iyiköfüfilm

31
Oca
2013

Toprağın Teri (1981)

Yeşilçam kategorilerinde yayınlandı.

topragin_teriBir kadın, üzerinde beyaz bir elbiseyle köyde koşuyordu, birinden kaçıyordu şüphesiz ya da kendi bile nereye geleceğini bilmiyordu. “Hele bir soluklanayım” dediğinde karşısındaki evin penceresinde duran kadını gördü, kendini… Bu bir ayna değildi, ayna halkı da canlanmamıştı; şaşkınlıkla evin yanında toprağın içinden çıkan elleri gördü. Siyah eller yavaş yavaş toprağın terini silmeye hazırlanırcasına evi sarmaladı. Kadın, penceredeki kendisiyle birlikte ellerin, evi yıkmasına karşı haykırdı. Uyandığında ise uçak koltuğunda uyuya kalmış “Leydi deme bana” Güngör Bayrak’tan başkası değildi…

Toprağın Teri, yönetmenliğini 1986 yılında vefat eden Natuk Baytan’ın yaptığı, efsanevi açılış sahnesine sahip bir film. Başrollerini Fikret Hakan, Güngör Bayrak, Bulut Aras ve Erol Taş’ın paylaştığı film, Türk Sineması’nın önemli klasiklerinden biri.

Gerilim, dram, çok az da olsa slasher havasında gezinen bu güzide eserin konusu ise şöyle: Amerika’dan eşi (Güngör Bayrak) ve çocuğu ile köyüne dönen mühendis Hasan (Fikret Hakan), burada bir fabrika kurarak köylülere yardımcı olmak niyetindedir. Girişimci ruhlu olmayan köy ağası Salih (Erol Taş), “eski köye yeni adet gelmez” diyerek sorun çıkarır, bundan sonra hiç bir karakterin yolu yol değildir.

“Seni Ben Ellerin Olsun Diye Mi Sevdim” makamında, David Lynch’i aratmayacak açılış sahnesi filmin en önemli sahnesidir. (daha&helliip;)


5
Ağu
2011

Yılmayan Şeytan (1973)

Yeşilçam kategorilerinde yayınlandı.

Trash sinemanın en sevdiğim alt türlerinden birisi 1970’lerin Türk filmleridir. Aşırı coşku ve ciddi bir para açığıyla, incelikten uzak ve telif hakkı yasalarını takdir edilesi bir gamsızlıkla hiçe sayarak, Dünyayı Kurtaran Adam (The Man Who Saved The World [Turkish Star Wars], Şeytan (Turkish Exorcist), Tarkan ve diğer pek çok film ile bize unutulmaz anlar yaşatmıştır. James Bond ve süper kahraman filmlerini andıran gizemli bir film niteliğindeki Yılmayan Şeytan ya da The Deathless Devil günümüz eleştirilerine maruz kalan diğer bir filmdir. Ayrıca film Amerikan yapımı Mysterious Doctor Satan (1940) adlı 15 bölümlük serinin bir uyarlamasıdır.

Yılmayan Şeytan 12 bölümlük bir Amerikan dizisini konu alıyor ve bu hikâyeye belirli bir oranda bağlı kalmaya çalışıyor. Sonuçta ortaya çıkan film sıkıcı kısımları atılmış bir TV şovu gibi yayınlanıyor. Filmin her on dakikasında yaşanacak farklı bir macera ve durdurulması gereken kötü bir karakterle karşılaşılıyor; ancak bu uğraşların hiçbiri filmin sonuna kadar başroldeki kötü karakterin gerçekten yenilmesini sağlamıyor. Bu tarz filmlerde daima harcanabilir fedailer olan kötü karakterin yandaşları bile yeniliyor, tekrar canlanıyor ve bir sonraki macerada iyi adamla dövüşmeye devam ediyorlar. Ancak Yılmayan Şeytan’ın konusu hakkında konuşmak bir noktayı tamamen kaçırmamıza neden olacaktır. (daha&helliip;)


Çok fazla kişi tarafından bilinmemekle birlikte, 50’lerden itibaren yüz nakli ile ilgili filmler büyük bir gelişme göstererek korku sinemasının bir alt türünü oluşturdu. Georges Franju’nun Les Yeux Sans Visage (1960) isimli filmi ile başlayan gelişme, Jess Franco’nun Awful Dr. Orloff (1962) ve Riccardo Freda’nın Double Face (1969) isimli filmleriyle devam etti. 1974 yılına gelindiğinde ise yönetmenliğini Yılmaz Duru ve Sergio Garrone’nin yaptığı, başrollerinde ise Klaus Kinski, Katia Christine’nin yanı sıra Ayhan Işık ve Erol Taş’ın yer aldığı La Mano Che Nutre La Morte / Evil Face ya da Türk versiyonundaki ismiyle Ölümün Nefesi bu türe bir katkıda bulundu.

Filmin konusuna gelecek olursak kısaca şöyle: Alex (Ayhan Işık) ve eşi Masha (Katia Chrsitine) bir araba kazası geçirirler. Bu kaza sonrası çılgın bir bilim adamı olan Nijinsky’nin  (Klaus Kinski) yaşadığı yere kaldırılırlar. Nijinsky yüzü yanarak deforme olmuş kendi eşini eski güzelliğine getirebilmek için Masha’nın yüzünden doku nakli gerçekleştirir. Ameliyat sonrasında artık Masha’nın yüzüne sahip olan kadın, kendi kocasını bırakıp Alex’le birlikte olmaya başlar ve kocasını öldürmek ister. Karısının bu vefasızlığı sonucu intikam almak isteyen Nijinsky bir yangın çıkarır. (daha&helliip;)


23
May
2009

Kadın Düşmanı (1967)

Giallo Yeşilçam kategorilerinde yayınlandı.

kadin-dusmani

Yeşilçam filmlerine göz attığımızda korku filmlerine olan ilginin(!) sınırlı sayıda birkaç filmden ibaret olduğunu görüyoruz. Yeşilçam’ın dönemin büyük sektörlerinden biri olmasına karşın korku türüne olan ilgisizliğinin nedeni ticari kaygılar ve teknik yetersizliktir. Benim fikrime göre ise en önemli neden Türk seyircisinin korku filmlerine olan ilgisiz tutumudur. Ya da şöyle ifade etmek daha doğru olur ki, Türk seyircisi dünyadaki trendleri büyük bir ilgiyle takip ederken (korku filmleri) Türkiye’de yapılan ilk örneklerine çok fazla rağbet göstermemiş ve bu da sektörün korku filmlerine olan eğilimini engellemiştir. Bunun yanı sıra sektör Avrupa ve Amerika’dan ithal süper kahraman fantastik filmlerine yer verirken sıra az da olsa korku filmlerine gelmiştir. Bunlardan ilki 1949 Aydın Arakon yapımı Çığlık filmidir ve ardından gelen film ise Drakula İstanbul’da dır.

(daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni