iyiköfüfilm

16
Nis
2014

Lifespan (1975)

Bilimkurgu Filmleri İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

lifespanposterTina Aumont‘ın yaptığı her şey izlenebilir niteliktedir. Bu etkileyici kadın 70’lerin Eurocult yıldızları arasında en güzellerinden biridir ve her ne kadar Edwige Fenech‘in popülaritesine erişememiş ya da bu popülerliği koruyamamış olsa da hala hayranları vardır. Tam anlamıyla nefes kesici ve oynadığı filmlerden bazıları üzerine konuşmaya değmeyecek olsa da ekrandaki duruşu ile göz alıcı bir kadın Tina Aumont. Aynı şey Klaus Kinski‘nin son dönem çalışmaları için de söylenebilir (tabi nefes kesici göründüğü için değil ama ekrandaki duruşu için). O da birçok kötü filmde rol aldı ama onu izlemek her zaman ilgi çekiciydi ve rol aldığı filmlere her zaman o özel ‘şeyi’ katmayı başardı.

Lifespan, Aumont ve Kinski’nin merhum Hiram Keller (Seven Death’s In A Cat’s Eye ve Satyricon‘dan hatırlayacaksınız) ile birlikte başrolleri paylaştığı, bir Amerikan tarafından yönetilmiş, Alman ve Hollandalı yapımcılar tarafından da desteklenmiş 1974 yapımı bir arthouse/bilim kurgu/exploitation hibrididir. Yukarıda söz edilen iki oyuncu gibi bu ilginç film de her ne kadar çoğu film eleştirilirken baz alınan standartlara göre çok harika bir film olmasa da o özel ‘şeye’ sahip -ama kendi çapında oldukça harika ve şimdi DVD’si yayınlandığına göre yeniden değerlendirilmeyi hak ediyor.

Dr. Ben Land (Keller), ABD’den yaşlanma ya da gerontoloji üzerine araştırmalar yürüten Dr. Linden ile birlikte çalışmak için Avrupa’ya giden bir bilim adamıdır. Linden öldüğü zaman yerini doldurmak Land’e düşer ve merakına yenik düşerek Linden’ın notları ve eşyalarını karıştırmaya başlar. (daha&helliip;)


5
Eki
2011

Giallo ve J&B

Giallo Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

Edwige Fenech ve George Hilton ne zaman ciddi bir konuşma yapsalar, kendilerine hemen bir bardak viski doldurur.

Susan Scott ise yatağında keyif yaparken viskinin yanında bir de sigara yakar.

Zaman zaman Luc Merenda’yı da elinde viskiyle görmek mümkün.

Franco Nero’nun araba kullanırken viski içmeyi ne kadar sevdiği aşikar.

Anita Strindberg ve Florinda Bolkan’ın elinden çılgın partiler sırasında viski düşmez.

Jean Sorel’ın viski tutkusundan bahsetmeye gerek yok. (daha&helliip;)


29
Nis
2011

Edwige Fenech’li The School Teacher Serisi

B-Film kategorilerinde yayınlandı.

The School Teacher Collection, Edwige Fenech’in başrollerinde oynadığı üç İtalyan erotik komedi filminden oluşan bir seri. İlk film The School Teacher / L’insegnante (1975), ikincisi The School Teacher in College / L’insegnante va in collegio (1978) ve serinin son filmi ise The School Teacher in the House / L’insegnante viene a casa (1978).

The School Teacher / L’insegnante (1975)

Serinin ilk filminin yönetmeni Nando Cicero. Başrolde güzel oyuncu Edwige Fenech’in yanı sıra Vittorio Caprioli ve Alfredo Pea oynuyor. Filmin konusu ise kısaca şöyle: Giovanna Pagaus (Edwige Fenech), Franco’nun (Alfredo Pea) özel öğretmenidir. Bu seksi ve güzel öğretmen karşısında duygularına engel olamayan Franco, öğretmenine aşık olur. Hatta ona daha da yakınlaşabilmek için gay olduğunu bile söyler. (daha&helliip;)


6
Nis
2011

All the Colors of the Dark (1972)

Giallo kategorilerinde yayınlandı.

İşgüzar İtalyan istismar film yönetmenlerinin, birçok iyi yapımların rip-offlarını yaptığını biliyoruz. Roman Polanski’nin 1968 yapımı filmi Rosemary’s Baby de yönetmen Sergio Martino’ya bu filminde ilham kaynağı olmuş.  Fakat All The Colors of the Dark’da olaylar bir giallo altyapısında gerçekleşiyor ve yönetmen de ustalığını konuşturarak çok başarılı bir iş çıkarıyor. Filmin saykodelik rüya sahnesi ile olan açılışı, giallonun tüm unsurlarının ustaca filme yerleştirilmesi ve tabii ki güzel oyuncu Edwige Fenech’in varlığı filmi sadece bir rip-off olarak değil özgün bir sinema filmi olarak sunuyor.

All the Colors of the Dark (Tutti i Colori del Buio) belki de yönetmen Sergio Martino’nun en ilginç filmlerinden birisi. Geleneksel anlamda bir giallo değil, nev-i şahsına münhasır bir film. Senaryo ile giallo unsurların bir araya gelmesi ile sıra dışı bir film çıkmış ortaya. Tabi bunda yönetmen Sergio Martino’nun yanı sıra senarist Ernesto Gastaldi, filmin müziklerini yapan Bruno Nicolai ve oyuncuların büyük payı var. Giallo’nun “Altın Çifti” olarak tanımlanan Edwige Fenech ve George Hilton başrollerde. Bu iki oyuncu dışında filmde Nieves Navarro (ya da bilinen bir diğer ismi ile Susan Scott) ve korku ve istismar sineması izleyicisinin Bava’nın Planet of the Vampires, Martino’nun Your Vice is a Locked Room and Only I have the Key, Umberto Lenzi’nin Man From Deep River ve bunun gibi daha birçok filmden hatırlayacağı Sırp asıllı İtalyan oyuncu Ivan Rassimov yer alıyor. (daha&helliip;)


10
Tem
2010

İtalyan Giallo Filmleri

Giallo Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

Bu yazıda Giallo’nun İtalyan sinemasında gösterdiği gelişimi ve döneminin popüler türünün neden yıldan yıla farklılık gösterdiğini, Giallo’yu başlı başına bir tür olarak ele alıp, işlediği konuları, sinema tarihinde gösterdiği gelişimi aşağıda anlatmaya çalışacağız.

Tür Konuları

1929’da Milanese Publishing Mondadori büyük bir promosyon kampanyasının bir parçası olarak belirgin biçimde gizemli hikayeleri konu alan sarı ciltli ve bu sebeple İtalyanca sarı anlamına gelen giallo olarak adlandırılan bir dizi kitap yayımladı. Bu eserler esasen Sherlock Holmes’un İngiliz ‘’rasyonel-sonuç’’ hikayelerinden ithal edilen çeviriler ve Edgar Allen Poe modeli üzerine kurulu yirminci yüzyıl başlarının Amerikan yarı-fantastik cinayet gizemlerinden oluşmaktadır.

1929’dan önce, dedektiflik kavramı İtalyanlarca tanınan bir şey değildi ancak bu keşif, gizem ve araştırma eserlerinin tedavülde olmadığı anlamına gelmiyor. Gialli’nin yayımı 1930 ve 1940’larda arttı ancak 1940’ların “katı” dedektif hikayelerinin Amerika’dan ithali ve çevirileri Mussolini tarafından bozucu etkileri ve suçun çekici hale gelmesinin “iradesiz” İtalyanlar üzerinde olumsuz etki yaratacağı gerekçesi ile derhal yasaklandı.

Çok geçmeden İtalyan yazarlar ilk İngiliz ve Amerikan rasyonel düşünce ve mantıksal çıkarım modelleri üzerine kurulu İngilizleştirilmiş takma isimlerle kendi giallilerini yazmaya başladı. Ancak savaştan sonra, öncelikli olarak Leonardo Sciascia’nın eserinde gerçek bir İtalyan roman modeli ortaya çıkmaya başladı. Sciascia sadece kendi önemli giallisini (Il giorno della civetta [The Day of the Crow] ve A ciascuno il suo [To Each His Own])yazmadı; aynı zamanda İtalyan giallosunun özgünlüğü ve başta Gramsci’nin tarafında olan İtalyan entellektüeller tarafından ciddiye alınmasının gerekliliği üzerine 1950’lerde iki tartışmalı makale yayımladı. Günümüzde, Umberto Eco’nun 1984’te yayımlanan Il nome della rosa (The Name of the Rose) adlı eseri İtalya dışında tanınan en ünlü ve prestijli gialli eseri olmakla birlikte, gialli halen İtalyanlar tarafından yazılmaya devam etmektedir. Bunların yanında, Thomas Harris, Patricia Conrwell gibi diğer birçok romancının sayısız İtalyanca çevirisi bulunmaktadır. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni