de eğlencelidirler, çünkü içlerinde bir tür alay geçme vardır; genellikle çok kötü kotarılmış, ender gerçek kanlı sahnelerde öyle bir beceriksizlik göze çarpar ki, ister istemez gülünçleşirler; buysa, yineleme sinemasına vurgun en güç beğenir kişilerin bile yüreğini yumuşatır, gönüllerini çeler.</p>
<p style="text-align: justify;">Sözün kısası, Herschell Gordon Lewis’in flimleri hiçliklerini bütünüyle üstleniyor, böylece seyirciye tiksinç içinde gülünç bir büyüklük sunuyor gibidirler. O arada, değeri bilinmemiş bu üstün yeteneğin bir bakıma gerçek kanlı sinemanın öncüsü olduğunu, ondan sonra alt-türün sinemada bize Romero, Hooper, Craven gibi 60’la 80 arasındaki yeni korku dalgasının yeni yeteneklerini tanıtacak yeni bir anlatım biçimi haline gelecektir.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>GEORGE A. ROMERO: ALAYCI KANLI SİNEMA</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Belli bir üne kavuşan ilk kanlı film hiç kuşkusuz 1968’de çekilen Night of the Living Dead oldu. Pittsburg yakınlarında siyah-beyaz çekilen Gece öyküsünün bir bölümünü ünlü Richard Matheson’ın I am a Legend’inden almıştır; filmdeki kana susamış zombiler, kitaptaki vampirlerin yerini almıştır…</p>
<p style="text-align: justify;">Herschell Gordon Lewis’in filmlerinin tersine, burada kanlı sahnelerin çoğu <a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/crazies.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1678" title="crazies" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/crazies.jpg" alt="crazies" width="222" height="320" /></a>pek de özgün olmayan olay düğümüne katılmıştır. Yapıtın başarısı E.C. Comics’i andıran çizgi roman yanından gelmektedir; bu bölümler sinemada ender görülen bir acımasızlığa ve iç karartıcı alaya sahiptirler; Romero’nun tartışıcı imgelem gücü filmin simgesel sonucunda kendini gösterir: Canlı kalan siyahi polis tarafından zombi sanılır ve öldürülür. ABD’de gerçek bir tapınma filmi sayılan Night of the Living Dead “gece yarısı gösterileri”nin suç ortaklığına yandaş seyircilerini çekmiş, yatırılan paranın on iki katını kazandırmış, öbür kanlı filmlerin başarıları kendisinin de ikinci kez gösterime çıkarılmasını sağlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">The Crezies (1973) ve Martin (1976) filmlerinin birbirini izleyen başarısızlıklarından sonra, Romero seyircisine Night of the Living Dead filminin devamı niteliğinde bir başka kanlı filmini sunacaktır: <a href="http://iyikotufilm.com/dawn-of-the-dead-1978/">Dawn of the Dead (1979) </a>Uzunluğuna ve kişilerin ruhsal zayıflıklarına karşın Dawn of the Dead yalın eylem sahnelerindeki çizgi film tadıyla, yüzlerin boyanmasında ve aşırı şiddetli özel olayların yetkinliğiyle, bu konunun büyük ustası Tom Savini’nin çeşitli hünerleriyle, hele yönetmenin son kertesine vardırılmış tüketim toplumuna çevrilmiş o arıtıcı bakışa sürekli katmayı başardığı acı alayla sıra dışına çıkmayı becermektedir.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>WES CRAVEN İLE TOBE HOOPER: AİLEYİ KONU ALAN KANLI SİNEMA</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Romero her nekadar toplumsal eğilimli çağcıl kanlı sinemanın öncüsü olmuşsa da, bu tür en dolu anlatımına Wes Craven’le Tobe Hooper’ın yapıtlarında kavuşacaktır; söz konusu yönetmenler, gözü peklikleriyle, bütün yerleşik kuralları sarsacak, beyaz perdeye yansıtılan şiddetin sınırlarını biraz daha öteye götüreceklerdir. Wes Craven’in garip bir biçimde Bergman’ın Jungfrukallen (1959)etkilenmiş <a href="http://iyikotufilm.com/the-last-house-on-the-left-1972/">Last House On The Left (1972)</a> sıkı denetimle epey uğraşmıştır ve şimdiye dek çevrilmiş en sağlıksız filmlerden biridir kuşkusuz. 16’lık kamerayla çekilmiş, bu da filme çok daha gerçekçi bir röportaj havası vermektedir. Son Ev, öç alma konusunu işlemekte bunu bütünüyle aile ortamında yapmaktadır. Son Ev bize hemen hemen dayanılmaz sahneler ve öykü sunar. Ancak filmin bazı yanları oldukça zayıftır. Hiç kuşkusuz işi biraz fazla ileri götürdüğünü fark eden Craven şimdi ilk yapıtlarını yadsımaktadır; bununla birlikte Ortaçağ’dan kalma bir anlatının özgür uyarlaması olan ikinci filmi The Hills Have Eyes (1977) benzer bir konuyu işleyecektir. Örnek sayılabilecek orta sınıf Amerikan  ailesine saldıran yozlaşmış, kan dökücü bir ailenin öyküsünü dile getiren filmde yönetmenin pek sevdiği izlekler karşımıza çıkmaktadır; bunlardan biri, saldırıya uğrayanlar saldırganlardan daha korkunç olduğu için bir bakıma anlamına yitiren yasal öz savunmanın göklere çıkarılmasıdır. Birkaç alaylı bölümün yavanlığa düştüğü Soldaki Son Ev’in tersine, Craven burada yozlaşmış aileyi betimlerken yaratıcı bir alay ortaya koymaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/posters.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1680" title="posters" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/posters.jpg" alt="posters" width="614" height="272" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bu ailenin yozlaşması konusu kuşkusuz Tobe Hooper’ın ünlü Texas Chainsaw Massacre (1975) filminde de işlenmiştir. Pek çok eleştirmence bu türün yerleşik yapıtı sayılan Kıyım, adına karşın, tam anlamıyla kanlı bir film değildi, çünkü korkutucu sahneler göstermekten çok izleyiciyi geriyordu. Wisconsin’li kana susamış katil Ed Gein’in başından geçenlere dayanan Kıyım, öncelikle filme egemen olan çılgın ve isterik hava ile gözde mezbahalarının kapanmasıyla işsiz güçsüz kalmış o kaçık kasap ailenin acı alaylı anlatımından ötürü değer kazanmaktadır. Bu arada, The Hills Have Eyes’daki gibi, yozlaşma nedenlerinin öncelikle toplumsal ve siyasal olduğunu belirtelim (atom bombası denemeleri ve işsizlik), bu da yapıtlarının gittikçe gençleşen, çağın sorunlarıyla ilgili seyircileri üzerindeki etkisinin bilincine varmış bulunan yeni korku dalgası yönetmenlerinin başlıca kaygılarını ve niyetlerini açıkça ortaya koymaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>DAVID CRONENBERG: CİNSEL KANLI SİNEMA</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kanadalı David Cronenberg’in en çarpıcı üç kanlı filmi (Shivers (1976), Rage (1977), Chromosome 3 (1979)) ortak bir paydada birleşir: Cinsel düşlerle bunların doğurduğu ruhsal bozukluklara bir bakıma saplantıyla bağlanma: Shivers filmindeki erkeklik organını andıran kan emici, Montreal’in bir varlıklı kişiler mahallesinde insanlara ağız yoluyla bulaşan, hepsini cinsel çılgınlıklara iten sülükler; Rage’daki bayağı cinsel filmlerin ünlü oyuncusu Marilyn Chambers’in kolunda biten kamış biçimindeki kocaman, kan emici ur; Chromosome 3’teki Samantha Eggar’ın kasığında gelişen ürkütücü cenin.</p>
<p style="text-align: justify;">Böylece David Cronenberg’in filmleri benzerliklerinden konularının özgünlüğü, çekimlerindeki özen ve özellikle de çoğu kez saçma ve çılgınca gözüken bir izleğin ortasına yerleştirilmiş kudurgan bir gerçekçiliğin yarattığı yarı öğretici havayla ayrılırlar; söz konusu izlek, kurbanların üzerinde ya da içlerinde birdenbire gelişen o canavarımsı uzantıların simgelediği gizli katı ilkeciliği pek gizleyememektedir doğrusu; bu uzantılarsa, besbelli ki, yönetmenin gözünde aşırı izin verici sayılan bizim Batı uygarlıklarının değerlerinin yoldan sapışını ve çürüyüşünü dile getirmektedir.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/david.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1684" title="david" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/david.jpg" alt="david" width="448" height="252" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>“Exorcist”, The Omen ve daha başkaları ya da dinsel kanlı sinema</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">1974’te Mark of Devil’ın gösterime çıkışı özgün bir tanıtım dalgasıyla oldu; seyirciler salona gelirken mide bulantısına yol açacağı öne sürülen filme karşı ellerine birer kağıt torba tutuşturuluyordu. Mide bulandırıcı filmler benimsenmişti ve bağımsız yönetmenlerin gerçekleştirdikleri bu filmlerin başarıları karşısında, o güne dek bu alt-türe küçümseyici gözlerle bakan büyük kuruluşlar da bu alana el atıyor; böylece hem yaygınlaşmasını hem de öğretisel ereklerle kullanılmasını sağlıyorlar; dolayısıyla, hepsi birbirinden değersiz film bolluğundan ötürü, kanlı sinemanın yozlaşması başlıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Her ne kadar allı pullu bir yanı varsa da, Exorcist (1973) yine de kanlı bir filmdir; gerçi ölçülüdür, ama çok sayıda seyirciye seslenerek The Omen (1976) ve benzeri filmlere giden yolu açacaktır; söz konusu filmlerin her birinde, bir öncekini aşmaya çalışan, en azından bir tane aşırı kanlı sahne vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">İyiyle kötüyü simgeleyen güçlerin doruktaki bu çatışması hiç kuşkusuz ABD’nin 1970’li yılların ikinci yarısında Vietnam Savaşı’nda, siyasal rezaletlerden ya da yılgı sinemasının ister istemez “sindirip” kendine göre yansıtacağı sorunlardan ötürü düşeceği tinsel bilinç bunalımının simgesel anlatımı sayılabilir.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/the-exorcist.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1688" title="the exorcist" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/the-exorcist.jpg" alt="the exorcist" width="452" height="339" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Bava, D. Argento, Fulci vb. ya da Spaghetti Kanlı Sinema</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">İtalyanlar, birbiri ardından Eskiçağ tarihine, Westerne ya da polis filmlerine el attıktan sonra, hem iyi hem kötü yanlarıyla kanlı sinemaya göz diktiler. İyi yanı Mario Bava ve tinsel kalıtçısı Dario Argento gerçekleştirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı örnekleri de Lucio Fulci vermektedir. Onun filmleri kanlı sinema nitelemesini bütünüyle hak etmektedir; bu filmler alabildiğine bol ayrıntılı, yakın çekim, kaydırma çekim gibi yöntemlerle birbirinden vahşi  cana kıyma sahnelerini arka arkaya gelmesiyle oluşmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Birkaç ender örneğin dışında, kanlı İtalyan sineması son derece tek düze ve trash olarak nitelendirilen filmlerden oluşmaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Yeni kuşak ya da gülünç kanlı sinema</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Stephen King’in (Carrie, Shining) öyküsüne dayanarak, Tom Savini’nin film hilesiyle gerçekleştirilmiş, Romero’nun iştah çekici Creepshow’unu göreceğimiz söylenirken, ABD’de kanlı sinemanın yenilenişine, her şeyden önce içindeki acı alay ve güldürüyle göze çarpan yeni bir korku kuşağının doğuşuna tanık olmaktayız; burada kan dökme işlevi olan yıldırmayı bir kenara bırakıp başka bir ereğe yönelmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimileri şu ya da bu yönetmeni, şu ya da bu filmi anmadığımız için bizi kınayacaklardır. Bütün sorun , bir filme ne zaman kanlı diyebileceğimizi kestirebilmektedir. Zombie ya da 2000 Maniacs gibi filmler konusunda kuşkuya yer olmasa da Halloween, Carrie vb. filmleri bu alt türe sokmak zordur; bunların kimi sahnelerinde kan dökme varsa bile, eylemin temel itici gücü değildir; burada kaygı ve geciktirim korkunç öğeyi bastırmaktadır. Şimdiye dek gerçekleştirilmiş en sıra dışı kanlı sahnelerin birini önümüze getiren Phantasm (1979) gibi bir film bile doğrudan doğruya yılgıya değil, düşsel olağan dışı öğelere dayanmaktadır. Bunun örneği çoktur ve kesin, şaşmaz bir sınıflandırma yapmaya kalkmak boşa kürek sallamak olur. Bu da bir tarih, western ya da polis filminin kıvrıntısında ansızın karşımıza çıkabilen, aslında epey bulanık kanlı sinema’nın özelliğinden gelmektedir. Kan dökmenin kökten  ve ayrılmaz bir biçimde yineleme sinemasına bağlandığını söyleyelim aslında bu sinemanın  en uç, en aşırı çeşitlemesinden başka bir şey değildir. Kanlı filmler çoğunlukla bir birlerine öykünerek, benzer biçimde çekilip oynayarak, genellikle özgünlük ve acı alaydan yoksun bırakılarak karşımıza çıkarlar, yalnız etkileyici öğeleriyle, seyirci üzerinde yaptıkları etkiyle vardırlar. Dolayısıyla, beyaz perdenin yeni büyücüleri olan film hilesi yaratıcılarının önünde saygıyla eğilmenin vakti gelmiştir.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>ÖZEL ETKİLER VE UZMANLAŞMIŞ DERGİLER, BİR ALT TÜRÜN MASALLIKTAN KURTARILMASI </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Düşsel sinema, özellikle de kanlı sinema yanılsama hileye bütün öbür türlerden daha çok yaslanır; burada da yönetmen, öykücü ya da görüntü yönetmeni belirleyici bir yer tutsa bile, bir yapıtın başarısında özel etkileri yaratan kişinin payı gittikçe artmaktadır. Hele kanlı filmler bize gösterilen ürkünç sahnelerin doğruluk ve gerçekliğine dayandıklarından, kanlı etkileri yaratan ustanın bir filmi tek başına kanlı ya da gülünç kılabileceği açıktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeni uygulamaların kullanılması insanı şaşırtacak kadar gerçek film hilelerinin <a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/friday-the-fangoria.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1695" title="friday-the-fangoria" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/09/friday-the-fangoria.jpg" alt="friday-the-fangoria" width="228" height="313" /></a>kotarılmasına izin vermiştir; ve bu alandaki kimi ustalar, çalıştıkları filmlerin yönetmenlerinden daha çok değilse bile onlar kadar ünlüdürler. Bunlar arasında gelişigüzel adlar verelim Dick Smith, Rick Baker, Rob Bottin ve kuşkusuz hepsinden ünlü Tom Savini öncelikle kanlı sinema hilelerinde uzmanlaşmıştır. Bu eski Vietnam savaşı fotoğrafçısı epeyce tiksindirici öğren bilimsel gerçekliğe sahip film hileleri konusunda ustalaşmıştır. Bu arada Savini’nin kendini de tehlikeye atmaktan çekinmediğini, çalıştığı filmlerin çoğuna katıldığını belirtelim.</p>
<p style="text-align: justify;">Beyaz perdenin bu yeni büyücülerinin ve kandırıcı hilelerinin yarattıkları hayranlık o kerteye varmıştır ki şimdi artık yarı kutsanmış durumdadırlar, bu konuda daha çok şey öğrenmek isteyen Fransız okur “L’Ecran Fantastique”, “Mad Movies” ya da “Star Cine Zone” gibi dergilerde, İngilizce bile okurlarsa allı pullu Amerikan dergileri “Cine Fantastique”, “Cine Fex” , “Starlog” ve “Fangoria” ile kanlı sinema etkinliklerini arttırabilir, bunlarda film hilelerini, yönetmenlerle konuşmaları, film çekimlerini bulabilirler; adının da gösterdiği gibi, “Fangoria” sırf kanlı sinemaya adanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimi yayın araçlarının giriştiği film hilelerinin ortaya vurulması kuşkusuz bir alt türün masallıktan çıkarılmasına yardım edecek, böylece kimilerinin zararlı ve tehlikeli buldukları etkilerini yok edecektir; yalnız, küçük bir seyirci kalabalığının yeni bir film gösterilmeye başlandığında hilelerin bir öncekini aşıp aşmadığını görmeye koşmasına karşılık, büyük seyirci çoğunluğunu bir tür gösterilere iten nedenler daha bulanık ve iki anlamlı kalacaktır.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>KANLI SİNEMA VE SEYİRCİSİ BİR ALT TÜRÜN İŞLEVİ VE ETKİSİ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Seyirciyi, ilk amacı korkutmak ve tiksindirmek olan bir gösteriye seve seve gitmeye iten nedenleri gerçek etkileri çözümlemek pek kolay olmasa bile, kanlı sinemanın neden böyle büyük bir hayranlık yarattığını araştırmanın zamanı gelmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimileri burada başkasının çektiği acının, başkasının ölümünün insanlar üzerinde yaptığı en azından sapık ve sağlıksız çekim gücünü göstermektedir; bu Pazar sürücülerini bir kaza sırasında “olup biteni daha iyi görebilmek” için arabalarını yavaşlatmaya iten hastalıklı çekime benzemektedir. Kurmaca görüntülerle yasıtılmaları ve özel hilelerle kimseye zarar vermeksizin yeniden canlandırılmaları bu işkence ve öldürme gösterilerine suçluluk ve pişmanlık duygusuna kapılmaksızın tanık oluşumuzu bir bakıma haklı gösterse bile, kanlı sinema filmlerindeki hoşnut bırakıcı dikizcilik yadsınamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Öte yandan, kanlı filmlerin, gerçekçi ve dayanılmaz olanı, sıradan seyircinin güçlükle özdeşebildiği yüzde yüz çılgınca ve saçma bir gerçekdışılığa kaydıran aşırı ve ölçüsüz bir yanları bulunduğunu belirtmek gerekir; dayanılması en güç, en sağlıksız kanlı filmlerin şiddetle tiksintinin seyirciyi uzakta tutan hiçbir abartma katılmaksızın, günlük sıradanlıklarıyla sunuldukları filmler olması da rastlantı değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu düzeyde, kanlı sinema doğruluğun sınırlarını kıran, hergün duyumsanan kaygı ve yılgılar yaratan, ama yayın araçlarının tecimsel amaçlarla göklere çıkarıp kötüye kullandıkları gerçek kent şiddetini kat kat aşan bir aşırı gerçekliğe sahip aşırı ve çarpıtılmış bir görüş haline gelmektedir. Yayın araçları, tıpkı sözlerinin boşluğunu günlük yaşamdan alınmış çoğunlukla hoşa gidecek kadar şiddetli görüntülerin çarpıcılığıyla doldurmaya, halkın en sapık güdülerini alçakça popohlayan yüksek basımlı dergi gibi, kanlı sinemayı özümsemekte, sonunda da ayağa düşürmektedirler. Bu türlü belgelerin okura sunulmasını haklı gösteren nesnellik kanıtıyla haber verme kaygısı düperdüz birer eğlence ürünü olan kanlı filmler için geçerli değildir elbet.</p>
<p style="text-align: justify;">Hiç kuşkusuz çok tartışılmış incelemeler şiddet gösterilerinin seyirciye sunulmasının bir bakıma yadsınamaz bir bilinçüstüne çıkarma işlevi gördüğünü söylemektedir; kimi ruh bilimcilerse, tersine bu kanlı sahnelerin sergilenmesinin şiddet karşısındaki ket vurmalarımızı ortadan kaldırdığını, dolayısıyla yüzde yüz kınanmaları gerektiğini öne sürmektedir. Ancak filmlerin insanların davranışlarına örnek olduğunun kanıtlanması gerekir; insan, Zombi’yi gördükten sonra komşusunu yutmaya, Kıyım’ı seyrettikten sonra da elektrikli testereyle koşan seyirci düşünemiyor doğrusu…</p>
<p style="text-align: justify;">Geriye kanlı sinemanın gerçek ruhsal işlevi ve seyircinin bu filmleri izlerken, bilinçsizce, en derinde yatan kaygı ve korkularını etkisiz hale getirip getirmediğinin bilinmesi kalıyor; beyaz perdeye yansıtılan bu korkular kişiliğimizdeki çelişkili yanı ortaya çıkarıyor olabilir. Bu iki yanlı çekim/itim duygusu kanlı sinemanın simgesel yanını oluşturmaktadır; toplumsal sözleşmelerle bilincimizin en derin köşelerine itilmiş, bu iğretilemeli, yüceltilmiş anlatım da beklenmedik bir çıkış yolu bulan doğuştan gelme bir ilkelliğe, barbarlığa, yırtıcılığa itiraf edilmeyen bir dönüş de sayabiliriz söz konusu filmleri.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>KANLI SİNEMANIN GELECEĞİ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Şuna kuşku yok ki, kanlı sinema şu anda açık bir gerileme dönemindedir ve kan dökmenin başköşeyi tuttuğu filmler tam anlamıyla sıfır değilseler bile, alabildiğine sıradandırlar. Bayağı cinsel filmlerin tersine kanlı sinemanın kendisi bir tür eyyamcılığa düşmüş gibidir; bu kendinden hoşnut, uyutucu eyyamcılığa bir alt tür olarak yakın bir gelecekte tükenip gitmesini değilse bile, yüzde yüz yozlaşmasını dile getirmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kanlı sinemanın bir geleceği olacaksa, bu ancak sağlam yapılı bir olay düğümü içinde ya da alışılmış kalıplarını kıracak bir gülmece çılgınlığı içinde yer almasıyla olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Şöyle ya da böyle, kanlı sinema tam anlamıyla tuhaf, çelişik bir sinemadır ve öyle kalacaktır; isteyerek ya da istemeyerek, öğretisel açıdan gericidir; çoğunlukla cinsel ve aktöresel açıdan özgür kişilerin uğradıkları aşırı cezaların günahtan arıtıcı ya da cezalandırıcı yanı geleneksel Amerikan değerleriyle tam bir uyum içinde olan katı ilkeci, cinsel öğeye ağırlık veren bir aktöre anlayışını yansıtmaktadır; buna karşılık, kanlı sinemanın toplumsal işlevi alabildiğine özgürlük getiricidir. Beyaz perdeye şiddet ve gerçeklik sorununu dolaylı olarak getirmekle, sıkı denetimi en son sakınımlarında zorlamış, son yasakları ortadan kaldırmış, böylece denetimi özgürleşmiştir. İster bir alt tür, ister yineleme sinemasının giriştiği bir serüven ya da sıradan bir uzantı olsun, kanlı sinemanın çağdaş sinema üzerinden silinmez etkileri olmuştur ve bu etki sonunda yedinci sanata yarar sağlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">PHILIPPE ROSS</p>
<p style="text-align: justify;">iyi&#8221;kötü film&#8221; için çeviren: Anıl DEMİRTAŞ</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/kanli-sinema/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Legend of the 7 Golden Vampires (1974)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/the-legend-of-the-7-golden-vampires-1974/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/the-legend-of-the-7-golden-vampires-1974/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 May 2009 13:32:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dövüş Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cheh Chang]]></category>
		<category><![CDATA[Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[Enter the Dragon]]></category>
		<category><![CDATA[Exploitation]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Film Productions]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Cushing]]></category>
		<category><![CDATA[Roy Ward Baker]]></category>
		<category><![CDATA[Shaw Brothers]]></category>
		<category><![CDATA[The Big Boss]]></category>
		<category><![CDATA[The Era of Vampires]]></category>
		<category><![CDATA[The Legend of the 7 Golden Vampires]]></category>
		<category><![CDATA[The Seven Brothers Meet Dracula]]></category>
		<category><![CDATA[Van Helsing]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=1159</guid>
		<description><![CDATA[70ler, İstismar sinemasının kuşkusuz altın çağıydı. Aynı dönemde bazı yönetmenler türleri birbiriyle harmanlayarak uçuk projelere imza atıyorlardı. İşte bu harmanlamadan doğan bir film; The Legend of the 7 Golden Vampires. Dönemin İstismar filmleri erotizm ve korku türünü ön plana koyarken, The Big Boss (1971) ve Enter the Dragon (1973) gibi uzak doğu dövüş filmlerinin kazandığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/05/legend_of_seven_golden_vampires.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1160" title="legend_of_seven_golden_vampires" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/05/legend_of_seven_golden_vampires.jpg" alt="legend_of_seven_golden_vampires" width="501" height="335" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">70ler, İstismar sinemasının kuşkusuz altın çağıydı. Aynı dönemde bazı yönetmenler türleri birbiriyle harmanlayarak uçuk projelere imza atıyorlardı. İşte bu harmanlamadan doğan bir film; <strong>The Legend of the 7 Golden Vampires</strong>. Dönemin İstismar filmleri erotizm ve korku türünü ön plana koyarken, <strong>The Big Boss</strong> (1971) ve <strong>Enter the Dragon</strong> (1973) gibi uzak doğu dövüş filmlerinin kazandığı gişe başarısından sonra bu tarz filmlere olan ilgi artarak çoğalacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine aynı dönemde Hammer Film Stüdyosu da gerilemekte olan pazar payını arttırmak için kendi karakteri olan filmlerle uzak doğunun dövüş filmlerini harmanlamakta gecikmedi. Film dövüş filmleriyle vampir mitinin sinemadaki ilk buluşmasıdır. Daha sonraki filmlere örnek olarak The Era of Vampires (2002) filmini örnek verebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin konusundan kısaca bahsedecek olursak; Profesör Van Helsing Çin’deki bir vampir efsanesiyle ilgilenmekte ve bu konuda araştırma yapmaktadır. Bir çoğunluğu Çinlilerden oluşan bir ekiple Vampirlerin yaşadığı varsayılan bir yerleşim yerine yola koyulurlar. Efsanelere konu olan bu 7 Vampir insanları huzursuz etmekte, genç kızları da kurban edip kanlarını içmektedirler. Bu sırada Kont Dracula’da uzak doğuya doğru yola koyulmuştur. Ve ezeli düşmanlar Van Helsing ve Dracula karşı karşıya geleceklerdir.<span id="more-1159"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Filmin İngiltere’deki yapım aşamasından Hammer sorumlu iken Uzak doğu ayağıyla da Shaw Brothers ilgilenmiş. Yani iki türün en iyilerinin bir araya gelerek ortaya çıkardıkları bir yapım olmuş. Filmin yönetmen koltuğunda Roy Ward Baker otursa da dövüş sahnelerini Shaw Brothers adına Cheh Chang çekmiş. Bu iki uç fikri birleştirirken istemeyerekte olsa film komedi tarzına da kaymış. Zaten filmin kült mertebesine oturtan ve türün meraklıları için filmi çekici kılan ortaya çıkan garip durum.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmle ilgili bir diğer ayrıntıda film Amerika’da gösterime <strong>The Seven Brothers Meet Dracula</strong> adıyla girmiş ve film Amerikalı dağıtımcılar tarafından bütünüyle değiştirilmiş. Birçok yeni sahne eklenmiş, bazı diyaloglar çıkartılmış. Yani kısaca filmin Amerika ayağı tamamen farklı bir film haline gelmiş ve buda filmi çekici kılan diğer unsurlardan biri olmuş.</p>
<p style="text-align: justify;">Film farklı uçları beyaz perdede birleştirmesi açıcısından çarpıcı örnekler veren özgün bir yapım. Her ne kadar ticari kaygılar güdülerek ortaya çıkmış olsa da içten, samimi olmayı başarabilmiş.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/05/the-legend-of-the-7-golden.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1163" title="the-legend-of-the-7-golden" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/05/the-legend-of-the-7-golden.jpg" alt="the-legend-of-the-7-golden" width="588" height="970" /></a></p>
<p><a href="http://www.otekisinema.com/?p=5694">Öteki Sinema</a>&#8216;da yazdığım yazıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/the-legend-of-the-7-golden-vampires-1974/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fantastik Posterlerin Yaratıcısı Tom Chantrell</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/fantastik-posterlerin-yaraticisi-tom-chantrell/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/fantastik-posterlerin-yaraticisi-tom-chantrell/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2009 19:22:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[American Horror Movie]]></category>
		<category><![CDATA[Cult Poster]]></category>
		<category><![CDATA[Exploitation]]></category>
		<category><![CDATA[Exploitation Film]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Film]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Film Productions]]></category>
		<category><![CDATA[Hands of the Ripper]]></category>
		<category><![CDATA[Illüstratör]]></category>
		<category><![CDATA[Poster]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Chantrell]]></category>
		<category><![CDATA[When the Earth Cracked Open]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=761</guid>
		<description><![CDATA[Film endüstrisinde ismini çok duymasakta yaptığı işlere aşina olduğumuz bir isim Tom Chantrell. Bu üretken ve çalışkan illüstratör yarım yüzyıla yakın bir süre Amerikan korku, istismar filmleri ve İngiliz Hammer Film Stüdyoları için binlerce film afişi tasarlamıştır. Chantrell afiş tasarımı konusunda o kadar üretken bir sanatçıydı ki haftada üç ya da dört poster hazırlıyordu ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-762" title="tom-chantrell" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/04/tom-chantrell.jpg" alt="tom-chantrell" width="526" height="336" /></p>
<p style="text-align: justify;">Film endüstrisinde ismini çok duymasakta yaptığı işlere aşina olduğumuz bir isim Tom Chantrell. Bu üretken ve çalışkan illüstratör yarım yüzyıla yakın bir süre Amerikan korku, istismar filmleri ve İngiliz Hammer Film Stüdyoları için binlerce film afişi tasarlamıştır. Chantrell afiş tasarımı konusunda o kadar üretken bir sanatçıydı ki haftada üç ya da dört poster hazırlıyordu ve keskin bir ticari içgüdüsü vardı. Posterleri film tamamlanmadan önce hazırlıyor ve yapımcılar filmi satmak için bu posterleri kullanıyorlardı.<span id="more-761"></span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-766" title="tom-chantrell100" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/04/tom-chantrell100.jpg" alt="tom-chantrell100" width="526" height="336" /></p>
<p style="text-align: justify;">Chantrell’in işleriyle günümüz işlerini karşılaştırdığımızda aradaki kalite farkı kendini açık bir şekilde fark ettiriyor. Onun yaptığı afişlerin filmlerin gişe başarısında da büyük bir rolü vardı.  1980ler ve 90lar da dijital tasarımların artmasıyla birlikte kariyerinde duraklama ve düşüş evresine girdi. 2001 yılında vefat eden sanatçı ölmeden önce B filmlerine ve posterlerine olan ilginin artmasıyla birlikte hak ettiği kült mertebesine erişmiştir. <a href="http://hammerhorrorposters.com/tomchantrell.html">Bu linkte</a> Tom Chantrell ile yapılmış kısa bir söyleşi ve sanatçının posterlerinden bir bölümünü görebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/fantastik-posterlerin-yaraticisi-tom-chantrell/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Nanny (1965)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/the-nanny-1965/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/the-nanny-1965/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 20:21:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bette Davis]]></category>
		<category><![CDATA[Bunny Lake is Missing]]></category>
		<category><![CDATA[Hammer Film Productions]]></category>
		<category><![CDATA[James Villiers]]></category>
		<category><![CDATA[Jimmy Sangster]]></category>
		<category><![CDATA[Nowhere to Go]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Otto Preminger]]></category>
		<category><![CDATA[Pamela Franklin]]></category>
		<category><![CDATA[Seth Holt]]></category>
		<category><![CDATA[The Anniversary]]></category>
		<category><![CDATA[The Nanny]]></category>
		<category><![CDATA[Wendy Craig]]></category>
		<category><![CDATA[What Ever Happened to Baby Jane?]]></category>
		<category><![CDATA[What Ever Happened to Cousin Charlotte?]]></category>
		<category><![CDATA[William Dix]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=329</guid>
		<description><![CDATA[Korku filmlerinin beslendiği konular o kadar fazladır ki ne kadar “bu tarzı sevmem, korkmam” diyenler olsa bile meraklısı için muhakkak korkacak  ve izleyecek bir şeyler bulunur  bazı filmlerde… Dönemin popüler Korku filmi şirketi Hammer Film Productions tarafından yapılmış bir film The Nanny (1965). Filmi çok büyük beklentilerle izlemedim fakat film benim beklentilerimin bile çok üstündeydi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Korku filmlerinin beslendiği konular o kadar fazladır ki ne kadar “bu tarzı sevmem, korkmam” diyenler olsa bile meraklısı için muhakkak korkacak  ve izleyecek bir şeyler bulunur  bazı filmlerde…</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-medium wp-image-330" title="thenanny" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/02/thenanny-212x300.jpg" alt="thenanny" width="212" height="300" />Dönemin popüler Korku filmi şirketi Hammer Film Productions tarafından yapılmış bir film The Nanny (1965). Filmi çok büyük beklentilerle izlemedim fakat film benim beklentilerimin bile çok üstündeydi. Hammer Film Productions’ın o dönemler genelde Vampir, Kurt adam, Canavar filmleri veya Çatlak doktor temaları üzerine filmler yaptığını görürüz. Fakat The Nanny filminde kötü bir dadının hikâyesi vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin başrol oyuncusu Bette Davis’in Hammer Film şirketi ile yaptığı ikinci filmi The Nanny (1965). Diğer filmler ise gotik gerilim filmi  What Ever Happened to Cousin Charlotte? (1964) ve kara komedi tarzında  The Anniversary (1968). Davis ayrıca 1962 yılında rol aldığı What Ever Happened to Baby Jane?  İle Oscar’a aday gösterilmiş. Bence bu filmde canlandırdığı üst sınıf bir İngiliz ailesinin çocuklarının bakımıyla ilgilenen itaatkâr yardımcı rolüyle Oscar adaylığını bir kez daha hak etmiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmi kısaca özetleyecek olursak, ilk olarak Davis’in yanlarında çalıştığı ailenin küçük kızlarını korkunç bir kazada kaybettiğini öğreniyoruz. Aile bu olayda 10 yaşındaki oğulları Joey’i ( William Dix ) suçlamaktadır. Joey çocuklara yönelik bir psikiyatri kliniği ve okulunda  2 yıl kaldıktan sonra eve geri dönmüştür. ( Joey’in babası ( James Villiers) ve dadı Joey’i almak üzere okula gittiklerinde izleyici güzel bir şekilde çocukla tanışacağı yerde daha çok unutulmaz bir açılışa sahip Bud Cort’un sahte intiharının olduğu Harold and Maude’u anımsıyor.) Joey ilginç davranışları olan bir çocuktur. 10 yaşındaki bir çocuk için çok garip bir şekilde zihni sürekli ölümle meşguldür.  Fakat ölümle daha önce karşı karşıya kalmış bir çocuk içinse belki de çok olağandışı değildir bu. Okuldan ayrılırken Joey’in doktoru babasına, Joey’in orta yaşlı kadınlara karşı ilginç bir nefret beslediğini söyler. Eve dönüş yolunda ise bu hislerinin ne kadar gerçek olduğunu ve dadıya karşı ne kadar güvensiz olduğunu belli eder.<span id="more-329"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-331" title="thenanny2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/02/thenanny2-300x162.jpg" alt="thenanny2" width="356" height="192" />Küçük Joey ondan o kadar çok korkmuştur ki, gerekli olduğunda kaçabilmek üzere yangın kaçışı olan bir odaya yerleşir. Dadının hazırladığı yemekleri yemeyi reddeder. Huysuz babası ve duygusal olarak oldukça gelgitleri olan annesi (Wendy Craig) oğullarının bu davranışlarından oldukça tedirgin olmaktadırlar ve okuldan almamaları gerektiği konusunda şüphe duymaya başlarlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Joey’in babası iş için evden ayrılmak durumunda kalır. Evde Joey, annesi ve dadı kalır. Dadı çok uzun zamandan beri onlarla yaşamaktadır. Hatta Joey’in annesi küçük bir kızken de onun dadılığını yapmıştır. ( Joey’in annesini oynayan İngiliz aktrist Wendy Craig oldukça başarılı. Kızını umulmadık bir anda kaybetmenin yarattığı depresif hali oldukça başarılı bir şekilde sergilemiş.) Annesi bir gün gıda zehirlenmesi yaşayınca tüm oklar Joey’e çevrilir; fakat o dadıyı suçlamaktadır. Hatta bir gün komşusuna ( Pamela Franklin) dadının kardeşini öldürdüğünü ve yakında kendisini de öldüreceğini düşündüğü söyler.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-332" title="thenanny5" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2009/02/thenanny5-300x129.jpg" alt="thenanny5" width="429" height="171" /></p>
<p style="text-align: justify;">Filmin yönetmenliğini yapan Seth Holt filmde flashbackleri oldukça güzel bir şekilde kullanmış ve filmde bolca tüyler ürpertici sahne mevcut. Ayrıca Joey’i oynayan küçük oyuncu William Dix de oldukça güzel bir performans sergilemiş. Rolünü büyük bir gerçeklikle canlandırmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin senaryosu Jimmy Sangster tarafından yazılmış. Film Marryam Model’in (Evelyn Piper rumuzunu kullanıyor) yazdığı bir kitap uyarlaması. Yazarın bir diğer kitabı Bunny Lake is Missing de aynı yıl Otto Preminger tarafından çekilmiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Yetenekli yönetmen Seth Holt kariyerine İngiliz Ealing Studios’da, içinde 1945 yapımı Dead of Night antolojisini de barındıran filmlerde yardımcı yönetmen olarak başlamış. Özellikle Hammer Studios’a çektiği eğlendirici thrillerlarla biliniyor kendisi. Holt’un ilk filmi ise unutulmaz bir suç-drama filmi olan Nowhere to Go.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.otekisinema.com/?p=3328">Öteki Sinema</a>&#8216;da yazdığım kendi yazımdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/the-nanny-1965/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

