iyiköfüfilm

Kılıç ve Sandalet filmleri olarak da bilinen Peplum (ya da pepla plural) İtalyan film endüstrisini 1957’den 1965’e kadar etkisi altına almış olan ve 1965’te yerini sonunda “Spagetti Western” lerine bırakan, çoğunlukla İtalyan yapımı, tarihsel ya da hristiyan destanlarını anlatan bir film türüdür. Tıpkı Spagetti westernler nasıl Holywood westernlerinin düşük bütçeli versiyonlarıysa Pepla da zamanın büyük bütçeli Holywood yapımı tarihsel destan filmleri (Spartacus, Samson and Delilah ve The Ten Commandments gibi) ile yarışmaya çalıştı. “Peplum” (romalıların giydiği giysilere denir) ve “kılıç ve sandal” terimleri film eleştirmenleri tarafından küçümsendi. Peplum filmleri “Clash of the Titans” ya da “King of Kings” gibi Holywood ya da İngiliz filmlerini kapsamaz (aynı şekilde “Spaghetti Western” türü “High Noon” ya da “The Outlaw Josey Wales” gibi Hollywood westernlerini de kapsamaz). D.W.Griffith’in 1916 tarihli “Intolerance” filminde olduğu gibi Holywood yönetmenleri tarihsel destanları dramatik çatışmalar ve gerçekçi ana karakterler ile zenginleştirerek anlatırken Peplum, gerçek tarihsel bir olayı ya da İncildeki bir olayı ele alarak onu basit, çizgi romansı bir kahramanlık macerasının arka planı haline getirerek kullanır. Pepla filmleri klasik ya da ortaçağda geçen mitoloji, efsanevi Yunan-Roman tarihi ya da o zamanın güncel kültürleri (Mısırlılar, Asyalılar vs gibi) gibi konular içeren İtalyan macera ya da fantastik filmlerdir. (daha&helliip;)


felaketfilmleri

Alexandre Mitta’nın L’Equipage adlı filmi, “ilk Sovyet felaket filmi” reklam sloganıyla 24 Mart 1982’de Paris’te gösterime çıktı. Sonuç önceden tahmin edilebileceği gibi, iki haftada, ancak 1064 biletin satılabilmesi oldu. Bundan iki yıl önce, 14 Mayıs 1980’de gösterime sokulmuş ve gösterişli bir “hasılat” yapmış olan (8 haftada 26.617 bilet), Amerikalı Billy Hale’in dizi filmi S.O.S. Titanic, hala “zafer saatlerini yaşayan” bir türün artık alacakaranlığa girdiğini haber veriyordu. bu 1970’lerden başlayarak 10 yıl boyunca karanlık sinema salonlarını dolduran bir akıma eklenen son filmdi. 10 yıl içinde, 30 kadar film, dayanılmaz sinema çekicilikleri içeren gösteriler sunmuştu. 4,5 milyona yakın Parisli, sonunda kurtulabilen gemi yolcularını, parçalanıp ezilen büyük uçukları, alevler içinde yanan kuleleri ve depremden göçüp yerle bir olan Los Angeles kentini seyredebilmek için seferber olmuştu. Sinemada yeni bir tür doğmuştu ya da en azından buna inanılıyordu.

“Films- Catastrophe-Felaket Filmleri”, gündelik bir gerçek haline dönüşmüştü. Vaktiyle Herkül’lü Antik Çağ filmlerine ya da Spaghetti Western’lerinde olduğu gibi, giderek esin yoksunluğundan bu “tür” de ölmüştü ve tabii ki seyircisi de tükenmişti. Tıpkı Antik Çap filmlerinin en gözalıcı ürünü Ben-Hur’la Spaghetti Western’in doruk noktası sayılan Once Upon A Time In The West (1968) gibi, “felaket filmleri”de türün kusursuz örneği The Towering Inferno (1974) meydana getirmişti. Kimilerinin horladığı, kimilerinin de türün doruğu saydığı bu film, şimdilerde beyaz perdeden silinen bu türün en parlak örneği olarak duruyor. (daha&helliip;)


İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni