iyiköfüfilm

9
Şub
2012

Deep Throat (1972)

XXX kategorilerinde yayınlandı.

Deep Throat (1972), Amerikalı yönetmen Gerard Damiano’nun yönettiği kült bir porno filmi. Deep Throat’u aslında sadece bir porno filmi olarak etiketlemek yanlış olur. Vizyona girdiğinde yarattığı sansasyonlarla ve porno endüstrisine verdiği yönle porno film tarihinin mihenk taşı unvanını hak eden bir film.

Deep Throat, olay örgüsüyle, karakterleriyle bir porno film için yüksek sayılabilecek üretim standartlarına sahip olan ilk porno filmlerden biri. Ayrıca sinema tarihinin en çok kazandıran filmi unvanını hala elinde tutuyor. Yukarıda belirttiğim yüksek üretim standardının bir porno film için olduğunu yinelemek gerek. Çünkü dağıtımcılar ve yapımcılar filmden çok umutlu olmadıkları için hiçbir afiş ve tanıtım filmi hazırlanmamıştı.

Filmin konusu ise oldukça ilginç; cinsellikten zevk alamayan bir kadının klitorisinin gırtlağında olduğunu keşfetmesi üzerine kurgulanan filmde Lovelace’ın oral performansı çarpıcı.

Filmin yayınlandığı dönemde filmle ilgili birçok efsanenin ortalarda dolaşması da filmin bu kadar iyi bir gişe yapmasındaki en büyük etkenlerden biri. Filmin bir porno parodisi olduğu, daha önce hiçbir porno yıldızının rolünü bu kadar gerçekçi yapmadığıyla ilgili söylentilerin kulaktan kulağa yayılması da filmin ilgi görmesinde etkili oldu. (daha&helliip;)


8
Şub
2012

Don’t Torture a Duckling (1972)

Giallo kategorilerinde yayınlandı.

Don’t Torture a Duckling, gore’un usta ismi Lucio Fulci’nin yönetmenliğini yaptığı, başrollerinde Florinda Bolkan, Barbara Bouchet, Tomas Milian gibi karakteristik yüzlerin yer aldığı 1972 yapımı bir film. Film aslında yönetmen açısından bir önem taşıyor, çünkü Fulci’nin ilk şiddet efekti içeren sahneleri bu filmle başlıyor ve devamı diğer filmleriyle geliyor.

Hikaye İtalya’nın güneyinde, insanların ritüelleriyle yaşadığı küçük bir kasabada geçiyor. Fakat kasaba çocuklarının başı derttedir. En tanınanlarından üçü seri şekilde öldürülür. Birçok şüpheli vardır; çocukların ‘Big Baby’ diye alay ettikleri röntgenci Giuseppe veya voodoo büyüsü ile haşır neşir Francesco, bir de ilk sahnede kanlı ellerle gördüğümüz kadın Maciara var. Maciara, ölü çocuk doğurmuş ve akli dengesini bu nedenle kaybetmiştir. Maciara ölen üç çocuğun kilden vodoo bebeklerini yapmıştır ve en fazla şüpheyi o çekmiştir. Aslında bir de arsız, kendini reşit olmayan bir çocuğa izleten, şehir kızı Patriza var işin içinde. Acaba hangisi katil? Hepsi sorgulanır fakat sanılanın aksine hiç biri suçlu değildir. Bu trajik ve şiddet dolu hikayenin asıl suçlusu en güvenilen adam mıdır yoksa? Bu sorunun cevabını Fulci sağ gösterip sol vurarak veriyor. Herkes aklı başı yerinde olmayan sosyal anlamda dışlanmış karakterlerden şüphelenir. Bu durum her daim güncel olan bir sorundur. Yönetmen bu durumu vurgulayarak aslında toplumsal bir mesaj da gönderiyor.

Don’t Torture a Duckling seri katil cinayetlerini barındıran bir film; fakat öldürülenler ne seksi kadınlar ne de katilin işine burnunu sokan adamlar. Bu kez çocuklar öldürülüyor ve başladığı andan itibaren bizi suçlu arama cümbüşüne ortak ediyor. Film boyunca, şüpheli birçok çılgın insan karşımıza çıkıyor. (daha&helliip;)


1
Şub
2012

Opera (1987)

Giallo kategorilerinde yayınlandı.

Amerika’da “Terror at the Opera” ismiyle vizyona giren film, 1987 yılında Dario Argento tarafından yazılıp, yönetilmiş bir İtalyan giallo filmi. Başrolleri Cristina Marsillach, Urbano Barberini ve Ian Charleson paylaşıyor.

Film Argento’ya ticari anlamda oldukça getiri sağlamıştır. Zaten filmi de izlediğimiz zaman sinemasal değerini bir kenara bırakıp, “sex-murder” açısından bakılacak olunursa, ticari bir kaygısının olduğunu fark etmememiz mümkün değil. Filmdeki cinayet sahneleri yine filmin genelinde olduğu gibi oldukça başarılı. Filmin türüne yakışır abartılı kamera açıları ve yine abartılı dekorlardan kaçınmamıştır. Şiddet ve müziğin mükemmel uyumu da gözden kaçmıyor ve film boyunca İtalya’nın Rönesans ruhuna yakışır, bir birinden güzel klasik eserleri dinlerken, araya katilin ruhunu yansıtan ve bizi daha da bir telaşa sokan rock soundları girdiğinde tadından yenilmez bir hal alıyor. Opera salonundaki kuşların gözünden çekilmiş sahneler kamera hareketlerinin bir kuş gibi oradan oraya yalpalanması oldukça baş döndürücü, “bu gerilim bitsin de haydi artık odaklansın” diye umutla beklenilebilir. Ayrıca Argento, ilham kaynağı Hitchcock’un röntgenci sinema ruhuna saygı duruşunda bulunmaktan geri kalmamış.

Bir parça da filmin konusuna değinelim. 17 yaşındaki Betty, Verdi’nin Macbeth’indeki (İtalyan besteci Verdi’nin, Shakspeare’in Macbeth’ini temel alarak bestelediği 4 perdelik opera eseri) başrol oyuncusunun ayağını sakatlaması ile bu rolü alma şansı yakalar. (daha&helliip;)


9
Oca
2012

La liceale (1975)

B-Film kategorilerinde yayınlandı.

70’li yılların İtalyan erotik komedi filmleri denince akla gelen isimlerden biri de güzeller güzeli Gloria Guida’dır. Edwige Fenech İtalyan komedilerinin esmer güzeliyse Gloria Guida ise sarışın afetidir.

Edwige Fenech’in “The School Teacher” serisine Gloria Guida ise “La liceale” serisiyle karşılık vermiştir. Serinin başlangıcı olan filmden sonra dört devam filmi daha çekilmiştir.  La liceale serisinde Gloria Guida filmin adından da anlaşılacağı üzere seksi bir lise öğrencisini canlandırmakta. Loredana (Gloria Guida) sınıfının en dikkat çeken kız öğrencisidir ve oldukça yardım severdir. Bu yardım severliği çok da masumane değildir. Arkadaşlarını sözlüye kaldıran öğretmenlerinin dikkatini, verdiği frikiklerle dağıtır ve bu şekilde konsantrasyonu bozulan öğretmenler sözlüye kalkan öğrencilerin dediklerini çok da umursamaz. Dul annesiyle birlikte yaşayan Loredana annesinin sevgilisiyle yaptığı kaçamakları yakalar fakat bunları görmezden gelir.

Genelde Z grade olarak nitelendirilen İtalyan erotik komediler ucuz ve basit olmalarına karşın erotizmi işleyişleri oldukça stilize ve etkileyicidir. La liceale’de izlediğimiz sahneler özellikle Gloria Guida’nın verdiği etek altı sahneleri bence sinema tarihinin en iç gıcıklayıcı sahneleri arasında gösterilebilir. Filmde gördüğümüz lise öğrencilerinin büyük bir bölümünün 30’lu yaşlarda olması ise filmde izleyiciyi rahatsız edebilecek tek olumsuz unsur. (daha&helliip;)


Geçmişten günümüze korku sineması, kendisinden önce gelen gotik edebiyat gibi, karanlık ve bilinmeyen sularda yeni yerler keşfetmeye çalışarak izleyicisine estetik bir doyum yaşatmaya uğraştı. Yolculuk süresince uğranan duraklarda konaklama süresi, popüler sinemadaki üretimi temel alırsak, seyircinin ilgisiyle doğru orantılıydı. Örneğin gotik edebiyatın ilk eserlerinden uyarlamalar, çeşit çeşit canavarlar, zombiler, seri katiller vs. Nihai amaç korku, terör ve ürperme yaratmak olunca, sonsuzluk ve güç gibi kavramları da devreye sokmak gerekiyordu ki aranılan kan, nicedir korku sinemasının anlattığı hikayelerde gizliden gizliye işleniyordu. Spesifik bir inanç sistemi üzerinden dinin, dogmatik düşüncenin, ya da daha cesur bir ifadeyle izleyicinin bilincinde ulvi olanın masaya yatırıldığı korku filmlerinin zamanı gelmişti. Bu yazıyı başlangıç alarak, önümüzdeki haftalarda da film örnekleri ekseninde devam edeceğimiz yazı dizimizde, sözünü ettiğim amaca yönelik kısa ömürlü bir alt türü inceleyeceğiz: Folk horror.

Pagan kavramı bugün genel anlamda semavî dinlerin dışında kalan çok tanrılı dinsel inanışlara sahip birey ve toplumları tanımlamak için kullanılsa da, kavramın arkasında yatan daha az uygarlaşmış olma vurgusunu yok sayamayız. Bununla beraber, uygarlaşmış toplumların irili ufaklı bazı kültürel gruplarının hala geçmişteki pagan inanışlarından kalan birtakım izlerin peşinden yürüdüğünü yadsımak mümkün değil. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni