iyiköfüfilm

16
Ağu
2011

Çirkin Dünya (1974)

Yeşilçam kategorilerinde yayınlandı.

Bazı filmleri unutamazsınız. Yıllar geçtikçe bunu daha iyi anlarsınız. Çirkin Dünya da bu tarz filmlerden biri. 90’lı yılların başında video döneminde izlediğim film, 2000’li yılların başında TV’de de birçok kez gösterildi. Tam bir İstismar Sineması örneği olan film bence Yeşilçam’ın doruk noktalarından biri.

Yönetmenliğini Osman F. Seden’in yaptığı film yurt dışında meraklıları arasında da oldukça popüler. Last House in Istanbul, A Clockwork Orange Gang gibi isimlerle bilinen film yine 70’li yıllarda İtalya’da La Gang Dell’Arancia Meccanica adıyla sinemada gösterilmiş. Hatta filmin tanıtımında ve afişinde yönetmen dahil oyuncuların da isimleri İtalyanca yazılmış. İnternette filmle ilgili yapacağınız araştırmaların çoğunda filmin A Clockwork Orange’dan esintiler taşıdığı belirtilse de iki filmdeki tek ortak noktanın içerdiği şiddet olduğunu göreceksiniz. Zaten A Clockwork Orange etiketi de tamamen bir İtalyan aldatmacası.

Filmimiz “Akrep” (Savaş Başar) liderliğindeki üç kişilik bir serseri grubunun genç bir çifte saldırdığı sahneyle açılıyor. Akrep, Deve ve Kedi lakaplı serseriler polisin gelmesiyle olay yerinden hemen uzaklaşır. Çevredeki bir evi gözlerine kestirirler ve beyazperdede yüzlerce kez izlediğimiz bir klişeyle evin zilini çalıp yardım isterler. Eve zorla giren Akrep ve ekibi evine girdikleri aileye korku dolu saatler yaşatacaktır. Yaşantısından anlayacağımız gibi evin erkeği zengin bir doktordur. Karısı Selma rolünde ise bütün güzelliğiyle Hülya Koçyiğit arz-ı ednam etmektedir. (daha&helliip;)


31
Eki
2010

SS. Sunda Röportajı

Röportaj kategorilerinde yayınlandı.

SS. Sunda (Sandro Yassel Spazio) ile Metin Demirhan’ın blogu sayesinde tanıştım. Blogdaki eski yazıları okurken Metin Demirhan’ın SS. Sunda ile yapmayı planladığı bir röportaj fikri olduğunu ve bunun maalesef gerçekleşemediğini öğrendim. Bu yarım kalmış projeyi hayata geçirmek istedim ve SS. Sunda’ya bir mail attım. Kendisi uzun süre Türkiye’den bir haber alamadığından oldukça şaşırdı ve mutlu oldu. Metin Demirhan’ın ölüm haberini aldığında da bir o kadar üzgündü, ilk verdiği tepki ise “fuck!!! He was too young!” oldu. Metin Demirhan’a yollamış olduğu promo DVD’sinin bende olduğunu öğrenince ve sıkı bir Killing fanı olduğumu duyunca, belgeselinin bir kopyasını bana göndermek istediğini söyledi ve röportaj teklifimi kabul etti. İşte o röportaj…

Tolga D.: Merhabalar, öncelikle bize biraz kendinden bahseder misin?

SS. Sunda: Kendimi yarı underground karikatürist, yarı da bağımsız film yönetmeni olarak tanımlayabilirim. Çizgi romanları ve film izlemeyi çok severim, fakat ilüstrasyonlar ve belgeseller pek ilgi alanıma girmez ama arada atıştırmalık almak gerek..

T.D. Yönetmenliğe nasıl başladın?

SS. Sanırım 1999 yılıydı, arkadaşlar arasında yaptığımız bir şaka neticesinde başladım. Birkaç kısa gore porno filmi yaptım.

T.D. Peki The Diabolikal Super Kriminal belgeseli fikri nasıl ortaya çıktı?

SS. O sıralar uzun metraj bir film çekmek için gerekli paraya sahip değildim ancak yapımcılığını kendimin üstelendiği bir belgeselin altından kalkabilirdim. Bu belgesel için de “Killink/Killing/Sadistik” karakterini seçtim. İtalya’da çoğu kişi tarafından hatırlanmıyorduda. Sanırım sadece Türkiye ve Arjantin’de bu “Suçun Kralı” karakter için daha ciddi ve tarihsel anılar var. The Diabolikal Super Kriminal pahalı bir çalışma oldu aslında ama tabii ki bir kurgusal yapımı düşününce ucuz olduğunu söylemem gerek. (daha&helliip;)


İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni