iyiköfüfilm

23
Ağu
2009

Cemile’nin Kaderi (1979)

Yeşilçam kategorilerinde yayınlandı.

cemile'nin kaderi Dilber Ay60’lı yıllarda doğmuş erkek çocukları Dilber Ay’ı iyi bilir. 60’lı yıllarda doğmuş olmamama rağmen Yeşilçam’ın “Öteki” kadınları her zaman ilgimi çekmiştir.  Cemile’nin Kaderi (1979) Dilber Ay’ın duşta muslukla masturbasyon yaptığı sahne ile bir çok erkeğin hafızlarına kazınmış ve bu sahne ile film cult mertebesine erişmiştir.

Filmin methini duymuş fakat filme bir türlü ulaşamamıştım. İnanılmaz bir şey oldu ve sonunda Cemile’yi buldum. Tamamen tesadüftü bu. Unkapanı’nda bir CD dükkanında CD’leri karıştırırken herhangi bir Dilber Ay filmini almış eve gelmiştim. CD’yi Divx oynatıcıya taktıktan sonra birde ne göreyim: Bu bizim Cemile.

Oksal Pekmezoğlu’nun Lanzo Buzzancha’lı İtalyan komedi filmlerinden uyarladığı “Beş tavuk bir horoz (1974)” filmi ile seks komedileri modası başlıyordu. 1979 yılına geldiğimizde ise Zerrin Doğan’ın başrolünde oynadığı ilk yasal porno filmimiz “Öyle bir kadın ki” filmi ile yepyeni bir kapı açılıyor ve dönemin erotik yıldızları Zerrin Doğan, Dilber Ay, Arzu Okay gibi pek çok kadın oyuncu bu kapıdan içeri istemeyerekte olsa giriyordu. Fakat dönemin sinema sektörüne baktığımızda bu bir nevi zorunluluk gibi bir şeydi de. Dilber Ay bu dönemin yarattığı en ünlü oyunculardan birisidir. 1976 yılında küçük rollerle başladığı sinemaya daha sonra cüretkar rollerde de boy göstererek devam ediyor. (daha&helliip;)


22
Ağu
2009

Katran Bebek (1973)

Yeşilçam kategorilerinde yayınlandı.

katran bebek1Yönetmenliğini Günay Kosova’nın yaptığı film için yönetmenin seks furyasına yumuşak bir geçiş yaptığı  ilk film diyebiliriz. Aynı zamanda Günay Kosova’nın üçüncü yönetmenlik denemesi olan film diğer ilk iki filmi gibi aventür.

Filmi hepsiburada.com adlı alışveriş sitesinden edindim. Açıkçası tipik Yeşilçam erotiklerinden biri çıkacağını düşünürken “trash” sınırlarını zorlayan bir filmle karşılaştım. Daha filmin adından başlıyor merak. “Katran Bebek” acaba filmdeki hatunlar nasıl? Bebek gibi diyor baksana hem Seyyal Taner’de oynuyor filmde ama Seyyal Taner furyayı az filmle ve çok fazla soyunmadan geçiştirdi. Fakat filmde bir diğer erotik yıldızımız Nilgün Ceylan’ı görmek beni gerçekten heyecanlandırdı. CD kabında filmin konusu kısaca özetlenmiş: “Uzakdoğu’dan çok kıymetli ve kutsal bir heykel çalınır…”

Filmin ilk sahnesinde Levent Çakır ve çıplak bir kadın yatağa uzanmış öpüşmektedirler. Filmin bütünüyle alakasız sahnesinden sonra, uzun saçlı (peruk) hippi görünümlü bir adam gerilimli bir müzik eşliğinde etrafa şüphe saçarak dolaşmaktadır. Murat 124 marka araba içinde Seyyal Taner adamı izler. Takip ve heyecan doruktadır.

Derken bizim hippi ve iki adam karşı karşıya gelirler. Uzun uzun bakışıp bir düelloya hazırlanıyor gibidirler.  Hiç konuşmadan bir arabaya biniyorlar. Seyyal öndeki arabayı takip ediyor. Hala filmde tek bir konuşma yok. Aslında böylesi daha iyi çünkü diyaloglar başladığında film başka bir faciaya bürünecek. (daha&helliip;)


sexycommedia

60’lı yıllara bakış ve İtalyan sineması ile Yeşilçam arasındaki benzerlikler:

Dünya sineması 1960’lı yıllardan itibaren değişmeye başlamış ve beyazperdeyi alışılmamış derecede açık erotik filmler doldurmuştu.  1950’li yıllarda Hollywood öyle bir duruma gelmişti ki, filmcilerden oluşan özel sansür anlayışına göre Amerikan filmlerinde bir kadınla bir erkeğin aynı yatağı paylaştıklarını göstermek bile (evli bir çift olsa bile) yasaktı. İşte bu dönemde New York’a sanat açısından büyük  önem taşıyan bir İsveç filmi geldi. Bu filmin öyküsü iki genç arasındaki tatlı bir aşkı içeriyordu. Ama filmin 6 dakika süren bir deniz kıyısı sahnesinde her iki genç çıplak olarak göle giriyor, mutluluk içinde yüzüyorlar ve sonra da kıyıda çırılçıplak sevişiyorlardı. Sevişmeye başlamadan önce genç çocuk bakire olan kıza şöyle bir soru soruyordu: “Bunun ne demek olduğunu biliyor musun?”. Bu soruya genç kız “Evet” diye yanıt veriyordu. Times dergisi bu filme yer verdiği bir yazıda şunları yazdı: “Genç kızın bu sorunun anlamını bilip bilmediğini bilmiyoruz. Ama filmi Amerika’ya getiren şirket söz konusu sorunun yanıtının yaklaşık 10 milyon dolar olduğunu herhalde biliyordur.” Gerçekten de İsveç filmi bu sahnesiyle Amerika’daki gösterimleri sonucunda cinsellik sömürüsüne bir daha engellenemeyecek biçimde adım atılmasını sağladı. Artık piyasaya sırayla çıplaklar kampında çekilmiş filmler, cinselliği ve şiddeti içeren filmler ve gerçek sanat değeri bulunmasına karşın son derece açık sahneleri ve konuşmaları içeren filmler çıkacaktı. 1960’lı yıllara gelmiştik. (daha&helliip;)


erotik-yesilcam1

Zerrin Egeliler sevmediğim tek soyunan kadındı. Nasıl oluyordu da kısa boyuna şişman vücuduna, kalın beline, kısa selülitli bacaklarına rağmen seks sembolü olmuş, ilerleyen yaşına rağmen (40) bir anda yıldızlaşmış, bir senede 60’ın üzerinde film çekmişti. Biz Türkler etobur muyduk? Neydi bu şişman kadın tutkusu?

Başka bir olayda günümüzde yaşanıyor “Köylü kızı” filmiyle ünlenen Yasemin Ünlü’nün iri erkeksi vücuduna rağmen seks yıldızı olarak anılması ve üst üste bir senede 32 film çekmesi enteresan. Üstelik yurt dışından da teklifler yağmaya başlamış bile. Yaşı da 40. Nasıl oluyor da farklı zamanların bu iki kadını çirkin vücutlarına ve ilerlemiş yaşlarına rağmen cazip hale gelebiliyorlar. Yasemin bunu kendi de itiraf ediyor, bir yazısında okumuştum “Benden de seks yıldızı olursa…”diyordu. Erkek milleti olarak sapık olmalıyız ya da estetikten nasibimizi almamışız.

Yine o dönemde Melek Görgün adında bir yıldız vardı. O da soyunuyordu ama farkı, çok ince, zayıf, uzun bacaklı oluşuydu ve bu şişmanca etli butlu kadın tipine pek uymuyordu. Bu yüzden de okadar rağbet edilmezdi. Oysa ben Melek Görgün ve yine benzeri Seher Şeniz hayranıydım. (daha&helliip;)


Arzu, bir gün eve erken gelir. Yaşlı, zengin, göbekli kocasını yatakta başka bir kadınla yakalar. Yakalanan kadın (Nilgün Ceylan) bütün filmlerde aynı biçimde sevişmekte ve aynı biçimde yakalanmaktadırlar.

Basılan kadın rollerinde kadrolu soyunan oyuncular var sanki. Bu kızlar başrol artistleri kadar güzel değillerdir. Şansları iyi gitmemiştir ve seks filmlerinde bile başrole yükselememişlerdir. Oynadıkları sahnelerin çekimleri yarım gün ya da iki saattir.

Çırılçıplak bir otel odasında yatmaktadırlar. Üzerinde beyaz donlu, göbekli kıllı bir adam. Aniden kapı açılır. İçeri polisler girer. Kadın çığlık atar. Çarşafı üstüne çeker. Veya adamın karısı oteli basmıştır. aynın mizansen tekrarlanır. Bitmiştir rol, parasını alır. Evine, oteline,  randevu evine dönecektir. Biraz önce setin ortasında çırılçıplaktır ama şimdi giyinirken odadan herkesin çıkmasını ister. Şimdi belki de öbür sete gidip hizmetçi rolünü oynayacaktır. Hizmetçi kostümü ( siyah mini elbise, beyaz önlük…) kostümcüden kiralanmıştır. Evin erkeğinin tecavüz etmesini bekler. Ya da bu bir mafya patronudur. Hizmetçiler hiç itiraz etmezler bu sevişmelere. Asıl iş çay, kahve sunmak, bulaşık yıkamak, camları silmek değil evin erkeği tarafından taciz edilmektir. Yine kapı açılır. Hanımefendi gelir. Hizmetçi bağırır “Eyvah hanımım!” Gerçek hayattaki hizmetçiler hiç de bu seks filmlerindeki gibi değildir. Kocaları kahvede okey oynarken onlar yaşadıkları varoşlardan iyi korunan köpekli, bekçili sitelere girip akşama kadar çalışırlar. Vücutları pörsümüştür, gayet çirkinlerdir. Hanımefendinin verdiği kıyafetleri üzerlerine geçirdiklerinde gülünç bir palyaçoya dönerler.

erotik-yesilcam (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog